Sebze Yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sebze Yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Haziran, 2020

BALKABAĞI SİNKONTA



























Balkabağı sinkontayı duymayanınız azdır diye tahmin ediyorum, malum sosyal medya hayatımıza hayli hakim oldu ve gidemediğimiz, göremediğimiz, tadamadığımız pek çok yeri, şeyi duyup, öğrenebiliyoruz. Sinkonta da bunlardan biri bence, aslında hayli eski ve geleneksel bir yemek olmasına rağmen, zamanla bilinirliği azalmış bir Ege yöresi yemeği, ama çoğu kişinin sinkontayı Alaçatı'daki lezzetli "Asma Yaprağı" restoran sayesinde öğrendiğini düşünüyorum. Ben de çok önceden bir televizyon programında görmüş ve küçük bir kağıda not almışım ama daha sonraki bu lezzete merakımı arttıran "Asma Yaprağı" oldu. Sinkonta özellikle Manisa'da köklerini salmış ama tüm Ege'de yapılan bir kabak yemeği, benim yaptığım gibi balkabağıyla yapılmasının yanısıra Girit kabağı ile de yapılıyor. Ayrıca etli olarak yapılan bir çeşidinin de bayram yemeği olarak yapıldığını duymuştum. Bugün konumuz etsiz olarak fırında pişirilen sinkonta ve ben tarifi balkabağı ile hazırlamayı tercih ettim. 


Malum pandemi nedeniyle evdeyiz ve yemek çeşitlendirmek de ayrı bir beceri, hal böyle olunca gözüme ilişen yazdan kalma butternut squash tipi olan (uzun armut tipli olan kabuğu da turuncu tonlarındaki kabak) balkabağını kullanarak sinkonta yapmaya karar verdim. Tarif kolay ve çok lezzetli;

Malzemeler:

- 1 adet uzun kabak
- 2 adet soğan
- 2 adet tatlı kırmızı biber
- 4-5 diş sarmısak
-1-2 minik acı kırmızı biber (acı sevmiyorsanız koymayın)

Sosu için:

- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- 3 yemek kaşığı sirke (elma kullandım)
- 1 yemek kaşığı un
- 1/2 su bardağı zeytinyağ
- 1/2 su bardağı su
- 1 çay kaşığı toz zerdeçal
- 1 çay kaşığı karabiber
- Taze kekik dalları veya kuru kekik
-Tuz

Üzerine

- Sarmısaklı süzme yoğurt
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı 
- 1 çay kaşığı tatlı toz kırmızı biber


Yapılışı:

Balkabaklarını çok ince olmayacak şekilde ekranda göründüğü gibi doğrayıp fırın tepsisine alıyoruz. Soğanları piyazlık, biberleri irice doğrayıp tepsiye ekliyoruz. Sarmısakları ezip ilave ediyoruz. Derin bir kasede sos malzemelerini  hep birlikte karıştırıp, pütürsüz hale gelince tepsideki malzemelerin üzerine döküp, tüm malzemelere sos gelecek şekilde karıştırıyoruz. Önceden ısıttığımız 180 derece fırında 30-35 dakika pişiriyoruz. Arada gerekirse alt üst yapmak için karıştırıyoruz. Fırın tepsisini yayvan halde pişmesi, üst üste gelmemesi için tercih ettim, pişirme kabınızda buna dikkat etmenizi tavsiye ederim. Balkabakları yumuşak ise ve dış kısım hafifçe çıtırlaşmışsa pişirme tamamdır. Çok fazla pişirip balkabaklarının parçalanıp, püre gibi olmasına yol açmayalım. Ilınınca yemeğimizi servis tabağımıza alıp, üzerine sarmısaklı yoğurt döküyoruz, son dokunuş olarak yağda hafifçe yaktığımız kırmızı biberi gezdiriyoruz. Afiyet olsun.

Devamını Oku...

13 Mayıs, 2020

BOL SEBZELİ BURGU BÖREK


Bol sebzeli burgu börek buraya eklemeyi düşündüğüm bir tarif değildi aslında, çünkü evde kalan 2 kabağı, eşimin pazardan aldığı 2 demek ıspanağı değerlendirmek için (çünkü 2 demet yemek için az geliyor) 3 yufka ile hazırlayıvermiştim. Ancak instagram hikayelerinde böreğimin pişmeden önce ve piştikten sonraki hallerini paylaşınca tarif istyen çok oldu, ben de yemeden önce böreğime modellik yaptırdım ve buraya da eklemeye karar verdim. 
Bu börek benim sıklıkla yaptığım bir tarif, evde kalan yeşillikleri değerlendirmek için neler birbirine yakışoyorsa bir araya getirip, farklı şekillerde yufka ile hazırlıyorum, geçen sefer büyük rulo yapmıştım, bu defa burgu yapıp bir tencerede pişirdim. Yanına salata ve çorba ile öğün olmaya müsait, çay yanında çok keyifli. Ispanak yerine pırasa ile olur veya birlikte olur hatta bu karışımlara havuç ekleyebilirsiniz veya başka güzel otlarımızdan olabilir, ben bazen balkabağı bile ekliyorum. Bu arada eğer ıspanak kullanırsanız kök kısımlarını atmayın sakın ben genelde çorbalara katmak için buzluğa kaldırıyorum, bazen ıspanak kökü yemeği yapıyorum ama bu defa sarmısak yoğurtlu nefis bir meze/salataya dönüştürdüm onu da instagramda paylaşacağım.

Yufkaları daha da lezzetlendirmek için elde açma tadı ve görüntüsü veren sirkeli unlu, nişastalı karışımı hazırlıyorum, böylece yufkalar asla kuru kuru tat vermiyorlar. Böreği pişirmek için fırın tepsisini kullanmıyorsam, tabanında da eşit pişirme sağlamak için döküm bir pilav tenceresini veya başka bir döküm fırın kabını tercih ediyorum ama bütün rulo yaparsam tek parça halinde tepside pişiriyorum, bu tarz börekler için cam pişirme kaplarını çok tercih etmiyorum çünkü orta alt kısımlarında pişme çok iyi olmuyor, gerçi fırından da farkedebiliyor bu durum. Neyse gelelim tarifimize...

Malzemeler:

- 3 adet yufka

Börek iç harcı için:

- 2 demet ıspanağın yaprakları
- 7-8 dal taze soğan
- 7-8 dal maydanoz
- 7-8 dal dereotu
- 7-8 dal taze nane
- 1 adet kuru soğan
- 2 adet kabak
- 150 gr ezine peyniri
- Tuz, karabiber ve az pul biber

Yufkaların Arasına:

- 1 yemek kaşığı un
- 1 yemek kaşığı mısır nişastası
- 2 yemek kaşığı sirke
- 2 yemek kaşığı tereyağ 
- 1/2 çay bardağı zeytinyağı

Üzerine:

- 1 yumurta
- Çörekotu veya susam veya haşhaş















Yapılışı:

Önce iç harcımızı hazırlıyoruz. Kabaklarımızı rendeleyip sularını iyice sıkıyoruz, ıspanak yapraklarını irice doğruyor veya elimizle koparıyoruz, taze soğanı, naneyi, maydanoz ve dereotunu da doğrayıp, ufakça doğardığımız kuru soğanla birlikte karıştırıyoruz, ben genelde bu işi elimle yapıyorum ve böylece kuru soğan ve ıspanaklar biraz yumuşayıp sönüyorlar. Sonra peyniri irice rendeleyip ekliyoruz, az tuz, karabiber ve az pul biber ile karıştırıp, harcımızı hazırlamış oluyoruz. 
Ufak bir kasede zeytinyağı ile nişasta ve unu iyice karıştıryoruz ve erittiğimiz ılımış olan tereyağını ve sirkeyi de ekleyip karıştırarak yufkalara süreceğimiz harcımızı da hazırlamış oluyoruz. Artık böreğimizi yapabiliriz.
Yufkalardan birini açıp hazırladığımız yağlı karışımı her tarafına sürüyoruz ve kenarlarından katlayarak büyük bir kare elde ediyoruz, kenarların ortada buluşmasına gerek yok. Köşelerdeki fala kısımlarla orta bölümü de iki kat haline getiriyoruz. Bu şekildeyken üzerine sebzeli harcımızdan bolca serpiştiriyoruz, harç bir yerde toplanmamalı her yerine gelmeli. Sonra yufkayı kenarlarını kapatmadan rulo yapıyoruz ve ruloyu uzunlamasına ortadan ikiye kesiyoruz. Ortaya çıkan parçaları burgu yaparak hafifçe yağladığımız pişirme kabımıza yerleştiriyoruz.  İç harç açıkta kaldığı için ekranda gördüğünüz gibi bir görüntü çıkıyor ortaya. İsterseniz burgu haline getirmeden o haliyle de fırın kabına alabilirsiniz o zaman da pileli börek gibi görünüyor. Tüm yufkayı aynı şekilde hazırladıktan sonra yağlı harcımızın olduğu kaba bir yumurtayı veya sadece sarısını ekleyip, böreğimizin üzerine sürüyoruz, sonra çörekotu, susam veya haşhaş tohumu serpiştiriyoruz. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında 50 dakika kadar pişiriyoruz. Ilık olarak dilimleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun...



Devamını Oku...

05 Mayıs, 2020

MİNESTRONE SOUP / İTALYAN USULÜ SEBZE ÇORBASI


Minestrone soup, yani İtalyan usulü sebze çorbası... Kış ve mevsim geçişleri için çok güzel bir çorba, çünkü elinizdeki sebzelerle yapabileceğiniz ve damak tadınıza göre çeşitlendirebileceğiniz bir tarif. Karantina günlerinde evde dolapta kalmış az miktardaki sebzeleri temizlemek için ne varsa onunla yaptığım haliyle paylaşıyorum sizlerle, sizlerde elinizdekiler ve sevdiklerinizle kendi versiyonunuzu yapabilirsiniz. Tek başına öğün olabilecek yoğunlukta  olan bu çorbanın adının, et veya sebze suyu içinde makarna, pirinç ve sebze ile hazırlanan çorba anlamını taşıyan minestra kelimesinden geldiği yazar pek çok kaynakta. Tarihi çok eskilere dayanan çorbanın İtalya'da çok sayıda çeşidi bulunduğunu, et ile hazırlananlarının da olduğunu ve güney ve kuzey İtalya'nın yapış şekillerinde farklılıklar olduğunu belirterek tarife geçiyorum.

Malzemeler:

-  1 adet patates
-  1 ufak kereviz veya sapı veya birlikte
-  1 adet soğan
-  2-3 diş sarmısak
- 1/2 adet kırmızı biber
- 1 adet yeşil biber
- 2 dal pırasa
- 1 adet kabak
- 2-3 dal taze soğan
- 5-6 çiçek brokoli
- 1 adet havuç
- 1 çay bardağı bezelye
- 1 adet domates
- 1-2 dal defne yaprağı
- 1-2 dal kekik
- 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
- Tuz, karabiber
- Parmesan peyniri
- 2-3 dal taze fesleğen
- 1 çay bardağı haşlanmış barbunya veya fasülye çeşitleri
- 1 çay bardağı sevdiğiniz bir makarna çeşidi

 

Yapılışı:

Zeytinyağımızı tencerimize alıyoruz ve önce kuru soğan, sarmısak sonra taze soğan ve pırasayı ekleyerek kavuruyoruz. Pırasalar biraz sönünce, kereviz, havuç ve biberleri ekliyoruz, daha sonra patatesimizi ekliyoruz. Biraz sotelenince domatesimizi ekliyoruz. Sonra kabak, brokoli ve bezelyemizi ekliyoruz. Daha sonra önceden haşladığımız barbunyayı ekliyoruz. Tuz, karabiber, defne yaprakları, taze kekik ekledikten sonra kaynamış su ekliyoruz. Kıvamı yoğun bir çorba olacak 2-3 su bardağı suyu kıvama bakarak ekleyebilirsiniz. Ben bu sefer koymadım ama klasik minestronelerde makarna veya kuskus da olur. Dilerseniz bu aşamada sevdiğiniz çok iri olmayan bir makarna çeşidini ilave debilirsiniz. Lezzetler bir araya gelecek kadar hep birlikte 10-15 dakika pişirip ocaktan alıyoruz. Çorbamızı üzerine parmesan parçaları, taze fesleğen yaprakları ve varsa fesleğen pestosu ile servis ediyoruz. Afiyet olsun... 



Devamını Oku...

05 Şubat, 2019

ZEYTİNYAĞLI KEREVİZ


Geçtiğimiz hafta sonu intagram hesabımda paylaştığım tarifi tamamen alıntı yaparak buraya da ekliyorum. Çünkü sömestr tatili nedeniyle yaptığımız küçük tatilimizin anısını hatırlatıyor.
Şömine önünde oturmuş ateş izlerken eşimin deyimiyle kerevizi sevmeyenin bile keyifle yiyeceği bir tarif var bugün. Ayvalı, portakallı ve zerdeçallı kereviz. Daha önce ayvalı ve narenciye sulu (portakal-limon) yaptığım tarifi zenginleştirip portakal kabuğu, zerdeçal ekleyerek pişirdim. Lezzet bence en üst seviyeye çıktı, kerevizi sevmiyorsanız da bir kez deneyin pişman olmazsınız. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler: 

- 2-3 adet orta boy kereviz, 
- 1 adet orta boy patates
- 1 adet büyük ayva
- 1 tane havuç
 - 1 adet kuru soğan 
- 2 diş sarmısak
 - 3-4 dal taze soğan 
- 1 portakalın ve 2 mandalinanın kabuk rendesi
- 2 portakalın ve 2 mandalinanın suyu
- 1 tepeleme çay kaşığı zerdeçal 
- 1 ufak çay bardağı zeytinyağı 
- Tuz
- Dereotu ve maydanoz yaprakları 

Yapılışı:

Önce kerevizimizi soyup, elma dilimi doğruyoruz ve kararmasını önlemek için limonlu suda bekletiyoruz. İrice doğradığımız kuru soğanı zeytinyağında soteleyip, ezdiğimiz sarmısakları ve ince kıydığımız taze soğanları da ekliyoruz. Eğer varsa döküm tencerede pişirmenizi tavsiye ederim. Ocağın altını kapatıp mandalina ve portakal kabuğu rendesini ilave ediyoruz. Patates ve ayvamızı da soyup elma dilimi doğruyoruz. Havucumuzu da soyup halka halka doğruyoruz. 
Kerevizleri limonlu sudan alıp süzüyoruz. Tenceremizin tabanında soğanlı karışım dururken, üzerine önce kerevizleri sonra havuçları, üstüne de ayva ve patatesi sırayla diziyoruz. Zerdeçalı ve tuzumuzu serpiştirip, portakal ve mandalina suyunu üzerine döküyoruz ve üzerini tencere ölçüsünde kestiğimiz yağlı kağıt ile kapatıp, tencerenin de kapağını kapatıp, ocağa alıyoruz. Malzemenin üzerini yağlı kağıt ile kapatmak portakal-mandalina suyu ve kendi buharıyla pişmesini sağlayarak lezzetinin artmasını sağlayacağı için bu aşamayı atlamamanızı öneririm. Ocakta kaynamaya başlayınca 20-25 dakika kadar süre sonra pişmiş olacak. Kerevizi bir çatal yardımıyla kontrol edip, ocaktan alabilirsiniz. Daha sonra iyice soğuyamam kadar hiç dokunmayın, yoksa kereviz, patates dilimleri dağılıyor. Soğuduktan sonra bir tabağa alıp, üzerine maydanoz ve dereotu yaprakları ile servis yapın. Zeytinyağlı olduğu için bir gün dinlenince daha da lezzetlenir. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

16 Nisan, 2015

SEBZE TERİN / VEGETABLE TERRINE


Sebze terin blogun doğum günü partisinin yeni lezzetlerinden biriydi, yiyenlerden tam not aldı. Izgara sebze, fesleğen pestoso, mozarella peyniri, zeytin ezmesi ve lezzetli bir sosun buluşmasından çıkan sonucu değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum. Tarife geçmeden önce terin hakkında biraz bilgi vereceğim.

Terin veya orjinal adıyla terrine, fransız mutfağına ait bir hazırlama yönteminin genel adı. Doğranarak hazırlanan sebze, et, balık gibi farklı malzemelerin bir araya getirilerek bir kalıpta soğuk veya oda sıcaklığında sunulmuş hali, Terin birlikte veya ayrı pişirilerek hazırlandıktan sonra, en az 12 saat buzdolabında dinlendirilerek servise çıkan yiyecekler. Benim yaptığım gibi sadece sebzeler ile hazırlanabileceği gibi, içine balık, et eklenerek de hazırlanabilir, mesela bir dahaki terin için, ton balıklı bir tarif var aklımda.  Terin ile ismi birlikte geçen pate ise daha çok belirtiğim malzemelerin ezilerek bir araya getirildiği ve/veya dış kısmının hamur ile kaplanmasıyla hazırlanan tarifler eğer dışında hamur var ise pateler sıcak olarak da servis ediliyor. Yani malzeme konusunda çok sınırı olmayan farklı alternatiflerle hazırlanabilecek, yaratıcılığınızı lezzete dönüştürebileceğiniz keyifli yiyecekler. Ansiklopedik bilgimizden sonra gelelim tarife:)

Malzemeler:

- 4 adet patlıcan
- 4 adet kabak
- 4 adet kırmızı biber
- 4 adet yeşil biber
- 2 adet turuncu/sarı biber
- 3 adet domates
- 2 top mozarella peyniri
- 1 yemek kaşığı ev yapımı fesleğen pestosu (tarife buradan ulaşabilirsiniz)
- 1 yemek kaşığı zeytin ezmesi-nar ekşisi karışımı
- 1/2 su bardağı zeytinyağı
Sosu için :
- 1 yemek kaşığı sirke
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 çay kaşığı toz şeker

Süslemek için:
- 2-3 dal biberiye
- 1 adet havuç
- 1-2 dal ince kıyılmış maydanoz

Terin için öncelikle sebzeleri hazırlıyoruz. Patlıcanları alacalı soyuyoruz, kabakları da soyup, ikisini de uzun şeritler çok kalın veya çok ince olmayacak şekilde dilimliyoruz. Biberlerimizi de şekillerinin izin verdiği ölçüde uzun şeritlerle dilimliyoruz. Sebzelerimizi fırça yardımı ile zeytinyağladıktan sonra önceden ısıtılmış  200 derece fırında pişiriyoruz. Sebzelerin pişme süreleri farklı olacaktır, bu nedenle gruplandırarak fırınlamanızı tavsiye ederim. Patlıcanlar, kabaklar ve biberler fırınlanırken, domateslerimizin kabuklarını soyup, halkalar halinde doğruyoruz ve onları da tavada hafifçe pişecek kadar tutuyoruz. Fazla kalırsa halka şeklini kaybedip dağılıyor domatesler. Bu arada mozarella peynirimizi de halka halka doğrayıp hazırlıyoruz.
Tüm malzemelerimiz hazır artık kalıpta bir araya getirebiliriz. Ben dikdörtgen bir kalıp seçtim, yuvarlak, kare kalıplar veya porsiyonluk olarak minik kalıplarda hazırlayabilirsiniz. Kalıbın tabanına streç film yerleştirdikten sonra, bir kat patlıcan, bir kat kabak, bir kat renkli biberlerden olacak şekilde sıralıyoruz. 2. katları yaptıktan sonra, domates dilimlerini yerleştiriyoruz (domatesler pişince çok küçükdükleri için ancak 1 kat olacaktır) sonra fesleğen pestosunu sürüyoruz ve mozarella peynirimizi diziyoruz. Peynirlerin üzerine de az miktarda nar ekşisi ile lezzetlendirdiğimiz zeytin ezmesini sürüyoruz ve ilk başta yaptığımız gibi sebzelerimizi sıralayarak kalıbımızı dolduruyoruz. Son olarak üzerine, sirke, şeker ve yağ karışımı döküp, üstünü de streç film ile kapattıktan sonra, buzdolabında dinlendiriyoruz. Ben ertesi gün servis ettim, 24 saat kadar kaldı, ama 12 saatten sonra da yenilecek kıvama gelecektir. Servis içinde çiçek şeklinde kestiğim havuçu, maydanoz yapraklarını ve biberiye dallarını kullandım. Süslemek için frenk soğanı dallar, dereotu, zeytin kullanılabilir. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

10 Mayıs, 2013

PIRASA KÖFTESİ


Pırasa köftesi son iki yılın mutfağımdaki gözdelerinden biri. İlk defa Münevver Abla'da yemiştim. Eve dönerken yanıma da bir kaç tane vermişti, böylece lezzetini iyice anlamış oldum. O günden beri de defalarca evde yapılır oldu. Yerken pırasa tadını pek hissetmediğiniz lezzetli bir köfte çeşidi, ayırca sebze ve et birlikteliğine iyi örneklerden biri bence.

Pırasa köftesi Seferad Mutfağı'ndan bir tarif, köfteler bu şekilde hazırlandığı gibi, salçalı, ekşili bir sosla yemek gibi de yapılabiliyormuş. Bunları tarifi aldığım Münevver Abla'nın sayfasındaki yorumlardan öğrendim. Bizde de pişince hızla tükeniyor o nedenle sosla deneme fırsatım olmadı, bir daha ki yapışımda bu şekilde de deneyeceğim. Gerçi pırasanın vakti geçiyor ama bizim buzluğa sırf bu tarif için haşlanmış pırasalar yerleşti bile. Çünkü kızım Yağmur'da severek tüketiyor. Malum çocuklara sebze, et yedirmek zor, bu vesile ile bloga yeni bir etiket ekliyorum. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak "Çocuk Yemekleri" bölümünü açıyorum. Bu bölümde Yağmur'a yaptığımız yemeklerin tariflerini ve onun sevdiği yiyeceklerin tariflerini yazacağım. Bu kadar sözün üzerine, son dönem davet sofralarımın da menüsünde yeralan pırsa köftesinin tarifi şöyle;

Malzemeler: (30-35 adet köfte için)

-1/2 kg pırasa
-300 gr kıyma
-1 demet maydanoz
-3 adet yumurta
-1 büyük haşlanmış patates
- Galeta unu
- Tuz ve karabiber
-Sıvıyağ (kızartmak için)

Yapılışı:
Pırasaları yeşil ve beyaz kısımlar dahil, küçük küçük doğrayıp kendi suyu ve tuz ile haşlıyoruz. Haşlama sırasında bıraktığı suyu iyice çektiriyoruz. Çektirme işlemi uzun gelirse, fazla suyu süzüp, çorba yapımında da kullanabiliriz. Pırsaları bu şekilde hazırladıktan sonra, haşlanmış patates ile birlikte, rondo veya blender yardımıyla püre haline getiriyoruz. Bir karıştırma kabının içinde, pırasa patates karışımı, 1 yumurta, kıyma, ince kıyılmış maydanoz, tuz, karabiber ve köfte kıvamına getirecek miktarda galeta ununu (1 ufak çay bardağı kadar) ekleyip yoğuruyoruz ve elimizle fotoğraftaki gibi şekillendiriyoruz. Hazırladığımız köftelerimizi önce çırpılmış yumurtaya, sonra galeta ununa bulayarak, ısıttığımız sıvıyağda kızartıyoruz. Köfteler ılık ve soğuk olarak yenebilir, afiyet olsun....
Devamını Oku...

13 Haziran, 2011

ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR

Zeytinyağlı Enginar

Enginarda yazın vazgeçilmezlerinden, çok lezzetli ve faydalı olan bu sebzenin aslında bir mevsimi olmadığını tesadüfen tv'den öğrendim. Ülkemizde farklı bölgelerde yetişen enginarların şubat ve ekim ayları arasında çıktığını, sadece 3 ay taze enginar olmadığını öğrenince şaşırdım. Karaciğere iyi geldiğini pekçoğumuz biliyoruz, bunun yanısıra, kalbe ve safra kesesine de iyi geliyormuş, ayrıca kanı temizleyen bu şifalı sebze yorguluğu da gideriyormuş.

Mevsiminde tazesini yapmanın yanısıra, buzluğumda da bulunduruyorum enginarı. Dolmasından çok bu tarifle pişiriyorum. Tarif Hatsum'dan, son 1-2 kez yapışıma kadar her seferinde nasıl yapıyorduk diye arıyordum ama bloga ekleyerek tarifi bu sıkıntıdan kurtardım Ablamı:) Tarif kolay, niye takıldığımı merak edenler olabilir ama bazen oluyor, her zaman ulaşabileceğiniz bir kaynak olunca kayıt yapmıyorsunuz. Tarife geçmeden önce son nokta olarak tarifte, bütün soğan yerine arpacık soğan kullanabileceğinizi belirteyim. Umuyorum yaz bitmeden 1-2 enginar tarifi daha ekleyeceğim. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler : (4 kişilik)

- 5 adet enginar
- 1 büyük boy kuru soğan
- 4-5 adet ufak boy taze patates
- 2 havuç
- 1 adet kırmızı biber
- 1/2 su bardağı bezelye
- 2 çorba kaşığı un
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı tozşeker
- 1 limonun suyu
- 9-10 dal dereotu
- Tuz

Yapılışı:

Öncelikle enginarlarımızı limonla ovup, 5-6 üçgen dilim olacak şekilde kesiyoruz ve derin bir kapta limon suyu ve un ilave edilmiş suyun içinde bekletiyoruz. Bu sırada kırmızı biberlerimizi küp veya halka şeklinde doğruyoruz, soğanımızın ve havuçlarımızın da kabuklarını soyup halka şeklinde doğruyoruz. Taze patateslerimizi yine halka şekilde doğrayıp, tencerimize soğan, havuç, biber enginar ve patates olarak 2-3 kat sıra olacak şekilde diziyoruz. Üzerine 1,5 su bardağı soğuk su, 1 çay bardağı zeytinyağı, şeker ve tuz ilave edip kapağı kapalı olarak 25-30 dakika pişiriyoruz. Yemeğimiz biraz ılınınca dereotunu kıyıp üzerine serpiştiriyoruz. Soğuk servis yapıyoruz. Afiyet olsun…

Zeytinyağlı Enginar
Devamını Oku...

02 Haziran, 2011

ETLİ BEZELYE YEMEĞİ

Etli Bezelye

Yaz gelemese de bu yıl, yazlık sebzeler ve meyveler, manav ve pazar tezgahlarındaki yerlerini aldılar. Bunlardan biri de bezelye. Baklagil ailesinin bu lezzetli üyesini kışın konserve ve dondurulmuş olarak tüketiyoruz. Yazın ise taze taze zeytinyağlı ve etli yemeğini salatasını yapabiliriz. Gerçi geçen yaz buzluğa koyup dondurmuş ve kışın tüketmiştik ama bu yıl henüz fırsatım olmadı, belki bitmeden yakalarım. Eğer imkanınız varsa size de tavsiye ederim konservesi yerine dondurulmuşunu, bir de kendiniz hazırlasız harika olur.

Bezelye protein, lif, A, B, ve C vitaminleri, folik asit, kalsiyum ve demir içeren bir sebze. Pek çok yemek ve salatanın içinde yerini alan, garnitür olarak tükettiğimiz, püresini, salatasını yaptığımız lezzetli bir seçenek. Ben de mutfağımda bu tarifle yemeğini yapıyorum. Bazen tamamen zeytinyağlı (et olmaksızın), bazen böyle etli, bazen et yerine tavukla. Yanına benim tercihim bulgur pilavı olsa da bazen eşimin isteği ile pirinç pilavı ve ayran ile harika bir öğün oluyor. Bezelyeyi garnitür olmaktan çıkarıp, hakkını veren kolay tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

- 250 gr kuşbaşı et
- 500gr bezelye
- 1 adet kuru soğan
- 3 diş sarımsak
- 2 adet havuç
- 1 orta boy patates
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı salça
- 2 adet domates
- Tuz, karabiber ve pulbiber
- 5-6 dal dereotu

Yapılışı:

Derin bir tencereye zeytinyağımızı ekleyerek etimizi suyunu önce salıp, sonra çekinceye kadar pişiriyoruz. Daha sonra doğranmış soğan ve sarmısaklarımızı ekleyip, biraz daha kavuruyoruz ve kabuklarını soyup, küp küp doğradığımız domatesleri ve salçamızı ilave ediyoruz. 2-3 dakika da bu şekilde pişirdikten sonra yine küp şeklinde doğradığımız patates ve havuçlarımızı ekliyoruz. Son olarak bezelyelerimizi (dondurulmuş veya taze) ilave edip, 3 bardak kaynamış su ile birlikte tuz, karabiber, kırmızıbiber ilavemizi yapıyoruz ve 30 dakika kadar kısık ateşte pişiriyoruz. Servis sırasında üzerine ince kıyılmış dereotumuzu serpiştiriyoruz. Afiyet olsun...

Etli Bezelye
Devamını Oku...

08 Mart, 2011

PORTAKALLI VE BULGURLU PIRASA

Bulgurlu Pırasa

Blogumun 4. yaşını kutlarken, blogların kapalı olması çok can sıkıcı. Benim sayfamda bir blogger sayfası ama kendi alan adımı almış olduğum için sayfama erişilebiliyor, bazı bölümler de sorun olsa da sayfa çalışır durumda. Ama bu durumu değiştirmiyor, arkadaşlarım yokken buraların tadı da yok. Bu yanlışlığın düzeltilmesi gerektiğini biliyorum ve bekliyorum. Bloga yazmak da aynı nedenle içimden gelmedi ama neden duralım bekleyelim dedim, yasakları kabul etmek olacaktı bloga yazmamak.

Havaların iç karartıcı hali de devam ediyor, ben bu yıl soğuklardan çok sıkıldım, zaten bir arkadaşımın duyduğu bir habere göre bu kışın havası daha çok kadınlarda olmak üzere depresyon eğilimlerinlerini arttırmış. Neyse ki az kaldı şurda en fazla bir hafta on gün içinde bol bol güneş görüp, eski enerjimize kavuşuruz. Bu iki keyifsiz durum üzerine daha keyifli bir konuya geçelim...

Sebze yemeklerini genelde bir şey eklenecekse pirinç ile yaparız, neden bilmiyorum ama aile evimde de ıspanak, pırasa gibi sebzeler genelde biraz pirinç ilavesi ile pişerdi. Sade de yapılırdı ama eklenen nedense pirinç olurdu. Son yıllarda ise suçlanan beyaz pirinç nedeniyle yerini daha çok bulgur aldı. Ben genelde bulguru pirince tercih ederim. İstanbul'da yaşamaya başlayana kadar pek yemezdim pirinç pilavını, dışarda yemek yemek zorunluğu başlayınca ve restoran tabaklarının rakipsiz eşlikcisi pirinç pilavı olunca alıştım, şimdilerde seviyorum da, içine birşeyler ekleyince daha da güzel oluyor ama yine de bulgur...

Böyle düşünerek yaptım bu yemeği. Son zamanlarda dikkat ettiğim bir diğer konu da yemekleri mümkün olduğunca ekstra su eklemeden, sebzelerin suyu ile pişirmek. Çok su içermeyen sebzelerde ise yakışacak ise portakal ve limon suyundan faydalanıyorum. Bu şekilde pişen yemeğin lezzetinin başka olduğunu söylemem şart ve sizlere de şiddetle tavsiye ediyorum. Sebzenizin suyu azsa, yakışıyorsa domatesin suyundan faydalanın veya uygun meyve sularından, lezzet farkını göreceksiniz. Pratik ve sağlıklı tarifimiz şöyle;

Malzemeler:
- 3-4 dal pırasa (500 gr)
- 1 adet havuç
- 1 adet kırmızı biber
- 1 adet portakal
- 2 yemek kaşığı zeytinyağ
- 1 adet limon
- 1/2 su bardağı bulgur (ince)
- Tuz

Yapılışı:

Pırasalarımızı yıkayıp, gerekiyorsa dış yapraklarını temizledikten sonra kalın halkalar şeklinde doğrayalım (ben genelde doğrama sonrasında tekrar yıkama yapıyorum aralarda kalan toprak vs olabilir diye), havucumuzun kabuklarını soyup, yine halka halka doğrayalım. Kırmızı biberimizi doğralım. Tencerimize zeytinyağımızı koyup, havuç ve biberimizi ekleyelim ve hafifçe kavuralım. Daha sonra pırasamızı ekleyelim ve kavrularak hafifçe yumuşamasını sağlayalım. Sonra bulgurumuzu ekleyip, üzerine sıkılmış portakal ve limon suyumuzu ilave edip, tuzumuzu ayarlayarak, kısık ateşte, bulgurumuz yumuşayana kadar 15-20 dakika kadar pişirelim. Servis yaparken taze nane yapraklarıyla süsleyebiliriz. Afiyet olsun....

Bulgurlu Pırasa
Devamını Oku...

18 Ocak, 2010

PEYNİR DOLGULU MANTAR

peynirli mantar

Yeni yıl soframızdan paylaşacağım ilk tarif, peynir dolgulu mantar. Bu tarifi ilk defa, Julie and Julia filmini izlediğimiz akşam yemeği için denemiştim. Pek çoğunuzun bildiği ve yaptığı bir tarif olabilir, benim için de yeni bir tarif değildi. Sadece farklı peynir çeşitleri ile deneyerek lezzet farklılığı yaratmaya çalıştım ve sonuç kesinlikle başarılı oldu. Bu tarif için tavsiyem öncelikle mantar seçimi konusunda olacak, mümkünse kültür mantarı dışında, içi doldurulmaya müsait bir mantar çeşidi seçin, münkün değilse kültür mantarı da olabilir. Ben peynir olarak 2 farklı çeşit seçtim, biri yerli, diğeri fransız, malum menümüzü fransız mutfağından oluşturmuştum. Ezine peyniri ve bree peyniri (büyük marketlerin peynir reyonlarında bulabilirsiniz). Her iki peynirle de lezzetli olmuştu ama eşimde ben de damak alışkanlığının etkisiyle olabilir ama ezine peyniri dolgulu olanı daha çok sevdik. (Kelebek tabağımızın sol kanadı bree peynirli, sağ kanadı ezine peynirli) Gelelim tarifimize;
Malzemeler:
- 20 adet mantar (kişi başı 3-4 adet hesapladım)
-100 gr bree peyniri
-150 gr ezine peyniri
-2-3 dal maydanoz (ince kıyılmış)
Yapılışı:
Yıkayıp, kuruttuğumuz mantarların içlerini dolduracak şekilde kestiğimiz bree peyniri veya ezine peyniri ile dolduruyoruz. Pişirme kağıdı serdiğimiz fırın tepsisine diziyoruz. Fırınımızı 160 derecede önceden ısıtıyoruz. Mantarlarımızı fırınlayıp 20-25 dakika pişiriyoruz. Fırından almadan üzerine kıyılmış maydanozları serpiştirip, 1-2 dakika daha tutuyoruz, sıcak olarak servis yapıyoruz. Afiyet olsun...
Not: Mantarların daha lezzetli olması için içlerine sarmısakla lezzetlendirilmiş zeytinyağını fırça ile sürebilirsiniz
Devamını Oku...

20 Mart, 2009

SEBZELİ KAPALI OMLET

Kahvaltı daveti soframızdan bir lezzet. Kapalı omleti çok severek yapıyor ve yiyorum:) Hele içinde erimiş peynirler ve sebzeler olunca son derece de doyurucu oluyor. Haftasonu gelirken, kahvaltı sofralarınızı şenlendirecek olan bu tarifi yazmak istedim. Daha öncede kapalı omlet yapmıştım kahvaltı davetlerinde ama tarif yazmaya gerek duymamışım. (Geçen yıl ratatuy filminden sonra, oradaki aşçı fare Remi'nin nefis omletinden etkilenerek-o zaman sade omleti kapalı yapmıştım) Ama bu omlet yiyen herkesten tam puan alınca sayfama eklenmiş oldu. Ben evdeki ve sevdiğimiz sebzelerle hazırladım. Yumurtaya sevdiğimiz için dereotu ve maydanoz ekledim. Aynı şekilde ıspanak ve roka da kullanılabilir. İçine konulacaklar ise sınırsız bence; mantar, havuç, kabak, zeytin, domates, her çeşit peynir...Omletimizin tarifi şöyle;

Malzemeler: (5 kişilik)

- 1 çay kaşığı tereyağ
- 5 yumurta
- 1/2 çay bardağı süt
- 1 çay kaşığı tuz
- 1/2 çay kaşığı karabiber
- 7-8 dal dereotu
- 7-8 dal maydonoz
- 1 adet yeşil biber
- 1 adet kırmızı biber
- Yarım sarı ve turuncu amerikan biberi
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
- 1-2 dal biberiye

Yapılışı:

Omletimizi hazırlamak için öncelikle içine koyacağımız biberlerimizi pişiriyoruz. Bunun için jülyen doğradığımız yeşil, kırmızı, sarı ve turuncu biberlerimizi, 1 kaşık zeytinyağımızda, hafifçe pişiriyoruz. Biberlerimiz yumuşayınca ocaktan alabiliriz. Biberlerimiz ılınırken, maydonoz ve dereotlarımızı ince ince kıyıyoruz. Yumurtalarımızı, sütümüzü, tuz ve karabiberimizi iyice çırptıktan sonra, maydanoz ve dereotumuzu ekleyip, tekrar karıştırıyoruz. 1 çay kaşığı tereyağımızı erittiğimiz büyükçe bir tavaya, omlet karışımımızı döküyoruz ve her iki tarafını çevirerek yumuşak kalacak şekilde pişiriyoruz. Son olarak, biberlerimizi ve kaşar peyniri rendemizi omletin yarısına koyup, diğer yarısını üzerine kapatıyoruz ve ocaktan alıyoruz. Omletin ve tavanın sıcaklığı ile kaşarlarımız eriyecek. Sıcakken dilimleyerek biberiye ile süsleyip servis yapıyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

28 Ocak, 2009

HAVUÇLU LAHANA SALATASI


Çay daveti soframızda yer alan lezzetlerden bir diğeri de havuçlu lahana salatası. Lahana çoğumuzun bildiği gibi sağlıklı sebzeler arasında üst sıralarda yeralıyor. Kırmızısı, beyazı, karası ve brükseli bulunuyor. Ayrıca brokoli ve karhabahar da lahana ile aynı aileden. Bu faydalı sebzenin farklı yazılardan derlediğim faydaları aşağıda. Ayrıca beslenme uzmanları lahanagillerin günde 3-5 kez tüketilmesinin kanser oluşumu riskini azalttığını belirtmişler.

- Lahana iyi bir C vitamini kaynağı olmasının yanı sıra, içeriğindeki indol, bioflavanid, monoterpenler ve diğer maddelerle tümörlerin büyümesini engeller ve hücreleri serbest radikallere karşı korur.
- Özellikle akciğer, mide ve kolon kanserine karşı koruyucudur.
- Yapılan birçok farklı çalışmaya göre bu gruptaki sebzelerden özellikle lahananın düzenli tüketimi, kadınlarda meme kanseri riskini önemli ölçüde azaltır.
- Lahana, vücuttaki östrojenin de etkisini artırır.
-Vücut direncini arttırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Mikrop öldürücüdür.
- Kansızlık çekenlere ve astımlılara faydalıdır. Öksürüğü keser, balgamı azaltır.
- İştah açıcıdır. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir.
- Romatizma ve siyatik şikâyetlerini azaltır
- Çiğ lahana ve lahana suyu başta mide ve bağırsak ülseri olmak üzere ülsere karşı koruyucu ve iyileştirmeye yardımcıdır.
- Kandaki şeker oranını azaltır. Ses kısıklığını giderir.
- Sarılık ve safra kesesi hastalıklarında faydalıdır.

Lahananın faydaları oldukça fazla, bir çoğumuzun bildiği gibi pek çok zayıflama dietinin de menüsünde de yeralıyor. Bu salata da lahanaya yine oldukça faydalı bir sebze olan havuç eşlik edince, sağlıklı bir yiyecek hazırlamış oluyoruz. Ben ufak bir lahananın dış yapraklarını kullandım, göbek tarafını ise ince ince kıyıp, çorba yapmak üzere buzluğa kaldırdım. Salatamız kolay tarifi şöyle;

Malzemeler:

- 7-8 adet lahana yaprağı
- 1 adet büyük veya 2 adet küçük havuç
- 2 su bardağı süzme yoğurt
- 3 diş sarmısak
- 2 yemek kaşığı şeker
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı mayonez
- 1 yemek kaşığı kuru üzüm
- Süslemek için dereotu

Yapılışı:

Lahanalarımızı yıkadıktan sonra ince ince doğruyoruz. Derin bir kaba, lahanalarımızı, şekerimizi ve tuzumuzu koyup, elimizle ovarak beklemeye bırakıyoruz. Bir gece veya 7-8 saat beklettiğimiz lahanamız yumuşamış olacaktır. Yine elimizle ovup, erimiş şeker ve tuz ile oluşmuş olan suyunu sıkarak iyice süzüyoruz ve salatamızı hazırlayacağımız kaseye alıyoruz. Rendelediğimiz havucumuzu ve süzme yoğurt ile hazırladığımız sarmısaklı yoğurdumuzu, isteğe bağlı mayonezimizi de ilave edip, iyice karıştırarak salatamızı hazırlıyoruz. Servis yapacağımız tabağımıza alıp, kuru üzüm taneleri ve dereotu ile süslüyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

18 Ağustos, 2008

KÖZLENMİŞ PATLICAN SALATASI VE ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI


Yaz daveti soframızdan diğer tariflerimiz, közlenmiş patlıcan salatası ve zeytinyağlı biber dolması Patlıcan salatası benim bu sofradan en sevdiğim tatlardan biri oldu, ekşi tadı öyle hoşuma gitti ki kalan salatayı, zeytinli ekmeğimizle birlikte afiyetle yedim. Biber dolması da masamızın diğer hafif lezzetiydi. Pratik tariflerimiz şöyle;

PATLICAN SALATASI

Malzemeler:

-3 adet patlıcan
-1 adet kırmızı biber
-1 büyük domates
-1 adet yeşil biber
-2-3 diş sarmısak
-1,5 limonun suyu
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
-Tuz
-1-2 dal frenk maydanozu

Yapılışı:

Patlıcanlarımızı ve kırmızı biberimizi közleyip kabuklarını soyup, doğruyoruz. Burada dikkat etmemiz gereken nokta patlıcanların kararmasını önlemek için kabuklarını zaman geçirmeden sıcak sıcak soymak ve hemen üzerilerine limon suyu sıkmak. Yeşil biberimizi çok ince şekilde doğradıktan sonra, domatesimizin de kabuklarını soyup, çekirdeklerini çıkartıyoruz ve doğruyoruz. Doğradığımız sebzelerimize ezilmiş sarmısağımızı da ekleyip, limon suyu, zeytinyağı ilavemizi yapıp, tuzunu ayarlayarak iyice karıştırıyoruz. Servis yaparken frenk maydanozu ile süslüyoruz. Afiyet olsun...


ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI

Zeytinyağlı biber dolması için buradaki tarifte yeralan dolma içini hazırladım, ek olarak sadece dereotu ilave ettim. Hazırladığım içi biberlerin içine doldurup, üstlerini domates dilimleri ile kapattım ve su ilavesi ile 30-35 dakika pişirdim. Limon dilimleri ile servis yaptım. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

17 Mart, 2008

PAZI SARMASI

Uzun bir ara oldu, hem hiç istemeden, işyerindeki yoğunluk, son günlerde üst üste ters giden işler birleşince mutfaktan ve blogdan uzak kaldım. Bazı tatsızlıklar devam etsede, isteksizliğimi üzerimden atarak, 2 haftadır kenarda bekleyen pazı sarması tarifini yazayım dedim.
Tarife geçmeden önce Blogumun yeni yaşını kutlayan, sayfama ziyaret ve yorumlarla bana destek ve cesaret veren herkese teşekkür ederim.
Pazı sarması annemin bize yaptığı yemeklerden biri, sırada yine annemden bir tarif var, arayı bu kadar uzatmadan onu da sizlerle paylaşmayı umuyorum. Tarife geçmeden önce pazı hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum.
Kış ya da yaz mevsimlerinde yaprakları sebze olarak yenilen Pazı bitkisi, ıspanakgillerdendir. Anayurdu Akdeniz havzası, Anadolu, Kafkasya ve Ortadoğu olan bitkinin yabani örneklerine ülkemizdeki kırlarda rastlanmaktadır. Pazı çeşitlerine göre koyu veya açık yeşil renklidir. Yaprak sapları da çeşitlere göre yeşil ya da bazen kırmızı renkli olur. Yaprak kenarları düz ya da dalgalı, yaprak ayaları kıvırcık veya düz yapılıdır. Pazı, A vitamini kaynağı betakaroten, C vitamini ve folik asit yönünden zengin bir bitkidir. Özellikle yaprak sapları kırmızı renkli olan pazılarda A vitamini oranı yüksek olur. Pazının diğer besin değerleri ıspanağınkine çok yakındır. Pazı yaprakları, içerdiği demir ve folik asitle kansızlığı önler.
Faydalı bilgilerden sonra gelelim tarifimize;
Malzemeler:(4 kişilik)

-2 demet pazı
-1 su bardağı pirinç
-250 gr kıyma
-1 yemek kaşığı salça
-1/2 çay bardağı sıvıyağ
-1 orta boy soğan
-7-8 dal maydanoz
-Tuz, karabiber, kırmızıbiber

Yapılışı:

Pazı yapraklarını yıkayıp, büyükçe bir tencerede kaynayan suda haşlıyoruz (bu işlem kısa olmalı yaprakların dağılmaması için), 1-2 dakika kaynayan suda beklettiğimiz pazıları tencereden alıp, soğuk sudan geçiriyoruz. Pazı yapraklarını hazırlayınca içimizi hazırlamaya geçiyoruz. Yıkayıp, süzdüğümüz pirince, kıymamızı, salçamızı, ince kıyılmış soğan ve maydanozumuzu, sıvıyağımızı, tuz ve baharatlarımızı ekleyip iyice karıştırıyoruz. Pazı yapraklarını sarılacak büyüklükte parçalara kesiyoruz ve her parçaya içten koyup, parmak şeklinde sarıyoruz. Sardığımız lpazıları, pişireceğimiz tencereye sıkı sıkı dizerek yerleştiriyoruz ve 1,5 su bardağı suya 1 tatlı kaşığı salça ekleyip, üzerine dökerek orta ateşte 30 dakika kadar pişiriyoruz. Yanında yoğurtla servis yapıyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

11 Kasım, 2007

AŞÇI YAMAĞI'NIN ELİNDEN RATATOUILLE


Tatile çıktığımız haftaonu, Bozcaada'da Mitos'da güneşlenirken, Hürriyet'in Pazar ekinde her zaman yaptığım gibi Arman Kırım'ın yazısını okuyordum. Yazı Ratatouille isimli film hakkındaydı. Filmden daha önce Yaman Ayşe bahsetmişti. Arman Kırım'ın yazısını da okuyunca İstanbul'a dönüş ilk iş filme gideceğim diye karar verdim ve öyle de yaptım. Filmi izlerken aşçı yamağı filme ismini veren yemeğin nasıl yapıldığını sordu, ben de ona tatilde okuduğumuz yazıyı hatırlatınca, en kısa zamanda yapalım dedi, ama o kısa zaman bir türlü geçmedi:) Durum böyle olunca ben de aşçı yamağının elinden yemek yiyeyim dedim ve onu mutfağa kapattım:) Malzeme listesini verdim ve pişirme sürecinde yardımcı oldum ve mis kokulu yemeğimizi birlikte hazırladık. Evi saran koku tarifsizdi, lezzeti de bir o kadar güzeldi, sağlıklı, lezzetli bir yemek daha menümüze girmiş oldu.
Ratatouille, güney Fransa'nın Akdeniz kıyılarında bulunan Provence mutfağına ait bir yemek. Tek başına tüketilebileceği gibi ızgaraların yanına da çok yakışacağını düşünüyorum. Arman Kırım'ın tarifiyle ratatouille aşağıda;

Malzemeler:

-2 çorba kaşığı zeytinyağı
-2 diş dövülmüş sarımsak
-1 büyük soğan, dörde bölünüp ince kıyılmış
-1 küçük patlıcan, küp şeklinde doğranmış
-2 dolmalık biber, irice doğranmış
-3-4 tane küçük kabak, temizlenip ince halkalar şeklinde doğranmış
-4 büyük domates, soyulup irice doğranmış
-1 tatlı kaşığı kuru fesleğen
-1 çay kaşığı kuru kekik
-2 tatlı kaşığı kıyılmış taze maydanoz

Yapılışı:

Büyükçe bir tencerede orta ateş üzerinde zeytinyağını ısıtıp, sarmısak ve soğanı ekleyip yumuşayana dek 6-7 dakika kavuruyoruz. Patlıcanları ekleyip her taraflarına zeytinyağı değecek şekilde karıştırarak biraz kavuruyoruz. Biberleri de ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz. Bir defne yaprağı koyup kapağı kapalı olarak kısık ateşte 10 dakika pişiriyoruz. Domates, kabak, kekik ve fesleğeni ekleyip, iyice karıştırıyoruz ve kısık ateşte patlıcanlar pişene dek (yaklaşık 15 dakika) pişiriyoruz. Ocaktan alınca veya servis yaparken doğranmış maydanozları ekliyoruz. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

30 Ekim, 2007

ETLİ LAHANA SARMASI

Cumhuriyetimiz 84. yıldönümü hepinizle beraber kutluyorum....
Bu tarifte bayramdan kalma ve yine anneme ait. Aşçı yamağı ile birlikte çok beğenerek yedik, çünkü annem hazılayıp, yanımıza koydu, ben de eve gelince pişirdim ve tadı damağımızda kaldı. Sanırım zevkle isteyerek yapılan yemekler çok daha lezzetli oluyor, hani bazı insanların elleri lezzetli bulunur, bence o kişiler severek yemek yapıyorlar ve yemekleri seviliyor... Gelelim tarifimize;

Malzemeler:(4 kişilik)

-9-10 yaprak lahana
-1 su bardağı pirinç
-250 gr kıyma
-1 yemek kaşığı salça
-1/2 çay bardağı sıvıyağ
-1 orta boy soğan
-7-8 dal maydanoz
-Tuz, karabiber, kırmızıbiber

Yapılışı:

Lahana yapraklarımızı yıkayıp, büyükçe bir tencerede kaynayan suda haşlıyoruz(tenceremizin aldığı adette) , sarabileceğimiz kadar yumuşayınca tencereden alıp soğumaya bırakıyoruz. Lahanalar soğurken içimizi hazırlıyoruz. Yıkayıp, süzdüğümüz pirince, kıymamızı, salçamızı, ince kıyılmış soğan ve maydanozumuzu, sıvıyağımızı, tuz ve baharatlarımızı ekleyip iyice karıştırıyoruz. Soğuyan lahana yapraklarını şekillerinin elverdiğince, sarılacak büyüklükte parçalara kesiyoruz ve her parçaya içten koyup, annemin yaptığı gibi uzun veya muska şeklinde sarıyoruz. Sardığımız lahanaları, pişireceğimiz tencereye sıkı sıkı dizerek yerleştiriyoruz ve 1,5 su bardağı suya 1 tatlı kaşığı salça ekleyip, üzerine dökerek orta ateşte 30 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

25 Ekim, 2007

KARNIYARIK

Siteyi güncellemem biraz uzun sürdü, sebebi malum, ülkemizin geçirdiği kötü günler...

Bu satırları okurken birçoğunuza yemek tarifi yazmak veya okumak anlamsız gelebilir, inanın ben de böyle düşündüm ama hayat devam ediyor, bütün üzüntülere rağmen...
Bu tarif anneciğim elinden. bayramda gittiğimizde bizler için yapmıştı, daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi ben patlıcanı çok seviyorum, eskiden yemememe rağmen karnıyarık da favori yemeklerimden biri. Bu nedenle, pek çoğunuz için yenilik olmayacak ama ben sitemde yeralmasını istedim. Tarif şöyle;

Malzemeler:

-1 kilo patlıcan
-1/2 litre sıvıyağ
-250 gr kıyma
-2 orta boy soğan
-2 adet domates
-3-4 diş sarmısak
-2 adet yeşil biber
-Yarım demet maydanoz
-1+1 tatlı kaşığı salça (eğer domates yetersizse)
-Tuz, karabiber, kırmızıbiber

Yapılışı:

Öncelikle patlıcanlarımızı alacalı soyup, yıkayıp, iyice kuruladıktan sonra,patlıcanların ortalarıncan ince bir çizgi şeklinde kesiyoruz ve ısınmış sıvıyağda hafifçe kızartıyoruz, sonra fazla yağının emilmesi için kağıt mutfak havlusunun üzerinde bekletiyoruz.
İçini hazırlamak için, önce kıymayı derince bir tavada kavuruyoruz, sonra ince kıyılmış soğanını, sarmısağı ekliyoruz. Sırasıyla ufak doğradığımız biberi ve kabuklarını soyup doğradığımız domateslerimizi ilave edip pişiriyoruz. İçimizin rengi açık olursaki kış domatesleri çin sözkonusu olabilir, çok az salça ekliyoruz. Son olarak baharat ve tuz ayarını yapıp, ince kıyılmış maydanozumuzu ilave edip ocaktan alıyoruz. Burada farkedeceğiniz gibi içi pişirirken yağ kullanmadık, çünkü patlıcanlar kızardığı için yemeğimizde yeterince yağ var ve kıymanın, soğanın, domatesin suyu yeterli geliyor iç harcın pişmesi için.
Patlıcanlar ve içimiz ılınınca patlıcanları kestiğimiz yerlerden hafifçe açıp, içlerine harcımızı koyuyoruz, istersek her bir patlıcanın üzerine kızartılmış yeşilbiber de koyabiliriz annemin yaptığı gibi. En son karnıyarıklarımızı fırında veya ocakta pişirebiliriz, annem fırında üzerlerine hazırladığı 1 tatlı kaşığı salçalı suyu gezdirip, yarım saat kadar pişirdi. Ocakta da aynı şekilde suyunu ilave edip, patlıcanlar yumuşayana kadar pişirebiliriz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

16 Ekim, 2007

KAHVALTI DAVETİ VE PATATES GRATEN

Bayramdan önceki Cumaresi günü arkadaşım Alev'in doğumgünü nedeniyle gerçekleştidiği kahvaltı davetine gittim. Tabi giderken de Alev'den kahvaltı masasını görüntüleyip, sitede paylaşmak konusunda onay aldım. Alev bize çok güzel bir masa hazırlamış ve çok lezzetli yiyecekler yapmıştı. Keyifli bir sohbet eşliğinde, tanışmayan insanlar olarak, bu lezzetleri tadıp, Alev'in doğumgününü kutladık. Nice yıllara Alev...

Alev bizim için;

-Patates graten
-Menemen
-Soslu sosis
-Paçanga ve sigara böreği
-Çikolatalı muffin

yapmıştı. Hepsinin fotoğrafları aşağıdaki kolajda. Ben de giderken Alev'e meyve kurabiyelerden oluşan bir sepet götürdüm. Meyve kurabiyelerin tarifini yakında paylaşacağım, ama önce tadı damağımızda kalan, 2'şer defa servis aldığımız patates gratenin tarifini veriyorum. Tarif Alev'e ait ve kahvaltının yanısıra, et ve balık yemeklerininin yanına da yapabiliriz. Masamızdaki diğer lezzetlerden çikolatalı muffini, vişneli-çikolatalı muffin tarifininden, vişneyi çıkararak yapabilirsiniz. Graten tarifimiz ise şöyle;


Malzemeler: (4 kişilik)

-8 adet orta boy patates
-1 su bardağı süt
-1/2 su bardağı süt kreması
-1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
-1 sarmısak
-1 tatlı kaşığı tereyağı
-Tuz ve taze öğütülmüş karabiber

Yapılışı:

Öncelikle patateslerimizin kabuklarını soyup, mümkün olduğunca ince (neredeyse zar gibi) halka halka doğruyoruz. Sonra bir kaseye doğranmış patatesleri, sütü, kremayı, kaşar peynirin yarısını, baharatları koyup, karıştırıyoruz. Uygun ebatta bir fırın kabının içini, ikiye bölünmüş sarmısağın kesik yüzeyleriyle ovalıyoruz. Sonra tereyağıyla bütün kabı yağlayıp, patatesli malzemeyi içine koyuyoruz. Kalan kaşarı üzerine serpiştiriyoruz. Önceden 180 derece ısıtılmış fırında 1 saat pişiriyoruz. Burada iki önerim olacak, ki birini Alev uygulamıştı. Sarmısakla kabı ovduktan sonra kalan sarmısağı da patates karışımının içine doğramak. Diğeri ise kaşar peyniri rendesini pişme süresinin sonuna doğru ( son 10 dakika içinde) üzerine serpiştirmek. Böylece peynirler fazla pişmemiş olacaklar. Ben peynirlerin pişmiş halinin de çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

23 Temmuz, 2007

ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA

Bir barbunya tarifi de benden... Barbunyayı evde seviyoruz yazın tazesini, kışın ise dondurucuya koyduklarımı kullanarak çok sık olmasa da pişiriyorum. Aşçı yamağı da her öğünde tüketilebilecek bir zeytinyağlı olması nedeniyle, hem yemek, hem meze kılığına girebilmesi marifetleriyle gayet memnuniyle karşılıyor barbunyayı, gerçi yanında pilav ve türevleri varsa daha bir mutlu oluyor. Ben ise meze halini daha çok seviyorum, yanında beyaz peynirle tüketmenin de gayet güzel olduğunu söylemeliyim.
Sanırım blog takipçilerinin çoğunun bir barbunya tarifi vardır, benimki de çoğununkine benzer eminim, ama ben yine de tarifimi paylaşmak istiyorum, çünkü blogu takip eden arkadaşlarımdan biri "ne güzel benim de yapabileceğim kolaylıkta tarifler veriyorsun" demişti, ben de bu sözden etkilendim, kolay ve klasik de olsa yaptığım şeylerin tariflerini mümkün olduğunca paylaşmaya çalışıyorum. Diğer tariflerden farklı olarak ben barbunyayı pişirirken hem sarmısak, hem de soğan kullanıyorum. Fazla uzattım sanki:), tarif şöyle;
Malzemeler:
-Yarım kilo taze barbunya(ayıklanmış halde)
-2 orta boy soğan
-5-6 diş sarmısak
-3 adet yeşil biber
-4 orta boy yaz domatesi
-2 adet patates
-2 adet havuç
-Tuz, baharat
-2 adet kesme şeker
-4 yemek kaşığı zeytinyağ
-7-8 dal maydonoz
Yapılışı:
Her zaman olduğu gibi, öncelikle küçük şekilde doğradığımız soğan ve sarmısakları 2 yemek kaşığı sıvıyağda hafifçe kavuruyoruz ve sırasıyla yeşil biberleri, küp küp doğradığımız havuç ve patatesleri ekliyoruz. Sonra kabuklarını soyup, doğradığımız domatesleri ekliyoruz ve sos kıvamı alana kadar pişiriyoruz. Bu aşamada barbunyaları ekliyoruz ve 3-4 dakika daha pişiriyoruz. Sonra 3 bardak suyumuzu ilave edip, tuz, karabiber, kırmızıbiber ve kesme şekerlerimizi koyuyoruz ve barbunyalar yumuşayana kadar kısık ateşte pişiriyoruz. (Eğer gerekirse pişme sırasında su ilavesi yapabiliriz) Biraz ılıdıktan sonra kalan 2 yemek kaşığı zeytinyağını ekliyoruz. Servis sırasında doğranmış maydanoz ile süslüyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

11 Temmuz, 2007

ZEYTİNYAĞLI PATLICAN

Bol bol tatlı şeyleri sıraladıktan sonra sebze yemeği yazmalıyım diye düşündüm. Yaz aylarında olmak bu bakımdan şans, aslında düşününce kış sebzeleri de az değil. Ama taze fasülye, patlıcan, kabak, börülce, bakla, bezelye, semizotu varlıklarıyla seçeneklerimizi arttırıyorlar. Gerçi artık herşeyi hem yaz aylarında, hem de kış aylarında bulur olduk, derin dondurucular, konserveler ve sera üretimi sayesinde ama hiçbiri en taze halini tutamaz sanırım. Patlıcan senelerce yemediğim bir şeydi, şimdi ise vazgeçilmezlerimden biri, hele bu şekilde yapınca çok seviyorum, hem yemek, hem de meze olarak tüketiyoruz, hatta kahvaltı masamızda zeytinyağlı kontenjanından yerini alıyor. Tarif basit, bol yaz domatesi ve yeşil biber ile pişen zeytinyağlı patlıcan, yanına beyaz peynir, bir dilim de kızarmış ekmek...

Malzemeler:

-3-4 adet orta boy patlıcan
-5-6 diş sarmısak
-3-4 adet orta boy sulu yaz domatesi
-5-6 çarliston biber
-1 adet acı yeşil biber(isteğe bağlı)
-3 yemek kaşığı zeytinyağ
-Tuz

Yapılışı:

Patlıcalarımızı soyup, irice küpler halinde doğradıktan sonra, yarım saat kadar tuzlu suda bekletiyoruz. Sarmısaklarımızı doğrayıp, sıvıyağda çok az pişirip, irice doğradığımız biberleri ekliyoruz ve kızarmış biber kokusu mutfağımızı sarana kadar bekliyoruz. Bu aşamayı geçince kabuklarını soyup, doğradığımız domatesleri ekleyip, kıvamlı bir sos oluncaya kadar pişiriyoruz ve tuzlu suda bekletip, tekrar yıkadığımız patlıcanları ilave edip, 1 küçük çay bardağı su ekleyip, tuzunu ayarlıyoruz ve patlıcanlar yumuşayana kadar pişiriyoruz. Soğuk ve sıcak olarak tüketebiliriz, ayrıca domates soslu patlıcan kızartmasına alternatif olabileceğini söyleyebilirim. Afiyet olsun...

Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...