Aynur Diyor ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aynur Diyor ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2013 Pazartesi

Kısa ve Öz...



Güzel anılar biriktireceğiniz bir yıl olması dileğiyle yeni yılınız kutlu olsun dostlar...

Sevgiyle, sağlıkla, mutlulukla...

28 Eylül 2013 Cumartesi

Pelin Kuzum...


 
Doğum günün kutlu olsun...Bütün hayatın boyunca;
Sağlıklı ol,
Mutlu ol,
Huzurlu ol,
Sevdiklerinle ol,
Güzelliklerle ol,
İyilerle ol,
İyilik içinde ol,
Paralı ol,
Sevgi ile ol,
sevgi içinde ol...
 
 
 
 
 
Rabbim sana güzel, hayırlı ve uzun bir ömür nasip etsin inşaAllah...
Seni seviyor ve sımsı(cak)kı sarılıyorum...
 
 

11 Nisan 2013 Perşembe

Bu Tür Filmleri İzlerken...

Birilerine bildiğin bütün küfürleri sıralamak, hatta yine o birilerinin kafalarını patlatmak, değil bu dünyadan kovmak, Cehennem'e bile almamak gerekir diyorum...Evet tam da böyle olmalı diyorum...

"John Boyne'un dünya çapında güzel eleştiriler alan aynı adlı romanından uyarlanan film, tarihin acıyla dolu anısını küçük bir çocuğun gözünden hatırlatarak, masumiyet ve insanlık dehşetini zarif bir dille beyazperdeye yansıtıyor..." diyor orijinal adı "The Boy In The Striped Pajamas" olan 2008-ABD yapımı filmin tanıtımında...

Türkçe adı "Çizgili Pijamalı Çocuk"
İzleyin derim...

18 Şubat 2013 Pazartesi

Mutluluk Yeri...

Nikahımdan birkaç gün önce kendi atamı yani rahmetli babamı ziyaret edip dualar okuduktan sonra ona "babam ben evleniyorum, keşke yaşasaydın da senin yerine oturttuklarımın yerinde, yani en baş köşemizde sen olsaydın :(" dedikten sonra üzüntüyle mezarı başından ayrılmıştım...

Nikah günümüzde birbirimize "evet" demenin dışında yaptığımız en güzel hareket ise hepimizin Atasını ziyaret ederek, O'nun ve silah arkadaşlarının ruhuna dua etmek oldu sanırım...

Bu anlamlı ziyareti aklımıza düşüren ise güzel yeğenim İlknur'dan başkası değildi...Zaten ilginç ve güzel fikirler genelde ondan gelir, bize de uygulamak düşer :) Fakat itiraf etmeliyim ki bizim için ortaya attığı bu düşüncesi ile kocaman bir alkışı haketti...Ayrıca Levent ve ben o günden beri ona teşekkür ede ede bir hal olduk :))

Selin, Pelin, İlknur, Aynur, Levent, Niyazi ve Ömer

O günün hareketliliğini anlatmama gerek yok...Yaşayan herkes bilir ne kadar stresli, koşuşturmacalı bir gün olduğunu...Sabah kuaför, öğleden sonra stüdyoda fotoğraf çekimi, sonrasında Ata'yı ziyaret, acıkan karınlarımızı doyurmak için hep birlikte yenen yemek ve zonklayan ayaklarla birlikte nikah salonuna geliş :)
Hepsi tatlı yorgunluktu ama...Tekrar olsa yine aynı şekilde bir program yapardık eminim...


Aslında bu yayını hazırlamamdaki asıl neden nikah hazırlıklarından ya da o gün neler yaşadığımızdan bahsetmek değildi ama bir yerden de başlamam gerek değil mi :)

Tamam asıl konumuza geliyorum hemen...Ata'yı ziyaret için Anıtkabir'in önüne geldiğimizde askerlerin bizi karşılaması, telsizlerle anons edilerek ve yol gösterilerek içeriye alınmamız gibi güzel hareketler kendimizi inanılmaz özel hissetmemize neden oldu :) Galiba anlıyorum sanat ya da magazin camiasında olanların neler hissettiğini :)))

Neyse...Yanımıza gelen asker ve komutan arşiv için fotoğrafımızı çekmek istediklerini söylediler ve birkaç poz çektiler. Sonrasında bize de o fotoğrafları, bir de adımıza düzenlenen teşekkür sertifikasını verdiler. Biz dolaşırken o gün Ata'yı ziyarete gelen diğer insanların ve özellikle turistlerin de bütün ilgisi bizim üzerimizdeydi. Hepsinin o kadar hoşuna gidip dikkatini çekti ki hemen hepsi fotoğraf makinalarını bize yönelterek, "bravo, helal size" diyerek alkışlarla ilgilerini gösterdiler...Gerçekten harika bir gün ve harika bir duyguydu :)


İlknur'un 15 gün kadar önce beni arayarak "Aynur Abla, Anıtkabir Komutanlığı'ndan aradılar. Hürriyet Gazetesi sizin Anıtkabir'de çekilmiş fotoğrafınızı, yayınlayacakları bir yazıda kullanmak istiyormuş...İzin verip vermeyeceğini soruyorlar" demesiyle ne yalan söyleyeyim hepimizde tekrar bir heyecan oldu :)

Sonrasında beni arayan ve o günkü haberi yapan gazeteci Rıza ÖZEL ile telefonda mini bir röportaj yaptıktan sonra yüzlerce, bilemiyorum belki de binlerce fotoğraf arasından bize ait olanın seçilmiş olmasının mutluluğuyla bekleyip, nihayet gazetemizi elimize aldık :))

Her ne kadar benim söylediklerimle ilgili herhangi bir cümle yazılmamış olsa da olsun, mutluyuz biz...Böyle bir haberde fotoğrafımızla bile yer almaktan dolayı hem mutlu, hem de gururluyuz :)

Ankara'da olup, nikah/düğün günlerinde farklı ve güzel bir gün yaşamak, evleniyor olmanın dışında ayrı bir heyecan tatmak isteyen çiftlere Anıtkabir/Ata ziyareti şiddetle tavsiye edilir. Tecrübeyle sabit ki gerçekten "Mutluluk Yeri"...
Tabi herkes gazeteye çıkacak diye birşey yok :))))

7 Ocak 2013 Pazartesi

Öyle Sessizki Buralar...

İnsanın sinirine dokunuyor harbiden...Yazın o cıvıltısını düşünerek, beynimde de o cıvıltıların seslerini duyarak buluyorum kendimi çoğunlukla...Sizce kafayı yemeye başlamış olabilir miyim ben :)


Aslında o sesler hep Yavru Kartallarıma ait...Yaz gelmiş, onlar da yanıma gelmiş, Ankara'da olduğum zamanlardaki gibi birlikte vakit geçiriyoruz diye düşünüyorum hep...Daha doğrusu hayal ediyorum. Çimlerde yuvarlanıyoruz, denizde cıbıl cıbıl oynuyoruz, kumlarda koşuyoruz, hatta kumdan kaleler yapıyoruz. Büyüyüp de kendi başlarına kendi istedikleri yerlere gitmeye karar verecekleri zamana kadar her yaz benimle, benim evimin bahçesinde koşturacaklar diyorum. Bildiğin Türk filmi çeviriyoruz işte :)
Özlemim hat safhada...Hatta o hattı da geçti nerelere gitti bir bilseniz :( Dört, bilemedin beş ay sonra gelecekler işte, şurda ne kaldıki sabret diyorum kendime...Evet dört, bilemedin beş ay sonra...pehh...Sanki yarın yola çıkacaklarmış gibi kendime verdiğim teselliye bak :( Nerden bakarsan bak 150 gün sonra...Buyur bakalım şimdi de şafak saymaya başladım :) Dedim ya özlemim hat safhanın hattını geçti diye...

İnsanın hayatında beklediği ve geleceğini bildiği birilerinin olması ne kadar güzel...Hangi düşünce ve ruh hali içindelerdi ki bazıları o şansı, hatta birçok şeyi isteyerek kaybetti...Onlar artık hiçbir şekilde beklenilmiyor...Beklemesinler de...Aynur artık gelmiyor...

25 yıllık karşılıksız sevgiyi, bitmeyen emeği, her an her konuda sonuna kadar gösterilen ilgiyi öyle bir teptiniz, öyle bir teptiniz ki bir daha geri gelmemek üzere elbirliğiyle nasıl darmadağın ettiniz, taa nerelere savurdunuz bir bilseniz...Gerçi bilecek kapasiteniz olsaydı bu hadsiziği yapmazdınız...Zaten bu saatten sonra bilmeseniz de olur...

Mutlu musunuz?
Hiç sanmam...Asla da olamazsınız...Olamayacaksınız...

28 Aralık 2012 Cuma

Yeni Yılda...

Bedeninizden sağlık, yuvanızdan huzur, yüzünüzden gülücük, gönlünüzden sevgi, yanınızdan sevdikleriniz, cebinizden de paranız eksik olmasın... :)



17 Ağustos 2012 Cuma

Her ne kadar eski zamanlardaki tadı olmasa da...

Tüm sevdiklerinizle birlikte, her zaman bir öncekinden daha güzel ve daha mutlu, birlik ve beraberlik dolu nice bayramlar geçirmenizi diliyor, mübarek Ramazan Bayramınızı kutluyoruz...


Geleniniz, gideniniz ve 
el öpenleriniz çok olsun inşaAllah...
Sağlıkla ve sevgiyle...

19 Temmuz 2012 Perşembe

Hayırlı Ramazanlar...


İlahi rahmet ve mağfiretin zirveye ulaştığı ve oluk oluk aktığı mübarek Ramazan Ayı'nın huzuru gönüllerinize, bereketi hanelerinize yayılsın inşaAllah...

3 Temmuz 2012 Salı

Fark Etmeli İnsan...

Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli...

Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli....
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli...


Henüz bebekken "dünya benim" dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların "herşeyi bırakıp gidiyorum işte!" dercesine apaçık kaldığını fark etmeli...ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli...

Baskın yeteneğini fark etmeli sonra...

Azrail'in her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan...Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli...Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı...

Gülün hemen dibindeki dikeni, dikenin hemen yanıbaşındaki gülü fark etmeli...

Eşine "seni çok seviyorum" demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli...

Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini, ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli...

Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli...Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan...

Ömür dediğin üç gündür,
Dün geldi geçti, yarın meçhuldür...
O halde ömür dediğin bir gündür,
O da bugündür...

Can YÜCEL

25 Haziran 2012 Pazartesi

Aynur Diyor ki...

Hakedilen ve beklenilen ilgi, beklediğin kişilerden, beklediğin şekilde ve beklediğin kadar gelmiyorsa gönül kırgınlığı olması kaçınılmazdır...Böyle bir duruma meydan vermemek ve sonucunda da kırgınlığa sebep olmamak için hakedilen ve bekletilen ilgi, bekleyen kişiye, beklediği şekilde ve beklediği kadar verilmelidir...

Neyse...Bazı şeyler sabun köpüğü gibi olsun diyelim...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...