zülbiye teyze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zülbiye teyze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Eylül 24, 2008

Conguluz

Blog adına alternatif olarak "günlük" kelimesi gösterilirya, ben bloğuma "geçmişlik" adını veriyorum.Yatıyorum, kalkıyorum, geçmişimi yaşıyor, yazıyor sonrada günlerce ambalaj kafayla dolaşıyorum.Hiç haz etmem kendim gibi tiplerden.Sürekli bir şikayet, bir vıdı vıdı "vay ne garip başım varmış anam babamm, oyy oyy beni bir keresinde değirmende un sanıp öğüttülerdi, bir keresinde de eşşek diye deptülerdi, ha bir defasındada tarla yolunda emmimin oğlu topal feyzi başıma çökecedi...( başa çökmek ne demek araştır bakiim, hadi bi koşu ) Gittikçe Serat'ın albümüne benzedi yazılarım, en son bi alttaki iç kanamalı yazıyı yazdıktan sonra iki seksen uzanıp kaldım,bünyem bünyesiyle uyumsuz.Dün de doktora gidip yanımdaki hastalara ağrıyan yerlerimi gösterttim, adettendir.Doktor "sen büyük ihtimal çizgi film karakterisin,üstünden ro ro gemisi geçse ölmene imkan yok" dedi yolladı.

Kadınlar der "aman yarappim büyüdükçe anneme benziyorum" ben malesef anneme benzeyemiyorum,kiracımız bitli Zülbiye teyze vardı kendimde onun emarelerini görmeye başladım.

Zülbiye teyze bizim alt kat kiracımızdı.Bayaa yaşlı bir kadın, kendine bakmaktan aciz.Başında milyonlarca bit galaksi kurmuşlar.Bende çok severim yaşlıların dizinin dibinde çöreklenmeyi; bana Ermeni isyanını,Bedia Akartürk'ün 150 yıldır türkü söylediğini,elektiriksiz yıllarda kullandıkları lüküs lambasını vs. anlatsın valla istemem commodore, atari,bilgisayar falan.Bunların karşılığı olarakta başındaki bitleri temizletirdi köftehor.Bu bitler öyle bizim bitli limon takımı gibi zararsız, neşeli, bıcır bıcır yaratıklar değiller.Bir kere çok çeşitli şekilleri var saçlara yapışık bekleşen yavruları, lokomotif gibi hızlı gidenleri,habire pinekleyenleri, çörleri, çöpleri işgalci ordusu gibidirler.Kafadan temizlenmeleri çok zor, defalarca bit şampuanı ile yıkanmaları bile fayda etmez bakarsın dımdızlak kalıvermiş saksı.Ben elimden geleni yapardım ihtiyar kaşınmadan uyuyabilsin,bana dua etsin diye en nihayetinde kestirdik saçlarını da kurtuldu.
Zülbiye teyze bir sürü hikayesi olan bir kadındı (bu kısmı işte benzemeye başladığım yönü)Akşam yemeklerinde bize gelirdi bitlerinden dolayı istenmeyen misafirdi geldimiydi de gece yarılarına kadar otururdu.Bizi yatırıp uyutmadan evine dönmezdi.Bize masal anlatsana teyze dediğimizde, büyük bir iştahla kendi korku hikayelerini anlatırdı, küflü !

-Epey oluyo zemherir ayındayık; gapıda itler uluyo, anamlar yattıydı peceye (pencere) dık dık diye biri vurdu o vakıtlar nerde ışşık, göz gözü görmüyo.Perdeyi şöle çektiydim aboooo gapgara conguluz; gözleri gıpgırmızı, dırnakları tırpan gibi, peceye dırmanıyo.

Bütün hikayelerinde mutlaka bir conguluz oluyordu.Conguluz bunu bazen samanlıkta yakalıyor, ısırıyor, uyurken ayak parmaklarından dalışa geçiyor,tuvalette işerken yarı işemiş yarı işeyecek eve koşmasına neden oluyor, yakaladığı yerde sıkıp sıkıp bırakıyordu.Sanki az ekşınlı hayatımız varmış gibi birde Zülbiye teyzenin conguluz hikayeleriyle boğuşuyor, geceleri sırayla ağlaşıyor, tuvalete gitmemek için yatağa çiş yapıyorduk. Bu yaratığın kış aylarında peydah olduğunu söylediği içinde kışlardan nefret ediyor, kış yaklaştıkça paniğe kapılıyorduk.Conguluz Zülbiye teyzenin tarifine göre kocaman, kapkara, kıllı, tüylü bir canavardı. Geldiği kardaki ayak seslerinden anlaşılırdı tüm çocukluğum kar kıtırtısı dinleyip onu beklemekle geçti.

Başkasının gözüyle; kendime, yaşadıklarıma bakıyorumda, yazdıklarım conguluz hikayelerini aratmıyor maşallah.Ben geleceğin bitli Zülbiye teyzesiyim anlaşıldı, çocuklarınızı benden uzak tutun !

Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum

     Uzun zaman ara verince nasıl başlanır bilirsin "bloguma uzun zamandır yazmıyordum bir uğrayayım dedim, özlemişim..." f...