Sayfalar

mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2012 Çarşamba

Sevgili Günlük- Gelmeyen Bahar Çarpması

       Bu hafta biterse karada ölüm yok, dediğim kaçıncı haftadayım bilmiyorum. Böyle derken aylar, yıllar çabucak devrilip gidiyor. Hiçbir şeyin üzerinde çok fazla düşünmeye vakit yok. Farkettim ki sadece kötü yaşantıları değil, mutluluklarımızın üzerinde bile fazla düşünemeden, hazmedemeden zaman geçiyor. Son aylarda mutluluktan ayaklarımı yerden kesecek, normalde aylarca uykuya dalmadan dakikalarca düşünüp heyecanla, mutlulukla uykuya daldığım, sabahları ilk gözümü açtığında aklıma düşüp güne güzel başlatan mutlu haberler bile rutine bağlandı. O ilk heyecan yok. İnsanoğlu çok nankör sonuçta. Herşey elde edene kadar, ne yazık... Eskiden gece yatmadan hayal kurardım. Şimdi bir duaya başlayıp o duanın sonunu getirip getirmediğimi bile hatırlayamadan sabah okul saati alarmıyla uyanıyorum. Gün boyu öyle doluyor ki kafam, hayallere bile yer kalmıyor artık. Aslında kuracak hayalim de yok. Ailem, sevdiklerim ve kendim için sağlık, huzur ve bereketten, iyi bir insan olabilmekten başka hayalim yok. Kalıcı mutluluk benim için son saydıklarıma bağlı. En büyük şükür, her sabah sağlıkla, sıcak bir evde uyandığımıza, istediğimizi yiyip içebilmemize edilmeli bence. Her zaman en kötüyle imtihan olmaz değil mi insan? İyi olduğumuz anların da değeri bilinmeli....
 Mobilyalardan dantelleri kaldırdık, sürahilere örttük. Bu ne yaman çelişki...
        Çay, kahve keyfimden ödün vermeden, evimin işlerini düzene koyup, eşimin, oğlumun sevdiği yemekleri yapıp işime başladığım andaki huzur ağalarda paşalarda yok. Evden çalışmak gibisi yok.
Kısacası TÜRK'ÜM, doğruyum, çalışkanım, MUTLUYUM...
 

4 Ağustos 2011 Perşembe

Sevgili Günlük- Karadeniz Turu- Amasya Durağı

       22.Temmuz'da Jolly Tur'la 10 günlük Baştan Sona Karadeniz Turu' na katıldık. Bu yılki tatilimizi kültür turizmi yaparak geçirmeye karar verdik. Oğlumun sıkılabileceği endişesi taşıyordum ama en çok o istedi. Aynı şekilde her gece başka otelde kalacak olmaktan dolayı sıkıntı, yorgunluk yaşar mıyız diyorduk, onu da hallettik. Çok fazla dağılmadık, sabah erken yola çıkıldığı için geceden valizlerimizi kapattık, herşey yolunda gitti. Erken yatıp, erken  kalkınca çok fazla da yorulmadık.
Güneş saati
İlk durak Amasya'ydı. Osmanlı döneminde Şehzadeler Şehri olarak anılan Amasya'ya ilk kez gittim.
       İlk olarak Hitit, Roma, Selçuklu ve Osmanlı zamanlarından kalma eserlerden oluşan Amasya Arkeoloji Müzesi ve Mumya Müzesi'ni  ziyaret ettik.Geceyi otobüste geçirdiğimiz için Amasya'da uyurgezer gibi gezdik ama yine de güzeldi, etkileyiciydi.



Mumya Müzesi
Roma dönemi takılarına hayran kaldım. Helenistik döneme geçildikten sonra feminen eşyalara ve tasarımlara daha çok önem verildiğini tüm müzelerde gördüm. Şimdiki takı tasarımlarına ne kadar çok benziyor değil mi?
Bayezid Külliyesi

Hazeranlar Konağı'nda kuşlu perde buldum :)


Ferhat'la Şirin Heykeli ve arkadaki tepelere oyulmuş Kral Kaya Mezarları
Ferhat'la Şirin efsanesine konu olmuş Yeşilırmak

Bir sonraki durak Tokat...

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Sevgili Günlük- Mutlu Eden Fotoğraflar

 

       Biraz önce kuzenimin oğlu Arda'nın (daha önce hamile kolyesi ve bebek odasını burada paylaşmıştım.) Facebook'ta görünce inanılmaz bir paylaşma isteği duydum. Belki sizin de yüzünüzde bir gülümsemeye sebep olur :)
 Kuzu kuzuyu besliyor :)
Mutlu haftasonları dilerim.
Blogger kumanda paneli değişmiş, farkettiniz mi?

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Park Temalı Ferforje Tablom ve Bir Mutluluk Önizlemesi (Yazıyla)


 Kuşlu askılarla birlikte Markafoni'den almıştım. Ağaçlara dilek ağacı gibi minik kurdelalar bağlamayı, minik keçe kuşlar yapmayı düşünüyorum. Nereye asacağıma tam olarak karar verdikten sonra yapabilirim. Fotoğrafta belli olmuyor ama oldukça büyük bir tablo.
Gölgeli fotograf olmuş, pek beğenmedim ama yerine astığımda tekrar fotoğraflayıp, paylaşırım. 

       Dün işle ilgili bir görüşme için İstanbul'daydım. Yakında çok güzel gelişmeler, haberler ve projelerle dolu yazılar okuyabilirsiniz blogumda. Çocukken olduğu gibi yazayım  "S" yle başlayan bir sürprizim var. Benim için olduğu kadar hobi ile ilgilenen birçoğumuz için de güzel paylaşımlar olacak. Sabırsızlanıyorum, Kaymaklı Kadayıf'ın deyimiyle sabıramıyorum ama Ağustos'u beklemek gerek.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Sevgili Günlük- Önizleme Arabalı Keçe Bebek Kapı Süsü ve Birkaç Küçük Mutluluk

       Pazartesi kargoya vermem gereken bir sipariş. Hazırdaki modellerim yerine farklı istekleri olan, beni özgür bırakan müşterilere bayılıyorum. Canım sıkılmadan, kendimi tekrarlamadan çalışıyorum bu şekilde.
       İnternette iki yerden keçe alıyorum. Biri Hobi Keçe, diğeri Kumaşçı. İkisinde de farklı tonlar mevcut. Daha önce Kumaşçı'dan aldığım renklerin devamı gerekiyordu. Dün oldukça geç vakit sipariş verdim. Bugün elimdeydi. Fatura zarfından bir de bu güzel sürpriz çıktı. Ne hoş değil mi?
        Fatura zarfından bir de bu güzel sürpriz çıktı. Ne hoş değil mi?
       Bugünün güzel olaylarından biri daha :) Geçen yıl daha önce ne kendimizde, ne de kendisinde görmediğimiz notlarla bizi şoke edip bütünlemeye bile kalan oğlum bu yıl teşekkür belgesi aldı. 1 yıl teşekküre, takdire ara verince pek kıymetli oluyor. Yoksa aldığı notla başarıyı doğru orantılı gören ebeveynler değiliz. Şu an okuduğu okulun öğretmenleri gerçekten benzerlerine göre oldukça zorluyor, bunun olumlu getirilerini üniversitede görecekmişiz. Mezun olanlar hep böyle söylüyor. Bu arada hızla üniversiteye yaklaşıyoruz.Ne zaman büyüdü hala anlamış değilim.

       Çocuklarınızı (özellikle de erkek çocuklarınızı) küçükken bol bol sevin, lakin büyüyünce pek cool takılıyorlar, öyle her zaman öptürmüyor, sevdirmiyor, mıncıklattırmıyorlar kendilerini. Daha önce sevdiğiniz, öptüğünüz bembeyaz, bıdış bıdış ayakların, bacakların yerini 2-3 yıl içinde kocaman kıllı bacaklar alıyor :) Güçlü kollarıyla onlar sizi havalara kaldırıp hoplatıyorlar. Bu arada oğlumun küçülen jeanleri artık bana oluyor, boylarını kısaltmak kaydıyla :) Anne olmak ne güzel... Pazar günü de babaları konuşuruz.

19 Mayıs 2011 Perşembe

Sevgili Günlük- Evimizdeki Kuşlar 1

       Evimdeki kuşlar yazı dizimin ilk bölümü... İkinci bölümü olur mu bilmiyorum ama blogun tozunu alayım istedim. Zoraki konu yaptım kendime :)

Malzemelerimi hafta sonu bu eve taşıdık. Bugün ancak yerlerine yerleştirebildim. Her taşınmada daha da çoğalıyorlar. Arabayla 3 seferde taşıdık. Hala hepsi de gelmiş değil.

Yarın bayramımızı yapıp Ankara'ya gidiyoruz. Çok özledim Ankara'mı... Sevdiğim birçok kişiyle görüşeceğim.
Bayramımız hepimize kutlu olsun...

3 Mayıs 2011 Salı

Sevgili Günlük- Yiyorum Büyüyorum Röportajım...

   
       Keçe kuşlarım sayesinde tanıştığım, blogumda daha önce de birkaç kez bahsettiğim Zümrüt'ümün içi bilgi dolu, sevgi dolu, paylaşım dolu sitesi Yiyorum Büyüyorum için bir röportaj verdim. Ben ne yazdığımı biliyordum ama sabah sitede yayınlanmış haliyle onun benim için yazdıklarını okuyunca gözlerim doldu. Siz de okumak isterseniz röportajım burada...

26 Nisan 2011 Salı

Önizleme- Bahar Çarpması

       Güneşin kaçamak kaçamak görünüp kaybolduğu, gün boyu sürekli gelen uykuyu bazen kovmayı başarıp, bazen başaramadığım, sabah yataktan sürünerek kalktığım, işim olmasa 24 saat uyurum dediğim günlerdeyim. (Haftalardır böyleyim aslında) ...ve biliyorum yalnız değilim.Bahar gelemese de uzaktan çarpmayı ihmal etmiyor sanırım...

       Gün boyu saçma sapan şeylere sevinmeye zorlayıp kendimi ayakta tutmaya çalışıyorum. Gün boyu kafamda yapılacaklar listesi yapıp, hiçbirini yapmadan, günü verimsizce bitiriyorum. Verimsizce bitiriyorum dediğim günlerde de bir parça da olsa birşeyler yaptım ama anladım ki planlayınca olmuyor. Kendimi masamın başına götürene kadar, ondan sonrası hayatla bağım kopuyor, başka boyuta geçiyorum.

 

     Bugün itibarıyla haftaya verimli başladım. Değişik birşeyler yapmak istiyordum ve yaptım. Uygun hava olduğunda fotoğraf çekip, paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
 

23 Nisan 2011 Cumartesi

Öykü Diyor ki: "23. Nisanda Bu Blog Benim"

       "23 Nisan'da Bloglar Çocukların" projesi; UNICEF ve TOHUM OTİZM sponsorluğunda, H&M, ROCHE ve TÜRK TELEKOM katkılarıyla bu yıl üçüncüsü düzenlendi.

       Gelen mailde kendi çocuğumuz ya da çevremizden seçtiğimiz bir çocuğa, hiçbirini bulamıyorsak onların seçeceği bir çocuğa blogumuzu devredebileceğimiz yazıyordu. Ben son alternatifi seçtim ve blogumu bugüne özel 6 yaşındaki Öykü'ye devrettim :)

       Öykü,UNICEF yararına Roche tarafından düzenlenen ‘Geleceğin Yıldızı Sensin! Ne Olmak İstersin?” resim yarışmasına katıldığı resmini bizimle paylaşıyor... 


       Öykücüğüm, çok teşekkür ederim bu güzel resminle blogumu aydınlattığın, renk kattığın için... Yarışmada başarılar dilerim :)

       H&M, 23 Nisan günü çocuklara devredilen her blog için, yardıma muhtaç çocuklara toplamda 1000 adet kıyafet bağışlıyor. Türk Telekom, bilgisayar ihtiyacı olan çeşitli okullara 10 adet bilgisayar bağışında bulunacak.

       Ben de tüm dünya çocuklarının bayramını tüm içtenliğimle kutluyorum :)

12 Mart 2011 Cumartesi

Sevgili Günlük- Kar Yağdı, Deprem Oldu, Şöyle Oldu-Böyle Oldu...

Tüm kış beklenen kar hafta ortası geldi nihayet....
       Japonya depremi çok etkiledi beni. Tadım, tuzum yok. Hayat çok boş geliyor.
17. Ağustos2tan sonra herşeyi depreme yoran biz, dün gece Bıdık'ın sabaha kadar ağlarcasına havlamasıyla o soğukta ine çıka bahçede sabahı sabah ettik. Sabah depremi duyduk. Kafada soru işaretleri... Bu akşam internette gezinirken, floresan lambaların deprem öncesi söndüğünü okuduktan bir saat sonra, evdeki tek floresan lambamız kendi kendine söndü, bitti. Supermoona az kaldı :( Kafayı yememek elde değil. Her deprem haberi geriye transfer yapıyor beyinlerimizde, kalp çarpıntısına engel olamıyor insan.

       Çalışma masama oturup aptal aptal oturup, elim hiçbirşeye gitmeden kalktım. Acil olmamakla birlikte, biraz daha süreyi uzatırsam acil olabilecek çok işim var aslında ama bu kötü enerjiyi kimselere geçirmek niyetinde değilim. Böyleyken çalışmayı sevmiyorum. Kendime söz veriyorum, önümüzdeki hafta mutlu ve çalışkan olacağım...

15 Şubat 2011 Salı

Sevgili Günlük- Cici Gözlerle Döndüm

       Sömestr tatilinin ikinci haftası hemen her sömestrde olduğu gibi İstanbul'daydım. Bu seferki 3 yıldır düşündüğüm fakat çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü olamadığım lasik ameliyatı içindi. Biraz da gezeriz diyerek sömestr tatiline denk getirdim randevumu..

       Ortaokul yıllarından beri gözlüğüm var. Var ama kullandığım günleri toplasanız 2 yıl etmez. 3 yıl lens kullandım, gözlerimde aşırı kuruluk yaptı, devam edemedim. En son 2 yıl önce aldığım gözlüğümü de sadece okurken, iş yaparken kullanıyordum. Gözlük kullanmak bana zulüm geliyor eskiden beri. Estetik olarak ta hoşlanmıyorum. Bu arada gözlük numaralarım -4 ve -4.5 olmuş.

       İki yıl önce Nisan ayında yazdığım yazımda kesinlikle laser ameliyatı olamayacağımı belirtmiştim. O sıralar Dünyagöz Ataköy şubesindeki doktorum keratokonus teşhisi koyup bu sonuca varmıştı. Geçen yıl rutin kontrol için Etiler şubesine gittim. Oradaki doktorum ve aynı zamanda şimdiki ameliyatımı yapan doktorum iki ölçüm arasındaki farkı aşırı olağanüstü bulup, bana konulan keratokonus teşhisinin doğru olmadığını söyledi. İki ölçüm arasındaki bu denli açık farkın olabilirliği için operasyon geçirmiş olmam gerektiğini, yanlış ölçmeden kaynaklanan bir sorun-fark olduğunu belirtti. Lasik için şartları uygun buldu, fakat ben iki ayrı teşhisten dolayı ikna olamadım. Kafamda soru işaretleriyle eve döndüm.

       Geçen Pazartesi için randevu alıp, hikayemi bildiği için tekrar Etiler Dünyagöz'e, yine aynı doktora ( Baha TOYGAR ) gittim. Tekrar yapılan ölçümler ve karşılaştırmalar sonucu, doktorum lasik için uygun olduğumu söyleyince hemen ertesi gün için ameliyata karar verdim. Salı sabah 09:00'da hastanedeydik. 10:00 gibi ameliyathaneye alındım. Yeşil kostümlerle içeride 1,5 saat süren, tansiyonumu yerlerde süründüren, sıkıntılı bir bekleyiş sonunda ameliyata alındım. İLASİK+ Wavefront denen yöntemle 10 dk. lık bir operasyon geçirdim. Daha önce klasik laser ameliyatlarında yapılan bıçakla kesi olayı bu teknikte yok. Bu sebeple de iyileşme de daha çabuklaşıyor ve bıçaklı yönteme göre görüş kalitesi 3 kata çıkıyor-muş. Ayrıca isteğe bağlı, birlikte uygulanan Wavefront teknolojisi tamamen kişiye özel bir tedavi ve özellikle yüksek astigmat sorunu olanlar için biçilmiş kaftan.


       INTRALASE (Bıçaksız Lazer)™ ve WaveFront ™ ‘un kombinasyonu ile uygulanan iLASIK sayesinde görüş kalitesinde %120’ye* varabilen artış sağlanmaktadır ve elde edilen yüksek başarı kalıcıdır. 
(Dünyagöz'den alıntıdır)
     
       Ameliyat sonrası 15 dk. dinlendirilip eve gönderildim. İlk çıktığım anda gözümde bulanık görme vardı. Bir de gözkapaklarım ağırlaşmıştı. Doktoruma sordum. Koruyucu lens takılmış, sebebi buymuş. Riske girmemek için o günü evde dinlenerek geçirdim. 2-3 saat sonra yarım saat süren hafif bir yanma,batma,sulanma dışında hiçbir zorluk hissetmedim. Amelitay sonrası gözleri çok sıkıca kapatmak, göze su, sabun,şampuan vs. kaçırmak, göz makyajı yapmak yasak. 3 ayrı damla kullanılıyor. Damlaların biri bir hafta, diğeri 3 hafta, bir diğeri de 3 ay kullanılacakmış. İlk zamanlar damlaları, saatleri karıştırıyordum ama şimdi düzene girdi.

       Ertesi sabah kontrole gittik. Lensler çıkarıldı ve tekrar görme testi yapıldı. Sol gözümde görüş  %100, sağ gözümde %80 artmıştı. Sağ gözümde eskiden beri göz tembelliği vardı. Göz tembelliği tedavi edilemiyormuş. Fakat görme kalitem 3 aya kadar artarak devam edecekmiş. Kontrolden sonra dönüş gününe kadar  hafiflemiş, rahatlamış ve ipini koparmış bir halde gezdik, gezdik,gezdik... Yollarda, alışveriş merkezlerinde bir köşede elinde göz damlası, gözüne damla yapan, çipil çipil gözlü bir kadın gördüyseniz, o bendim işte :)

       Şu sıralar bu operasyon sonrası erken dönemde görülmesi normal olan yakını görme netliğinde ara ara sorun yaşıyorum. O da geçiciymiş. Bir de eski alışkanlık, her gördüğümü gözüme sokup okumaya çalışmak. Kitaba, bilgisayara, yaptığım işlere göz uzaklığı ayarımı yapma aşamasındayım hala.

       Ameliyattan iki gün sonra bu ameliyatın videolarını izledim. İyi ki baştan izlememişim. Hiçbir kuvvet beni o masaya yatıramazdı. Sizin de aklınızda olsun; ameliyata karar verdiyseniz, öncesi sakın bu tür videoları izlemeyin. O esnada hiçbir acı hissetmiyorsunuz ama görüntüler işkence görüntüsü gibi. Göz kapaklarınıza, gözlerinize yapılan bu ilginç muamelenin en ufak acı vermemesi inanılası birşeymiş gibi gelmiyor. Benden söylemesi...

       Hala alışkanlık ya, bilgisayara otururken, çalışma odama giderken gözlüğümü arıyor elim. Sonra ona artık ihtiyacım olmadığını düşünüp her seferinde daha da mutlu oluyorum. Allah'ım sana şükürler olsun bu muhteşem zeka ürünü teknolojiler için, bunlardan faydalanmaya beni layık gördüğün için...Bugün ameliyattan sonra ilk kez göz kalemi ve rimelimi sürdüm. Mutlu oldum. Kadın olmak ne güzel, her minik ayrıntı mutlu edebiliyor bizi. Detaylarda mutsuzluk arayan tipler bunun dışında tabii. Sakın siz öyle olmayın...

       Yeni gözlerimle ilk olarak iki tane bebek kapı süsü yaptım. Daha sonraki yazılarımda paylaşırım... 
Dün Kandil ve Sevgililer Günü idi. Geçti ama kutlu olsun yine de. Allah dualarınızı herkes için hayırlıysa kabul etsin ve seveniz, sevdiğiniz bol olsun, gerçek olsun...

22 Ocak 2011 Cumartesi

Sevgili Günlük- Ada'ya Minik Tepsi Boyadım

       Adacığıma tam bir yıl önce Sportacus figürlü transfer yapmak için aldığım tepsiyi nihayet bu akşam boyadım. Artık Sportacus aşkı bittiği için, ayıcıklı desenli peçete dekopajı çalıştım.
Önce tepsiyi zımparaladım. Sonra her kat arasında tekrar zımparalayarak 2 kat beyaza boyadım.
Beyaz boyaya biraz çivit mavi katarak pastel bir mavi elde ettim. İki kat ta yine her kat arasında zımparalayarak maviye boyadım.
Kullanacağım desenin etrafından istediğim şekilde kestiğim peçetenin en üst yüzeyini diğer katlarından ayırdım.
        Peçetenin yapışacağı kısma tutkalı sürdüm. Peçeteyi dikkatlice yapıştırdım. Yine çok hassas bir şekilde tutkalı tepsinin tüm iç yüzeyine sürdüm. Tutkalın kurumadan önceki hali böyle görünüyor. Kurudukça şeffaflaşıyor.
 Peçete dekopajın kenarlarını koyu maviyle tamamladım. Verniğim yoktu, henüz verniklemedim, yarına kaldı. Sırada bekleyen bir de büyük şımarık tepsi denilen bir tepsisi var Ada'nın. Bu akşamlık bu kadar yeter, dedim. O da birdahaki "ne yapsam, ne yapsam" akşamına kaldı.

:)
            Kuzucuğum akşam hastalanmış, Kan ve idrar tahlili yaptırmışlar. Kanında yüksek miktarda mikrop bulunmuş.Telefonda "teyzoeee benim kanımı çektiler (aldılar)" diye mızıldadı. Acilde, idrar tahlili için verilen bardağa çişini yaptıktan sonra, bardaktakini içmesi gerektiğini sanıp, korkup ağlayıp yanındakileri bayağı güldürmüş.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Yılbaşı Hediyem Sahibini Bulmuş:)

 Bir önceki yzımda önizlemesini paylaştığım çalışmamın bitmiş hali. Üzerindeki 7 kuşa, sağlık, mutluluk, huzur, bereket, sevgi, sabır, şükür dilekleri yüklenip depolandı. Cumartesi günü sahibine kargolandı.  Onun sevgisini bekliyor şu anda:) Tek isteği sıcak bir yuva, kendisine dayanan huzurlu bir baş ya da bel :)
 Bu yazımı yayınlayana kadar belki de yerine ulaşmış olur...
       Facebook El Yapımı Özgün Ürün ve Malzeme Satışı Yapanlar Etkinliğimiz sona erdi ama çok güzel dostluklarla sürüyor. Yılbaşı çekilişi fikrini hayata geçirip hediyeleşme organizasyonuyla keyifle ilgilenen ve bu keyfi bizlere de yansıtan Renkli Tasarımlar'ın tasarımcısı Sema Hanım'a bu tatlı heyecan için çok teşekkür ediyorum. Benim hediyem henüz ulaşmadı. Kimden geleceğini çok merak ediyorum :)
Yeni yazı yazmak yerine güncelleme yaptım...
Hediyem sahibini bulmuş :) Blacktea takılarının sahibi Mine de blogunda paylaşmış...

25 Kasım 2010 Perşembe

Renkli Tasarımlar

Bayram öncesi biten Facebook Tanıtım Etkinliğimizin mutluluk dalgaları hala sürüyor.
       Renkli Tasarımlar'ı duymayan kalmış mıdır bilmiyorum ama ben mutluluğumu sizinle paylaşmak istedim. Renkli Tasarımlar'ın yaratıcısı Sema Hanım etkinlik grubumuzdan birkaçımızı güzel tasarımlarıyla mutlu etti. Ben de bu mutlu birkaç kişiden biri oldum :) 

       En çok kullandığım renklerden oluşan bu güzel çanta Sema Hanım'ın güzel tasarımlarından sadece biri. Kendisine buradan da çok çok teşekkür ediyorum...

 

17 Kasım 2010 Çarşamba

Sevgili Günlük- Mutlu Bayramlar

        Hava güzel, herşey güzel, bayram güzel geçiyor. Tıpkı kışlık eve taşındığımız gün kapıdaki kargo paketinden çıkan Markafoni siparişimdeki Twigy terlikler kadar neşeli... Bildiğimiz Crocs modelinin baskı yapılmış ve içi astarlanmış hali. Çok hafif, sıcacık, yumuşacık. Bizim ev çok sıcak olduğu için sabah kalkınca ilk bir saat kadar giyip sonra parmak arası terliklerime dönüyorum ama üşüyen ayaklar için ideal. 
 Kampanyayı kaçıranlar için Pabbuc'da satılıyor. Başka renkleri de mevcut.


       Bugün annemlere gidiyorum, tüm kuzenlerim orada olacak. Bayramların en çok topluca yenilen neşeli yemekler ve el ayak çekilip, pijamalar giyilip, abur cbur eşliğinde laflayıp, sabahlama kısmını seviyorum :)
       Allah herkesin kurbanlarını kabul etsin. Gerçi herkesinkini eder mi bilmem. Bugün hiç tv izlemedim ama izleyenler klasik, utanç verici kurban görüntülerinden bahsediyorlardı. Biz küçük bir ilçede yaşıyoruz ve kendimi bildim bileli çevremizde kan, pislik görmeden yapıldı bu önemli görev... Ne çevre kirletildi, ne hayvanlara eziyet edildi. Buralarda yıllardır çok modern, temiz kesimhanelerde, hem İslami hem de insani (aslında ikisi de aynı)  kurallara uygun kesim yapılıyor. Bu yıl da bir damla kan görmeden teslim aldık etlerimizi.
HERKESE MUTLU BAYRAMLAR....