Sayfalar

cunda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cunda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Cunda'dan Aldığım Ahşap Aksesuarlar


       Cunda tatilimizden aldım bu güzel parçaları. Cunda merkezde, bir okulun karşısındaki köşede çok güzel bir atölye-dükkan vardı. Sakallı, tek bacağını kaybetmiş bir beyefendi yapıyordu bu güzellikleri. Daha neler neler vardı, aklım kaldı ama tekrar uğrarım, dedim olmadı.

       Evde kaç tane anahtarlık ve kapı süsü olduğunu artık hatırlamıyorum. Bu minyatür çalışmayı görünce yine dayanamayıp aldım. Ne şirin değil mi?
       Keçe ev anahtarlığımı Çocuklaçocuk hediye etmişti. Yılbaşından beri kullanıyorum. Tekrar teşekkürler kızlar :)

1 Ağustos 2010 Pazar

Sevgili Günlük-Cunda'dayız 2


       Genellikle burada esnaf, dondurmacısından, lokmacısına, pazar tezgahlarına, restaurantlara kadar hep çok ilgili ve güleryüzlü. Hele bir dondurmacı var, kızarmış dondurma yedik orada. Hepsi ayrı tatlı çocuklar. Onlara bayıldık ve her gittiğimizde uğramadan duramadık. Zaten en çok onların önü kalabalık,ilgi-alaka sanırım herkesi çekiyor.Taş Kahve servis elemanları bu konuda eksikti ne yazık ki. Kedilerin bolluğu ve rahatlığı dikkat çekiciydi. Cunda'nın meşhur keçisi, kedisi, delisi üçlemesinde kedi ve keçiyi bol miktarda gördük. Henüz deli görmedik neyse ki :)


       Genellikle burada esnaf, dondurmacısından, lokmacısına, pazar tezgahlarına, restaurantlara kadar hep çok ilgili ve güleryüzlü. Hele bir dondurmacı var, kızarmış dondurma yedik orada. Hepsi ayrı tatlı çocuklar. Onlara bayıldık ve her gittiğimizde uğramadan duramadık. Zaten en çok onların önü kalabalık,ilgi-alaka sanırım herkesi çekiyor.Taş Kahve servis elemanları bu konuda eksikti ne yazık ki. Kedilerin bolluğu ve rahatlığı dikkat çekiciydi. Cunda'nın meşhur keçisi, kedisi, delisi üçlemesinde kedi ve keçiyi bol miktarda gördük. Henüz deli görmedik neyse ki :)
       Taş Kahve' de önce meşhr Ayvalık tostumuzu yedik. Üzerine kahvemizi içtik. Yan taraftaki lokmacıdan da lokma tatlımızı alıp orada yedik. Ben tatlı sevmememe rağmen lokmayı çok beğendim. Daha önce yediklerimin arasında en çıtırı ve en hafifiydi. Ayvalık tostunu çok farklı bulmadık açıkçası. Büfe sucuğuyla değil de bizim geleneksel sucuğumuzla yapılsa belki daha lezzetli olur.

       Şu anda bu minderlerden yazıyorum size. Bizim ralarda hava çok sıcakmış. Burası sürekli esiyor, en çok bunu sevdik zaten.
Tekrar yazıyorum; SENİ SEVDİM CUNDA!

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Sevgili Günlük- Cunda' dayız 1

 

       Evet, Çarşamba'dan beri Cunda'dayız. Otelimiz fotoğraflarda göründüğünden çok daha güzel çıktı. Odalardaki konfor, estetik ve teknoloji muhteşem. Her detay düşünülmüş. Oda sayısı az olduğu için hizmet te olağanüstü hızlı ve düzgün. Oteli ben bulduğum için, eşimle konuşurken sürekli kendime pay çıkarıyorum, o başka :) Bu arada Yaprak Dökümü' nün Tahsin'i "Ahmet Saraçaoğlu" ve eşi, Haneler'in Yaban'ı  "Fırat Doğruloğlu",  "Melisa Sözen" ve eski bir devlet bakanımız da buradalar.

        Perşembe akşamı güneşin batışını izlemek üzere Şeytan Sofrası'na gittik. Fakat nasıl bir izdiham anlatamam. Bütün Ayvalık'taki insan ve araçlar oradaydı sanki. Farkında olmadan süper bir zamanlamayla, gittik, oturacak yer bulduk, 3 dk.ya kalmadan güneş battı ve biraz dolaşıp otele döndük. Eşim, "gidince kimseye Şeytan Sofrası'na gidin demeyeceğim. Herkes birbirine söylediği için gereksiz ünlenmiş, nereye o kadar yüksekten baksan etkilenirsin" , diyerek  olayı bitirdi. Doğruyu söylemek gerekirse ben de beklediğimi bulamadım. Güneşin batışını bizim oralardaki tepelerden de aynı ekilde izledik çoğu kez, belki ondandır. İnsan kalabalıklığı ve gürültüsü dolayısıyla büyüsü bozuldu belki de bilemiyorum...
       Denizden babam çıksa yerim cinsinden olan oğlumla ben, deniz ürünlerine doyduk bu gece. Cunda'ya gidip yenecekler arasında kabakçiçeği dolması (çok çok sevdik), değişik otlar (deniz börülcesi,  asparaça, hindiba, turp otu) midye dolma, kalamar, tekir balığı yedik. Daha tadına bakmadığımız onlarca ot ve adını duymadığım balık çşidi vardı. Cunda'ya özel Papalina balığı istedik ama mevsimi değilmiş. Tekir balığını da ilk kez yedik. Mis gibi deniz kokan, görüntüsü barbuna benzeyen, bence barbundan çok daha lezzetli bi balıktı. Servis te çok ilgili ve hızlıydı.
      

       Fotoğrafları dün akşam yemeği için gittiğimiz Cunda merkezde çektik. Ününü çok kişiden duyduğumuz  Bay Nihat'ta yiyecektik ama reservasyonsuz düzgün bir masa bulmamız mümkün olmadı. Pazartesi' ye kadar da dolu deyince, yine daha önce nette gördüğüm , meşhur Taş Kahve'nin hemen yanında,  Artur'da karar kıldık. Bir de Deniz Restaurant vardı ününü duyduğum. Onu henüz denemedik.

       Yemeğin üzerine Taş Kahve'de güzel bir dibek kahvesi içelim, dedik ama yer bulmak ne mümkün. Kahve keyfimizi yarın akşamüstüne erteleyip, hediyelik alışverişimiz için Cunda Sahil Pazarı' na daldık. Aşağıdaki vitrin pazardaki bir sokaktan. Otantik giysiler satan bir dükkandı. O dikiş makinasına bayıldım.
Adım başı görebileceğimiz deniz kabuklarından yapılan hediyelik eşya tezgahları büyüleyici güzellikteydi.
Seni sevdim Cunda :)