ses üzerine kayıtlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ses üzerine kayıtlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0 com

Gazza November - Untitled / Unfinished (1992)





" Evsizlik, sosyo-ekonomik bir sorun olarak düzenli bir barınma mekanına sahip olamama halidir. Sokaklar, terk edilmiş mekanlar, gece kullanım sıklığı az olan kent içi çöküntü alanları evsizlerin barınma alanlarıdır. Bu sorun, bireyin ödeme gücünün yetersizliği, zihinsel ya da ruhsal sorunları (şizofreni vs.), toplumsal dışlanma, savaşlar, devletlerin parçalanması ve ülkenin ya da bireyin yaşadığı ani ekonomik krizler vb. gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Evsizlik olgusunu yaşayan bireye evsiz denilmektedir.
Herhangi bir toplumsal ağa mensup olamama hali ve bu bağın kaybedilmiş olması, beraberinde içinde bulunulan evsizlik olgusundan kurtuluş için gerekli dayanışmaya ulaşılamamasını getirmektedir. Kamu hizmetlerinden yoksunluk, yasalarla tanımlanmış sosyal ve ekonomik haklara erişimemeyi de bünyesinde taşımaktadır. Çünkü evsiz kimseye mekansal açıdan erişimin zorluğu, sağlıklı bir kayıt ve veri tabanı için imkân sağlamamaktadır. Toplum tarafından potansiyel tehdit olarak algılanma bu olumsuz dışlanmanın da bir türevidir. "







Gazza November - Untitled / Unfinished

limit has been reached



limited: 28

0 com

Lloyd Barrett - Mise En Scene (2006)




" Devre analizi bir elektrik devresinde bulunan bütün düğüm voltajlarını ve kollardaki akımları bulmak için tercih edilen bir yöntemdir. Bu devre analizi terimi lineer devre analizi anlamındaydı. Bununla birlikte lineer olmayan devreler de analiz edilirdi. Dirençli devreler normalde tek bir kaynağa bağlıdır de direçler basit teknikler kullanılarak analiz edilebilir, bununla beraber dirençli devre analizi terimi bunun yerine kullanılır. Maalesef dirençli devre analizi terimini açıklamak için bazıları yanıltıcı olan devre analizi terimini kullandı. Lineer DC devreleri bağımsız voltaj ve akım kaynakları, bağımlı akım ve voltaj kaynakları ve lineer dirençler içerir. Lineer AC devleleri de en az bir lineer diferansiyel eleman (kondansatör ve bobin), ayrıca en az bir AC kaynak içerir. Eğer bir devrede kondansatör ve bobin yoksa DC devre analiz teknikleri uygulanabilir. Eğer devrede bir vaya daha fazla lineer diferansiyel eleman ve bir AC kaynak varsa AC devre analiz teknikleri uygulanmalıdır.
Elektrik ve/veya elektronik devrelerini oluşturan bileşenler üzerindeki akımlarıgerilimleri ve devreye uygulanan belirli bir giriş işaretine veya fonksiyonuna (örn: dirak delta fonksiyonu,rampa fonksiyonuzorlama fonksiyonu vs.) karşılık verdiği çıkış cevabını matematiksel yöntemler kullanarak tespit etmeye yarayan yöntemler bütünü. "





Lloyd Barrett - Mise En Scene

limit has been reached


limited: 14


0 com

Frank Watlington - Songs Of The Humpback Whale (1970)


1 - Solo Whale
2 - Slowed-Down Solo Whale
3 - Tower Whales
4 - Distant Whale
5 - Three Whale Trip



0 com

Clara Rockmore - The Art of the Theremin (1977)


0 com

Clara Rockmore - Lost Theremin Album (1975)


2 com

Fabio Orsi - Winterreise (2010)


1 - Part 1
2 - Part 2
3 - Part 3
4 - Part 4
5 - Part 5
6 - Part 6

Fabio Orsi - Winterreise
2 com

Procer Veneficus - The Cold Gloaming (Students Of Decay, 2007)




Bir şeylerin farkına varmak ya da bir şeylerin artık farkına varmak, açık sarı hallicemizin koşu bandı olmaya başlıyor ve devam ediyor..

Dün, kendimi ve bedenimi, ayaklarımı, pantolonumu, montumu ve yüzümü de yanıma alıp, İstiklalin sürüsel insanlığına karıştım. Vurdum kendimi resmen onların içine ve kayboldum.. Renk cümbüşünde olan edaları ve numaralarıyla tüm insanlığa saldım kendimi. Sadece baktım ve onlar da bakmaya devam ettiler. Dişlerini gösteren ağız açışları, ahenkle dans eden saçları, şaşalı üst başları ve hedeflerin göletin de yüzen insan sürüsü.. Onları göremiyordum sanki, hiç birini tanımıyor, hiç biri de beni tanımıyor olmasının rahatlığıda üst seviyemdeydi belki de ama aralarına neden karıştığımda sanırım çaresizliğimin kanıtıydı kendime göre.. Ve herşeyi son bir kez daha sorguladım.. Kendimi, geleceğimi ve o anımı.. İçimdekileri, içime girenleri, içine girdiklerimi, içime girecekleri, içime girmeyi isteyenleri, içeme giremeyenleri ve tüm içtenliğimi de içime atıp yordum ayaklarımı.. Yürüdüm ve yürüdüm sadece.. Fırçamı elime alıp ağzıma götüremiyecek kadar yorgun olan bir ben ile olmayan yatağıma, koltuğa uzanıp uyumayı el mecbur istedim ve yaptım da. Gözlerimin kapalı halinde olan uyuşukluğum ve yorgunluğumla, içimdekilerin toptan ihanet edişini izledim sonra da. Sabaha kadar, karabasan stilli kabuslara savaş bile açamadan gözlerimi yumdum, tümlüğümün içine gömüldüm..


Uyanıklığımla bir şeyin geçmediğini, geceden kalan halimin sersemliğini an itibariyle taşıyan ben, zamanını alıp, bunları sana zorla okutmayı istemişcesine yanlış görünen bir ben, iki çift gözüne okuttuğum yazdıklarımı neden yazdığımı bilemeden yazan, paylaşan başka bir ben ve beyazlığımda körelen bambaşka bir ben..




Sen! bambaşka yerlerde, sürü ise hep içimiz de..




Procer Veneficus - The Cold Gloaming (Students Of Decay, 2007)


Tracklist:

1 Subcurrents 4:18
2 With Blackstars Above 6:57
3 A Burning God 4:38
4 Everpale Mourn 5:17
5 Deadmoon Summoning 10:34
6 White Ghosts Beside Me 3:44


Kulaklıkla, rahat bir anınız da dinlemeniz adına, kendim gibi sevdiğim enderlerim den..





2 com

Cocteau Twins - Carolyn's Fingers (Instrumental Cover by FarmyFarm)





Cover'ı cover yapan özelliğin tanımına ulaşamadığımdan yakınen bir ben, anların iç içe geçmesinden doğan atmosferin kollarında sallanan başka bir ben. Dudaklarımı ısırdığım, tenini soluduğum bambaşka bir Carolyn'ımın içinde ki derin boşluk.. Sana tutunuyor, sana haykırıyorum.. Liğme, liğme içimde ki ateşin esrarlı salaşı. Gözlerimden fıkşıran suların tek sahibi.

Sana susuyorum.. Duyuyormusun beni..
0 com

Josef Nadek - To Infect And Persist Vol. 1 (2010)



Fısıldayan sesindi kulağıma. Ağır kokun burnumu, tuzlu tenin dizimi yakıyordu. Emekleyişini izlediğim günlerin buğusu kaldı sadece odamda. Şuursuzluğumun arifesine gömdüm seni ve üzerini örtmemeyi ihmal etmedim. Sarı sıvında ki ateşin idim, sarı sıvımdaki kaynayan yaram.. Timsalimsin, oluşturduğun çıplaklığında ki.

Tüylerindeki çaresizliğe baktım.. sadece baktım. Bakmamla, yitirdiğim ekinlerimi hatırladım. Boy, boy olucaklardı oysa ki.. ve sen yine biçmeye devam edicektin, değil mi ? Arsızlığında ki gülüşünü kesmemi bekliyorsun yine, biliyorum. Baltamı bilemeye devam ettiğime dair, busesiz hıçkırığıma..

Fıttırdığımı sanma, iyi rol yaparım.. bilirsin.

Hatırla..


Josef Nadek - To Infect And Persist Vol. 1 (2010)

Tracklist:

01. Die Gegenfüßler tanzen
02. Coercion
03. The Sayers Of The Law
04. Yidhra Darwinism
05. Yog-Sothoth Is LSD
06. Dulce Et Decorum Est
07. Hymm
08. Josef Nadek And Monolyth & Cobalt
09. Repentance Of Midnight




İlerledikçe, baş ucu albümüm oldu. Sizin de neden olmasın. Kolay yutulan cinsten değil, kolay unutulan cinsten hiç değil..
0 com

Maitreya - Aurora (9:51)




Yanımdamısın ?

O zaman, devam..
1 com

Daire 2: General Gramofon - Prime (2010)



Kim ne derse desin.. 2005'ten beri ülkemiz de müzik adına çok şey yapıldı. Özellikle yenilikçi bir müzik anlayışı oluştu ve son 5 yılda iyice oturdu bu durum. Elbette yenilikçi müzik anlayışı son 5 yılda yapıldı sadece demiyorum, diyemem de.. Zamanında gayet de denenmiş bazı soundlar, TV ve Radyo'larda boy göstermeyip, el altından, kulaklardan zarlara doğru ilerlemiş ve duyulmuş.

Ama son 5 yılda çok önemli ses oluşumlarının sahipleri boy gösterdi. Öncelikle Peyote olmak üzere mekan sahiplerinin de katkısı büyük aslında bu konuda. Halk arasında yaygınca dinlenilen türleri sevmeyen ve hep uzak duran insan toplulukları, mekanların da cesaretli kararından sonra, bir şekilde bir birlerini de bulup sahnelere atlamış oldu. Atlayanları görenler de, evlerindeki mahsenlerinden dışarıya çıkmış oldular ve böylelikle son 5 yıl da bitmiş oldu...

Ve 5 yıl da çok değer projeler oldu. İnsanlar, genelde anlam vermekte zorlandılar bu denli ilgi ve alakalı olmama. Bazıları yerli işleri tu ka ka etmeye devam etti, kusur arama modasına katıldı ya da türkçe müzik dinlemiyorum mantilitesiyle yanıp tutuşmaya devam ettiler. Nedir bu topraklardan çıkan işlerle alıp veremedikleri, sanırım kendileri de bilmiyor, 2-3 proje dinleyip, gerisine bakmayı istemeyenlerle doluyduk. Hayatta her daim karşımıza iyi şeyler çıktığı gibi, kötü şeyler ya da bize kötü gelen şeyler elbette çıkacaktır. En zevklisi de bunları yaşayarak öğrenmektir kanımca. Tu ka ka etmeden önce lütfen bir şans verin diyorum her hangi bir şeye. Sadece müzikle sınırlı değil bu.. neyse bu konu derin ve bir o kadarda girdaplı. Bir gün belki ele alırım ama şimdi konumuza dönmek istiyorum.

2 Harika müzik insanından, unutulmayacak güzellikte bir uzun çalar bu.. Replikas, Proudpilot'ın tonmaister işlerine bakan önemli şahsiyet, Mayzerkaiser'ın baş adamı (a.k.a Kokan Dellec) Gökhan Deneç ve Nekropsi'nin telli adamı(a.k.a. gg) Gökhan Goralı'nın beyinlerinden akan ses planlarının kayıt sonucundan oluşan bu albüm, ülkemiz standartlarına tokkat etkisinin güzel bir yansıması olarak kabul görüyorum.. Albüm ilk dinleyişle hafızanıza yer ediniyor ve uyanıklığınızın düşlerine soundtrack oluyor. 2006-2009 arasında yapılan kayıtlardan oluşuyor albüm ve çıkış tarihi yeni yıla girdiğimiz haftalarda oldu.. Tutmak istediğiniz elin sahibine dokunma cesaretini veriyor ve çocukluğunuzun atmosferinde yeşillikle boğuşma isteği kadar kıpırtı oluşturuyor. Soğuk sıcağa, sıcak buzlara karışırken, yatağa var gücünüzle ağırlığınızı koymak istiyorsunuz. Sırtınızdan akan terin okşaması kadar özel, merdiven korkuluklarından kaymak kadar güzel..

Geçen ay Arka Oda'da gerçekleşen Kuupuu konseri öncesi yarım saatlik uçurucu bir dinleti gerçekleştiren "Daire 2: General Gramofon" (D2GG), 12 Mart Cuma akşamı "Ychorus Volume Serisi # 1" adı altında gerçekleştireceğimiz Ychorus gecesince, Kadıköy / 6:45 Gram mekanında, boyuttan boyuta atlamamızın yegane nedeni olucaklar.. Girişlerin ücretsiz olduğu gecenin DJ'i ise nadide dışa vurum projesi In Between'nin gitaristi Emre Aksoy olucak.


Heyecanla beklediğimiz geceye tüm Ychorus takipçilerimizi ve takip etmeyipte yerden yere vuran tüm insanlığı hatta tüm hayvanlığı beklerim..

Dimdip Notumsu Not: Gelecek ve bizi yalnız bırakmıyacak olan herkesin koltuk altından öpeceğim. Söz.






Daire 2: Genel Gramofon - Prime (2010)

Tracklist:

0 com

Aube - Live Performance

"LUMINOUS" is the title of the contemporary art exhibition series by ARICHI+SASAOKA from Osaka Japan. Their installation is expressing the planned accidents by flickering lights on the environment use flourescent lamps and the variable-voltage transformer. This "LUMINOUS" tape is consist with their installation.

Aube + Op. Eklekt - Live At Moma, Shinsaibashi, Osaka, 18. JUN, 1992

0 com

Bicycle Day / Hayalbaz Bar / İzmir !



Hiç tekrarı olmayan uzun doğaçlamalar, seslerle canlı deneyler, bazen kaydedilmediği için uzaya karışıp giden konserler, harikalar diyarında sürekli düşülen döngüler, Kara Kitap, orman, araba mezarlıkları, karanlık . . .

"Bicycle Day" bütün bu ipuçlarının dizildiği, fiziksel coğrafyadan bağımsız bir harita üzerinde, bazen büyük bazen küçük sesler çıkaran üç kişilik bir orkestra.

bicycle day
is
a
three
piece
orchestra
making
quiet
or
big
sound,
from
Istanbul

onur karagöz; computer, vocals
alican okan; computer, rhodes, synthesizers
berke can özcan; drums

Myspace




3 com

William Fowler Collins - Perdition Hill Radio (Type Records, 2009)



Bazı şeylere akıl fikir vermekte çıkmaza gireriz ya, işte öyle bir şey aslında anlatıcaklarım.. Toplam 2 ayı çoktan dolduruğumun İstanbul'un da bazı şeyler ne yazık ki beni gördüğüm kadarıyla üzdü. Aslında onlarca cümle dökebilirim buraya ama çok uzatmamın bir anlamı olmadığı gibi, her şeyin de farkında olduğunuz halde, bazılarınızın farkına varmak istemediği de çok açık bir gidişat. Türkiye'nin 4 bir yerinde bazı durumlar farksız değildir elbet ama İzmir'den geldiğim için ve İstanbul'da gördüğüm, yaşadığım ve gözlemlediğim durumlara değinmek/değdirmek istiyorum, gözlerinizden müsade alıp..

Nereden başlıyacağımı bilmeden karambol dalıyorum. Şimdi. İzmir'de var olan sakinlik, telaşsızlık, günde 4 mevsim yaşanılan hava, ısının daha fazla olması, insanların daha sıcakkanlı, yardımsever ve minumumda seyreden egosal durumları ve üreten müzik gruplarını geçtim, bir şeyler dinleyen adamı bile bulmak çok büyük bir sorun olan durumlarını bırakıpta İstanbul'a yerleşmemin nedenini buraya gelince sorgular olduğum, bu yazıyı yazmam da ki en büyük sebeptir.

2 Ay içerisin de onlarca insanla tanışık, ahbap ve arkadaş oldum. En başta insanlar da şunu rahatlıkla görebiliyor bir gözlemci; koskoca bir yalnızlık.. Aynayı bakmanın korkaklığı ve uzun süre baktıkların da yaşamsal güçlerinin değerlerinin ne kadar da zayıf olduğunu o çok acı olan gerçekle öğrenmek istemiyorlar. Örnek kafayla devam edicem. Müzik yapan ve belirli barlar da sahne alan müzisyenler de bir çeteleşme söz konusu. Yani gruplaşma diyebiliriz başka bir tabirle. Muhabbetler şöyle ilerliyor; "Ya bırak kardeşim onları burunları bir karış havada, yoo yoo onlarla asla çalmam, ya herifin yanından geçiyorum banamısın demiyor, geçen yolda gördüm bana selam bile vermedi, çalamıyorlaaar ya ne o öyle basit basit şeyler, çok sikko bir konserdi hep aynı şeyleri yapıyorlar, off daha çok ilerlemeleri gerekiyor, adamların tanıdıkları var tabi her yere çıkıyorlar, ya haaala metal kafalarda kalmışlar büyüsünler biraz artık, ben dinlemem öyle şeyler adamlardan da bana ne, yok o herifleri istemiyorum abi, en güzel günlerde hep onlar çalıyor kılım onlara, bu müzik mi yaaa bırak allah aşkına, ben sigara içmeye çıkıyorum diğer grup çıkınca gelirim, o adamlarla muhattap olmak istemiyorum, çok pop'lar yaa, zengin çocukları işte o ekipman bende olcak var ya, neyse ben eve kaçıyorum görüşürüz"

En anlayamadığım konu; Yahu zaten kaç kişisiniz üreten ya da kaç kişiyiz ki dinleyen. Birlik beraberlik sıfıra yakın. Gruplaşma dediğim halde bir birlik, beraberlik var o kadar. Bir de şu var; bu gruplaşma dediğim insan topluluklarından bir sürü insanla iletişimim var ve aslında hiç biri de kötü insanlar değil. Gerçi kimse kimseyle konuşmak zorunda da değil ama bu bilmeden, anlamadan, anlamaya çalışmadan, araştırmadan, iyi gözlemlemeden ya da o kişiyi tanıyan arkadaşınla onun hakkında konuşmadan oluşan yargısız infaza üzülüyorum en çok.. Sonra herkes şikayet ediyor; "Neden konserlerimiz boş geçiyor, neden hep aynı insanlar geliyor, gelenleri hep tanıyorum, yine çok boş bir konserdi, insan olmayınca moralim bozuluyor iyi çalamıyorum" gibi. E kardeşim sen onun konserine gitmiyorsun, o senin konserine gelmiyor, birbirinizi desteklemiyorsunuz bile ve çeteleşme sayınız gün geçtikçe çoğalıyor. Küçük küçük kümeler oluşmuş ve böyle akıyor müzik piyasası İstanbul'da.. İşin özeti bu işte ve 2 tane tanımadıkları insan konserlerine gelince de çok mutlu oluyorlar. Herkes yorum bekliyor, herkes bir şekilde beğenilsin istiyor, herkes kötü eleştiri gelmesin istiyor, herkes dinlenilmek, sevilmek ve parmakla gösterilsin istiyor. Ben ne yazsam, ne yazmasam hatta bu konuda Taksim meydanında binlerce kişilik eylem de yapılsa bu gidişatın duracağı ve değişeceği yok ne yazık ki.. İçler acısı bir durum. Ve en önemlisi de şu. Birilerine bir şekilde gaddarca yorumlar ya da eleştiriler hatta yalan, yanlış kişilik bilgileri vereceğize, evinizde ki en büyük aynanın karşısına geçip bir süreliğine sessizce oturun.. Belki de böylelikle bir şeylerin farkına varıcak ve çok özel birlikteliklerin, arkadaşlıkların, dostlukların başlangıcına hem kendiniz hemde başkaları için ön ayak olabileceksinizdir. Gözükmediğini düşündüğünüz egolarınıza metrelerce derinlikte bir mezar açın ve var gücünüzle örtmeye devam edin.. Lütfen, lütfen ve lütfen..


"İstanbul'da kişilik çatışması" alt yapılı kendi fikirlerimden ve gerçeklik kokan yazıma yakında değineceğim ama yukarıdakileri de neden yazdım pek bilemiyorum.. Biraz gözlemlediğiniz de zaten herşeyin farkına varıyor ve istem dışı bir şekilde, sanki siz de böyle bir kümeciğin içine girmek zorundaymışsınız gibi hissettilebiliyorsunuz. Felaket bir şey bu. Ben hissettim demiyorum çünkü dediğim gibi her kümeden insanlarla muhabbet ediyorum, hepsinin özün de ne olduğunu iyi kavrıyabiliyor ve onlarla arkadaş olmaya devam edebiliyorum.. Şimdilik her neyse, görüşüceğiz elbette bir gün yine nasıl olsa. Burada ya da bambaşka bir alanda. Tüm çıplaklığımla geri dönmek adına..




Bu albüm aslında ölümcül ve anlayabildiğiniz de ya da iyiice alışabildiğiniz de sizi bırakmıyacak ve resmen soundun diğer dinlediğiniz şeylere ya da kategorilere sokamıyacağınız bir etkisi var. İnanması güç ama çok büyük bir örümcek ağında huzurlu bir şekilde uyuyor ve örümceği çoktan başka diyarlara postaladığınıza emin olduğunuzun rahatlığıyla ama olduğunuz yerin saykodelik havasını kulaklarınız da hissedebiliyorsunuz.. Herkesin kaldıracağı bir ağırlık değil bu ama meraklı sound bekçilerinin gözünden kaçmaması gereken bir güzellik olduğunuda vurgulamak kulağımın borcu.

Type Records zaten başlı başına bir olayken, albüm de ikibinli yılların son Mexico topraklı bombalarındandı.

Offical Website

Myspace



William Fowler Collins - Perdition Hill Radio (Type Records, 2009)

Tracklist:

1
The Hour Of Red Glare 8:57
2
Grave Robbing In Texas 8:24
3
Dark Country Road 21:30
4
On Perdition Hill 10:00
5
Slow Motion Prayer Circle 5:30
6
The Ghosts Of Eden Trail 8:29

Şarkıları buradan dinleyebilirsiniz: Link

Dim Dip Not: William Fowler Collins bugün attığı mail de albüm download'ını kaldırmamı rica etti ve kaldırıyorum. Albümü merak edip, dinlemek isteyenler bana mail atabilir ve linki edinebilirler. Durumun hassasiyeti yüzünden kaldırmak zorunda kalıyorum, üzgünüm ne yazık ki..

ychorus@windowslive.com
0 com

Kim Ki O / Deform Müzik DJ Set / 1 Şubat / Eylül Bar / Arnavutköy


















,EYLÜL'DE 1 ŞUBAT PAZARTESİ: KİM Kİ O+DEFORM+İÇKİLER YARI FİYATINA!


::Her Pazartesi Bütün İçkilerde % 50 İndirim::

Deform' dan Müzikler 9' da
Kim Ki O 10' da
Giriş 5 TL

::1' de Taksim' e dolmuş!::

Eylül Bar: 1. Cadde No: 64/A, 34345 Arnavutköy


Kim Ki O: www.myspace.com/kimkio
2 com

27 Ocak 2010 Çarşamba, 21:25 / 6:45 Gram Bar / Ücretsiz Dinleti


I Create Soundscapes
"Yedi düvele meydan okumayan cinsten, loop'a düşmüş bir sayıklama gibi I Create Soundscapes. Tuhaflığın o kadar da abzürd görünmediği bir noktada; ele avuca sığar, ama biçimsiz. Kovalarsan kaçmaz, ama dirençli. Bir kaya kadar kararlı olmadığına şüphe yok; ama istikrarlı. ICS, yıllar öncesinden gelen bir sesle selam ediyor."


27 Ocak 2010 Çarşamba, 21:25 / 6:45 Gram Bar / Kadıköy / Ücretsiz Dinleti
Ben yine mekan da olup, gelen herkese çileksiz dondurma hediye edeceğim. "Rusya sonrası, karlı dağın arkasında, ilk dondurma yalayanlar" diye kitaba geçmek istiyorsanız, orada olun ki gerçekliğe doyalım.
1 com

Yen Pox & Troum - Mnemonic Induction (Malignant Records, 2002)




Genzimi yakan sen misin ? Ya, midem de oturan ? Burun deliklerim de hissediyorum var oluşunu ve bu beni sarhoş ediyor. Hem de hiç ayıltmadan.

Okşuyorum merdivenlerden akan süzgecimi. Nasıl bir ben varmış, tekrar farkediyorum. Okuyorum tüm geçmişimi ve geleceğimi. Gayet iyi biliyorum artık içime geri gelmiyeceğini. Cam gibi görüyorum seni. Pencerelerime vurduğun kilitleri de görüyorum bir bir. İstediğin gibi hepsi değil mi.. Küflenmeye yüz tutmuş bedenim gibi. Berrak ve kupkuru olan kipriklerindeyim adeta. Bir o kadar yakın, bir o kadar keskin bakışlarımın ardına gizlenmeden göğsünü geren grilik. Sana diyorum!
Duymuyormusun artık beni.. Duymuyorum artık ben de seni..



Tepkisizliğimin için de yatan yüce dokunulamayana..






Yen Pox & Troum - Mnemonic Induction (2002)


Label: Malignant Records


Tracklist:

1
Untitled 15:27
2
Untitled 12:42
3
Untitled 15:38
4
Untitled 17:32



0 com

Ychorus Volume 55


Çok uzun zaman oldu bu sefer Ychorus Volume Serisi'ne el atmayalı ve zamanı gelmişti diye düşleyip, hazırlayıp, itinayla seçip, paylaştım. Yine tek bir türde kalmayıp, daldan dala geçmenize yataklık yaptım. Avuç içim kaşınırken, 110 numaralı otobüste soluğu almak için, acilen kaçıyorum. İlginiz için teşekkür eder, kulaklarınızdan da öpüyorum.

Ychorus Volume 55

Dark Captain Light Captain - Robot Command Centre
Cabaret Voltaire - the Quarry (In The Wilderness)
The Lickets - Ilyushin 11-76
David Sylvian - Late Night Shopping
Metevari - Cerulean
Furniture - Bullet
David Åhlén - Ocean
Metevari - Story For A Song Without End
July Skies - The Days We Played
Beggin' Your Pardon Miss Joan - Poppies
Braid - I'm Glowing And Yout The Reason
Danny Saul - (Harsh)
Elif Karakaya - Enzim Katalizörleri Bankası (Live)
Josephine Foster - I Could Bring You Jewels
Kabarcıklar - Yepyeni Bir Şarkı Doğuyor
Kupka - Giriz Fe Me Chi
Silver Summit - Oak
Stag Hare - Allah
I Create Soundscapes - Talk Radio
Wooden Weil - Red Desert



0 com

Tanıt-t-ım


Ekin Fil
Proudpilot vokalisti Ekin Fil, loş sesinin hakimiyetinde, naringürültüler arasında yeşeren şarkılarını akustik gitar veelektronikler eşliğinde sahneye taşıyor.
Ekin Fil: vokal, akustik gitar
Gökhan Goralı: akustik gitar, klavye
Pinar Üzeltüzenci: elektronikler, geri vokal
Biblo
Proudpilot basçısı Pınar Süt, kişisel projesi Biblo ile kesipbiçilmiş, çalınmış, söylenmiş birçok ses ve melodiyi gürültü ile sinsibir sessizliğin arasına bir yere yerleştirmeye çalışıyor.
Dead Reckoning
Bilinçli yada bilinçsiz bir şekilde belirlenmemiş seslerle oynama ve dinleme isteği.
Emre Aksoy (In Between) , Ümit Kurt.
0 com

Myspace Volume 11 / Doog (Turkey)


“Kışın ortasında oraya doğru yürüdük. Karın ağrısı; uyutmadı. Aşk acısı; uyutmadı. Ha, çalarken uykuya dalabiliriz ve buna herkes şahit olabilir.” // “We’ve walked trough that place in the cold winter. Stomachache; did not let us sleep. Love hurt; did not let us sleep. By the way, we may fall asleep while playing and everyone can wittness this.”


Doog


Özgür Özer, Erkin Gören, Umut Çetin

.

.

Öpücük