Ahmet Naç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Naç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2017 Salı

Hayaller Devlet Okulu, Gerçekler Özel Okul mu?

Bilenler bilir; 80 kuşağı okul çağına kadar genellikle annesinin dizinin dibinde büyümüş, okul çağı gelince eve en yakın devlet okuluna kaydı yaptırılmış, mahallede aynı okula giden çocuklarla kakara kikiri eşliğinde okula gitmiş bir nesildir.

Ve ben de o nesilin bir ferdi olarak ilkokulu devlet okulunda okumuş biriyim. Hatta ortaokulu, hatta liseyi, daha da üniversiteyi.. Ve hala bugün olmuş devletin okullarında eğitim hayatıma devam ediyorum.

Üniversiteye kadar bütün eğitimime Ankara’da devam ettim ve benim zamanımda Ankara’da bile (ki kendisi başkent olur) benim bildiğim 3 tane özel okul vardı. Bu özel okullara gerçekten maddi durumu çok çok iyi olanların çocukları giderdi ve özel okula gitmenin tek bir avantajı vardı, o da “yabancı dil”.


Gelelim günümüze..

Benim zamanımda hepi topu 3 tane olan özel okulların sayısı şimdilerde sayılamayacak kadar çok. Neredeyse her sokakta “butik okul” adı altında apartmandan bozma özel okul var. Çocuğunu devlet okuluna gönderenlerin sayısı gittikçe azalmakta. Ve artık tek gerekçe yabancı dil öğrenmesi değil. Aman devlet okuluna gitmesin de hangi özel okula giderse gitsin.

Benim kuşağım ve öncesi devlet okulunda okumuş olsa bile şu an çoğu aynı şeyi savunuyor: “Devlet okulları artık bizim zamanımızdaki gibi değil, devir değişti, maddi durumum el veriyorsa çocuğumu özel okula gönderirim, hatta maddi durumum el vermiyorsa bile çocuğumu özel okula göndermek ZORUNDAYIM! Yeter ki devlet okuluna gitmesin. Hem karı koca çalışıyoruz. Özel okullar tam gün. Devlet okuluna göndersem yarım gün de etüde göndermek zorundayım, o da ayrı maliyet. Hem devlet, özel okula giden çocuğa maddi destek de veriyor.”


Bütün bunları duymama, görmeme rağmen BEN çocuğumu devlet okuluna göndermek istiyorum. Hatta oturduğum semti değiştirmek pahasına. Çünkü parasız eğitimden yanayım. Çünkü iyi okul yoktur, iyi öğretmen vardır görüşünü savunuyorum. Çünkü özel okulun “özel” insanlar yetiştirdiğine inanmıyorum. Çünkü param olmasına rağmen ticarethane mantığı ile çalışan sözde eğitim kurumlarına saçacak 1 kuruşum bile yok. Çünkü mantar gibi orda burda bitip şube açan özel okulların “kaliteli” eğitim verdiklerinden şüpheliyim. Çünkü özel okuldan mezun olduğu halde İngilizce bir tek cümle kuramayan insanlar tanıyorum. Çünkü çocukların TEOG, YGS, LYS, KPSS gibi sistemin çarklarından her birine ayrı ayrı takılacağını biliyorum. Çünkü özel okullarda egosu şişmiş gösteriş budalası velilerle yarıştıracak sidiğim yok. Çünkü bu ülkenin “çağdaş, laik ve gerçek anlamda eğitim veren” devlet okullarına ihtiyacı var.


Dün akşam eşimle birlikte kabaca bir hesap yaptık. Çocuğumuz şu an 3 yaşında. Kreş ve üniversite dahil ortalama fiyatlı özel okullara gönderirsek 20 yılda ödeyeceğimiz miktar bugünün parasıyla 518.000,00 TL. Yazıyla da söyleyeyim: Beş Yüz On Sekiz Bin Türk Lirası. Ve bu miktara enflasyon oranları ve diğer masraflar dahil değil.

Okuma yazma bilmeyen çocuğuna oyuncaktan çok kitap alan bir anne olarak bu hesabı neden mi yaptım? Eğitim için yapılan harcamayı gereksiz olarak gördüğüm için değil, çocuğu okula göndermekteki amacımız ne onu anlamaya çalıştığım için yaptım. İyi bir eğitim mi? Bir yabancı dil bilmesi mi? Yoksa iki yabancı dil mi? Genel kabul görmüş mesleklerden birine sahip olması mı? Çok para kazanacak bir işte çalışması mı? Yoksa mutlulukla yaşayacağı bir hayatının olması mı? 

Benim için iki şey önemli, birincisi çocuğum mutlu yetişsin, ikincisi sevdiği işi yapsın. Ben çocuğumu bu kadar paralar saçıp özel okula gönderdiğimde, çocuğum o sınavdan bu sınava koşarken çocukluğunu ıskalayacaksa, kendini bilmez ebeveynlerin yetiştirdiği çocuklarla gösteriş yarışına girecekse, insani değerlere sahip olmaktansa akademik bilgilerle dolup taşacaksa olmaz olsun öyle özel okul. Tek farkları yabancı dili iyi öğretmekse eğer (ki tartışılır), zamanı geldiğinde gönderirim çocuğumu yurt dışına, parasını da koyarım cebine, gitsin hangi dili nerede öğrenmek istiyorsa öğrensin.


Eşim, imkanım varsa çocuğumu en iyi özel okulda okutmak isterim tarafında. Bense kaliteli ve parasız eğitim her çocuğun ve her ailenin hakkı olmalı tarafındayım. Eşim bana sistemden bahsediyor, bense olması gerekenden. Eşim bana doğru haklısın ama bu ülkede söylediklerinin gerçekleşmesi çok zor çünkü ………. diye başlayan cümleler kuruyor, bense ona “Neden olmasın? diyorum.

Neden olmasın? Bu ülkede özel okulların sunduğu imkanları sunabilecek devlet okulları neden olmasın? Öğretmense tek sorun, artık devlet okullarında öğretmen olabilmek öyle zor ki. Haliyle devlet okullarına çok iyi öğretmenler geliyor. KPSS’den dünyanın puanını alıp, atanmayı bekleyen binlerce idealist öğretmen var. Ve ister devlet okulunda öğretmen olsun ister özel okulda, hepsi eğitim fakültesi mezunu değil mi? Hepsi aynı eğitimi alıp öğretmen olmadı mı? Hepsi aynı müfredatı öğretmeyecek mi?

Devlet okullarının imkanları kısıtlı olabilir, kabul. Ama bu ülkede Ahmet Naç gibi öğretmenler de var. Ve öğretmenlik, benim dün akşam elime kalemi kağıdı alıp hesap kitap yaptığım gibi yapılacak bir meslek değil. İdealist olmalı öğretmenler. Çünkü insan yetiştiriyorlar. Yeri geliyor evde annenin babanın yetiştiremediği çocuğu da o yetiştiriyor.


Peki ne yapabiliriz? Öncelikle çok uzaktaki değil, mahallemizdeki devlet okulları ile irtibata geçip okullarında neye ihtiyaçları olduğunu öğrenebiliriz. Değişimi kabul etmeyip düzenlerinin bozulmasına dirayet gösterecek “kişiler” mutlaka olacaktır. O zaman da öğrenci velileri ile işbirliğine girip okul aile birliğini örgütleyebiliriz. Milli Eğitim’e gücümüz yetmediyse destek için Belediyeleri işin içine dahil edebiliriz. Herkesin elinden gelen bir iş mutlaka vardır. Okulun ihtiyacı olan ufak tefek tadilatları öğrenci velileri ile hatta öğrenciler ile birlikte yapabiliriz. Sesimizi duyurabilecek kampanyalar başlatabiliriz. Bir kutu boya ile okulun boyası kalkmış ya da rutubetlenmiş yerlerini cap canlı renklerle boyayabiliriz. Sıraları elden geçirebiliriz. Sınıflara çocukların hoşuna gidecek görsellikler katabiliriz. Oyun oynarken de öğrenebilecekleri ortamlar yaratabiliriz. Ve dahası..

Aslına bakarsanız çocuklar hoşluğu sever. Cicili bicili, mis gibi sınıflarda kalıpların dışındaki yöntemlerle öğretin bakalım öğreteceklerinizi, bakın nasıl da çabuk öğreniyorlar.


Ne kadar harcamış olabiliriz bunlar için? Öğrenci başına ayda 100 TL’yi geçerse, üzerini ben tamamlayacağım söz. Haa, maddi imkanları yetersiz olup o parayı veremeyecek durumda olan veliler de var bunu da biliyorum. Ama çocuğunu devlet okuluna göndermeyi isteyen ve maddi durumları daha iyi olan veliler de ellerini taşın altına koysunlar bir zahmet. Gerekirse açığı kapatmak için iki katını versinler.

Gelelim herkesin asıl önem verdiği konuya. Devlet okullarındaki eğitimin yetersizliğine. Devlet okullarında sınıflar kalabalık, öğretmenler yetişemiyor, her çocukla bire bir ilgilenilmiyor o da kabul. Ama öğretmenin asli görevi öğretmekse ve bunun maddi karşılığını devletten alıyorsa, sırf sınıf kalabalık diye kendi öğrencilerine “özel ders” adı altında ve ekstra ücret karşılığında ders vermesi ne kadar etik tartışılır.

Devlet okulları yarım gün olduğu için çalışan anneleri de göz önünde bulundurup etüd merkezleri açabilir. Bu etüd merkezlerinde çocukların yetersiz olduğu dersler için takviyeler yapılabilir. Ücretini yine alsın ama en azından “özel ders” adı altında değil.

Üniversitede öğrenciyken ev arkadaşımın biri Beden Eğitimi Öğretmeniydi. Okulunda maddi durumu iyi olmayan öğrencilerine hafta sonları evimizde ücretsiz Matematik dersi veriyordum. Şimdilerde para kazandığım bir işim var ama öyle zaman geliyor ki ücretsiz yaptığım o işin verdiği hazzı para kazanırken alamıyorum.


Bana kalsa çocuğum okulsuz büyüsün isterim. Çok anarşist gibi görünse de maalesef öyle. Çünkü okulsuz hayatta geleneksel yaşam koşulları daha öğretici ve eğitici. Ama şimdilik böyle bir isteğimin gerçekleşmesi mümkün değil biliyorum.

Var olan eğitim sistemi “devlet okulu” kavramını yok etmek üzere. Bir çok aileyi çocuğunu “özel okula” göndermeye teşvik ediyor. Devlet okullarına aktarılması gereken kaynaklar maalesef özel okullara aktarılıyor. Böylelikle devlet okullarının imkanları kısıtlı hale gelip, tercih edilmiyor. Ama inanın bireysel çabalarla özel okul standartlarına yakın eğitim veren devlet okulları da var. Ve bu yazıyı o okulları gördükten sonra umutlanarak yazdım. Tek yapmamız gereken harekete geçmek, çabalamak ve sonuna kadar mücadele etmek. Hem zaten çiçek gibi çocuğun varsa, nerede olsa açar..


Mesela Eğitimpedia diyor ki: “Finlandiya’da özel okul yok. Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışma halindedirler. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok. Eğitim “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek. Eşitlik kavramına olağanüstü değer veriliyor. Tüm çocuklar zeka ve becerileri ne olursa olsun aynı sınıflarda okuyor.”

Bunları okuyup da, sen devlet okulu diye yanıp tutuşurken, seninle günün birinde özel okulun kapısında karşılaşmayalım diyenler olacaktır. Umarım o zaman geldiğinde düşüncelerim değişmemiş ama bir şeyler değişmiş olur.

Not: Görseller alıntıdır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...