30 Haziran 2010 Çarşamba

Sertab ASLA









Ben michael fugain une bella historia adlı şarkının melodik olarak biraz daha hızlandırılmış haline benzettim. Belkide bilerek yapmıştır Sertab...
Ama harikaaa olmuş sabah, akşam, gün içi fark etmiyor dinliyorum her daim... 



Yağmur olup yağarsan sen üzerime

Hiçbir derdim kalmaz geriye


Sende olmayınca yalnızım bu şehirde

Gidersen yanına al benide benide



Sevince kalbim elbet acı duyar

Sende benim gibi seversen


hep yanımda olmak istersen

O zaman biter biter bu acılar



Kendimden emin olmadıkça

Sen benim olamazsın asla





Aslaaaaaaaa



Yağmur olup yağsan sen üzerime

Hiçbir derdim kalmaz ki geriye


Çünkü ne zaman ağlarsam kaderime

Kaderim beni alır alır içine içine



Sevince kalbim elbet acı duyar

Sende benim gibi seversen


Hep yanımda olmak istersen

O zaman biter biter bu acılar



Kendimde emin olmadıkça

Sen benim olamazsın asla







Aslaaaaaaaaaaa



Sevince kalbim elbet acı duyar

Sende benim gibi seversen


Hep yanımda olmak istersen

O zaman biter biter bu acılar



Kendimde emin olmadıkça

Sen benim olamazsın asla




Aslaaaaaaaaaaa




29 Haziran 2010 Salı

Havuz yaptırıyom evimin önüne...



Şu İZSU'nun taa neresine koysam acaba? 
( Bir bayan olarak beni nasıl konuşturuyorlar şimdii yaa )
Su borusu patlamış, bizim evin kaldırımından 15 cantim ileride,
Geldiler, kazdılar, kırdılar su boşalttılar 
16,30 da çekip gittiler mesai bitti dediler. 
Yarın da gelicez ama evinizle kaldırım arası için demir boru alın,
Eşiniz akşam şu parke taşları söksün takıversin dediler, 
Ulen dingiller elimde olsa o boruyu....
Faturanızda yeterince,
Yok Ağaç bedeli- ağaç da yok kapımızda yoksa bize kütük mü demek istiyonuz?
Yok Tamir bakım ücreti aldınız 
Almadınız mı zamanında?
Ya da almıyor musunuz hala....
Faturaya baktım her ne hikmetse 0- o haneler.


Almadım boru moru 
Akşam eşimle parke taşları söktük ama su doldu yine,
O bana pis pis bakan boru kılıklı herifi sokmayı düşünüyorum oraya.
Diğer amcamlara sözüm yok bayağı uğraştılar ama o dingil...
Çok kızgınım çokkkkk özür dilerim bu kadar küfrüm için.


Haa bide yaparlar, giderler
Arkalarında bıraktıkları pislikleri kapatmazlar,
Ulen kedilerden edep öğrenin yaa
Olan bana olur,
Arkasından mahalle muhtarına koştur dur günde 3 öğün
Asfalt yapılsın diye...


Yazarın 29/06/2010 st: 11:18 notu ;
Efenim geldiler sabah 9,30 gibi.
Nescafe , çay yaptım ikram ettim.
Boruyu aldım ama taktıracak tesisatçı bulamadığımdan
Rica ettim, küçük  emrah pozisyonu aldım taktılar.
Sonra da aldı beni bahşiş vermem gerekir mi telaşı.
Babacım Canım Babacımm aradı işçilerden biriyle konuşayım telefonu ver bakalım dedi,
En yakında da o dingil vardı neyse,
Konuşmaları bitince gerekli bilgiyi verdiler bana,
Şimdi İzsu her ay faturalarda tamir bakım ücreti adı altında haraç pardon ücret alıyorlardı
Birisi dava açmış, benim evim sıfır tamirim bakımı yok niye bu parayı ödüyorum diye.
Kazanmış....
Amaa benim burda  bir takım parçadan masraf alınacakmış.
Bu da su faturama gelicekmiş.
Gelsin dedim içimden her ay böyle para vereceğimize..
Neyse şükür bitti...







28 Haziran 2010 Pazartesi

Friend Feed sayfamdan

Frienfeed'den  özlü sözlerim var aşağıda hepside bizati kendi şahsıma ait olup
Resmen kıçımdan uydurduklarımdır....

Müstehcen fıkra anlattığımda yüzleri kızarıp, başlarını ellerindeki işe gömen menapozlu gün kokoşları, sizler namuslu ev karısı ben mahallenin fahriye ablası mı oluyorum o zaman? 


Hafta içi takım elbise giyen iş adamlarını hafta sonları bol cepli caprilerle gezinirken görünce ciddiyetim elden gidiyor.


Ben sevgilimi, karımı ordunun içine koysam beni aldatmaz bilirim diyen erkekler; Yanlış biliyonuz.


Menapozlu karıların hepsi mi inci kolye takar, yakın gözlüklerinde boncuklu ipler olur ya..


Şu inci kolye ve gözlükteki inci askı tespitimi onaylayan Ayşe Özgün'e teşekkürler. Show tv'de şu anda :))


Akşam son ses maç, gündüz son ses formula 1 sağır olmak istiyorummm..


Çocuğun yok dediler, iş vermediler...



36 yaşındayım,1992 yılından beri hep çalıştım, ön muhasebe bilirim, hamgi işe girsem önce telefona baktım sonrada bana iş öğrettiler, cıvıl cıvıl, insanı sıkmayan biriyim, gün içinde deli gibi çalışayım ama akşam çıkışım belli olsun mesai olmasın, İzmir'de Buca'da oturuyorum, İŞ ARIYORUMMMM

ja ja ja ja ja isimli arkadaşın nikini görünce feedlerde ha ha ha ha ha diye okuyom hahahaha

Cepten pek arayanım olmadığı için telefon melodimi hala ezber edemedim beynime :(

Sırf bana kitap okusun diye çocuk yapmaya karar verdim

Uçağa bineyim, çıkışta elinde isimim yazılı biri beni karşılasın isterdim...

Cep telefonuna şarkı ekleyenler kekodur dedi arkadaşım, telefonu çaldı melodi aynen şuydu "yeğen telefonun çalıyor" hey Allah'ım dedim....

Yatak odasındaki giysileri katlamak 15 dakika, yapmamak için harcanan süre 2 gün....

Evi bok götürüyo, vidanjör çağırıcam..

İş buldum ama 6 ay sigorta yapamıyacaklarmış, kendimi kaçak göçmen işçi gibi görüyorum.

27 Haziran 2010 Pazar

Mimlenmişim haberim yok ;)


1. Hangi işleri yarım bırakırsın ya da bıraktığın neler var?

Kendime başlayıp bir hevesle ördüğüm örgüleri hep yarım bırakırım Didim' gidince Annem'e paslarım. 
Birde Kolayı illaki yarım bırakırım, bitiremem..

2. Yakın zamanda kaybettiğin biri var mı?

Yok, Ama ülkemdeki şehitler sayılır mı acaba?
Bir de geçen sene oğluşum Lucky'i kaybettim.


3. En ağır bulduğun, sana dokunan bir yemek var mı?

Bollll yağlı köy düğünlerinde pişen tüm yemekler.....

4. Cinsellik ve aşk anlamında unutamadığın biri var mı?

Gerçekten unutamadığım biri varr......

5. Çocukken sevdiğin çizgi filmler?

Heidi, Şeker kız Candy....

6. Blogger'a ne zaman kayıt oldun? Kim vesile oldu? Nereden duydun?

2009 Nisan ayında başladım yazmaya. 
Ama 2005 yılından beri hala da düzenli okuduğum blog yazarlarına özenerek başladım.
Linkini şimdi veremesem de, 
Mutfak camı, Asortik krep, Bağdat cafe.....

7. Çok paran oldu neler yaparsın? 

Survivor adasını alıp, içindekileri de kovalayıp  çeker giderdim buralardan.


Bu mimi kabul buyururlarsa, Creep 'e yolluyorum....

Pazar kokuları

Bu pazar hava bi garip İzmir'de. 
Güneş açsam mı, açmasam mı bir tembellik içinde.
Pazar ya ondan olabilir sanırım.
Bu pazar semt pazarı da çok ucuz geldi ban yaa...
Bişi almıcaktım sözde evde vardı ama yüklendim yine.
Yeşillikler çok güzeldi alırken özellikle de rokayı
Canım mercimek çorbası çekti.
Akşama yapmalı.
Mutfaktan nefis nane, maydanoz, dere otu kokuları geliyor.
Eşim oruçlu 3 aylar diye tutuyor,
O'na güzel bir yemek yapmalı akşama,
Sürpriz olsun demiyorum ama
Kaşarlı, etli milföy yapıcam böööörek.
Bu gün evde iş yok 
Bol bol tembellik olucak.....


25 Haziran 2010 Cuma

Tatlı cadı,

Şimdi vallaha yalan yok aramızda,
Hem şurada biz bizeyiz ayol,
Söylüyorum içim rahatlıkla,
Evimi bok götürüyo resmen.
Öyle kir pis falan değil,
Çamaşırlar yıkandı, katlandı ama yerlerine yerleşemiyolar bi türlü.
Bir de bazanın içine girecekler var ki,
Her gördüğümde bana giriyor sanki.
Mutfak desen bulaşık makinası temiz, yıkanmışlarla dolu
Yıkanacak iki tabak , bir bardak için makinayı boşaltmak zor geliyo.
Allah'tan çöp poşetleri ağızları sıkı sıkı bağlanmış vaziyette, bugün geçicek çöp arabasını bekliyo.
Ahh bide size sehpanın üstünün fotosunu çeksem inanın şaşırırsınız
Neler yok ki, 
Geçen gün yayınladığım bileziği yapıcam diye bi arkadaşa
Tüm boncuklar üzerinde, 
Dün düğüne giderken kopan eşimin pantolonun düğmesi için dikiş kutusu
Gözlük kılıfı, tv kumandası, dişim için kullandığım hap, kitap....
Akşamları eşim yazık tv karşısında çay içerken 
Biraz iktirip sehpadakileri fincanına zor yer buluyor.
Kaldırmak gelmiyo içimden.
Çok tembelleştim çokk....
Eee  kalk yap diyorsunuz biliyorum,
Egzersiz yapıyorum tatlı cadı gibi burnumu oynatıp kaldırabilir miyim diye.

24 Haziran 2010 Perşembe

Geçmiş olsun dilekleri için teşekkür ederim öncelikle.
Bugün yine gittim doktora bi sorun yokmuş aslında dişimde.
bi tek dolgum kaldı bakalım.
Akşama düğün var eşimin kuzenin.
havada kapalı bakalım ne olacak.
Ayrıca Aşk-ı Memnu dizisi de son bu akşam.
Amaaa ben son bölümün senaryosunu buldum ve okudum.
Ne olduğunu demicem izleyin ve görün :)))
Aslında ben Parmaklıklar Ardında dizisine bakıyorum.
Oda son bu akşam. 
Tekrarı yayınlanır izlerim artık.
Çok güzel yağmurlar yağdı yaa..
Yalnız kirazlara dikkat !
Kurt olabilir :))

22 Haziran 2010 Salı

Bu gün dişçiye gittim. 
Tedavi süreci gerektiğinden bi işlem yapılmadı,
Diş taşlarım temizlendi, diş etimdeki kanamalar içinde ilaç kullanıcam.
2 hafta sonra dolgu ve çekim yapılacak.
Bu arada işlem numarası veren bayan sağlık karnesinde cinsiyetimin erkek olarak işlendiğini belirtip düzeltmem için uyardı.
Ordan çıkınca havanında serinliğine karışıp Eşrefpaşa'dan aşağıya indim 2.Kordon'a,
SSK'da gerekli düzeltmeyi yapmaya.
Eşrefpaşa'daki Öğretmenevi'nin yanından İsmet İnönü'nün doğduğu sokaktan geçerek çarşıya çıktım.

Şu cumbada oturup çay içip dedikodu yapmak isterdim.




Türk Bayrağı asılı ev İsmet İnönü'nün doğduğu ev.




Salepçioğlu Camii - İzmir


Bu bileziği ben yaptım. 
Ykm'de görmüştüm ve fotoğrafını çekmiştim gizlice.
Sonrada evimde ve Annem'den bulduğum boncuklarla kendime yaptım.

21 Haziran 2010 Pazartesi

20'lik diş



40 yaşıma kaç basamak kaldı şunun şurasında ama 
20'lik dişimin daha çıkmaya niyeti yok ne yazık ki.
Son 5 senedir ara ara yokluyor. 
Kökü ağzıma doğru gidiyor, dilim acıyor, yediklerimden tat alamıyorum 
Dicem ama bişi yiyemiyorum ki. 
Yarın sabahtan doktora gidicem. 
Eşrefpaşa'da bir yer var methetti teyzem doktorlarını elleri çok hafif dedi. 
Elleri hafifdir ama benim diş bakalım ne kadar ağır. 
Bir de dolgu var yapılacak.
Off off... 
Korkuyorum vallaha.

Babamlardaydım, geldim :)

Tatille karışık Baba evimdeydim ben 4 gündür.
Ne güzeldi yaa...
Sevdiğim yemekleri pişirdi Annecim,
Babam motoruna atıp gezdirdi beni.
Sanki bekarmışım da babaevim de yaşıyormuşum gibi,
Eşimde gizli sevgilim uzak köşelerde telefonla konuşmaklar, mesajlaşmaklar falan
Bir de bu akşam dönerken annemin çantama harçlık sıkıştırması
Çok seviyorum onları yaa....

Aaa hani yazmıştım İTOB'ta iş görüşmesine gitmiştim diye,
Perşembe günü Didim'e daha yeni gelmişim
Telefon,
Cuma günü 2.görüşme için aradılar.
Didim'de olduğumu ama gerekirse İzmir'e gelebileceğimi ilettim.
Gerek yok dediler :(
Üzüldüm ama vardır bi hayır  dedim..

Eee oralara gidince,
Denize gittik yüzdük, daldık, güneşlendik.
Ordan bir arkadaşımla beraber denizde çok güldük ama çokk...
Annem kıyıya kadar gülmeleriniz geldi dedi.
Denize girdiğimiz Didim Altınlkum'da polis kampı önündeydik.
Denzide onlara ait dubaya biri çıktı.
Bir ısınma hareketleri, jimnastik hareketleri falan.
Merakla bekliyoruz bu kadar ısınmaya denize nasıl atlayacak?
Çivileme mi? Bomba misali mi? Göbek üstü mü?
Çok artistti çokk...
Bayağı bekledik ama yok atlamadı yattı bi güzel dubada :)
Bir süre geçti hah dedik şimdi atlıyacak.
Atlamadı gitti bi güzel merdivenlerden inerek denize girdi...

17 Haziran 2010 Perşembe

Söz

Kendime bir söz verdim,
"Söz yapıcam" deyip başımı salladım bir kere
Sadık kalmaya gayret etmeliyim.
Verdiğim sözü, 
Kendime ilan etmek zor oldu.
Gerçekleşmesi de zor olucak, 
Kalpler kırılacak,
Küfürler edilecek,
Yeri gelicek belki cam çerçeve kırılacak
Hissedilen acıyla, canda acıtılacak belki
Ama benliğimi sınamak adına,
Kendime saygımı daha fazla yitirmemek adına
Kararlı davranıp arkasında durmalıyım sözümün.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Robin Hood


Ne yazsam ne yazsam diye düşündüm,
Beynimi patlattım hani bişi çıkarmı diye.
Sıcaktan erimiş garibim.
Uzandım bir filme takıldım biraz 
Susadığımı hissettiğim anda sehpanın üzerindeki şişeye elimi attım.
Bir yudum aldım içim haşlandı
Su sanki kaplıca suyu gibi bilmem kaç bin derece kıvamında.
Ph değeri bile kalmamış, içindeki mineraller erimiştir belkide.

Sıcağın biraz dinmesini bekledim Montrö'ye indim,
Karaca sinemasındaki seans ve filmlere baktım.
Eşim Radyo Ege'den bilet kazanmış iki kişilik.
Sonra da Behçet Uz Çocuk hastanesinin arkasındaki sevgi yolunda takıldım biraz.
Abimin yanına uğradım, eşim geldi bişiler yiyip sinemaya koştuk.
Pers Prensini izlemek istiyordum Robin hood başladı dediler.
Benim Robin Hood Kevin Costner'dir !
Girdik Russell Crowe'lu Robin hood'a
İyi filmdi değişik bir anlatımdı.

Haa bu hafta sonu Babalar günü !
Ehh sanırsam bana Didim yolları gözükecek gibi ;)

Not: Bir de sevgilimle buluştuk, oturduk hasret giderdik biraz :))

14 Haziran 2010 Pazartesi

İş görüşmesi

Bahsetmiş miydim cumartesi günü iş görüşmesine gittim ben.
Sağolsun bir arkadaşım çalıştığı mobilya firmasının sevkiyat bölümüne eleman aradıklarını söyledi.
Gittim görüştüm muhasebe müdürüyle,
İşi anlattı biraz bana 4-5 mağaza verilecek gelen siparişe göre üretim ve sevkiyatla beraber çalışıp, akşama sevkiyatı hazırlıycam.
"Yalnız dedi mesailerimiz oluyor iş yetişmediğinde"
Ne kadar oluyordur ki azdır falan dedim kendi kendime.
İndik aşağıya koskocamannn fabrika
Üretim alanı, o alan içinde de 15 m2 lik bir yer sevkiyat bölümü.
Şefim olacak bayanla tanıştırıldım.
İlk cünlesi şu oldu,
"Şimdi bizim gün içinde  iş yetişmediğinde mesailerimiz oluyor. Çıkış 18,30 ama 21,00-e kadar kaldığımız oluyor. Bir düzen kurmaya çalışıyoruz yeri geldiğinde 12 den sonra çıktığımızda oluyor. İşe başlayıp bir hafta sonra yok ben mesaiye kalamam, eşim izin vermez falan gibi mazaretler duyacaksak olmasın daha iyi"
Kaldım ne diyeceğimi bilemedim.
"Peki dedim mesai ücreti veriliyor mu?"
"Mesai kalman sen işini yetiştiremediğinden dolayı oluyor. Mesai ücreti verilmiyor."
Biz sizi ararız dediler ayrıldım fabrikadan.
Tepemde havaalanından kalkan uçaklara bakarak yola düştüm eve döndüm.
Sonra beni aradılar pazartesi gelin bi deneyelim sizi dediler.
Tamam falan dedim ama içimden o fabrikadan çıkışta kararımı vermiştim.
"Ne bu lann" diyerek.
1 saat sonra geri dönüp pazartesi işe gelmiyeceğimi haber etmek istedim ulaşamadım kimseye.
Sabah ben arama yaparken aradılar "Nerdesiniz" diye.
Ben de " Sizi aradım ama ulaşamadım, ben yüklü mesailerinizden dolayı işe gelmiyeceğimi bildirmek için" dedim.
Biraz bozuldu sanki görüştüğüm bayan "Ama biz size güvenerek başka eleman çağırmadık" dedi.
Bir iki kelam ettik iyi günler diledim kapattım.

13 Haziran 2010 Pazar

Sıcakkk !!!

Bu pazar çok ağır geçecek anlaşılan,
Gece sıcaktan yatamadım,
Sabah sıcaktan uyuyamadım,
Ve pazar sabahı saat 08,36- da uyandım
Şimdi de sıcaktan duramıyorum.
İzmir, İzmir intikam mı alıyorsun bizden.
Bu ne sıcak !
Klimayımı açayım.
Bilirim açmayı ama nedense bir alerjim var üflediği havya.
Ayrıca demeyin şimdi 
"Çeşme burnuzun dibi gitsenize"
Öncelikle şunu diyim İzmir'liyim ama,
Çeşme'ye gidişim sağ elimin parmak sayısı kadardır.
Sol elim yok daha ortada.
Didim daha yakın olsaydı keşke :(

Arap saçı, Arap çorbası

Böyle der annemler,
Bir iş karışıksa, çözülemeyecekse
Ya da yine çok karışık bir türlü tadı gelmiyorsa bişilerin.
Durdum mutfağa giderken tamda banyo kapısının önünde
Bişiler geçti içimden kaybetmek istemedim.
Dedim ki kendi kendime;


Şimdi ne gereği var ki durup dururken hayatını karıştırmaya demi ama
Eline almışsın bir kepçe daldırıp daldırıp içine 
Çıkarıyorsun dipte kalmış ne varsa
Dibi tutmuşsa tat vermez ki kötü bir tortu bırakır en fazla.
O zaman ne yapmak lazım ?
Dök içindekileri ser ortaya
Bak bakalım neler kalmış içinde
İnanıyorum ki seni üzecek olanlar çok olsa da
Çıkarırsın sen içinden mutluluk için bir iki kırıntı
Gül o zaman çınlatsın kahkahan evinin duvarlarını
Ekle bir iki gülücük daha...

12 Haziran 2010 Cumartesi

Başım yok yerinde ne başlığı



Kafanıza koca bir kaya düşmüş gibi hissettiniz mi hiç?
Tüm düşüncelerim karıştı birbirine
Sağlıklı düşünemiyorum, buna da sinir oluyorum
Doğru kelimeleri bulamıyorum bu seferde abuk sabuk cevaplar veriyorum
Bu seferde samimiyetsizlikle suçlanıyorum.


Ağlamak istiyorum bir yandan da boşver yaa değmez diyorum
Diyorum, diyorum, diyorum.
O koca kayanın altında eziliyorum,
Kendi kendimi mahvediyorum.

11 Haziran 2010 Cuma



İtiraf ediyorum len,

"Seni seviyorum"

Anlatamadım galiba

Yok yeni bişi kafam çok karışık bu günlerde.
Şöyle bol kahkaha efektli bişiler yazayım diyom ama
Yok olmuyo bi türlü...
Dedim ya kafam dağınık yaşıyom bi türlü.
Olursa elbette paylaşırım yaa..
Hah buldum.
Şimdi bakmayın bazen öyle cin fikirli, şeytana pabucunu ters giydirir hallerime
Bazen benimde dumura uğramış hallerim mevcuttur.
İki tanesini daha önce paylaşmıştım 
İşte şurada Hayat güzeldir..
İşte bi tanesi daha;
Eski çalıştığım şirketin mağaza poslarının hesap dökümleri gelirdi bankadan.
Bir de bankanın haberlerini veren broşürler çıkardı zarftan.
Bi gün diyorki, 
Üye işyeri numaranızı mail atın çekilişte çıkınca dvd yollayacağız.
Atladım hemen patronuma ilettim.
Katıl dedi.
Neyse gerekli işlemleri yapıp katıldım. 
2 ay sonra yine broşürde kazandığımız belirtildi.
Hediyelerinde gönderildiğini.
Bekle bekle 2 ay geçti yok hediye.
Aradım müşteri hizmetlerini, kazandığımızı ama hala hediyemizin ulaşmadığını belirttim.
Gün içinde geri dönüş yapıldı ve beni hediyeyi gönderen dağıtım şirketine yönlendirdiler.
Oradan bir telefon,
Hediyenin gönderildiğini hatta teslim alan kişinin adının da 
Hadi bilin bakalım kim sizce ?
Bennnnnnnnnnn!!
Yok dedim ben almadım hem koca dvd bilmez miyim aldığımı.
Hadi tekrar bi araştırma yapalım dediler.
Yine aradılar yok efendim alan sizsiniz.
Kuduruyorum.
Yahu diyorum ben kör müyüm, koca dvdyi aldım hadi nereye saklıycam yok burda.
Bir ara bir sessizlik oldu telefonda sonrada bayan ağır ağır tane tane konuşmaya başladı,
"Yalnız sayın mavi balon, hediye dvd değil, "Anlatamadım galiba" isimli filmin dvd film kaseti."


Benim tarafımda daha uzun bir sessizlik 
Ayağa kalktım yanımdaki dolaptaki raftan bankanın zarfıyla beraber yerinde duran o filmin kasetini çıkardım
"Anlattınız hanımefendi hemde çok güzel" dedim ve telefonu kapattım.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Komutan geliyor



Bu gün evime Komutan geliyor.
Evde bir telaş bir telaş yapıcam ki bu yazımdan sonra
Off.
Mıntıka temizliği, mutfak iş çok.
Haa Komutan kim mi?
Annemmmmmm :))


Kuzenimin oğlunun nikahı var yarın.
Annem'de Didim'den geliyor.
Bakmayın bu kadar telaş yaptığıma içim rahat
Ama yine de sizi hala büyümeyen çocuğu gibi gören anneniz olunca
El ayak dolanıveriyo tabii.
İşin şakası bu,
Seviniyorum geliyor diye
Gece bir saat kadar beraber yatıcam Annemle
Sabahları uyduruk kahvaltı yapmaktan kurtulucam,
Bol bol akraba ziyareti yaparız
Eh bi de Kemeraltı yaparsak başka ne diyim :))





8 Haziran 2010 Salı

İş arıyorum..

Yine iş görüşmelerine başladım.

İnternetten bulduğum eleman arayan bir iki firmaya özgeçmişimi yolladım. 
Açıkçası internetten yapılan başvurulara güvenmiyorum. Geri dönüşü olmuyor. 
Ne olumlu ne de olumsuz. İş ilanıyla dolu, insanlara iş bulduğunu iddia eden sitelere değil göz atmak sayfalarını açmıyorum bile. 
Çünki çok fazla prosedürleri var. Onların oluşturduğu bilgileri doldurunca kendimi yeterince ifade edemediğimi düşünüyorum. 

Başvurduğum firmaların birinden dün aradılar ve bugün için bir randevu verdiler.
İki dirhem bir çekirdek hazırlanıp gittim. Öncelikler gittiğim yer ne yazık ki İzmir'e çok uzak bir yerde.
Gidişim biraz sorunlu oldu. Semt garajından tarif edilen dolmuşa binmek için epey bekledim ve bu yüzden randevuya geç kaldım. Yolda firmayı arayıp durumumu belirttim ve beni çok sakin bir şekilde karşılayıp sıkılmamamı ilettiler. Normalde araba ile yarım saatte gidilebilecek mesafe 1 saati buldu neredeyse. 

Dolmuş beni yolda bıraktı ve  İTOB Organize Sanayisinin güvenliğine ulaşabildim. Güvenliğe geldiğim firmayı haber ettim, orayı arayıp beni almaları için bir araba istediler. 
Orada beklerken güvenlikteki 3 kişiden başka kimse yoktu. Ve aralarında para mevzusu üstüne hararetli bir konuşma geçmeye başlayınca açıkçası biraz tedirgin oldum ve yan tarafa doğru kaydım. 

Daha sonra bir araba geldi içindeki kişi önümde durup kendini tanıttı. Ben de arabaya bindim ve tepeler üzerinde yeni yeni kurulmaya başlamış olan organizenin uçsuz bucaksız yollarında geçerek firmaya geldik. Açıkçası firmanın girişe bu kadar uzaklığına çok şaşırdım. Yol hiç bitmeyecek sandım. Bir de hiç tanımadığım biri ile özel bir araçta yol alınca ortam sanki ağırlaştı. Ben de laf açarak organize hakkında bilgi aldım. Görüşmeye gittiğim firmanın bu organizenin alt yapı işlemlerini ve diğer prefabrik fabrikaları kurup inşa eden bir firma olduğunu öğrendim.

Görüşme olumlu ve olumsuz geçti benim görüşüme göre. 

Olumsuz olan yanı, sanırım çocuğum olmayışından ve uzun süreli çalışacak bir eleman arayan firma için sorun olabileceğiydi. Gerçi benim çocuğum olsa da çalışmak isteğimi belirttim.

Olumlu olan yanı ise, Gençlerle çalıştıklarında, gençliğin verdiği düşünce ile hareket edince olumsuz durumlar meydana geldiğinden istedikleri elemanın genç çalışanlara göre daha olgun biri olmasıymış. 

Bişi demiyorum, hayırlısı olsun diyorum.....