Çok kararsızım ben yaaa.Bakmayın öyle yan tarafta yazan profilimdeki kişilik tahlilime. Aslında oraya ne kadar kararsız bir insan olduğumuda eklemeliydim-Yoksa eklememeliyimmi? Bazen derim zaten Ben daha öncede böylemiydim diye. Evet böyleydim hep. Kesin bir karar verirdim ondan sonrada yapsam mı? yapmasam mı? söylenip dururum. Kendimi kahrederim bazen niye böyle bir karar verdim offf diye. Bazende bir yerde bir laf ettiysem niye ettim etmesemiydim, yok yok iyi oldu dediğim. Ama yinede o kararımı uygularım yada o ettiğim sözün arkasında dururum. E be kızım madem uygulayacaksın o kararı bunca kendini yiyip ne bitiriyon madem? olmaz öyle yapmalıyım ki rahatlıyayım.
Lucky ve ben bugün gezmeye gitmedik. Gece bahçe kapısından atlayıp kaçtığı için sabah aradım buldum onu. Önünde bir kemik boş bir arsada oyalanıp duruyordu. Eh en azından sabah evinin yakınlarına gelebiliyor. Eee tüm gece dolanınca sokaklarda yorulmuş hep yattı. Hatta bir ara dışarı çıkarmak istedim hiç oralı olmadı. Bende ona güzel bir türlü yemeği yaptım fırında. Aslında kendimede. Ben ne yersem onada verdiğim için hep benim sevdiğim yemekleri yapıyorum. Bu sayede bende yiyorum. Zaten öyle bir köpek ki anlıyamıyorum bazen. Allah aşkına hangi köpek patlıcan oturtma yemeğini, terbiyeli enginarı, ıspanaklı çılbırı üstünde de sarımsaklı yoğurt eşliğinde yalanarak yer yaaa. En güzelide yemekten sonra ağzının kenarlarında kalan sarımsaklı yoğurdu yalaması ve kokması yokmu bayılıyorum ona o zaman. Sonra da bahçede oturdum güneşe sırtımı vererek. Lucky'de ayaklarımın dibinde kitap okudum.
Dr.Erdal ATABEK Kuşatılmış Gençlik. Eşim psikoloji üstüne kitaplar okur. Ama bir kere bile ilgimi çekmemiştir benim. Ben daha çok yaşanmış öykülerden, birebir yaşayan kişilerin ağzından yazılmış hikayeleri birde tatildeysem eğer beyaz, pembe dizi romanlarını severim. Kitap dediğin alıp beni peşinden sürüklercesine götürecek budur işte sevdiklerim. Nedense bir kaç haftadan beri yukarıda koli içinde duran kitapların seslerini işitir oldum sanki. -Gel bizi oku çok hoşuna gidecek gel - diye. Ben de kalktım çıktım yukarıya bir kaç kitap seçtim. Bayağıda hoşuma gitti.
Haberleri yine izlemek istemedim. Ama salatayı hazırlarken içerden gelen haberleri dinledim sadece. Bir sürü saçmalıktan ibaret haberler. Aslında aralarında içimi burkanlarda yok değildi. Türkan Saylan'ın hastaneden çıkarken verdiği görüntüler vardı. Haberi duyunca koştum baktım. Kötü oldum ağlamamak için zor tuttum kendimi. Ellerinden gelse bizleri zombi yapacaklar yakındır. Bir de şehit bir pilotun cenaze haberi vardı. Allah aşkına şehit olmuş tamam Allah rahmet eylesinde bir acının bu kadar acı bir şekilde televizyonlarda verilmesine karşıyım ben. Kaldıramıyorum yaşlanıyorum sanırım. Üzülüyorum. Sonrada aklıma şimdi o şehit toprağın altında bense salataya tuzu azmı çokmu attım hesabındayım. Ne dünya.
Ama bugün yaşanan bunca güzel anlara rağmen bir üzücü olayda oldu. Sokağımızda yaşayan Lucky'ninde arkadaşı olan bir sokak köpeğimiz var ona araba çarpmış. Can acısıylada bizim arabanın altına sığınmış. Zaten bir senedir yeni yeni dokunmaya başlamıştık ona. Hiç sevdirmez kendini. Ayağında bişeyler var sandık ama sonra baktık ki yürüyor. Başka bir arabanın altına girdi. Bizde tekrar yanına gittik. Epey bir düşündük ne yapalım diye. Dokundurtmuyorki kendini. Önüne yemek koyduk ve eve döndük. Tekrar bakmak için çıktık yok ortalıkta. Bir iki sokakta aradık ama bulamadık. Umarım iyidir.
Aaa düzeltme yaparken baktım en üstte kararsızlığımdam bahsetmişim. Neden bahsettiğimi anlatayım;
Mayıs sonu kardeşimin yanına gidicem. Yol otobüsle 14 saat sürüyor. Bu sefer yol yorgunluğu olmasın diye uçakla gitmeye karar verdim. internetten biletimi aldım ve onayladım. İşte dünden beri hem kendimin hem de eşimin başının etini yiyorum. Gitsem mi? Gitmesem mi? Hatta biletimi internette onayladıktan 10 dakika sonra müşteri hizmetlerini arayıp benim bu bileti iade etmem söz konusu olabilir mi diye sordum. Yapmayacaklarını biliyorum ama deniyorum yinede. Olmaz dediler. Zaten parayı alana kadar her şeye evet derler ama paranıda kaptırdınmı olmaz derler.
Neyse gidicez bakalım. Tabii gidene kadar ne bende nede eşimin başında et kalmıyacak? Hayır gitmek isteyen, bir hevesle internetten tarih ve uçuş saati seçen ben, ama gidip gitmemek konusunda kararsız olan yine ben. Eşimin ne suçu var ki? Cevabı ben vereyim. Niye git dedi bana. Hayır efendim gitme demeliymiş. Hoş bunu desem diyecek ki gitme desem dinleyecekmisin? Hayırrr. Bu seferde gitmek istiyorum ben niye karışıyorsun gibi başlayıp devam eden bir diyalog yaşıyacağız. O'da bu yüzden susuyor oralara girmek istemiyor.
Canım yaaa.
Yazarken dinlediğim şarkı Sezen Aksu Yol arkadaşım.
Resim Lucky ve ben yerde Aydın Didim Manastır Koyu.