Sayfalar

Emrah Serbest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emrah Serbest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.12.2012

'Bazı sokaklarda yalnız yürünmez, illaki biriyle paylaşmak gerekir o sokağı. 'Bana öyle bakarsan nasıl ağlayabilirim ki?' demişti. O kadar sıcak bir gülüşle söylemişti ki bunu dokunsam elim yanardı.
Fırsatı varken ağlamalı insan. Ele güne sergilenmeyecek duyguları olduğunu düşünmemeli. Sadece gözüne sabun kaçmış çocuklara bırakmamalı bu işi. Derdini anlatabilecek kadar ağlayabilmeli en azından. ve önündeki yol yürüyebileceğinden uzun olsa da yürümeli o yolu, yürüyebildiği yere kadar. sonunda perişan olacağını bilse de zihni karmakarışık ve kalabalıkken kendisi yapayalnız kalacağını bilse de yürümeli.'
Ne büyük bir ayrıcalık ağlamak. Bunu bile gizli kapaklı yapar hale ne zaman geldik biz, hani eskiden bir kadeh şarap efkarlandırırdı da parmak uçlarımızla bardağın kenarlarını gezinir ard arda akıtırdık göz yaşlarımızı. Üstelik daha azmış can yanmalarımız bilmezmişiz.
Şimdi yutkunamamaya dönüşüyor göz yaşları. söyleyememeye, bastıramamaya. Eskiden daha cesurmuş(um)uz.
Ne zamandır söz dinletemiyorum kendime bilmiyorum. İçimde yanakları al al olmuş utangaç bir kız oturuyor. En baş köşemde. En görünmeyen yerlerimde. Giysileri dışıma taşmış, gözleri kara, saçları da. 'neden ağlıyorsun' diyorum, 'çamur oldu her yanım' diyor. Topluyorum yere değen uçlarını giysilerinin 'bak artık değmiyor ağlama' diyorum. İfadesiz bakıyor yüzüme. 'sussam kurur mu, sussam yine temiz kokar mı' diyor,
bilmiyorum....
İçimdeki kız daha ağır. Her nefste kilo alır gibi yaşıyor. Dar geliyorum. Sıkışıyor.
'Fırsatı varken ağlamalı insan' sonra hiç fırsat kalmıyor. Her yandan sahte gülüşlere teslim olup yaşıyorken belki bi çay molası gibi ağlamalı insan. Belki 9 ile 10 arasında bir yerlerde. Belki de günlerin tam da birbirine karıştığı anlarda durup ağlamalı.
Bilmiyorum.
Belki de dört nala kaçıp saklanmalı!
Doğsun istiyorum içimdeki kız. Biraz da o beni saklasın. Görünmekten yoruldum.
*************
Not: Üstteki italik bölümler Emrah Serbes-Hikayem Paramparça'dan.
Müzik burada (Tık)

8.09.2011

Üç Kitap, Üç Ayraç

Sevgili Nil bahsetmişti sayfasında. Kitap bittikten sonra tekrar döndüm sayfasına ve aynı yerlere izler koyduğumuzu fark ettim. Gece başlamıştım biraz evvel bitti. O kadar akıcı ki araya belki de bir kez ayraç koymanız gerekecek.
Sadece kısacık bir yer;
...
'Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. Yani birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. O kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder...'

3 kitap, 3 ayraç dememin nedeni üstteki gibidir. Her birimizin ayracı kendimize benziyormuş sohbetini yapıp güldük. İda yükseklikle ben malum çelişkilerle, eşimse resimdeki gibi:) Bu arada Bob Marley olan benim ayracım.


Eşim yukarıdaki kitabı 10-15 gündür okuyor kitabım bitince;
- Olmaz ki böyle aramızdaki uçurum derinleşiyor dedim
Güldü ve
- Aradaki fark kapansın diye zaman verdim dedi. Adam boşuna teori okumuyor ya taşı gediğine oturtmak konusunda oldukça başarılı. Bir ara daha hızlı okurdu yaşlandı artık:)
Gülüp geçsem de eskiyi düşündüm. Eskiden yarışırdık sonra da saatlerce sohbetini yapardık okuduğumuz şeyin. Şimdi ortak şeyler okumuyoruz.
Not: Ben bunları yazıyorken  gidip kitabımı bitireyim dedi:))

Kitap : Emrah Serbes/ Erken Kaybedenler/İletişim Yayınları

Bir de müzik olsun gün biterken:)