31 Aralık 2016 Cumartesi

İyi yıllar




Güzel kararlar aldım her sene olduğu gibi.
Ve her sene olduğu gibi yine o kararların çoğunu yapamıycam.
İşte hayata devam edebilmek için hedef belirlemek gibi.

Kısaca,

Yeni bir sayfa açılıyor önümüzde güzel anılarla doldurmak dileğimle.

26 Aralık 2016 Pazartesi

Yılın son hafta sonu




Yılın son hafta sonunu evde uzanıp mısır patlatıp bol bol film izlemeli geçirmek istedim.
Ama olmadı..
Biraz üşüttüm sanırım önce bir çay yapıp içimi ısıttım


Sonra da ön çizimini daha önce yaptığım bir tezhip çalışması geldi aklıma
Kalktım dosyamı açtım, boyalarımı hazırladım.
Ve ilk defa tezhipte çizip boyadığım çiçeklerden farklı olarak
Bu çizimi boyamaya çalıştım.
Maalesef hatalarım var. 
İlk önce anladım ki sulu boya ile boyama yapsam daha iyi olurmuş.
Hazırladığım karton pek uygun olmadı 
Çektiğim konturlarda da çizgilerim keskin olmadı.

Bu ilk çalışmaydı deyip daha sonrakilere bir tecrübe kazandım.



 Bunlarda daha önce çizip boyayıp konturlarını çektiğim kitap ayraçlarım.
Makasla kesip düzeltmelerini yaptım.
Bunlar içime sindi.

Bu hafta 2016'nın son günleri.
Bu sene çok üzdü beni, 
Dilerim şu son günlerde gider ayak tekrar üzmez.



19 Aralık 2016 Pazartesi

Kitap



2016 yılında 27 kitap okumuşum.

Allah bereket versin 
Seneye daha fazla okumayı nasip etsin.

Suzan defter - Ayfer Tunç 
Kapak kızı - Ayfer Tunç
Bitirgen - Figen Şakacı 
Pala hayriye - Figen Şakacı
Golem ve cin - Helene Wecker
Bir ses böler geceyi - Ahmet Ümit
Düş bahçelerinin uzağında - Lesley Kagen
Aşk yeniden - Robyn Carr
Garson ve mutlu - Fulsen Türker
Kırmızı saçlı kadın - Orhan Pamuk
Satranç - Stephen Zweig
Bana her şey seni hatırlatır - Beth Harbison
Hz.Muhammedin hayatı - Martin Lings
Yabancı - Diana Gabaldon
Kehribardaki yusufçuk - Diana Gabaldon
Kelile vedimme - Beydeba
Bülbülü öldürmek - Harper Lee
Klimananjaro'nun Karları - Hemingway
Suç uyanıyor - Sherlock Holmes
Mücellâ - Nazan Bekiroğlu
Bin muhteşem güneş - Khaled Hosseini
Eski İstanbul'da meyhaneler ve meyhane köçekleri - Reşad Ekrem Koçu
Aşk yolunda İstanbul'da neler olmuş - Reşad Ekrem Koçu
Binbirdirek batakhanesi Cevahirli Hanımsultan - Reşad Ekrem Koçu
Erkek kızlar - Reşad Ekrem Koçu
Britanya yolu - Amanda hodgkinson 
Bütün hikayeleri - Edgar Allan Poe



18 Aralık 2016 Pazar

Huzur





Bu fotoğrafa yakışacak en güzel kelime "Huzur" olurdu aslında.
Ama kalmadı ki o da.
Dünkü yaşanan gencecik askerlerimize yapılandan sonra.
Hele geçen hafta yaşananlardan sonra 
Daha 7 si olmadan..

Söylenecek sözümüz daha çok var ama yanacak yüreğimiz 
Kalmadı artık.
Her an ateşten bir gömlek sırtımızda sanki.
Bugün bu güzel güneşli günü kaçırmamak için
Urla'ya gittik yakın bir arkadaşımıza.
Dolaşıp biraz havamız değişsin dedik ama 
Aklımıza dünkü yaşananlar gelince 
Ne tadımız ne tuzumuz kalmadı.
Manzaraya karşı bir efkar sigarası yapıp sustuk.

Son olsun dedik son olmayacağını bile bile.

"Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son"


Cem Karaca - Bu son olsun 

10 Aralık 2016 Cumartesi





Tekstilde çalışmaya başladığımdan beri çok modeller gördüm. Eski iş yerimde bir katalog vardı ona bakmaya doyamazdım. Her iş boşluğumda dalar giderdim sayfalarına. Bir gün bir Osmanlı kadın giyim modelinden tasarlanmış gelinlik görmüş hayran kalmıştım. Gelinlik krem renkti üzerinde sarı nakışlar vardı. Modelin başında ise yine gelinlik rengi ve kumaşından bir başlık ve harika bir tavus kuşu tüyü. Hele makyajı o sadelik içinde resmen çölde bir vaha görünümündeydi. Maalesef o sayfayı yırtıp saklamak hiç aklıma gelmedi. Az önce bir şarkı dinlerken aklıma düştü o gelinlik bulurum diye nette o gelinliği ararken Cemil İpekçi'nin modellerine geldim. Ve dünya güzeli olan Azra Akın'ın o gece giydiği ve ülkemizi temsil ettiği elbise. Basmadan bir kumaşın bizi nasıl anlattığı, yansıttığı.. Düşünsenize dünyanın en güzel kadını hani bazılarımızın burun kıvırdığı basma kumaşından yapılmış bir elbise giyiyor. Bazı insanların burun kıvırdığı bir kumaşı Cemil İpekçi'nin nasıl bambaşka bir hale çevirip gözler önüne serdiği.


Üzüldüm biraz

Hayat hep böyle mi? 
Hiç bitmeyecek mi yargılamalar, sınavlar, aşılacak tepeler, tsunami büyüklüğünde dev dalgalar daha ne kadar vuracak bizi kıyıya? Okuldan mezun olunca biter sandık sınavları. Bitmemiş oysa daha da çoğalırmış meğer. Böyle düşünürdü bendeniz kulunuz ama nedense 40 yaşımı geçince bunca sınav, tepe, dalgalar vız gelir olmuş artık bana ya da daha kolay aşar olmuşum belki de kim bilir. 
Bunca sıkıntıyı aşmanın en güzel yolunun konuşmak olduğunu öğrendim. Aslında derlerdi hep ama bu kadar işe yaramaz diye kulak arkası ederdim. 

Az önce sevdiğim bir arkadaşım sitem etmiş whats uptan buralara geldim bir aramadın sormadın diye. Hemen aradım ama meşgule atıldı çağrım. Yüzüme kapı kapatır gibi, konuşmak istemiyorum seninle diyen bir mesaj gibi. Facebook hesabına baktım sonra rahatsızmış babası o yüzden buraya gelmiş. İyi de ben facebook hesabıma çok bakmam ki bile. Laykladığım bir iki kişi vardır bakar çıkarım. Görmemişim bile. Oysa konuşsaydık arkadaşıma annesine ulaşamadığı bir gün hiç tanımadığım halde annesinin evine gidip ziyaret ettiğimi annesinin iyi olduğunu haber verdiğimi nasıl unuttun diye hatırlatmayı düşünüyordum. Unutulurmuş demek ki yapılan iyilikler. Şu anda hassas olduğunu düşünüp "İnan görmedim görseydim bırakır mıydım seni ziyaret etmeden sen de haklısın zor bir süreçten geçiyorsun sağlık önemli dilerim iyi olur baban iyi akşamlar" yazıp yolladım whats uptan.





7 Aralık 2016 Çarşamba

Reflüyle imtihanım


Doktor çikolatayı yasaklamış olabilir ama çip de takmadı ya?
Nereden bilkecek?

Nur topu gibi reflüm oldu. 
Çikolatayı azaltmamı istedi doktor.
Başka yasaklarda var hatta her yediğini yaz 
ve sonrasında sana neler yaptığını yaz dedi.

Geçen hafta yaptım. 
Böylece beni hasta eden, rahatsız eden yiyecekleri ya azaltıcam ya da ağzıma sürmüycem. 



5 Aralık 2016 Pazartesi

Dünden..






"Ay ben zaten yürümeyi severim baksana yakın mesafeye bile arabayla gidenleri küçümser yürüyerek gidin ne var canım derim" diyorsanız şayet sakın bir dağ yürüyüşüne katılmayın. Ben de böyle derdim hep yürümeyi seviyorum ben yürürüm diyerek dolanırdım ortalarda ama dün hem de 2.km tepe çıkışı olan bir dağ yürüyüşüne katılınca aldım boyumun ölçüsünü.

Dün içinde Menderes Segen dağı ve Segen göleti olan 22 km.'lik bir parkura katıldım. 

Evet doğada olmak, mücadele etmek bir dağa zirve yapıp muhteşem manzaraya karşı bir yorgunluk çayı içmek gibisi yok ama antremanlı olmadan bu işe hem de ilk seferde 22 km yapmak biraz fazla geldi bana. 

Bir daha gider miyim giderim ama km ve yürüyüş derecesi daha düşük bir parkura seve seve katılırım.















11 Kasım 2016 Cuma

Biraz içimi dökmek istedim

İzban grevinden yaşadığım mağduriyet hala devam etmekte. Asgari ücretle çalışanının hakkını aramak için yine asgari ücretliye çektirdiği çileyi kime anlatsam ki? Ohal zamanında gösteri, yürüyüş, grev hatta şirket iflasları dahi verilemezken böyle bir greve izin verilmesi bende chp li bir belediyeyi yıpratma çalışmaları mı acaba diye komplo teorileri kurdurmakta. Kimi dinlesem haklı da e kardeşim  haksız olan ben miyim? Sabahın körü sıkış tepiş havasız otobüslerde yolculuk yapmak zorunda mıyım? Hayır o kadar sıcak ki otobüsler mont ceket ne varsa çıkarıyorum otobüste arkadaşıma yazıyorum hava sıcak de mi yoksa ben menapoza mı giriyorum diye yazıyorum. 
Arabayı da yeni sattık zaten o araba yüzünden başımıza gelenleri bir yazıda anlatıcam öyle böyle şeyler değil yaşadıklarımız.

Hani bunca koşuşturma içinde bir de gün muhabbeti çıktı ortaya. Arkadaşın evi teee anasının bilmem neresinde cumartesi işten çık git. Zaten şu izban yokluğunda oraya ulaşmaya çalış falan gerçekten gözüm yemiyor. Arkadaşımın sardığı sarmalar bile gözümde yok. Kalsın bu sefer de bensiz oluversin gün. Aslında gün muhabbetini oldum olası sevmezdim hani sırf pasta börek kısır yiyeyim diye gidiyordum. Çalışmaya başlayınca sıyrılmıştım ama lise arkadaşlarım peşimi bırakmadılar illa gel deyince girdim. Hayır inanın konuşulanların hiç birini anlamıyorum. Önce bir kaç teog annesi konuşuyor sonra üniversite sınavına girecek gençlerin annesi sözü alıyor bi satır geçiliyor. Sonra da bu yaştan sonra üniversite sınavına onlarla beraber girecek arkadaşlar konuşuyor. 3D kaş ektirme diye bişi varmış mesela yeni öğrendim çok şaşırdım. Sarkan, genişleyen midelerine çözümler, göz çevresi kırışıklıklarına karşı şu iyi bu kötü deyip ortaya çıkan LR, Avon ürünleri derken ben ikram masasına kurulmuş kısıra bir parça daha ekşi sıkıp onları dinliyorum. Keza çayıma 2 şeker atmayıvereyim hemen hayatından 3 beyazı çıkar şeker, un ve neydi öbürü unuttum işte her ne ise o işte..Kredili mevduat olan maaş hesabımdan para çekip  zaten geç aldığım maaşımı eksilerde döndürüyorum.  Yediğim 2 kaşık kısır, iki yudum çaydan oluyorum. 

Muhabbetiniz bok gibi tatlansın diye şeker atıyorum diyemiyorum

Gün pişmanlıktır arkadaş katılmayın.

Ha bir de Trump olayı var. Valla lazımdı amerkanın başına böyle bir dövlet kuşu uğraşsınlar biraz.

Neyse hafta sonu pazar günü güzel bir sürpriz varmış bana. 

Size de pazartesi günü anlatırım..





4 Kasım 2016 Cuma

Herkesin değeri kendine göre

Ara ara okuduğum kitaplardan sevdiğim bölümleri sesli olarak kaydediyorum. Daha sonra şu adrese yükleyip yayınlıyorum kendimce.. 

Montaigne'nin Denemeler'inden bir bölüm okudum en son. 

Diğer sesli okumalarım için şu adrese tıklayabilirsiniz. Okuyucu

Teşekkürler... 



2 Kasım 2016 Çarşamba

Kısa bir tatil kaçamağı

Bir adam düşünün; tv de yemek programında gördüğü yemeğin ardına düşüp o şehre uçak bileti alan. Yaşadığı şehirde yok mu o yörenin yemeğini yapan yer elbet vardır ama ııhh illa ki o yemeğin en iyi yapıldığı yere gidecek.

İşte bu kişi benim eşim olur kendisi. 

Mersin yemeklerini anlatan bir yemek programı izleyen eşim 29 Ekim Cumhuriyet Bayram'ı tatiline denk getirip bu isteğini gerçekleştirdik. Cuma akşamı önce Adana'ya uçtuk ardından kiraladığımız araba ile Mersin'e yola çıktık. Mersin'de yaşayan akrabalarımızı da ziyaret etmiş olduk. Onlarla birlikte Mersin'i gezdik Cumartesi günü. Hava çok güzeldi.  Ama çok yorulduk çünkü Cennet ve Cehennem Mağarası'na iniş ve çıkışta toplam 800 basamak saydık. Sonrasında da Astım mağarasını ziyaret etmek için 225 basamak inip çıkınca iflahımız kesildi tabi. Pazar günü havaalanına ulaşmak için Adana'ya döndük. Adana'da da gezdik ve tabii ki Adana Kebap yiyip İzmir'e döndük. Şimdiden yeni lezzet hedefleri yapmaya başladık.



Kız Kalesi - Mersin 


Astım Mağarası - Mersin



Cehennem Çukuru - Mersin


Cennet Mağarasına giriş - Mersin 


Cennet Mağarasının içi. Fakat huri göremedik. 



Taş köprü üzerinden Seyhan Nehri - Sabancı Camii - Adana

27 Ekim 2016 Perşembe

Yola devam



Yılın bu zamanları pazartesi günü diyete başlayacağım diye kendini kandıran insanlar gibi yeni kararlar alırım hep. Uyguluyor muyum peki? Eh bazen uyguluyorum bazen kendimi kandırmayı seviyorum bazen de sadece o kararı alabilmeyi seviyorum. 

Yine yeniden yeni yeni kararlar alma arifesinde kendimce güzel bir karar daha buldum ve almaya karar verdim. 

Sizinde aldığınız ya da almak istediğiniz kararlarınız varsa ertelemeyin derim. Karar alıp uygulamak için güzel bir zaman. 

20 Ekim 2016 Perşembe

Dantel sıçan kadınlar



Malum aşure ayındayız. Her sene olduğu gibi yine tartışmalar oluyor. 

Aşure kutsal mıdır? 

Komşudan gelen aşure çöpe atılırsa günah olur mu? Hatta bir tık öteye gidip aşureyi -afedersiniz- boka benzeten bile var. Tamam bi yerde hak veriyorum aşure bana da bok kadar olmasa da içindekiler itibarıyla karışık gelebiliyor. sonuçta ağız tadıdır bu görsellikte önemli. Ramazana özel güllaçta öyle keza bana yufka üzerine süt dökülmüş bir tatlı gibi geldiği için hani yediğim zaman ramazan orucuma bonus point katacak olsa da asla yemem. Ama bir nimeti boka benzetmek o kişinin çocukluğunda aşure ile ilgili yaşadığı ve bilinçaltına attığı bir şeydir ya da gerçekten nimete laf uzatan hadsizdir. 
Onu bulamayan var a be dangoz. 
Yemiyor olabilirsin de bok atma bari.

Neyse konumuza dönelim.
Dantelde benim kutsalım.

Nasıl örüldüğünü, öğrenme sürecinin nasıl bir zorlukla işlediğini, öğrenme sürecinin küçük kızları az büyüdüklerinde sokaktan almak pahasına koca koca kadınların yanında oturtulup gelinlik çağa yaklaştığını haber vermek adına yapılan bir işkence olsa da kutsaldır. 
Büfeye, sehpaya, mutfak raflarına, fırına serilebilir ama tuvalete asla.

Bu kadına derhal haddini bildiriniz!

Bugünkü şarkımıza gelince dinleyin bakalım sizi nerelere hangi yıllara götürecek.
Beni 80'li yıllarda çantasında kına gecelerine özel kasetle kına gecesine giden annemi hatırlattı. 





19 Ekim 2016 Çarşamba

Meme kanseri



Bana çıkmaz demeyin şansınızı deneyin.. 
Misali. 
Bana olmaz demeyin. 
Erkek yada kadın olun başınıza gelebilir.
Erkan teşhis hayat kurtarır.

Kadın olarak her ay reglinin son günlerinde elle muayene şart. 

Bir kaç sene önce hayatımın zor bir sürecini geçirdim. Ve bu zor süreçte kendimi dertlerimle nasıl sıktıysam  hep  strese bağlı olarak midemde oluşan gastritim sustu bu sefer vücudumun  iki yanı koltuk altımdan gelen bir  sancıyla gece yarısı uyandırdı beni. Tamam dedim meme kanseriyim. İşte kendimize yaptığımız en büyük kötülük kendimizin doktoru olmak. Sonra tabii o yaşadığım süreç mutlu sonla bitince benim sıkıntılarımda bitti geçti gitti. Ama yine de kontrolü bırakmamak lazım. Hele bir de yaşınız 40'ı geçmişse işte o zaman doktor yolları görünmeli. 

Şimdi her sene düzenli olarak gittiğim muayeneleri başarıyla geçmekteyim.

Sakın ama mamografi cihazı çok acıtıyor falan demeyin. Çekim sırasında yaşanacak olan 3 saniyelik belki de acı ömrünüze ömür katacaktır. 

1-31 Ekim tarihi meme kanseri farkındalık ayı.

Kontrol şart.






Hayat güzel be dostlar. İşin, başını sokacak bir yuva akşam kapını çalacak birisi ve gecenin ilerleyen saatlerinde yemeğin ardından hafif bir tatlı yeme fantezisi sonunda tüttürecek bir sigaran varsa hele.

Tamam işte zenginsin kıymetini bil.


Not: şarkıyı icra eden abla mı abi mi bilemiyorum fakat son zamanlarda çok dinler oldum.

17 Ekim 2016 Pazartesi

Ben yoruldum hayat




Aramızda kalsın ama yurdumda güzel şeylerde olmuyor değil. Sabah yayınlanan paparazzi programında yaşananlar daha sabah kahvemizi içmeden açtı bizim aklımızı.

Sabahattin Ali'nin yazdığı Kürk Mantolu Madonna kitabının filme çekileceğini duyuran bir tv kanalında yaşananlar cehaletimizin ne boyutlarda olduğunu gözler önüne serdi.
Olay Tv8 kanalında yayınlanan Aramızda Kalsın programında cereyan etti.
Maalesef sunucular kitabın kahramanı kadını bizim şu şarkıcı Madonna ile karıştırınca programın 2 dakikalık örgüsü tam bir Moliere hikayelerine taş çıkartırcasına gelişmeye başladı. 

Hadi diyelim kitabı okumadın! okunmaması normal çünkü kitap instagramda twitterde tumblr da yanına kahve eşliğinde arka fonu deniz, yağmur, kır manzarası eşliğinde soslanıp resmedilip paylaşıldığından fotoğrafı çekip kahveyi içtikten sonra okumak kimsenin aklına gelmiyor. 

1- Hadi kitabı okumadın ama programın formatı sunulacaklar önceden belli araştırmacı gazetecilik nerede kaldı? 

2- Erkek sunucu Jess kitabın yazılış tarihini söylüyor tvde canlı yayın heyecanına kapılıp tarihleri mi algılayamadın?

3- Bak yine hadi diyorum karıştırdın insanız beşeriz şaşabiliriz de okudum deme? hadi dedin sözünü geriye al ben Madonna ile karıştırdım daha kahvemi içmedim ayılamadım falan de.

Olay reyting olsun diye mi yapıldı diyeceğim ama bu kadar usta bir oyunculuk sergilemek de her babayiğidin harcı değil. Ben bile o kitabı okuduğum halde kalkıp kitap hakkında  ahkam kesmeyi göze alamıyorum. 

"Reklamın iyisi kötüsü olmaz" sözüne bağlıyorum olayı.

Eğitim şart.





















































16 Ekim 2016 Pazar

Sıkıcı pazar akşamı saatleri






Geldi yine pazar akşamının en sevimsiz, sıkıcı saatleri. 
Ütülenecek önlük, son ana bırakılan ödevler gibi koşuşturmacalar evimde olmadığı için şu saatler bana sıkıcı ve sevimsiz geliyor.


Pazar akşamları saat 21.00'da başlayıp iki saat süren bir radyo programı var Sarı Tramvay adında Show Radyo'da  Güçlü Mete'nin hazırlayıp sunduğu.

Geçmiş yıllardan bir tarih belirliyor o tarihteki olayları, tv programlarını, emlak fiyatlarını, tatil fiyatlarını sunuyor. Ve o zamanın güzel şarkılarıyla süslüyor. Eğer kaçırırsanız radyoland aynı program olmasa da o programda çalan şarkıları verdiğim linkten dinleyebilirsiniz. 



13 Ekim 2016 Perşembe

Sahilde Kafka



Evet söz yazarlığı da en az edebiyat yazarlığı kadar önemlidir. Bazen yüzlerce sayfa kitaplar hayatlar değiştirirken bir şarkı sözü de kitleleri peşinden  sürükleyebiliyor. Ama benim kalbim Haruki Murakami'den yanaydı Nobel ödüllerinde.

Fotoğraf; 2011 yılında Didim Altınkum sahilinde hem de bu zamanlarda okurken bu güzel kitabı.

İşte öyle bir şey.


 

Dinlerken aklıma düştü. 

Dışarıda hafta sonu dinmeyen yağmurun yağdığı, soba dumanından havanın genzi yaktığı, 

1.lig futbol maçlarının oynandığı bitmek bilmeyen pazar günleri.

4 Ekim 2016 Salı

Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü.


Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü.

Keşke böyle bir gün olup onları korumamız gerektiğini hatırlatma ihtiyacımız olmasaydı.
Şu dünyayı onlarla beraber yaşayıp paylaşıyoruz. 

Şuncağıza sabah süt ekmek verdim yaladı yuttu resmen daha sonra döndü dolaştı geldi dükkanın kapısına bana baktı girdi içeri kıvrıldı yattı.



3 Ekim 2016 Pazartesi

Telefon maceralarım

İlk telefonum Nokia 5110'du. Bir gün yağmurda vapurdan tam Karşıyaka iskelesine  çıkarken yere düşürmüş o ıslak zeminde kaymış tam denize düşecekken durmuştu.

Yıllar sonra ilk dokunmatik telefonumu aldım LG idi. O telefonumda maalesef göze geldi ve bir hafta sonrası tuvalete düşürdüm. -tamir ettirdim hala çalışıyor ama şarj olayı ve yavaş olmasından dolayı evde kıyıda köşede duruyor öyle-

Daha sonra Nokıa C3 aldım. Onuda yemek yerken salatanın içine düşürdüm. -Kuruyunca bir şeyi kalmadı başka bozulan telefonum olursa diye bir köşede bekliyor-

Sonra Samsung Galaxy wonder aldım. Onu da iş yerinde çalışma masamda duran çayın içine şeker niyetine bir güzel düşürdüm. Klimanın karşısına koyup tekrar çalışır hale getirdim. -Hala çalışıyor-

Sonra o telefonun hafızası yetmeyince yine  Samsung bir telefon aldım. Onuda geçen sene patates soyarken hani suya koyarız ya patatesi aman çöpe gitmesin diye bir kenarıya koyarken o suyun içine düşürdüm. Tamire verdim ve çayın içine düşürdüğüm samsung galaxy wondere döndüm o tamirdeyken ertesi akşam daha 24 saat dolmadan o galaxy wonderi Kordon'da arkadaşlarla yere çimlere uzanmış otururken hala nasıl olduğunu kavrayamadığım bir şekilde içine bira girdiğini anladım. Telefon gitti- sonra kurudu ve hala çalışıyor- Ve ben Nokia c3'e döndüm.

Bir hafta sonrası da Samsung Galaxy E5 aldım. Mayıs ayında Kapadokya'ya gittiğimizde Ihlara vadisine inerken selfie çekelim diye durduğumuzda çubuktan sıyrılan telefonumu tam uçurum kenarına az bir mesafe kala düşürdüm. İçim gitti tel örgüyü atlayıp telefonumu aldım. Cumartesi akşamı ne güzel bu telefonun başına bişi gelmedi diye geçirdim içimden. Ertesi gün bi yerde oturup az soluklanıp soda içelim derken masadaki sodaya elim çarptı masaya ve haliyle telefonumun üzerine soda döküldü. Hemen aldım kapattım ters çevirdim. 

Şükür bir sıkıntı yok hala çalışıyor.



Uyandırma müziği olarak




Sabah İzban'da işe giderken dinliyorum. 
Hatta dinlerken kendimi kaybedip başımı öne arkaya salladığım dahi oluyor. 
Alman bir grup. 
Girişi bizim varoş düğünlerinde elektro bağlamayla çalan şarkılara benzese de 5.dakikadan itibaren giren solo bateriyi özellikle kulaklıkla dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

30 Eylül 2016 Cuma

Yüksek dozda spoiler içerir





Şerefsiz Escobar Albay Carrillo'yu öldürünce dayanamadım Narcos'un son bölümünü izledim. 

Ve Escobar vurulunca bir alkış yaptım. 

Annesi, konuşmasında Narcos'u övünce annesine de güzel bir küfür ettim. 

Şimdi orada olmak vardı..



Mayıs ayında gittik Kapadokya'ya.. 
Peri bacaları falan hele gece o kadar güzel ve büyüleyiciydi ki. Sanki bir masal diyarı gibi. 4 günlük gezide yollarda olan uyku hariç başımızı yastığa koyup otelde 
 toplam sadece 9 saat uyuduk. 

Neden? 

Balona binmek için. 

İlk gün sabah 3.30-da uyandırıldık ve anlaştığımız firma gelip bizi aldı önce bir kahvaltı ikram ettiler. Sonra saat 4'den 6'ya kadar havanın uygun olması için bekledik. Türk Hava Kurumu havanın uygun olmamasından dolayı o sabah balon firmalarına balonla kalkış izni vermedi. Büyük bir hayal kırıklığıyla otele döndük. 
gün içinde takrar gezme ve eğlencelerle geçti. 
Gece otele geldiğimizde saat 1'di. Ve yine saat 3.30-da balon firması tarafından uyandırılıp aynı rutine başladık. 
Yine ikram edilen kahvaltı sonrası hava uygun olup kalkış izni alınca balonların kalkacağı vadiye götürdüler bizi. 

Sonrası muhteşem geçen 1 saatlik uçuş... 

Hava ve mali durumunuz uygun olursa bu deneyimi yaşamınızı tavsiye ederim.