Şu son bir hafta içindeki bitmeyen telaşlar,
Aslında şöyle başladı.
"Dur bakalım ne kiralığı, ne atlıyorsun hemen ortaya, sanki çok zengin gibi,
Belki denk gelir kiralık ararken kendi evinin sahibi olursun" la....
Soğuk bir hafta içinde bi yandan satışta ama tapu dairesinin taşınmasından
Aksayan işlerden sıkılırken,
Soğuk, rüzgarlı, sıkıntılı, gerilmiş halde ev bakmalar
En fazla da neredeyse tüm Buca ilçesini yaya olarak tepinmek
Ama akşam olunca düşüncelerden tam dalınamayan uykular,
Sıkıntının vurduğu yaralar içindeki dudaklarla
Ne gülebilmek, ne yemek yiyebilmek, ne de gülebilmek,
Bir kelimden çıkan anlaşmaya varma yolunda ki tartışmalar,
Şöyle olsun, böyle olsun, yok o olmaz bu daha iyi
Aman O bunu duymasın, ay O orada ne demek istedi ki,
Sakın bir araya gelince şundan bahsetme tembihleri,
Şurdan şu kadar, burdan bu kadar, bankadan gelen de eklenirse şu kadar,
Hani gelmeme ihtimaline karşı kıyıdaki şu kadar,
Aman o kıyıdakini sakla daha neler çıkıcak eline yapışırlar,
Derken....
Tüm sıkıntılar dağılıvermeye başladı görünmez bi taraftan
Esmeye başlayan bir rüzgarla üzerimize çöreklenen sıkıntılı bulutlar,
Güneşi gördük,
Yıldızları saymaya başladık.
Şimdiki telaşlarımız,
O boya markası mı? Bu renk mi ? O eşya nereye bu halı hangi odaya ?
Bu perde eski mi ? Elbise dolabının eni kaç ?
O çekyatı kim alıcak, aman alt katta ki bulaşık makinası kime versem ?
Bu sorular şimdi mesul olduğumuz sınav...
"Bu da geçerrr sıkma canınııı" der Babacım uzata uzata..
Hadi bakalım yumuşamış 2HB kalem,
Akıllarda ki soruları silecek yumuşak bir silgi,
Gönüllerdeki sıkıntıları hafifletecek bir şişe su ile..