instrumental etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
instrumental etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0
com
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
20.11.22
1998
,
contemporary jazz
,
Dingin
,
Huzur
,
instrumental
,
Other
,
Rob Mounsey
,
Steve Khan
,
video
Gnac - Biscuit Barrel Fashion (Poptones, 2001)
Eğer 21. yüzyılda büyük bir şehirde yaşıyorsanız muhtemelen çevrenizde sayısız insanın size ne kadar meşgul olduklarını anlattığına tanık olmuşsunuzdur. Herhangi birine “Naber?” dediğinizde alacağınız yanıt ya “Meşgulüm bu ara” ya da “Bu aralar çok yoğunum” olur. Bu yanıttaki yakınmanın arkasına gizlenmiş bir böbürlenme olduğu da bariz.
Dikkatinizi çekmek istediğim husus ise bunu söyleyen insanların fabrikada çift vardiya çalışmaya zorlanan veya kenar mahalledeki evinden asgari ücretle çalıştığını işine saatlerce otobüs yolculuğu yapan insanlar olmadığı. Bu emekçiler meşgul değil tükenmiştir, yorgundur – ayakta uyuyacak kadar yorgun.
Meşguliyeti nedeniyle ağlayıp sızlayanlar neredeyse her zaman bu meşguliyetlerini kendileri yaratırlar: işleri, gönüllü olarak üstlendikleri yükümlülükleri, dersleri ve çocuklarının aktiviteleri. Kendi hırsları, dürtüleri ve kaygıları yüzünden, meşguliyete bağımlı oldukları için meşguldürler. Meşgul olmadıklarında, serbest zamanları olduğunda karşılaşacakları boşluktan ürküyorlar.
HERKES ÇOK MEŞGUL
Neredeyse tanıdığım herkes çok meşgul. Çalışmadıkları veya işlerinde yükselmelerine yardımcı olacak bir şey yapmadıkları zaman suçlu ve endişeli hissediyorlar. Arkadaşlarına ayırdıkları zaman ise bütün sınavlardan yüz alan öğrencilerin CV'lerinde güzel gözüksün diye gönüllü çalışmalarına benziyor.
Geçenlerde bir arkadaşıma “Bu hafta bir şeyler yapmak ister misin?” diye yazdım. Verdiği yanıt ise “Çok zamanım yok ama bir şeyler olacaksa haber ver, bir iki saatliğine işi ekip gelebilirim” oldu. Bu hafta içinde gerçekleşme ihtimali olan bir etkinlikten bahsetmediğimi, yazdığım şeyin başlı başına bir buluşma daveti olduğunu açıkça belirtmek geldi içimden. Lâkin meşguliyeti sürekli artmakta olan bir gürültü kaynağı gibiydi, aramızdaki iletişimi engelliyordu. Anlaşabilmemiz için birbirimize bağırmamız gerekiyordu ve ben de ona geri bağırmaktan vazgeçtim.
ÇOCUKLAR DA ÇOK MEŞGUL
Günümüzde çocuklar bile meşgul. Okul içinde ve dışında bütün günleri yarım saatlik programlara varana kadar ayarlanmış durumda. Günün sonunda eve ebeveynleri gibi yorgun dönüyorlar. Çalışan anne babaların çocuklarına ev anahtarlarını verdiği, çocukların okuldan çıkıp evlerine ve mahallelerine dönerek 3-4 saat özgürce oynadığı nesildendim. Okul sonrası geçireceğim zaman programlanmamıştı. Ben de keyfime göre ansiklopedi okuyor, animasyon yapıyor, sokakta arkadaşlarım oynuyordum. Bu şekilde geçirdiğim zaman hayatımın geri kalanı için önemli ve işe yarayan yetenekler, içgörüler kazandırdı bana. Dilediğim gibi geçirdiğim bu saatler hayatımın geri kalanını nasıl yaşamak istediğimle ilgili bir model oldu benim için.
BİRBİRİMİZE KOLEKTİF
DAYATMALARIMIZ
Bu histeri hayatın gerekli ve kaçınılamaz koşulu değil, aksine tercih ettiğimiz, boyun eğdiğimiz bir durumdur. Bir süre önce yükselen kiralar nedeniyle kenti terk etmek zorunda kalan ve şimdi Fransa'nın güneyinde bir köyde yaşayan bir arkadaşımla Skype üzerinden görüştüm. Kendisini yıllardan sonra ilk defa mutlu ve rahat olarak tanımlıyordu. İşlerini yine yapıyor, ancak bunlar bütün gününü ve beynini tüketmiyormuş. Kendini tekrardan gençliğinde, öğrenciliğinde gibi hissettiğini anlattı – akşamları arkadaşlarıyla kafelere gidiyormuş. Hatta bir erkek arkadaşı bile olmuş (New York'taki ilişkiler için “Herkes çok meşgul ve herkes 'daha iyi' birisini bulabileceğini düşünüyor” demişti bana). Kendi kişiliğinin bir parçası olduğunu düşündüğü hırslılık, depresiflik, huysuzluk ve huzursuzluğun çevresinin bozucu etkilerinden kaynaklandığını anlamıştı. Aslında hiçbirimiz böyle yaşamayı istemeyiz, kimsenin trafikte beklemek veya liselerdeki gaddarlık hiyerarşisinin bir parçası olmak istemediği gibi. Aksine, bunlar birbirimize kolektif olarak dayattığımız şeylerdir.
Meşguliyet bir tür varoluşsal sigorta, boşluğa karşı bir set görevi görüyor; eğer meşgulseniz, her saatiniz programlanmış ve doluysa, size sürekli ihtiyaç duyan birileri varsa hayatınız saçma, aptalca veya anlamsız olamaz. Maalesef bu sahte vazgeçilmezlik durumunun arkasındaki gerçeği görmek, bunun yapısal bir kendini kandırma hali olduğunu fark etmek epey zor.
Günümüzde gittikçe artan sayıda insan somut, elle tutulur bir şey üretmiyor. Bu yüzden bu yapmacık meşguliyet ve tükenmişlik halinin, insanların şu hayatta yaptıklarının kimsenin umurunda olmayan şeyler olduğunu gizlemekten başka bir işe yaramadığını düşünüyorum.
TUTKULU BİR TEMBELİM
Ben meşgul bir insan değilim, tanıdığım en tutkulu tembel olduğumu söyleyebilirim. Çoğu yazar gibi, yazmadığım tek bir günde bile yaşamayı hak etmeyen günahkâr bir serseri olarak hissediyorum. Bir yandan da günde 4-5 saat çalışarak bu dünyada bir gün daha geçirmeme yetecek bir para kazanabileceğimin farkındayım. En güzel sıradan günlerimde sabahları yazar, ardından uzun bir bisiklet turuna çıkar, öğleden sonraları ayak işleri yapar ve akşamları da arkadaşlarımla görüşür, kitap okur veya film izlerim. Bence bu, yaşamak için makul ve hoş bir gün. Ve eğer beni arayıp görüşmek istediğinizi söylerseniz meşgul olduğumdan, planlarımdan bahsetmek yerine “Ne zaman?” derim.
Ancak, sadece geçtiğimiz bir iki ay boyunca profesyonel zorunluluklar nedeniyle sinsice meşgul olmaya başladım. İlk defa beni davet eden insanlara doğrudan çok meşgul olduğum için katılamayacağımı söyleyebiliyordum. İnsanların neden böyle demekten keyif aldığını anlamaya başladım: kendinizi önemli, rağbet gören ve el üstünde tutulan bir insanmış gibi hissettiriyor. Buna rağmen meşgul olmaktan nefret ettim. Her sabah e-posta kutum, bana yapmak istemediğim işleri yapmamı söyleyen, çözmem gereken sorunlar getiren e-postalarla doluyordu. Her geçen gün artarak daha da katlanılmaz hale gelen meşguliyetimden uzaklaşmak için kenti terk ettim ve bu satırları yazdığım gizli adrese geldim.
DÜNYANIN AKIŞINA DAHİL OLMALI
Burada beni taciz eden yükümlülükler yok. Televizyon yok. E-postalarıma bakmam için uzaktaki bir kütüphaneye gitmem gerekiyor. Haftanın büyük bir kısmını tanıdığım tek bir insan görmeden geçiriyorum. Burada düğünçiçeklerinin, sünelerin ve yıldızların ne olduğunu tekrar hatırladım. Okudum. Ve aylardan sonra ilk defa gerçekten bir şeyler yazdım.
Dünyanın akışına dahil olmadan hayat hakkında yazacak bir şey bulmak nasıl imkansızsa, tekrardan bu akıştan kopmadan yazacak şeyin ne olduğuna ve bunun nasıl yazılması gerektiğine karar vermek de imkansız.
Boşluk, aylaklık sadece bir tatil değil aynı zamanda bir zaruret. Yani örneğin D vitamini vücudumuz için nasıl bir gereklilikse boşluk da beyin için aynı şekilde gerekli. Yokluğunda zihinsel sorunlar baş gösterir. Aylaklığın getirdiği sessizlik ve açık alan, hayattan dışarı bir adım atıp bütünü görmemizi, sıra dışı ve beklenmeyen bağlantılar kurmamızı, yaz ortasında ilhamın vahşi yıldırımlarını beklememizi sağlar. Paradoksal olarak, aylaklık, herhangi bir işi iyi yapmak için şarttır. ABD'li roman yazarı Thomas Pynchon “Yaptığımız işin özü genellikle aylak aylak düşünmektir” demişti miskinlikle ilgili makalesinde. Arşimet'in küvetteki evrakası, Newton'ın elması ve daha birçok örnekte görebileceğimiz gibi tarih boş boş otururken ve hayal kurarken gelen ilham hikâyeleriyle doludur.
“Geleceğin hedefi tam istihdam değil tam işsizliktir, böylece sürekli oyun oynayabiliriz. Mecvut sosyo-ekonomik düzeni yıkmaya işte tam da bu yüzden ihtiyaç duyuyoruz.” Bu sözlerin ot içen bir anarşistin zırvalamaları diye olduğunu düşünebilirsiniz – ancak bunu söyleyen, scuba-diving ve langırt oyunları arasındaki boş vaktinde Childhood's End kitabını [Ç.N.: Bu kitap Türkçe'ye Son Nesil olarak çevrilmiştir] yazan ve günümüzün iletişim uyduları çok önceden hayal eden Arthur C. Clarke'tı.
ÇALIŞMAK YERYÜZÜ İÇİN CEZADIR
İŞarkadaşım Ted Rall bir köşe yazısında geliri işten bağımsız kılmamız ve her yurttaşa bir maaş garantisi vermemiz gerektiğini yazmıştı. Bugün kulağa deli saçması olarak gelse de önümüzdeki yüzyılda kürtaj veya oy hakkı gibi evrensel bir hak haline geleceğini düşünüyorum.
Püritenler çalışmayı bir erdem, iyi ahlakın bir parçası haline getirdiler – oysa unuttukları şey, Tanrı'nın çalışmayı bir ceza olarak yeryüzüne göndermesiydi.
Belki de herkes benim gibi davransa dünyanın çivisi çıkar. Lâkin ben ideal insan yaşamının benim aykırı aylaklığım ile dünyanın geri kalanının bitmeyen çılgın aceleciğinin arasında bir yerde yattığını düşünüyorum. Benim rolüm sadece çocukluğunuzda evde çalışırken camınıza çakıl taşı atıp, bağırarak sizi sokağa oynamaya davet eden çocuk gibi 'kötü' bir çağrıda bulunmak. Benim azimli aylaklığım bir erdemden çok bir lüks. Ama ben bunu bilinçli bir tercih sonucunda gerçekleştirdim: Yıllar önce zamanı paraya tercih etme kararını aldım. Çünkü bu dünyada geçireceğim sınırla zaman ile yapabileceğim en iyi yatırım, bu zamanı sevdiğim insanlarla geçirmek. Bir gün ölüm döşeğimde bu kararımdan pişman olma, “keşke daha fazla çalışsaydım” deme ihtimalim de var. Ancak ben o sırada pişman olmaktansa “keşke Chris ile bir bira daha içebilseydim, Megan ile uzun bir sohbete daha dalabilseydim ve Boyd ile son bir defa kahkaha atsaydım” diyeceğimi düşünüyorum. Hayat meşgul olmak için çok kısa.
TIM KREIDER
Limited Download: 21
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
16.8.12
2001
,
Bol yastıklı uyku istekleri
,
down-tempo
,
Gnac
,
Huzur
,
instrumental
,
Modern Classical
,
Other
Tren Brothers – Gone Away-Kit's Choice 7" (Secretly Canadian, 1998)
Sertleşemeyen mavilikleriniz de boğulmak kadar iştah açıcı, elinizi kesen iplik kadar keskin ve yakıcı.. Sulandırmayın mağaranın ağzını! Sabırsızca kavrayın o anın dalgınlığını..
Limited Download / Peksınır: 57
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
9.5.12
Haossaa !
ϟ SEÇ BEĞEN AL ϟ
ϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟ
Haossaa Albüm Tanıtım Konseri
6 Ekim Perşembe
Peyote
21:30
Ücretsizdir
††††††††††††††††††††
Haossaa - Demonation Fest
8 Ekim Cumartesi
Arka Oda
19:00
††††††††††††††††††††
Haossaa + Ruins Alone (Tatsuya Yoshida) (Japonya)
9 Ekim Pazar
Peyote
Son onbeş yılda iki kere İstanbul’da efsaneleşmiş konserler veren, Prog rock ile hardcore’u noise ile liturjik vokal müziğini grindcore ile dünya müziklerini ortalama 1 dakikalık bestelerde eritebilen Japon ekip Ruins’in davulcu / bestecisi Tatsuya Yoshida’nın Ruins klasiklerini tek başına yorumladığı albümü “Ruins Alone” turnesinin son ayağı Peyote’de.
ϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟ
ϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟ
Haossaa Albüm Tanıtım Konseri
6 Ekim Perşembe
Peyote
21:30
Ücretsizdir
††††††††††††††††††††
Haossaa - Demonation Fest
8 Ekim Cumartesi
Arka Oda
19:00
††††††††††††††††††††
Haossaa + Ruins Alone (Tatsuya Yoshida) (Japonya)
9 Ekim Pazar
Peyote
Son onbeş yılda iki kere İstanbul’da efsaneleşmiş konserler veren, Prog rock ile hardcore’u noise ile liturjik vokal müziğini grindcore ile dünya müziklerini ortalama 1 dakikalık bestelerde eritebilen Japon ekip Ruins’in davulcu / bestecisi Tatsuya Yoshida’nın Ruins klasiklerini tek başına yorumladığı albümü “Ruins Alone” turnesinin son ayağı Peyote’de.
ϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟϟ
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
23.8.11
David Tagg
,
drone
,
experimental
,
Huzur
,
instrumental
,
Tokkat gibi çarpar ha
,
video
Darkoccult - Uterus (2010)
Bir güzellik daha; İstanbul'dan. Tekrar eden seslere yapışık hipnotik yakarışlar ve boşluğa düşürten davranışlardan ileri gelen bir albüm Uterus..
Nedense bir türlü attıramadığım bu albüm şimdilere nasipmiş ki; kendime bir arınma politikası yarattığımdandır belki.. Daha önceleri Plastic Age adıyla kayıtlar yapan ama şimdinin Darkoccult'u olan bu Ambient çıkışlı projeye bir kulak kanattırın diyor, alt katta ki bloguna da bir göz kırpın da diyor, üst katta ki beni tohumlayan adamın gaddarsal bakışlarıyla sizi başpaşa bırakıyor, ilginç yerlerinizden öpüyorum..
Darkoccult - Uterus (2010)
01-Intro
02-Fear
03-Fog - Yeshua of Nazareth
04-Blood Pool
05-Yin-Yang
06-LSD Testing
07-Not From This World
08-Rahman
09-The Horses
10-The Seventh Seal
11-Uterus
12-Sabah
Diğer çalışmaları için, şu adres en temennim: www.dark-occult.blogspot.com
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
24.1.11
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
4.10.10
ambient
,
electronic
,
instrumental
,
İstanbul
,
minimalist
,
Murat Esmer
,
Myspace Volume Serisi
,
Turkey
,
Underground
,
visual
Nils Frahm - Unter - Übe (2010)
01. Unter
02. Über
03. Unter (Machinefabriek Remix)
04. Unter (Music Video)
02. Über
03. Unter (Machinefabriek Remix)
04. Unter (Music Video)
Beyin:
Etiketler:
arvadite
Zaman:
30.8.10
2010
,
ambient
,
Germany
,
instrumental
,
Nils Frahm
,
piano
,
Video Download
Star Slinger - Vol 1. (2010)
Chillwave gerçekten büyük bir başarı ile büyümeye devam etmekte ve artık bir çok daldan da beslenmekte. Instrumental Hip-Hop'ta bunlardan biri. Darren Williams solo projesi "Star Slinger"da bol bol samplelar ile hip hop havasını yaşatırken, chillwave tonları ile de içimizi ısıtmakta. Ayrıca Darren Williams'ın soul müziğe olan tutkusunu da kullandığı samplelarda hissedebiliyoruz.
Bloglarda patlamanın doruğuna ulaşan Star Slinger, Washed Out'un da label ı olan Mexican Summer'dan kankası "Teams" ile beraber çok yakında bir ep çıkaracak. Ayrıca kendisinin bandcamp sayfasını takip etmenizi de tavsiye ederim. Bolca single çıkarmakta ve cidden çok başarılılar. İlk albümü Vol 1. de leziz !
Buyrunuz :
http://mediafire.com/?kv8xv2pnzjqpwfx (Album Download)
http://starslingeruk.bandcamp.com
http://starslinger.net
Brokeback - Field Recordings From The Cook County Water Table (1999)
Tortoise'un basçısı Douglas McCombs'un yan projesi. Bu sıcakta bile güzel şeyler gelebiliyormuş kulağımıza. Belki bir klima, bir vantilatör ya da soğuk bir duş etkisi yapmıyor ama hiç kımıldamadan durarak daha az terleyebilirim diyorsanız size iyi bir arkadaş olacaktır.
Not: Ses sisteminizin bas ayarlarıyla oynamanız gerekebilir. Ya da gerekmez.
I Hear Sirens - I Hear Sirens EP (Not On Label, 2007)
Daved - Guitar
Eric - Keys
Adrienne - Bass
David - Drums
2007 dönemi hatta 2006 dönemlerin de (Bu albümde var olan 2 kaydın demo versiyonları da lezizdi hani ve Bass'lar daha bir öndeydi) en çok tükettiğim Post Rock oluşumlarından biri idi I Hear Sirens ve nostalji babında tekrar mp3 playera atınca, paylaşma isteğim oluştu.. Yoksa artık ne Post Rock takip ediyorum, ne de onlara benzer şeyler.. Kafanıza göre takılın işte, zaten havalar sıcak ve biliyorum ki bir bok yapmak istemiyorsunuz.. İndirmeseniz bile olur yani : )
I Hear Sirens - I Hear Sirens EP (Not On Label, 2007)
Tracklist:
1. This Is the Last Time I'll Say Goodbye
2. Like a Leaf From a Tree in It's Dying Season
3. September Isn't Too Far and I'm Not Sure I'll Return
4. Everything Was Black and White Except the City Lights
5. Ashes Fall Like Snowflakes, Burning the Sea
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
20.7.10
2007
,
experimental
,
I Hear Sirens
,
indie
,
instrumental
,
Nostalji
,
post rock
Joe Acheson Quartet - Tired & Awake (2010)
JAQ, yeni adıyla Hidden Orchestra, Joe Acheson, Poppy Ackroyd, Tim Lane ve Jamie Graham'dan oluşuyor. Kayıt esnasında ve canlı performanslarda bu sayı artıyor. Bünyesinde her türden biraz var sanki. Ama en güzeli, iki davul birden...
Beyin:
Etiketler:
eat your parents
Zaman:
6.7.10
2010
,
drum'n bass
,
electronic
,
instrumental
,
jazzy
,
Joe Acheson Quartet
,
post rock
,
scottish
Dead Letters Spell Out Dead Words - No Words (Land Of Decay, 2010)
İsveç topraklarının kokusunu hazmetmek için yapılan bu 100 kopyalık kasetin, işitsel bir kopyasını elim de bulundurmaktan gurur duyarken, sizlerle de paylaşmayı istedim yine. 2010'un en iyi albümlerinden kesinlikle.. 2008 yılında çıkardıkları enfes albüme ve bir diğer albümleri olan, yine aynı yılda üretilen Split albüme, Ychorus içi aramalardan ulaşabilir, oburca kulağınıza nüfus ettirebilirsiniz. Etkietlere aldanarak indirmeye devam..
(BAZEN, en klasik cümleler, en başarılı sonuçların tuzu olabiliyorlar)
Dead Letters Spell Out Dead Words - No Words (Land Of Decay, 2010)
Tracklist:
A1: No Words
A2: No Words
B1: Forgive Forget Regret (Not available on original release)
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
14.6.10
Bronze Horse - Bronze Horse (Oakhill Records LP, 2010)
Koltuk altımızdan yayılan ter kokusu gibi sinmeye başladın yine içim de, ey tutulamayan..
Onlar, bir şeyler anlatmaya devam ederken duyuyor, görüyor, tepki veriyordum. Ama aslında hiç bir şey duymuyor, inilti eşliğin de sadece onlara baktığımı sonradan farkediyordum.. Akışkan güneşsizliğim içimi, iç yakarışlarım ise alın terimi oyalıyor, daha da bocalıyordum.. Günler ve haftalar hatta aylar böyle geçiyorken, tepkizliğimle halıları göz bebeğimle parçalıyor, şemsiyesizce kasırgaya tutulmaya devam ediyordum..
Hiç bir şey değişmedi aslında.. Beni ben gibi anlayan hiç çıkamadığı gibi, seni sen gibi anlayanın da hiç bir zaman, tam anlamıyla çıkamıyacak olması. Bunu biliyorsun değil mi..
Kime mi diyorum ? Bunları an itibariyle okuyan her çift ve tek göze.
Onlar, bir şeyler anlatmaya devam ederken duyuyor, görüyor, tepki veriyordum. Ama aslında hiç bir şey duymuyor, inilti eşliğin de sadece onlara baktığımı sonradan farkediyordum.. Akışkan güneşsizliğim içimi, iç yakarışlarım ise alın terimi oyalıyor, daha da bocalıyordum.. Günler ve haftalar hatta aylar böyle geçiyorken, tepkizliğimle halıları göz bebeğimle parçalıyor, şemsiyesizce kasırgaya tutulmaya devam ediyordum..
Hiç bir şey değişmedi aslında.. Beni ben gibi anlayan hiç çıkamadığı gibi, seni sen gibi anlayanın da hiç bir zaman, tam anlamıyla çıkamıyacak olması. Bunu biliyorsun değil mi..
Kime mi diyorum ? Bunları an itibariyle okuyan her çift ve tek göze.
(İndir bunu)
305 Kopyalık plak basımı.
305 Kopyalık plak basımı.
Bronze Horse - Bronze Horse (Oakhill Records LP, 2010)
Tracklist:
A1 N° 1
A2 N° 2
A3 N° 3
A4 N° 4
B1 N° 5
B2 N° 6
B3 N° 7
B4 N° 8
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
3.6.10
2010
,
acoustic
,
Bronze Horse
,
Folk
,
Huzur
,
instrumental
,
LP
,
Nadir bulunan
,
Other
,
piano
,
Tokkat gibi çarpar ha
,
Underground
Rangda - False Flag (2010)
Rangda, Bali mitolojisinde çocukları yiyen şeytani bir varlığın adıymış.
Neden bilmiyorum ama Sir Richard Bishop, Ben Chasny (Six Organs of Admittance) ve Chris Corsano da ortak projelerine Rangda adını vermişler.
Boşverin şimdi zaten anlamları, eminim tanıyanların kalbi daha hızlı atmaya başlamıştır bu üçlüyü bir arada görünce.
Hiç öyle kendimce bir inceleme veya analizde bulunmayacağım ama diyeceğim şu ki bu üç efendiyi ayrı ayrı sevenler de tatmin olacaktır.
Sarcophagi ve Plain of Jars inanılmaz güzellikte şarkılar.
Elinizi çabuk tutun derim, yakmasınlar bunu.
Beyin:
Etiketler:
eat your parents
Zaman:
3.6.10
Neyzen Tevfik - Hiç'in Azab-ı Mukaddes'i (2001)
Sadrazam Talat Paşa, bir gün Neyzen Tevfik'e devlet dairelerinden birinde kâtiplik önerir. Neyzen Tevfik:
-Kâtip olacağım da ne olacak? Diye sorar. Teşekkür beklerken böyle bir soru ile karşılaşınca şaşıran Talat Paşa, memurluk katlarını alttan üste sıralar:
-Önce şu, sonra bu...
Neyzen'in hâlâ hoşnut olmadığını sezince de, şöyle sürdürür:
-Daha sonra vekil, nâzır, kim bilir belki de sadrazam...
Neyzen'in yanıtı yine bir soru olur:
-Ya sonra?
Talat Paşa, bir an duraksar, "sonrası" padişahliktır çünkü. İster istemez:
-Hiç!
Der. Bu yanıt karşısında güler ve şöyle der Neyzen Tevfik:
-Ben bugün de "hiç"im! Sonu "hiç" olduktan sonra bunca zahmete ne gerek var?
...
Neyzen Tevfik'in, sanıyorum farklı zamanlarda kaydedilmiş ney taksimlerinin derlenmesiyle oluşturulmuş olan, 2001 yılında Kalan Müzik'ten çıkan bir toplama albüm "Hiç'in Azab-ı Mukaddes'i".. albümde dikkatimi çeken gerçekten de ilginç bir şey, bilindik ney taksimlerinde belki de pek görülemeyecek olan bir çokseslilik oldu.. bazı kayıtlarda "drone" benzeri sesler ney'e eşlik ediyor ve ambient'vari atmosferik bir hava oluşturarak parçalara sıradışı bir ulvi hissiyat katıyor..
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Neyzen Tevfik was a well-known ney artist in Turkey.. "Hiç'in Azab-ı Mukaddes'i" (which means "Holy Suffering of Nothing") is a compilaton album released from Kalan Muzik in 2001, consists of the recordings of his various performances.. in the album, a polyphonic approach, which is something quite impossible to see on usual ney performances, quickly attracts attention.. in some of the pieces, drone-like sounds accompany his ney and create an atmospheric ambience, giving the pieces a divine feeling in a unique way..
DWNLD..
Beyin:
Etiketler:
air guitarist
Zaman:
16.5.10
ambient
,
atmospheric
,
drone
,
ethereal
,
instrumental
,
İstanbul
,
Ney
,
Neyzen Tevfik
,
Sufi
,
Turkey
,
World Music
D. Lissvik - 7 Trx + Intermission
Gece gece, hatta son zamanlarda karşınıza çıkan en iyi şey olabilir, dikkat.
Beyin:
Etiketler:
Serkan Dogan
Zaman:
5.5.10
2008
,
balearic
,
D. Lissvik
,
dub
,
experimental
,
fusion
,
instrumental
,
Swedish
Kokomo / Live in Bucharest 14.04.2010 / Underworld
16 Nisan Cuma tarihinde (Bugün!) Peyote'de Nekizm ile birlikte performans sergileyeck olan Kokomo'nun 2 gün evvelki konserinden müthiş bir performans !
Contriva - Separate Chambers (2006)
Contriva, 1997'de okulda tanışan dört arkadaştan (Masha Qrella, Rike Schuberty, Hannes Lehmann, Max Punktezahl) oluşuyor. "Tell Me When" ve "If You Had Stayed..." adlı iki albumden sonra Separate Chambers'ı çıkartmışlar. Kendi tanımlarına göre vokalsiz bir singer-songwriter müziği icra ediyorlar ki bence oldukça doğru bir tanımlama olmuş. Hatta ufaktan ufaktan akustik post rock esintileri de taşımaktalar. Bu da bilmeyenler için hatırlatma bilmeyenler içinse her yerde bulabilecekleri bir bilgilendirme olmuş olsun. Seperate Chamber'ı da buradan buyurabilirsiniz:
Beyin:
Etiketler:
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)