Bir gün birileri gelir,bir karar verir ve senin özelini senden alır?
Canım sıkılıyor blogcum...Aç kapa,aç kapa?Yaz,yayınlayama...Onca anı,iyi/kötü yazı...Fotoğraf,yorum,paylaşım.
Bugün var,yarın yok...Gerçi şimdi açık/açıldık ama yarın ne olacağının garantisi yok?...
Hani insan kaybettiğinde daha çok farkına varır ya...
Meğer ne önemliymiş,değerliymiş benim için?'in sorgusunu yaparya için,için...
Sonuçta hayatımın,hayatımızın yaklaşık dört yılı....
İşte hem onun,hem sizin,hem benim için...Artık ciddi,ciddi düşünüyorum 'com' almayı....
Ama en çok da zuzularım için istedim,malum daha önce paylaşmıştım bu düşüncemi,artık büyüdüler 'zuzu' hitabi biraz garip kaçıyor diye?:) Bu vesile ile hem yazılarım/anılarım sağlama alınmış olur...Hem de isim değişikliği yapabilirim diye düşünüyorum...
Düşündüğüm isim;ÇİFTE KAVRULMUŞ HAYAT...
Olur mu? Bir problem çıkar mı isimle ilgili bilmiyorum?...
Umarım uygun olur...Seviyorum Çifte Kavrulmuş olmayı:))))
Yani kısaca,yasaktı,zamansızlıktı,heves kaçmasıydı,kış bunalımıydı,bahar neşesiydi artık adına ne derseniz?
Ben sadece değişiklik istedim aslında....Sil baştan olmasa da....
Bir de meraktayım?
''com'' olunca da sever misiniz beni?:)
BLOG DOSTLUĞU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BLOG DOSTLUĞU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Mart 2011 Cumartesi
6 Mart 2011 Pazar
TEYZEE,AMCAA BİR 'İMZA' VER!..BLOGLAR KAPATILMASIN!
Hepimiz birimiz....
Birimiz hepimiz için...
Bir imza da siz atın lütfen!
http://www.blogumadokunma.com/
BLOĞUMA DOKUNMA!!!!!!
3 Mart 2011 Perşembe
SESİMİ DUYAN VAR MI?
Yoksunuz....Bütünün/bütünümün parçaları eksik kaç gündür...Ben eksiğim....Siz eksiksiniz!:(
Kimisi açık,kimisi kapalı blogların...İçime sinmiyor,boşluktan geri geliyor sanki sesim ama yazmazsam da iyiden iyiye kaplayacak benliğimi bu garip '''yenilmişlik ve küslük'''duygusu?..
Sebebini bildiğimiz,tepkisini verdiğimiz ama kendimiz çalıp,kendimiz söylediğimiz şarkılar gibiyiz...
Sesimi duyan var mı?
Kimisi açık,kimisi kapalı blogların...İçime sinmiyor,boşluktan geri geliyor sanki sesim ama yazmazsam da iyiden iyiye kaplayacak benliğimi bu garip '''yenilmişlik ve küslük'''duygusu?..
Sebebini bildiğimiz,tepkisini verdiğimiz ama kendimiz çalıp,kendimiz söylediğimiz şarkılar gibiyiz...
Sesimi duyan var mı?
1 Mart 2011 Salı
ZULMÜNÜZ ARTSIN!..
Anadolu'da zalim ağalara,padişahlara vs.hak yiyenlere,haksızlık edenlere,emeği hor görenlere karşı bir sitem,bir yakarış varmış...
'ZULMÜN ARTSIN Kİ TEZ YIKILASIN!'...derlermiş...
Zulmün artsın ki;Köşeye sıkışasın,daha çok yanlış yapasın,
Yanlış yaptıkça;Çaresiz kalasın,
Çaresiz kaldıkça;Daha da zalimleşip,kendi sonunu kendin hazırlayasın!
Ne diyeyim?;ZULMÜNÜZ ARTSIN!
Ne olur, ne olmaz...Olmaz ise yine bu sayfalardan,ama eğer olur ise;
ZUZULARIN ANNESİ olarak değil!...
ÇİFTE KAVRULMUŞ HAYAT adı altında aşağıdaki adresteyim...
http://zuzu2004.wordpress.com/
Ps:bir garip yedek mekan,hiç hoşuma gitmedi?Tatsız,tuzsuz!...
Düzenlemek veya bir şey yazmak istemedim...Dilerim kullanmamıza gerek kalmaz!
Etiketler:
BİR ŞEY YAPMALI,
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
BUNLARI SEVMEDİM
25 Şubat 2011 Cuma
KİM DEMİŞ KELİMELERİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ YOKTUR DİYE?:))
Özet: Bir gecede değişir işler ve bir hecede yenilenir gülüşler, adı: AŞK!:)))))
Blog yazmak güzeldir;kelimelerin tesellisine sığınırsın...
Blog yazmak güzeldir,duygularını dökersin,sevincini,derdini,sıkıntısını paylaşırsın....
Blog yazmak güzeldir;Tanıdığın/tanımadığın ama bir gün yüz yüze gelmek ve gerçekten tanışmak için can attığın bir sürü güzel yürekten dualar alır,güzel sözler duyarsın...Gülersin,gülümsersin...Bazen en yakınından daha yakın gelir kelimeleri, için titrer mutluluktan ağlarsın...
Blog yazmak güzeldir...Yazdıkça kendini tanırsın.
Ve blog yazmak güzeldir...Belki zamansızlıktan,belki günün karmaşasından dile getiremediklerini yazarsın...
Sonra koca olarak seçtiğin ama seni hiiiiç kocatmayanın, tutar elinden alır götürür şarkını söylemen için( bknz:bir önceki post)hamama! oradan da masaja ooooffff offf:))
Yani diyeceğim o ki;Blog yazmak güzeldir,çoook güzeldir hemde:)))))
Ps:Gece kuşu oldum,herkes yattıktan sonra ancak uğruyorum mekana...Aslında gün içinde pc.açık, bakıyorum arada ama?.....Birazda Twıtter çıktı,blogger bozuldu hali üzerimde sanki?:(
Kısa cümlelerle günü geçiştiriyorum...Oraya laf yetiştirip,buraya yetişemiyorum...Burada hüzünlü kalmışsam en son postumda,ertesi günü orada neşeliysem eğer bu seferde sanki sizi aldatıyor muşum gibi geliyor?...
Yani anlayacağınız benim meşhur ikiz vicdanım her yerde işliyor:)))
Halbuki meşhur tarla sahibi bir amcanın topraklarını gösterirken dediği gibi;
ORALAAAAA,BURALAAAAA HEP BİZİM OLUYOOOO:))))
Burası ilk göz ağrım,vazgeçemediğim ama benimle Twıtter'da da cıvıldamak isterseniz oraya da beklerim...
TIK TIK.... Kimooooo?:))
Blog yazmak güzeldir;kelimelerin tesellisine sığınırsın...
Blog yazmak güzeldir,duygularını dökersin,sevincini,derdini,sıkıntısını paylaşırsın....
Blog yazmak güzeldir;Tanıdığın/tanımadığın ama bir gün yüz yüze gelmek ve gerçekten tanışmak için can attığın bir sürü güzel yürekten dualar alır,güzel sözler duyarsın...Gülersin,gülümsersin...Bazen en yakınından daha yakın gelir kelimeleri, için titrer mutluluktan ağlarsın...
Blog yazmak güzeldir...Yazdıkça kendini tanırsın.
Ve blog yazmak güzeldir...Belki zamansızlıktan,belki günün karmaşasından dile getiremediklerini yazarsın...
Sonra koca olarak seçtiğin ama seni hiiiiç kocatmayanın, tutar elinden alır götürür şarkını söylemen için( bknz:bir önceki post)hamama! oradan da masaja ooooffff offf:))
Yani diyeceğim o ki;Blog yazmak güzeldir,çoook güzeldir hemde:)))))
Ps:Gece kuşu oldum,herkes yattıktan sonra ancak uğruyorum mekana...Aslında gün içinde pc.açık, bakıyorum arada ama?.....Birazda Twıtter çıktı,blogger bozuldu hali üzerimde sanki?:(
Kısa cümlelerle günü geçiştiriyorum...Oraya laf yetiştirip,buraya yetişemiyorum...Burada hüzünlü kalmışsam en son postumda,ertesi günü orada neşeliysem eğer bu seferde sanki sizi aldatıyor muşum gibi geliyor?...
Yani anlayacağınız benim meşhur ikiz vicdanım her yerde işliyor:)))
Halbuki meşhur tarla sahibi bir amcanın topraklarını gösterirken dediği gibi;
ORALAAAAA,BURALAAAAA HEP BİZİM OLUYOOOO:))))
Burası ilk göz ağrım,vazgeçemediğim ama benimle Twıtter'da da cıvıldamak isterseniz oraya da beklerim...
TIK TIK.... Kimooooo?:))
Etiketler:
AŞKIM,
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
HATIRDA KALSIN,
TWITTER
19 Ocak 2011 Çarşamba
DÜNDEM...
Dün dünde kaldı,o yüzden çok bir şey yazmak istemiyorum şu an...En azından kalbimde hissettiğim çokluklara yada yokluklara bir çare buluncaya kadar...
Bulursam söylerim...Bulamazsam zaten yine yana yakıla döner durur buralarda cümlelerim...
Dün;Komşu/kahve...Dost/çay...Çocuk/koca/ev halleri...?
Bugün;Sabah TEGV deki minik canlar...
Öğleden sonra okudukça,okutan beni alıp götüren blogcanlar...Ki her bir yorum şu gönlüme nakış gibi işledi çünkü hepsi benim için plesebo etkisi...(Ve evet ben kalbimde birikenlerle şimdiki ben oluyorum belki de?)
Ve dahi kitaplar ve müzik...Ve bir puzzle ki hiç bir şey düşündürtmeyen!?
Sonuç;İYİYİM!?...Vallahi... İroni yapmıyorum, en azından şu anda bu satırları yazarken öyle hissediyorum.
Bu da böyle biline!
İnanmayan tez bu bloğu terkede!
( Hep Plasebo etkisi olacak değilya canım...Bu da Muhteşem Sülüman etkisi:)
Etiketler:
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
BUNLARI SEVDİM,
DÜNDEM,
GÜNLÜK,
İÇ SES,
ŞİİR
19 Ocak 2011 Çarşamba itibariyle güneş bizim evin oradan böyle doğdu...
Yani çok şükür ki;Güneş bugün de doğdu...Sıcaklığı,enerjisi,sevinçi,umudu,direnci ile birlikte....
Peki aşkın tek bir yüzü/şekli olduğunu kim söylemişti ki?:)
Kuru, tek,dikenli bir dal...
Biraz suluyorsunuz,biraz güneşe koyuyorsunuz,biraz muhabbet,
biraz cesaret,çokça sevgi,çokca ilgi yeşerip,çiçekleniyor...
Dönüşü hem kendine hem size mutluluk veriyor:)
Keyifli, umutlu, mutlu bir güne açılsın sabahımız...(Handan?)
:)))))
Ps:
-Yorumlarınız için ne desem?
Seviyorum hepinizi:)
-Öğleden sonra döneceğim kısacık bir ara...
Çünkü şimdi TEGV zamanı...
Etiketler:
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
FOTOĞRAFLARIM,
GÜNLÜK,
TEGV
10 Ocak 2011 Pazartesi
YİNE ÖDÜLLENDİ, BLOG SAYFALARIII:))
Sevgili İçimden Geldiği Gibi....
''Gülümseten bloglar ödülü'' için beni de seçmiş...Bu sayede ben de gülümsedim Ebru'cum:)
Çok naziksin,çok teşekkür ederim:))
Sevgili Asya Selda 'm...Ne desem?Bayıldım..Elinize emeğinize sağlık...Severim sizi anne-kız:)
Sana da çok teşekkür ederim arkadaşım,zevkle kullanacağım:)) (mesajımı aldın mı?)
Ve sevgili Nehir İda yandaki bu güzel ödül için beni de seçmiş...Çok teşekkür ediyorum güzel yürek,mutlu oldum,çok incesin canım:))
Ve,telefonlar,yazışmalar,çoğalmalar,çoğaltmalar?:)(şışşt decoder?:) Siz,hepiniz,hepimiz...
Ne diyeyim?İyi ki buradayız,iyi ki varız:))
Neredeyse unutuyordum...Nehir İda'dan aldığım ödülü benimde 10 kişiye vermem gerekiyormuş...
(Biliyorsunuz gönül herkesi sevindirmek ister ama kurallar böyle?:))Başladım,sırlama yok, karışık;
-Lale'ninBahçesi
-Bir
-Meyra'nın Gemisi
-İçimden Geldiği Gibi
-Yaşamın Kıyısında
-Kaymaklı Kadayıf
-Gece
-Öykü
-Kendimi Arıyorken Olmaktan Korktuğum Yerdeyim
-Deli Anne
Güle güle kullanın iyi günlerde:))
Ps:Bu aralar çok yoğunum,gelenler,gidenler,iş güç vs....
Birde üstüne tansiyonumu düşürdüm(8/5)...Yerlerdeyim,arıyorum?:(
Yazacağım çokca şey var ama önceliği bu posta verdim zira içime dert olmuştu kaç gündür;ödüllere teşekkür edemedim,dağıtamadım,görevimi yapamadım diye...
Biraz dinleneyim, kendime geleyim, dönüşüm 'muhteşem sülüman' gibi olsun diye bekliyorum:P
Çok bekletmem söz! Kalın sağlıcakla...
''Gülümseten bloglar ödülü'' için beni de seçmiş...Bu sayede ben de gülümsedim Ebru'cum:)
Çok naziksin,çok teşekkür ederim:))
Sevgili Asya Selda 'm...Ne desem?Bayıldım..Elinize emeğinize sağlık...Severim sizi anne-kız:)
Sana da çok teşekkür ederim arkadaşım,zevkle kullanacağım:)) (mesajımı aldın mı?)
Ve sevgili Nehir İda yandaki bu güzel ödül için beni de seçmiş...Çok teşekkür ediyorum güzel yürek,mutlu oldum,çok incesin canım:))
Ve,telefonlar,yazışmalar,çoğalmalar,çoğaltmalar?:)(şışşt decoder?:) Siz,hepiniz,hepimiz...
Ne diyeyim?İyi ki buradayız,iyi ki varız:))
Neredeyse unutuyordum...Nehir İda'dan aldığım ödülü benimde 10 kişiye vermem gerekiyormuş...
(Biliyorsunuz gönül herkesi sevindirmek ister ama kurallar böyle?:))Başladım,sırlama yok, karışık;
-Lale'ninBahçesi
-Bir
-Meyra'nın Gemisi
-İçimden Geldiği Gibi
-Yaşamın Kıyısında
-Kaymaklı Kadayıf
-Gece
-Öykü
-Kendimi Arıyorken Olmaktan Korktuğum Yerdeyim
-Deli Anne
Güle güle kullanın iyi günlerde:))
Ps:Bu aralar çok yoğunum,gelenler,gidenler,iş güç vs....
Birde üstüne tansiyonumu düşürdüm(8/5)...Yerlerdeyim,arıyorum?:(
Yazacağım çokca şey var ama önceliği bu posta verdim zira içime dert olmuştu kaç gündür;ödüllere teşekkür edemedim,dağıtamadım,görevimi yapamadım diye...
Biraz dinleneyim, kendime geleyim, dönüşüm 'muhteşem sülüman' gibi olsun diye bekliyorum:P
Çok bekletmem söz! Kalın sağlıcakla...
16 Aralık 2010 Perşembe
SORULAR/CEVAPLAR...
Sevgili ÖZLEM soru/cevap şeklinde bir mim yollamış bana...Bilen bilmeyene anlatsın,iyice tanısın,bilsin şeklinde sorular..Cevaplamaya çalıştım ama tüm mimlerde olduğu gibi hafiften gerildiğimi itiraf etmeliyim?
Şimdi ne yapıyoruz? Tıpkı yukarıdakiler gibi gözümüzü dört açıp okuyoruz?:)
En sevdiğiniz kelime:Misss!
Nefret ettiğiniz kelime: Hallederiz!
Ne sizi heyecanlandırır: Hayaller,projeler...
Heyecanınızı ne öldürür: Engellemeler...
En sevdiğiniz ses: Uyku mahmuru çocuklarımın konuşması,öyle yumuşak,öyle huzurlu ki...
Nefret ettiğiniz ses:Vuvuzela!
Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: İdrar/kan/gaita tahlili yapan bir loborant olamazdım asla!:(
Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz:Gitar vs.herhangi bir müzik aletini çalabilmek isterdim.
Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Kendim olmaktan memnunum:)
Nerede yaşamak isterdiniz: Şimdi yaşadığım yerde...Fena değil!:)
En önemli kusurunuz: O hoooooo?:)
Size en fazla keyif veren kötü huyunuz:İyi niyetim.
Kahramanınız kim: Kaldı mı öylesi?
En çok kullandığınız kötü kelime:Ampul!!!(ilgilisine ithafen!)
Şu anki ruh haliniz: Mutedil,dalgalı..
Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: Ektiğini biçersin...
Mutluluk rüyanız: Ailem eşim ve çocuklarımla huzurlu, mutlu,sağlıklı olmak.
Sizce mutsuzluğun tanımı: Huzursuzluk.
Nasıl ölmek isterdiniz: Henüz ölmek istemem?
Öldüğün zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz:Nihayet!:)
Özlem'e teşekkür ediyorum...
Ve bende eğer daha önce cevaplamadılar ve arzu ederlerse?;Sevgili Dilek ve Handan'ı mimliyorum...
Etiketler:
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
EVİM,
FOTOĞRAFLARIM,
MİM
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Sessizce olsun dönüşüm blog...Muhteşem olması şart değil!
Döndüm... Nedense heyecan yaptım?Ara verince böyle mi oluyor? Bir acemilik,bir bilmezlik? İlk gün heyecanı gibi?
İlk tanışmanın,ilk karılaşmanın o dayanılmaz hafifliği:)))
Tanışma;
Merhaba ben Banu; Halen evli,mutlu ve çocuklu:))
3 gün önce bir yaş daha almış(ama almamış gibi yapmış)hayata,insana,yaşamaya kafayı takmış...
Bazen olgun,olmuşş,görmüşş, geçirmişş...Çözdüm insanları diye pek bir bilmiş??
Bazen de; 'Selam dünyalı biz dostuz'????.........saflığıyla gitmiş gelmiş,gitmiş gelmiş:))
Çoğunluk yazar...Bazen -dediklerine göre- iyi yazar, bazen de hiç çekinmez bir güzel saçmalar...
Bazen içlenir,bilir kendini içlenince daha bir dillenir...Kızar,itiraz eder,sinirlenir...
Yani bir şekilde tepki verir...Çökmez,çömelmez!!!!Çökeeerrtmeden çıktım da......!!!!???
Bazende sevinir,sevincini paylaşır...Sevdiklerini sevindirir...
Böler bölüştürür duygularını bulaştırır etrafa...Gülümser,gülümsetir...Ağlar,ağlatır...
Kendi güler,kendi ağlar,kendi anlar....Belki de kendi yazar,kendi okur, kendi konuşur,kendi dinler....
Çok,çok mutluysa yazmaz ama hatta konuşmaz? Kötü bu huyu bilir ama vazgeçemez,şahit aramaz....
Kendine saklar,cebe atar,örter üstünü,kitler kapısını,anahtarıda suya...Ohhhh!:)
Eşe,dosta bol,bol selam eder...Hiç olmadı kapar dükkanı çeker gider....
Sonra yeniden döner:)))))))))))))))))))))))))))))))
Kaynaşma;
Uzun oldu ne zor oldu ayrılık..Özledim..Hem de çok! Malum devir iletişim devri...Pc den olmasa da fırsat bulduğum anlarda cepten takip ettim yine sevdiklerimi,sizi...O minicik ekrandan okudum,okudum ama yorum yazmadım(itiraf ediyorum telefondan çok zor geldi) sessizce gezdim çoğunluk sizin mekanlarda...Sessizce güldüm,sessizçe hüzünlendim bazen...
Misal;Ustalardan kafayı sıyırdığım bir gün Handan'cığımın 'Kiraz çekirdeği ağacı' postunu okudum ve çok güldüm kendi kendime:)Ya da Aysema hocamın yazılarına hüzünlendim bazen,memleketin haline içlendim...
Ve hepiniz....Tek tek yazamasamda...Siz!Hepiniz! bana her zaman olduğu gibi öyle iyi geldiniz ki....
Varlığınız,sesiniz,yazılarınız yetti...İşten güçten motivasyonumu kaybettiğim,tükendiğimi sandığım nice anda siz güzel yüreklerden gelen yorumlarla sevindim,dirildim:))Hele bir de,mailler,telefonlar varki;genel olarak;'Ne zaman döneceksin canım?Özlendin' kelimelerini içeren...Mest oldum,eridim,bittim...Bu kadar çok sevenim olduğunu bilmiyordum?Yoksa biliyor muydum?:))Sonuç;sevelim sevilelim...Ben hepinizi çooooook seviyorum:)))))
Giriş;
Anlatacağım...Dinlerseniz...
Kalabalık,eş dost,aile,akraba,arkadaş...
Telaşe,karışıklık,yardım,iş,güç ve elbette yorgunluk ama en tatlısından...
Sonra bol,bol koşturmaca-gerçek anlamda-yani bahçede çimler üzerinde kovalamaca zuzularla,arada voleybol,frezbee ve istop;
Top havada...Kim? kim? kim?;Babaaa!:)
Kuş sesleri dinliyorum bol bol...çocuklarımın cıvıltısına eşlik ediyorlar neşeyle...
Akşamları fona Sertab'ı koyup usulca açıyoruz sesini 'Bir yaz gecesi otururken bahçede,ateş böceklerini seyre daldım...Hanımeli kokusu, karışmış yasemine ateş böceklerini seyre daldım bu gece''(İşte tamda öyle:)
Şükür'ün alası kalbimde,dilimde...
Kiraz ağacımızdan bu sene tam 19 adet meyva aldık,yani eni topu bir tabak ve hepsi Elif'imin midesinde:)Oğlum elmayı bekliyor ki o ufacık ağacın incecik dallarında tam 14 adet kırmızı mucize gün be gün büyümekte...Ve Nar çiçeklerimiz bol, bol...
Gelişme;
Şimdi gelelim esas konuya;
Taşındım...Kolay oldu...En azından yerleşme faslı...Çoğu eşyamız(büyük parçalar)önceden gelip yerleştiği için sadece dolap içi kolilerini yerleştirmek kaldı bize...Taşınma günü tam bir şenlikti,yardıma gelen arkadaşlarım,
can dostum Melis'im,Aile büyüklerimiz,İki dedeler,babaannemiz,Ayşe yengemiz,Turgay amcamız ve Abimler...Hepsinin elinde nefis,nefis, yemekler,sağolsunlar varolsunlar:))Sofralar kuruldu,kaldırıldı,kalabalıktık,kalabalıklardı:))
Biz taşınırken bir çok mobilyamızı değiştirdik bu sefer...Büyük,büyük masalar almıştık,kalabalık sofralarımız için...Kalabalık sofralarda ailemizle dostlarımızla masa başında geçecek keyifli saatlerin devamı duasıyla...
Artık nasıl bir içten dua ettiysem?:P-ki çok şükür diyorum hep-gelen gidenimiz hiç eksik olmadı:)
Bir gün öncesinde -temizlik günü- ilk açılışı Ayşe'lerle yaptık...Taşınma günü 'Maaaaaaaaaa' aile:)
Ondan sonra 4 gün boyunca abimler:)Onlar misafir sayılmazlar ya,abimin sevgili eşinin ufak bir sağlık problemi vardı bizi bir müddet hüzünlendirip sonra da daha beteri de olabilirdi diye şüküre sevkeden...Düşünüyorum da, 'her şerde bir hayır vardır'a daha çok inanıyorum...Çok daha kötü şeyler olabilirdi...Bakalım göreceğiz mevlam ne eyler?Ne eylerse güzel eyler inanıyorum ben buna...Onlar iyi olsunlarda gerisi boş,gerisi hikaye...
Kapı karşı komşumla tanıştım...Dünya tatlısı bir genç kadın.Taşınmamızın 3.günü elinde çayı ve nefis tatlarıyla önce kapımı,sonra da kalbimi çaldı:)19 haziran geceside yaza merhaba partisi vardı sitede.Şimdilik ilk izlenimim iyi,hatta çok iyi:))
Zuzularımın yıl sonu gösterileri,gurur,şükür,gurur,şükür,bol,bol sevinç gözyaşları...O nasıl bir duygudur ki tarifi yoktur?:)Şimdiler de havuza gidiyorlar...Memnunuz,memnunlar...
A tabii bir de ben hep diyordum ki taşınmadan önce;'çocuklar okuldayken rahat rahat yerleştiririm evimi'??
Şimdi ki evimiz okullarına daha yakın,haliyle daha geç gidip,daha erken geliyorlar?Süperiz süper!:)
'Kuuuul kurar kader gülermişşşşşş:P:))'
Sonuç;
Bu aralar;Huzurlu....
Ailesi,eşi ve zuzularıyla olmaktan ve onlarla birlikte her gün yeni bir maceraya uyanmaktan çok mutlu:)))
Ama; Evi yuva yapan dişi kuş olmaktan bunalmış!!!!!
Kaçmak,gitmek,yollara düşmek hayalleriyle;Delice,deniz,kum,güneş yani tatil isteyen ...
Ayrıyeten 'Krep' ustası olmuş!??:))
Ve;
Dizi Max'te izlediği kriminal diziler de geçen internet sapıklarının işlediği cinayet senaryolarıyla hafiften tırsmış...
O yüzden yine yeni yeniden sanal alemlere fotoğraf koymanın eksilerini,artılarını,
düşünen,düşünen,düşünen...
Ama bir o kadar da kararsız, kararsız,kararsız bir haldeyim?....
İşte ben geldim...Hep böyleydim,böyleyim...
Beklerim:))))
Döndüm... Nedense heyecan yaptım?Ara verince böyle mi oluyor? Bir acemilik,bir bilmezlik? İlk gün heyecanı gibi?
İlk tanışmanın,ilk karılaşmanın o dayanılmaz hafifliği:)))
Tanışma;
Merhaba ben Banu; Halen evli,mutlu ve çocuklu:))
3 gün önce bir yaş daha almış(ama almamış gibi yapmış)hayata,insana,yaşamaya kafayı takmış...
Bazen olgun,olmuşş,görmüşş, geçirmişş...Çözdüm insanları diye pek bir bilmiş??
Bazen de; 'Selam dünyalı biz dostuz'????.........saflığıyla gitmiş gelmiş,gitmiş gelmiş:))
Çoğunluk yazar...Bazen -dediklerine göre- iyi yazar, bazen de hiç çekinmez bir güzel saçmalar...
Bazen içlenir,bilir kendini içlenince daha bir dillenir...Kızar,itiraz eder,sinirlenir...
Yani bir şekilde tepki verir...Çökmez,çömelmez!!!!Çökeeerrtmeden çıktım da......!!!!???
Bazende sevinir,sevincini paylaşır...Sevdiklerini sevindirir...
Böler bölüştürür duygularını bulaştırır etrafa...Gülümser,gülümsetir...Ağlar,ağlatır...
Kendi güler,kendi ağlar,kendi anlar....Belki de kendi yazar,kendi okur, kendi konuşur,kendi dinler....
Çok,çok mutluysa yazmaz ama hatta konuşmaz? Kötü bu huyu bilir ama vazgeçemez,şahit aramaz....
Kendine saklar,cebe atar,örter üstünü,kitler kapısını,anahtarıda suya...Ohhhh!:)
Eşe,dosta bol,bol selam eder...Hiç olmadı kapar dükkanı çeker gider....
Sonra yeniden döner:)))))))))))))))))))))))))))))))
Kaynaşma;
Uzun oldu ne zor oldu ayrılık..Özledim..Hem de çok! Malum devir iletişim devri...Pc den olmasa da fırsat bulduğum anlarda cepten takip ettim yine sevdiklerimi,sizi...O minicik ekrandan okudum,okudum ama yorum yazmadım(itiraf ediyorum telefondan çok zor geldi) sessizce gezdim çoğunluk sizin mekanlarda...Sessizce güldüm,sessizçe hüzünlendim bazen...
Misal;Ustalardan kafayı sıyırdığım bir gün Handan'cığımın 'Kiraz çekirdeği ağacı' postunu okudum ve çok güldüm kendi kendime:)Ya da Aysema hocamın yazılarına hüzünlendim bazen,memleketin haline içlendim...
Ve hepiniz....Tek tek yazamasamda...Siz!Hepiniz! bana her zaman olduğu gibi öyle iyi geldiniz ki....
Varlığınız,sesiniz,yazılarınız yetti...İşten güçten motivasyonumu kaybettiğim,tükendiğimi sandığım nice anda siz güzel yüreklerden gelen yorumlarla sevindim,dirildim:))Hele bir de,mailler,telefonlar varki;genel olarak;'Ne zaman döneceksin canım?Özlendin' kelimelerini içeren...Mest oldum,eridim,bittim...Bu kadar çok sevenim olduğunu bilmiyordum?Yoksa biliyor muydum?:))Sonuç;sevelim sevilelim...Ben hepinizi çooooook seviyorum:)))))
Giriş;
Anlatacağım...Dinlerseniz...
Kalabalık,eş dost,aile,akraba,arkadaş...
Telaşe,karışıklık,yardım,iş,güç ve elbette yorgunluk ama en tatlısından...
Sonra bol,bol koşturmaca-gerçek anlamda-yani bahçede çimler üzerinde kovalamaca zuzularla,arada voleybol,frezbee ve istop;
Top havada...Kim? kim? kim?;Babaaa!:)
Kuş sesleri dinliyorum bol bol...çocuklarımın cıvıltısına eşlik ediyorlar neşeyle...
Akşamları fona Sertab'ı koyup usulca açıyoruz sesini 'Bir yaz gecesi otururken bahçede,ateş böceklerini seyre daldım...Hanımeli kokusu, karışmış yasemine ateş böceklerini seyre daldım bu gece''(İşte tamda öyle:)
Şükür'ün alası kalbimde,dilimde...
Kiraz ağacımızdan bu sene tam 19 adet meyva aldık,yani eni topu bir tabak ve hepsi Elif'imin midesinde:)Oğlum elmayı bekliyor ki o ufacık ağacın incecik dallarında tam 14 adet kırmızı mucize gün be gün büyümekte...Ve Nar çiçeklerimiz bol, bol...
Gelişme;
Şimdi gelelim esas konuya;
Taşındım...Kolay oldu...En azından yerleşme faslı...Çoğu eşyamız(büyük parçalar)önceden gelip yerleştiği için sadece dolap içi kolilerini yerleştirmek kaldı bize...Taşınma günü tam bir şenlikti,yardıma gelen arkadaşlarım,
can dostum Melis'im,Aile büyüklerimiz,İki dedeler,babaannemiz,Ayşe yengemiz,Turgay amcamız ve Abimler...Hepsinin elinde nefis,nefis, yemekler,sağolsunlar varolsunlar:))Sofralar kuruldu,kaldırıldı,kalabalıktık,kalabalıklardı:))
Biz taşınırken bir çok mobilyamızı değiştirdik bu sefer...Büyük,büyük masalar almıştık,kalabalık sofralarımız için...Kalabalık sofralarda ailemizle dostlarımızla masa başında geçecek keyifli saatlerin devamı duasıyla...
Artık nasıl bir içten dua ettiysem?:P-ki çok şükür diyorum hep-gelen gidenimiz hiç eksik olmadı:)
Bir gün öncesinde -temizlik günü- ilk açılışı Ayşe'lerle yaptık...Taşınma günü 'Maaaaaaaaaa' aile:)
Ondan sonra 4 gün boyunca abimler:)Onlar misafir sayılmazlar ya,abimin sevgili eşinin ufak bir sağlık problemi vardı bizi bir müddet hüzünlendirip sonra da daha beteri de olabilirdi diye şüküre sevkeden...Düşünüyorum da, 'her şerde bir hayır vardır'a daha çok inanıyorum...Çok daha kötü şeyler olabilirdi...Bakalım göreceğiz mevlam ne eyler?Ne eylerse güzel eyler inanıyorum ben buna...Onlar iyi olsunlarda gerisi boş,gerisi hikaye...
Kapı karşı komşumla tanıştım...Dünya tatlısı bir genç kadın.Taşınmamızın 3.günü elinde çayı ve nefis tatlarıyla önce kapımı,sonra da kalbimi çaldı:)19 haziran geceside yaza merhaba partisi vardı sitede.Şimdilik ilk izlenimim iyi,hatta çok iyi:))
Zuzularımın yıl sonu gösterileri,gurur,şükür,gurur,şükür,bol,bol sevinç gözyaşları...O nasıl bir duygudur ki tarifi yoktur?:)Şimdiler de havuza gidiyorlar...Memnunuz,memnunlar...
A tabii bir de ben hep diyordum ki taşınmadan önce;'çocuklar okuldayken rahat rahat yerleştiririm evimi'??
Şimdi ki evimiz okullarına daha yakın,haliyle daha geç gidip,daha erken geliyorlar?Süperiz süper!:)
'Kuuuul kurar kader gülermişşşşşş:P:))'
Sonuç;
Bu aralar;Huzurlu....
Ailesi,eşi ve zuzularıyla olmaktan ve onlarla birlikte her gün yeni bir maceraya uyanmaktan çok mutlu:)))
Ama; Evi yuva yapan dişi kuş olmaktan bunalmış!!!!!
Kaçmak,gitmek,yollara düşmek hayalleriyle;Delice,deniz,kum,güneş yani tatil isteyen ...
Ayrıyeten 'Krep' ustası olmuş!??:))
Ve;
Dizi Max'te izlediği kriminal diziler de geçen internet sapıklarının işlediği cinayet senaryolarıyla hafiften tırsmış...
O yüzden yine yeni yeniden sanal alemlere fotoğraf koymanın eksilerini,artılarını,
düşünen,düşünen,düşünen...
Ama bir o kadar da kararsız, kararsız,kararsız bir haldeyim?....
İşte ben geldim...Hep böyleydim,böyleyim...
Beklerim:))))
28 Nisan 2010 Çarşamba
UZUN,UZUN YOLLARI AŞTIM GELDİM (dikkat bol foto içerir:)
Uzaktan geldim yorgunum hancı...
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş???
Döndüm...Çok gezdim e haliyle çok yoruldum...Dinlendim ve ancak geldim:)
Şimdi yediğimiz içtiğimiz bizim olsun gördüklerimizi anlatalım...
Döndüm...Ama kalbim orada kaldı...Çok değişmiş çok,çok büyümüş görmeyeli?
Baştan biraz acemilik çeksem de sonrasında alıştım...Eski mahallemizi,evimizi,okulumu gördüm,sokakların da dolandım,çarşıların da,hayal gibi,rüya gibi...Her köşesinde anılarım,anılarımın içinde kayıplarım...Gözlerimin ucunda yaşlarım:(
Yıllar,yıllar önce (şimdikinden daha genç iken:p)bekar,çocuksuz ve sahip olacaklarım,yaşayacaklarım hakkında hiç bir fikrim yok iken dolaştığım nice mekanda,bu sefer evli ve iki çocuklu genç bir kadın olarak gezmek çok ilginç,tarifi zor,içinde hem neşe,hem hüzün, hem gurur, hem de bol şükür barındıran garip bir duyguydu...
Ama hepsine değdi!..
Anıtkabir'e,Kuğulu'ya,Tunalıya,Kale'ye,Beypazarına gittik...Ankara sokakların da gezdik,hatta bir ara kaybolduk:P
Dönüş yolunda bir de Eskişehir yaptık,Çi böreğini tattık,porsuk çayına baktık:)
Şimdi,aslında hepsi uzun,uzun anlatılmayı,yazılmayı hakediyor ama fotoğrafların da desteği ve gidiş sırası ile işte Ankara ve ben ve kuzular ve kuğulu ve kale ve beypazarı ve vs.vs.vs.:))
Yıllar sonra...Kuğulu park'ta:)
Çocuklar...
******
Ankara Kalesi surların da Bursaspor bayrağı:))
Kale'de Rahmi Koç müzesinde; sevgili blog dostlarımızdan Leylak Dalı'nın da tavsiye ettiği(tşk.ler) ve bayıldığımız, Henry Kupjack'ın Minyatür Odalar sergisi...Ne emek?Ne sabır? Fotoğraf çektim ama BURAYI tıklarsanız hem daha güzel fotolara hem de açıklamalarına ulaşabilirsiniz...
Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihindeki Cumhuriyet Bayramı için hazırlatmış olduğu İlk bayraklardan birisi imiş bu bayrak...Rahmi Koç müzesinde dikkatimizi çekenlerden birisi oldu haliyle...
******
Beypazarı
Beypazarı...Biz çok sevdik:) Tarihi konakları,taş baskı kumaşları ve gümüşleri meşhur...Sadece Gümüş dükkanlarının bulunduğu bir pasaj var ve insan hangi birisine bakacağını şaşırıyor(tam bizim için:)
Ucuz diyorlar ama çok ucuz gelmedi bana yine de...Neden gümüşü meşhur?Gümüş mü çıkıyor buralar da dedik?Hayır dediler meğer gümüş işciliği fazlaymış,'el alan' yani?Öyle olunca da en azından işciliğine fazla fiyat biçmiyorlarmış vs.Bir de seksen katlı ev baklavaları var,bir de güveçleri,bir de sarmaları var:)



Meşhur Beypazarı kurusu...Bir nevi galeta gibi ama tereyağlı yapıyorlar...Kıtır,kıtır hatta katur,kutur:) zor yeniyor ama lezzetli bir tat...Beypazarının bir sokağı...Ve Beypazarı içerisinde ki Yaşayan Müze'de çocuklar Ebru sanatının inceliklerini öğrenirler iken...Müze çok başarılı...Zaten bilindik müzeler gibi değil eski bir beypazarı konağı... Bağışlamış sahipleri,geleneksel sanat ve değerleri korumak içinde her hafta değişik etkinlikler yapılıyormuş...Bizim gittiğimiz gün ebru sanatı günü idi...Bir oda da Hacivat ve Karagöz var,bir oda da masalcı teyze,daha doğrusu Masal Ebesi...Tam 65 masal biliyormuş ninesinden kalma eski masallar...Ne yazık ki dinleyemedik masallarını bir kaç bilmece sorup şeker verdi çocuklara mutlu oldu bizim kuzularda:)
Bir de konağa çıkan merdivenlerin sağ tarafında olduğu yerde dönen bir tarafı açık iki katlı bir dolap dikkatimizi çekti...Bu döner dolabın kapağı, ihtiyaç sahipleri tarafından çalınır ve içerisine konulan boş yemek kabı diğer tarafa dolu olarak dönermiş...Böylece ne yemeği alan ne de veren birbirini görmez hiç kimse de rencide olmazmış...Şimdiyi düşününce bir de???Hey gidi heeyyy,heyyy:(
Aşağıda Karagöz ve Hacivat oynatan zuzular:)


******
Ve Anıtkabir...Ve Atam...Ve Minnet...Ve Şükran...
Düşündüğümüz gibi tam 23 Nisan'da gidemedik Atamıza ne yazık ki:(
3 ve 5 yaşlarındaki dört çocukla sadece Anıtkabire girmek için kuyrukta beklemeniz 2 saat sürer dediler işi bilenler... Öyle olunca biz de pazar sabahı gittik Ata'mıza...Sabah 9:00 da giriş yaptık sakindir rahat gezeriz düşüncesiyle ama oldukça kalabalıktı...Açıkcası buna çok sevindik...
Ne güzel! Hiç eksilmesin 'farkında olanlar' inşallah hiç!
Anıtkabir...Atam...Hep aynı...Heybetli,mağrur,güven veren,ulu,yüce ve hala tek adam!...
Yine tüylerim diken diken oldu,yine yüreğim pır pır,yine gözümde yaş,
yine içimde sonsuz bir özlemle büyüyen bir sızı:(
Yine gezdim sindire,sindire...Kişiliğine,tarzına imrene imrene...
Yeni eklemeler yapmışlar; Atatürk ve Kurtuluş savaşı Müzesi...Çanakkale savaşı'nın panaroması var...Çok etkileyeci...Top,tüfek sesleri ve Allah Allah nidaları arasında geziyor ve gördükleriniz karşısında içiniz yanıyor ve düşünüyorsunuz;Ah bu vatan ne kadar zor şartlar altında ne savaşlarla kazanıldı...Her bir karış toprağı için ne canlar yitti,ne kanlar aktı?Şimdi?Ne kolay satılıyor!?:(
(Sanal panaroma için lütfen BURAYA tık)
En çok kütüphanesini severim ben Atamın...En çok okuduğu kitapların bulunduğu odayı...O kitaplarda altını çizdiği satırları ve yanına aldığı kısa notları incelerim dikkatle...Yine öyle yaptım,yaptık...Ah ne çok isterdim o kitapların diğer sayfalarını da görmeyi,aldığı notları okumayı...Hatırı sayılır bir kitap arşivi var Atamın 3123 adet ve hepsi de okunmuş..Okuduğu kitaplar da Fransızca,İngilizce,Arapça vs.Onlar benim dikkatimi çekenler...Belki başka dillerde de var? Yani pek çok dil biliyormuş haliyle...Yine hayran kaldım...Cızz etti içim yine...Şimdinin One minute's!?diye konuşanlarını düşününce bir de:(
(Atatürk Özel kitaplığının sanal gezintisi için lütfen BURAYA tık)
Heyecan ve merakla gitti lahitin önüne zuzularım...Elif'im uzakta durdu neden bilmem?Eren'im arkasına illaki beni de alarak açtı o minik ellerini Ata'sı için...'Ne diyeceğimi unuttum ben' derken sesinin titrediğini farkettim heyecandan...Sonra ben söyledim o tekrar etti:)
Askerlerin nöbet değişimlerine denk geldik bir ara..Onları izlerken Vatan Millet Sakarya oldum yine...
Gurur duydum ordumuzla askerimizle...Üzülüyordum ne hallere geldi,getirildi,yıpratıldı diye...
O sahneleri görünce vazgeçtim,güven duydum yeniden(güven duygumu kaybettiğimi bilmeden?)
Yok olmaz dedim,yok...Askerime,orduma haliyle vatanıma bir şey olmaz!İzin vermeyiz,vermezler!
Sevgili Aysema hocamın bir önceki yazıma yaptığı yorumda dediği gibi 'Kesinlikle'yi ekledim şıklarıma...
Gururla, güvenle,umutla...İçim,içimiz umut dolu ayrıldım,ayrıldık sonra oradan...
Adı bile yetti yine Atamın:))
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş???
Döndüm...Çok gezdim e haliyle çok yoruldum...Dinlendim ve ancak geldim:)
Şimdi yediğimiz içtiğimiz bizim olsun gördüklerimizi anlatalım...
Döndüm...Ama kalbim orada kaldı...Çok değişmiş çok,çok büyümüş görmeyeli?
Baştan biraz acemilik çeksem de sonrasında alıştım...Eski mahallemizi,evimizi,okulumu gördüm,sokakların da dolandım,çarşıların da,hayal gibi,rüya gibi...Her köşesinde anılarım,anılarımın içinde kayıplarım...Gözlerimin ucunda yaşlarım:(
Yıllar,yıllar önce (şimdikinden daha genç iken:p)bekar,çocuksuz ve sahip olacaklarım,yaşayacaklarım hakkında hiç bir fikrim yok iken dolaştığım nice mekanda,bu sefer evli ve iki çocuklu genç bir kadın olarak gezmek çok ilginç,tarifi zor,içinde hem neşe,hem hüzün, hem gurur, hem de bol şükür barındıran garip bir duyguydu...
Ama hepsine değdi!..
Anıtkabir'e,Kuğulu'ya,Tunalıya,Kale'ye,Beypazarına gittik...Ankara sokakların da gezdik,hatta bir ara kaybolduk:P
Dönüş yolunda bir de Eskişehir yaptık,Çi böreğini tattık,porsuk çayına baktık:)
Şimdi,aslında hepsi uzun,uzun anlatılmayı,yazılmayı hakediyor ama fotoğrafların da desteği ve gidiş sırası ile işte Ankara ve ben ve kuzular ve kuğulu ve kale ve beypazarı ve vs.vs.vs.:))
Yıllar sonra...Kuğulu park'ta:)
Çocuklar...
******
Ankara Kalesi surların da Bursaspor bayrağı:))
Kale'de Rahmi Koç müzesinde; sevgili blog dostlarımızdan Leylak Dalı'nın da tavsiye ettiği(tşk.ler) ve bayıldığımız, Henry Kupjack'ın Minyatür Odalar sergisi...Ne emek?Ne sabır? Fotoğraf çektim ama BURAYI tıklarsanız hem daha güzel fotolara hem de açıklamalarına ulaşabilirsiniz...
Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihindeki Cumhuriyet Bayramı için hazırlatmış olduğu İlk bayraklardan birisi imiş bu bayrak...Rahmi Koç müzesinde dikkatimizi çekenlerden birisi oldu haliyle...
******
Beypazarı
Beypazarı...Biz çok sevdik:) Tarihi konakları,taş baskı kumaşları ve gümüşleri meşhur...Sadece Gümüş dükkanlarının bulunduğu bir pasaj var ve insan hangi birisine bakacağını şaşırıyor(tam bizim için:)
Ucuz diyorlar ama çok ucuz gelmedi bana yine de...Neden gümüşü meşhur?Gümüş mü çıkıyor buralar da dedik?Hayır dediler meğer gümüş işciliği fazlaymış,'el alan' yani?Öyle olunca da en azından işciliğine fazla fiyat biçmiyorlarmış vs.Bir de seksen katlı ev baklavaları var,bir de güveçleri,bir de sarmaları var:)
Meşhur Beypazarı kurusu...Bir nevi galeta gibi ama tereyağlı yapıyorlar...Kıtır,kıtır hatta katur,kutur:) zor yeniyor ama lezzetli bir tat...Beypazarının bir sokağı...Ve Beypazarı içerisinde ki Yaşayan Müze'de çocuklar Ebru sanatının inceliklerini öğrenirler iken...Müze çok başarılı...Zaten bilindik müzeler gibi değil eski bir beypazarı konağı... Bağışlamış sahipleri,geleneksel sanat ve değerleri korumak içinde her hafta değişik etkinlikler yapılıyormuş...Bizim gittiğimiz gün ebru sanatı günü idi...Bir oda da Hacivat ve Karagöz var,bir oda da masalcı teyze,daha doğrusu Masal Ebesi...Tam 65 masal biliyormuş ninesinden kalma eski masallar...Ne yazık ki dinleyemedik masallarını bir kaç bilmece sorup şeker verdi çocuklara mutlu oldu bizim kuzularda:)
Bir de konağa çıkan merdivenlerin sağ tarafında olduğu yerde dönen bir tarafı açık iki katlı bir dolap dikkatimizi çekti...Bu döner dolabın kapağı, ihtiyaç sahipleri tarafından çalınır ve içerisine konulan boş yemek kabı diğer tarafa dolu olarak dönermiş...Böylece ne yemeği alan ne de veren birbirini görmez hiç kimse de rencide olmazmış...Şimdiyi düşününce bir de???Hey gidi heeyyy,heyyy:(
Aşağıda Karagöz ve Hacivat oynatan zuzular:)
******
Ve Anıtkabir...Ve Atam...Ve Minnet...Ve Şükran...
Düşündüğümüz gibi tam 23 Nisan'da gidemedik Atamıza ne yazık ki:(
3 ve 5 yaşlarındaki dört çocukla sadece Anıtkabire girmek için kuyrukta beklemeniz 2 saat sürer dediler işi bilenler... Öyle olunca biz de pazar sabahı gittik Ata'mıza...Sabah 9:00 da giriş yaptık sakindir rahat gezeriz düşüncesiyle ama oldukça kalabalıktı...Açıkcası buna çok sevindik...
Ne güzel! Hiç eksilmesin 'farkında olanlar' inşallah hiç!
Anıtkabir...Atam...Hep aynı...Heybetli,mağrur,güven veren,ulu,yüce ve hala tek adam!...
Yine tüylerim diken diken oldu,yine yüreğim pır pır,yine gözümde yaş,
yine içimde sonsuz bir özlemle büyüyen bir sızı:(
Yine gezdim sindire,sindire...Kişiliğine,tarzına imrene imrene...
Yeni eklemeler yapmışlar; Atatürk ve Kurtuluş savaşı Müzesi...Çanakkale savaşı'nın panaroması var...Çok etkileyeci...Top,tüfek sesleri ve Allah Allah nidaları arasında geziyor ve gördükleriniz karşısında içiniz yanıyor ve düşünüyorsunuz;Ah bu vatan ne kadar zor şartlar altında ne savaşlarla kazanıldı...Her bir karış toprağı için ne canlar yitti,ne kanlar aktı?Şimdi?Ne kolay satılıyor!?:(
(Sanal panaroma için lütfen BURAYA tık)
En çok kütüphanesini severim ben Atamın...En çok okuduğu kitapların bulunduğu odayı...O kitaplarda altını çizdiği satırları ve yanına aldığı kısa notları incelerim dikkatle...Yine öyle yaptım,yaptık...Ah ne çok isterdim o kitapların diğer sayfalarını da görmeyi,aldığı notları okumayı...Hatırı sayılır bir kitap arşivi var Atamın 3123 adet ve hepsi de okunmuş..Okuduğu kitaplar da Fransızca,İngilizce,Arapça vs.Onlar benim dikkatimi çekenler...Belki başka dillerde de var? Yani pek çok dil biliyormuş haliyle...Yine hayran kaldım...Cızz etti içim yine...Şimdinin One minute's!?diye konuşanlarını düşününce bir de:(
(Atatürk Özel kitaplığının sanal gezintisi için lütfen BURAYA tık)
Heyecan ve merakla gitti lahitin önüne zuzularım...Elif'im uzakta durdu neden bilmem?Eren'im arkasına illaki beni de alarak açtı o minik ellerini Ata'sı için...'Ne diyeceğimi unuttum ben' derken sesinin titrediğini farkettim heyecandan...Sonra ben söyledim o tekrar etti:)
Askerlerin nöbet değişimlerine denk geldik bir ara..Onları izlerken Vatan Millet Sakarya oldum yine...
Gurur duydum ordumuzla askerimizle...Üzülüyordum ne hallere geldi,getirildi,yıpratıldı diye...
O sahneleri görünce vazgeçtim,güven duydum yeniden(güven duygumu kaybettiğimi bilmeden?)
Yok olmaz dedim,yok...Askerime,orduma haliyle vatanıma bir şey olmaz!İzin vermeyiz,vermezler!
Sevgili Aysema hocamın bir önceki yazıma yaptığı yorumda dediği gibi 'Kesinlikle'yi ekledim şıklarıma...
Gururla, güvenle,umutla...İçim,içimiz umut dolu ayrıldım,ayrıldık sonra oradan...
Adı bile yetti yine Atamın:))
Etiketler:
AİLE,
ATAM,
BAYRAM,
BİR ŞEY YAPMALI,
BLOG DOSTLUĞU,
DOSTLAR,
FOTOĞRAFLARIM,
GEZELİM GÖRELİM,
GÜNLÜK,
PAYLAŞMAZSAM OLMAZ,
ZUZULARIM
29 Mart 2010 Pazartesi
Pazartesi sendromlarına,bahar yorgunluklarına,gönül kırgınlıklarına iyi gelen yazarınız geri döndü:P
İşte geldim blog...Meğer ne çok özlemişim...
*Önce zuzularım;
Biz hala o mis kokulara doyamadık vs.cümleler kursakta zaman hızla geçiyor...Çocuklarımız büyüyor...
'Şimdi okullu olduk sınıfları doldurduk'...Artık bizim için farklı bir anlam taşıyor:)
Daha öncesinde ufak, ufak araştırmaya başlamıştık ama geçen haftanın bir kısmı okul tanıtımları,görüşmeler vs.ile geçti...
Karar vermek,eleme yapmak? O,bu,şu?...
'O'nun eğitim sistemi çok yarış atı variydi..
'Bu'nun hayat görüşü çok havaiydi..
'Şu'nun ki Fethullahcıydı!:(
Bir de dershane mantığı ile okul yönetenler vardı:!
Nihayetin de;Atatürkçü düşünce sistemini benimseyen,eğitim görüşleri ve uygulamaları ile hem bizim hem de çocukların içlerine sinen bir okul bulduk ve geçtiğimiz hafta içerisin de kesin kaydımızı da yaptırarak artık ilk okul çağında çocukları olan ebeveynler olduk netekim:)
*Sonra,Ben,biz;
Şimdi biz çok yakın bir zamanda tebdili mekan edeceğiz ya...
Dolaşıyorum tükkan tükkan:)Kah aşkımla,kah can dostumla,kah tek başıma...
Tıpkı evllilik öncesi eski günlerde ki gibi,yeni eve yeni eşya vs.derdindeyiz...
Dert lafın gelişi,hadi itiraf edeyim elbetteki çok zevkli:)
En çok mobilya ve perdecilerde eğleniyoruz? Zira,allı,güllü,simli ve taşlı? modelleri görünce 'insanların içerisinde ne fırtınalar kopuyor yarabbim?diye düşünmeden edemiyoruz?:))
Swarovski'nize kurban olayım da insan klozet kapağına da taş yapıştırır mı kardeşim?:P
Zevkler ve renkler mevusundan çok...Sonradan görme'ye giriyor bence ama ya neyse?:))
*Ve Bursalı Annelerim;
Mart'ın son haftası Kütüphane haftası malum...Ve ben daha önce sözünü etmiştim hani bir Zeynep vardı...
Mudanya/Kumyaka ilk öğretim okulun da...Okulu taşımalı sistem nedeni ile yeni binasına taşınınca eski binayı kütüphaneye çevirmek için bizden yardım istemişti...Kısa sürede el ele verip zevkle cevap verdik çağrısına ve geçen pazar ulaştırdık kitapları...Öncesin de de havanın güzel olmasını fırsat bilerekTrilye de keyifli bir kahvaltı yaptık tadı damağımız da kalan:)Ayrıntılar burada
*Veeee...Kardeşim,can dostum,Melis'im...
Taşındı...Taşıdık...Bitti...Çok yoruldu ama değdi:))
Yeni ev,yeni mekan...Güle güle oturun,oturalım:P
Sağlık,mutluluk,huzurla yaşayın güzel anılarla doldurun her bir duvarını inşallah:)
*Başka?
Başka bir çok ayrıntı var aslında; A yazsam ben bunu?
Ne güzel yazı çıkar bundan dediğim ve oturup hakkında iki kelam edemediğim:(
Kitaplarım var,kimisini bir solukta okuduğum,kimisiyle uyuduğum?:)(Söz bu sefer yazacağım,yakında)
Tabii şarkılarım var...Bazen gözyaşlarıma bazen sevinçlerime ortak..
Dostlarım var...Hayatıma neşe katan ve değerlerini bilmek gerek her zaman...Tatlı sohbetlere,sinema keyiflerimize ara vermiştik bir hafta, kısmetse bu hafta kaldığı yerden devam:)
*Ve bloğum ve blog dostlarım...
Paylaşırım yaşama dair ne varsa...
Bazen neşemi,bazen hüznümü anlatırım,kendi hayatımı sunarım,başka hayatlar tanırım...
Birikirim,birikimlerden faydalanırım...Yazarım, çizerim, gülerim, ağlarım...
Bilirim ki bir yerlerde,birileri duyar sesimi...
Sesini, yüzünü, bilmediğim nice güzel insandan iki teselli cümlesi okur,mutlanırım...
Bir kaç gün yazmayınca,sesim soluğum çıkmayınca merak edilmek,sorulmak da ayrı bir tatlıymış bir kere daha anladım...
Teşekkür ederim hepinize...İyi ki yazmışım,iyi ki sizleri tanımışım...
Fazla süsleyip püsleyemem ben kelimelerimi..
Hele ki söz konusu olan iltifat ve benzeri cümleler ise hepten batırabilirim kendimi...
O yüzden başka türlü bitmeyecek sanırım bu yazı...
Hadi kaçtım seviyorum sizi :))
İşte geldim blog...Meğer ne çok özlemişim...
*Önce zuzularım;
Biz hala o mis kokulara doyamadık vs.cümleler kursakta zaman hızla geçiyor...Çocuklarımız büyüyor...
'Şimdi okullu olduk sınıfları doldurduk'...Artık bizim için farklı bir anlam taşıyor:)
Daha öncesinde ufak, ufak araştırmaya başlamıştık ama geçen haftanın bir kısmı okul tanıtımları,görüşmeler vs.ile geçti...
Karar vermek,eleme yapmak? O,bu,şu?...
'O'nun eğitim sistemi çok yarış atı variydi..
'Bu'nun hayat görüşü çok havaiydi..
'Şu'nun ki Fethullahcıydı!:(
Bir de dershane mantığı ile okul yönetenler vardı:!
Nihayetin de;Atatürkçü düşünce sistemini benimseyen,eğitim görüşleri ve uygulamaları ile hem bizim hem de çocukların içlerine sinen bir okul bulduk ve geçtiğimiz hafta içerisin de kesin kaydımızı da yaptırarak artık ilk okul çağında çocukları olan ebeveynler olduk netekim:)
*Sonra,Ben,biz;
Şimdi biz çok yakın bir zamanda tebdili mekan edeceğiz ya...
Dolaşıyorum tükkan tükkan:)Kah aşkımla,kah can dostumla,kah tek başıma...
Tıpkı evllilik öncesi eski günlerde ki gibi,yeni eve yeni eşya vs.derdindeyiz...
Dert lafın gelişi,hadi itiraf edeyim elbetteki çok zevkli:)
En çok mobilya ve perdecilerde eğleniyoruz? Zira,allı,güllü,simli ve taşlı? modelleri görünce 'insanların içerisinde ne fırtınalar kopuyor yarabbim?diye düşünmeden edemiyoruz?:))
Swarovski'nize kurban olayım da insan klozet kapağına da taş yapıştırır mı kardeşim?:P
Zevkler ve renkler mevusundan çok...Sonradan görme'ye giriyor bence ama ya neyse?:))
*Ve Bursalı Annelerim;
Mart'ın son haftası Kütüphane haftası malum...Ve ben daha önce sözünü etmiştim hani bir Zeynep vardı...
Mudanya/Kumyaka ilk öğretim okulun da...Okulu taşımalı sistem nedeni ile yeni binasına taşınınca eski binayı kütüphaneye çevirmek için bizden yardım istemişti...Kısa sürede el ele verip zevkle cevap verdik çağrısına ve geçen pazar ulaştırdık kitapları...Öncesin de de havanın güzel olmasını fırsat bilerekTrilye de keyifli bir kahvaltı yaptık tadı damağımız da kalan:)Ayrıntılar burada
*Veeee...Kardeşim,can dostum,Melis'im...
Taşındı...Taşıdık...Bitti...Çok yoruldu ama değdi:))
Yeni ev,yeni mekan...Güle güle oturun,oturalım:P
Sağlık,mutluluk,huzurla yaşayın güzel anılarla doldurun her bir duvarını inşallah:)
*Başka?
Başka bir çok ayrıntı var aslında; A yazsam ben bunu?
Ne güzel yazı çıkar bundan dediğim ve oturup hakkında iki kelam edemediğim:(
Kitaplarım var,kimisini bir solukta okuduğum,kimisiyle uyuduğum?:)(Söz bu sefer yazacağım,yakında)
Tabii şarkılarım var...Bazen gözyaşlarıma bazen sevinçlerime ortak..
Dostlarım var...Hayatıma neşe katan ve değerlerini bilmek gerek her zaman...Tatlı sohbetlere,sinema keyiflerimize ara vermiştik bir hafta, kısmetse bu hafta kaldığı yerden devam:)
*Ve bloğum ve blog dostlarım...
Paylaşırım yaşama dair ne varsa...
Bazen neşemi,bazen hüznümü anlatırım,kendi hayatımı sunarım,başka hayatlar tanırım...
Birikirim,birikimlerden faydalanırım...Yazarım, çizerim, gülerim, ağlarım...
Bilirim ki bir yerlerde,birileri duyar sesimi...
Sesini, yüzünü, bilmediğim nice güzel insandan iki teselli cümlesi okur,mutlanırım...
Bir kaç gün yazmayınca,sesim soluğum çıkmayınca merak edilmek,sorulmak da ayrı bir tatlıymış bir kere daha anladım...
Teşekkür ederim hepinize...İyi ki yazmışım,iyi ki sizleri tanımışım...
Fazla süsleyip püsleyemem ben kelimelerimi..
Hele ki söz konusu olan iltifat ve benzeri cümleler ise hepten batırabilirim kendimi...
O yüzden başka türlü bitmeyecek sanırım bu yazı...
Hadi kaçtım seviyorum sizi :))
Etiketler:
AŞKIM,
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
BURSALI ANNELER,
DOSTLAR,
ZUZULARIM
2 Şubat 2010 Salı
İSTANBUL'A GELDİM YOKTUNUZ?
Cumartesi günü buradaydık.Feribot 07:30 da olunca sabah erkenden yollara düştük.Hava şansımıza güzeldi,en azından yağmur yoktu hatta öğleden sonra güneş bile açtı.Gelelim gösteriye;Çok beğendik,çocuklar hep izledikleri masal kahramanlarını karşılarında görünce heyecan ve şaşkınlıkla baka kaldılar resmen.Ben bile uzun yıllardır tanıdığım dostlarımı görmüş gibi oldum öyle mutlu, mutlu.Kostümler,sahne düzenlemesi,seslendirme çok başarılıydı.Biz önlerdeydik o yüzden çok engellenmedik ama bir çok arkadaşım satıcılardan rahatsız olmuş.Tek zorlandığımız satılan ürünlerin yüksek fiyatlarıydı;En basiti;1 paket mısır 20 ytl, e bizde halliyle herşey x 2...Oyuncak kısmına ise hiç girmeyeyim ufak çaplı soyulduk.Dönüş yolunda ise züğürt tesellisi olarak -'ama çok mutlu oldu çocuklar' 'olsun canım kırk yılda bir?'ve 'Bu günün anısı oldu bir yerde?'gibisinden cümlelerle teselli ettik kendimizi?
Öğleden sonra da baktık hava güzel güneşli,dönüş feribotumuza da 3 saat var, ver elini Sultanahmet...Gezdik,güvercinleri besledik,meşhur köftesini Tarihi Sultanahmet Köftecisin de yedik.(Ama İnegöl köfteyi yemiş bu bünye Sultanahmet köftesini pek beğenmedi:P)
Sonra ben?
Ben hep bakındım etrafıma acaba blogdan tanıdık bir yüz görür müyüm diye?
Hani kırk yılın başı istanbula gelmişim siz de hasretle beni beklermişsiniz gibi?:)
Göremedim,belki de gördüm de tanımadım onca insan içinde ama garip bir histi çok garip? Bilmediğim yüzler de Lale ablayı, Elçin'i, Ceyda'yı, Öykü'yü, Meltemi aradım. Hamilelere Gülcan diye baktım:)
.
.
Sonra İstanbul?
İstanbul yine çok karışık geldi bana hem karışık hem de tozlu?İstanbullu dostlar alınmayın ama ben de niyeyse böyle bir etki yaratıyor sokaklar,dükkanlar? Sultanahmete gitmek için bindiğimiz taksiyle, Çatladı Kapıdan ve o dar sokaklardan geçerken karar verdim buna sanırım...
İstanbul yine çok karışık geldi bana hem karışık hem de tozlu?İstanbullu dostlar alınmayın ama ben de niyeyse böyle bir etki yaratıyor sokaklar,dükkanlar? Sultanahmete gitmek için bindiğimiz taksiyle, Çatladı Kapıdan ve o dar sokaklardan geçerken karar verdim buna sanırım...
Bilmiyorum belki de trafiği,kalabalıklığı,karmaşası,ve o karmaşanın tozu dumanı bu duyguma neden...Ara ara gelişlerimiz de günü birlikte olsa çok gezdik eşimle çocuklar doğmadan önce.
Ortaköyü,bebek'i, istiklal cd.sini,Beşiktaşı,Kapalıçarşıyı,sahafları,Yerebatan sarayını,topkapıyı.
Güzel yerlerini de gördüm,hayatımın anlamı iki güzelimi,iki nur tanemi ilk orada görüp sevdim oysa...
Nihayetin de son kararım şudur ki; Kişiyi bir yere bağlayan anılar,yaşanmışlıklar,alışkanlıklar...
Öyle günü birlik gidiş gelişlerle karar vermek doğru değil o yüzden şimdilik ben İstanbul'u;
'Bir İstanbul Masalı' ndan,'Kapalıçarşı'daki sıcak insani ilişkilerden,şiirlerden,resimlerden,
İstanbullu tanıdıklarım ve blogger dostlarımın anlatımlarından sevmeye devam edeceğim...
Hani 'seni uzaktan sevmeeeeek aşkların en güzeli' misali...
Sonra?
Sonra bir de 'aynalar' var onlar da az sonra:)
Etiketler:
BLOG DOSTLUĞU,
ETKİNLİK,
FOTOĞRAFLARIM,
GEZELİM GÖRELİM,
GÜNLÜK,
İÇ SES,
İSTANBUL,
ZUZULARIM
22 Ocak 2010 Cuma
Günaydın...Umarım bugün gerçekten gün 'aydın' olur...
Pek öyle durmuyor ama?
Güneşsiz sabahlara uyanmak daha gün başlamadan yoruyor beni...
Sabahın o garip, puslu, hatta bazen alacakaranlık grisi içimi daraltıyor.
Sevmiyorum sabah kalkıp ışık açmayı...Sevmiyorum kışın karasını....
Kışın karası? Belki de 'tencere dibin kara...senin ki zenci' hesabı?
Babamın baş dönmeleri ara,ara devam ediyormuş,sormadan söylemiyor malum:( Emekli ama hala iş-güç bahanesiyle erteliyor(du) dr.ziyaretlerimizi ama bugün gidiyorlar aşkımla birlikte,artık kaçış yok.(böylece konu dr.ve hastane işleri olduğunda yan çizme huyumu kimden aldığım belli oldu?)Ben götürecektim aslında ama bugün de kayınvalidemlerin hacılık mevlitleri var orada bulunmam gerek.Aklım da babam da kalacak ya?Kısmet...
En azından dua ederim,öte dünya da ve bu dünya da olan tüm sevdiklerime...
Rabbim yardım eder,iyi niyetle yapılan her iş,gönülden edilen her dua gibi yerini bulur inşallah...
Hayırlı haberler,hayırlı cumalar olsun hepimize...
Bir de çok güzel bir sunum var,sevgili komşum Elif'ten:)
www.bursa.gov.tr/bursa.htm
Şinasi'nin deyimi ile;''Bizi biz de bizim için saklayan şehir'i....
Bursa'yı merak edenler için...
Ps:Size gelemedim nicedir,yorumlarınıza cevap dahi yazamadım,affola...
'İkiz vicdan' sayeniz de ikiyüz vicdan olacak bu gidişle:))Çünkü eni konu dert ediniyorum uğrayıpta bir ses veremesem sizlere....Telafi,telafi,telafiiiiiii:)))
Pek öyle durmuyor ama?
Güneşsiz sabahlara uyanmak daha gün başlamadan yoruyor beni...
Sabahın o garip, puslu, hatta bazen alacakaranlık grisi içimi daraltıyor.
Sevmiyorum sabah kalkıp ışık açmayı...Sevmiyorum kışın karasını....
Kışın karası? Belki de 'tencere dibin kara...senin ki zenci' hesabı?
Babamın baş dönmeleri ara,ara devam ediyormuş,sormadan söylemiyor malum:( Emekli ama hala iş-güç bahanesiyle erteliyor(du) dr.ziyaretlerimizi ama bugün gidiyorlar aşkımla birlikte,artık kaçış yok.(böylece konu dr.ve hastane işleri olduğunda yan çizme huyumu kimden aldığım belli oldu?)Ben götürecektim aslında ama bugün de kayınvalidemlerin hacılık mevlitleri var orada bulunmam gerek.Aklım da babam da kalacak ya?Kısmet...
En azından dua ederim,öte dünya da ve bu dünya da olan tüm sevdiklerime...
Rabbim yardım eder,iyi niyetle yapılan her iş,gönülden edilen her dua gibi yerini bulur inşallah...
Hayırlı haberler,hayırlı cumalar olsun hepimize...
Bir de çok güzel bir sunum var,sevgili komşum Elif'ten:)
www.bursa.gov.tr/bursa.htm
Şinasi'nin deyimi ile;''Bizi biz de bizim için saklayan şehir'i....
Bursa'yı merak edenler için...
Ps:Size gelemedim nicedir,yorumlarınıza cevap dahi yazamadım,affola...
'İkiz vicdan' sayeniz de ikiyüz vicdan olacak bu gidişle:))Çünkü eni konu dert ediniyorum uğrayıpta bir ses veremesem sizlere....Telafi,telafi,telafiiiiiii:)))
Etiketler:
BABAM,
BLOG DOSTLUĞU,
BUNLARI SEVDİM,
İÇ SES
19 Ocak 2010 Salı
MUAMMA
.....Sevgili Handan babasını görmüş dün gece rüyasın da...
Ve ne gariptir ki ben de annemle birlikteydim dün akşam.
Rüyalara girme zamanları var mı acaba öte alem de?
Ya da günlük hayatta -biz onları göremesekte- onlar görürler mi bizi her zaman?
Muamma?...
Denemeden bilinmeyen...Görmeden söylenmeyen....Yaşamadan öğrenilmeyen...
Ya da kurulmayınca bir anlam ifade etmeyen cümleler gibi aklımda...
Ve ne gariptir ki ben de annemle birlikteydim dün akşam.
Rüyalara girme zamanları var mı acaba öte alem de?
Ya da günlük hayatta -biz onları göremesekte- onlar görürler mi bizi her zaman?
Muamma?...
Denemeden bilinmeyen...Görmeden söylenmeyen....Yaşamadan öğrenilmeyen...
Ya da kurulmayınca bir anlam ifade etmeyen cümleler gibi aklımda...
Etiketler:
ANNEM,
BEN BİLE ZOR ANLADIM KENDİMİ,
BLOG DOSTLUĞU,
İÇ SES
12 Ocak 2010 Salı
MERHABA GÜZEL İNSANLAR:))
'Bir kuş kanatlanır şu gönlümden...Çırpınır,çırpınır da uçamaz'....
derken ben.... Meğer bir uçası ,bir kaçası varmış gönlümün....
Kaç gün konmadı, bir soluklanmadı.....
-ki yazayım??:P
Önce; Yeni yıl'a, yeni güne, aşkıma,çocuklarıma...
Sonra; Eski, yeni tüm sevdiklerime,aileme,eşime dostuma ve tabi ki siz blog dostlarıma kocaman mutlu bir merhaba...
MERHABA GÜZEL İNSANLAR:))
Evet 2010'un ilk yazısı...Buyurun buradan bakın...
Ses veriyorum;HOOO,HOOO, HOOO!?:)))
Yeni yılı,dediğim gibi bizim ev de,dostlarla,bol gülüşlü,yemeli,içmeli,aramalı,aranmalı ve en önemlisi de 'noel baba' lı karşıladık:P
Akşam saatleri yaklaşırken,ben bir koşu önce babacığıma yılbaşı akşamına yaraşır bir kaç çeşit yemek götürdüm,sofrasını hazırladım,notumu yazdım...Evden çıkarken hem hayırlı evlat babında bir şeyler yaptığım için huzurlu,hem de yalnız geçireceği akşam için huzursuzdum?:(
Oysa çağırmış,tüm ısrarıma rağmen -siz gençsiniz,yiyin ,için eğlenin,ben gelemem,iyiyim böyle kızım-ı da duymuştum...Söylediğinde ciddi olduğunu bilsem de,her özel günde,içimde yara işte:(
Ne zaman alışacağım? Ya da alışır mıyım bilmiyorum?
Yok rabbim alıştırmasın,sevgisiz,merhametsiz koymasın kimseyi....
Eve döndüm,yemek,meze vs. son rotüşlar,bir yandan kendimi,çocukları hazırlayıp ,bir yandan da sorularını cevaplayıp,koşturmacalarını frenlemeye çalışırken söyledim gitti birden?
-Lütfen! biraz sakinlik istiyorum...Uyumlu davrananların hediyesini noel baba verecek????
Hadi bakalım verdik mi kendimizi ele?
Bundan sonrası da ne zaman gelecek? ne getirecek? leri cevaplamakla geçti...
Sonra misafirlerimiz geldi,yenildi içildi,çocuklar oyunlar oynadı,koşturdu ama Noel Baba'yı elbetteki unutmadılar?!
Hiç böyle bir sahne düşünmemiştim oysa...Kostüm filan yok,sadece geçen senelerden kalan bir başlık vardı saçlı sakallı noel baba namına....Düşündüm...Aşkımı aldım gittim yatak odasına...Çıkardım derinlerden artık kullanmadığım eski ama 'kırmızı' üstelikte 'geyikli' pijamalarımı:))) Baştan ık mık dedi ama çocukları için giydi benim aşkım da:)
Bir de göbek yaptık yastıktan...İnsan yeter ki istesin:)))

Nihayetinde Noel Baba geldi...Çocuklar önce şaşırdı,sonra tanıdı ama çok sevindiler ve sevdiler...
Ben?.. Ben; Hem noel babayı, hem de içindekini sevdim:)))
Ve tekrar ses veriyorum; 'BIIIIRRRR'...
(Eren'imin demesiyle 'soğuktan Bolayı':))
Yandaki fotodan da anlaşılacağı üzere yeni yılın ilk haftasın da dağa çıktık yani Uludağ'a...
Malum Bursa'dayız biz;Yarım saatte dağdasınız,yarım saatte deniz...
Yağacak yağmayacak,yeterli kar yokmuş vs.derken ve karlar da yuvarlanma,kardam adam yapma ve yine kar üzerinde kolları iki yana açıp,kapayıp melek yapma sözleri vermişken çocuklara ya yağmazsa?diye içten içe dertlenirken ben, sabah bir uyandım lapa, lapa kar yağmakta penceremden:)) Pazartesi sabah kar eşliğin de çıktık yola içimiz kıpır,kıpır...Yollar nasıl güzel...Her yol kıvrımın da,kıvrılıyor yürekler... Sanki bizden önce hiç kimse geçmemiş,yol,iz bilinmezmiş gibiydi ortalık...
.

Hani önce parlak beyaz bir ışık görülür de,bilinmez bir beyaza doğru giderya 'geçiş'ler?
Biz de vardık beyaz cennete,daldık sıcak çikolataya salep'e geçtik kendimizden:)
Kaydık,düştük,kalktık...Kaydık,güldük,donduk?:)
Önce eşim, sonra da çocuklar ders aldılar...Ve bizim için halen çok küçük olan narin çiçek ve böceğimiz büyük bir ustalıkla ve hiç korkmadan yüksek, yüksek tepelerden kaydılar...

........

Ben?..
Ben -şimdilik- çok bulaşmadım o kısımlara bir köşede elimde salebim,sıcak çikolatam sıcacık oturdum:)
Ne kadar giyinsem de, kışın el, ayak buzzz çünkü ben de:(
Kansızlık yok,muhtemel kılcal damar darlığından mütevellit dolaşım bozukluğu(teşhiste tamamen kendime ait?)
Yani önce 'donma' hallerimi düzeltmem gerek....Sonra kayma mevzuu:)
Aslın da ne o, ne bu....Gözünü sevdiğimin yazı,gözünü sevdiğimin güneşi...İşleyecek içine,iliğine kemiğine...Dalacaksın bunaldıkca mavi derinliklere....Temmuz doğumlu bir yaz çocuğuna yapılır mı bu?:)

Ama yine de; çok özlemişim kar'ı....
Kar da yuvarlanmayı ve o muhteşem beyazlıkta kaybolmayı...En çokta o göz kamaştıran ışığını...
Beyaza daldım,beyaza kandım,öyle bir ruh halindeydim ki; 'beyaz dizi' okuyabilir? ve beyaz yalanlara bile inanabilirdim...
Hani -tüm renkler hızla kirleniyordu da birinciliği beyaza veriyorlardı- ya işte tam öyleydim:))
Nihayetinde ayrılık vakti...Cuma günü eve dönüş...
Ama çok şükür ki yüreklerde,zihinlerde tatlı anılar eşliğinde... Hafta sonu da abimler geldi:) E daha ne olsun?:)
Yani sözün özü; 2010 bizim için keyifli başladı,umarım hepimiz için böyle devam eder...
***

Ve bir ödül...
Sevgili Toprağın güzel annesi ve sevgili Annemin eli SUNSHINE ödülü vermiş bana:)
Çok teşekkür ediyorum arkadaşlar,çok mutlu oldum:)
Bende bu güzel ödülü,sevgili blog arkadaşlarım;
Meltem'e...
Öykü'ye...
Selda'ya...
Sebla'ya...
Ceyda'ya...
Handan'a...
Semra'ya...
Özlem'e...
Nazpek'e...
İçimden Geldiği Gibi'ye...
Ve,
Elçin'e ve Elçin'e
gönderiyorum:) Ne yazık ki ödül dağıtımı 12 kişiyle sınırlandırılmış arkadaşlar...
Daha önce alanlara dikkat ederek yapmaya çalıştım seçimimi...Gönül ister ki herkese gitsin..
Ama yine de sınırları aşmak gerek bazen,siz hepinize yolladım farzedin sevgili GÜN IŞIKLARIM benim:))
Sevgiler sunuyorum hepinize:)))
derken ben.... Meğer bir uçası ,bir kaçası varmış gönlümün....
Kaç gün konmadı, bir soluklanmadı.....
-ki yazayım??:P
Önce; Yeni yıl'a, yeni güne, aşkıma,çocuklarıma...
Sonra; Eski, yeni tüm sevdiklerime,aileme,eşime dostuma ve tabi ki siz blog dostlarıma kocaman mutlu bir merhaba...
MERHABA GÜZEL İNSANLAR:))
Evet 2010'un ilk yazısı...Buyurun buradan bakın...
Ses veriyorum;HOOO,HOOO, HOOO!?:)))
Yeni yılı,dediğim gibi bizim ev de,dostlarla,bol gülüşlü,yemeli,içmeli,aramalı,aranmalı ve en önemlisi de 'noel baba' lı karşıladık:P
Akşam saatleri yaklaşırken,ben bir koşu önce babacığıma yılbaşı akşamına yaraşır bir kaç çeşit yemek götürdüm,sofrasını hazırladım,notumu yazdım...Evden çıkarken hem hayırlı evlat babında bir şeyler yaptığım için huzurlu,hem de yalnız geçireceği akşam için huzursuzdum?:(
Oysa çağırmış,tüm ısrarıma rağmen -siz gençsiniz,yiyin ,için eğlenin,ben gelemem,iyiyim böyle kızım-ı da duymuştum...Söylediğinde ciddi olduğunu bilsem de,her özel günde,içimde yara işte:(
Ne zaman alışacağım? Ya da alışır mıyım bilmiyorum?
Yok rabbim alıştırmasın,sevgisiz,merhametsiz koymasın kimseyi....
Eve döndüm,yemek,meze vs. son rotüşlar,bir yandan kendimi,çocukları hazırlayıp ,bir yandan da sorularını cevaplayıp,koşturmacalarını frenlemeye çalışırken söyledim gitti birden?
-Lütfen! biraz sakinlik istiyorum...Uyumlu davrananların hediyesini noel baba verecek????
Hadi bakalım verdik mi kendimizi ele?
Bundan sonrası da ne zaman gelecek? ne getirecek? leri cevaplamakla geçti...
Sonra misafirlerimiz geldi,yenildi içildi,çocuklar oyunlar oynadı,koşturdu ama Noel Baba'yı elbetteki unutmadılar?!
Hiç böyle bir sahne düşünmemiştim oysa...Kostüm filan yok,sadece geçen senelerden kalan bir başlık vardı saçlı sakallı noel baba namına....Düşündüm...Aşkımı aldım gittim yatak odasına...Çıkardım derinlerden artık kullanmadığım eski ama 'kırmızı' üstelikte 'geyikli' pijamalarımı:))) Baştan ık mık dedi ama çocukları için giydi benim aşkım da:)
Bir de göbek yaptık yastıktan...İnsan yeter ki istesin:)))
Nihayetinde Noel Baba geldi...Çocuklar önce şaşırdı,sonra tanıdı ama çok sevindiler ve sevdiler...
Ben?.. Ben; Hem noel babayı, hem de içindekini sevdim:)))
(Eren'imin demesiyle 'soğuktan Bolayı':))
Yandaki fotodan da anlaşılacağı üzere yeni yılın ilk haftasın da dağa çıktık yani Uludağ'a...
Malum Bursa'dayız biz;Yarım saatte dağdasınız,yarım saatte deniz...
Yağacak yağmayacak,yeterli kar yokmuş vs.derken ve karlar da yuvarlanma,kardam adam yapma ve yine kar üzerinde kolları iki yana açıp,kapayıp melek yapma sözleri vermişken çocuklara ya yağmazsa?diye içten içe dertlenirken ben, sabah bir uyandım lapa, lapa kar yağmakta penceremden:)) Pazartesi sabah kar eşliğin de çıktık yola içimiz kıpır,kıpır...Yollar nasıl güzel...Her yol kıvrımın da,kıvrılıyor yürekler... Sanki bizden önce hiç kimse geçmemiş,yol,iz bilinmezmiş gibiydi ortalık...
.
Hani önce parlak beyaz bir ışık görülür de,bilinmez bir beyaza doğru giderya 'geçiş'ler?
Biz de vardık beyaz cennete,daldık sıcak çikolataya salep'e geçtik kendimizden:)
Kaydık,düştük,kalktık...Kaydık,güldük,donduk?:)
Önce eşim, sonra da çocuklar ders aldılar...Ve bizim için halen çok küçük olan narin çiçek ve böceğimiz büyük bir ustalıkla ve hiç korkmadan yüksek, yüksek tepelerden kaydılar...
........
Ben?..
Ben -şimdilik- çok bulaşmadım o kısımlara bir köşede elimde salebim,sıcak çikolatam sıcacık oturdum:)
Ne kadar giyinsem de, kışın el, ayak buzzz çünkü ben de:(
Kansızlık yok,muhtemel kılcal damar darlığından mütevellit dolaşım bozukluğu(teşhiste tamamen kendime ait?)
Yani önce 'donma' hallerimi düzeltmem gerek....Sonra kayma mevzuu:)
Aslın da ne o, ne bu....Gözünü sevdiğimin yazı,gözünü sevdiğimin güneşi...İşleyecek içine,iliğine kemiğine...Dalacaksın bunaldıkca mavi derinliklere....Temmuz doğumlu bir yaz çocuğuna yapılır mı bu?:)
Ama yine de; çok özlemişim kar'ı....
Kar da yuvarlanmayı ve o muhteşem beyazlıkta kaybolmayı...En çokta o göz kamaştıran ışığını...
Beyaza daldım,beyaza kandım,öyle bir ruh halindeydim ki; 'beyaz dizi' okuyabilir? ve beyaz yalanlara bile inanabilirdim...
Hani -tüm renkler hızla kirleniyordu da birinciliği beyaza veriyorlardı- ya işte tam öyleydim:))
Nihayetinde ayrılık vakti...Cuma günü eve dönüş...
Ama çok şükür ki yüreklerde,zihinlerde tatlı anılar eşliğinde... Hafta sonu da abimler geldi:) E daha ne olsun?:)
Yani sözün özü; 2010 bizim için keyifli başladı,umarım hepimiz için böyle devam eder...
***
Ve bir ödül...
Sevgili Toprağın güzel annesi ve sevgili Annemin eli SUNSHINE ödülü vermiş bana:)
Çok teşekkür ediyorum arkadaşlar,çok mutlu oldum:)
Bende bu güzel ödülü,sevgili blog arkadaşlarım;
Meltem'e...
Öykü'ye...
Selda'ya...
Sebla'ya...
Ceyda'ya...
Handan'a...
Semra'ya...
Özlem'e...
Nazpek'e...
İçimden Geldiği Gibi'ye...
Ve,
Elçin'e ve Elçin'e
gönderiyorum:) Ne yazık ki ödül dağıtımı 12 kişiyle sınırlandırılmış arkadaşlar...
Daha önce alanlara dikkat ederek yapmaya çalıştım seçimimi...Gönül ister ki herkese gitsin..
Ama yine de sınırları aşmak gerek bazen,siz hepinize yolladım farzedin sevgili GÜN IŞIKLARIM benim:))
Sevgiler sunuyorum hepinize:)))
Etiketler:
AİLE,
AŞKIM,
BLOG DOSTLUĞU,
DOSTLAR,
FOTOĞRAFLARIM,
GEZELİM GÖRELİM,
GÜNLÜK,
TATİL,
YENİ YIL,
ZUZULARIM
24 Kasım 2009 Salı
BLOG'CU ÖĞRETMENLERİME,SEVGİYLE:)
Öncelikle baş öğretmenimizi,Ulu önder Atatürk'ü rahmetle anıyorum.
Sonrasın da;zorluklar içerisinde ama yine de büyük bir özveri ile görevlerini yerine getirmeye çalışan,eğitim neferlerimize,emektar, saygıdeğer öğretmenlerimize saygılarımı sunuyorum....
Blog dostlarımdan; Sevgili;
Dilek(Aysema hocam),
Dolunay,
Leylak dalı,
Asya Selda,
Muhabbet Çiçeğim,
İdea,
Özii,
Gece,
ve Lale ablamın sevgili kızları....
(Umarım atladığım kimse kalmamıştır.Varsa affola)
Sevgili öğretmenlerim,arkadaşlarım...
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZÜ KUTLUYOR, SEVGİ VE SAYGILARIMI SUNUYORUM.
19 Kasım 2009 Perşembe
ARA...
16 Eylül 2009 Çarşamba
HİSSİ SENETLERİM...
Dün özel bir gün olmasının da etkisiyle ufak çaplı bir düşüş yaşayan HİSSİ senetlerim,bu sabahtan itibaren yerini pozitif duygulara bırakarak yükselişe geçti...
Uzmanlar genellikle kadın duyguların da gözlemlenen bu iniş çıkışların,hissi senetlerde ki etkisinin dönem dönem görülebileceğini ancak olumlu bakış açısı ve eş dosttan alınan manevi destek ile bunun da üstesinden gelinebileceğini belirttiler.
Bugün kü psişik? endekslere göre,yükselişe geçen pozitif duygular haftayı keyifli kapatacak gibi görünüyor:)
19 Ağustos 2009 Çarşamba
SERROSE ve ES TASARIM ELİF
*Sevgili Serrose, taaa Japonyalardan doğum günümü kutlayan kartımı yollamış:) Çok teşekkür ederim,çok mutlu oldum...Gecikme ne demek? Düşünmen yeter.
2 Temmuzdan beri,kutlama kartları alıyorum.Hiç bir doğum günümü bu kadar uzun kutlamamıştım ben:)
Ne diyeyim?
İyi ki varsınız:))
*Ve Pazartesi günü en nihayetin de bende kanlı canlı olarak:)bir blogger arkadaşımla tanıştım.Sevgili estasarım Elif tıpkı yazılarında ki gibi sıcak ve çok samimi.
Yeni heyecanlar yaşıyor bu günlerde.Yaptıklarını gördüm.El emeği göz nuru harika şeyler üretmiş.İlgi ve bilgi için TIK.
Tekrardan hayırlı uğurlu,bol kazançlı olsun sevgili Elif.
2 Temmuzdan beri,kutlama kartları alıyorum.Hiç bir doğum günümü bu kadar uzun kutlamamıştım ben:)
Ne diyeyim?
İyi ki varsınız:))
*Ve Pazartesi günü en nihayetin de bende kanlı canlı olarak:)bir blogger arkadaşımla tanıştım.Sevgili estasarım Elif tıpkı yazılarında ki gibi sıcak ve çok samimi.
Yeni heyecanlar yaşıyor bu günlerde.Yaptıklarını gördüm.El emeği göz nuru harika şeyler üretmiş.İlgi ve bilgi için TIK.
Tekrardan hayırlı uğurlu,bol kazançlı olsun sevgili Elif.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)