Sayfalar

Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.08.2012

Biraz zaman buldum. Köşe bucak kaçtığım mimlerden bu defa kaçmıyorum yanıtlayayım dinlenirken. Amak-ı Hayal mimlemiş;
Galiba mimler kendimiz hakkındaki detayları aktarmanın en önemli şekli haline geldi. 
Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız?
Bu soruya borcunu ödeme önceliği ile başlayanlardan olmayacağım. Borcumuz banka kredisi. özellikle ödemem nasılsa sigorta parası ile baştan bunu garantiye almışlardı. Ölüm vs.durumları için baştan hesaba kattıkları şey olmuş olur. Bir de mektup yazardım. 'Ben gidiyorum bu güne kadar ödediklerim yeter sıra sizde.'
Oğluma mektuplar yazardım her yaşı için ayrı ayrı. Kamera ile kayıtlar yapardım yazamadıklarımı tarih sırasına koyar kolilere hazırlardım.
Ölümü kabullenmeye çalışmak zaten o süreyi alır giderdi bizden. Bir de tabi hastayız onun tedavisi filan derken zaman dolardı.
Bu arada çaresi bulunmayan bir hastalığım var zaten ama neyseki süre biçilmiş değil.

Fobileriniz, takıntılarınız var mı? Varsa neler?
Olmaz mı hiç. Daha önceden yazmıştım burada.
Biraz fazlaca takıntılı olduğumu söyleyebilirim. Fobii hım hamam böceği.  Temas etmek bir yana gözümün önünden geçtiğinde bile kötü oluyorum. 'anladın mı' diye konuşanlarla konuşmak dahi istemeyecek kadar o lafa takıntılıyım. Çay olmazsa olmaz aslında buna tiryakilik demeli.

Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız?  
Tekrar yatar uyurdum. Rüya olduğunu düşünürdüm.  

Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız? Neden?
Çocukluğumdan beri Mısır Piramitleri ni görmek istemişimdir. Sanırım oradan başlardım. Sanat Tarihine, arkeolojiye çok meraklıydım ve hep ilgimi çekti piramitler.

İtiraf edin prens/prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz?
Öpmedim:)

En son yaşadığınız küçük düşürücü, unutamadığınız olay?
Geçen hafta tatil dönüşü işim çok birikmiş yetiştirmem gereken şeyler de vardı sürekli telefon bağlıyorlardı. Yan masadan açtı arkadaş bir yandan da sesleniyor benim tel çalıyor adamın adını söylüyor görüşmek istiyor diyor ben -ne diyormuş lavuk bağla bağla dedim. Adam ben zaten bağlandım dedi:((( Nutkum tutuldu şey arkadaşla şakalaşıyoruz nolur üzerinize alınmayın filan dedim ama olan da oldu.

Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey?
Defterim, cüzdan,parfüm:) 

Hayatınızın bir kitap/ film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film olmasını isterdiniz?
Sabahattin Ali /Değirmen. 

En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız?
Fikrimi soruyor mu? Soruyorsa ssk+yol+yemek var mı sorusunu sorardım. Hatta tavandan sigorta yapmasını isterdim. Tıbbi bir deney değilse konut filan yardımı da varsa tası tarağı toplar giderdim koca ve oğluşu da alıp.

İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapacağınız ilk şey nedir?
Ah ben buna bir yanıt vereceğim utanarak:) Her zaman pavyonu merak etmişimdir. Pavyona giderdim.

18.06.2012

Takıntı


Deeptone yine mimlemiş. Konu Şöyle:'Takıntıların var mı yoksa kim takar takıntıları sallamışım dünyayı modunda mı yaşarsın hayatı..'
Sevgili Deeptone mimlemekten bıkmadı:) Unutuyorum, unutmazsam zaman bulamıyorum vs.vs. nedenlerle mimlerden köşe bucak kaçıyorum ama Deep buluyor saklanmışken de. 
Kim takar yakıntıları sallamışım dünayı modunda yaşamak ve ben. Buna ihtimal yok.  Yıllar yıllar evvel Obsesif Kompulsif bozukluk sonrasında da Kaygı Bozukluğu teşhisi ile uzun zaman ilaç tedavisi ile çözüm aradım. Obessif Kompulsif Bozukluk sonrasında Prozac dahi kullandım. Kaygı Bozukluğunda verilen ilaç tansiyonumu fırlatıp yüzümü de Sibel Can gibi yapıp şişirince bıraktım. Kendi kendimi iyileştireyim dedim. Kısa bir not olarak da şunu eklemem lazım Prozac içmeyi eşim ile sevgiliyiken bıraktım. Öyle bıraktım dediğime bakmayın çok defa başa döndüm ama başardım. Prozac verme nedenleri ise bunlardan daha ciddiydi.

Gelelim takıntılarıma: Şimdi neyseki işyerindeyim aksi halde çarşaf gibi uzayabilirdi liste. 
Eğri duran (durmaması gerekirken) tablo, resim, yatak örtüsü, çarşaf gibi eşyalar deli eder. Ya düzeltmeliyim ya da onları görmeyecek bir yerde oturmalıyım. Kız kardeşim ile aynı odada kalırdık tartıştığımızda odaya her girişimde yatak örtüsü duvarda ne varsa onlar hepsi ısrarla bozlulur beni sinirlendirmek için dizayn edilirdi. Ben de intikamımı onun menekşelerinin toprağına tuz dökmek, yaprağına anneannemin mantar ilacını sürmek şeklinde alırdım. 
Bazı yemekleri yeme şeklim örneğin mantı. Asla ilk seferde yoğurtlu, soslu yemem. İlk tabak tamamen sade tadını iyice alarak ardından ikinci tabak yoğurtlu ve soslu. 

12.06.2012

Eksik

Bir gülüşün kalıyor yokluğunla aramda bir de boyu kısa gelen pantolonlu yılların. Oysa tanığı değilim. Daha kurulmamış 'duymadım, görmedim, bilmiyorum' diye başlayan cümleler.
Biliyorum, duydum ve gördüm aslında. Aramızda boylu boyunca yatan terk edilmiş yanını.
Sen bana emanet edilip gittin ya! bakmadım bir kez bile. Sımsıkı sarılmamdan olsa gerek duymadım 'canım yanıyor' dediğini.
Hem ben öyle sımsıkı sarılırım biliyorsun. Kollarımda hal kalmayana dek, bir parça sen olana dek sarılırım. Kollarımı açtığımda ağırlığın üzerimde kalana dek sarılırım.
Değip geçtiğin her yerde izin kalmalı, parmak uçlarımla izleyip yeniden bulmalıyım seni. Kana kana doldurmalıyım içime.
Hiç kimsessizken,bomboşken bile dışıma taşmalısın.
Öyle sevmeliyim ben seni.

İlk Yayınlanma Tarihi:08.02.2011
Görsel:Claudia-Rogge (Belki en çok sevdiğim görsel bu)
Oldukça gerekli yazılar yayınlayan arkadaş kabul buyurursan eski bir yazıyı güncelledim.Konu eksiklik veya aslında her ne anlıyorsam. Şu dakika dinlediğim müzikler belki nedendir. (Gereksiz Yazılar Sayfası için Tık)
Her ne yaparsam yapayım tamamlayamadığım yanımla.....

11.06.2012

İçimdeki Ses

Görsel : Jimmy Lawlor

Deeptone demiş ki 'İçinizdeki sesi dinler misiniz? Dinlerim. Sık sık dinlerim. İçimdeki ses midir yaşanmışlıklardan kaynaklı tecrübeler midir bilmiyorum ama dinlerim. Yanılmayı umduğum bir çok zaman vardır. Ne yazık ki bunu fazla yaşayamıyorum. İnsanlara güvenmekle ilgili çok katı görünmekle birlikte çok kolay inanırım. Nasır gibi geliyor insan ilişkilerindeki aksaklıklar. Ne tamamen iyileşiyor ne de kötüye gidiyor. Herkes ayak sürüyerek devam ediyor yaşamaya. Dermansız gibi yürümeler. Belki tek savunma insanın kendine dönüp saklandığı anlarda başlıyor. İşte o vakitler iç sesler duyuluyor. Bazen fısıltıyla bazen avaz avaz. İç ses insanın ahengi sanki. En azından benim için öyle. Oradaki ahenk dışımdakine oranla daha az bozuluyor. Ama ne yaparsam yapayım kandırılmaktan kurtulamıyorum. İnsanları seviyorum. Öyle sevgi pıtırcığı gibi değil. Seviyorum. Oğluma da sevmesini öğütlüyorum. Ama korunmayı öğrenemiyorum. Aklıma, zekama güvensem de başka türlü işlemiyor kafam. Kurnazlıklarla işim yok. Bazen en son söyleneceği en önce söyleyip tepeden düşer gibi kalıyorum. Haksızlık karşısında susup yoluma devam edemiyorum. Sık sık acı çekiyorum. Sonuca bakınca içimdeki sesi dinlememekten kaynaklıymış gibi geliyor. Öyle değil. Gözlerine bakarak konuşmaktan ürküyorum insanların. Sanki dikkatlice bakarken içeriden bir suret kayıp gidiyormuş hissine kapılıyorum. Ne zaman o hisse kapılsam o insandan bir kötülük görüyorum.
Şöyle bir ayrım olduğunu düşünüyorum. Duygu ve akıl arasındaki karmaşada genellikle verdiğim karar akıllıca olmuyor. Aklıma geleni yapmaktan yaşamaktan zarar görsem de 'bir daha olmayacak' desem de bazen bir cümleye herşeyi silip atabiliyorum. Kin gütmüyorum belli kutular var sanki zihnimde ve oralara yerleştirip üzerlerini kapatıyorum.

15.03.2012

İda ve Bir de Mim


Eskiden albümlere bakardık şimdi bilgisayarlarımızda bakıyoruz eski fotograflara. Biraz fazla düşkünüm eskiye. Söz konusu İda ise hiçbir şeyi unutmamam lazımmış gibi geliyor. İlk kesilen tırnağından, ilk kesilen saçına kadar durur. İlk banyosu, ilk diye diye gidecek çok şeyi var. not ettiğim. Cilt cilt ajandalar. Bazen beraber bakıyoruz. En çok hastanelerin verdiği bir belge var ya onu seviyor. Hani mürekkebe batırıp ayak izi ile çıkmış olan. Sonra bir de hastane künyesi. Hemen alıyorum ve büyüdüğünde ona vereceğimi söylüyorum. Galiba bu törenler esnasında İda da eskiye merak başladı. Hiçbir kutuyu atmıyor. Sakız kutusundan ayakkabı kutusuna kadar aklınıza gelebilecek her kutu saklanıyor. Bir gün alakasız bir zamanda 'bakınn ne yaptım' dye getiriyor.


18.12.2011

Yeni Yıl Mimi

Blog alemine girdiğim günden beri Mim'lerden köşe bucak kaçtım. Köşeye sıkışmış gibi hissetme haline engel olamıyorum. Halbuki gayet de neşeli oluyor bazıları. Unutmamışsam genellikle de yanıtlamaya çalıştım. Bu defa Lunarita mimlemiş. Umarım sıraladığı şeyler en kısa zamanda gerçekleşir. Çok teşekkür ederim. Yanıt vereyim.

Yeniyılda kavuşmayı dilediğimiz 12 şeyi yazıp 12 kişiyi mimliyoruz.

Galiba bu coğrafyadaki her insanın ortak özelliğidir bol bol hayal kurmak. Doğum günü mumu üflerken 'haydi bir dilek tut' teklifinde dilek tutma özürlüsüydüm. Çünkü aklıma farklı farklı bir çok şey geliyor ama seçip 'tuttummmm' diyemiyorum.
Yeni yılda gerçekleşmesini istediğim şeyler;

1- Sağlık diliyorum önce sağlık. Herkes için ve elbette ailem için. Sağlık sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalmasın kimse, dermansız dertler olmasın.

2- Çalışmadan evimin kadını olarak yaşamak istiyorum:)) Evde durur muyum bilmiyorum ama uzun hem de çok uzun bir süre evden çıkmam orası kesin.

3- Oğluşun okul hayatının güzel geçmesini diliyorum. Öğretmenden şikayet almayalım istiyorum. Oğlum birazcık daha uslu olsun istiyorum. Annemi yormasın istiyorum.

4- Erkek kardeşlerim evlensin istiyorum ve artık hala olmak istiyorum.

5-  Kilo almak istiyorum. (şaka değil) 55-60 kilo arası olmak istiyorum.

6- Hala Nikon istiyorum:)) Galiba her yılın dilek ve temennilerinde var bu.

7- Herşeyden başka bu tabi ve canı gönülden istiyorum. Savaş olmasın, doğal afetler olmasın, çocuklar ölmesin istiyorum ve bunu çok istiyorum.

8- Ordu lağvedilsin istiyorum :))))) Bunu da gerçekten istiyorum generaller ve askerler ıssız bir adaya gönderilsin ve birbirleriyle savaşsın istiyorum. Silah olarak da su tabancası verilsin ellerine. O adaya Seba Tümer de gönderilsin ve sürekli gülsün istiyorum. Alakalı alakasız. Boşalan lojman, arazi vs. yerlere de kirada oturanlar yerleştirilsin kira öder gibi ev sahibi yapılsınlar istiyorum.

9-10 metre ara ile her yerde yaya geçidi veya üst-alt geçit olsun isitiyorum.

10- Kadınların regl döneminde işyerlerinde izinli sayılması için yasa çıksın istiyorum. Yasa çıkmazsa meclisteki erkek vekillerin regl ağrısını yaşamasını, sürüm sürüm sürünmesini istiyorum. Sürünürlerken de yapmaları gereken işleri aksatmamalarını istiyorum.

11- Aile Hekimliği kavramının genişletilerek aile hekimi denen kişinin bizim evde kalmasını sadece bizim ailenin hekimi olmasını istiyorum.

12- Yeni yılda mı gelir bilmiyorum bu sıraladıklarım ama en önemlisi cidden savaşsız, afetsiz bir yıl diliyorum.

Kimleri mimlesem;
Karoshi, Pandora, Kırmızı Günlük, Aglea, Guguk Kuşu, Kedi (Denizden Gelen), Çay ve Simit, Avram, Zihni Abi, Açalya, Aslı, Tolga ve Ahmet

Aslında herkesi mimlemek lazım evet evet herkesi mimliyorum haydi bakalımm 


7.12.2011

Mim, Ödül

Aynı konuda hem Guguk Kuşu hem de Amak-ı Hayal mimlemiş ödül de sayılıyor bu belirteyim hemen:) Ödülün içeriğine dair bir bilgiye rastlayamadım akıllarına geliyor olmak da ödüldür diyerekten teselli edeyim kendimi ve biraz fırsat bulabilmişken yanıtlayayım. Bir de Limon Çiçekleri'nin mimi var devamında da onu:)
Kural 1: Ödülü veren kişiye teşekkür ediyoruz ve blogunun linkini veriyoruz. Guguk Kuşu'na ve Amak-ı Hayal'e çok teşekkür ederim. İsimlerini tıkladığınızda sayfalarına gidebiliyorsunuz.
Kural 2: Hakkımızda 7 gerçeği paylaşıyoruz.
Neden 7 adet gerçeği paylaşıyoruz burasını pek anlamadım uğurlu bir sayı mı yoksa yeter kısa kes manasında sınır sayı mı bilmiyorum. Hakkımdaki 7 gerçek hımmmm zormuş da:)
1. Hakkımdaki en önemli gerçek küçük bir adama kör kütük sevdalı oluşum. Gözlerine, ellerine, kokusuna, onun bir gülüşüne ömrümü veririm. Çocuğunuza en önemli gerçeğim demek çok doğal aslında belki bu kategori dışı olmalı ama aklımın ilk kıvrımında İda elimde değil:)

2. Emir kipiyle konuşmaktan nefret ederim. Ne iş yapıyor olursa olsun, ne kademede olursa olsun asla emir kipiyle konuşmam insanlarla ve benimle konuşulmasından da nefret ederim.

3. İnsanların işini değil kendini pazarlıyor olmasını hayretle izler ve gülerim.
4. Hastalık denebilecek düzeyde kaygılıyım, yaşam alanıma müdahale edilmesinden hiç hoşlanmam
5. Hala anne kuzusu sayılabilirim:) Bunu istiyor değilim sürekli sorun yaşadığımdan annem bana öyle davranıyor:) Bunu derken bir alttaki maddeye bakınız:) Benimkisi güçsüzlük değil annem daha güçlü:)
6. Kadınlarda gücü çok önemserim. Güçsüz görünen kadınlarla arkadaşlık yaparken 'acaba' kalır aklımda hep. Güçlü olmalı kadın. 
7. Tutumlu değilim. Ne yazıkki asla tutumlu olamadım.

Gelelim Limon Çiçekleri'nin mimine.
Ruhum ne renk?
Aslında çok renk. Renk renk diyebilirim. Her ne kadar siyah-gri görünümlü olsam da değilim. İnanılmaz derecede eğlenceli, geyik olabilirim, ardından salya sümük ağlayabilirim her renkten var ruhumda:)

İzlediğim Bloglar Ne renk?
izlediğim bloglar da her renk. Yemek blogu da izliyorum, tasarım da. Her blogda farklı insanlar ve yaşamlar var hepsi başka renklerde. ne yazık ki eskisi kadar çok blog gezemiyorum.
Limon Çiçekleri beni daha doğrusu sayfamı Lacivert bulmuş ve anlamı da   düşünce gücünü arttırır,ciddiyet verir diye açıklamış. İltifat etmişsin sevgili Limon Çiçekleri:) Sen benim nasıl gayri ciddi biri olduğumu bir bilsen ah:))
Çok teşekkür ederim. Kim yanıtlamak ister?

isimler vermiştim ama atlayıp unutmak da istemiyorum mecbur bırakmak da zamanı olan, konuyu seven herkese açıktır :)

Ha bir de; 5. günü de geride bıraktım sigarasızlıkta:) Bu kaçıncı demeyesiniz uzmanlar bile başarısızlığı normal karşılıyor siz de karşılasanız olmaz mı:) Bu defa zorlanmıyorum nedense ilk defa paket bitmemişken 'içmiyorum beee' diye dayılandım ondan mı acaba:) şaka bir yana ne kadar ciddi fiziksel acılara katlanıyor insan, ölüm acısına katlanıyor şunun yokluğuna mı dayanamayacağım dedim. Ne kadar mantıklıyım değil mi:) 

28.06.2011

Öz'üm ve Hayatın Süs Payı'nın Mimi

Hayatın Süs Payı tatile gitmeden önce mimlemişti tatile gitti döndü hatta anlattı ve bronz teni yeniden peynir kıvamına döndü ama ben yanıtlayamadım:) Şimdi yanıtlayayım. İlk mimi olması nedeniyle ismini 'nacizane mim' koymuştu. Ben de dilim döndüğünce yanıtlayayım.
1- Tam şu anda..Evet evet tam da şu anda nerede bulunmak ve ne yapmak isterdiniz ?
Aslında iş dışında her yerde olabilir. Ama ille tercih etmem gerekirse Marmaris. Bir hamakta elimde kitabım. 
2- O yerde dilinize dolanan ilk şarkı ne olurdu?
Tam buraya eklediğim şarkıyı söylerdim. Tık  (Cem Adrian)

Gelelim Özüm'ün  Mimine ;
Yapmaktan en çok zevk aldığınız işler nelerdir?

İş olarak bakınca zevk almak zor tabi ama mesela işten erken çıkmışsam gördüğüm mağazalara dalmak ve gerekli gereksiz kıyafet almak:)
Uyumak özellikle çok erken kalkmak ve sonra tekrar yatmak. Bir ara özellikle pazar sabahları bunu yapmaktan çok zevk alıyordum mutlaka uyanmalı işe gidecek gibi hissetmeli (bazen cidden karışıyordu günler) sonra -aaa pazar bugün- diyerek tekrar yatmalı.
Evi temizlemekten zevk alıyorum, sonra temiz kokmuş mu diye dışkapıdan içeri girip sınıf sınıf yapmak:))
Hediye vermekten çok büyük zevk alıyorum. 
Fotoğraf çekmekten, yüksek sesle müzik dinlemekten, evde bazen yalnız kalmaktan zevk alıyorum.
oturduğum koltuktan saatlerce kalkmadan kitap okumaktan ve o sırada hiç kimseyi duymamaktan zevk alıyorum. Yazmaktan, yazarken nerede olduğumu bile unutacağım kadar kaptırmaktan,
Çocukları mıncıklamaktan, çenelerini öpmekten bir de banyodan yeni çıkmışken ıslak ıslakken öpmekten  çok çok zevk alıyorum. 
Birkaç demet maydanozu aynı anda bitirmekten zevk alıyorum.Bolca tuzlayıp.
Kavrulmamış çekirdeği zar zor çıkartarak çitlemekten. İlle kavrulmuşsa da tuzu bol çekirdeği dudaklarım kabarana kadar yemekten zevk alıyorum. (oysa karaciğer değerlerimi fırlatıyor yememem lazım)
Araba kullanmaktan yalnızken de hız yapmaktan, zevk alıyorum. Hatta epeyce de küfürbazım :)) (Normalde küfür yok sadece araba)
Arada bir rakı veya şarap eşiliğinde iyi vakit geçirmekten zevk alıyorum.
Yemek yapmaktan daha çok pasta börek işlerinden zevk alıyorum (nadiren yapabilsem de) 
Gardopları açınca çok düzenli olmasından zevk alıyorum. Görünenden çok görünmeyen detaylara daha çok önem veriyorum evde. Çekmeceler, dolapların içi kesinlikle çok düzenli durmalı aksi halde fena cırlıyorum.
İşte bu kadar.
Çok teşekkür ediyorum unuttuğum başka mimler de varsa bilmiyorum ama yanıtlarım:))

Görsel:Claudia Rogge

27.06.2011

Pandora'nın Mim'i:)

Bir mim ile geldim bu gece. Pandora mimlemiş. Ben onun yazısına bayıldım. Okurken ortak şeyler de vardı başta sakız muhabbeti:)
Konumuz şu: küçükken sizlere uyarı, korkutma veya batıl inançlar nedeni ile söylenen, ama siz o afacan çocuk aklınızla söylenenleri gözünüzde çok alakasız bir şekilde canlandırdığınız, korktuğunuz, fakat büyüyünce “lennn, nasıl da yediler beni bununla küçükken” dediğiniz bir şeyler var mı? varsa bunlar nelerdir?
İçerisinde 'lenn nasıl da yediler beni bununla küçükken' demiş olmak geçiyor ama bazıları var ki hala yiyorlar sanırım.

Çocukluğum annemin abartılı derecede (ona benzedim galiba) takıntılı olması nedeniyle öcü, böcü, kaka, vb. diye başlayan cümlelerle geçti. Bir de ilk çocuk olunca her türden hurafe yüklemesine aşırı dozda maruz kaldım.

Karoshi de söz etmiş aynı mimde yatır mevzusundan. Çocukluğumda en korktuğum şeylerin başında geliyordu. Yatır denilen kişileri bir yere vakti zamanında yatırmışlar ama yattıkları yerden epey korku salıyorlardı. Annemin amcasının kızının köyde çok güzel bir evi vardı ama bir oda vardı ki yer yataklarını hazırlayıp bizi oraya yatmak üzere götürdüklerinde 'altına kaçıran olursa ....dede gelip dövüyor' (burada dedenin adını hatırlamadığımdan nokta koydum.) O odaya girince hepimizin uykusu açılır gözlerimizi patlata patlata uykuya teslim olmayı beklerdik. Yatmadan önce de herkes sıra sıra tuvalete giderdi ne olur ne olmaz diye. ( eşek kadarız neden altımıza yapacaksak)

Akşamları ne zaman kahkahalarla gülsek mutlaka birisi 'akşam akşam şeytanları toplamayın' derdi. Şeytan gülmeyi sevmiyordu galiba kıs kıs gülsek de herkes birbirine 'tamam yeter gülmeyelim' derdi. Gülmenin engellenmesi daha şeytancaymış geç anladık.

'Kapı eşiğinde oturma çocuğun olmaz' şuan inandığım en komik şeylerden biri sanırım bu. Cereyanda kalmayı kast ediyor olmaları lazım aksi halde doğum kontrol yöntemi olarak kadınlara 'eşikte otur gerisine karışma' demek lazım.

Biri öldüğü zaman o evde ilkgeceyi geçirememek (yapmışlığım var ama uyumuşluğum yok ) ölen kişinin ruhunun evde gezdiğini söylerlerdi. Utanarak söylüyorum bundan hala korkarım.

Her çocuğun klasiği sayılan 'yemeğini bitirmezsen arkandan ağlar' mevzusuna girmeyeceğim bile ruhumda geniş çaplı tahribatlara neden oldu masaya dönüp bakmadan kaçmak gibi:))

Vee hiç atlatamadığım sabah ezanı mevzusu var. Sabah ezanında köpek uluması da duyduğumda inanılmaz korkardım yaşlılar 'birinin eceli gelmiş' derdi. Her sabah ezanında biri ölüyor diye hem üzülüyor hem de korkuyordum. Neden ısrarla o saatte uyandığımı bugün bile anlamış değilim. Birçok geceyi annemlerin yatağında geçirmişliğim vardır.

Bir de lohusalık hurafeleri var kadınların hayatında:)) Efendim ben inandım onlara. Yastığımın altına bıçak koyarak yatırdı annemler:)) Lohusalıkta 'al basması' denilen (başka yerlerde nedir ismi bilmem) bir hadise varmış. Gerekli malzemeler bir al bir de basma :)) O al gelip üzerinize basıyormuş. Ben buna inandım hatta bir ara ciddi ciddi neyse şu olsa da bitse bile dedim:))

Aslında bu mim kitap olur:)) Benden soğumayasanız diye burada bitireyim bari. Mim konusunda çok başarılı bulduğum Avram'ı mimliyorum :))


Not: 2 Adet mim daha var sırada bekleyen unutmuş değilim vakit buldukça :)

8.06.2011

Yalan

Bu defa konumuz yalan  Nil Mimlemiş. Şimdi ben yalan söylemem diye başlarsam zaman harcamayın okumak için günlük burç yorumlarını okuyun:)
Efendim ben yalan söylerdim hem de çok söylerdim. Yalanın tavan yaptığı yıllar elbette her insan gibi ilk gençlik yıllarımdı. Konya'da öğrenciydim bilmeyen kaldıysa diye tekrar edeyim. Eşimle okula gideceğim yıl tanışmışız sevgili olmuşuz hop şehir dışı olacak şey mi? O da Ankara da okuyor (okuyor dedimse kaydı duruyor okulda kendi kantinde) Ben her cuma Ankara'ya geliyor her pazartesi dönüyorum. Öyle abartmıştım ki çantamı boşaltmıyordum bile bazen. Her cuma Ankara seyahatine ailem için bir kılıf bularak zor ve masraflı oluyor ben ayda bir kez geleyim bayıldım Konya ya dedim:) Perşembe akşamdan geliyordum artık:) 
Yalanın bu en masum haliydi. Şimdi yalandan enselendiğim birkaç örnekle konuyu bağlayayım.
O zaman cep telefonları az kullanılıyor kız kardeşe şirket telefon vermiş ben ceple ilgili en ufak bir fikre sahip değilim. Kaçıp İstanbul'a gitmişiz arada evi aramazsam merak ediyorlar diye arıyorum tabi ayda bir kez gidiyorum ya:) Evde kimse yok kardeşimin cebini aradım.
Gayet yüzlü yüzlü 
-evde kimse yok nerdesiniz ya siz?
Kardeşim
Geçmiş zaman nerdeler bilmiyorum ya
- Asıl sen nerdesin?
- Nerde olacağım postaneden arıyorum
Kardeşim hııı diye başladı
- postanenin kodu İstanbul kodu ile mi başlıyor orası İstanbul da sen orda ne arıyon anlamadım:)))
Banu lacivert kazağımı da diğerlerini de veririm anneme söyleme dedim tamam dedi bütün kazaklarımı aldı...
Yalanı çok uyanık adam söyleyecek devam ettirebilecek kapasite olacak.
1 Mayıs için kaçıp Ankara'ya geldim akşam da döndüm. Ama evi de aramam lazım annem telefonu açar açmaz saydırdı:)) İnsan canına acırmış o kadar saat git gel yapılır mıymış? Anne yok bak yurttayım vereyim kızlardan birini. Annem yurttasında 1 saat önce de haberlerdeydin :))) Bir de kartonu almış eline:))Yutkundum tamam anne ya bir daha yapmam dedim.

Yine bir Ankara kaçamağı Ankarada delice kar yağıyor ben Mülkiyeliler birliğindeki telefondayım arkamda 2 kişi bekliyor sırada.
Annem
Klasik nerdesin sorusu hep
Yurttayım anne (adamlar gülüyor bana ve konuşuyor kız yurdunda erkek sesi)
- Hava nasıl kar var mı Konya da?
Ben
- Dün ben çıktığımda yağmıyordu bugün yağıyor mu bilmiyorum:))

Haftanın ortasında Ankaraya gelmişim ama cuma gelmiş gibi yapacağım eve girdim yurttaki müdür:))) haydaa dedim. Kadın Annkara da sınava girecekmiş ve bir gün önce gelmiş bizim evde kalmış:)) Kadına baktım dedim ki;
- Ne desem olmaz değil mi şu durumda:))
Annem gözlerini devire devire bakıyo kadın gitsin soracam sana şeklinde kaşlarını oynatıyo kadıncağız anneme döndü;
- Ebru çok aklıbaşında korkmayın:)) Yurttan atıldım:)) Bu başka bir yazıya konu olabilecek kadar ilginçtir reisin sevgilisini su bardağını kafasına vurmak suretiyle dövdüm:)) atıldım iyi de oldu:) (sonra hayat kabustu sürekli tehdit)
Sen kaç milyonluk İstanbul da komşuyu görmekten tut tv kanalında görüntü vermeye kadar ne varsa yaşa:)
Annem şimdi bizim albümlerde İstanbulu gördüğünde evlendikten sonraydı değil mi ne zaman gitmiştiniz diyor gülerek anlatıyorum:)

Beyazmış siyahmış ayırmıyorum yalan yalandır ve söylememek lazım neyseki oldu bitti:) 
İyi ki kızım yok:)) 

Görsel:Claudia Rogge

3.06.2011

Mim

Kırmızı Çizmeli Kedi, Ebruli Günce ve Zıvanasız mimlemiş beni. 2 ayrı konu aslında ama tek başlıkla halledeyim:) Çocukken olan mim hakkında zaman zaman anlattığım şeyler var. Birini kopyalayacağım diğerleri de link olsa olur mu:) 
Hatırlayacaksınız zaten:)


İlk çocuksanız karambole büyüyorsunuz. Veya annenizle birlikte büyüyorsunuz. Ard arda 4 çocuk olunca da kim ne zaman büyüyor, kiminle büyüyor bilmiyorsunuz bile.
Tek başıma bana ait olan bir odam olmadı. Şanslıydım aslında en azından tek başıma uyuyabildiğim karyolam vardı. (oda yapabilirlerdi belki ama 2 kız olunca aynı odada barındık) Annem hayatı boyunca öğünleri geçiştirmedi. Her zaman evde yemek kokusu vardı. Anne der demez evi dolduran yemek kokuları ile yan yana anmak hayli tuhaf aslında ama öyle.
Birbirine aşık bir çiftti bizimkiler. Aslında tarifini bilmeden yaşadıkları. Her akşam yanağından 'makas alır' 'hatunn bunlar hepp gider kalırız başbaşa' derdi. Bağırmaz, kavga etmezlerdi. Yalnızca bir defa tanık oldum kavgalarına sabaha kadar ağladım 'acaba kimde kalacağım' diye:)
Esnaftı babam küçücük bir kasabada. Herkesin birbirini tanıdığı bir kasabada.
Kız-erkek karışık oyunlar oynardık.
Annem
-.....'nın kızının başına çökmüşler (başına çökmek =tecavüz) kız şimdi hamileymiş perişanlar. Diye anlatırken babama oyun arası kulağımda yer edindi.
Yokuş aşağı çimenlerde kayar yukarı tırmanırken nefes nefese yarışa devam ederdik.
Adı Yasin. Yokuş aşağı tepemden ittirip kaydırıyor beni. Birden bire annemin cümleleri çınlıyor kulağımda.
İşte şimdi ben de hamileyim. Aynanın karşısındayım sürekli karnımı inceliyorum. Sokağa çıkmak,oyun oynamak istemiyorum. Ne de olsa artık anne olacağım:)
Yasin'i göz ucuyla inceliyorum. Çocuğumun babası ya. Sevmeye çalışıyorum. Sevmekle, aşkla ilgili şeyler düşününce aklımda sadece yanaktan alınan makas var. Yasin'e dokunup makas alayım, seveyim onu çocuğumun babası diye düşünüyorum yapamıyorum:)
Haftalarca, hatta belki aylarca ayna karşısında karnıma baktım. Büyümesi gerekirdi diye düşünerek. Karnım büyümedi. Anneme sorsam hamileyim desem! Kimseye soramadan bununla yaşamak çok zordu.
Yasin... Çocukluğuma dair ismi hiç unutulmayan tek kişi. Yüzünü zerre hatırlamadığım çocuğumun babası:)
Ne zaman oğlumu oynarken, konuşurken lafa hiç karışmadan izlesem elimi karnımda gezdiriyorum bazen bilerek bazen bilmeden.

Yanaktan makas alarak aşık olunmazmış meğer.
 ***
İşte böyle ee daha sıkılmadım derseniz çocukken diye başlayan bir hikayem burada 
Biraz hüzünlüce olanı burada  

 Zıvanasız'ın mimi için seçim yapmak oldukça güç. Aslında hiç ama hiç bıkmadığım öyle çok şey var ki.  Aklımda her zaman bir türkü vardır ama haftalarca türkü dinlememiş olurum. Bu sabah yine aynı zevkle dinlediğim şarkıyı eklemek istiyorum. Aslında geceleri çok daha iyi gitse de çok sevdiklerimden biri.

 

16.05.2011

Bu da Mim:)


Parmak uçlarıyla çenesini hafifçe yukarı kaldırdı.
Ağlıyor musun ?
Yanıt veremedi. Ağlamıyorum derse inanmayacağı ortadaydı. Ağlıyorum derse sebebini anlatması gerekliydi. Sadece sustu.
Yanağından aşağı süzülen yaşlara aldırış etmeden sadece sustu. Yolunu bulurdu her göz yaşı, sebebini bulurdu biliyordu...
Seke seke önünden geçip giden kırmızı topa takıldı gözleri. Gideceği yere kadar götürüp bıraktı. Ellerine alıp gökyüzüne fırlatmak isterken hareketsiz oturdu ve seke seke gidişini izleyebildi yalnızca.
-----------------------------------------------------------------
Şimdi bu yukarıdaki paragraf tamamen uydurmadır. Bir hikaye olacak ileride. Dolaşa dolaşa. Başlangıcı Momentos'un yapmasını rica etsem eğer o kabul etmezse Avram'dan rica edeceğim:)) bakalım ne olacak?
Resim Ben ve Fujican.

4.05.2011

Neden Blog?

Bu defa Amak-ı Hayal mimlemiş beni. Blog geçmişimi yazmam gerekiyor. Yine geciktim ama geç olsun güç olmasın değil mi? Aslında burada anlatmıştım aylar önce ama tekrar yazayım.
İda 2003 doğumlu ve daha hamileyken internette bebek bakımı hamilelik derken epeyce bakar oldum forumlara. Yalnız hamile olanların aktardığı hiçbir şey bende olmuyordu hamile olmadığımı gaz olduğunu bile düşünür hale gelmiştim:) doğum yapınca ikna oldum gaz olmadığına. Sonra İda'nın gaz olayları başladı ve ben de anne-çocuk forumlarından birine üye oldum.
Gamze vardır arada bir ses verir gider aynı forumdaydık. Form geçmişi epeyce uzun geliyorum bloga:)

26.04.2011

Mim

Mim olaylarında genellikle geç kalıyorum tıpkı kafasını sıranın altına sokan çocuklar gibi:) İkiz Annesi, Sezobigo ve Ebruli Günce Hayatın Süs Payı Kağıttan Gemiler aynı konuda mimlemiş beni.'"Şu an kendinizi nasıl hissettiğinizi bir fotoğraf, müzik ya da bişi bişile anlatınız..."
Şu yandaki resim çok uygun halime. Tepesinde papatyalar olması da ayrıca çok uygun en sevdiğim çiçek olması nedeniyle.Farkındaysanız kıvranıyorum hala konuya giremedim:)
Aklıma ilk olarak sıcakta sallaya sallaya masaya getirilen soda geldi. Açıldığı anda etrafa saçılanın şişede kalandan çok olması gibi. Epeyce sallanmış şişenin dışına taşmışım sanki. Fizeksel olarak yorgun ruhsal olarak ayrımsızım aslında. Durup 'nasılım' demeye bile mecalim yok gibi. Gariptir kalksam ayağa şuan, şimdi şu dakikada epeyce de koşabilirmişim gibi:) Ya da uyusam haftalarca kalkmazmışım gibi. Yay gibiyim aslında ne kadar çekerse çeksin hayat toplanıp eski halime dönebiliyorum:)

14.03.2011

Mim

İkiz Annesi ve Ülkü den geldi bu mim yanıtlayalım yasaksız blogumuzla:) Teşekkür ederim.

Hayalinizdeki meslek nedir?
Çocuk Esirgeme Kurumu'nda Psikolog olmak isterdim. Veya ev kadını olmak. Müstakil evimde domates biber yetiştirmek ve en az 3  çocuk annesi olmak isterdim.

Kışın sürmeyi en sevdiğiniz parfüm nedir?
Yaz ya da kış fark etmiyor her zaman Lacoste. Biraz fazla bağımlıyım herşeye ve kolay kolay değişiklik yapamam.

Çay mı? Kahve mi? Kaç şekerli? Sütlü/sütsüz?
Çay tabii ki. İyi demlenmiş tavşan kanı. Mis gibi kokacak içerisinde biraz tomurcuk çay olacak:)

En en en önemli makyaj hilesi?
Çok nadiren makyaj yaparım. Doğal güzelliğim pek bi yeterli:) Şaka bir yana pek de beceremem.

17.02.2011

Kayıp Mim:)

Kayıp Mim bulundu:) Çocukça Yaşamak'tan gelmişti. Çok teşekkür ederim.


1.Gün içinde, eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey?
Fotograf makinası alınması. Bir kutu geliyor mesela ve içerisinde fotograf makinası var. Şok da geçiririm oracıkta bayılırım da:)
2.Gördüğün zaman, eğer almazsam uyuyamam dediğin şey?
Alında öyle bir şey yok. Öyle düşüneceğim şeyi almış olurum veya alamıyorsam, alamayacaksam öyle düşünmem. Fotograf makinası hariç:)
3.Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey?
Diyet mi:)) Ömrümde diyet yapmadım ki. 50 kilo olabilmem birkaç yılımı aldı :)
4.Uğurun var mı, uğurun?
Hım var mı bilmiyorum ki. Ama oğlum diyeyim klasik oldu ama:)
5.Kendine en yakıştırdığın renk?
Yakışıp yakışmamaktan bağımsız sürekli siyah veya gri giyiniyorum.
6.En sevdiğin takın?
Hah bu benim konum. Gümüş tutkunuyum. Hergün mutlaka bir yüzük veya küpe olmalı yoksa eksik gibi:)
7.Takıntın?
Takıntı meselesi biraz uzunca:) Opsesif biriyim ben teşhisi konulmuş:) Çok şeye takıntım var. Ayrıca bir mim konusu bile olabilir bu.
8.Bavulum çoktan hazır, gitmek istediğim şehir, ülke?
Ankara dışında yaşayamam sanırım. Bazen küçük bir kasaba hayal ederim ama yaşayamam. Görmek istediğim yerler var tabi. Oğlum çok istiyor mesela Peru, Mısır, Hindistan.
9.Ben bu şarkıyı duyunca şakırım?
Ben her şarkıda şakırım:) Müzik vazgeçilmezlerimden. O kadar çok ki sevdiğim şey. Arabesk sevmem yalnızca.
10.Solunda ne var?
Sehpa var üzeri çok dolu ama:)
Soruları ben de yanıtlamak isterim diyenlere gönderiyorum:)

Bir Mimim Vardı Bulamıyorum:))


Dürr-i Yekta Bazı Şeyler ve Aynadaki Aksim bana ödül göndermiş. Gülümseten ödül gülümsetti beni de teşekkür ederim:)
Yalnız bir de mim vardı sabah teşekkür de ettim üstelik ama galiba dumanlıymış benim kafa:) Şimdi bulamıyorum. Lütfen mimimi geri verin. Buraya bir bilgi gelirse hemen yanıtlayacağım:)
Yaşlılığıma verin efendim:)

11.02.2011

Karınca Z


Kırmızı Çizmeli Kedi Mimlemişti. Hangi çizgi film kahramanı olmak isterdim. Geç oldu yanıt ama yazayım bakalım:) Bu arada bir de fiyonk mimim vardı Süper İnce Parlak Çorap göndermişti ona yanıt veremedim evde bir tane bile fiyonklu giysim olmadığını gördüm. Fiyonk makarna var ama o da olmazdı sanırım:)
Bir de Profösör den gelen mim var onu da yanıtlayacağım ilk fırsatta görmezden geliyor gibi olmayayım sadece tembellik.
Çizgi film izlemeyi çok seviyorum. Karınca Z olmak isterdim:) Aslında öyleyim de. Karınca Z işçi biliyorsunuz aynı ben:) Sıradan olan hayatında sıradan olmayan hayalleri var ve onların ardından gidip gerçekleştiriyor. (Yine aynı ben) Biraz anarşist (aynıyız yine) Kolonisinden bir karıncaya değil prensese aşık oluyor. Benim koca da bizim koloniden değil:) Hatta galiba bu dünyadan değil:)
Güzel kahraman en kısa zamanda bir kez daha izlemeli.


10.01.2011

Bu Mim Cidden Sınav Gibi:)

Mim olayından köşe bucak kaçıyor olsam da ben bunu çok beğendim. Sevgili Profösör'den gelen mim. Yanıtlamaya çalışayım:) Sonra kaçmayasınız:)

Dindarsınız ya da değilsiniz, inancınız var ya da yok, dinlerini yaşadığını söyleyen insanlarda en çok sizi iten şeyler ne ve neden?
İnandığı, bildiği şeyleri bana dayatmasından, kurnazca alttan alta işlemesinden nefret ederim insanların. (Özellikle din için) Kuralları kaideleri varsa onları kendim öğrenebilir uygulayabilirim. çok uzun saatler yanıtlanabilecek bir soru olsa da amaç hangi tarafta olduğumuzun anlaşılmasıysa şunu söyleyebilirim Aleviyim Kürt bir baba Türk bir annenin çocuğuyum. Tek bir siyasi görüş dışında her türlü görüşten insanla anlaşabilir sevebilirim. İnsanları Kürt-Türk-Ermeni-Yahudi diye ayırmadığım için olsa gerek ailemi karşıma alıp bambaşka biriyle evlendim:) Bundan 8 sene öncesine kadar inandığım bir din ve tanrı yoktu ama şimdi inançlıyım. Pratikte gereklerini yerine getirmiyor olsam da. Kimsenin kılık kıyafeti, baş örtüsüyle derdim olmaz ama özgürlüğüm başkasının özgürlüğünün bittiği yerde de başlamıyor. Kimsenin malında mülkünde parasında pulunda gözüm olmadı insanların da olmasın yeter:) (zaten yok o da ayrı ya) Çevremde inançlarının gereğini yerine getiren insana da rastladım diyemem ne yazık ki. Şu noktada iyi bir yerdeyim gerçeğimi biliyorum ve dürüstüm. İnandığım kadar uyguluyorum.
Alevi ve Kürt olmaktan kaynaklı onlarca olumsuzluk yaşadık tıpkı kapalı arkadaşlar gibi ama bunun bilinçli bir siyasi hamle olduğunu düşünüyorum. Yaşam hakkıma saldırılmasın. Ben kimsenin yaşam hakkına gözümü dikmiyorum çünkü.
Sizi siz yapan özelliklerinizden en belirgin olanı ne?
Çabuk sevinirim, küçücük şeylerden bile kolay mutlu olurum ama çabuk da üzülürüm. Asla pes etmem. En dibe vurduğum anlarda bile vazgeçmem.
Etrafınızdaki kişilere saygılı mısınız? Neyiniz insanlardan farklı ve ne konuda daha çok saygı bekliyorsunuz?
İnsanlara hak ettikleri kadar değer vermeyi ve saygı duymayı öğrendim. Ya da hala öğrenme aşamasındayım ve ona uygun davranıyorum. İnanma yüzdemde biraz sakatlık var ve insanlardan en azından çevremdeki insanlardan farklı olan yönüm bu. karşıma geçip hayatında olumsuzlukları sıralayan, maddi sıkıntı çektiğini söyleyen herkese çok çabuk inanıyorum. Bu nedenle çok fazla suistimale uğradım ama hala inanıyorum. 'Ben ona inanıyorum yalansa bile bu onun ayıbı' diyorum sonuçta ve en soylu yanlışlardan birinin insanlara güvenmek olduğunu düşünüyorum.
İnsan’ın sizdeki tanımı ne ? Karşınızdaki kişi de olmazsa olmaz dediğiniz özelikler neler ve neden sizin için önemli bunlar ?
Hatalarla dolu, zaaflı, acımasız... İnsanda bana göre en belirgin özellikler bunlar. olmazsa olmaz dediğim şey ve oğluma da ısrarla öğretmeye çalıştığım şey merhamet ve adalet, dürüstlük. Bana göre diğerlerinin de temelinde merhamet var.
Hayata bakışınızı paylaşır mısınız? Sürekli bir şeyler için hayatı suçluyor musunuz yoksa hayatta olması gerekenler bunlar ve olması gerekenler yaşanıyor mu diyorsunuz?
Sözle paylaşmam ama sözünü ettiğim her şeyin içerisinde paylaşmış olurum aslında. Ne hayatı ne de başkasını suçlamam başıma gelenler için. Başıma her gelen şeyde kendi rolümü sorgular ve bitiririm.
Savaşların asıl nedeni ne sizce? İnsanoğlu kendinde neyi yok etti ki zulüm denen illet yakasını bırakmıyor dünyanın?
Tabi ki kapitalizm:) İnsan parayı icad etti daha ne olsun sınırları icad etti, silahları icad etti. Sınırlarını genişletme hırsı ile doldu. (ülke sınırları)
Sizi en çok huzursuz eden eksikliğiniz ne ? Şunu da düzeltseydim daha huzurlu olurdum dediğiniz, gerçeğiniz, boşvermişliğiniz, gamsızlığınız?
Pimpirik, üstün senaryo yazabilme kabiliyeti ve buna inanıp üzülme potansiyeli.
Kalbinizin sesi mi mantığınızın sesi mi? Neden?
Eskiden kalbimin sesi ağırlıklıydı şimdi eşimin dışarıdan müdahalesi ile dengeli diyebilirim.
Biri size bir kötülük yaptı ve biliyorsunuz ki yapılan şey bilinçliydi, tepkiniz nasıl olurdu? Susar mısınız yoksa aynı anda yüzüne vurur musunuz yapılanları? Kişilere davranışlarınızı neye göre belirliyorsunuz?
Bilinçli ya da bilinçsiz birkaç defa fırsat veririm. Bu fırsatlar arasında çok da üzülürüm ama saklayamam mutlaka söylerim. Sadece çok özel bir durumu varsa zor günler yaşıyorsa vs. erteler ondan sonra söylerim. Ama mutlaka söylerim.
Sizce, sabretmek nedir ve üzerinizde otorite kurmaya çalışan, sizin hakkınızı yiyen insanlara sabretmeli miyiz yoksa karşılık vermeli miyiz? Tepkimiz nasıl olmalı?
iyidir sabretmek doğru değelendirme şansı verir genellikle.Olayına göre değişir. Maddi zorluk yaşarsınız işiniz berbattır ayrılma koşullarını oluşturana dek sabredersiniz, komşunuz tepinir tepenizde 5 dk içerisinde çıkar uyarırsınız. Genel olarak abartılı sayılacak kadar sabırlıyımdır. Beklemesini bilirim beklerken kahrolsam bile bilirim. Hakkımı yiyen insanlara karşı sabredemem her söyleyişimde de 'anarşist ruhunu dinleme' yanıtıyla döner:)) sonra yine patlarım. tepki şu olmalı diye bir kural yok olayına koşullara göre değişir. Sonuçlarını hesap etmeden tepki vermek de doğru değil. Annem benimle hastaneye gitmekten nefret eder yandan yandan kayan birini görürsem benim sırammış değilmiş bakmam dalarım:)
Hangi söz sizi rahatsız eder ve neden?
'Karı' bunu duyduğum her erkekle kavga edebilirim. Cinsiyetçi bir söylem ve kadın kimliğine saldırı.
Başkasında kınayıp da sonra sizinde yaptığınız bir şey var mı?
İhtiyaç dışı alışveriş. Çok değil ama yapıyorum bazen. Çok emek vermişse satan eleman azarlanır belki, prim alıyordur yazık filan diye alışveriş yapmışlığım vardır:) ertesi gün ee sen böyle bir şeyi almazdın dediklerinde almadım zaten onlar sattı derim herkes güler. Sokakta da mendil kalem ıvır zıvır ne varsa boynunu büküp 'abla bi tane al' dedikleri vakit olay bitmiştir benim için:)
Teşekkür ederim. Umarım yeterince açık bulursunuz:)
Ben de yanıtlamak istiyorum diyen herkese gelsin:)

8.01.2011

Bir Mim 2 ödül Hobbaaa :))



Sevgili Aysema Hocam ve geçen hafta da sevgili deepblueeagle bana ödül göndermiş. Vesellam da mimlemiş:) Ödüle layık görülmek oldukça sevindirici. Alkışlar arasında madalya almış gibi hissediyorum. Ne kadar güzel bir duygu.

Ortaokul yıllarımda okulda derece aldığım tek alan kompozisyon yarışmalarıydı. Bütün okulun önünde Müdür Yardımcısı adımı söyleyip öne çağırınca heyecandan kalbim fırlayacak gibi olurdu. Her yıl dolmakalem seti veriyor olmalarına hiç anlam veremedim. O yıllarda, o yaşta bir çocuk dolmakalemle ne yapar ki?

Her zaman gözler üzerime yönelmişse konuşmaktan çekinmişimdir. Kendime güvensizliğim mi yoksa dışa kapalı yaşayışım mı buna etkendi bilmiyorum.

Ömrümde ilk defa sınırlarımı geçen yılın sonunda zorlamaya başladım. Burası kertenkele gibi kopan kuyruğumu çıkartmama yardımcı oldu:)

Sözü uzatmadan toparlayayım:) ortaokuldan beri ödül almamış birini blog ödülleri nasıl sevindiriyor bilemezsiniz:)) 10 kişi seçip ben de dağıtacaksam çok zor olacak. Nasıl yapsak:)

Bu arada bir de mim var. Mimlendiğimde sıranın altına kafasını sokmuş da öğretmen yakalamış gibi oluyorum. Neyseki sorular kolay:) Kekelemeden yanıt verebilirim:)

Şimdi ben bu ödülü 10 degil de daha çok kişiye versem olmaz mı?

Aglea, Seyyarat, Nehire, Bir Annenin Paylaşımları, Deli Anne, Taze Anne, Leylak Dalı, Ekmekçikız,Muzi, Kırmızı Çizmeli Kedi, Öz'üm, Ebruli Günce, Bir Delinin Günlüğü, Özlem Anne, Mirzahan ve Ahrar, Mavi Anne, Zuzuların Annesi, Profösör, Arya, Süper İnce Parlak Çorap, Sevgilerimle, İkiz annesi, Evra İle, Küçük Mucizem, Perpali, Hayatın süs Payı, Pınar,Ata ve Dünyası, Üryan, losstime, Sitare, Meyra'ya göndereyim. Yazamadıklarımı da bundan sonraki ilk ödülde paylaşacağım:) Aslında herkese desem daha iyi olacaktı:)

Not link eklemeye zamanım olmadı yanda var aslında çoğu link:)

Mim'e gelelim:)


1- Kaç Yaşındasınız ? 35

2- İsminizin Son Harfi Ne ? başı sonu ortada saklamadım hiç Ebru

3- En Sevdiğiniz Renk ? Kahve,gri,siyah

4- Kilonuz Kaç ? 50 (safinaz gibi görünüyorum ama)

5- Boyunuz Kaç ? 1.68

6- Ailenizin Kaçıncı Çocuğusunuz ? İlk

6- En Sevdiğiniz Şarkı ? Bu soruya yanıt vermem epey zamanımı alır o kadar çok ki ara ara bloga eklediğim şeyler aslında :)

8-Sigara Kullanıyomusunuz ? Maalesef ama bırakacağım (pazartesi) :P

9-Alkol ? Çok nadir. Aslında şişeyi bir iki tur önümden geçirseniz yine sarhoş olabilirim.

10- Çayı Fincandamı İçersiniz Çay Bardağındamı ? Tam bir çaykoliğim. Ne çok taze ne çok eski olacak çayım işyerinde sabahtan akşama kadar fincanla (buradakiler vazoyla çay içiyorsun der) ama evde ince belli cam bardakla:)

Ben de herkese göndereyim:)