Dikili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dikili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2014 Cuma

Fazlasıyla Hakettim...

Evet...Kesinlikle fazlasıyla hakettim kendi kendime hediye ettiğim bu güzel çiçekleri...


"Daha dün gibiydi..." ile başlayan bir cümle kurarak uzuuun uzun anlatmaya ben varım ama askerlik anılarını anlatarak karşısındaki insanları oflatıp poflatan bazı beyler gibi de olmak istemem :) (Yazar burada bitmeyen askerlik anılarını anlatan beylere laf atar :))

Neyse efendim...Sonuç olarak bugün ben 26.hizmet yılını doldurmuş olmanın verdiği rahatlıkla kendimi kutluyor, işi olmayanlara iş, işi olanlara da huzurlu ve uzun bir çalışma hayatı diliyorum...


Rabbim sağlık verdiği ve kısmet ettiği sürece göreve devam...Şimdi buradayım...Beklerim :)

30 Nisan 2013 Salı

Muhteşem Güzellikte...

Bir çiçek...Görüntüsü gibi ismi de insana böyle bir coşku, ne bileyim neşe veriyor ve şen şakrak birşeyler hatırlatıyor sanki :)


"Kimlerdensiniz" sorusuna verdiği cevap ise daha bir hoş baksanıza: "Düğünçiçeğigillerden" :)
Renkleriyle ve duruşuyla yaptığı görsel şölen sayesinde seramızın ve tabiki benim gözdelerimden...


Tanıştırayım...ŞAKAYIK :)


25 Nisan 2013 Perşembe

Önce 6 Ay Yatış...

Sonra birdenbire işlere dalış...daha doğrusu daldırılış...Evet kısaca böyle söylenebilir benim şu anki durumuma...


Ofsaytın ne demek olduğunu bilemeyen o 100 kadın var ya anketlerde yeralan, işte onlardan birisiyken haftasonu ilçe futbol takımının maçlarına Müsabaka Sorumlusu olarak gitmeye başlayan, 12 Dev Adam ve Filenin Sultanları sayesinde atağa kalkan basketbol ve voleybol branşları bulunan ilçenin faal 2 spor kulübünün hergün antrenmanlarını yaparken seyreden, sonrasında onların sorunlarını yönetici kıvamında ve edasında dinleyen, çözüm arayan ve üretmeye çalışan, turnuva taleplerine cevap vermek için uğraşan, işleri zamanında ve doğru bir şekilde yapabilmek adına Kaymakamlık ve Spor Salonu arasında mekik dokuyan, henüz kimseyi tanımamaktan, ama özellikle bu işlerle ilgili çoğu kişi tarafından tanınan biri olmaktan dolayı zorluk yaşayan bir ben var geçtiğimiz hafta başından beri...

Galiba biraz dırdırlandım değil mi?...Evet farkındayım. Bu kadar dırdırlanma, mızmızlanma yeter...Şimdi çalışma zamanı...Çok şükür ki bunca yılı boşa geçirmemiş biri olarak tüm işlerin üstesinden gelecek kadar bilgiye ve ilgiye sahibim...

ee niye yazıyorum ki ben bu yazıyı değil mi ama? Tabi ki Gençlik Hizmetleri ve Spor Dikili İlçe Müdürlüğü görevini devralmamdan dolayı konuya giriş yapıyorum. Öyle pat diye de söylenmiyorki canım bu durumlar :)...Yeni görev tanımım bu...Daha önce obeziteyle mücadele eden kursiyerlerimizden bir hanım da yapmıştı görev tanımımı okuyan arkadaşlarım sanırım hatırlayacak :) (bknz.)

Hayat gerçekten ne kadar tuhaf...Yıllarca bu görev için beklemişken ve alabilmek için eğitim seminerlerine katılıp sınavlara girmişken...ve sonunda kazanmışken...ama görev yeri olarak işaret edilen il ve ilçeler şartlarıyla beni zorlayacak olan Doğu Bölgesi  olunca elinin tersiyle bu kazanılmış görevi itmişken...Evlenip de Batı Bölgesi'nin şirin bir sahil kasabasına yerleşip de "iş falan istemem böyle iyi" diye düşünürken...Birdenbire ve hiç beklemediğim halde "sen yaparsın, sana veriyorum bu görevi diyor" ilçenin en büyük mülk-i idare amiri...ki bu görev için başka bir talipli varken...ama benim aklımda hiç yokken :)

Aman neyse ne...Şimdi görevimin başına dönmem lazım...Malûm önümüzde 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı var...Gidip organizasyonla ilgilenmem gereken işlere bir bakayım bakalım herşey yolunda mı :)

18 Nisan 2013 Perşembe

Gölgelerin Prensesi...

En iyi yarı gölgede yetiştiklerinden bence böyle diyelim biz bu güzelliğe...Aşırı su ihtiyacını karşılamayı göze alıyorsanız, daha doğrusu onu susuz bırakmayacağınıza söz veriyorsanız güneşli bir yere de dikebilirsiniz.


Çalı şeklinde gelişip de bu kadar gösterişli olur mu bir bitki yaa...Gerçi en sevilen yaz çalılarından olmasının sebebi de bu gösterişli görüntüsü ya zaten :)

Yapraklarıyla ve çiçekleriyle ne kadar güzel, ne kadar zarif duruyor baksanıza...O kadar iddialı ki "beni görmemenize, bana bakmamanıza imkan yok" diyor sanki :)

Tanıştırayım...ORTANCA :)


1 Nisan 2013 Pazartesi

Ben Dün Sabah...

Güneşli ve ılıman havayı fırsat bilip sahilde şöyle bir gezinti yaptım...ve geçtiğimiz yazı düşündüm. Burada, bu sahilde önce Öznur Ablam ve Pelin'le, sonra da annem, İlknur ve Selin'le birlikte yaptığımız mini tatil geldi gözlerimin önüne...


Yaptığı ince espriler ve her türlü ilginç ve komik hareketlerle bizi sürekli kahkahalara boğan, kayınvalidemi bile kendine uyduran Ömer'i de unutmamak lazım tabi...




Sonra ise şu an ıssız olan sahilin bu yaz Yavru Kartallarımla birlikte daha da şenleneceği geldi gözlerimin önüne...ve kimbilir daha kaç yazın...Mutlu oldum. Daha doğrusu mutlu ettim kendimi :)


Her ikisi de ama özellikle Yiğit Kartal salıncağı çok sever. Onlar için sahildeki bu salıncakları hep boş tutuyorum, geldiklerinde doldursunlar diye :)


Cıvıltılı kahkahalarıyla buraları şenlendirecekleri günü bekliyorum...ve az kaldı biliyorum...Rabbim sağlıkla kavuşturmayı nasip etsin inşaAllah...

14 Mart 2013 Perşembe

Fundaaa...Hadi Gel Buraya...

Beraber dolaşalım şu güzelliklerin arasında :)




Seramızın orta yerindeki masada yerini ayırttım. Eğer buraya gelirsen kahveni ya da çayını bu harika şeylerin göze hitabeden doyumsuz lezzeti eşliğinde yudumlayacak, hatta onlara böyle ekrandan bakmak yerine dokunacak (Levent izin verirse tabi :)) ve mis gibi kokularını da içine çekebileceksin :)
Teklifim açık...bi düşün derim :)

7 Mart 2013 Perşembe

Görev Tanımım Yapıldı :)

Sabah spor salonunun bahçe kapısından girdiğimde hanımların arasındaki adam "günaydın Aynur Hanım" diye beni karşılayınca "galiba yeni bir kursiyer katılmış" diye düşündüm önce..."Siz yenisiniz galiba, hoşgeldiniz" derken hanımlardan biri "yok, o benim eşim" dedi.

Adam da "şu spor salonu nasıl bir yermiş, merak ettim de bir bakayım diye geldim" dedi ben kapıyı açarken :)...Kapıdan kafasını uzattı ve eşine dönüp "burada sadece odalar var, hani spor salonu diyordun, nasıl bir yer burası" diye hesap sorarken, şaşkınlıktan gözlerimin büyüdüğünü gören kadın mahçup bir şekilde ses tonunu da kısarak "spor yapılan yer sağ tarafta" dedi. Ben de adamı alıp salonun içine kadar götürdüm ki görsün rahatlasın diye :)

Adam karısının hergün saat 09:00'da nereye gittiğini ve saat 11:00'de oldukça yorgun bir şekilde, hem de kan ter içinde nereden geldiğini merak etmiş ve hadi bugün yanına düşeyim de bir bakayım demiş belli ki :)...Hem de aylar sonra :)


Hanımlar içeride ısınma hareketlerini yapmaya başlamıştı ki adam "hadi iyi günler Aynur Hanım" dedi ve ardından "siz çalıştırıyorsunuz değil mi?" diye sordu...ve şimdiye kadar kimsenin yapamadığı görev tanımımı onu geçirmeye gelen karısı çok güzel bir şekilde yaptı:

"Yok, başka hoca çalıştırıyor, o bizim kapımızı açıyor sağolsun"
:))))))))))))

26 Ocak 2013 Cumartesi

Yolculuk için Hazırız :)

Bugün akşam Levent ve ben Ankara yolcusuyuz...15 günlük iznimi aldım okulların tatil olmasıyla birlikte...Sanki benimle ne alâkası varsa yarıyıl tatilinin :))


Sevdiklerimle ve tabi aslında Yavru Kartallarımla birlikteyken yine çok hızlı geçecek biliyorum...Ama olsun en azından yaza kadar idare ederim diyorum :) Yani öyle umuyorum...

Güzergâh belli...Önce Dikili-Ankara, sonra Ankara-Eskişehir...Oradan Levent'i bu tarafa yolcu etme ve tekrar Ankara...Dönüp dolaşarak geçireceğim 15 günün sonunda yine kürkçü dükkanına varma :)

Kalın sağlıcakla...

16 Ocak 2013 Çarşamba

Sessizlik Bozuldu...

Evet...Güzel yeğenim Pelin'in taa Eskişehir'den kalkıp 4 günlüğüne de olsa yanıma gelmesiyle oldu bu sinirime dokunan sessizliğin bozulması...Önceden düşünmesi ve çat kapı gelerek sürpriz yapmak istemesi, onun iş durumundan dolayı sürpriz olmaktan çıkıp haberli bir gelişe dönüşse de bizi acayip mutlu etti. Tam da bir önceki yayınımda sessiz sessiz çığlık atarken sanki beni duydu ve sesime geldi :)


İnsan yalnızken kendini dinleyip duruyor. Bu dinlemeler sonucunda da kendini mutsuz eden binlerce sebep olduğunu söylüyor bazen duyduğun içsesler...Öyle düşündürüyor belki de...Ama minik bir hareketle de mesela işte böyle bir sevdiceğin gelmesiyle de bir anda mutlu olmak için milyonlarca sebep var aslında diyorsun...Dipteyken, daha doğrusu öyle hissederken bir bakıyorsun göktesin :) Galiba gerçekten herşey anlarda saklı...Biz insanoğlu ne kadar garip varlıklarız değil mi :)


Kış mevsiminde olmamıza rağmen baharı kıskandıracak kadar güzel, güneşli olan havanın tadını çıkarmak, keyifli vakit geçirebilmek için gidebileceğimiz yerlere gittik tabi biz de...Hava baharı kıskandırırken, Pelin de naklen yaptığı telefon görüşmeleriyle İlknur'u kıskandırdı...ki onların böyle didişmelerine, yaptıklarını birbirlerine bir şekliyle duyurarak nispet yapmalarına çokça şahit olmuşluğum vardır :) (İlknur, üzülme canım şurda yaz tatiline ne kaldı)


Her gelişin bir de gidişi var elbet...Gelmeler mutlu ederken, gitmeler de bir o kadar üzüyor insanı...Ama biliyoruz ki sevdiklerimizin her biri bir tarafta olduğu sürece ve onların hepsini yanımıza kalıcı olarak getirtemeyeceğimize göre bu devinim böyle sürüp gidecek...

Eveeet...Kaldık mı yine başbaşa Leventim :)

13 Aralık 2012 Perşembe

Sizce Zeytin mi Onlar ?

Hayır...Öyle görünüyorlar ama aslında onların her biri birer altın...Yani yerken sadece zeytin olabilir...de onun o sofralarımıza yağ ya da kahvaltılık olarak gelinceye dek çektirdiği zorluğu düşününce kimse ona "aman sadece zeytin işte" diyemez...dedirtmem :)


Bizzat yaşadım, gördüm...Ne kadar zor bir işmiş bu yahu...Önce o ağaçların altına kocaman kocaman brandaları ser, sonra tüm dallardaki zeytinleri çırp, brandaları topla, içindeki zeytinleri yapraklarından ayır, yerlere dökülenleri ayrıca tek tek topla, yağ için olanları ayır, yemeklik için olanları ayır, çuvallara doldur...Bir değil, beş değil, onlarca ağaç arkadaş...Topla topla bitmiyor mübarek...Ha bir de bu işi kış aylarında yapma zorunluluğu var yaa, soğuk, yağmur, çamur...aman Yarabbi!


Amanın nerden dedim kayınvalideyle büyük görümceye "tamam iznimi alır ben de gelirim yardıma, hem de görmüş olurum" diye :) Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın diyerekten 1 hafta boyunca verdiğimiz sözü tutmak için tutulmadık yerim kalmadı yahu :)


Tamam çok çalıştık, çok yorulduk ama elbirliğiyle çırptık, bir çırpıda da toplayıp bitirdik...Kahvaltılık zeytinlerimizi de yaptık, yağımızı da çıkarttık...
Sonuç...Mükemmel...
( Laf aramızda şimdiden önümüzdeki sene için konuşuluyor...konuşuluyor da ben sessiz kalarak nasıl kaytarırım onu düşünüyorum :) )

26 Kasım 2012 Pazartesi

Kısa Kısa...Benden...


Birçok blog yazarı arkadaşımın yazılarında o kadar çok rastlayıp da "ne birikebilir ki? rutin yaşantı işte!" derkeeen hakikaten birikebiliyormuş...aha buyur ben de diyorum "yazacak ne çok konu birikti":) Neyse şimdi gelelim o birikintilere :)


* Evlenip de ayrı memlekete, ayrı iklime direkt geçiş yapmamın üzerinden yaklaşık 2,5 ay geçti...Geçmesine de benim ortama alışma, araziye uyma ve uyum çabalarım tüm hızıyla ve tüm gayretimle halâ devam etmekte :)

* Evlilik izni, yıllık izin, arkasından 24 yıllık iş hayatımda ilk kez (muhtemelen de son kez olacak) keyfi olarak kullandığım 10 günlük sağlık raporundan sonra nihayet tayinim en yüksek makamdan onay alarak çıktı...

* Haberin gelmesinden sonra görünen Ankara yollarını heyecanla, özlemle tepip ayrılışımı bu kez ben onaylayıp, Yavru Kartallarımla ve sevdiklerimle bol bol hasret giderip, onları doyasıya öpüp koklayıp, arkadaşlarımı ve dostlarımı görüp, o araya Eskişehir seyahatini de sıkıştırıp, sanki bir günmüş gibi gelen 15 günlük yol iznimi de böylece tükettikten sonra en nihayetinde İzmir İl Müdürlüğü'nün en yeni, en taze personeli olarak göreve başladım...

* Başladım da...Benim için önemli olan Dikili İlçe Müdürlüğü'ne görevlendirmemin yapılmasıydı...ki o konuyu da "hamili kart yakinimdir" diyerek devreye giren yüksek mevkilerdeki tanıdıklarım sayesinde bu kez de İzmir'in en yüksek makamından onay alarak hallettim...ve her işinin sırasıyla düzene girmesine alışkın bir bünyeye sahip olan ben bunu da böylece noktaladım :) Bu aradaki koşuşturmalarımı, yorgunluklarımı anlatmıyorum...ki sonucun yine istediğim gibi olmasından dolayı sadece onun mutluluğunu yaşıyorum :)


Pekiiiii...Buralarda vakit nasıl geçiyor?

* Yaz/tatil sezonunun bitmesinden dolayı her sayfiye yerinde olduğu gibi bir sessizlik, bir kimsesizlik, kısaca bir terkedilmişlik sözkonusu buralarda...En iyi tarafı ise her taraftan gelen müzik ya da araba seslerinden oluşan gürültü kirliliğinin olmaması bence...Gerçi etrafta dolaşan o kadar çok kedi ve köpek var ki o boşluğu onların sesi ziyadesiyle dolduruyor ya neyse :)

* Sakinliğe, sessizliğe insan çok çabuk alışıyor galiba...Yani benim için durum böyle...Ankara'nın o yoğun insan ve bina kalabalığından, trafik keşmekeşinden sonra pek bir rahat, pek bir keyifli geliyor yeni memleketim :)

* Ayrıca, yıllaaar yıllardır hiç alışık olmadığım şekilde hergün aynı saatte işe gitmek ve yine aynı saatte işten çıkmak gibi bir zorunluluk olmaması da şu an için en en en cazip gelen yanlarından biri ne yalan söyleyeyim :) Ben buna "çalışırken emeklilik hayatı yaşamak" diyorum...

* Bu kadar uzun süredir bekarken "evlilik hayatı yaşamak" nasıl diye sorarsanız; genel olarak zorluk çekmiyorum...Temizlik, çamaşır, bulaşık ve mutfakla arası her zaman iyi olan ben olayı çabuk kavradım galiba :) ("Evlilik hayatı" deyince aklıma ilk gelenlere bakar mısınız lütfen :)) )Yeni memleketimde araziye uyma, ortama alışma çaba ve çalışmalarımda zorlandığım kadar evlilik konusu beni pek zorlamadı diye düşünüyorum...Ah şu özlemim, özlediklerim konusu olmasa herşey iyi de işte ne yaparsın buna da alışacağım mecburen...

********************
Bu arada şimdiye kadar beni yalnız bırakmayan canımın parçası sevdiklerime, arkadaşlarıma/dostlarıma teşekkür etmediğimi yeni farkettim...ki bu nasıl bir kabalıktır dedim kendi kendime...Evet öyle dedim ve kendime hiç yakıştıramadım...

O halde; Hazırlık aşamasından bugüne yanımdan hiç ayrılmayan, herşeyime koşturan yeğenim Sevgili İlknur ve eşi Sevgili Niyazi, güzeller güzeli kızları Sevgili Selinnur, sürekli telefon ederek yanımda olduklarını her an hissettiren Sevgili Öznur Ablam ve güzel kızı yeğenim Sevgili Pelin, yakışıklı Kartallarımın yakışıklı babası biricik kardeşim Sevgili Uğur ve güzel eşi Sevgili Sonnur, yakışıklı yeğenim Sevgili Ömer ve arkadaşı Sevgili Mehmet, her konuda yardıma her daim hazır olduklarını bildiğim Sevgili Fundam ve Sevgili Yaseminim, tabi ki bir tanecik annem ve annemi yalnız bırakmayan sevgili komşularım, nikahıma gelerek mutluluğumu paylaşan tüm eş, dost, akrabalarım, gerek yorum, gerek e-posta ve gerekse telefonlarıyla beni yalnız bırakmayan, güzel gönüllerinden gelerek iyi dileklerini sunan, dualarını esirgemeyen siz güzel arkadaşlarım/dostlarım...Hepinize kucak dolusu sevgilerimi gönderiyor, bu gecikmiş teşekkürümü, gecikmiş olmaktan dolayı da özürlerimi kabul buyurmanızı rica ediyorum...İyi ki varsınız...Yolunuz bu taraflara düşerse sadece fısıldamanız yeterli...Konuğum olmanızdan mutluluk duyarım...

Eveeet...Aslında yazacak daha ne çok şey var...var da duygularını tam olarak kelimelere dökemeyen biri olarak diğer yaşanılanları yazamadığım birikintilerin arasına serpiştirip yenilerini toplamak üzere yayınımı kesiyorum...Şimdilik :)

Keyifler mi?...Her zamanki gibi alâ çok şükür...


3 Eylül 2012 Pazartesi

Daha Ne Olsun...


İlknur: "Şöyle afilli bir gelinlik alalım Aynur Abla bak ne kadar güzel olur...Saçlarını da şöyle yaptırırız süper...Şu renkli davetiyeler harika değil mi? Nikah şekeri olarak da magnet yaptıralım gelin-damat, kalpler falan...Sonra güzel bir kına gecesi yapalım tamam mı? Oynayalım, zıplayalım, bütün kurtlarımızı dökelim. Ertesi gün nikahtan sonra da eğlenmeye gidelim, şöyle cümbür cemaat..."

Aynur: "Gelinlik çok sade olacak bir kere...Öyle abartılı saç falan istemiyorum...Aynaya baktığımda kendimi tanıyabileyim...O davetiyeler kesinlikle olmaz, bak şunlar daha sade ve güzel...Magnet tamam ama öyle kalpli, gelinli damatlı olanlar değil, daha sade birşey olmalı...Kına gecesi olmayacak ama sen istersen oynayabilirsin...Nikahtan sonra eğlence de istemiyorum...Yolumuz uzun, biz kaçarız hemen ufaktan ufaktan :)"

İlknur: "of ya Aynur Abla çok klasiksin, ne kadar sade herşey...O öyle, bu böyle...Ne o öyle? Hiç atraksiyon yok..."

Aynur: "Sen ne diyorsun kuzum ya...Ne atraksiyonundan bahsediyorsun? Ben hayatımın atraksiyonunu gerçekleştiriyorum bilmem farkında mısın?" :)

31 Ağustos 2012 Cuma

İzmir'in Değilmiş...


Geçen gün ziyaretime gelen arkadaşlarımla benim gündemimdeki en yeni, en taze ve en sıcak konuyu soru-cevap şeklinde konuşuyoruz:

^Nikah tarihiniz belli mi Aynur?
Evet...
^Ne zaman?
09 Eylül 2012 Pazar...
^aaa ne güzel...İzmir'in kurtuluş gününde İzmirli biriyle evlenip İzmir'e gidiyorsun...Nasıl da denk getirmişsin böyle :)
Evet...Öyle oldu...Tamamen tesadüf...
Bir diğeri:
-Yok be oğlum...Ne İzmir'in kurtuluşu...
^Tabi İzmir'in...Yoksa başka şehir miydi? Bak kafamı karıştırdın şimdi...
-Aslında bu Ankara'nın kurtuluşu...
^Nasıl yani ya?
-e oğlum Aynur evlenip İzmir'e gidiyor...
^eeee?
-Ne eeee'si...Aynur gidiyor diyorum oğlum, Ankara'nın kurtuluşu işte!
 :)))


29 Ağustos 2012 Çarşamba

Kısa Kısa...Son Durumlar...

Yaz aylarının rehaveti, yorgunluğu, yoğunluğu...ya da uyuşukluğu mu desek, ne desek bilemiyorum ama yayın yapmak şöyle dursun, epeydir okumak için bile bloglara rutin ziyaretlerimi yap(a)madım...Aslında bu saydıklarımın hiçbiri beni etkilemezdi de malumunuz hayatımla ilgili aldığım radikal karar (bknz.) ve konuyla ilgili hazırlıklar beni böyle yaptı :)...


* 7 Temmuz'da başlayan hareketlilik daha düne kadar devam ederken herşeyi halletmiş olmanın verdiği rahatlıkla bu haftayı da noktalayıp önümüzdeki hafta evimde oturarak!..."Oturarak mı dedim ben" yok ya ne oturması ufak tefek son hazırlıkları yaparak Ankara'dan ayrılacağım günü aslında biraz buruklukla, biraz hüzünle, ne bileyim işte böyle karmakarışık duygularla beklemeye koyulmuş bulunuyorum...

* Aslında tek derdim Yavru Kartallarım'dan ayrılmak benim...Ben gibi herkes de bunun farkında...İstediğim her an onları göremeyecek olmanın verdiği bir duygu karmaşası bu biliyorum...Yoksa güzel bir başlangıç için atılan adımda neden burukluk ve hüzün olsun ki, değil mi?...

* Annemi de ayrıca düşünüyorum...Ne yapar, ne eder diye...Şimdiye kadar evin hem içeri, hem dışarı bütün işlerini ben hallettiğimden biraz zorlanacak ve yokluğumu ziyadesiyle hissedecek biliyorum...Ama bir yandan da o da alışacak, alışmalı diyerek kendi kendime teselli mi veriyorum, ne yapıyorum, onu da ayrıca bilmiyorum...

* Tayinle ilgili bir problem çıkacak mı çıkmayacak mı onu da nikahtan sonra göreceğiz ki o da ayrı bir konu...İzmir İl Müdürlüğü'ne tayinim gerçekleşir gerçekleşmesine de Dikili İlçe Müdürlüğü'ne ayrıca görevlendirme yapılır mı bilmem...Eğer olmazsa var yaa vay benim halime :)...

* Son haftam olması nedeniyle işyerime misafir edası ile gelip giderken buradaki dostlarımın da tıpkı yeğenim İlknur gibi her an vazgeçmemi bekleyen bir hali var sanki :)...

* Sanki evini, yurdunu değiştirecek olan ben değil de tanıdığım biriymiş de ben onun nikahına davetli olarak gidecekmişim gibi öyle sakin, öyle durağan bir haldeyim ki hiçbir şeyle açıklayamıyorum bu durumu...

* Kendimi uzun süreli tatile çıkacakmışım gibi hissediyorum...Daha doğrusu bu şekilde düşünerek rahatlatmak istiyorum...Galiba becerebiliyorum da :)...

* Bu arada şeker tadında bir bayramı da sağlıkla ve sevdiklerimle geçirmiş olmanın mutluluğu ruhuma, yüzüme olabildiğince yayılırken, yine sağlıkla ve sevdiklerimle tekrarını diliyorum...Hepimiz için...

********************

Sonuç olarak iyiyiz, hoşuz...Keyifler de alâ bin şükür...
Aslında yazmayı istediğim ne çok şey var da bu kadarını becerebiliyorum işte...Onun için şimdilik kestik :)

17 Ağustos 2012 Cuma

Her ne kadar eski zamanlardaki tadı olmasa da...

Tüm sevdiklerinizle birlikte, her zaman bir öncekinden daha güzel ve daha mutlu, birlik ve beraberlik dolu nice bayramlar geçirmenizi diliyor, mübarek Ramazan Bayramınızı kutluyoruz...


Geleniniz, gideniniz ve 
el öpenleriniz çok olsun inşaAllah...
Sağlıkla ve sevgiyle...

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Ses Veriyorum...

Çok da önemli değil senin ses vermen diyebilirsiniz tamam kabul...Ama görüntülere kayıtsız kalamayacağınızı biliyorum :)


Güzel yer Dikili...Bundan sonra burada yaşayacağım için kendimi epey alıştırdım gibi...Yani buradan bakınca öyle olduğunu düşünüyorum :)


Ama kendimi halâ o çerçeveye oturtamamış olduğumu da itiraf edeyim...


Uzun süreli tatile çıkacağımı düşünerek alıştırma turlarıma devam ediyorum ne yalan söyleyim :)


Bu gidişimde biraz daha oralı oldum gibi...Eskişehir'den Öznur Ablam ve Pelin'in gelişiyle daha da keyif aldım sanki...





Gitmeler gelmeler, almalar vermeler, hazırlıklar hazırlıklar...Bol koşuşturmalı ve yoğun geçen 1,5 aydan sonra geri sayım çoktan başladı benim için...Az kaldı, hem de çok az...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...