'Seksen iki yaşına yeni girdin. Hala güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum. Son zamanlarda sana bir kez daha aşık oldum ve sadece benimkine değen bedeninin sıcaklığıyla dolan, kahredici bir boşluk taşıyorum göğsümün tam ortasında yeniden. Geceleri bazen, boş bir yolda ve ıssız bir manzarada bir cenaze arabasının ardından yürüyen bir adamın karaltısını görüyorum. O adam benim. Cenaze arabasının taşıdığı ise sen. Senin yakılma törenine katılmak istemiyorum; elime, içinde küllerinin bulunduğu bir kavanoz vermelerini istemiyorum. 'Die Welt ist leer, Ich will nicht leben mehr'i söyleyen Kathleen Ferrier'in sesini duyuyor ve uyanıyorum. Nefesine kulak veriyor, hafifçe seni okşuyorum. İkimizin de dileği, diğerinin ölümünden sonra yaşamak zorunda kalmamaktı. Birbirimize sık sık söylediğimiz gibi, olmaz ya eğer ikinci bir hayatımız olsaydı o hayatı da birlikte geçirmek isterdik'
Simon'un(I) Nelson'a mektuplarını (II)yayınladığımda ve zevkle okuduğumda önerilmişti 'Son Mektup' Andre Gorz. Avram önermişti ve bulamamıştım bugün buldum nihayet. Avram da 'madem bulamadın dur ben göndereyim' demediğinden azmettim buldum. Şimdi İdefix'e de baktım aylardır 'Tükendi' yazan kitap artık orada stokta görünüyor:)
Hayata ara vermiş gibiyim uzun zamandır bitkisel hayatta gibi yaşıyordum bugün tadı damağımda kalan son mektupla kendime geldim. Hem de ne kendine geliş eğer uyuyakalmaz isem bu gece bir kez daha okumayı düşünüyorum tek kelime ile inanılmazdı. Anlatırsam aynı duyguyu veremez diyeceğim hiçbir söz.
Saatlerdir Kathleen Ferrier dinliyor ve 'Son mektupta'yazanların yoğunluğunda kayboluyorum.