29 Temmuz 2010 Perşembe

Güzel bir gün


Eğer gece rüzgar fırtına varsa dışarıda bir de pencerede açıksa biliyorum ki uyuyamaz... 
O esen rüzgarın havalandırıp pencereden dışarı uçmasını sağladığı perdeyi hayalet de sanmaz ama kornişin çıkardığı sesten, arka bahçedeki kavak ağacının yapraklarının sesinden etkilenir karışık kuruşuk rüyalar görür. bunun sonunda da ertesi güne taş ocağındaki mahkumlar gibi yorgun uyanır. Bir de misafirde gelecekse tamam işte hiç yaklaşmayın yanına saatli bir bomba gibidir. 
Neyse ki açılır daha sonra, içtiği bir bardak süt ve çukulatalı bisküvilerle. Misafir geleceği için bir telaş dolanır evin içinde, o odaya girer, mutfağa dalar, öğleden sonra gölge olan bahçede oturulur düşüncesiyle bahçeyi süpürür. İkram konusunda sıkıntısı yoktur, Allah ne verdiyse yeriz diye düşünür. Zaten gelecek misafirde yakın akraba olunca salça ekmek ikindi kahvaltısı bile iş görür. Yine de bu yazı bittikten sonra bir koşu mutfağa gidip milföyleri buzluktan çıkarıp tepsilere dizecek, maydanozla peyniri ezip iç hazırlayacak. Ocağa da tencerede su koyup makarna salatası için hazırlık yapacak.
Yalnız şu karşıda ki evin tadilatı keşke dün bitmiş olsaydı car car makina sesi pek iç açmıyor doğrusu....
Not: Hava sıcak olabilir ama olsun bir hortum tutup bahçeye birazda havaya sıkıp suni yağmur yapıp ıslanmak harika oluyor...