Dünya Mutfakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya Mutfakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs, 2020

YANIK CHEESECAKE - SAN SEBASTIAN CHEESECAKE

Yanık cheesecake yani daha bilinen adıyla San Sebastian Cheesecake instagramdan en çok sorulan ve  tarif istenen, siz yapmadınız mı, sizin tarifinizi merak ediyoruz mesajları aldığın 2 tariften biri diyebilirim. Diğer tarifte nedendir bilmem ama profiterol, onu da paylaşacağım merak etmeyin. San Sebastian İspanya'nın Bask Bölgesi'ndeki turistik bir yer, Michelin yıldızlı restoranları ile gastronomi dünyasında önemli bir yere sahip, tursitik cazibesi yüksek bir şehir. Burada La Vina isimli bir cafe/restoran var ve bu cafe'nin yaptığı yanık cheesecake zaman içinde dünya çapında bir lezzet oluyor ve asıl niteliği yanık cheesecake iken bölgenin adıyla anılmaya başlıyor. 

Ben de bir cheesecake meraklısıyım bildiğiniz gibi ve bu cheesecake'i ilk duyduğumda hemen araştırmaya başladım neydi bu kadar lezzetli olmasının sebebi diye. Ekim 2017 daha tüm hesaplar kendi  yanık cheesecake'leri paylaşmamışken tariflerini, İspanyolca dahil pek çok tarifi anlamaya çalışarak kendimce bir çıkarımda bulundum. İlk 2 denemem maalesef istediğim gibi sonuç vermedi, iç doku ve lezzet beklediğim gibi değildi. Araştırmam sırasında karşıma La Vina'nın şefinin bir televizyon programında verdiği tarifte vardı ama bu şekilde de beklediğimi bulamadım. Böyle anlatınca zor bir tarif olduğu düşünülebilir ama doğru birleşimle çok kolay bir tarif olduğunu söylemeliyim, ben doğru oran ve lezzetin peşinde deneye yanıla kendimce ideal oranı yakaladım. Bir çoğunuzun başka tariflere rastladığını ve hatta denediğini tahmin ediyorum ve genelde bu tariflerde krem peynir peynir oranının yarısı kadar veya daha az miktarda krema kullanılıyor. Ben bu şekilde sonucu beğenmeyince, krema oranını arttırarak istediğim kıvamı yakaladım, çünkü yıllardır cheesecake yapan biri olarak kıvamla nasıl oynayabileceğimi biliyordum ve bu şekilde iyi bir sonuca ulaştım.  Ama chesecake o kadar çok popüler olduki, içimden tarif yazmak gelmedi. Mesajlar çoğalınca ben de haftalık kaçamağımızı bu tarife ayırıp fotoğrafladım.

Yanık cheesecake'in en önemli özelliği klasik cheesecakeler gibi bisküvi tabanına sahip olmaması ve iç dokusunun kremamsı olması, yani iç doku sıcakken eksilince akacak kıvamda olması ama buna rağmen üzerinin yanık olması ve lezzetinin karamelimsi olması. Tüm bu özellikleri sağlamak için ilk adım kıvam denemesi oldu benim için. Kremamsı, akışkan dokuyu ayarlamak için krema miktarı ile oynadım ama bu tarif için başka bir lezzet malzemesi olmalı fikrindeyken, çok miktarla şekerle sağlanan karamelimsi tadı, şekeri azaltıp süt reçeli veya yoğunlaştırılmış süt kullanarak sağlamayı denedim ve beklenen lezzeti yakaladım. Ne de olsa süt reçeli de latin kökenli bir tarif ve bu cheesecake tarifinin de içinde olması uygun. Cheesecake'in adını aldığı yanıklık ise yüksek derecede pişirme ile sağlanıyor tahmin edebileceğiniz gibi ancak, bu yüksek ısıyla pişirmeyi kısa süreli yapmak şart, yoksa içteki akışkan doku kaybolabiliyor. Ben pişirme aşamasında da denemeler yaptım, uzun pişirme kesinlikle kötü bir sonuç verdi, önce düşük sonra yüksek de denedim ama böyle de memnun kalmadım, en son kısa süreli ve yüksek ısılı pişirme ile tam kıvamında oldu. Tarifi istediğim hale getirmek için beni yönlendiren detayları anlattıktan sonra tarifi paylaşabilirim. Fotoğraflarda gördüğünüz cheesecake 1 gün buzdolabında dinlenmiş, ama görebileceğiniz gibi orta kısım kremması ve çok yumuşak, eğer pişirdiğiniz gün oda sıcaklığına gelince servis yaparsanız çok daha akışkan olduğunu görebilirsiniz, ben her iki şekilde de servis yaptım, tadı her şekilde güzel, ama dinlenince de ayrı lezzetli oluyor. Gelelim tarifimize;


Malzemeler: ( 20 cm'lik kelepçeli kalıp için)

- 700 gr krem peynir
- 500 gr krema
- 1 su bardağı toz şeker
- 2 yemek kaşığı yoğunlaştırılmış süt veya 1 yemek kaşığı süt reçeli (tarif linklerini ekliyorum)
- 1 yemek kaşığı un
- 4 yumurta
- 1 tatlı kaşığı vanilya özütü

Yapılışı:

Başlamadan önce tüm malzemelerimizi oda sıcaklığında hazır tutuyoruz. Fırınımız da 220 derecede ısınmış olmalı. Krem peynir, un, vanilya özütü ve toz şekeri iyice çırpıyoruz, karışım tamamen homojen olmalı. Daha sonra krema ve süt reçeli veya yoğunlaştırılmış sütü ekleyip karıştırıyoruz. Son olarak da yumurtaları teke tek ekleyip fazla çırpmadan karışmasını sağlıyoruz. Yağlı kağıdı elimizle buruşturup (bu şekilde kalıp içinde daha kolay şekil alıyor) kelepçeli kalıbımızın içine yerleştiriyoruz ve karışımımızı döküyoruz. Isınmış fırımızda 20-25 dakika kadar pişiriyoruz. Benim fırımın için sıcaklık 220 derece iyi geliyor, her fırın için sıcaklık derecesi farklılaşabiliyor o nedenle 5 dakikalık bir aralık verdim, görünüz cheesecake'in üzerinde olmalı ve üst kısım istediğiniz derecede yanık olduysa, hemen fırından alın. Cheesecake fırından alırken iç kısmı tamamen yumuşak ve kalıp içinde sallanıyor olmalı. Oda ısısına gelince buzdolabında 2-3 saat veya 1 gün dinlendirerek servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun...






Devamını Oku...

08 Haziran, 2019

TUZLU SCONE


Peynirli scone ve otlu tereyağ...
Sabah kalkıp yapılsa bile kahvaltıya yetiştirilecek kadar pratik ve verdiğiniz emeğin çok üstünde bir tarif var bugün. Scone bir çeşit çörek, dışı çıtır, ortası yumuşak nefis bir lezzet. 
Aslında İngiliz kökenli olan scone, geleneksel  çay saati eşlikçisi olarak ünlenmiş. Bence her saatte çay ile çok yakışıyor. Genelde hafif tatlı yapılan, kaymak- krema ve reçel ile yenilen versiyonu yapılsa da artık çok farklı hazırlanan scone mevcut. Benim tarifimde peynirli yani tuzlu bir çeşidi. Tarifi uygularken yazdığım bir kaç püf noktasına dikkat ederseniz tarifi kolayca uygulayıp, çöreğin tadına bakabilirsiniz. 

Malzemeler: (12 çörek için)

- 200 gr un (1,5 su bardağı)

- 75 gr soğuk tereyağ 
- 1 yumurta 
- 1/4 su bardağı krema
- 1/4 su bardağı süt 
- 1 su bardağı rendelenmiş eski kaşar peyniri 
- 1 tatlı kaşığı toz şeker 
- 1 çay kaşığı tuz 
- 1 tatlı kaşığı kabartma tozu 
- 1 çay kaşığı karbonat 

Yapılışı:

Derin bir kasede un, toz şeker, tuz, karbonat, kabartma tozunu karıştırdıktan sonra, rendelenmiş peyniri de ekleyip tüm kuru malzemeleri karıştırıyoruz. Daha sonra ufak küpler halinde kesilmiş tereyağını ekleyip, çatalla veya varsa hamur yoğurma aparatı ile karıştırıp, karışımın ufak pirinc taneleri gibi olmasını sağlıyoruz. Burada tereyağının çok soğuk olması ve karıştırma işlemini elinizi kullanmadan yapmak önemli. Krema, sut ve yumurtayı çırpıp, içinden 2-3 yemek kaşığı kadar kısmını üzerine sürmek için ayırıp, hamurun orta kısmına döküp, yine elimizi kullanmadan çatal ile karıştırıp bir araya gelmesini sağlıyoruz. Bu süreçte de mümkün olduğunca el kullanmamak gerekiyor. Çok mecbur kalırsanız sadece parmak uçlarınızla hamurun toplarlanmasını saylayın. Parmak uçları, avuç içinden daha düşük ısıdadır ve tereyağının erimesini geciktirir. Hamur hazır olunca streç filme sarıp tekrar buzdolabına koyuyoruz. Dilerseniz hamuru bu şekilde önceden hazırlayıp, buzdolabında bekletebilir ve pişirmeyi sonra yapabilirsiniz. Ama aceleniz varsa tekrar soğutma işlemini buzlukta yapabilirsiniz. Soğumuş hamurumuzu 2 parçaya ayırıp, hafifçe yuvarladıktan sonra, iki yağlı kağıt arasına alıp merdane yardımı ile hafifçe bastırarak 1,5 cm kalınlığında açıyoruz.



Devamını Oku...

05 Haziran, 2019

CAPONATA



Caponata, İtalyan mutfağının en güzel lezzetlerinden biri, içinde patlıcan ve domates olan hangi lezzet güzel değil gerçi...
İtalya'da da pek çok bölgede yapılan ama daha çok Sicilya'ya ait olan ve yapıldığı bölgeye göre malzeme farklılıkları  gösteren bu tarifde  vazgeçilmez malzemeler patlıcan, domates, kereviz sapı, soğan, sarmısak, sirke, kapari ve bol zeytinyağı. Siyah veya yeşil zeytin, çam fıstığı, badem, kuru üzüm, patates de eklenebilen malzemeler, hatta ahtapot, ton balığı ve karidesle yapılan çeşitleri de var. Kakao veya çikolata ile de zenginleştirilebilen bu tarif Sicilya tarafında deniz ürünleri ile yapılırken kuzeyde Toscana tarafında zeytin çeşitleri ekleniyor.
Aslında bir ada yemeği olarak eldeki malzemelerle yapıldığı düşünüldüğünde, çok farklı birleşimler çıksa da, bence bu tarifin asıl lezzeti kızartılmış patlıcanın yanısıra, hem tatlı, hem de ekşi yani Agrodolce bir sosun varlığı. Tatlılığı kuru üzüm ve şeker veya bal ve sebzelerin(kırmızı biber, soğan) içindeki şeker verirken, ekşiliği ise sirke, zeytin ve kapariden geliyor.  Ben kereviz sapını tarifin orjinalinde bulunması sebebiyle kullanıyorum ama kereviz sapı olmadan da yaptığım oldu, ayrıca yazımın başında da belirttiğim gibi yemek biraz çıktığı bölgenin malzemelerine göre farklılık gösteriyor, bu nedenle biz de kendi malzemelerimize göre geliştirmeler yapabiliriz, bu şekilde yeni tarifler oluşturmaya da imkan doğmuş olur. 
Ben İtalya tatillerimin birinde yemiştim bu lezzeti ve menüden içindeki malzemelere bakmıştım hemen, eve dönüşte de araştırdığım tarifleri kendimce düzenleyerek deneyip tam not vermiştim. Yazdığım tarif Sicilya usulüne daha yakın ama zenginleştirilmiş halinden de malzemeler kullanarak bir lezzet yakalamaya çalıştım. Gittiğim restoranda aperatifler arasında yer alsa da bence yanında buratta veya mozarella ile tek başına nefis bir öğün olur. Ben genelde burrata ile eşleştiriyorum bu tarifi, hatta yurtdışında yanına istediğimiz burrata füme idi tadı hala damağımda diyebilirim tabi bir diğer eşlikçisi de bir dilim ekşi mayalı ekmek. Caponata meze olmaya, ana yemek eşlikçisi olmaya çok uygun olduğu gibi ayrıca son yaptığımda makarna sosu olarak yedik, bu bilgileri size de fikir vermesi için yazıyorum:) 
Sicilya bölgesinde konserve olarak da yapıldığını ve satıldığını da daha sonradan öğrendim ve ben de bu yıl konservesini de yapacağım, çünkü kış boyunca aklıma geldikçe olsa da yesek dedim, malum patlıcan yaz sebzesi. Tarif malzemeler ayrı ayrı pişirildiği için biraz aşamalı ama kesinlikle zor değil ve iyi bir ön hazırlıkla çok da hızlıca yapabilirsiniz.

Malzemeler:

- 6 adet patlıcan
- 1 adet kapya biber
- 2 dal kereviz
- 2 adet kırmızı soğan
- 3 diş sarmısak
- 4 adet büyük domates
- 2 yemek kaşığı çam fıstığı
- 1 çay bardağı çekirdeksiz yeşil zeytin
- 1/2 çay bardağı kapari
- 1/2 çay bardağı kuru üzüm
- 1 çay kaşığı kuru kekik
- Tuz, karabiber
- 1 su bardağı zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı toz şeker veya bal
- 2 yemek kaşığı üzüm sirkesi
- Servis için maydanoz veya taze fesleğen
- Benim servis önerim olarak burrata veya mozzarella peyniri

Yapılışı:

Ben tarifimi tek bir döküm yayvan tencere içinde pişirdim, kendi yaptığım şekilde tavsiye ederim. Öncelikle yağsız olarak çam fıstıklarını tencerede hafifçe kavurup, bir kaseye alıyoruz. Önceden alacalı soyup, iri küpler halinde doğradığımız ve  tuzlu suda beklettiğimiz patlıcanları iyice yıkayıp kurutuyoruz. Tenceremize yağımızın yarısını koyup ısıttıktan sonra patlıcanlarımızı 2-3 parçada kızartıyoruz ve fazla yağını almak için kağıt havlu üzerine alıyoruz. Kalan yağ az ise biraz daha ekleyip, önce doğranmış kereviz saplarımızı soteleyip, tenceremizden alıyoruz. Ardından irice doğradığımız kırmızı soğanlarımızı soteleyip sonra, ince kıydığımız sarmısaklarımızı ve sonra doğradığımız  kırmızı biberleri ekleyip pişiriyoruz. Kavrulmuş olan malzemelere kabuklarını soyup, ufak doğradığımız domatesleri ekliyoruz. Biraz bu şekilde piştikten sonra, tuz, şeker, karabiber, kekik ve sirkemizi ilave ediyoruz. Sosumuz fazla suyunu çekip yoğunlaşınca tenceremize, kereviz ve patlıcanlarımızı ekliyoruz. 3-4 dakika pişirdikten sonra yeşil zeytin ve yıkayıp, iyice süzdürdüğümüz kaparilerimizi ilave ediyoruz.  Son olarak yıkayıp süzdürdüğümüz kuru üzümleri de ekleyip 4-5 dakika daha pişiriyoruz ve ocağı kapatıyoruz. Soğuduktan sonra bir tabağa alıp üzerine çam fıstıklarını ve doğranmış maydanoz veya fesleğen serpiştirip servis yapıyoruz. Caponata bir gün sonra daha lezzetli oluyor, en azından bir kaç saat dinlendirmek tadının artmasını sağlamak için gerekli. Havalar ısınıp patlıcanlar çıktığı için, bizim mutfakta bolca pişirmeyi planlıyorum. Afiyet olsun....




Devamını Oku...

12 Şubat, 2019

MAGNOLIA PUDDING


Magnolia Pudding ülkemizde çok popüler olmuş bir tatlı olsa da, aslında New York merkezli ve dünyanın pek çok şehrinde şubesi bulunan Magnolia Bakery'e ait bir tarif. Magnolia Bakery hayatımıza daha eskilerde Sex and The City dizisinde cupcakeleri ile girmişti. Diziyi izleyenlerden biri olarak kahramanların ellerindeki  kremalı cupcakeleri de unutmuş değilim. Ama bugünkü konumuz Magnolia Bakery'nin tüm dünyayı kasıp kavuran banana puddingi yani muzlu puding. Tarifin orjinali paylaşılmış değil ancak dünyanın pek çok yerinde en yakın tarif yapılmaya çalışılmış ve internet yüzlerce tarif ile dolu. Açıkcası bazı restoranların menüsüne de girmiş olan bu nefis tatlı orjinalini yediğimde benim için durum farklılaştı. 2015 yılında Dubai'ye yaptığım seyahatte gökte ararken yerde bulduğum bir Magnolia Bakery şubesi karşıma çıkıverdi ve hemen kahve yanına bir muzlu puding siparişi verdim. Gerçekten çok lezzetliydi, öyle çok beğenmiştim ki, sevimli kutuları ile dönüş günü alıp, İstanbul'a bile taşıdım:) Tabi amacım bu lezzeti yiyerek tadını yakalabilmek ve evde aynı seviyeye ulaşabilmekti. 


Elbette ilk iş olarak malzeme temini vardı ki, bu pudingin en özel lezzeti olan yoğunlaştırılmış süt temin etmek ve kullanılan bisküvinin lezzetini tutturmak gerekecekti. Burada şunu belirtmek istiyorum pek çok web sitesinde magnolia pudding tarifi yer alıyor ancak bir çoğunda yoğunlaştırılmış süt kullanılmıyor ve yulaflı bisküvi ile hazırlanıyor. Bu şekilde yapılan tatlılarında çok lezzetli olduğundan eminim ancak bunlar için sadece puding demek daha doğru olur. Çünkü bu tarifin olmazsa olmazı yoğunlaştırılmış süt, nereden bulalım derseniz büyük marketlerde satılıyor. Eğer hazırını bulamazsanız veya hazır kullanmayı tercih etmezseniz ben tarifini de ekleyeceğim. Bir de orjinal pudingde yer alan bisküviye en yakın olan ürün bebe biküvisi, ben bugün ekranlarınızdaki fotoğraflarda orjinal bisküviden kullandım, sağolsun bir arkadaşım (bugün bu tarifin burada olmasını biraz da ona borçluyum, çünkü hani tarif diyerek beni dürttü) getirmişti benim için, ama rahatlıkla bebe bisküvisi kullanabileceğinizi belirtmek isterim. Bir başka konu da hazır puding karışımı kullanmak, açıkcası ben lezzeti ne kadar etkileyecek diye bu şekilde de denedim ama tavsiyem pudingini de kendinizin yapması yönünde olacak. Bir de çok farklı meyvelerle yapılmış olsa da orjinal bir magnolia muzlu olmalı. Magnolia Bakery'de çikolatalısı da yapılıyor, bir de sonbaharda balkabaklısı yapılıyor ama genelde magnolia pudding dediğinizde anlaşılan şey muzlu puding. 

Ben de ilk olarak muzlu tarifi çalıştım ve artık hafızama yerleşmiş olan bu lezzeti yakaldığımı düşündüğüm zaman başka meyveleri denedim. Çilek, şeftali, kayısı ve balkabağı versiyonlarını yaptım ama açıkcası benim favorim de muzlu olan, ikinci sırada ise balkabaklı olan geliyor. Önümüzdeki günlerde onun da tarifini paylaşacağım. Bu kadar övgü ve bilginin üzerine gelelim tarifimize;


Malzemeler:

Puding için:

- 500 ml süt
- 40 gr mısır nişastası (1/3 su bardağı)
- 1/2 su bardağı şeker
- 3 yumurta sarısı
- 1 yemek kaşığı tereyağ
- 1 tatlı kaşığı vanilya özütü
- 2 adet muz ve 8-10 adet çilek (eğer çilek kullanmayacaksanız 3 adet muz kullanın
- 1 paket bebe bisküvisi
-2 kutu krema (400 ml)


Yoğunlaştırılmış şekerli süt için: (eğer hazır condensened milk kullanacaksanız 1 su bardağına denk gelecek şekilde kullanın)

- 500 ml süt
- 1/2 su bardağı şeker

Yapılışı:

Öncelikle daha fazla vakit alacağı için yoğunlaştırılmış sütümüzü yapalım. Bunun için kalın tabanlı bir tencereye sütü ve şekeri koyalım ve kaynamaya başlayana kadar arada karıştıralım ve kaynamaya başladıktan sonra altını en kısık hale getirip 2 saat kadar pişirelim. Böylece karışım yarıya kadar inmiş olacak, o zaman ocaktan alıp, soğumaya bırakıyoruz. 

Ayrı bir tencerede mısır nişastası ve toz şekeri önden karıştırın ve yumurta sarılarını ekleyin, daha sonra yavaş yavaş sütü ve vanilya özütünü ekleyip, topaklanmasına izin vermemek için sürekli karıştırıyoruz daha sonra ocağa alıyoruz. Pişme süresinde de sürekli karıştıyoruz ve koyu bir kıvam alınca ocaktan alıp tereyağını ekliyoruz. 

Bir karıştırma kabına kremalarımızı alıp, iyice katılaşana mikser yardımıyla çırpıyoruz. Tüm malzemeler soğuk halde iken kremayı, yoğunlaştırılmış sütü ve pudingimizi bir araya getirip çırpıyoruz. Eğer bu aşamada vaktiniz varsa 1-2 saat buzdolabında dinlendirmenizi tavsiye ederim. 

Bir servis kasesi veya bardak veya kavanozlara puding, biskuvi ve doğranmış muz olacak şekilde kat kat koyarak servise hazırlıyoruz. Puding hazır olunca mutlaka buzdolabında dinlenmeli. hazırlık sonrası geçen 5-6 saat tatların iyice karışmasını ve bisküvilerin yumuşamasını ve pudingin kıvamının oturmasını sağlayacaktır. Bu aşamayı atlamamanızı mutlaka  yapmanızı öneriyorum. Afiyet olsun...







Devamını Oku...

09 Ağustos, 2018

GAZPACHO ÇORBASI - SOĞUK DOMATES ÇORBASI



İspanya’nın en çok bilinen ve yapılan lezzetleri arasında ilk sıralara giren gazpacho, soğuk olarak hazırlanan, pişirilmeyen bir çeşit domates 🍅 çorbası aslında. Ekranda gördüğünüz benim yorumum, nasıl yaptın derseniz işte tarif;


Malzemeler:


3-4 domates 🍅 
-  1 kırmızı biber
-  1 yeşil elma 🍏
- 1 salatalık 🥒
- 1’er tatlı kaşığı sarımsak ve soğan konfit (konfit yerine kırmızı soğan kullanabilirsiniz)

Yapılışı: 


Tüm malzemeleri blendardan geçirip, tuz, karabiber ve zeytinyağı ile tatlandırdım. Üzerinde ise daha önceden ufak ufak doğrayıp sirkede beklettiğim salatalık ve mor soğan küpleri var. Fesleğen ve yenilebilir menekşeler ile servise hazır. Dilerseniz üzerine buz ve krema gezdirerek servis yapabilirsiniz.  Diğeri ise üzerine eklediğim sirkeli karışım. Gazpachoya kıvam vermek için ekmek eklenebilir ama gluten nedeniyle tercih etmedim. Ayrıca bu tarif yaratıcılığınıza çok açık, içine başka malzemeler ekleyerek damak tadınıza göre zenginlestirebilirsiniz. Ben elma ekledim, karpuz, şeftali, kayısı, çilek sıkça tercih edilen meyvelerden, enginar ve karides de bu çorbaya eklenebilecekler arasında. Acı soslarında çok yakışacağı kesin tabi seviyorsanız. Konfit kısaca kendi yağında ağır ateşte pişirilme yöntemi olarak belirtilebilir. Sarmısak ve soğanı konfit yapmak için dilerseniz aromalandırdığınız bir yağın içinde çok kısık ateşte üzün süre pişirebilirsiniz. Afiyet olsun...



Devamını Oku...

10 Ocak, 2018

CREME BRULEE - BURNT CREAM - KREM BRULE

2018 yılının ilk yazısı güzel bir tatlı ve keyifli bir film ile olsun...

Geçtiğimiz cuma akşamı eşim birlikte izlememiz için güzel bir film seçmişti, bu film "Paris Can Wait" (Paris Bekleyebilir) isimli başrolünde Diane Lane'in olduğu bolca gastronomik sahne içeren çok güzel bir filmdi. Diane Lane "Under The Tuscan Sun" filmi ile hali hazırda çok beğendiğim bir oyuncudur bu film ile sevgimi daha da pekiştirdi. Fransa'da geçen, oldukça güzel görüntüler eşliğinde ilerleyen, bolca yemek yenilen, tarih ve doğanın buluştuğu sahneleri ile bu keyifli filmi izlemenizi tavsiye ederim. 

Neyse asıl konumuza gelelim. Filmde kahramanlarımız sıkça çok iyi ve ünlü restoranlarda yemek yiyorlar ve bu yiyeceklerin hepsi nefis görünüyor. Filmi izlerken hissettiğim duygu hadi Neslihan kalk mutfağa gir ve güzel bir şeyler pişir oldu. Film geç saatte bitince arzumu sabaha bırakıp uyudum. Sabah ise ilk işim kahvaltı öncesi creme brulee (krem brule) veya diğer bilinen adıyla "burnt cream" yani yanık krema diye bilinen aslında son derece pratik ve lezzetli olan bu tatlıyı yapmak oldu. 


Blogda daha önceden yazdığım bir krem brule tarifi mevcut ama cup ölçüsü ile yazdığım bu tarifi, bu güzel film eşliğinde güncellemek ve önceki yazımda yer alan ilginç bir bilgiyi biraz daha genişleterek tekrar paylaşayım istedim. Krem brulenin kökeni neresidir konusunun tartışmalı olduğunu, Fransız Mutfağı'ndan bir tarif olarak bilinmekle birlikte aslında İngiliz ve İspanyol olduğuna dair yerinde iddialar bulunduğunu söyleyebilirim. İspanya'ya gidenleriniz crema catalana diye nam salmış olan tatlının aslında krem bruleye çok yakın bir tarif olduğunu farketmişlerdir. 



Creme Catalana da krem brule gibi aslında "custard cream" diye geçen, temel olarak süt ve yumurtadan yapılan muhallebi, krema  gibi düşünebileceğimiz bir baz taban üzerinde şekerin karamelize edilmesiyle yapılan bir tatlı. Aralarında malzeme ve yöntem açısından ufak farklar mevcut. Creme Catalana toprak kaplarda, süt ve krema karışımı ile nişasta eklenerek yapılıyor ve geleneksel olarak üzerindeki şeker pürmüz yerine kızgın demirler ile yakılıyor. Genellikle portakal kabuğu rendesi ve tarçın ile aromalandırılıyor.   



Krem bruleyi de farklı aromalar ile hazırlamak mümkün ama klasik olarak vanilya ile aromalandırılıp, krema ile hazırlanıyor. Krem brule için de sütün eklendiği tariflere rastlayabilirsiniz ama krema ile yapıyorum. Aromaya gelince bize özel olarak damla sakızlı olabilir, meyve kabukları rendesi ve tarçın, karanfil gibi baharatlar olabilir ama bu tatlı için en klasik hali en lezzetli hali diyebilirim. 



Fotoğraflarda yapım sürecine ilişkin aşamalar var, bir kaç püf noktasına dikkat ederek bu lezzetli tatlıyı kolayca evde yapabilirsiniz. Ayrıca bu tarifin videolu hali uzman tv'deki hesabımda mevcut verdiğim linkden izleyebilirsiniz. Ölçüler kişi bazında olduğu için farklı gelebilir, oradaki tarif 4 kişilik, burada yazdığım 6 kişilik, porsiyonlamayı kendinize göre ayarlayabilirsiniz. 


Malzemeler: (6 Kişilik)

- 600 ml krema
- 2/3 su bardağı şeker
- 6 yumurta sarısı
-1,5 çay kaşığı doğal vanilya özü (bir vanilya çubuğunun taneleri)
- Üzeri için 6 çay kaşığı esmer veya beyaz şeker

Yapılışı:


Kremamızın içine vanilya özütünü veya bıçakla kesip içini çıkardığımız vanilya çubuğunun tanelerini koyup, aromanın kremaya geçmesi için ısıtıyoruz. Kaynama noktasına gelmeden ocaktan alıyoruz. Ayrı bir karıştırma kabında, yumurta sarısı ve beyaz şekerimizi çırpıyoruz. Ilınmış olan kremamızın içine ekleyip iyice çırpıyoruz. Vanilya taneciklerini almak için süzgeçten geçiriyoruz. Karışımımızı ufak fırın kaplarına boşaltıyoruz ve karışımın üzerinde oluşan kabarcıkları, söndürüyoruz. Fırın kaplarını içine koyacağımız tepsimizin tabanına ıslak bir havlu yerleştiriyoruz ve fırın kaplarını koyuyoruz. (Krem brule için en uygun fırın kabı fotoğrafda gördüğünüz daha yayvan olan yuvarlak kaptır, kremanın daha kolay pişmesini sağlamak için tercih edilir, ama benim yaptığım gibi farklı kaplarda da çok kalın olmayacak şekilde pişirebilirsiniz.) Tepsimizin içine kapların yarısına kadar gelecek şekilde kaynamış su koyup, önceden 160 dereceye ısıtılmış fırında 35-40 dakika pişiriyoruz. Fırından alırken kremamız hala jöle gibi sallanıyor olacaktır. Tepsiden aldığımız fırın kaplarımız soğuyunca buzdolabında iyice soğuyup kıvamı katılaşana kadar 3-4 saat  dinlendiriyoruz. Sonra üzerlerine 1’er çay kaşığı toz şekeri serpiştirip pürmüz ile yakıyoruz. Şekeri daha fazla veya daha az yapmak mümkün, arttırırsanız üzerindeki tabaka kalınlaşacaktır, ben daha ince kıvamda tercih ettiğim için 1 çay kaşığını yeterli buluyorum. Eğer pürmüzünüz yoksa aynı şekilde şekeri serpiştip, ısıntılmış 180 derece fırınınızın üst ızgarasanı yakın olarak yerleştirip sadece üstten pişirme yaparak, şeker eriyip, karamelleşene kadar pişirebilirsiniz. Bu aşamada çok dikkatli olun, çok çabuk pişebilir, yanmaması için kontrollü olamakta fayda var. Sonrasında tatlımızı buzdolabında tekrar soğutup, servis yapıyoruz. Tatlımızın en iyi servis zamanı da şeker karemalizasyonu sonrası tekrar soğutma yaptığımız zaman oluyor, çünkü eğer uzun süre beklerse üzerindeki şeker yumuşamaya başlıyor ve üst tabakada olması gereken çıkırtı kayboluyor. Afiyet olsun…

Devamını Oku...

24 Nisan, 2015

KIRMIZI BİBERLİ HUMUS / HUMMUS WITH RED PEPPER


Blogun 8. yaş günü kutlama partisinde yapmış olduğum yeni lezzetlerden bir diğeri karşınızda. Tarif ünlü şef Tom Aikens'a ait. Beni takip edenlerin hatırlayacağı üzere geçtiğimiz aylarda Tom Aikens'ın elinden lezzetler denediğimiz çok keyifli bir etkinliğe davet edilmiştim. Bu lezzetlerden biri kırmızı biberli humus idi. Bizim mutfağımızda yapılan klasik tariften ayrıldığı noktalar vardı. Bunlardan en önemlisi, bu humusta tahin kullanılmamasıydı. İkinci fark ise toz kimyon yerine hafifçe sotelenmiş kimyon tohumunu tercih etmesiydi ve içine kırmızı biber eklenmesiydi.Tahinsiz nasıl humus olur sorusunun en güzel cevabı olarak çok lezzetli bir sonuç çıktı, kimyon tohumunun da tadı pekiştirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Farklı bir humus uygulaması olan bu tarifi çok beğenince evde klasik humus yerine uygular oldum ve blog buluşması menüsüne de arkadaşlarıma da denetmek amacıyla hazırladım. Beraberinde incecik peynirli krakerle çok uyumlu bir ikili oluşturan tarifmiz şöyle;

Malzemeler:

- 1 su bardağı haşlanmış nohut
- 2 adet haşlanmış ve suyu alınmış kırmızı biber
- 1 çay kaşığı tuz
-  1/2 çay kaşığı taze çekilmiş karabiber
- 4 diş ince doğranmış sarımsak
- 1 çay kaşığı pudra şekeri
- 1/2 çay kaşığı tatlı toz kırmızı biber
- 1/2 çay kaşığı kimyon tohumu (tavada hafifçe sotelenmiş)
- 1 adet limonun suyu
- 1 adet çekirdekleri çıkarılmış ve ince doğranmış acı kırmızı biber
- 1/2 çay bardağı zeytinyağı
- Servis için peynirli kraker


Yapılışı:
Zeytinyağı ve kraker hariç tüm malzemeleri blender yardımıyla karıştırıyoruz. Tamamen homojen ve pütürsüz bir hale gelmesi için zeytinyağı ekleyerek istediğimiz kıvamı veriyoruz. Kıvam ayarlamak kısmında humusumuzun tadını kontrol ederek, limon suyu ilavesi de yapabiliriz. Humusumuzu peynirli kraker ile birlikte servis yapabiliriz. Afiyet olsun....


Devamını Oku...

16 Nisan, 2015

SEBZE TERİN / VEGETABLE TERRINE


Sebze terin blogun doğum günü partisinin yeni lezzetlerinden biriydi, yiyenlerden tam not aldı. Izgara sebze, fesleğen pestoso, mozarella peyniri, zeytin ezmesi ve lezzetli bir sosun buluşmasından çıkan sonucu değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum. Tarife geçmeden önce terin hakkında biraz bilgi vereceğim.

Terin veya orjinal adıyla terrine, fransız mutfağına ait bir hazırlama yönteminin genel adı. Doğranarak hazırlanan sebze, et, balık gibi farklı malzemelerin bir araya getirilerek bir kalıpta soğuk veya oda sıcaklığında sunulmuş hali, Terin birlikte veya ayrı pişirilerek hazırlandıktan sonra, en az 12 saat buzdolabında dinlendirilerek servise çıkan yiyecekler. Benim yaptığım gibi sadece sebzeler ile hazırlanabileceği gibi, içine balık, et eklenerek de hazırlanabilir, mesela bir dahaki terin için, ton balıklı bir tarif var aklımda.  Terin ile ismi birlikte geçen pate ise daha çok belirtiğim malzemelerin ezilerek bir araya getirildiği ve/veya dış kısmının hamur ile kaplanmasıyla hazırlanan tarifler eğer dışında hamur var ise pateler sıcak olarak da servis ediliyor. Yani malzeme konusunda çok sınırı olmayan farklı alternatiflerle hazırlanabilecek, yaratıcılığınızı lezzete dönüştürebileceğiniz keyifli yiyecekler. Ansiklopedik bilgimizden sonra gelelim tarife:)

Malzemeler:

- 4 adet patlıcan
- 4 adet kabak
- 4 adet kırmızı biber
- 4 adet yeşil biber
- 2 adet turuncu/sarı biber
- 3 adet domates
- 2 top mozarella peyniri
- 1 yemek kaşığı ev yapımı fesleğen pestosu (tarife buradan ulaşabilirsiniz)
- 1 yemek kaşığı zeytin ezmesi-nar ekşisi karışımı
- 1/2 su bardağı zeytinyağı
Sosu için :
- 1 yemek kaşığı sirke
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 çay kaşığı toz şeker

Süslemek için:
- 2-3 dal biberiye
- 1 adet havuç
- 1-2 dal ince kıyılmış maydanoz

Terin için öncelikle sebzeleri hazırlıyoruz. Patlıcanları alacalı soyuyoruz, kabakları da soyup, ikisini de uzun şeritler çok kalın veya çok ince olmayacak şekilde dilimliyoruz. Biberlerimizi de şekillerinin izin verdiği ölçüde uzun şeritlerle dilimliyoruz. Sebzelerimizi fırça yardımı ile zeytinyağladıktan sonra önceden ısıtılmış  200 derece fırında pişiriyoruz. Sebzelerin pişme süreleri farklı olacaktır, bu nedenle gruplandırarak fırınlamanızı tavsiye ederim. Patlıcanlar, kabaklar ve biberler fırınlanırken, domateslerimizin kabuklarını soyup, halkalar halinde doğruyoruz ve onları da tavada hafifçe pişecek kadar tutuyoruz. Fazla kalırsa halka şeklini kaybedip dağılıyor domatesler. Bu arada mozarella peynirimizi de halka halka doğrayıp hazırlıyoruz.
Tüm malzemelerimiz hazır artık kalıpta bir araya getirebiliriz. Ben dikdörtgen bir kalıp seçtim, yuvarlak, kare kalıplar veya porsiyonluk olarak minik kalıplarda hazırlayabilirsiniz. Kalıbın tabanına streç film yerleştirdikten sonra, bir kat patlıcan, bir kat kabak, bir kat renkli biberlerden olacak şekilde sıralıyoruz. 2. katları yaptıktan sonra, domates dilimlerini yerleştiriyoruz (domatesler pişince çok küçükdükleri için ancak 1 kat olacaktır) sonra fesleğen pestosunu sürüyoruz ve mozarella peynirimizi diziyoruz. Peynirlerin üzerine de az miktarda nar ekşisi ile lezzetlendirdiğimiz zeytin ezmesini sürüyoruz ve ilk başta yaptığımız gibi sebzelerimizi sıralayarak kalıbımızı dolduruyoruz. Son olarak üzerine, sirke, şeker ve yağ karışımı döküp, üstünü de streç film ile kapattıktan sonra, buzdolabında dinlendiriyoruz. Ben ertesi gün servis ettim, 24 saat kadar kaldı, ama 12 saatten sonra da yenilecek kıvama gelecektir. Servis içinde çiçek şeklinde kestiğim havuçu, maydanoz yapraklarını ve biberiye dallarını kullandım. Süslemek için frenk soğanı dallar, dereotu, zeytin kullanılabilir. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

14 Şubat, 2014

RİCOTTA PUDİNG DOLGULU PANETTONE


Elimde kahve fincanımla, kahveye çok güzel eşlik edecek değişik bir tatlı tarifi vermek istiyorum bugün. Bu tatlı son dönemdeki keyif zamanlarımı oluşturan bir programdan, "Two Greedy Italian" serisinden. BBC'nin iki ünlü İtalyan şefe yaptırmış olduğu bu keyifli programı ülkemizde Bloomberg HT kanalı pazar günleri akşam yayınlıyor. Program 2011-2012 yapımı ama tekrar bile olsa çok keyifle izleniyor. Ülkemizde de restoranı olan Antonio Carluccio ve Genaro Contaldo birlikte yapıyorlar programı ve her bölümde memleketleri olan İtalya'nın farklı bir bölgesine gidip, orada değişen hayatı ve mutfak kültürünü anlatarak tarifler veriyorlar. Eski iki dost olan şefler programda birbirleriyle şakalaşıp, İtalyan mutfağını anlatıp, deneyimlerini de paylaşıyorlar. Benim gibi mutfak sevdalısı için çok güzel bir program ve son bir ay içinde 3 tariflerini uyguladım, 3'ü de tam not aldı. Diğer tariflerini de zaman içinde paylaşmayı düşünüyorum ama ilk sırayı bu tarife veriyorum.


Malzemeleri temin ettikten sonra biraz zaman alsa da keyifle yapılan bir tarif, ben de mutfağa Yağmur'la beraber girdim, belki merak belki özenme nedeniyle kızım da mutfağa ilgili, ben malzemeleri hazırlarken tek tek sorup, kremayı çırpmama da yardım etti:) Orjinal tarif burada, ben sadece panettone bulamadığım için pandoro keki kullandım ve badem yerine cevizi tercih ettim. (Panettone de pandoro da mayalandırılarak yapılan genelde noel zamanı bol olan birer İtalyan kek, panettonenin içinde kurutulmuş meyveler mevcut ve yuvarlak, pandoro ise sade ve yıldız şeklinde)


Malzemeler:

- 1 kg ricotta peyniri
- 140gr pudra şekeri
- 70gr meyve şekerlemesi
- 40gr iri kıyılmış ceviz
- 50gr kıyılmış bitter çikolata veya damla çikolata
- 1 yemek kaşığı kakao
- 600gr panettone veya pandoro keki
- 175ml vin santo veya başka bir tatlı şarap


Yapılışı:

Öncelikle ricotta pudinglerimizi yani tatlımızın dolgu kremasını hazırlıyoruz. Bunun için ricotta peynirimizi 500 gr'lık iki parça halinde iki ayrı kaseye boşaltıyoruz. (ben 500 gr'lık 2 adet hazır paket kullandım) kıyılmış ceviz ve meyve şekerlemelerini, çikolatayı ve pudra şekerini iki eşit parça halinde kaselerimize paylaştırıyoruz. Kaselerden birine ayrıca kakaomuzu ilave edip, her iki kaseyide karıştırarak homogen kremalar elde ediyoruz. Daha sonra kekimizi 2 cm kalınlığında dilimliyoruz ve tatlımızı yapacağımız, streç film ile kapladığımız kasenin tabanına kolajda görebileceğiniz gibi diziyoruz. Üzerine fırça yardımıyla şarabımızı sürüyoruz, sonra beyaz olan ricotta peyniri karışımımızın tamamını kekimizin üzerine sürüyoruz kalın bir katman halinde. Sonra dilimlediğimiz kekle üzerini kapatıyoruz ve yine şarabımızdan sürüyoruz. İkinci katın üzerine kakaolu olan ricotta peyniri karışımını boşaltıp en üst katı yine kek dilimleriyle yapıyoruz ve üstüne yine şarap sürüp kalan şarabı da üzerine döküyoruz ve sıkıca streç film ile kapatıp buzdolabına kaldırıyoruz. Tarifte minimum 6 saat dinlendirilmesi söyleniyor ben 1 gece beklettim. Ertesi gün üst kısmındaki streci kaldırıp servis tabağına alarak büyük bir bıçakla (varsa şef bıçağı) dilimleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun...

Not: Kasenin altına koyduğumuz streç, tatlımızın kolay çıkmasını ve hava almadan dinlenmesini sağlıyor. Bir kutu kekden 1-2 dilim kalıyor, kasenin derin ve büyükse tam yetecektir. Ricotta peyniri bizdeki lor peynirine yakın bir peynir, pahalı olan bu ürün yerine kendi yaptığınız veya hazır aldığınız lor peynirini de kullanabilirsiniz.

Ayrıca bugüne özel "sevgililer günüzün kutlu olsun"....

Devamını Oku...

31 Mayıs, 2013

TİRAMİSU ve ZABAGLIONE KREMASI

Tiramisu.... Yani beni neşelendir, daha iyi hissettir. İtalyan klasiği olan bu tatlının tam kelime karşılığı "beni yukarı çek", pek çok tatlı gibi insanı mutlu etmesi beklenen, bu amaçla yediğimiz bir lezzet. Blogda yeralan daha eski tiramisu tariflerinde bundan ve tiramisunun çıkışından bahsetmiştim. En son tarifi 2008'de yayınladığımı farkedince, tiramisunun tarihçesine bu yazıda da yervermeye karar verdim.

En yaygın hikayeye göre, tiramisu ilk kez 17'nci yüzyılın sonlarında yapılmaya başlanmıştır, bu tatlı, Toscana Dükü III. Cosimo De Medici'nin birkaç günlüğüne taşınmaya karar verdiği Siena şehrinde doğar. Sienalı pastacılar dükün onuruna, asaleti temsil eden özellikler taşıyan bir tatlı hazırlamayı kararlaştırırlar. Bu, içinde basit ama lezzetli malzemeler bulunan, asiller hayatın tatlarını çok sevdiğinden aynı zamanda gösterişli ve afrodizyak bir tatlı olmalıdır. Böylece o zamanlar dükün onuruna yapıldığından "dükün tatlısı" adı verilen ve şimdi tiramisu denilen tatlı ortaya çıkar. Dük, Sienalı pastacıların el becerilerine ve tatlının lezzetine hayran kalınca, tarifi Floransa'ya götürür. Böylece "dükün tatlısı" iyice ünlenir, hatta şöhreti Toscana sınırlarını aşıp Venedik'e, oradan da tüm İtalya'ya yayılır. Asırlar geçtikçe de oradan tüm dünyaya...

Tabi bu yayıylamalar sırasında tarif de farklılıklar göstererek, değişik şekillerde yapılmaya başlanmış. Ama sanıyorum ki, tüm farklı yorumlara rağmen klasik tiramisu hiç bir zaman tahtından inmeyecek:) Ben de daha önce pandispanyalı, çilekli versiyonlarını yapmıştım, ama restoranlarda yediğimiz lezzetteki bir tiramisuyu yapmayı da hep istedim. Son yazdığım, buradan ulaşabileceğiniz tarif de bu lezzete çok yakındı. Bugün paylaştığım tarifle krema hazırlama süreci dışında oldukça benzerlik gösteriyor. Bugünkü kremanın adı "zabaglione". Zabalione yumurta sarısı, şeker, marsala şarabı (tatlı bir şarap çeşidi, yurtdışından almıştım, yerine rom veya tatlı bir şarap veya likör kullanabilirsiniz) ve süt kremasından oluşan bir tarif. Bazı kaynaklarda limon kabuğu rendesi de kullanılıyor. Benmari yöntemi ile hazırlanan pürüzsüz kıvamı ile hem pratik, hem de lezzetli bir krema olduğunu söyleyebilirim. Bu tarife mascarpone peyniri ekleyince tiramisu için harika bir krema oluyor. Peynirsiz hazırlayarak (peynirli de tercih edilebilir tabi) pek çok tatlı için, özellikle meyveliler için kullanabilirsiniz. Tarifimiz gelince;

Malzemeler: (8 kişilik)

Zabaglione Kreması için:

- 6 adet yumurta sarısı
- 2/3 su bardağı toz şeker
- 1/2 su bardağı marsala şarabı
- 200ml süt kreması (1 kutu)

Tiramisu için:

- 2 fincan espresso
- 1 yemek kaşığı şeker
- 1 su bardağı sıcak su
- 300 gr kedi dili bisküvi (savoiardi)
- 500 gr mascarpone peyniri
- 1/2 çay bardağı kahve likörü veya viski
- 1 yemek kaşığı kakao
- Süslemek için beyaz pul çikolata, nane yaprağı


Yapılışı:

Öncelikle kremamızı hazırlıyoruz. Bunun için yumurta sarılarımızı iyice köpürüp, kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra şekerimizi ve şarabımızı ekliyoruz. Bir benmari kurarak (derin bir tencereye kaynamış su koyup, ocakta altı açık tutuyoruz ve kabımızı tencerenin üzerine sıcak suya direkt temas etmeyecek şekilde yerleştiriyoruz) kremamızı, koyulaşıp kıvam alana kadar karıştırarak (karıştırma işleminde tahta veya silikon bir spatula kullanıyoruz) pişiriyoruz. Kaynamaya başlayınca ocaktan alıyoruz ve peynirimizi ekleyip, karıştırmaya devam ediyoruz. Ayrı bir kapta kremamızı köpürüp, kabarana kadar çırpıyoruz. Ilınmış olan peynirli kremamıza, çırpılmış süt kremamızı da ekliyoruz ve homojenleşene kadar karıştırıyoruz. 

Derin bir kaseye espresso, şeker ve sıcak suyu ve tercihimize göre likör veya viskimizi ekliyoruz. (İsteğinize göre alkolsüzde hazırlayabilirsiniz.) Tatlımızı hazırlayacağımız kaba kremadan 1-2 yemek kaşığı koyup, üzerine hazırladığımız kahveli karışıma  batırıp çıkarttığımız kedidili bisküvilerden diziyoruz. Krema, kedidili sıralamasını tekrarlayarak kabımızı dolduruyoruz, en üst tabaka krema olacak şekilde. Tatlımızı hazırlayınca üzerine kakaomuzu da serpiştirip, buzdolabında 4-5 saat dinlendirdikten sonra servise çıkarıyoruz. Servis öncesi benim yaptığım gibi beyaz çikolata ve nane yapraklarıyla süsleyebilirsiniz. Tatlıyı ayrıca porsiyonluk kaplarda, tek tek de hazırlayabilirsiniz. Afiyet olsun....


Bu fotoğrafta tatlının en final hali....
Devamını Oku...

11 Mayıs, 2011

İTALYAN TRİFLE (ITALIAN TRIFLE)

İtalyan trifle

Sayfamın takipçileri İtalyanca grubumla olan buluşmalarımızdan haberdar, blogger grubum kadar düzenli olmasa da bu grubumla da mümkün olduğunca görüşmeye çalışıyoruz. Bazen bir eğlence mekanın da, bazen bir etkinlikte, bazen de içimizden birinin evinde toplanıyoruz. Bizim evde gerçekleşen daveti yazmıştım burada, bu buluşmadan sonra bir kahvaltı buluşması yaptık, Sena ve Kurtça'nın evinde ve daha düzenli buluşalım diye hemen o gün bir sonraki buluşmayı kararlaştırdık. 1 Mayıs günü Tanju ve Kerem'in hazırladığı harika yemek masasının etrafında buluştuk. Çok eğlendik, çok yedik, çok keyifle geçen o günün esprisi "en güzel işçi bayramı kutlaması" idi aramızda.

İtalyanca-01.05.2011

Keyifli soframızın ufak bir kolajı yukarıda. Ufak diyorum çünkü, yeyip, gülmekten deniz ürünleri ağırlıklı menünün diğer yemeklerini (ıspanaklı ve somonlu penne makarna, fırında balık, kremalı fırın patates, limonlu sorbe) çekememişim. Tabi masada en çok puanı çok pratik olmasına rağmen ızgara kabaklar aldı, hatta yemeğe gecikenlere bırakmayı bile düşünmeden bitiriverdik:) Azizeciğimin sardığı yaprakları da unutmamak gerek, özel istekti, ellerine sağlık:)

Ben de genelde yaptığım gibi buluşmaya bir tatlı ile gittim; İtalyan trifle...

Trifle krema, meyve, sünger kek ve krem şanti (veya çırpılmış krema) ile hazırlanan bir tatlı, benim yaptığımı İtalyan yapan ise Marsala şarabı ile hazırlanan bir şurubun kullanılması ki bu şarap tiramisuda da kullanılan şaraptır. Trifle çok farklı şekillerde hazırlanmaya uygun, değişik meyveler, değişik aromalarda şuruplar ve keklerle, üzerine kremşanti, dondurma gibi eklemelerle, görselliği ve lezzeti zenginleştirilebilecek bir tatlı. Tabi bu görsellik için benim kullandığım gibi ayaklı olmasa bile şeffaf camdan derin bir kase seçmenizi öneririm. Ben tatlıyı hazırlarken üzerine ayrıca krem şanti eklemedim, vaktim azalmıştı ve kalorisini arttırıp, ağırlaştırmak istemedim. Bir dahaki sefere süsleme için az miktarda yapmak niyetindeyim. Tarif kaynağından farklı olarak bir de evde bulunmasına rağmen şurubumu Marsala şarabı yerine yine tatlı bir İtalyan şarabı olan İl santo ile hazırladım. Orjinal tarif buradan, ben bazı farklılıklarla uyguladım ve tarifim şöyle;

Malzemeler (8-10 kişilik):

Kreması için:

-1 litre süt
-4 yumurta sarısı
-1,5 su bardağı toz şeker
-1/3 su bardağı mısır nişastası
-1 çay kaşığı vanilya özütü*

Şurubu için:

-1/3 su bardağı toz şeker
-2 adet portakalın kabuk rendesi (ince rendelenmiş)
-1 su bardağı portakal suyu
-1/2 su bardağı il santo veya marsala şarabı*

Kek ve süsleme için:

- 1 adet sade veya kakaolu hazır pastaban*
-8-10 adet çilek
-Beyaz çikolata rendesi
-Taze nane yaprakları

* Vanilya özütü yerine 1 vanilya çubuğunu uzunlamasına 2'ye kesip içini çıkararak sütü ısıtırken ekleyip, daha sonra süzebilirsiniz.

*Şarap olarak marsala veya il santo yerine aynı miktarda bir tatlı şarap veya yarısı kadar portakal likörü kullanabilirsiniz. Alkol istemezseniz koymayabilirsiniz.

*Kek olarak hazır kek yerine kendi yapacağınız bir sünger keki veya kedidili bisküvilerini kullanabilirsiniz.

Yapılışı:

Trifle yapımına kremamızı pişirerek başlıyoruz. Derin bir tencerede sütümüze, yarım su bardağı şekerimizi ve vanilya özümüzü ekleyip şeker eriyene kadar orta ateşte ısıtıp ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. (Vanilya çubuğu kullanmışsak, sütümüz tekrar oda sıcaklığına gelince vanilya tohumlarını süzerek çıkarıyoruz)

Ayrı bir karıştırma kabında yumurta sarılarını, nişastamızı ve kalan şekerimizi mikser ile çırpıyoruz, süt karışımımızdan 1 su bardağı alıp, yumurtalı karışıma ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. Daha sonra bu karışımı tenceredeki süt karşımına ekleyip, sürekli karıştırarak pişiriyoruz. Kremamız kıvam alıncaya kadar pişirip ocaktan alıyoruz ve ısıya dayanıklı bir kaba alıp soğumaya bırakıyoruz. (Tencerede bırakmıyoruz pişmeye devam etmemesi için) Üzerinin kabuk tutmaması için ise streç filmi direkt kremanın üzerine koyup, en az 3 saat vakit varsa 1 gece buzdolabında dinlendiriyoruz.

Kremamız soğuyup, dinlenirken eğer hazır kek kullanmayacaksak keki hazırlayabiliriz. (Yakın zamanda sayfayı sünger kek tarifi ekleyeceğim, bu tarifi kullanabilirsiniz)

Tatlımızın şurubu için tüm malzemeleri bir sos tenceresinde şeker eriyip, şurup kaynayana kadar pişiriyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Nefis portakal kokulu ve lezzetli bir şurup oluyor, bu tarif dışında da pek çok tatlıya uygulanabilir. (şurubun kıvam almasına gerek yok, normal sıvı kıvamında olması yeterli)

Trifle tatlımızı bir araya getirmek için, kekimizi 3'er santimlik kareler halinde kesip, hazırlıyoruz. Derin bir cam kaseye önce az miktarda kremamızdan koyuyoruz üzerine şurubumuza batırdığımız kek karelerimizden 3-4 adet koyup, bu şekilde malzemelerimiz bitene kadar en üst kat kremadan oluşacak şekilde devam ediyoruz. Üzerini dilimlenmiş çilekler (sap kısmı kesilmeden), beyaz çikolata kırıntıları ve nane yapraklarıyla süsleyip, soğumaya bırakıyoruz. Kaselerle servis ediyoruz. Afiyet olsun...

Not: Bu tatlıyı, 1 porsiyonluk ufak cam kaseler veya ayaklı uygun bardaklarla da hazırlayıp, servis yapabilirsiniz. Büyük kase kullanacaksanız, keki kasenin çapında kesip, kat kat olacak şekilde hazırlayabilirsiniz, ayrıca çilek yerine başka meyveleri (muz, böğürtlen, frambuaz gibi) tercih edebilir ve meyveleri de tatlının katları arasına koyabilirsiniz. Üzerini süslemek için de çırpılmış kremanın yanısıra, hindistan cevizi, kakao, bitter çikolata rendesi, file badem veya fındık da kullanabilirsiniz.
Fotoğraflarda cam kase buğulu çünkü buzdolabından çıkarıp çektim, masada bekleyenler olduğu için etrafını silmeye fırsatım olmadı:)

İtalyan trifle
Devamını Oku...

26 Mayıs, 2008

TABBULE


Tabbule aslında falafel ve humus denemelerin sırasında yine yabancı ve yerli kitap, internet araştırmalarıyla uyguladığım tariflerden biriydi, tam o sırada bulgur etkinliği başlayınca bu tarifi etkinlik için bekletmeye karar verdim. Ye etkinliklerinin 34.'sü Deryadan Lezzetler'de , ben de etkinliğe Lübnan mutfağına ait bu sağlıklı ve hafif tarifle katılıyorum. Humusu eskiden beri sever ve çok sık olamasa da yaparım, ama falafel ve tabbule arasında seçim yapmam gerekse, tadının ferahlığı nedeniyle tabbuleyi seçerdim. Yapılışı farklı olmakla birlikte kısır sevenlerin çok beğeneceği bir tarif olduğunu düşünüyorum. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

-1 su bardağı ince bulgur
-1 yemek kaşığı çam fıstığı (kavrulmuş veya fırınlanmış)
-2-3 dal taze soğan (bizi rahatsız ettiği için ben kullanmadım)
-Yarım demet maydanoz
-1/3 demet taze nane
-2 adet limonun suyu
-2 adet domates
-3 adet salatalık
-3 yemek kaşığı zeytinyağı
-Tuz
-Servis için göbek yaprakları

Yapılışı:

Bulgurumuzu derin bir kaba alıp üzerini geçecek kadar su koyuyoruz. Tabbulenin kısırdan ayrılan en büyük özelliği bu, suyu sıcak değil soğuk olarak koyuyoruz. Yarım saat kadar sonra bulgurumuz suyu hemen hemen çekmiş olacaktır, eğer fazla gelmişse, bir süzgeçten geçirerek fazla suyu alabiliriz. Bu şekilde hazırladığımız bulgurumuzu geniş bir kaseye alıyoruz. Maydonozu, nanemizi ince ince doğrayıp ekliyoruz. Limon suyu, zeytinyağını ve tuzumuzu ilave edip, salatamızı karıştırıyoruz. Domateslerimizin çekirdeklerini çıkartıp küçük küçük doğruyoruz. Salatalıklarımızı da küp küp doğrayıp ilave ettikten sonra, kavrulmuş çam fıstığımızı ekleyip karıştırarak salatamızı hazırlıyoruz. Göbek yaprakları yerleştirdiğimiz bir tabağın içinde servis yapıyoruz. Eğer vaktiniz varsa tadının oturması için 1-2 saat buzdolabında bekletmenizi tavsiye ederim. Afiyet olsun.

Devamını Oku...

07 Mayıs, 2008

FALAFEL - (NOHUT KÖFTESİ) ve HUMUS

Lübnan Mutfağı'na ait bu iki lezzeti yapmamın temel sebebi, Aşçı Yamağı'nın okuduğu bir dergide falafel, tabbule ve humusun fast food kültürünün içine sağlıklı alternatif olarak girdiğinden bahseden yazı oldu. Humusu ikimizde çok seviyoruz, falafeli de evde hiç yapmamıştık, hadi deneyelim dedik. Bunun için hemen interneti karıştırdım ve elimdeki ve kitapevlerindeki kitapları inceledim ve 4-5 farklı tarifin aynı malzemelerinin yanına, kendimce daha uygun gördüğüm malzemeleri seçerek nohut köftemizi hazırladım. Nohut köftesi için pişirme alternatifi olarak fırını kullandım ama tariflerin tamamında yağda kızartılarak pişiriliyordu, sebzeli bir köfte olduğu için çok yağ çekmediği ve hafif olduğu yazılmıştı, siz isterseniz bu şekilde de pişirebilirsiniz. Falafel için farklı tarifleri harmanladım, humusu ise her zaman ki tarifimle yaptım. Bu lezzetli yiyecekleri yapmanın tek zorluğu haşlanan nohutların kabuklarını soymak, bana eziyetli gelen bu işlem için pratik bir çözümünüz varsa bekliyorum:)
Humus ve falafelin yanısıra Lübnan mutfağından bir de tabbule denemesi yaptım, onun tarifi de yakında...
Falafel ve humus tariflerimiz ise şöyle;

FALAFEL
Malzemeler:
-1,5 su bardağı nohut
-1 adet soğan
-2 diş sarmısak
-1/4 demet maydanoz
-3-4 dal taze kişniş (Bulamazsanız olmadan da yapabilirsiniz)
-1 adet yumurta
-1 çay kaşığı kabartma tozu
-2 yemek kaşığı un veya galeta unu
-1 tatlı kaşığı kimyon
-1 tatlı kaşığı tuz
-1 çay kaşığı toz kişniş
-1 çay kaşığı pul biber
-1 yemek kaşığı tahin
Yapılışı:
Nohutlarımızı 1 gece ıslattıktan sonra, haşlıyoruz ve soğuduktan sonra kabuklarını soyuyoruz. Nohutlarımızı ve sarmısağımızı mutfak robotundan geçirip, un haline getiriyoruz. Diğer malzemelerimizi unumuzu ve kabartma tozunu sona bırakarak, karıştırma kabımıza ekleyip, hepsi iyice birbirine karışana kadar yoğuruyoruz. Son olarak un ve kabartma tozunu ekleyip, cevizden küçük parçaları yuvarlayarak köftelerimizi hazırlıyoruz. Fırın tepsimize dizerek, üzerlerine fırça ile çok az zeytinyağı sürüyoruz ve önceden ısıtılmış 200 derece fırında 20 dakika kadar pişiriyoruz. Pişirme yöntemi olarak kızartmayı tercih ederseniz, öyle de çok lezzetli olacaktır. Falafelimizi salatalık, domates, yeşillik ve humus eşliğinde servis yapabiliriz...

HUMUS
Malzemeler:

-1,5 su bardağı nohut
-1 su bardağı tahin
-4 diş sarmısak
-3 limonun suyu
-1 tatlı kaşığı kimyon
-Tuz, kırmızı biber
-1/2 çay bardağı zeytinyağı
-1/2 çay bardağı su

Yapılışı:

Nohutlarımızı falafelde yaptığımız gibi, 1 gece ıslattıktan sonra, haşlıyoruz ve soğuduktan sonra kabuklarını soyuyoruz. Nohutlarımızı ve sarmısağımızı mutfak robotundan geçirip, un haline getiriyoruz. Daha sonra nohutların üzerine tahini ekliyoruz ve zeytinyağı ile limonunu yavaş yavaş, karıştırarak ekliyoruz . Sonra kimyon ve tuzunu ekleyip, kıvamı çok katı olmuşsa çok az su ekleyerek açıyoruz. Servis yaparken üzerine 1 yemek kaşığı zeytinyağında kızdırdığımız kırmızı biberimizi ekliyoruz. Afiyet olsun...


Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...