Bir gün birileri gelir,bir karar verir ve senin özelini senden alır?
Canım sıkılıyor blogcum...Aç kapa,aç kapa?Yaz,yayınlayama...Onca anı,iyi/kötü yazı...Fotoğraf,yorum,paylaşım.
Bugün var,yarın yok...Gerçi şimdi açık/açıldık ama yarın ne olacağının garantisi yok?...
Hani insan kaybettiğinde daha çok farkına varır ya...
Meğer ne önemliymiş,değerliymiş benim için?'in sorgusunu yaparya için,için...
Sonuçta hayatımın,hayatımızın yaklaşık dört yılı....
İşte hem onun,hem sizin,hem benim için...Artık ciddi,ciddi düşünüyorum 'com' almayı....
Ama en çok da zuzularım için istedim,malum daha önce paylaşmıştım bu düşüncemi,artık büyüdüler 'zuzu' hitabi biraz garip kaçıyor diye?:) Bu vesile ile hem yazılarım/anılarım sağlama alınmış olur...Hem de isim değişikliği yapabilirim diye düşünüyorum...
Düşündüğüm isim;ÇİFTE KAVRULMUŞ HAYAT...
Olur mu? Bir problem çıkar mı isimle ilgili bilmiyorum?...
Umarım uygun olur...Seviyorum Çifte Kavrulmuş olmayı:))))
Yani kısaca,yasaktı,zamansızlıktı,heves kaçmasıydı,kış bunalımıydı,bahar neşesiydi artık adına ne derseniz?
Ben sadece değişiklik istedim aslında....Sil baştan olmasa da....
Bir de meraktayım?
''com'' olunca da sever misiniz beni?:)
BİR ŞEY YAPMALI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BİR ŞEY YAPMALI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Mart 2011 Cumartesi
15 Mart 2011 Salı
BAMBAŞKA BİR MASAL BU;SİNDİR!!!ELLA!!!
Ne yazmalı sana blog?
Kuş uçmaz,kervan geçmez,hal hatır bilmez,sormaz oldun...
Yine de;Anlatmalı,yazmalı,ömrü paylaşmalı bir şekilde elbet ama?
Ömür bizim yaşadıklarımıza verdiğimiz anlamdan başka nedir ki?diye de sormalı,düşünmeli?..
Düşünceleri kağıda düşmeli,düşenleri ise hemen kaldırmalı...Malum 'düşünce suç!'...u...diye bir şey var!
Yazasım yok blog...Hiç yok hem de...Bir kaç saat önce duyduğum;'yasak kalkacak' sözüne seviniyorum garip bir şekilde?Eee cezamızı çektik malum?!..Tahliyemizi bekliyoruz!!!?
Nasıl? Niçin? ve neden? diye düşünmekten yoruldum artık!:(
Bir deli,bir kuyuya taş attı...Hepsi bu!
Bu ara 'anlatmak için yaşamak gerek' gerçeğinden yola çıkarak sadece yaşıyorum blog!
Sadece yazmak ise sırasını bekliyor?
Yaşadıklarımın çetelesini tutmak bir yana,'çete'yi çağrıştırıyor diye eve peçete bile alasım yok!!!
Malum er geç kondurumazsan kondururlar gülüüüm!!!!:((
(Hadi canım!Elbette öyle bir şey yok!Sindirme politikası mı dediniz?Cık cık cık nereden çıktı bu?!)
Bu ara böyle....
Sindiremediğimiz / sindiremedikleri.....Niceleri ve niceleri için...Kod adı;SİNDİR!!ELLA!!!
Ps:Gündem karışık...Çemberin içi dışı karıştı,dışında kalmak çok zor ama yine de olabildiğince uzağında,biraz içinde,biraz dışında,kendi gündemimi önemseyerek yaşıyorum,günü,günleri ve getirdiklerini...
Yüzümü gülümseten,gülümseyen;Dostlarım...
İki tatlı sözle bazen, bazen de küçücük bir incelikle hayatımı güzelleştiren;Can olduklarım,canımı vereceklerim,kara sevdalım... Ah! Başka ne lazım?:)
Amaaaan ne me lazım!?...İyi böyle iyi...
Soda vereyim mi?
Kuş uçmaz,kervan geçmez,hal hatır bilmez,sormaz oldun...
Yine de;Anlatmalı,yazmalı,ömrü paylaşmalı bir şekilde elbet ama?
Ömür bizim yaşadıklarımıza verdiğimiz anlamdan başka nedir ki?diye de sormalı,düşünmeli?..
Düşünceleri kağıda düşmeli,düşenleri ise hemen kaldırmalı...Malum 'düşünce suç!'...u...diye bir şey var!
Yazasım yok blog...Hiç yok hem de...Bir kaç saat önce duyduğum;'yasak kalkacak' sözüne seviniyorum garip bir şekilde?Eee cezamızı çektik malum?!..Tahliyemizi bekliyoruz!!!?
Nasıl? Niçin? ve neden? diye düşünmekten yoruldum artık!:(
Bir deli,bir kuyuya taş attı...Hepsi bu!
Bu ara 'anlatmak için yaşamak gerek' gerçeğinden yola çıkarak sadece yaşıyorum blog!
Sadece yazmak ise sırasını bekliyor?
Yaşadıklarımın çetelesini tutmak bir yana,'çete'yi çağrıştırıyor diye eve peçete bile alasım yok!!!
Malum er geç kondurumazsan kondururlar gülüüüm!!!!:((
(Hadi canım!Elbette öyle bir şey yok!Sindirme politikası mı dediniz?Cık cık cık nereden çıktı bu?!)
Bu ara böyle....
Sindiremediğimiz / sindiremedikleri.....Niceleri ve niceleri için...Kod adı;SİNDİR!!ELLA!!!
Ps:Gündem karışık...Çemberin içi dışı karıştı,dışında kalmak çok zor ama yine de olabildiğince uzağında,biraz içinde,biraz dışında,kendi gündemimi önemseyerek yaşıyorum,günü,günleri ve getirdiklerini...
Yüzümü gülümseten,gülümseyen;Dostlarım...
İki tatlı sözle bazen, bazen de küçücük bir incelikle hayatımı güzelleştiren;Can olduklarım,canımı vereceklerim,kara sevdalım... Ah! Başka ne lazım?:)
Amaaaan ne me lazım!?...İyi böyle iyi...
Soda vereyim mi?
6 Mart 2011 Pazar
TEYZEE,AMCAA BİR 'İMZA' VER!..BLOGLAR KAPATILMASIN!
Hepimiz birimiz....
Birimiz hepimiz için...
Bir imza da siz atın lütfen!
http://www.blogumadokunma.com/
BLOĞUMA DOKUNMA!!!!!!
1 Mart 2011 Salı
ZULMÜNÜZ ARTSIN!..
Anadolu'da zalim ağalara,padişahlara vs.hak yiyenlere,haksızlık edenlere,emeği hor görenlere karşı bir sitem,bir yakarış varmış...
'ZULMÜN ARTSIN Kİ TEZ YIKILASIN!'...derlermiş...
Zulmün artsın ki;Köşeye sıkışasın,daha çok yanlış yapasın,
Yanlış yaptıkça;Çaresiz kalasın,
Çaresiz kaldıkça;Daha da zalimleşip,kendi sonunu kendin hazırlayasın!
Ne diyeyim?;ZULMÜNÜZ ARTSIN!
Ne olur, ne olmaz...Olmaz ise yine bu sayfalardan,ama eğer olur ise;
ZUZULARIN ANNESİ olarak değil!...
ÇİFTE KAVRULMUŞ HAYAT adı altında aşağıdaki adresteyim...
http://zuzu2004.wordpress.com/
Ps:bir garip yedek mekan,hiç hoşuma gitmedi?Tatsız,tuzsuz!...
Düzenlemek veya bir şey yazmak istemedim...Dilerim kullanmamıza gerek kalmaz!
Etiketler:
BİR ŞEY YAPMALI,
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
BUNLARI SEVMEDİM
25 Ocak 2011 Salı
ABLANIZ KURBAN OLSUN SİZE!
Uzun zamandır seninle paylaşmak, kayıt altına almak istediğim bir güzellik var blogcum...
Çünkü onlar bir ilk ve her ilk gibi çok özeller...
Yaklaşık 3 aydır TEGV 'da gönüllüyüm...Gönüllü olmadan önce,yapılması gereken işleri,alınması gereken eğitimleri vs.leri tamamladım ve böylece 14 güzel minik yürek daha girdi hayatıma...
Yeni heyecanlar ve yeni deneyimler ile birlikte......
'Bir çocuk değişir,Türkiye değişir'...
Öncelikle bir itiraf;o harika ve bir o kadar da anlamlı sloganı hayata geçirmek hiç kolay olmadı.Şimdiki çocuklar cin, şimdiki çocuklar akıllı ve çok meraklı...Ama ne yazık ki;gerek eğitim sistemimizdeki aksaklıklar,gerekse ailelerin çocuk eğitimi hakkındaki eksiklikleri nedeni ile biraz bocalıyorlar? Bu bocalama halleride bazısında umursamaz/yaramaz vs.hallerde geri dönüyor...Ve ne yazık ki bir çoğunun eğitim anlayışı;iyi not alıp sınıf geçme ile sınırlı..Bunun haricinde kendileri ile gelecek ile ilgili pek fazla bir düşünceleri ve hayalleri yok!..Tu?...Bizimle tanışana kadar!?...(Ha ha ha:) yok öyle bir şey demeyeceğim tabi ki:)
'Kendime Yolculuk' etkinliği yaptık biz çocuklarla...Yeri geldi oyunlar oynadık,yeri geldi kestik biçtik,yeri geldi yazılar/hikayeler yazdık,dramalar canlandırdık...Arada ne yazık ki devam edemeyenler oldu,eksildik ama vazgeçmedik...Sadece diyebilirim ki; Geçen 3 ay zarfında,düşünce sistemleri ve ilgi alanları değişti,kendi benliklerinin farkına yine kendilerini tanıyarak vardılar ve özgüvenleri gelişip kendilerini rahat ifade etmeye başladıkça da gözlerindeki ışık arttı -ki beni en çok mutlu eden-.Ve sanırım bu bile, bir insanın başka bir insan hayatındaki farkındalığını anlatmak ve iyi ki bırakmamışım/vazgeçmemişim iyi ki buraya gelmişim demek için yeterli...
Yanda ve altta TEGV çocuk ahalisinin bir kısmı:)))
Bana mutlu,mutlu poz veren bu minik yürekler, vakti zamanında çok ağrıttı başımı:)
Oysa şimdi Banu Abla/Gönül abla diye peşimizden ayrılmıyor ve ağzımızdan çıkacak her sözü hevesle bekliyorlar...
İşte böyle anlarda yine;İyi ki diyorum...İyi ki....
Ablanız kurban olsun size!:))
Emek verilen her şey güzel ve çok özel...Yeter ki içinde sevgi olsun...
Zira öyle hikayeleri var ki bir çoğunun o minik omuzlarının kaldıramayacağı ağırlıkta...Öyle gereksiz sorumlulukları baş edemeyecekleri boyutta?:(
O yüzden 'tatsız bir anı' olmaktansa 'mutlu bir an' olarak kalmak için çok uğraştım onlarla...
Umarım öyle olmuşumdur,umarım...
Şimdi sadece TEGV deki ilk günümü hiç unutmamak ve ilerde gülümseyerek keyifle hatırlamak için not düşeceğim buraya;
İlk gün heyecanlıyım,el ayak buz.İlk karşılaşma,ilk intibağ çok önemli...Etkinlik başladı ve fakat o da ne!????
Kendi sesimizi duymadık desem?:)
Tabii bizim öğrenciliğimizin üzerinden yıllar geçmiş(kuzuyduk biz kuzu)...
Onların rahatlığı,konuşması ve hatta sonunda sinirden de olsa benide güldürmeyi başarttıkları yaygaraları çarptı bizi?:)Nihayetinde etkinliğimiz bitttiğinde enerji topu 14 afacan ile geçirilen 2 saat sonunda,resmen kulaklarım uğulduyor ve gayri ihtiyarı hiç düşünmeden dudaklarımdan şu şarkı dökülüyordu;
ÖĞRETMEN KUTSALDIR ANA GİBİİİİİ....ÖĞRETMEN KUTSALDIR BABA GİBİİİİİ???
Şaka gibi değil mi?:)))
Bu arada yeri gelmişken bir sınıf dolusu afacan ile uğraşmanın onlara birşeyler öğretmeye/vermeye çalışmanın ne meşakkatli bir iş olduğunu birebir yaşamış ve görmüş bir fani olarak tüm eli öpülesi öğretmenlerimizi saygıyla anar,sevgiyle kucaklarım.
(Bir minik hatırlatma;TEGV'de herşey gönüllülük esasına bağlı.Yani öyle sınıfa girince öğretmenlik yapmadığımız gibi öğretmende olmuyoruz.Biz onları gönüllü abla ya da abileriyiz.Onlarda öğrenci değil nitekim.Yanlış anlaşılma olmasın)
TEGV'in vizyonu ve misyonu için BURAYI tıklayabilirsiniz.
Çünkü onlar bir ilk ve her ilk gibi çok özeller...
Yaklaşık 3 aydır TEGV 'da gönüllüyüm...Gönüllü olmadan önce,yapılması gereken işleri,alınması gereken eğitimleri vs.leri tamamladım ve böylece 14 güzel minik yürek daha girdi hayatıma...
Yeni heyecanlar ve yeni deneyimler ile birlikte......
'Bir çocuk değişir,Türkiye değişir'...
Öncelikle bir itiraf;o harika ve bir o kadar da anlamlı sloganı hayata geçirmek hiç kolay olmadı.Şimdiki çocuklar cin, şimdiki çocuklar akıllı ve çok meraklı...Ama ne yazık ki;gerek eğitim sistemimizdeki aksaklıklar,gerekse ailelerin çocuk eğitimi hakkındaki eksiklikleri nedeni ile biraz bocalıyorlar? Bu bocalama halleride bazısında umursamaz/yaramaz vs.hallerde geri dönüyor...Ve ne yazık ki bir çoğunun eğitim anlayışı;iyi not alıp sınıf geçme ile sınırlı..Bunun haricinde kendileri ile gelecek ile ilgili pek fazla bir düşünceleri ve hayalleri yok!..Tu?...Bizimle tanışana kadar!?...(Ha ha ha:) yok öyle bir şey demeyeceğim tabi ki:)
'Kendime Yolculuk' etkinliği yaptık biz çocuklarla...Yeri geldi oyunlar oynadık,yeri geldi kestik biçtik,yeri geldi yazılar/hikayeler yazdık,dramalar canlandırdık...Arada ne yazık ki devam edemeyenler oldu,eksildik ama vazgeçmedik...Sadece diyebilirim ki; Geçen 3 ay zarfında,düşünce sistemleri ve ilgi alanları değişti,kendi benliklerinin farkına yine kendilerini tanıyarak vardılar ve özgüvenleri gelişip kendilerini rahat ifade etmeye başladıkça da gözlerindeki ışık arttı -ki beni en çok mutlu eden-.Ve sanırım bu bile, bir insanın başka bir insan hayatındaki farkındalığını anlatmak ve iyi ki bırakmamışım/vazgeçmemişim iyi ki buraya gelmişim demek için yeterli...
Yanda ve altta TEGV çocuk ahalisinin bir kısmı:)))
Bana mutlu,mutlu poz veren bu minik yürekler, vakti zamanında çok ağrıttı başımı:)
Oysa şimdi Banu Abla/Gönül abla diye peşimizden ayrılmıyor ve ağzımızdan çıkacak her sözü hevesle bekliyorlar...
İşte böyle anlarda yine;İyi ki diyorum...İyi ki....
Ablanız kurban olsun size!:))
Emek verilen her şey güzel ve çok özel...Yeter ki içinde sevgi olsun...
Zira öyle hikayeleri var ki bir çoğunun o minik omuzlarının kaldıramayacağı ağırlıkta...Öyle gereksiz sorumlulukları baş edemeyecekleri boyutta?:(
O yüzden 'tatsız bir anı' olmaktansa 'mutlu bir an' olarak kalmak için çok uğraştım onlarla...
Umarım öyle olmuşumdur,umarım...
Şimdi sadece TEGV deki ilk günümü hiç unutmamak ve ilerde gülümseyerek keyifle hatırlamak için not düşeceğim buraya;
İlk gün heyecanlıyım,el ayak buz.İlk karşılaşma,ilk intibağ çok önemli...Etkinlik başladı ve fakat o da ne!????
Kendi sesimizi duymadık desem?:)
Tabii bizim öğrenciliğimizin üzerinden yıllar geçmiş(kuzuyduk biz kuzu)...
Onların rahatlığı,konuşması ve hatta sonunda sinirden de olsa benide güldürmeyi başarttıkları yaygaraları çarptı bizi?:)Nihayetinde etkinliğimiz bitttiğinde enerji topu 14 afacan ile geçirilen 2 saat sonunda,resmen kulaklarım uğulduyor ve gayri ihtiyarı hiç düşünmeden dudaklarımdan şu şarkı dökülüyordu;
ÖĞRETMEN KUTSALDIR ANA GİBİİİİİ....ÖĞRETMEN KUTSALDIR BABA GİBİİİİİ???
Şaka gibi değil mi?:)))
Bu arada yeri gelmişken bir sınıf dolusu afacan ile uğraşmanın onlara birşeyler öğretmeye/vermeye çalışmanın ne meşakkatli bir iş olduğunu birebir yaşamış ve görmüş bir fani olarak tüm eli öpülesi öğretmenlerimizi saygıyla anar,sevgiyle kucaklarım.
(Bir minik hatırlatma;TEGV'de herşey gönüllülük esasına bağlı.Yani öyle sınıfa girince öğretmenlik yapmadığımız gibi öğretmende olmuyoruz.Biz onları gönüllü abla ya da abileriyiz.Onlarda öğrenci değil nitekim.Yanlış anlaşılma olmasın)
TEGV'in vizyonu ve misyonu için BURAYI tıklayabilirsiniz.
Gönüllük hakkında ayrıntılı bilgi için BURAYI tıklayabilirsiniz.
Ps:Yarın, yani Çarşamba günü onlarla son etkinliğimiz,daha doğrusu dönem sonu şenliğimiz var.
Kendilerini anlatan gazeteler yaptı hepsi...Altlarına da isimlerini yazıp imzalarını attılar;Genel yayın yönetmeni:)
Yazarken bir yandan da onlara ne kadar alıştığımı farkettim...
Yarın hem keyifli hemde zor bir gün olacak benim için...
Zaten eşim;'Sen dayanamazsın şimdi kesin ağlarsın ayrılırken'diyor?...
Eh bakın o konuda söz veremem?:(
Etiketler:
BENİM İÇİN BİR İLK,
BİR ŞEY YAPMALI,
FOTOĞRAFLARIM,
PAYLAŞMAZSAM OLMAZ,
TEGV
20 Ocak 2011 Perşembe
HER ŞEYİ BAŞTAN ALIYORUM...
Gece uyuyamadınız mı?Ya da uyudunuz da aklınız rüyalarınız da mı kaldı?
Sabah bir kalkmışsınız soğuk,puslu,sisli bir hava!
Kurt olmadığınız için, kırmızı başlığınızı takıp, astınız mı suratınızı?
Üstelik nemli hava kolunuz,bacağınız da ağrıyor?
Kahvaltı masasında haber seyredip, iştahı büsbütün kapatırken!..
Bastırılmış isyanlarınızı da yutuyor musunuz peynir,zeytinle birlikte?
Açlıktan ölen minik Kübra'yı,Hrant'ın güvercini karşılamış öte alemde...Bilmiyor musunuz?
Yükseklerdeki alçakları sevgiyle!anarken;
Duyduğunuz her acının, bir sonrakine kadar olacağını ve zaman ihlalinden salınıvereceğini düşürken hele...
İstemsiz bir ıslık çıkmıyor mu ağzınızdan x!^^+%&/*!!!.. vs.küfürlerin arasından habersizce?
Ya da akşamdan kalan tıksırmalarınız aklınıza gelince, gülümsüyor musunuz siz de ince,ince?:)
Ev işi, iş işi, hayat işte böyle bişi...Yorulmadınız mı?
Acı çek,sev,seviş,çalış,yaşa,öl...Dayan...Yaşam için çabalamak,coşkular boşuna değil.
Çemberin hem içindesiniz,hem dışında...Aklınız içinde,kalbiniz dışında!
Yine de gülümsüyorsunuz...
Zira; Öyle bir dünya ki bu!
Kendinizi hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyorsunuz!
Şimdi;
Her şeyi baştan alıyorum.
Çünkü ben 'Süt oğlan' saflığında bir hayat düşlüyorum...En azından perde kapanana kadar.
Sabah bir kalkmışsınız soğuk,puslu,sisli bir hava!
Kurt olmadığınız için, kırmızı başlığınızı takıp, astınız mı suratınızı?
Üstelik nemli hava kolunuz,bacağınız da ağrıyor?
Kahvaltı masasında haber seyredip, iştahı büsbütün kapatırken!..
Bastırılmış isyanlarınızı da yutuyor musunuz peynir,zeytinle birlikte?
Açlıktan ölen minik Kübra'yı,Hrant'ın güvercini karşılamış öte alemde...Bilmiyor musunuz?
Yükseklerdeki alçakları sevgiyle!anarken;
Duyduğunuz her acının, bir sonrakine kadar olacağını ve zaman ihlalinden salınıvereceğini düşürken hele...
İstemsiz bir ıslık çıkmıyor mu ağzınızdan x!^^+%&/*!!!.. vs.küfürlerin arasından habersizce?
Ya da akşamdan kalan tıksırmalarınız aklınıza gelince, gülümsüyor musunuz siz de ince,ince?:)
Ev işi, iş işi, hayat işte böyle bişi...Yorulmadınız mı?
Acı çek,sev,seviş,çalış,yaşa,öl...Dayan...Yaşam için çabalamak,coşkular boşuna değil.
Çemberin hem içindesiniz,hem dışında...Aklınız içinde,kalbiniz dışında!
Yine de gülümsüyorsunuz...
Zira; Öyle bir dünya ki bu!
Kendinizi hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyorsunuz!
Şimdi;
Her şeyi baştan alıyorum.
Çünkü ben 'Süt oğlan' saflığında bir hayat düşlüyorum...En azından perde kapanana kadar.
Etiketler:
BİR ŞEY YAPMALI,
GÜNCEL,
İÇ SES,
VİDEOLARIM
28 Nisan 2010 Çarşamba
UZUN,UZUN YOLLARI AŞTIM GELDİM (dikkat bol foto içerir:)
Uzaktan geldim yorgunum hancı...
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş???
Döndüm...Çok gezdim e haliyle çok yoruldum...Dinlendim ve ancak geldim:)
Şimdi yediğimiz içtiğimiz bizim olsun gördüklerimizi anlatalım...
Döndüm...Ama kalbim orada kaldı...Çok değişmiş çok,çok büyümüş görmeyeli?
Baştan biraz acemilik çeksem de sonrasında alıştım...Eski mahallemizi,evimizi,okulumu gördüm,sokakların da dolandım,çarşıların da,hayal gibi,rüya gibi...Her köşesinde anılarım,anılarımın içinde kayıplarım...Gözlerimin ucunda yaşlarım:(
Yıllar,yıllar önce (şimdikinden daha genç iken:p)bekar,çocuksuz ve sahip olacaklarım,yaşayacaklarım hakkında hiç bir fikrim yok iken dolaştığım nice mekanda,bu sefer evli ve iki çocuklu genç bir kadın olarak gezmek çok ilginç,tarifi zor,içinde hem neşe,hem hüzün, hem gurur, hem de bol şükür barındıran garip bir duyguydu...
Ama hepsine değdi!..
Anıtkabir'e,Kuğulu'ya,Tunalıya,Kale'ye,Beypazarına gittik...Ankara sokakların da gezdik,hatta bir ara kaybolduk:P
Dönüş yolunda bir de Eskişehir yaptık,Çi böreğini tattık,porsuk çayına baktık:)
Şimdi,aslında hepsi uzun,uzun anlatılmayı,yazılmayı hakediyor ama fotoğrafların da desteği ve gidiş sırası ile işte Ankara ve ben ve kuzular ve kuğulu ve kale ve beypazarı ve vs.vs.vs.:))
Yıllar sonra...Kuğulu park'ta:)
Çocuklar...
******
Ankara Kalesi surların da Bursaspor bayrağı:))
Kale'de Rahmi Koç müzesinde; sevgili blog dostlarımızdan Leylak Dalı'nın da tavsiye ettiği(tşk.ler) ve bayıldığımız, Henry Kupjack'ın Minyatür Odalar sergisi...Ne emek?Ne sabır? Fotoğraf çektim ama BURAYI tıklarsanız hem daha güzel fotolara hem de açıklamalarına ulaşabilirsiniz...
Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihindeki Cumhuriyet Bayramı için hazırlatmış olduğu İlk bayraklardan birisi imiş bu bayrak...Rahmi Koç müzesinde dikkatimizi çekenlerden birisi oldu haliyle...
******
Beypazarı
Beypazarı...Biz çok sevdik:) Tarihi konakları,taş baskı kumaşları ve gümüşleri meşhur...Sadece Gümüş dükkanlarının bulunduğu bir pasaj var ve insan hangi birisine bakacağını şaşırıyor(tam bizim için:)
Ucuz diyorlar ama çok ucuz gelmedi bana yine de...Neden gümüşü meşhur?Gümüş mü çıkıyor buralar da dedik?Hayır dediler meğer gümüş işciliği fazlaymış,'el alan' yani?Öyle olunca da en azından işciliğine fazla fiyat biçmiyorlarmış vs.Bir de seksen katlı ev baklavaları var,bir de güveçleri,bir de sarmaları var:)



Meşhur Beypazarı kurusu...Bir nevi galeta gibi ama tereyağlı yapıyorlar...Kıtır,kıtır hatta katur,kutur:) zor yeniyor ama lezzetli bir tat...Beypazarının bir sokağı...Ve Beypazarı içerisinde ki Yaşayan Müze'de çocuklar Ebru sanatının inceliklerini öğrenirler iken...Müze çok başarılı...Zaten bilindik müzeler gibi değil eski bir beypazarı konağı... Bağışlamış sahipleri,geleneksel sanat ve değerleri korumak içinde her hafta değişik etkinlikler yapılıyormuş...Bizim gittiğimiz gün ebru sanatı günü idi...Bir oda da Hacivat ve Karagöz var,bir oda da masalcı teyze,daha doğrusu Masal Ebesi...Tam 65 masal biliyormuş ninesinden kalma eski masallar...Ne yazık ki dinleyemedik masallarını bir kaç bilmece sorup şeker verdi çocuklara mutlu oldu bizim kuzularda:)
Bir de konağa çıkan merdivenlerin sağ tarafında olduğu yerde dönen bir tarafı açık iki katlı bir dolap dikkatimizi çekti...Bu döner dolabın kapağı, ihtiyaç sahipleri tarafından çalınır ve içerisine konulan boş yemek kabı diğer tarafa dolu olarak dönermiş...Böylece ne yemeği alan ne de veren birbirini görmez hiç kimse de rencide olmazmış...Şimdiyi düşününce bir de???Hey gidi heeyyy,heyyy:(
Aşağıda Karagöz ve Hacivat oynatan zuzular:)


******
Ve Anıtkabir...Ve Atam...Ve Minnet...Ve Şükran...
Düşündüğümüz gibi tam 23 Nisan'da gidemedik Atamıza ne yazık ki:(
3 ve 5 yaşlarındaki dört çocukla sadece Anıtkabire girmek için kuyrukta beklemeniz 2 saat sürer dediler işi bilenler... Öyle olunca biz de pazar sabahı gittik Ata'mıza...Sabah 9:00 da giriş yaptık sakindir rahat gezeriz düşüncesiyle ama oldukça kalabalıktı...Açıkcası buna çok sevindik...
Ne güzel! Hiç eksilmesin 'farkında olanlar' inşallah hiç!
Anıtkabir...Atam...Hep aynı...Heybetli,mağrur,güven veren,ulu,yüce ve hala tek adam!...
Yine tüylerim diken diken oldu,yine yüreğim pır pır,yine gözümde yaş,
yine içimde sonsuz bir özlemle büyüyen bir sızı:(
Yine gezdim sindire,sindire...Kişiliğine,tarzına imrene imrene...
Yeni eklemeler yapmışlar; Atatürk ve Kurtuluş savaşı Müzesi...Çanakkale savaşı'nın panaroması var...Çok etkileyeci...Top,tüfek sesleri ve Allah Allah nidaları arasında geziyor ve gördükleriniz karşısında içiniz yanıyor ve düşünüyorsunuz;Ah bu vatan ne kadar zor şartlar altında ne savaşlarla kazanıldı...Her bir karış toprağı için ne canlar yitti,ne kanlar aktı?Şimdi?Ne kolay satılıyor!?:(
(Sanal panaroma için lütfen BURAYA tık)
En çok kütüphanesini severim ben Atamın...En çok okuduğu kitapların bulunduğu odayı...O kitaplarda altını çizdiği satırları ve yanına aldığı kısa notları incelerim dikkatle...Yine öyle yaptım,yaptık...Ah ne çok isterdim o kitapların diğer sayfalarını da görmeyi,aldığı notları okumayı...Hatırı sayılır bir kitap arşivi var Atamın 3123 adet ve hepsi de okunmuş..Okuduğu kitaplar da Fransızca,İngilizce,Arapça vs.Onlar benim dikkatimi çekenler...Belki başka dillerde de var? Yani pek çok dil biliyormuş haliyle...Yine hayran kaldım...Cızz etti içim yine...Şimdinin One minute's!?diye konuşanlarını düşününce bir de:(
(Atatürk Özel kitaplığının sanal gezintisi için lütfen BURAYA tık)
Heyecan ve merakla gitti lahitin önüne zuzularım...Elif'im uzakta durdu neden bilmem?Eren'im arkasına illaki beni de alarak açtı o minik ellerini Ata'sı için...'Ne diyeceğimi unuttum ben' derken sesinin titrediğini farkettim heyecandan...Sonra ben söyledim o tekrar etti:)
Askerlerin nöbet değişimlerine denk geldik bir ara..Onları izlerken Vatan Millet Sakarya oldum yine...
Gurur duydum ordumuzla askerimizle...Üzülüyordum ne hallere geldi,getirildi,yıpratıldı diye...
O sahneleri görünce vazgeçtim,güven duydum yeniden(güven duygumu kaybettiğimi bilmeden?)
Yok olmaz dedim,yok...Askerime,orduma haliyle vatanıma bir şey olmaz!İzin vermeyiz,vermezler!
Sevgili Aysema hocamın bir önceki yazıma yaptığı yorumda dediği gibi 'Kesinlikle'yi ekledim şıklarıma...
Gururla, güvenle,umutla...İçim,içimiz umut dolu ayrıldım,ayrıldık sonra oradan...
Adı bile yetti yine Atamın:))
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş???
Döndüm...Çok gezdim e haliyle çok yoruldum...Dinlendim ve ancak geldim:)
Şimdi yediğimiz içtiğimiz bizim olsun gördüklerimizi anlatalım...
Döndüm...Ama kalbim orada kaldı...Çok değişmiş çok,çok büyümüş görmeyeli?
Baştan biraz acemilik çeksem de sonrasında alıştım...Eski mahallemizi,evimizi,okulumu gördüm,sokakların da dolandım,çarşıların da,hayal gibi,rüya gibi...Her köşesinde anılarım,anılarımın içinde kayıplarım...Gözlerimin ucunda yaşlarım:(
Yıllar,yıllar önce (şimdikinden daha genç iken:p)bekar,çocuksuz ve sahip olacaklarım,yaşayacaklarım hakkında hiç bir fikrim yok iken dolaştığım nice mekanda,bu sefer evli ve iki çocuklu genç bir kadın olarak gezmek çok ilginç,tarifi zor,içinde hem neşe,hem hüzün, hem gurur, hem de bol şükür barındıran garip bir duyguydu...
Ama hepsine değdi!..
Anıtkabir'e,Kuğulu'ya,Tunalıya,Kale'ye,Beypazarına gittik...Ankara sokakların da gezdik,hatta bir ara kaybolduk:P
Dönüş yolunda bir de Eskişehir yaptık,Çi böreğini tattık,porsuk çayına baktık:)
Şimdi,aslında hepsi uzun,uzun anlatılmayı,yazılmayı hakediyor ama fotoğrafların da desteği ve gidiş sırası ile işte Ankara ve ben ve kuzular ve kuğulu ve kale ve beypazarı ve vs.vs.vs.:))
Yıllar sonra...Kuğulu park'ta:)
Çocuklar...
******
Ankara Kalesi surların da Bursaspor bayrağı:))
Kale'de Rahmi Koç müzesinde; sevgili blog dostlarımızdan Leylak Dalı'nın da tavsiye ettiği(tşk.ler) ve bayıldığımız, Henry Kupjack'ın Minyatür Odalar sergisi...Ne emek?Ne sabır? Fotoğraf çektim ama BURAYI tıklarsanız hem daha güzel fotolara hem de açıklamalarına ulaşabilirsiniz...
Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihindeki Cumhuriyet Bayramı için hazırlatmış olduğu İlk bayraklardan birisi imiş bu bayrak...Rahmi Koç müzesinde dikkatimizi çekenlerden birisi oldu haliyle...
******
Beypazarı
Beypazarı...Biz çok sevdik:) Tarihi konakları,taş baskı kumaşları ve gümüşleri meşhur...Sadece Gümüş dükkanlarının bulunduğu bir pasaj var ve insan hangi birisine bakacağını şaşırıyor(tam bizim için:)
Ucuz diyorlar ama çok ucuz gelmedi bana yine de...Neden gümüşü meşhur?Gümüş mü çıkıyor buralar da dedik?Hayır dediler meğer gümüş işciliği fazlaymış,'el alan' yani?Öyle olunca da en azından işciliğine fazla fiyat biçmiyorlarmış vs.Bir de seksen katlı ev baklavaları var,bir de güveçleri,bir de sarmaları var:)
Meşhur Beypazarı kurusu...Bir nevi galeta gibi ama tereyağlı yapıyorlar...Kıtır,kıtır hatta katur,kutur:) zor yeniyor ama lezzetli bir tat...Beypazarının bir sokağı...Ve Beypazarı içerisinde ki Yaşayan Müze'de çocuklar Ebru sanatının inceliklerini öğrenirler iken...Müze çok başarılı...Zaten bilindik müzeler gibi değil eski bir beypazarı konağı... Bağışlamış sahipleri,geleneksel sanat ve değerleri korumak içinde her hafta değişik etkinlikler yapılıyormuş...Bizim gittiğimiz gün ebru sanatı günü idi...Bir oda da Hacivat ve Karagöz var,bir oda da masalcı teyze,daha doğrusu Masal Ebesi...Tam 65 masal biliyormuş ninesinden kalma eski masallar...Ne yazık ki dinleyemedik masallarını bir kaç bilmece sorup şeker verdi çocuklara mutlu oldu bizim kuzularda:)
Bir de konağa çıkan merdivenlerin sağ tarafında olduğu yerde dönen bir tarafı açık iki katlı bir dolap dikkatimizi çekti...Bu döner dolabın kapağı, ihtiyaç sahipleri tarafından çalınır ve içerisine konulan boş yemek kabı diğer tarafa dolu olarak dönermiş...Böylece ne yemeği alan ne de veren birbirini görmez hiç kimse de rencide olmazmış...Şimdiyi düşününce bir de???Hey gidi heeyyy,heyyy:(
Aşağıda Karagöz ve Hacivat oynatan zuzular:)
******
Ve Anıtkabir...Ve Atam...Ve Minnet...Ve Şükran...
Düşündüğümüz gibi tam 23 Nisan'da gidemedik Atamıza ne yazık ki:(
3 ve 5 yaşlarındaki dört çocukla sadece Anıtkabire girmek için kuyrukta beklemeniz 2 saat sürer dediler işi bilenler... Öyle olunca biz de pazar sabahı gittik Ata'mıza...Sabah 9:00 da giriş yaptık sakindir rahat gezeriz düşüncesiyle ama oldukça kalabalıktı...Açıkcası buna çok sevindik...
Ne güzel! Hiç eksilmesin 'farkında olanlar' inşallah hiç!
Anıtkabir...Atam...Hep aynı...Heybetli,mağrur,güven veren,ulu,yüce ve hala tek adam!...
Yine tüylerim diken diken oldu,yine yüreğim pır pır,yine gözümde yaş,
yine içimde sonsuz bir özlemle büyüyen bir sızı:(
Yine gezdim sindire,sindire...Kişiliğine,tarzına imrene imrene...
Yeni eklemeler yapmışlar; Atatürk ve Kurtuluş savaşı Müzesi...Çanakkale savaşı'nın panaroması var...Çok etkileyeci...Top,tüfek sesleri ve Allah Allah nidaları arasında geziyor ve gördükleriniz karşısında içiniz yanıyor ve düşünüyorsunuz;Ah bu vatan ne kadar zor şartlar altında ne savaşlarla kazanıldı...Her bir karış toprağı için ne canlar yitti,ne kanlar aktı?Şimdi?Ne kolay satılıyor!?:(
(Sanal panaroma için lütfen BURAYA tık)
En çok kütüphanesini severim ben Atamın...En çok okuduğu kitapların bulunduğu odayı...O kitaplarda altını çizdiği satırları ve yanına aldığı kısa notları incelerim dikkatle...Yine öyle yaptım,yaptık...Ah ne çok isterdim o kitapların diğer sayfalarını da görmeyi,aldığı notları okumayı...Hatırı sayılır bir kitap arşivi var Atamın 3123 adet ve hepsi de okunmuş..Okuduğu kitaplar da Fransızca,İngilizce,Arapça vs.Onlar benim dikkatimi çekenler...Belki başka dillerde de var? Yani pek çok dil biliyormuş haliyle...Yine hayran kaldım...Cızz etti içim yine...Şimdinin One minute's!?diye konuşanlarını düşününce bir de:(
(Atatürk Özel kitaplığının sanal gezintisi için lütfen BURAYA tık)
Heyecan ve merakla gitti lahitin önüne zuzularım...Elif'im uzakta durdu neden bilmem?Eren'im arkasına illaki beni de alarak açtı o minik ellerini Ata'sı için...'Ne diyeceğimi unuttum ben' derken sesinin titrediğini farkettim heyecandan...Sonra ben söyledim o tekrar etti:)
Askerlerin nöbet değişimlerine denk geldik bir ara..Onları izlerken Vatan Millet Sakarya oldum yine...
Gurur duydum ordumuzla askerimizle...Üzülüyordum ne hallere geldi,getirildi,yıpratıldı diye...
O sahneleri görünce vazgeçtim,güven duydum yeniden(güven duygumu kaybettiğimi bilmeden?)
Yok olmaz dedim,yok...Askerime,orduma haliyle vatanıma bir şey olmaz!İzin vermeyiz,vermezler!
Sevgili Aysema hocamın bir önceki yazıma yaptığı yorumda dediği gibi 'Kesinlikle'yi ekledim şıklarıma...
Gururla, güvenle,umutla...İçim,içimiz umut dolu ayrıldım,ayrıldık sonra oradan...
Adı bile yetti yine Atamın:))
Etiketler:
AİLE,
ATAM,
BAYRAM,
BİR ŞEY YAPMALI,
BLOG DOSTLUĞU,
DOSTLAR,
FOTOĞRAFLARIM,
GEZELİM GÖRELİM,
GÜNLÜK,
PAYLAŞMAZSAM OLMAZ,
ZUZULARIM
22 Nisan 2010 Perşembe
ANKARA YOLCUSU KALMASIIIIIN:))
Çok uzun zamandır gitmek istiyordum...
Ayrı severim onu,yeri farklıdır ben de.
Yaşamışlığım da, yaşanmışlığım da çok çünkü onunla...
Hem nasıl da özledim seneler var görmeyeli?
Çok değişmiş midir acaba?
Hatırlar mı o da beni?
????
Günlerdir düşünüyoruz...23 Nisan? 3,5 gün tatil? Değerlendirmek lazım?
Amasra'ya mı gitsek?Abant'a veya Kaz dağlarına?Bozcaadaya ya da Assos'a?derken...
Karar verdik;Ankara'ya gidiyoruz:))
Yarın 23 Nisan'da, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramın da, Anıtkabir de Ata'mızın huzurunda olacağız ailecek:)
Çocuklar nasıl heyecanlı?Teşekkür edeceklermiş atalarına onlara bayram hediye etti diye?
Oğlum kravatta koydurdu bavula,takacak anıtkabir de salon erkeğim benim:)
Bugün öğleden sonra çıkacağız yola inşallah ve tıpkı geçen sene ki gibi,her zaman ki gibi, yol arkadaşım,can arkadaşım Melis'lerle birlikte...Oohh değmeyin keyfime:)))
Yarın ilk önce anıtkabir ziyareti yapacağız Atamıza,sonra biraz tunalı,biraz kale,biraz kuğulu belki?Artık Allah ne verdiyse?:)
Cmt.de Ahlatlıbel ve Beypazarı'na gidelim diyoruz?Kısmet hava şartları da önemli tabii...
Aslında hiç bir yere gidemesek Ankara'da şehirde gezsek bile benim için yeter!
Yazarken bile içim bir hoş?Şaşıyorum kendime?Hiç tahmin etmezdim bir şehri bu kadar özleyeceğimi?
Sanki eski bir sevgiliyi görecekmişim gibi?:) (Dont panic bey,dont panic! Ne senden öncesiiii,ne senden sonraaasıııı?Ben sen de tutukluu kaldııım diyorum başka bir şey demiyorum:P )
Babam da bizimle geliyor o da bu vesile ile eski mesai arkadaşlarını ziyaret edecek,e tabii ki bir de biz gezerken torun sevecek? Çok masumane planlarımız var Melis'cimle cmt gecesi için:P
Erken uyuyan kuzuları(ki maşallah en geç 21:30 da yataktadırlar ve umarım yine öyle olur?)babacığıma emanet edip, Ankara gecelerine akacağız biz de?Gecelere akmak da ne demekse?Saçma ama kullandım gitti...
İşin özü bir yerde de otursak,yiyip içip muhabbet etsek ooooh yeter de artar bile... Yaa işte durum böyle,böyle:))
Şimdiiiii gelelim ciddi mevzulara????
Ankara'yı seçmemizin özlemin dışında da bir nedeni var ne yazık ki?
Üzgünüm,üzgünüz çünkü...
Belki bilinçli,belki bilinçsiz ama gün geçtikçe silikleşiyor milli bayramlarımız?!
Geçen gün Altıparmak'tan geçiyorum (Bursa'nın bir cad.si) her yerde Kutlu doğum haftası için ilanlar, afişler,söyleşiler vs.
Neden yıllardır yoktu böyle bir uygulama da son bir iki yıldır hatırlanır oldu?
Peki neden hiç bir yerde 23 Nisan ile ilgili bir yazı yok? (Şüphe bülbüülüüümm şüpheee!?)
Bu arada yanlış anlaşılmasın lütfen..Kutlansın elbet, kutlanılmasın demiyorum ne haddime?
Bana göre islam kişinin kendi inaçları doğrultusunda yaşanır ve sadece Allah ile kul arasındadır...
Ve her önemli gün ve gece gibi (Kandil,ramazan,bayram vs)sevgili peygamberimizin doğumu da elbette kutlanmalıdır...Buradaki ilginç durum;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Kutlu Doğum'un aynı haftaya denk gelmesidir? Vs.vs.dir.Ayrıyeten;Üç noktadır...Soru işaretidir? Ünlemdir!(Şüphe bülbülüüüüm şüpheeeee!?)
Neyse? Biz yine gelelim bayrama;
23 Nisan mı? Ulusal Egemenlik mi? Özgürlük mü? Hürriyet mi? Cumhuriyet mi?
O da ne?!!
Ne oldu benim çocukluğumun bayramları?O coşkusu?Heyecanı?
Pencerelere bayrak asmaya bile üşenen tepkisiz bir toplum olmuşken artık biz..
Normal geliyor...Daha da acısı normali buymuş gibi geliyor insanlara!
23 Nisan'da '23 adet Nissan veriyoruz' deseler daha mı çok ilgi çeker,geri kazanılır mı o ruh acaba ?
İçim acıyor,içimiz acıyor olanları izledikçe:(
O yüzden ümit etmek istiyoruz! Güven tazelemek belki de?
Çocuklarımız sözle anlattığımızı gözle de görsün istiyoruz...
O yüzden,bu yüzden,şu yüzden...
Şuralarda dile getirmediğim,getiremediğim nice,nice sebepten dolayı!!!???
Biz Ata'mıza gidiyoruz!
Atatürkçülüğün dinsizlik demek olmadığına kanıt olsun diye;
3 Kulhuvallah,bir elham okuyacağız ruhuna ve diyeceğiz ki;
Sen rahat uyu atam....Cumhuriyet'te,Vatan'da Emanetin de güven de?
a: Sanırız
b: Yani
c: Galiba
d:Allahtan ümit kesilmez
e:Amiiiiin
Şaka bir yana,her şeye rağmen ümitliyim...İnanıyorum...
Ve güveniyorum hem kendi neslime,hem de gelecek nesillere ...Çocuklarıma,çocuklarımıza...
Aynı düşünce de olduğunu bildiğim annelerin ve aynı minhalde yürüdüğüm insanların varlığını bilmek avutuyor çünkü beni...O yüzden de çoşkuyla,sevinçle,son ses bağırıp,sesimizi çıkarıp,sahip çıkıp,kutlayacağız biz bayramımızı...
TÜM ÇOCUKLARIN ve ULUSUMUZUN
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN....
İnşallah hayırlısı ile dönüşte Ankara ve Anıtkabir maceralarımızla buluşmak üzere blogcum:)
Son çağrıııı...
Ankara yolcusu kalmasııınnn:)))
Ayrı severim onu,yeri farklıdır ben de.
Yaşamışlığım da, yaşanmışlığım da çok çünkü onunla...
Hem nasıl da özledim seneler var görmeyeli?
Çok değişmiş midir acaba?
Hatırlar mı o da beni?
????
Günlerdir düşünüyoruz...23 Nisan? 3,5 gün tatil? Değerlendirmek lazım?
Amasra'ya mı gitsek?Abant'a veya Kaz dağlarına?Bozcaadaya ya da Assos'a?derken...
Karar verdik;Ankara'ya gidiyoruz:))
Yarın 23 Nisan'da, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramın da, Anıtkabir de Ata'mızın huzurunda olacağız ailecek:)
Çocuklar nasıl heyecanlı?Teşekkür edeceklermiş atalarına onlara bayram hediye etti diye?
Oğlum kravatta koydurdu bavula,takacak anıtkabir de salon erkeğim benim:)
Bugün öğleden sonra çıkacağız yola inşallah ve tıpkı geçen sene ki gibi,her zaman ki gibi, yol arkadaşım,can arkadaşım Melis'lerle birlikte...Oohh değmeyin keyfime:)))
Yarın ilk önce anıtkabir ziyareti yapacağız Atamıza,sonra biraz tunalı,biraz kale,biraz kuğulu belki?Artık Allah ne verdiyse?:)
Cmt.de Ahlatlıbel ve Beypazarı'na gidelim diyoruz?Kısmet hava şartları da önemli tabii...
Aslında hiç bir yere gidemesek Ankara'da şehirde gezsek bile benim için yeter!
Yazarken bile içim bir hoş?Şaşıyorum kendime?Hiç tahmin etmezdim bir şehri bu kadar özleyeceğimi?
Sanki eski bir sevgiliyi görecekmişim gibi?:) (Dont panic bey,dont panic! Ne senden öncesiiii,ne senden sonraaasıııı?Ben sen de tutukluu kaldııım diyorum başka bir şey demiyorum:P )
Babam da bizimle geliyor o da bu vesile ile eski mesai arkadaşlarını ziyaret edecek,e tabii ki bir de biz gezerken torun sevecek? Çok masumane planlarımız var Melis'cimle cmt gecesi için:P
Erken uyuyan kuzuları(ki maşallah en geç 21:30 da yataktadırlar ve umarım yine öyle olur?)babacığıma emanet edip, Ankara gecelerine akacağız biz de?Gecelere akmak da ne demekse?Saçma ama kullandım gitti...
İşin özü bir yerde de otursak,yiyip içip muhabbet etsek ooooh yeter de artar bile... Yaa işte durum böyle,böyle:))
Şimdiiiii gelelim ciddi mevzulara????
Ankara'yı seçmemizin özlemin dışında da bir nedeni var ne yazık ki?
Üzgünüm,üzgünüz çünkü...
Belki bilinçli,belki bilinçsiz ama gün geçtikçe silikleşiyor milli bayramlarımız?!
Geçen gün Altıparmak'tan geçiyorum (Bursa'nın bir cad.si) her yerde Kutlu doğum haftası için ilanlar, afişler,söyleşiler vs.
Neden yıllardır yoktu böyle bir uygulama da son bir iki yıldır hatırlanır oldu?
Peki neden hiç bir yerde 23 Nisan ile ilgili bir yazı yok? (Şüphe bülbüülüüümm şüpheee!?)
Bu arada yanlış anlaşılmasın lütfen..Kutlansın elbet, kutlanılmasın demiyorum ne haddime?
Bana göre islam kişinin kendi inaçları doğrultusunda yaşanır ve sadece Allah ile kul arasındadır...
Ve her önemli gün ve gece gibi (Kandil,ramazan,bayram vs)sevgili peygamberimizin doğumu da elbette kutlanmalıdır...Buradaki ilginç durum;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Kutlu Doğum'un aynı haftaya denk gelmesidir? Vs.vs.dir.Ayrıyeten;Üç noktadır...Soru işaretidir? Ünlemdir!(Şüphe bülbülüüüüm şüpheeeee!?)
Neyse? Biz yine gelelim bayrama;
23 Nisan mı? Ulusal Egemenlik mi? Özgürlük mü? Hürriyet mi? Cumhuriyet mi?
O da ne?!!
Ne oldu benim çocukluğumun bayramları?O coşkusu?Heyecanı?
Pencerelere bayrak asmaya bile üşenen tepkisiz bir toplum olmuşken artık biz..
Normal geliyor...Daha da acısı normali buymuş gibi geliyor insanlara!
23 Nisan'da '23 adet Nissan veriyoruz' deseler daha mı çok ilgi çeker,geri kazanılır mı o ruh acaba ?
İçim acıyor,içimiz acıyor olanları izledikçe:(
O yüzden ümit etmek istiyoruz! Güven tazelemek belki de?
Çocuklarımız sözle anlattığımızı gözle de görsün istiyoruz...
O yüzden,bu yüzden,şu yüzden...
Şuralarda dile getirmediğim,getiremediğim nice,nice sebepten dolayı!!!???
Biz Ata'mıza gidiyoruz!
Atatürkçülüğün dinsizlik demek olmadığına kanıt olsun diye;
3 Kulhuvallah,bir elham okuyacağız ruhuna ve diyeceğiz ki;
Sen rahat uyu atam....Cumhuriyet'te,Vatan'da Emanetin de güven de?
a: Sanırız
b: Yani
c: Galiba
d:Allahtan ümit kesilmez
e:Amiiiiin
Şaka bir yana,her şeye rağmen ümitliyim...İnanıyorum...
Ve güveniyorum hem kendi neslime,hem de gelecek nesillere ...Çocuklarıma,çocuklarımıza...
Aynı düşünce de olduğunu bildiğim annelerin ve aynı minhalde yürüdüğüm insanların varlığını bilmek avutuyor çünkü beni...O yüzden de çoşkuyla,sevinçle,son ses bağırıp,sesimizi çıkarıp,sahip çıkıp,kutlayacağız biz bayramımızı...
TÜM ÇOCUKLARIN ve ULUSUMUZUN
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN....
İnşallah hayırlısı ile dönüşte Ankara ve Anıtkabir maceralarımızla buluşmak üzere blogcum:)
Son çağrıııı...
Ankara yolcusu kalmasııınnn:)))
Etiketler:
ATAM,
BAYRAM,
BİR ŞEY YAPMALI,
DOSTLAR,
GEZELİM GÖRELİM,
GÜNLÜK,
İÇ SES,
ZUZULARIM
15 Mart 2010 Pazartesi
3 DEĞİL 333 OLSUN... BURADA&ŞURADA&HA BU ARADA :)
Günaydın blogseverler:)
Yeni bir gün,yeni bir hafta...Enerjiğiz,dinamiğiz...
Ya da en azından öyle olduğumuzu hayal ediyoruz:)
Olsun...Hayal kurmak da güzeldir...
Ne demiş;Martin Luther Kıng; Benim bir hayalim var!?
Sonra almış kitleleri arkasına yürümüş gitmiş...
Eh bizim ki o kadar olmasa da?:)
Eh bizim ki o kadar olmasa da?:)
Çok şükür bu sabah güneş var şehrim de, güneş olunca da haliyle mutluluk,derin nefes alışlar,yaşadığını hissedişler var...
Düşünüyorum da öyle Londra,Paris vs.de yaşayamazdım ben,hep yağmur,hep kapalı hava...
Kesin atardım kendimi Eyfel'den...Safi bunalım:(
.
Neyse;
Günün gülümsetenlerine geldi sıra:)
3 ?
Bu gün 3 olduk biz; Bursalı Anneler:)
Nice 3 lerimiz...Ve nice 333 deyip gülümsediğimiz etkinliklerimiz olsun inşallah :)
Etkinlik demişken;
.
Yandaki foto da mavi gömlekli olan;-hani kırmızılının yanın daki-Ağlıyor mu? Gülüyor mu?arası garip bir ekşimik surat ile arzı endam edip poz veren benim....
Ki ben zamanın da BURADA nasıl poz verilir diye bir de akıl vermiştim:( Yorum yapmayayım fazla,tamam buraları geçelim:)
.
Bütün kızlar toplandık,toplandık toplandık:)
Ama boşuna değil elbet,nerede hareket orada bereket mantığı ile ;
önce ŞURADA anlatılan Zeynep kızımızın kütüphane hayali için,kitaplarımızı topladık...
Sonra; da Elazığ Depremin de zor durumda kalan vatandaşlarımız için elimizden,evimizden ne gelirse kolileyip hazırladık ,bu hafta içi göndereceğiz inşallah:)
.
Ha bu ara da...
Hani içime dert olmuştu ya izleyemedi diye?
Aşkımı Eyvah Eyvah'a babamla birlikte yolladım...
Pek romantik olmuş dimi? Damat kayın peder birlikte:P
.
Hadi kaçtım ben; Öğlen de buluşacağım evimin erkeği ile önce bir yemek sonra da?Çoook çalışmamız gerek çoook:)))
.
Sevgili arkadaşım Elif'in dediği gibi;
GÜNÜNÜZ GÜZEL GEÇSİN,HEP GÜLÜMSEYİN OLUR MU?:))))
Etiketler:
ALTIN ANLAR,
AŞKIM,
BİR ŞEY YAPMALI,
BURSALI ANNELER,
ETKİNLİK
9 Mart 2010 Salı
KAYIP????
Az önce Tv'de 10 yaşında kaybolan bir çocuğun haberi vardı...
Ne çok kayıp çocuk var?
Ne çok acılı anne, ne çok acılı aile:(
İnsan düşmanı için bile dilemez...
Anne olan, o harika duyguyu tadan düşünmek bile istemez:(
Hafta sonu 'Cennetimden Bakarken' i izlemiştik...Orada ki bir cümle düştü aklıma;
Henüz, diyordu çocuk; Henüz böyle cinayetler çok sık işlenmiyordu,henüz tecavüzler de yoktu...
Süt kutularının üzerin de kayıp çocukların resimleri yoktu henüz...
.
Türkiyede en son açıklanan kayıp çocuk sayısı;1661!
Yani yavrusunu kaybetmiş 1661 anne demek bu,1661 baba....1661 tarifi imkansız acı:(
Aklıma düştü? Biz de böyle bir uygulama yapılamaz mı acaba?
Bir çok süt firması var,bir çok meyva suyu veya...Hepsi de çocukları, dolayısıyla da anne ve babaları hedef alıyor...
Ya da gazlı içecekler? Hangimizin evine girmiyor ki bu tarz şeyler?
Bütün bir şişeyi de kaplamasın fotoğraflar,bir köşesinde olsun...Ama yeter ki olsun!
1661 çocuktan 61 tanesi bulunsa bile az mı?
Başına gelmeyen anlamaz mı?
Umursamaz mı?
Olmaz mı???????
Etiketler:
BİR ŞEY YAPMALI,
GÜNCEL,
İÇ SES,
SEYİR DEFTERİ
11 Aralık 2009 Cuma
YORUM-SUZ & SOY-SUZ...
Açtık...AÇILdık...Acıtıldık...
Acımız SON-SUZ:((
Bu karikatür mü?
YORUM-SUZ...
Çünkü; Onlar için aklımda ki tek kelime;
SOY-SUZ!...
Etiketler:
BİR ŞEY YAPMALI,
BUNLARI SEVMEDİM,
GÜNCEL,
İÇ SES,
KARİKATÜR YORUM
27 Ekim 2009 Salı
NOKTALI VİRGÜL ;
;
'Nokta' dedim bir önceki postta...
Dedim,dedim ama hiç içime sinmiyor tüm bu
olanlar;gördüklerim,duyduklarım,okuduklarım.
Çünkü;Hakikaten gelinen nokta çok vahim:(
Demokratik açılım eşliğinde indiler ya hani dağdan...
Hani hepsi masum,ürkek,PİŞMAN???!!!birer yavru ceylan!!!
Etliye sütlüye karışmamış!dağda kaldığı 15 yıl boyunca hiç 'tü kaka' işler yapmamış,yapanlara da ''hepimiiiiiz kardeşiiiiizzz bu öfke ne diyeeee?''tarzında türküler çığırmışlar ya hani....
Öyle dedi;devletimin savcısı,hakimi!!!???
Dilim sussa da,kalbim haykırıyor,içim acıyor...
Ve o 'acıma' en doğal insani karşılığını buluyor; Canımızı acıtanların canını acıtmak düşüncesi beliriyor zihinlerde.
Bu vatan için ölen binlerce şehit'in Ah!ı düşüyor yüreklere...
Böylece;Açılım ile aralar açılıyor, niyet yerini buluyor!
Evet;sırf etnik kimliği yüzünden kimse yaftalanmaz...
Ve o kimselerin içinde de hep kötüler bulunmaz.
Ama konu VATAN olunca akan sular durur,durması gerekir..
Durması gereken yeri bilemeyen insan da...
Duracak bir ülkesi olmayan da tehlikelidir!
Hemen herkesin olacakları apacık gördüğü,bildiği ama bir şekilde?lafını sözünü etmekten bile çekindiği,üşendiği bir toplum oluşuyor!
Atatürk'ü seven,bayrağını seven,vatanını sevenler!
Size, bize, hepimize neler oluyor?
120 filminin fragmanı vardı sabah Tv'de...TIK
'Şimdi...Bu çok zor ve çok ağır vatan vazifesine kendi rızasıyla gönüllü olanlarınız varsa bir adım öne çıksın'''
120 çocuk bir adım önde...Anonsu yapan yetkili göz yaşları içinde....
Bu günümüzü düşününce...
Ben de öyle:(
“SESSİZ,
DURGUN
BAŞI EĞİK KALMAYINIZ.
UYANINIZ
MİLLİ BAĞIMSIZLIĞIMIZI ÇİĞNİYORLAR
HAKLARINIZI SAVUNMAK İÇİN BİRLEŞİNİZ
DÜŞMANIN KARŞISINA DİKİLİNİZ.
SESİNİZİ DUYURUNUZ,
BÜTÜN DÜNYAYA;
“BEN TÜRKÜM, BAĞIMSIZLIK BANA ATALARIMINDAN MİRAS KALDI,
ONU SANA VERMEM” DİYE HAYKIRINIZ
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Mayıs–1919 Havza
Etiketler:
ATAM,
BİR ŞEY YAPMALI,
GÜNCEL,
İÇ SES,
KARİKATÜR YORUM
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)