Bu gün pek bir ağlakım.
İşten eve dönerken yere yatmış bir köpekçik gördüm. Başını bile yere koymuş., öyleee düşünür gibiydi sanki mutsuzdu. Eğildim sevdim otobüsü kaçırma pahasına sevicem seni dedim. Başını kaldırdı çantamdan kurabiye çıkardım elimle verdim yemedi Lucky'den alışkanlık kalmış ben de. Sonra parçalayıp önüne koydum kalktım durağa yürüdüm.
Otobüsümü kaçırdım tabii hemen arkadan gelen başka bir otobüse bindim. Otobüs tıklım tıklımdı. Kulağımda radyom powerfm'i dinledim. Akşamları Bay J'nin programı oluyor eğlenceli biri :). Körüklü otobüsün körük kısmındaydım. Yanımda bir bey vardı bir ara ceketinin iç tarafına hapşurdu. Takdir ettim şu domuz gribi olayı patlak verdiğinden beri otobüslerden, insanlardan korkar oldum.
Şirinyer'e gelince indim, Nato'nun oraya yürüyüp evime giden başka bir otobüse yetiştim.
Bi yer buldum oturdum karşımda bir dede diyim artık. Öyle mahzun bakıyordu ki etrafa ne bileyim hüzünlendim. Cam tarafına başımı çevirdim. Bazen bir yaşlı görünce Baba'cım geliyor aklıma özlediğimi, O'nu çok sevdiğimi düşünüyorum aynen bu satırları yazarken olduğu gibi gözlerim doldu camdan dışarı bakıp biraz ağladım. Otobüsten inincede Babacığımı arayıp konuştum, onu çok sevdiğimi söyledim.
Annem burdaydı bugün döndü Didim'e. Akşam yatarken biraz onunla yattım. Sarıldık birbirimize. Bana " Sabaha kadar beraber yatalım" dedi ama horlamaya başlayınca kendi yatağıma gittim. Ben horlama sesinden, buzdolabının, saatin sesinden uyuyamam. Kaldığım yerde saat varsa hemen pilini çıkarırm :).
Neyse tüm bunlar bir araya geldi biraz da ağlak parçalar dinledim hüzünlendim önemli bişi yok yani.