AŞKIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AŞKIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Nisan 2011 Çarşamba
Dünüm,günüm...
Varım,yoğum...
Sesim,nefesim...
Elif'im...
Eren'im...
Sevdiğim,sevdiceğimsin...
Acıda,tatlıda,gizlide,saklıda..
Sevgin de,hüznün de seninleyiz...
Doğum günün kutlu olsun koca yürekli adam!:)
Etiketler:
AŞKIM,
DOĞUM GÜNÜ,
FOTOĞRAFLARIM,
ÖZEL GÜN
25 Şubat 2011 Cuma
KİM DEMİŞ KELİMELERİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ YOKTUR DİYE?:))
Özet: Bir gecede değişir işler ve bir hecede yenilenir gülüşler, adı: AŞK!:)))))
Blog yazmak güzeldir;kelimelerin tesellisine sığınırsın...
Blog yazmak güzeldir,duygularını dökersin,sevincini,derdini,sıkıntısını paylaşırsın....
Blog yazmak güzeldir;Tanıdığın/tanımadığın ama bir gün yüz yüze gelmek ve gerçekten tanışmak için can attığın bir sürü güzel yürekten dualar alır,güzel sözler duyarsın...Gülersin,gülümsersin...Bazen en yakınından daha yakın gelir kelimeleri, için titrer mutluluktan ağlarsın...
Blog yazmak güzeldir...Yazdıkça kendini tanırsın.
Ve blog yazmak güzeldir...Belki zamansızlıktan,belki günün karmaşasından dile getiremediklerini yazarsın...
Sonra koca olarak seçtiğin ama seni hiiiiç kocatmayanın, tutar elinden alır götürür şarkını söylemen için( bknz:bir önceki post)hamama! oradan da masaja ooooffff offf:))
Yani diyeceğim o ki;Blog yazmak güzeldir,çoook güzeldir hemde:)))))
Ps:Gece kuşu oldum,herkes yattıktan sonra ancak uğruyorum mekana...Aslında gün içinde pc.açık, bakıyorum arada ama?.....Birazda Twıtter çıktı,blogger bozuldu hali üzerimde sanki?:(
Kısa cümlelerle günü geçiştiriyorum...Oraya laf yetiştirip,buraya yetişemiyorum...Burada hüzünlü kalmışsam en son postumda,ertesi günü orada neşeliysem eğer bu seferde sanki sizi aldatıyor muşum gibi geliyor?...
Yani anlayacağınız benim meşhur ikiz vicdanım her yerde işliyor:)))
Halbuki meşhur tarla sahibi bir amcanın topraklarını gösterirken dediği gibi;
ORALAAAAA,BURALAAAAA HEP BİZİM OLUYOOOO:))))
Burası ilk göz ağrım,vazgeçemediğim ama benimle Twıtter'da da cıvıldamak isterseniz oraya da beklerim...
TIK TIK.... Kimooooo?:))
Blog yazmak güzeldir;kelimelerin tesellisine sığınırsın...
Blog yazmak güzeldir,duygularını dökersin,sevincini,derdini,sıkıntısını paylaşırsın....
Blog yazmak güzeldir;Tanıdığın/tanımadığın ama bir gün yüz yüze gelmek ve gerçekten tanışmak için can attığın bir sürü güzel yürekten dualar alır,güzel sözler duyarsın...Gülersin,gülümsersin...Bazen en yakınından daha yakın gelir kelimeleri, için titrer mutluluktan ağlarsın...
Blog yazmak güzeldir...Yazdıkça kendini tanırsın.
Ve blog yazmak güzeldir...Belki zamansızlıktan,belki günün karmaşasından dile getiremediklerini yazarsın...
Sonra koca olarak seçtiğin ama seni hiiiiç kocatmayanın, tutar elinden alır götürür şarkını söylemen için( bknz:bir önceki post)hamama! oradan da masaja ooooffff offf:))
Yani diyeceğim o ki;Blog yazmak güzeldir,çoook güzeldir hemde:)))))
Ps:Gece kuşu oldum,herkes yattıktan sonra ancak uğruyorum mekana...Aslında gün içinde pc.açık, bakıyorum arada ama?.....Birazda Twıtter çıktı,blogger bozuldu hali üzerimde sanki?:(
Kısa cümlelerle günü geçiştiriyorum...Oraya laf yetiştirip,buraya yetişemiyorum...Burada hüzünlü kalmışsam en son postumda,ertesi günü orada neşeliysem eğer bu seferde sanki sizi aldatıyor muşum gibi geliyor?...
Yani anlayacağınız benim meşhur ikiz vicdanım her yerde işliyor:)))
Halbuki meşhur tarla sahibi bir amcanın topraklarını gösterirken dediği gibi;
ORALAAAAA,BURALAAAAA HEP BİZİM OLUYOOOO:))))
Burası ilk göz ağrım,vazgeçemediğim ama benimle Twıtter'da da cıvıldamak isterseniz oraya da beklerim...
TIK TIK.... Kimooooo?:))
Etiketler:
AŞKIM,
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
HATIRDA KALSIN,
TWITTER
22 Şubat 2011 Salı
DAMAR YOLU...
Olmasını istediğimiz şeyleri olduramadığımızda,
içimizdeki boşluğu dolduramadığımızda ve bunu kendimize konduramadığımızda...
Dön içeri,dinle kendini...Deriiin bir nefes al ve bekle...
Gelmedi mi işaret?
E ama nefes aldın?Yetmedi mi?
Mucizeyi farketmedin mi?
Çok şükür yetti...Yetti elbette...de?
Öyle yorgunum ki...Bedenim de,ruhum da yoruldu...
Biliyorum sızlanmaktan vazgeçmeliyim!..Ama sızılarımı da bir şekilde geçirmeliyim?
Ağrıyan bir yerim olduğunda; Damar damar üstüne bindi derdim eskiden(gerçi hala söylerim ya?)
eşimde gülerdi bu sözüme(gerçi hala gülüyor ya?)
Yine de söyleyeceğim...Bu aralar hem bedenen,hemde ruhen 'damar,damar üstündeyim!'
Hayır!Sebebini bilsem gam yemeyeceğim?
Hani oynadığınız lastik top denize düşer.1 kulaç mesafenizdedir ama siz yakalamaya çalıştıkça ve hızla ona doğru kulaç attıkça,attığınız kulaçlar yüzünden uzaklaşır ya sizden...Yavaş olsanız dalgalar uzaklaştırır,hızlı olsanız siz!Sonuçta kaçar gider,hep gider...
Ne bileyim işte?..Öyle garip bir duygu?..
Sadece;Bu aralar yaşamayı erteliyormuşum gibi geliyor?...
Sadece;Bu aralar zaman sanki daha bir ağır geçiyor?...
Sadece;Bu aralar..........
Gerginim işte vesselam!
Ve bu gerginliğimi azaltacak yollar arıyorum?..
Ommmmm....Hımmmm....Ohmmmmmm...
Evrene mesaj gönderiyorum:) ve istiyorum;
İstiyorum ki;Alıp başımı/zı gidelim buralardan....
İstiyorum ki;Artık yaz gelsin!
İstiyorum ki;Hayallerim/miz gerçekleşsin...
Ama daha öncesinde;
İstiyorum ki;Sıcacık banyodan pembe beyaz,relax,relax çıktığımda şarkımı söyleyeyim;
Bu yeni bende kim?Aynada bakıştığım?Bu yeni bende kim kendimle barıştığım?
Ah o şelale saçlaraaa,sütten ak o gerdanaaaaa......
?????İsteyenin bir yüzü :)
Ps:
Cuma akşamı,eşim babamla evde kaldı sağolsun,ben arkadaşlarla çocukları Pinokyo'ya götürdüm.
Kısaca;çocuklar çok sevdi,ilgiyle izledi ama ben neredeyse uyuyacaktım,zaten yorgunum,bir de üzerine o kadar şarkı ninni gibi,bir de organizasyon aksaklıkları vs.Yine de keyifliydi diyelim.
Cumartesi ve Pazar mutlu keyifli bol sohbetli ve çok neşeli doğumgünleri ile geçti(ki birisi gelinimin:)
Babam; daha iyi çok şükür!:)Ağrıları az da olsa devam ama ilk günlerin telaşesi geçti...İnsan ne garip?Her duruma alışıyor,her yaşadığından hem pay hem ders çıkarıyor...Şimdi diyoruz;Şükür;bacak,kalça vs.yerde değil kırık(değil ki yürüyebiliyor)Şükür ki; sağ kol değil(değil ki sağ koluyla yemeğini yiyebiliyor)Çok şükür bunu farkettirene!..
Zuzular; iyi,okula devam...Okul başlayınca hiç anlamayacaksınız zamanın nasıl geçtiğini derlerdi,
doğruymuş hakikaten,günler hergün yeni bir macera aile devam ediyor:)
Geçen akşam 'su'yun oluşumunu öğrenmişler anlatıyorlar tatlı,tatlı ve o dillere nasıl da yakışıyor;Okşijen ile hişjdrojen:)Büyüyorlar gün be gün...Çok şükür!:)
Bir de yakışıklı sıpa'm artık haftada iki akşam yüzme için antramanlara kalıyor okulda,kendisi yüzme alt takımında:)Vay vay vay diyorum!Daha dün otururdu battaniye üzerinde etrafında düşmesin diye yastıklarla:)
Sana da zaman ayıramıyorum farkettin değil mi blogcum?...Ne diyeyim?
Ben; şimdi de tam zamanlı evlat modundayım:) Öncelikler bir süreliğine değişti...
Bu da geçecek inşallah...
O yüzden de bu ara uğrayamıyorum dükkana,size...Ama telafi edeceğim ara,ara kısmetse...
Hele bir sabah olsun da bakalım?...
24 Ocak 2011 Pazartesi
ŞİMDİ BEN DESEM Kİ;
Şimdi ben desem ki;
Biz bu cumartesi
yine;
Ağladık,güldük,gururlandık,
şükrettik,çoştuk....
Dalgalandık daaaaa,duuurulduk hatta:))))
Biz maaaa aile tombala oynadık...
Ve biz büyükler, her seferinde 2 minik ustaya yenildik???:)
Şimdi ben desem ki;
Eli yüzü düzgün olarak bir ilk?...
İlk defa benim için bunu yaptı:)
Ve ilk sefer için gayet başarılıydı çünkü biliyorum içine sevgisini de kattı:)
Şimdi ben desem ki;
Pazar oldu ne hoş oldu...
Miskinliğimize,bezginliğimize çok yakıştı...
Yağmur şıpırtısı,şömine çıtırtısı ve misss gibi is kokusu... Meleklerin uykusu,gecenin sesizliği,alev ve şarap kızıllığı...Fonda bu çalarken ve ben onu çok severken ve onunla birlikte söylerken ve başını okşarken...
Ve şimdi ben desem ki;............
...............................................................................?
Şaka,şaka:) Hiç bir şey demeyeceğim!:)
Sadece diyeceğim ki;
Dilerim bu hafta da;
kalbimizi diri tutar,iyilik,güzelliklerle doldurur ve masumiyetimizi koruruz...
HEPİMİZ!
:))))))))))))
Ps:Günün şarkısı:Uğurlar olsun!Unutmadık.
Etiketler:
AİLE,
AŞKIM,
EVİM,
FOTOĞRAFLARIM,
GÜNLÜK,
HATIRDA KALSIN,
İÇİNDEN GELMİŞ,
PAYLAŞMAZSAM OLMAZ,
PAZARLIKSIZ,
SUNUM,
ŞİMDİ OKULLU OLDUK,
TARİF,
ZUZULARIM
12 Ocak 2011 Çarşamba
DÜŞLERİN İÇ DÖKÜŞÜ...
Dün düşündüm...Düşümün ne kadarını gerçekleştirebildim diye?
Ne kadarı için kendimden verdim? Ya da ne kadarı hediye?
Bazen öyle anlar oluyor ki;Anı yaşayamadığımız?...Öyle anlar;Anlamlandıramadığımız?
İşte o anlardan birinde durup düşünmek istedim...
Düşünmek ve durup 'ben/biz ne başardık?'diye bakmak!
Baktım da;
Uzun zaman 'biri' olmak istedim....
Biri'nin eşi,biri'nin annesi,biri'nin arkadaşı,biri'nin dostu...
Herkesin içinde var olan,sevme,sevilme,kabul görme,aidiyet duygusu...
Bir şeyler kurmak,bir şeylere sahip olmak için önce kendine,sonra kadere inanmalı insan!
Belki şansım yaver gitti,belki kader yardım etti..
Sonuçta;Birinin eşi oldum,birilerinin annesi ve birilerinin de dostu...
Gençliğimi bilinçsizce,ölümsüzmüşüz gibi geçirdim....(Gerçi hala gencim:)
Gençtim,aşıktım,sevgiliydim,ilgiliydim ve elbetteki her konuda bilgiliydim!!?
Önce annem terk-i diyar etti...Şak!Böylece şu hayatta beni gördüğüne en çok sevinen insana elveda dedim!
Sonra çocuklarımız oldu, birdenbire ölümlü olduğumuzu ve aslında hayat hakkında o kadar da bilgimiz olmadığını farkettim/tik!?..Şak!Şak!
Çünkü;Onların geleceği,güvenliği,sağlığı vs.leri için endişelendik.Nihayetinde ebeveyndik....
Çocuk sahibi olmak,borçları ödemek,yemek pişirmek,işleri yetiştirmek,şükretmek,sevmek,ağlamak,
gülmek,onlar için herşeyin en iyisini dileyip,hayır dualarımızı eksik etmemek...
Sanırım aile kurmanın/olmanın bedeli de buydu...Ama paha biçilemez bedellerden:)
Sonu başı olmayan ama içinde imkansızı barındırmayan hayaller de kurdum...Ama basit,ama yalın,ama naif...
Çünkü;Basit yaşadıkça değer kazanırsınız...Basit oldukça da karmaşık???Bu kadar açık,bu kadar basit!
Basit şeylerle uğraşın sizde!Mesela en büyük derdiniz pilavın ayarını tutturmak,böreğin altını yakmamak olsun!
????Tamam,tamam...O kadarını ben de beceremem!Yine de en azından basit ama en değerlisinden yaşadım/yaşıyorum sevinçlerimi;Ufak ayrıntılardır,hayatın şükrü,neşesi:)
Her akşam yemek masasının üzerinden,resim defterlerini,oyuncak arabalarını,kalem kağıtlarını toplamayı...
Mutfak çekmecelerinden çıkan çorapları/çorap çekmecelerinden çıkan elbezlerini...
Kayıp rujlarımı,ojelerimi?:)
'Annnee sana çok komik bir şey söyleyeceğim' diyen kızımın;''Abuziddin kıllı bacak!?''demesiyle birlikte kendini yerlere atıp bu söze kahakalarla gülmesini ve gülümsetmesini...
Saç traşı olduğu gün kendisini aynaların karşısından alamayıp?'Yüzüm gözüm açıldı, çok yakışıklı oldum' diye dolaşan oğlumun insan!?:)sevgisini...
Sessizliğin içindeki gürültü patırtıyı...Yani;Kaosun içerisindeki düzeni sevdim,çok sevdim:))
Bizi nelerin beklediğini bilmediğim gibi...Bilmediklerimden beklentilerimi de yüksek tuttum bazen...
Gönül koydum bazısına,bazısına küstüm,bazısına öfkelendim,bazısına sustum...
Demlendim...Yaş ilerledikçe,yaşadıkça,gördükçe,tanıdıkca,bildikce...
İstemesekte demlendiriyor bizi hayat! Neyse ki dem aldıkça kararmak yerine;içiniz de açılıyor,renginiz de!:)
Ne yapalım buna da şükür dedim...Eğrideki doğruyu buldum.
Şikayet etmemeyi öğrendim sonra. Eleştirmemeyi.
Hayatın genelinden bahsetmiyorum ama en azından ikili ilişkileri.
Malum hepimiz kusursuz olamıyor..Kusursuzu bulamıyoruz.
Ve ne kadar karıştırsakta çorbanın altını tutturabiliyoruz bazen...
Dokunmanın sihrini keşfettim....
Sabahları yanağa kondurulan ufacık bir buse'nin bütün güne olan bakış açımızı değiştirebildiğini öğrendim.
İyi geceler öpücüğünün,elini omzuna koymanın,usulca başını okşamanın...
Ve şehvetinden sual olunmayan şefkat dolu sarılışların gücünü...
Sanırım bu farkındalıklar gerçekleştirdi düşlerimi...Düşünmek/düşlemek başarının yarısıydı malum:)
Ve belki de bu yüzden uzun zamandır hiç olmadığım kadar iyi hissediyorum kendimi...
Belki olanlarla olduğu kadar yaşamayı,yalnızlığın anlamını ve uzun zamandır una bulanmış bir halde bekleyen son eleği de duvara asmayı başarabilmiş olduğum içindir.
Şimdi düşündüm de sanırım artık tek düşüm;
Çocuklarımla büyümek...
Eşimle birlikte yaşlanıp göbeklenmek
Ve gülmekten kırışmış gözlerimizle bakmak birbirimize:)
Ben formulü biliyorum size de hatırlatayım;
Tek gereken sadece birazcık daha sevgi...
Hepimiz için!
(Ha tabi birilerinin beni okuması da var:))
Etiketler:
AİLE,
AŞKIM,
HAYALLER/FİKİRLER,
İÇ SES,
İÇİMDEN GELDİ,
ZUZULARIM
29 Temmuz 2010 Perşembe
DİŞ DÜŞTÜ...BİR DE KARPUZ VAR...E DAHA NE OLSUN?:))
Yazasım hem vaaar, hem yok...
Hem çok güzel şeyler oluyor hayatım da not alınası,paylaşılası...
Hem kalp kırıklıklarım devam ediyor...Bitmedi gitti,kör olası!
Düşünüyorum,düşünüyorum da...Kırılmadık bir şey kalmadı:(
Neyse...
Tarih:28 temmuz 2010 Çarşamba...Küçük adamımın ilk dişi düştü:))
Dün akşam büyük bir cesaret örneği göstererek sallanmakta olan dişini çektim yavaşca...
İçim gitti ama hiç belli etmedim ne oğluma, ne aşkıma...Duygulandık,bakıştık...
Biz bakışırken,elimizden kaptığı gibi götürüp diş kutusuna koydu ilk süt dişini bizim sıpa!:)Şimdi eksik dişiyle gezerken,az daha büyümenin gururuyla, gözlerinin içi gülüyor yavrumun...
Şükür, çok şükür, bin şükür bugünleri gösterene,sizi verene...Şükür yaradanıma..
Gitmeler,gelmeler ve yine gitmelerle dolu,dolu geçen bir hafta...Dostlar sağolsun:)
Arada 'Buz devri 3' ü izledik ailecek sinema da ve biz çocuklardan daha çok güldük:)
Bu aralar Lefhi-Mahfuz'a takılmış durumdayım...Burak Özdemir/Tanrı'nın Doğum Günü...
Güzel gidiyor,keyifli,huzurlu...İşte benim rabbim bu...Budur! dedirten cinsinden...Yazarım bir ara.
Ve bugün öğleden sonra evimizin tam karşısındaki arsaya keşfe geleceğiz dedi büyük adamım;Evde olursan ve istersen eğer izle kocanı? Nının nıııııın!!!Bugünleri de mi görecektim yarabbim?:)Tabi açık alan dimi?Hem yakın,hem uzak? Duruşma salonu gibi değil,beni görüp gülsen de, dikkatin dağılsa da kimse anlamayacak?:)))Çok sevimli bir çakal gördüm sanki?:)))))
(Bu arada başka sefere yakışıklı, ben bugün yokum:)
Hafta sonu yolcuyuz;İstikamet Bandırma...Canım kuzenim orada...Yatılı gidiyoruz bu sefer, muhabbet dertleşme gırla...Öyle çok ihtiyacım var ki dinlemeye,anlatmaya...
Alllaaaaah sabahlar olmasın:))
Ve blogcum...Bu aralar kimselere,gelemiyorum,okuyamıyorum,yorum da yazamıyorum haliyle:(
Vallahi umursamazlıktan,vefasızlıktan değil....Tamamen zamansızlıktan...
Belki uykusuz olduğum?serin bir gecede?....Olmadı dönüşte?
Söz geleceğim herkese,şimdilik affedilmek dileğiyle!
Hadi kaçtım ben ....Herkese keyifli bir hafta sonu ve buz gibi seriin bir dlim karpuz dilerim:)))
Hem çok güzel şeyler oluyor hayatım da not alınası,paylaşılası...
Hem kalp kırıklıklarım devam ediyor...Bitmedi gitti,kör olası!
Düşünüyorum,düşünüyorum da...Kırılmadık bir şey kalmadı:(
Neyse...
Tarih:28 temmuz 2010 Çarşamba...Küçük adamımın ilk dişi düştü:))
Dün akşam büyük bir cesaret örneği göstererek sallanmakta olan dişini çektim yavaşca...
İçim gitti ama hiç belli etmedim ne oğluma, ne aşkıma...Duygulandık,bakıştık...
Biz bakışırken,elimizden kaptığı gibi götürüp diş kutusuna koydu ilk süt dişini bizim sıpa!:)Şimdi eksik dişiyle gezerken,az daha büyümenin gururuyla, gözlerinin içi gülüyor yavrumun...
Şükür, çok şükür, bin şükür bugünleri gösterene,sizi verene...Şükür yaradanıma..
Gitmeler,gelmeler ve yine gitmelerle dolu,dolu geçen bir hafta...Dostlar sağolsun:)
Arada 'Buz devri 3' ü izledik ailecek sinema da ve biz çocuklardan daha çok güldük:)
Bu aralar Lefhi-Mahfuz'a takılmış durumdayım...Burak Özdemir/Tanrı'nın Doğum Günü...
Güzel gidiyor,keyifli,huzurlu...İşte benim rabbim bu...Budur! dedirten cinsinden...Yazarım bir ara.
Ve bugün öğleden sonra evimizin tam karşısındaki arsaya keşfe geleceğiz dedi büyük adamım;Evde olursan ve istersen eğer izle kocanı? Nının nıııııın!!!Bugünleri de mi görecektim yarabbim?:)Tabi açık alan dimi?Hem yakın,hem uzak? Duruşma salonu gibi değil,beni görüp gülsen de, dikkatin dağılsa da kimse anlamayacak?:)))Çok sevimli bir çakal gördüm sanki?:)))))
(Bu arada başka sefere yakışıklı, ben bugün yokum:)
Hafta sonu yolcuyuz;İstikamet Bandırma...Canım kuzenim orada...Yatılı gidiyoruz bu sefer, muhabbet dertleşme gırla...Öyle çok ihtiyacım var ki dinlemeye,anlatmaya...
Alllaaaaah sabahlar olmasın:))
Ve blogcum...Bu aralar kimselere,gelemiyorum,okuyamıyorum,yorum da yazamıyorum haliyle:(
Vallahi umursamazlıktan,vefasızlıktan değil....Tamamen zamansızlıktan...
Belki uykusuz olduğum?serin bir gecede?....Olmadı dönüşte?
Söz geleceğim herkese,şimdilik affedilmek dileğiyle!
Hadi kaçtım ben ....Herkese keyifli bir hafta sonu ve buz gibi seriin bir dlim karpuz dilerim:)))
Etiketler:
AŞKIM,
FOTOĞRAFLARIM,
HATIRDA KALSIN,
KİTAP,
SEYİR DEFTERİ,
ZUZULARIM
23 Temmuz 2010 Cuma
ADAM OLAYDIN DA...
Ada...Adalı...Adalar...Adalılar..
Adaları seviyorum...Adaları seviyorum...Adaları seviyorum...
Ada seviyorum...Adamı seviyorum...Adamım'ı seviyorum:)
Hafiflik hissi...Hiçlik gibi...Kayboluş ya da varoluş...
Yaşadığını hissetmek...Uçmak belki...Deli rüzgarında savrulmak...
Nefes alış verişler,kalp atar,ritm tutar,ritm işler..Tik,tak,tik,tak..
Tak,tak,tak...Kalp çalar kapımızı,aşk olur sevişler...
Sakinlik...Sakin ve Missssssskin:)
Ne demek olduğunu düşünmeyin...
Anlamsız olmak iyidir bazen,anlam aramamak ya da...
Oysa Ada...
Ada; Alıp başını gitmenin en anlamlanmış hali...
Ada;Yaşar Kemal....'Bir ada hikayesi'...
Ada bir roman,roman kahramanı olmak için biçilmiş kaftan hayalllerimizin peşinde...
Hayali dostları özleten,yıllar önceki o harika 3'lemenin tadıyla yeniden buluşmak,sözcükleri içselleştirip yudum,yudum yeniden okumak isteği birde...
Ada bizim için;Poyraz Musa demek,ya da Vasili, Lena Ana, Zehra ya da Nişancı Ali belki...
Denizinin sakinliğiyle...Dinginliğiyle...'Karıncanın su içtiği yer'...bir de...
Közde balık kokusu...Denizde yosun...Kadehte rakı ve şarap demek ada...
Üzüm çünkü her yer..Dağlar tepeler yeşil,bağlar...Meyva hali çocuklara,şarap hali bize....
Meyve hali sarhoş etmez üstelik...Hani bilmeyen vardır belki diye!?
Masada lavanta,kekik,mezeler çeşit, çeşit....
Ama illaki Börülce,kabak çiçeği dolması yazın,adanın,olmazsa olmazı...
Ve damla sakızlı bademli kurabiye ve Ballı lokma tatlısı...Ve incir reçeli ve dondurması...
E haliyle;Tombiğim, tombiksin, tombik!Var mı bizden vefalısı?:)
Yıllar önce çocuksuz gezilen aynı mekanlar...Tatlı hatıralar,aşık anılar...
Yıllar sonra o mekanları bizimle birlikte gezen,gülen,gülümseten,şükrettiren,aşkımızın meyvaları...
Adaları seviyorum...Adaları seviyorum...Adaları seviyorum...
Ada seviyorum...Adamı seviyorum...Adamım'ı seviyorum:)
Hafiflik hissi...Hiçlik gibi...Kayboluş ya da varoluş...
Yaşadığını hissetmek...Uçmak belki...Deli rüzgarında savrulmak...
Nefes alış verişler,kalp atar,ritm tutar,ritm işler..Tik,tak,tik,tak..
Tak,tak,tak...Kalp çalar kapımızı,aşk olur sevişler...
Sakinlik...Sakin ve Missssssskin:)
Ne demek olduğunu düşünmeyin...
Anlamsız olmak iyidir bazen,anlam aramamak ya da...
Oysa Ada...
Ada; Alıp başını gitmenin en anlamlanmış hali...
Ada;Yaşar Kemal....'Bir ada hikayesi'...
Ada bir roman,roman kahramanı olmak için biçilmiş kaftan hayalllerimizin peşinde...
Hayali dostları özleten,yıllar önceki o harika 3'lemenin tadıyla yeniden buluşmak,sözcükleri içselleştirip yudum,yudum yeniden okumak isteği birde...
Ada bizim için;Poyraz Musa demek,ya da Vasili, Lena Ana, Zehra ya da Nişancı Ali belki...
Denizinin sakinliğiyle...Dinginliğiyle...'Karıncanın su içtiği yer'...bir de...
Közde balık kokusu...Denizde yosun...Kadehte rakı ve şarap demek ada...
Üzüm çünkü her yer..Dağlar tepeler yeşil,bağlar...Meyva hali çocuklara,şarap hali bize....
Meyve hali sarhoş etmez üstelik...Hani bilmeyen vardır belki diye!?
Masada lavanta,kekik,mezeler çeşit, çeşit....
Ama illaki Börülce,kabak çiçeği dolması yazın,adanın,olmazsa olmazı...
Ve damla sakızlı bademli kurabiye ve Ballı lokma tatlısı...Ve incir reçeli ve dondurması...
E haliyle;Tombiğim, tombiksin, tombik!Var mı bizden vefalısı?:)
Yıllar önce çocuksuz gezilen aynı mekanlar...Tatlı hatıralar,aşık anılar...
Yıllar sonra o mekanları bizimle birlikte gezen,gülen,gülümseten,şükrettiren,aşkımızın meyvaları...
Adamım'ın hediyeleri;gözleri üzüm tanesi canlar....
Etiketler:
ALTIN ANLAR,
AŞKIM,
GEZELİM GÖRELİM,
İÇİMDEN GELDİ,
KİTAP,
TATİL,
ZUZULARIM
20 Mayıs 2010 Perşembe
NE ZAMAN?
İnsan ne zaman başlıyor,alışıyor ya da bu duyduklarına sevinir duruma geliyor acaba?
Farkında olmadan...Anlamadan...
Ne zaman? ''Sen başkasın,senin yerin apayrı...Allah seni başımızdan eksik etmesin'' cümlesi en büyük aşk fısıltılarından daha fazla sevindirir seni?
Ne zaman? Hiç tanımadığın ve tanımayacağın bir çok 'Facebook amelesi'nden gelen arkadaşlık tekliflerinin sana sorulmadan silindiğini görür ve 'Kıskanıyor beni' diye bir de buna sevinirsin?
Ne zaman? 'Olması gerektiği gibi?' değil de 'olduğu gibi olduğunu' görür ve buna rağmen hiç bir rahatsızlık duymazsın da hatta bu halini daha çok sevdiğinin farkına varırsın?
Ne zaman? 'Slow bir şarkı duyunca oğlum aklıma geliyor, romantik paşam benim' dediğin de romantizmi çocuklara kaptırmış olmanın dayanılmaz hafifliğini ve rahatlığını yaşarsın?
Pekiiiii;
'Erkeğin akıllısı eve gelince traş olur' diye muzipçe açılımlar yaparken eskiden...
Ne olmuştur da? Şimdilerde sen de onunla birlikte; Kaytan bıyıklarımı,sürsem nirelerine? türküsüne eşlik etmektesindir?:)
Peki...
Peki, sen normal misin dir?:)))
Farkında olmadan...Anlamadan...
Ne zaman? ''Sen başkasın,senin yerin apayrı...Allah seni başımızdan eksik etmesin'' cümlesi en büyük aşk fısıltılarından daha fazla sevindirir seni?
Ne zaman? Hiç tanımadığın ve tanımayacağın bir çok 'Facebook amelesi'nden gelen arkadaşlık tekliflerinin sana sorulmadan silindiğini görür ve 'Kıskanıyor beni' diye bir de buna sevinirsin?
Ne zaman? 'Olması gerektiği gibi?' değil de 'olduğu gibi olduğunu' görür ve buna rağmen hiç bir rahatsızlık duymazsın da hatta bu halini daha çok sevdiğinin farkına varırsın?
Ne zaman? 'Slow bir şarkı duyunca oğlum aklıma geliyor, romantik paşam benim' dediğin de romantizmi çocuklara kaptırmış olmanın dayanılmaz hafifliğini ve rahatlığını yaşarsın?
Pekiiiii;
'Erkeğin akıllısı eve gelince traş olur' diye muzipçe açılımlar yaparken eskiden...
Ne olmuştur da? Şimdilerde sen de onunla birlikte; Kaytan bıyıklarımı,sürsem nirelerine? türküsüne eşlik etmektesindir?:)
Peki...
Peki, sen normal misin dir?:)))
11 Mayıs 2010 Salı
COŞTUM YİNE DALGALANIYORUM...VE...'BİR İŞ VAR İŞİN İÇİNDE' , 'O' DA 'BEN' DE BİLİYORUM?
Bazen yalnız olduğumu düşünüyorum...
Bazen de kalabalık olsa da çevrem çok yalnız hissediyorum...
İşte böyle zamanlarda maneviyata sığınıp tekrarlıyorum; Ümitsiz olma. Şükürsüz olma. Sabırsız olma. Mevlâyı bilen ümidi bilmeli. Onu bilen şükretmeli. Ona inananın sabırlı olmalı her ameli. Kimsem yok desen de,önce rabbin,sonra aşkın,sonra çocukların,sonra ailen, sonra dostların var...Sahip oldukların için şükür dilinden düşmemeli...Ve bunu kendin için yap,maneviyat dolu iç dünyanın ispatı için değil!?
Ama yine de oluyor öyle bazen?
Ve bazen; 'bazen'lerime çare olan sevdiklerim ve dostlarım da yetmiyor...
Belki de yalnızlığı seviyorum bilmiyorum?
Tek bildiğim; Oluyor ve 'o' bunu biliyor...
Çünkü bir tek 'o'...
Bir tek 'o' yaralarıma derman,derdime ferman hep yanım da...
Bir tek 'o' nun yanındayken insanların birbirlerini arayıp bulmasının önemini ve birbirlerinin içini seyretmek için illaki konuşmaya gerek olmadığını anlıyorum...
Bir tek 'o'nun yanında ben oluyorum...Sen bensin,ben senim...Bir tek sende ben 'gerçek ben'im...
Güçlü görünmeye çalışmadan,kırılgan,alıngan,ağlak(ve bu ağlaklığımın sonu muallak?)
Göğsüne dayanıp uyuduğum, tuzsuz aşım,ağrısız başım...
Her aradığımda yanımda olacağını bilmek,sevmek,sevmek,çok sevmek...
Ve o sevmelerin uğruna...........................................
Yani; Açıkca arandığı zaman gizlenen..Gizlice arandığı zaman aşikar olan aşk gibisin...
'Yaşadıkça yaşlanmazsınız,yaşamadıkça yaşlanırsınız' dermiş bir portekiz atasözü...
Seninle yaşadıkça yaşlanmayacağım,yaşlansam da çaktırmayacağım bak orası kesin:)
Mutluluk avuçlarımın içinde...
Kondurulan sevgi dolu buselerin,yakıyor,alevlendiriyor,hiç küllenmeyen ateşi...
Mutluluk avuçlarımın içinde...
Sahici hayatlarımızın en sahici sevgileri,iki küçük sevgilimizin eli ısıtıyor,elimi,yüreğimi...
Yani her şey benim-bizim,elimde,elimizde,ellerimizi tutan o minicik pamuk ellerde...
Seviyorum çok seviyorum seni be adam!
Hadi dön gel yine tut ellerimi....
PS:Bu gidişlerin de şair yapıyor,geride kalmış olmanın,bekleyen olmanın ezikliği ile mecnun yapıyor ya beni?
Bir kere de ben gitsem 1 günlüğüne bile olsa?Özletsem kendimi?
Gitsem ama nereye ve nasıl?
Tek sevgilim sen değilsin ki geride bırakacağım? Hangi birisini götüreceğim yanım da?
Hani yani; Sen+2 küçük sevgilim...Ana gibi yar olmaz misali...
Ama yine de belli olmaz...Gelirlerse bir gün yine soldan soldan?
Gün olur alır başımı ben de giderim,gittiğin o yoldan:)
Offf ....Çoştum, çoştum yine dalgalanıyorum...
Sustum...Sözü üstada bırakıyorum...
BİR İŞ VAR
Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde.
Orhan VELİ
??????????????????
:)))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
Etiketler:
AŞKIM,
BEN BİLE ZOR ANLADIM KENDİMİ,
İÇİMDEN GELDİ,
ŞİİR
13 Nisan 2010 Salı
BÜYÜYORLAR...MI? ACABA?:))
Son havadisler;sıcak sıcak...
Evimin erkeği geldi:)
Ben daha iyiyim,hem ruhen,hem bedenen:)
Ve,
Oğlum az önce büyüyünce kızkardeşi ile evleneceğini bildirdi bize???
Bildirdi diyorum zira itiraz kabul etmiyormuş,böylece aile dışına kimse çıkmazmış,kimse ailemizden ayrılmamış olacakmış?
Tövbe,tövbeee:))Nereden buluyor bu çocuk böyle fikirleri?
Ağalı diziler bizde izlenilmez,ki zaten çocuklar dizi izlemez...
Hani arkadaş çevresi,çevre etkeni, mahalle baskısı:P desem?
O da değil? Duyan da Bursa'da değil de, Mardin de vs.de yaşıyoruz sanacak?:)
Gerçi kuzumun niyeti saf,o sadece ailesinin ayrılmasını istemiyor biliyorum ben....
Neyse;
Biz tam kardeşlerin birbirleriyle evlenemeyeceğini vs.yi anlatmaya çalışıyorduk ki;
Vurucu darbe kızımdan geldi...Konu kapandı... Sorun bitti?
-Ben seninle evlenmem, ben evleneceğim kişiyi seçtim bile????
Hııııı?Nee?Kimmm??
Güzel kızım benim,sen bir gel yanıma da, anne-kız muhabbet edelim biz biraz?:P:))
Evimin erkeği geldi:)
Ben daha iyiyim,hem ruhen,hem bedenen:)
Ve,
Oğlum az önce büyüyünce kızkardeşi ile evleneceğini bildirdi bize???
Bildirdi diyorum zira itiraz kabul etmiyormuş,böylece aile dışına kimse çıkmazmış,kimse ailemizden ayrılmamış olacakmış?
Tövbe,tövbeee:))Nereden buluyor bu çocuk böyle fikirleri?
Ağalı diziler bizde izlenilmez,ki zaten çocuklar dizi izlemez...
Hani arkadaş çevresi,çevre etkeni, mahalle baskısı:P desem?
O da değil? Duyan da Bursa'da değil de, Mardin de vs.de yaşıyoruz sanacak?:)
Gerçi kuzumun niyeti saf,o sadece ailesinin ayrılmasını istemiyor biliyorum ben....
Neyse;
Biz tam kardeşlerin birbirleriyle evlenemeyeceğini vs.yi anlatmaya çalışıyorduk ki;
Vurucu darbe kızımdan geldi...Konu kapandı... Sorun bitti?
-Ben seninle evlenmem, ben evleneceğim kişiyi seçtim bile????
Hııııı?Nee?Kimmm??
Güzel kızım benim,sen bir gel yanıma da, anne-kız muhabbet edelim biz biraz?:P:))
12 Nisan 2010 Pazartesi
BAŞLIĞI BOL YAZI...
Ders:
Neden yazıldığını anlamlandıramadığım cümleler var,hor görmeyip,hoş görüp,görmezden gelmeye çalıştığım...
Çünkü;yaşadıklarımdan aldığım bir ders var; Herkesin seviyesine hürmet etmek lazım...
Mutluluk:
Ahmet Hamdi Tanpınar der ki:
“İnsan ruhunun en az sabır gösterdiği şey mutluluktur. Şöyle bir düşünelim; acıyı uzun süre taşırız omuzlarımızda, nefreti, kini yıllarca saklarız zihnimizin keseciklerinde, sabrederiz yoksulluğa, yolsuzluğa amansız saldırılara, suratımızı asıp otururuz saatlerce duyguları yaşarız yıllarca ama ya mutluluk?.. Ona sabrımız yoktur, gelir geçer ömür misali bir an, ansızın.”
Çok doğru...Öyle doğru ki;
O yüzden öyle her şeye,her söze takılmayacaksın!Dünü dün de bırakıp,anı yaşayacaksın!
Çünkü;Mutluluk emek ister,mutluluk sahiplenilmek ister...Kıymetini bilmek,doğru parçaları birleştirmek,
hissettirdiği o yürek çırpınışlarının o uçma duygusunun hakkını vermek ister...
Bir de o lezzetli anların dibini sonuna kadar sıyırmak ister:)))
Mutluluğun resmi:
Bu kadar laf kalabalığından sonra;gelelim mutlu anların özetine;
Benim cırcır oğlum cuma günü de gidemedi okula...Böylece sabah kahvaltısını babaannesi ile birlikte yaptı,sonrasında da koca gün bizimle birlikte gezdi kuzu.Yani;hem hastaydı,hem mutlu:)Misafirler ağırlandı keyifle,muhabbetler edildi bolca...Önce vatanı kurtardık bol bol,sonra hacılık anıları tekrarlandı...
Aşkım bana demişti ki geçen gün;''Böyle bir araya gelince hacılık anılarından bahsetmeleri öyle hoşuma gidiyor ki;Ortak bir geçmişleri oldu,paylaşımları,kader arkadaşlıkları,bakıyorum o hallerine mutlu oluyorum,gurur duyuyorum inceden...:)''(ben de seninle koca adam,ben de seninle...)
Aile:
Cumartesi gündüz ailecek kültür park'a gittik...O kadar uzun zaman olmuştu ki gitmeyeli...Yürüyüş yolları,çay bahçeleri vs.oldukça güzelleşmiş ve yine her yer lale bahçesi rengarenk...Lunapark'a götürdük kuzuları ilk kez...İlk kez gördüler bu kadar büyük dönme dolabı,ilk kez gördüler ranger'da ters takla atıp çığlık çığlığa bağıranları?Şaşkın gözlerle ama mutlu bakıyorlardı:)
Dönme dolaba bindik önce...Tabii ben ne kadar dua biliyorsam okudum?Zira Adana;'da yıllar önce Dönme dolabı döndüren, o büyük çarkı çeviren ortadaki dingil(midir onun adı acaba?)çımış,dolap yana doğru eğilmiş ve insanalar içinden patır patır aşağıya dökülmüştü!:( Neyse;görüldüğü üzere bu sefer bir şey olmadı da geldim buralara iyiyiz diye yazıyorum:P Sonra da sadece atlı karınca...Geri kalan oyuncaklar hem daha park yeni açıldığı için tamir aşamasında hemde het yer toz toprak altında sevmedik,ayrıldık oradan...
Komşuluk:
Akşamına komşularımızla Darüzziyafe'de idik...O Daruzziyafe ki;bizim için her zaman gülümseme sebebidir zira;onunda şöyle bir anısı var;Aşkımın beni yemeğe götürdüğü ilk yer orası...Sıcak bir yaz günü mekanın bahçesindeyiz...Biz aşk meşk,çiçek böcek derken...İçeride Mevlid başladı???:))Hem yemeğimizi yedik,hem mevlid dinleyip amin dedik:))Hala derim; beni yemeğe götürüp mevlid dinlettin,hayırlı bir iş için yapılan başlangıçın en hası ancak böyle olabilirdi diye:)))
*Darüzziyafe;Tarihi Türk mutfak kültürünü yaşatmak ve geliştirmek amacıyla kurulmuş, 15. yüzyılda inşa edilmiş Muradiye Külliyesi'nin imaret binasında faliyette bulunmakta.Külliye, İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet'in babası padişah II.Murat tarafından yaptırılmış..Yani tarihi eser konumunda,vakıflara bağlı ve haliyle her ne kadar yemekte fasıl olsa da alkollu içki yok...Onun yerine hangi etle hangi şerbetin uygun gideceğini belirleyip şerbet veriyorlar:) Biz ahududu şerbeti içtik ,güzeldi,yakıştı yemeğin yanına...
Keyifli bir akşamdı...Ben her ne kadar orada dile getirmesemde,'veda yemeği' yer gibi hissettim komşularımla,sonuçta 3 koca yıl,alışmışım,sevmişim hepsini...Umarım yeni evimizde de böyle iyi insanlar girer hayatımıza....
Dostluk:
Ayrıldık komşularımızdan e daha saatte erken,dur dedik bir keşif yapalım...FSM'de yeni açılan Hayal Kahvesine gittik...Daha sağım, solum,vs.bakınırken a bir baktık dünya tatlısı bir çift bize bakıp gülmekte?Sevgili Elçin ve eşi orada,:)Şimdi gece daha güzel:)))
Hayal Kahvesine gelince;Eski'den Migros'tu orası:)Bir garip olmuş,tavanlar basık,çoook kalabalık ve ses düzeni kötü geldi bize...Bir de REDD diye bir gurup çıktı ki sadece 1 şarkılarını biliyormuşum?Mıy mıy söylüyorlar,kelimeleri yuvarlayıp yuta yuta?Allahtan müzikleri fena değildi...Zaten bizim amacaımızda onları dinlemek değildi..Biz dostlarla muhabbet edip,bir ikide ayakta dans niyetine sallandık?Eh o da bize yetti:)
Ödev:
Pazar günü,yine ailecek vakit geçirdik,Önce brunch,sonra koru...Gün geçti...Akşamına da gece'nin 1'ine kadar 2 adet itfaiyeci şapkası yaptık koca beyle..Okuldan ödev vermişlerde çocuklara?(Çocuklar yaptı canım,tabi tabi:P) Birlikte başladık ama daha yarısında uyudu bizim kuzular:)Olsun,zaten amaç,kaliteli vakit,birlikte birşeyler yapmak...Sonuçta;Bizde katıldık artık,çocuklarının ödevlerini-ama el işi ödevlerini- yapan anne babaların kervanına:P
Hastayım...
Yok ama öyle çok kötü değil,biraz kas,biraz baş,biraz boğaz ağrısı...Yatırmayıp süründüren cinsinden olacak sanırım bu da,zira benim yatmam için allah muhafaza serum vs.filan yemem lazım...
Kolay mı öyle;iş,güç,çoluk çocuk,koca sana bakarken -bakarken burada hastaya bakma anlamında değil,gerçekten ööööyleeee bakma anlamında kullanılmıştır-yatmak?:)
Şaka bir yana şifa dileyelim,şifa bulalım inşallah...
Hasret:
Aşkım yine düştü yollara...Ve yine Ankara:(
'Ankara ankara güzel ankara seni görmek ister her bahtı kara dırırıp dııp??'bile eylemiyor gönlümü...
Keyfim yok,onsuz geçen tek bir geceye bile sabrım yok...Yok yok işte yok...
Hani bir duvar yazısı var ya;''Beni bu saatten sonra Hüsnü bile şenlendiremez!''
diye...Öyle işte:(
(Hayırlısıyla,kazasız, belasız dön gel yine sev beni)
Hayat:
Olanca hızıyla akıyor ve getirdikleri götürdüklerinden daha çok çok şükür!Umarım güzel günler göreceğiz güneşli günler....

Haydi kaçtım,mutlu kalın:)
Neden yazıldığını anlamlandıramadığım cümleler var,hor görmeyip,hoş görüp,görmezden gelmeye çalıştığım...
Çünkü;yaşadıklarımdan aldığım bir ders var; Herkesin seviyesine hürmet etmek lazım...
Mutluluk:
Ahmet Hamdi Tanpınar der ki:
“İnsan ruhunun en az sabır gösterdiği şey mutluluktur. Şöyle bir düşünelim; acıyı uzun süre taşırız omuzlarımızda, nefreti, kini yıllarca saklarız zihnimizin keseciklerinde, sabrederiz yoksulluğa, yolsuzluğa amansız saldırılara, suratımızı asıp otururuz saatlerce duyguları yaşarız yıllarca ama ya mutluluk?.. Ona sabrımız yoktur, gelir geçer ömür misali bir an, ansızın.”
Çok doğru...Öyle doğru ki;
O yüzden öyle her şeye,her söze takılmayacaksın!Dünü dün de bırakıp,anı yaşayacaksın!
Çünkü;Mutluluk emek ister,mutluluk sahiplenilmek ister...Kıymetini bilmek,doğru parçaları birleştirmek,
hissettirdiği o yürek çırpınışlarının o uçma duygusunun hakkını vermek ister...
Bir de o lezzetli anların dibini sonuna kadar sıyırmak ister:)))
Mutluluğun resmi:
Bu kadar laf kalabalığından sonra;gelelim mutlu anların özetine;
Benim cırcır oğlum cuma günü de gidemedi okula...Böylece sabah kahvaltısını babaannesi ile birlikte yaptı,sonrasında da koca gün bizimle birlikte gezdi kuzu.Yani;hem hastaydı,hem mutlu:)Misafirler ağırlandı keyifle,muhabbetler edildi bolca...Önce vatanı kurtardık bol bol,sonra hacılık anıları tekrarlandı...
Aşkım bana demişti ki geçen gün;''Böyle bir araya gelince hacılık anılarından bahsetmeleri öyle hoşuma gidiyor ki;Ortak bir geçmişleri oldu,paylaşımları,kader arkadaşlıkları,bakıyorum o hallerine mutlu oluyorum,gurur duyuyorum inceden...:)''(ben de seninle koca adam,ben de seninle...)
Aile:
Cumartesi gündüz ailecek kültür park'a gittik...O kadar uzun zaman olmuştu ki gitmeyeli...Yürüyüş yolları,çay bahçeleri vs.oldukça güzelleşmiş ve yine her yer lale bahçesi rengarenk...Lunapark'a götürdük kuzuları ilk kez...İlk kez gördüler bu kadar büyük dönme dolabı,ilk kez gördüler ranger'da ters takla atıp çığlık çığlığa bağıranları?Şaşkın gözlerle ama mutlu bakıyorlardı:)
Dönme dolaba bindik önce...Tabii ben ne kadar dua biliyorsam okudum?Zira Adana;'da yıllar önce Dönme dolabı döndüren, o büyük çarkı çeviren ortadaki dingil(midir onun adı acaba?)çımış,dolap yana doğru eğilmiş ve insanalar içinden patır patır aşağıya dökülmüştü!:( Neyse;görüldüğü üzere bu sefer bir şey olmadı da geldim buralara iyiyiz diye yazıyorum:P Sonra da sadece atlı karınca...Geri kalan oyuncaklar hem daha park yeni açıldığı için tamir aşamasında hemde het yer toz toprak altında sevmedik,ayrıldık oradan...
Komşuluk:
Akşamına komşularımızla Darüzziyafe'de idik...O Daruzziyafe ki;bizim için her zaman gülümseme sebebidir zira;onunda şöyle bir anısı var;Aşkımın beni yemeğe götürdüğü ilk yer orası...Sıcak bir yaz günü mekanın bahçesindeyiz...Biz aşk meşk,çiçek böcek derken...İçeride Mevlid başladı???:))Hem yemeğimizi yedik,hem mevlid dinleyip amin dedik:))Hala derim; beni yemeğe götürüp mevlid dinlettin,hayırlı bir iş için yapılan başlangıçın en hası ancak böyle olabilirdi diye:)))
*Darüzziyafe;Tarihi Türk mutfak kültürünü yaşatmak ve geliştirmek amacıyla kurulmuş, 15. yüzyılda inşa edilmiş Muradiye Külliyesi'nin imaret binasında faliyette bulunmakta.Külliye, İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet'in babası padişah II.Murat tarafından yaptırılmış..Yani tarihi eser konumunda,vakıflara bağlı ve haliyle her ne kadar yemekte fasıl olsa da alkollu içki yok...Onun yerine hangi etle hangi şerbetin uygun gideceğini belirleyip şerbet veriyorlar:) Biz ahududu şerbeti içtik ,güzeldi,yakıştı yemeğin yanına...
Keyifli bir akşamdı...Ben her ne kadar orada dile getirmesemde,'veda yemeği' yer gibi hissettim komşularımla,sonuçta 3 koca yıl,alışmışım,sevmişim hepsini...Umarım yeni evimizde de böyle iyi insanlar girer hayatımıza....
Dostluk:
Ayrıldık komşularımızdan e daha saatte erken,dur dedik bir keşif yapalım...FSM'de yeni açılan Hayal Kahvesine gittik...Daha sağım, solum,vs.bakınırken a bir baktık dünya tatlısı bir çift bize bakıp gülmekte?Sevgili Elçin ve eşi orada,:)Şimdi gece daha güzel:)))
Hayal Kahvesine gelince;Eski'den Migros'tu orası:)Bir garip olmuş,tavanlar basık,çoook kalabalık ve ses düzeni kötü geldi bize...Bir de REDD diye bir gurup çıktı ki sadece 1 şarkılarını biliyormuşum?Mıy mıy söylüyorlar,kelimeleri yuvarlayıp yuta yuta?Allahtan müzikleri fena değildi...Zaten bizim amacaımızda onları dinlemek değildi..Biz dostlarla muhabbet edip,bir ikide ayakta dans niyetine sallandık?Eh o da bize yetti:)
Ödev:
Pazar günü,yine ailecek vakit geçirdik,Önce brunch,sonra koru...Gün geçti...Akşamına da gece'nin 1'ine kadar 2 adet itfaiyeci şapkası yaptık koca beyle..Okuldan ödev vermişlerde çocuklara?(Çocuklar yaptı canım,tabi tabi:P) Birlikte başladık ama daha yarısında uyudu bizim kuzular:)Olsun,zaten amaç,kaliteli vakit,birlikte birşeyler yapmak...Sonuçta;Bizde katıldık artık,çocuklarının ödevlerini-ama el işi ödevlerini- yapan anne babaların kervanına:P
Hastayım...
Yok ama öyle çok kötü değil,biraz kas,biraz baş,biraz boğaz ağrısı...Yatırmayıp süründüren cinsinden olacak sanırım bu da,zira benim yatmam için allah muhafaza serum vs.filan yemem lazım...
Kolay mı öyle;iş,güç,çoluk çocuk,koca sana bakarken -bakarken burada hastaya bakma anlamında değil,gerçekten ööööyleeee bakma anlamında kullanılmıştır-yatmak?:)
Şaka bir yana şifa dileyelim,şifa bulalım inşallah...
Hasret:
Aşkım yine düştü yollara...Ve yine Ankara:(
'Ankara ankara güzel ankara seni görmek ister her bahtı kara dırırıp dııp??'bile eylemiyor gönlümü...
Keyfim yok,onsuz geçen tek bir geceye bile sabrım yok...Yok yok işte yok...
Hani bir duvar yazısı var ya;''Beni bu saatten sonra Hüsnü bile şenlendiremez!''
diye...Öyle işte:(
(Hayırlısıyla,kazasız, belasız dön gel yine sev beni)
Hayat:
Olanca hızıyla akıyor ve getirdikleri götürdüklerinden daha çok çok şükür!Umarım güzel günler göreceğiz güneşli günler....
Haydi kaçtım,mutlu kalın:)
Etiketler:
AİLE,
ALINTI,
ALTIN ANLAR,
AŞKIM,
DOSTLAR,
FOTOĞRAFLARIM,
GEZELİM GÖRELİM,
GÜNLÜK,
HATIRDA KALSIN,
HAYATIN TADLARI,
HİÇ,
ZUZULARIM
6 Nisan 2010 Salı
KELİMELERİM SIRADAN AMA 'BEN' DOLUYDU...
BÜYÜLÜ SÖZLER YAZAMIYORDUM...
KELİMELERİM SIRADAN AMA ''BEN'' DOLUYDU...
HEYECANLARIM VE KORKULARIMLA BASİT''BEN''DOLU SATIRLAR VE GÜLÜMSEYİŞİMDİ SANA TÜM VEREBİLECEĞİM...
SUSKUNLUĞUMDU BİR DE, SENDEN KURULU GEÇMİŞİM,SENDEN BESLENEN YAŞAMIM.''
İyi ki doğdun,iyi ki eşim, iyi ki sevdiğim oldun...
Aşkımdın...Bir de üstüne x 2 yaşattın...
Nice,nice yaşların olsun bir tanem,
İyi ki yolculuğuna bizi de kattın...
Tugba Ozerk - Dogum Gunun Kutlu Olsun - Funny video clips are a click away
MUTLULUK ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER...
Yaşadıklarımız,yaşayacaklarımızın habercisidir...
Cumartesi günü,benim gibi ikiz annesi olan arkadaşlarımla buluştuk.5 anne ve 11 çocuk şeklindeki curcunalı kahvaltı keyfimiz görülmeye değerdi.(Esra'cığım bir kere daha tşk.ler:)
ikiz kardeşliği,rekabeti,kavgaları,birbirlerini kollamaları vs ,konularda konuşurken bir kere daha anladım ki;insanı en iyi aynı yollardan geçenler anlıyor.Öyle bir ruh halindeyiz ki;her şeyi iki kere yapmaya, iki farklı şekilde düşünmeye,davranmaya öyle alışmışız ki...Normal olan buymuş gibi geliyor:)
Şimdi,''tek çocuk,hiç çocuk'' diyeceğim ve belki bazılarınız alınacak ama üzgünüm,gerçek bu:P
Şaka bir yana deyip durumu toparlamak isterken ben...
'her şakada bir gerçeklik payı vardır' da şu cümleye ekleniverdi birden?:)
Neyse,konu dallanıp budaklanmadan demem o ki;annelik zor zanaat mirim...Rabbim hiç bir anneye evlat acısı göstermesin...Bundan sonra her ayın ilk cmt.günü; 'İyiki ikiziz' gurubu toplanıp faaliyetlerine devam edecek,bu konuda burada bitsin:)

Nicedir yazmamıştım ama hatırlarsanız bizim bir aşkı koruma ve kollama çalışmalarımız vardı...Uzun zamandır baş başa kalmamıştık eşimle...Aslında kalmıştıkta kışın karası,soğuğu derken, avm'lere hapsetmiştik kendimizi...
Neyse;Hava güzel;gün bugündür dedik çıktık evden,çocuklar evde sm ve gizoş ile keyifte...Ama laf olsun diye değil gerçekten keyifteler zira hafta içi 5 gün okula gidince evde kalmayı ve oyuncakları ile oynamayı özlüyorlar benim zuzularım.Eh gizoş ablaları da var bir de:))
Ve biz öyle bir pazar geçirdik ki; Fefkaladenin fevkinde ?...
Öğlen 12'den akşam 5'e :)
Fonda yunan ezgileri, yanında rakı,balık,deniz,meze...
Konuştuk...Uzuuun uzun...Anlattık,dinledik...
Eee ne var bunda? demeyin... Konuşmak önemlidir,geçen onca yıldan sonra hele ve hele ki bu iki konuşan insan evliyse?:))
Hani öyledir ya; Erkek avcıdır,kadın avdır..(Ya da tam tersi de vardır?) Her türlü uğraş sahip olana kadardır...
Sonra bir rahatlık gelir kişilere,atılan o imza belki de ileri yıllardaki sessiz sohbetlerin gizli bir anlaşmasıdır?:)
Tamam o kadar öldürmeyeyim ama demem o ki;paylaşım iyidir,insana kendini iyi hissettirir,ne kadar tanıdım ben seni desen de, farklı bir yüzünü görürüsün sevdiceğinin,farklı bir düşüncesine aşık olursun yeniden..Yani;Seversin yine yeni yeniden:)
Ve elbette çocuklar olmadan yenilen sakiiin yemekleri ve yapılan -gerçek sohbetleri- de özlemişsindir...
Peki gerçek sohbet nedir?
Kuştan, böcekten,en çok büyüten besinlerden,uzayıp giden oyuncak listelerinden,bana şunu, şunu dedi,bunu bunu yaptı şikayetlerinden,onu yiyeceğim bunu yemeyeceğim kaprislerinden,bitip tükenmek bilmeyen soru cümlelerinden yoksun olan konuşma biçimlerine gerçek sohbet denir:)))
Tamam çocuklarımızla geçirdiğimiz o anlar da çok keyifli ama 'menim özüm'arada bir '''esssss''' vermek istiyor:)))O 'esss'in tadı da en güzel baş başa kalınca çıkıyor...
Aşktan,meşkten,hayattan,ölümden...İnsan ilişkilerinden,eskilerden,yenilerden...
Çocuklarımızdan konuştuk sonra,canlarımızdan...
Fallar baktık birbirimize ciddi,ciddi:P
Kahve telvelerin de hayallerimizi aradık sonra...
Hayalleri değil belki ama ;
Kalp altında iki kişi gördük sarmaş dolaş:)Bir de baykuş gördüm ben ortada, bilge muhabbetlerimizin simgesi...Sondaki de bir kaç minik serçeydi sanki.
Kadehleri tokuşturduk,elleri buluşturduk,sorduk soruşturduk aşkı,cevabı kalbimizde bulduk:)
Şimdi....Bildiğini biliyorum ama yine de duy istedim;Çok seviyorum seni evimin beyi:))
İki de film var notunu düşeceğim;
İlk'i 'Neşeli Hayat' ki bence;'eh işte'ydi...
Diğeri de''Deli Deli Olma''Tarik Akan ve Şeref sezer'in başrolünde olduğu,keyifli ve gerçek bir filmdi...
Onu daha çok sevdik..Hala izlemediyseniz öneririm...
Gün içinde yine geleceğim...
Hadi kaçtım...MUTLU KALIN:)
Cumartesi günü,benim gibi ikiz annesi olan arkadaşlarımla buluştuk.5 anne ve 11 çocuk şeklindeki curcunalı kahvaltı keyfimiz görülmeye değerdi.(Esra'cığım bir kere daha tşk.ler:)
ikiz kardeşliği,rekabeti,kavgaları,birbirlerini kollamaları vs ,konularda konuşurken bir kere daha anladım ki;insanı en iyi aynı yollardan geçenler anlıyor.Öyle bir ruh halindeyiz ki;her şeyi iki kere yapmaya, iki farklı şekilde düşünmeye,davranmaya öyle alışmışız ki...Normal olan buymuş gibi geliyor:)
Şimdi,''tek çocuk,hiç çocuk'' diyeceğim ve belki bazılarınız alınacak ama üzgünüm,gerçek bu:P
Şaka bir yana deyip durumu toparlamak isterken ben...
'her şakada bir gerçeklik payı vardır' da şu cümleye ekleniverdi birden?:)
Neyse,konu dallanıp budaklanmadan demem o ki;annelik zor zanaat mirim...Rabbim hiç bir anneye evlat acısı göstermesin...Bundan sonra her ayın ilk cmt.günü; 'İyiki ikiziz' gurubu toplanıp faaliyetlerine devam edecek,bu konuda burada bitsin:)
Nicedir yazmamıştım ama hatırlarsanız bizim bir aşkı koruma ve kollama çalışmalarımız vardı...Uzun zamandır baş başa kalmamıştık eşimle...Aslında kalmıştıkta kışın karası,soğuğu derken, avm'lere hapsetmiştik kendimizi...
Neyse;Hava güzel;gün bugündür dedik çıktık evden,çocuklar evde sm ve gizoş ile keyifte...Ama laf olsun diye değil gerçekten keyifteler zira hafta içi 5 gün okula gidince evde kalmayı ve oyuncakları ile oynamayı özlüyorlar benim zuzularım.Eh gizoş ablaları da var bir de:))
Ve biz öyle bir pazar geçirdik ki; Fefkaladenin fevkinde ?...
Öğlen 12'den akşam 5'e :)
Fonda yunan ezgileri, yanında rakı,balık,deniz,meze...
Konuştuk...Uzuuun uzun...Anlattık,dinledik...
Eee ne var bunda? demeyin... Konuşmak önemlidir,geçen onca yıldan sonra hele ve hele ki bu iki konuşan insan evliyse?:))
Hani öyledir ya; Erkek avcıdır,kadın avdır..(Ya da tam tersi de vardır?) Her türlü uğraş sahip olana kadardır...
Sonra bir rahatlık gelir kişilere,atılan o imza belki de ileri yıllardaki sessiz sohbetlerin gizli bir anlaşmasıdır?:)
Tamam o kadar öldürmeyeyim ama demem o ki;paylaşım iyidir,insana kendini iyi hissettirir,ne kadar tanıdım ben seni desen de, farklı bir yüzünü görürüsün sevdiceğinin,farklı bir düşüncesine aşık olursun yeniden..Yani;Seversin yine yeni yeniden:)
Ve elbette çocuklar olmadan yenilen sakiiin yemekleri ve yapılan -gerçek sohbetleri- de özlemişsindir...
Peki gerçek sohbet nedir?
Kuştan, böcekten,en çok büyüten besinlerden,uzayıp giden oyuncak listelerinden,bana şunu, şunu dedi,bunu bunu yaptı şikayetlerinden,onu yiyeceğim bunu yemeyeceğim kaprislerinden,bitip tükenmek bilmeyen soru cümlelerinden yoksun olan konuşma biçimlerine gerçek sohbet denir:)))
Tamam çocuklarımızla geçirdiğimiz o anlar da çok keyifli ama 'menim özüm'arada bir '''esssss''' vermek istiyor:)))O 'esss'in tadı da en güzel baş başa kalınca çıkıyor...
Aşktan,meşkten,hayattan,ölümden...İnsan ilişkilerinden,eskilerden,yenilerden...
Çocuklarımızdan konuştuk sonra,canlarımızdan...
Fallar baktık birbirimize ciddi,ciddi:P
Kahve telvelerin de hayallerimizi aradık sonra...
Hayalleri değil belki ama ;
Kalp altında iki kişi gördük sarmaş dolaş:)Bir de baykuş gördüm ben ortada, bilge muhabbetlerimizin simgesi...Sondaki de bir kaç minik serçeydi sanki.
Kadehleri tokuşturduk,elleri buluşturduk,sorduk soruşturduk aşkı,cevabı kalbimizde bulduk:)
Şimdi....Bildiğini biliyorum ama yine de duy istedim;Çok seviyorum seni evimin beyi:))
İki de film var notunu düşeceğim;
İlk'i 'Neşeli Hayat' ki bence;'eh işte'ydi...
Diğeri de''Deli Deli Olma''Tarik Akan ve Şeref sezer'in başrolünde olduğu,keyifli ve gerçek bir filmdi...
Onu daha çok sevdik..Hala izlemediyseniz öneririm...
Gün içinde yine geleceğim...
Hadi kaçtım...MUTLU KALIN:)
Etiketler:
ALTIN ANLAR,
AŞKIM,
GÜNLÜK,
İKİZ ANNELERİ,
SEYİR DEFTERİ
29 Mart 2010 Pazartesi
Pazartesi sendromlarına,bahar yorgunluklarına,gönül kırgınlıklarına iyi gelen yazarınız geri döndü:P
İşte geldim blog...Meğer ne çok özlemişim...
*Önce zuzularım;
Biz hala o mis kokulara doyamadık vs.cümleler kursakta zaman hızla geçiyor...Çocuklarımız büyüyor...
'Şimdi okullu olduk sınıfları doldurduk'...Artık bizim için farklı bir anlam taşıyor:)
Daha öncesinde ufak, ufak araştırmaya başlamıştık ama geçen haftanın bir kısmı okul tanıtımları,görüşmeler vs.ile geçti...
Karar vermek,eleme yapmak? O,bu,şu?...
'O'nun eğitim sistemi çok yarış atı variydi..
'Bu'nun hayat görüşü çok havaiydi..
'Şu'nun ki Fethullahcıydı!:(
Bir de dershane mantığı ile okul yönetenler vardı:!
Nihayetin de;Atatürkçü düşünce sistemini benimseyen,eğitim görüşleri ve uygulamaları ile hem bizim hem de çocukların içlerine sinen bir okul bulduk ve geçtiğimiz hafta içerisin de kesin kaydımızı da yaptırarak artık ilk okul çağında çocukları olan ebeveynler olduk netekim:)
*Sonra,Ben,biz;
Şimdi biz çok yakın bir zamanda tebdili mekan edeceğiz ya...
Dolaşıyorum tükkan tükkan:)Kah aşkımla,kah can dostumla,kah tek başıma...
Tıpkı evllilik öncesi eski günlerde ki gibi,yeni eve yeni eşya vs.derdindeyiz...
Dert lafın gelişi,hadi itiraf edeyim elbetteki çok zevkli:)
En çok mobilya ve perdecilerde eğleniyoruz? Zira,allı,güllü,simli ve taşlı? modelleri görünce 'insanların içerisinde ne fırtınalar kopuyor yarabbim?diye düşünmeden edemiyoruz?:))
Swarovski'nize kurban olayım da insan klozet kapağına da taş yapıştırır mı kardeşim?:P
Zevkler ve renkler mevusundan çok...Sonradan görme'ye giriyor bence ama ya neyse?:))
*Ve Bursalı Annelerim;
Mart'ın son haftası Kütüphane haftası malum...Ve ben daha önce sözünü etmiştim hani bir Zeynep vardı...
Mudanya/Kumyaka ilk öğretim okulun da...Okulu taşımalı sistem nedeni ile yeni binasına taşınınca eski binayı kütüphaneye çevirmek için bizden yardım istemişti...Kısa sürede el ele verip zevkle cevap verdik çağrısına ve geçen pazar ulaştırdık kitapları...Öncesin de de havanın güzel olmasını fırsat bilerekTrilye de keyifli bir kahvaltı yaptık tadı damağımız da kalan:)Ayrıntılar burada
*Veeee...Kardeşim,can dostum,Melis'im...
Taşındı...Taşıdık...Bitti...Çok yoruldu ama değdi:))
Yeni ev,yeni mekan...Güle güle oturun,oturalım:P
Sağlık,mutluluk,huzurla yaşayın güzel anılarla doldurun her bir duvarını inşallah:)
*Başka?
Başka bir çok ayrıntı var aslında; A yazsam ben bunu?
Ne güzel yazı çıkar bundan dediğim ve oturup hakkında iki kelam edemediğim:(
Kitaplarım var,kimisini bir solukta okuduğum,kimisiyle uyuduğum?:)(Söz bu sefer yazacağım,yakında)
Tabii şarkılarım var...Bazen gözyaşlarıma bazen sevinçlerime ortak..
Dostlarım var...Hayatıma neşe katan ve değerlerini bilmek gerek her zaman...Tatlı sohbetlere,sinema keyiflerimize ara vermiştik bir hafta, kısmetse bu hafta kaldığı yerden devam:)
*Ve bloğum ve blog dostlarım...
Paylaşırım yaşama dair ne varsa...
Bazen neşemi,bazen hüznümü anlatırım,kendi hayatımı sunarım,başka hayatlar tanırım...
Birikirim,birikimlerden faydalanırım...Yazarım, çizerim, gülerim, ağlarım...
Bilirim ki bir yerlerde,birileri duyar sesimi...
Sesini, yüzünü, bilmediğim nice güzel insandan iki teselli cümlesi okur,mutlanırım...
Bir kaç gün yazmayınca,sesim soluğum çıkmayınca merak edilmek,sorulmak da ayrı bir tatlıymış bir kere daha anladım...
Teşekkür ederim hepinize...İyi ki yazmışım,iyi ki sizleri tanımışım...
Fazla süsleyip püsleyemem ben kelimelerimi..
Hele ki söz konusu olan iltifat ve benzeri cümleler ise hepten batırabilirim kendimi...
O yüzden başka türlü bitmeyecek sanırım bu yazı...
Hadi kaçtım seviyorum sizi :))
İşte geldim blog...Meğer ne çok özlemişim...
*Önce zuzularım;
Biz hala o mis kokulara doyamadık vs.cümleler kursakta zaman hızla geçiyor...Çocuklarımız büyüyor...
'Şimdi okullu olduk sınıfları doldurduk'...Artık bizim için farklı bir anlam taşıyor:)
Daha öncesinde ufak, ufak araştırmaya başlamıştık ama geçen haftanın bir kısmı okul tanıtımları,görüşmeler vs.ile geçti...
Karar vermek,eleme yapmak? O,bu,şu?...
'O'nun eğitim sistemi çok yarış atı variydi..
'Bu'nun hayat görüşü çok havaiydi..
'Şu'nun ki Fethullahcıydı!:(
Bir de dershane mantığı ile okul yönetenler vardı:!
Nihayetin de;Atatürkçü düşünce sistemini benimseyen,eğitim görüşleri ve uygulamaları ile hem bizim hem de çocukların içlerine sinen bir okul bulduk ve geçtiğimiz hafta içerisin de kesin kaydımızı da yaptırarak artık ilk okul çağında çocukları olan ebeveynler olduk netekim:)
*Sonra,Ben,biz;
Şimdi biz çok yakın bir zamanda tebdili mekan edeceğiz ya...
Dolaşıyorum tükkan tükkan:)Kah aşkımla,kah can dostumla,kah tek başıma...
Tıpkı evllilik öncesi eski günlerde ki gibi,yeni eve yeni eşya vs.derdindeyiz...
Dert lafın gelişi,hadi itiraf edeyim elbetteki çok zevkli:)
En çok mobilya ve perdecilerde eğleniyoruz? Zira,allı,güllü,simli ve taşlı? modelleri görünce 'insanların içerisinde ne fırtınalar kopuyor yarabbim?diye düşünmeden edemiyoruz?:))
Swarovski'nize kurban olayım da insan klozet kapağına da taş yapıştırır mı kardeşim?:P
Zevkler ve renkler mevusundan çok...Sonradan görme'ye giriyor bence ama ya neyse?:))
*Ve Bursalı Annelerim;
Mart'ın son haftası Kütüphane haftası malum...Ve ben daha önce sözünü etmiştim hani bir Zeynep vardı...
Mudanya/Kumyaka ilk öğretim okulun da...Okulu taşımalı sistem nedeni ile yeni binasına taşınınca eski binayı kütüphaneye çevirmek için bizden yardım istemişti...Kısa sürede el ele verip zevkle cevap verdik çağrısına ve geçen pazar ulaştırdık kitapları...Öncesin de de havanın güzel olmasını fırsat bilerekTrilye de keyifli bir kahvaltı yaptık tadı damağımız da kalan:)Ayrıntılar burada
*Veeee...Kardeşim,can dostum,Melis'im...
Taşındı...Taşıdık...Bitti...Çok yoruldu ama değdi:))
Yeni ev,yeni mekan...Güle güle oturun,oturalım:P
Sağlık,mutluluk,huzurla yaşayın güzel anılarla doldurun her bir duvarını inşallah:)
*Başka?
Başka bir çok ayrıntı var aslında; A yazsam ben bunu?
Ne güzel yazı çıkar bundan dediğim ve oturup hakkında iki kelam edemediğim:(
Kitaplarım var,kimisini bir solukta okuduğum,kimisiyle uyuduğum?:)(Söz bu sefer yazacağım,yakında)
Tabii şarkılarım var...Bazen gözyaşlarıma bazen sevinçlerime ortak..
Dostlarım var...Hayatıma neşe katan ve değerlerini bilmek gerek her zaman...Tatlı sohbetlere,sinema keyiflerimize ara vermiştik bir hafta, kısmetse bu hafta kaldığı yerden devam:)
*Ve bloğum ve blog dostlarım...
Paylaşırım yaşama dair ne varsa...
Bazen neşemi,bazen hüznümü anlatırım,kendi hayatımı sunarım,başka hayatlar tanırım...
Birikirim,birikimlerden faydalanırım...Yazarım, çizerim, gülerim, ağlarım...
Bilirim ki bir yerlerde,birileri duyar sesimi...
Sesini, yüzünü, bilmediğim nice güzel insandan iki teselli cümlesi okur,mutlanırım...
Bir kaç gün yazmayınca,sesim soluğum çıkmayınca merak edilmek,sorulmak da ayrı bir tatlıymış bir kere daha anladım...
Teşekkür ederim hepinize...İyi ki yazmışım,iyi ki sizleri tanımışım...
Fazla süsleyip püsleyemem ben kelimelerimi..
Hele ki söz konusu olan iltifat ve benzeri cümleler ise hepten batırabilirim kendimi...
O yüzden başka türlü bitmeyecek sanırım bu yazı...
Hadi kaçtım seviyorum sizi :))
Etiketler:
AŞKIM,
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
BURSALI ANNELER,
DOSTLAR,
ZUZULARIM
23 Mart 2010 Salı
Öyle zamanlar vardır ki;
.
Mutluluk ya da mutsuzluk sorusu sorulmaz,
.
Sorulsa da anlatılmaz,
.
Anlatılsa da yaşanılan o anlar gibi olmaz...
.
E her şey de anlatmak için yaşanılmaz:)))))
Etiketler:
ALTIN ANLAR,
AŞKIM,
BURSALI ANNELER,
DOSTLAR,
FOTOĞRAFLARIM,
GEZELİM GÖRELİM,
ZUZULARIM
18 Mart 2010 Perşembe
KUNDAK ? ....
Dün yine daldım gittim... Eski fotoğraflara baktım biraz,fotoğraflar düzenlendi,anılar tazelendi...
Kuzularımın bebeklik halleri,benim hamilelik hallerim koca göbeğim...
Sonra;hayatımıza giren'İki melek'...
Çok zor ama bir o kadar da tatlı büyüme serüvenleri-fotoğraflar olmasa ilk 6 ayı hiç hatırlamayacağım neredeyse ama olsun- hiç bir şeye değişilmeyecek aşkları...
Hele o cennet kokuları...Büyüyorlar ama o koku hiç değişmiyor biliyor musunuz?(elbette biliyorsunuz)Vazgeçilmez bir ihtiyaç haline geliyor bir süre sonra;Her gün öpe koklaya bağımlısı oluyorsunuz...Koku alma duygunuz daha da gelişiyor?Mesela ben tam av köpeği burnu kıvamında;'kokularından tanırım çocuklarımı'ayarındayım:)
(Fotoğraf? Ahhh ah!Eski günler işte! Caydırıcı etkisi sebebiyle tercih edilmiştir:P)
Şimdi bunca hatıranın üzerine;
Bahardan mı bilmem ama bir kaç gündür garip bir şekil de düşünüyorum?
Kendim için değil de..Kendi yaşadıklarımın ne olduğunu bildiğim için sanırım...
Aslın da ben... Bir kızım daha olsun isterdim?
Elif'ime ömrü billah arkadaş... Ötesi var mı?
Yani; Sadece kızım için...
Yalnız kalmasın diye en çok...En çok onun için yani...
Dün sordum çocuklara kardeş ister misiniz diye?
İsteriz dediler;
Eren'e erkek,Elif'e kız olacakmış? 2 tane daha!
(Ohh suyundan da:)
Tabii bilmiyor ki çocuklar?
Anneleri hep çift doğuruyor zannediyorlar her halde:P
'Sen bizim babamızsın'a da sordum?
Aslın da bir kız daha, iyi olur du dedi?
Ama?
''Oysa düşlerimiz başkaydı birden bire yarım kaldı? Yaşanacak çok şey vardııııı?''yı da ekledi!:)
Diyelim ki her şey yolunda gitsin ve diyelim ki seneye haneye bir can daha girsin?
Zuzuların ilk okul da ilk senesi olacak,dersleri vs.si?
Sonra bizim Cruıse hayallerimiz,italya,barcelona ne olacak?
.
Haklıydı çok haklı...
Nedense ben de hemen kabullendim ama söylediklerini...
Dillendirmediğim bahanelerime destek aradığımı fark ettim belki de...
.
Kaktım gittim Şebnem Ferah'ı kapattım...
'Sil baştan başlamaMak gerek bazen!'Şebnem!
Aaaa bu ne ya sabahtan beri?
Başlamıyoruz biz Şebnem'cim...
Biz geçtik o kısımları başladık,bitti..Şimdi biraz keyfini sürme vakti...
Hem önce sen doğur bir tane!Allah Allaaah!:)
Etiketler:
AŞKIM,
BEN BİLE ZOR ANLADIM KENDİMİ,
BUNLARI SEVDİM,
FOTOĞRAFLARIM,
HAYATIN TADLARI,
İÇ SES,
ZUZULARIM
15 Mart 2010 Pazartesi
3 DEĞİL 333 OLSUN... BURADA&ŞURADA&HA BU ARADA :)
Günaydın blogseverler:)
Yeni bir gün,yeni bir hafta...Enerjiğiz,dinamiğiz...
Ya da en azından öyle olduğumuzu hayal ediyoruz:)
Olsun...Hayal kurmak da güzeldir...
Ne demiş;Martin Luther Kıng; Benim bir hayalim var!?
Sonra almış kitleleri arkasına yürümüş gitmiş...
Eh bizim ki o kadar olmasa da?:)
Eh bizim ki o kadar olmasa da?:)
Çok şükür bu sabah güneş var şehrim de, güneş olunca da haliyle mutluluk,derin nefes alışlar,yaşadığını hissedişler var...
Düşünüyorum da öyle Londra,Paris vs.de yaşayamazdım ben,hep yağmur,hep kapalı hava...
Kesin atardım kendimi Eyfel'den...Safi bunalım:(
.
Neyse;
Günün gülümsetenlerine geldi sıra:)
3 ?
Bu gün 3 olduk biz; Bursalı Anneler:)
Nice 3 lerimiz...Ve nice 333 deyip gülümsediğimiz etkinliklerimiz olsun inşallah :)
Etkinlik demişken;
.
Yandaki foto da mavi gömlekli olan;-hani kırmızılının yanın daki-Ağlıyor mu? Gülüyor mu?arası garip bir ekşimik surat ile arzı endam edip poz veren benim....
Ki ben zamanın da BURADA nasıl poz verilir diye bir de akıl vermiştim:( Yorum yapmayayım fazla,tamam buraları geçelim:)
.
Bütün kızlar toplandık,toplandık toplandık:)
Ama boşuna değil elbet,nerede hareket orada bereket mantığı ile ;
önce ŞURADA anlatılan Zeynep kızımızın kütüphane hayali için,kitaplarımızı topladık...
Sonra; da Elazığ Depremin de zor durumda kalan vatandaşlarımız için elimizden,evimizden ne gelirse kolileyip hazırladık ,bu hafta içi göndereceğiz inşallah:)
.
Ha bu ara da...
Hani içime dert olmuştu ya izleyemedi diye?
Aşkımı Eyvah Eyvah'a babamla birlikte yolladım...
Pek romantik olmuş dimi? Damat kayın peder birlikte:P
.
Hadi kaçtım ben; Öğlen de buluşacağım evimin erkeği ile önce bir yemek sonra da?Çoook çalışmamız gerek çoook:)))
.
Sevgili arkadaşım Elif'in dediği gibi;
GÜNÜNÜZ GÜZEL GEÇSİN,HEP GÜLÜMSEYİN OLUR MU?:))))
Etiketler:
ALTIN ANLAR,
AŞKIM,
BİR ŞEY YAPMALI,
BURSALI ANNELER,
ETKİNLİK
11 Mart 2010 Perşembe
SEYİR DEFTERİ& EYVAH,EYVAH...
Arkadaşlarla perşembeleri kültür mantarı günü ilan ettik ya...Bugün de Eyvah Eyvah'ı izledik hep birlikte...
Film tek kelimeyle; HARİKAYDI!:))
Konusuna,oyunculara, en çokta o karışık şiveli konuşmalara bayıldım...
Senden ötürü'ye...
Tamam anlamın da kullanılan;evet'e
Napıyon?'lara:)
H ile başlayan hiç bir kelime yoktu mesela...
Bütün Hayır'lar 'ayır'dı doğal olarak-ki ben hiç sevmem romen ağzını-zaten filmdeki de tam öyle değildi Allahtan?
Bir de oynak bir de:)
Demek ki neymiş istenirse gayet güzel filmler de yapılabiliyormuş...
Bunun için ne küfürlere bulanmaya,ne de kıllara bürünüp ayılaşmaya gerek yokmuş!!!!
Anladınız siz onu; Hani şu malum olmaz olası üçleme!
Hani Recep ile başlıyor- ki nedir şu Recep'lerden çektiğimiz?- diyorum,başka da bir şey demiyorum:P
Neyse,Seyir defterime keyifle eklediğim filmlerden biri oldu sonuçta...Eyvah,Eyvah:)
Tavsiye ediyorum şiddetle!
Filmin fıragmanı için BURAYA bir tık lütfen:)
Koca bey'e Ps:
İçime dert oldu:(
'Ben de geleyim mi?Filmi izler ayrılırım' demiştin...
'Gel tabi hep birlikte izleriz' demiştim ben de ama? Çok ısrar etmedim mi ki? Vazgeçtin ?
Sıralandık salon da arkadaşlarla,yanımda ki koltuk boştu...Sanki senin içinmiş gibi?
Sanki her kahkaham da -keşke gelseydin de benimle gülseydin-in vicdan azabını çekmem için ayrılmış gibi?
Şimdi ey 'koca kişisi' vardır elbet bunun da bir çaresi diyor ve en kısa zaman da birlikte tekrar izlemek için söz veriyorum...
Hatta;Bak şuraya yazıyorum?
Yazdım:P
Film tek kelimeyle; HARİKAYDI!:))
Konusuna,oyunculara, en çokta o karışık şiveli konuşmalara bayıldım...
Senden ötürü'ye...
Tamam anlamın da kullanılan;evet'e
Napıyon?'lara:)
H ile başlayan hiç bir kelime yoktu mesela...
Bütün Hayır'lar 'ayır'dı doğal olarak-ki ben hiç sevmem romen ağzını-zaten filmdeki de tam öyle değildi Allahtan?
Bir de oynak bir de:)
Demek ki neymiş istenirse gayet güzel filmler de yapılabiliyormuş...
Bunun için ne küfürlere bulanmaya,ne de kıllara bürünüp ayılaşmaya gerek yokmuş!!!!
Anladınız siz onu; Hani şu malum olmaz olası üçleme!
Hani Recep ile başlıyor- ki nedir şu Recep'lerden çektiğimiz?- diyorum,başka da bir şey demiyorum:P
Neyse,Seyir defterime keyifle eklediğim filmlerden biri oldu sonuçta...Eyvah,Eyvah:)
Tavsiye ediyorum şiddetle!
Filmin fıragmanı için BURAYA bir tık lütfen:)
Koca bey'e Ps:
İçime dert oldu:(
'Ben de geleyim mi?Filmi izler ayrılırım' demiştin...
'Gel tabi hep birlikte izleriz' demiştim ben de ama? Çok ısrar etmedim mi ki? Vazgeçtin ?
Sıralandık salon da arkadaşlarla,yanımda ki koltuk boştu...Sanki senin içinmiş gibi?
Sanki her kahkaham da -keşke gelseydin de benimle gülseydin-in vicdan azabını çekmem için ayrılmış gibi?
Şimdi ey 'koca kişisi' vardır elbet bunun da bir çaresi diyor ve en kısa zaman da birlikte tekrar izlemek için söz veriyorum...
Hatta;Bak şuraya yazıyorum?
Yazdım:P
Etiketler:
ALTIN ANLAR,
AŞKIM,
BUNLARI SEVDİM,
DOSTLAR,
SEYİR DEFTERİ
22 Şubat 2010 Pazartesi
GÜNÜN GÜLÜMSETENLERİ:))
Öncelikle;
DURU'cuğumun doğum günü:))))
(Nam-ı diğer-gelinim:P)
İYİ Kİ DOĞDUN GÜZEL MELEK...
SAĞLIKLI, MUTLU UZUN BİR ÖMRÜN...AİLEN VE SEVDİKLERİN İLE GEÇİRECEĞİN NİCE DOĞUM GÜNLERİN OLSUN...O GÜZEL GÜLEN YÜZÜN HİÇ SOLMASIN İNŞALLAH... ÖPÜYORUM DOĞUM GÜNÜ ÇOCUĞUNU VE ANNESİNİ:)(Şu an da sanaldan,çok yakın bir zaman da da gerçekten:)
-Sonra ;Elma var,Nar var,Kiraz var,Erik var.Koklamaya kıyamam benim güzel Manolyam var:)Çam var...Mor salkımlı Leylak var:)????
-Sonra;Kuzularım iyileşti,aşkım daha iyi,cmt.pazar baş başaydık.(sema hn.sağolsun:)Çok keyifli ve verimli bir hafta sonuydu diyeyim başka bir şey demiyeyim?:)
-Sonra;Nefis bir hava var dışarı da; bahar mı geldi,yaz mı geldi?Artık PC başından kalkıp çıkmam gerekirken hala bir şeyler yazasım da ondan mı geldi peki?:)
-Son olarak sevgili Ayşe'den,günün en çok gülümsetenini paylaşmak istiyorum sizlerle...
Zira;Çok iyi geliyor okuyunca, çooookkkk:)))
Haydi kaçtım,güzel bir gün olsun hepimize...
Avustralya’da, bir spor salonunun camında bir reklam; zayıf ve bronz tenli bir kadın, hemen yanında şu yazıyor:
“Bu yaz, denizkızı mı olmak istersiniz, yoksa bir balina mı?"
Afişteki mankenin fiziksel özelliklerinden çok uzak olan orta yaşlı bir kadın, spor salonunun reklamına sesli bir cevap veriyor:
İlgilenenlere duyurulur,
Balinaları arkadaşları asla yalnız bırakmazlar, yunuslar, deniz aslanları,meraklı insanlar..
Aktif bir cinsel yaşamları vardır, hamile kalır, sevimli bebek balinalar doğururlar.
Denizde yüzer, oynarlar. Polinezya adalarının mercan kayalıkları gibi muhteşem yerleri görme şansına sahiptirler.
Balinalar harika şarkı söylerler, CD’leri bile vardır.
Bazı insanlar dışında, onlara zarar vermek isteyecek tek bir varlık yoktur.
Dünyada herkesin sevdiği, koruduğu ve hayran kaldığı şahane hayvanlardır.
Denizkızı?
Öncelikle, denizkızı diye birşey yoktur.
Var olsalardı da kimlik karmaşası sebebiyle psikolog kapılarında sıra oluştururlardı. Balık mısın? İnsan mı?
Cinsel hayatları yoktur. Yanlarına yaklaşan erkekleri öldürüyorlar, nasıl olabilir ki? hem, iyice bir bakın, gerekli donanım nerede??
E, sonuç olarak çocukları da olmaz.
Zaten balık kokan bir kadını kim ister ki?
Sonuç?
Ben balina olmayı tercih ederim.
Medya sadece zayıf insanların güzel olduğunu savunuyor ama ben çocuklarımla dondurma yemeyi, beni heyecanlandıran adamla güzel bir akşam
yemeğinde sohbet etmeyi, arkadaşlarımla çikolata paylaşmayı çok seviyorum.
Zamanla kilo alıyoruz; çünkü, kafamıza o kadar çok bilgi yüklüyoruz ki yer kalmıyor ve bedenimizin diğer bölümlerine yerleşmeye başlıyor. Yani, biz
kilolu değiliz, inanılmaz kültürlü, eğitimli ve mutluyuz.
Bugünden itibaren, aynaya bakıp da kalçamı gördüğümde, şunu düşüneceğim:
“Allah’ım ne kadar da akıllıyım!”
(Nam-ı diğer-gelinim:P)
İYİ Kİ DOĞDUN GÜZEL MELEK...
SAĞLIKLI, MUTLU UZUN BİR ÖMRÜN...AİLEN VE SEVDİKLERİN İLE GEÇİRECEĞİN NİCE DOĞUM GÜNLERİN OLSUN...O GÜZEL GÜLEN YÜZÜN HİÇ SOLMASIN İNŞALLAH... ÖPÜYORUM DOĞUM GÜNÜ ÇOCUĞUNU VE ANNESİNİ:)(Şu an da sanaldan,çok yakın bir zaman da da gerçekten:)
-Sonra ;Elma var,Nar var,Kiraz var,Erik var.Koklamaya kıyamam benim güzel Manolyam var:)Çam var...Mor salkımlı Leylak var:)????
-Sonra;Kuzularım iyileşti,aşkım daha iyi,cmt.pazar baş başaydık.(sema hn.sağolsun:)Çok keyifli ve verimli bir hafta sonuydu diyeyim başka bir şey demiyeyim?:)
-Sonra;Nefis bir hava var dışarı da; bahar mı geldi,yaz mı geldi?Artık PC başından kalkıp çıkmam gerekirken hala bir şeyler yazasım da ondan mı geldi peki?:)
-Son olarak sevgili Ayşe'den,günün en çok gülümsetenini paylaşmak istiyorum sizlerle...
Zira;Çok iyi geliyor okuyunca, çooookkkk:)))
Haydi kaçtım,güzel bir gün olsun hepimize...
Avustralya’da, bir spor salonunun camında bir reklam; zayıf ve bronz tenli bir kadın, hemen yanında şu yazıyor:
“Bu yaz, denizkızı mı olmak istersiniz, yoksa bir balina mı?"
Afişteki mankenin fiziksel özelliklerinden çok uzak olan orta yaşlı bir kadın, spor salonunun reklamına sesli bir cevap veriyor:
İlgilenenlere duyurulur,
Balinaları arkadaşları asla yalnız bırakmazlar, yunuslar, deniz aslanları,meraklı insanlar..
Aktif bir cinsel yaşamları vardır, hamile kalır, sevimli bebek balinalar doğururlar.
Denizde yüzer, oynarlar. Polinezya adalarının mercan kayalıkları gibi muhteşem yerleri görme şansına sahiptirler.
Balinalar harika şarkı söylerler, CD’leri bile vardır.
Bazı insanlar dışında, onlara zarar vermek isteyecek tek bir varlık yoktur.
Dünyada herkesin sevdiği, koruduğu ve hayran kaldığı şahane hayvanlardır.
Denizkızı?
Öncelikle, denizkızı diye birşey yoktur.
Var olsalardı da kimlik karmaşası sebebiyle psikolog kapılarında sıra oluştururlardı. Balık mısın? İnsan mı?
Cinsel hayatları yoktur. Yanlarına yaklaşan erkekleri öldürüyorlar, nasıl olabilir ki? hem, iyice bir bakın, gerekli donanım nerede??
E, sonuç olarak çocukları da olmaz.
Zaten balık kokan bir kadını kim ister ki?
Sonuç?
Ben balina olmayı tercih ederim.
Medya sadece zayıf insanların güzel olduğunu savunuyor ama ben çocuklarımla dondurma yemeyi, beni heyecanlandıran adamla güzel bir akşam
yemeğinde sohbet etmeyi, arkadaşlarımla çikolata paylaşmayı çok seviyorum.
Zamanla kilo alıyoruz; çünkü, kafamıza o kadar çok bilgi yüklüyoruz ki yer kalmıyor ve bedenimizin diğer bölümlerine yerleşmeye başlıyor. Yani, biz
kilolu değiliz, inanılmaz kültürlü, eğitimli ve mutluyuz.
Bugünden itibaren, aynaya bakıp da kalçamı gördüğümde, şunu düşüneceğim:
“Allah’ım ne kadar da akıllıyım!”
Etiketler:
ALTIN ANLAR,
AŞKIM,
BUNLARI SEVDİM,
DOSTLAR,
ÖZEL GÜN
19 Şubat 2010 Cuma
HASTA YAZI...
Bu hafta nasıl geçiyor hiç anlamadım?
Babamın son dr.kontrolleri vardı,bizdeydi bir kaç gündür...E torunları da özlemiş...Maşallah bir şey çıkmadı...Ve ne garip bir psikolojidir ki? Babam bu durumu''Eyvah ne yapacağız şimdi?''şeklinde karşıladı...Hani emardı,tahlildi vs.derken bir hayli masraf olduya sanki karşılığı bu olmamalıymış gibi?:))
Kuzularım hasta oldu sırayla...Önce kızım,sonra oğlum,klasik artık biz de ardı ardına:(
Tam kızım iyileşti,okula gitti biraz ben de dinlenirim derken dün öğlene doğru okuldan gelen telefonla bu sefer de oğlumu alıp dr.umuzun yolunu tuttum...
Ateş yok,boğaz ağrısı,nezle vs.şikayetler yok..Sadece istifra:( Bu ara salgınmış zaten,mide-bağırsak enfeksiyonu...Bize de gelmiş hoş gelmiş sefa gelmiş...
Bey zaten hastaydı bir kaç gündür,ardından çocuklar, bense -her zaman ki gibi?-ayakta geçiriyorum:( Yut hapı dolan,en azından yıkılma ayakta kal? Başım çatladı dün mesela,kaç tane ağrı kesici yuttum akşama kadar.Ancak açıldı gözüm.
Neyseki geceyi sakin geçirdik...Ve bu sabah güneşli ve güzel bir sabaha uyanmanın tadı eşliğinde baba,oğul, anne üçlüsü olarak-ama okuldaki prensesin yokluğuyla biraz mahsun- yaptık sabah kahvaltımızı...
Nitekim son durum;Şükür bugün daha iyiyiz:)Anne oğul evdeyiz,bekleriz:)
Babamın son dr.kontrolleri vardı,bizdeydi bir kaç gündür...E torunları da özlemiş...Maşallah bir şey çıkmadı...Ve ne garip bir psikolojidir ki? Babam bu durumu''Eyvah ne yapacağız şimdi?''şeklinde karşıladı...Hani emardı,tahlildi vs.derken bir hayli masraf olduya sanki karşılığı bu olmamalıymış gibi?:))
Kuzularım hasta oldu sırayla...Önce kızım,sonra oğlum,klasik artık biz de ardı ardına:(
Tam kızım iyileşti,okula gitti biraz ben de dinlenirim derken dün öğlene doğru okuldan gelen telefonla bu sefer de oğlumu alıp dr.umuzun yolunu tuttum...
Ateş yok,boğaz ağrısı,nezle vs.şikayetler yok..Sadece istifra:( Bu ara salgınmış zaten,mide-bağırsak enfeksiyonu...Bize de gelmiş hoş gelmiş sefa gelmiş...
Bey zaten hastaydı bir kaç gündür,ardından çocuklar, bense -her zaman ki gibi?-ayakta geçiriyorum:( Yut hapı dolan,en azından yıkılma ayakta kal? Başım çatladı dün mesela,kaç tane ağrı kesici yuttum akşama kadar.Ancak açıldı gözüm.
Neyseki geceyi sakin geçirdik...Ve bu sabah güneşli ve güzel bir sabaha uyanmanın tadı eşliğinde baba,oğul, anne üçlüsü olarak-ama okuldaki prensesin yokluğuyla biraz mahsun- yaptık sabah kahvaltımızı...
Nitekim son durum;Şükür bugün daha iyiyiz:)Anne oğul evdeyiz,bekleriz:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)