etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2014 Cumartesi

Yeter ki sardunya eksilmesin penceremden..


Merhabalar efendim,

Şimdi fotoğrafa bakıp 
"Camın hali nedir böyle?"
Demeyin.
Malum İzmir'e deli gibi yağmur yağdı bir kaç gündür
Eh haliyle silmeye de fırsatım olmadı..



Bu sardunyamın rengi biraz farklı beyaza kaçıyor.
Bu arada işe başladım ben yine.
İşim rahat demiyeceğim hemen nazar değiyor
Ayrıca hangi iş rahat Allahaşkına?
Çalışmak elbette güzel de
Hani şu yorgunluğu olmasa..
Maaşımı aldığımda borçlarımıza para ayırdıktan sonra
Elimde kalan parayla neler alabileceğimin hayaliyle
Çalışıyorum işte..
Bu da çalışmak için bir bahane bana işte..
 


Bu sardunyam daha açmadı merakla bekliyorum
Ne renk açacak diye.
Ha bir de bu sardunyayı  nerden aldım hatırlamıyorum
Muhtemelen yol kenarında bir bahçeden koparmış olabilirim.
 


28 Ocak 2013 Pazartesi

İşten yana şansım yok..

İş başvuru ve iş görüşmelerimle ilgili neler yazdım şimdiye kadar şahitsiniz,

Gün oldu kesinleşmiş iş için çağırılırken çocuğum yok diye işe almaktan vazgeçen mi istersiniz?

Çalışacağım işte üretim mesai kaldığında mesai alırken bana verilmeyişini mi?

İş görüşmesine gidip görüşemeden aranan pozisyon için engelli yada hükümlü arayışına girmelerini mi?

İş görüşmesinde patronun iş için deneyimli eleman değil sarışın, esmer, kumral aradığını işitmek mi?

Görüşme ön muhasebe diye beklerken temizlik, çay, yemek yapmak, telefonlara bakmak ta olduğunu anlamak mı?

Üç kuruşa adam çalıştırıp değil işçi insan olarak bile değer vermeyenleri mi ?

Bize genel muhasebe şart değil deyip ama biz genel muhasebe bilen birini istiyorduk diyenini?

Ne ararsanız mevcut..

Ve bunların hepsiyle karşılaştım, şahit oldum yaşadım..
Bu gün bir garip iş görüşmesi daha yaşadım,
Bir tanıdığımızın vasıtasıyla gittim görüşmeye
Ön muhasebe işi..
Hatta cv vermeme bile gerek görmediler
Neler yaptığımı anlattım, patron işi anlattı
Eşime danışıp haber vericem dedim..
Ve 2 saat sonra arayıp haber verdim
İşi kabul ediyorum
Patronda yarın sabah görüşürüz dedi..

Ve bu konuşmanın üzerinden geçen 3 saat sonra bir telefon,
Firmada çalışan bir bayan 
"Patronumuzun kuzeni işten ayrılmış onu işe alıyoruz, sizin için olan eleman alımını durdurduk"

Sözüm bitti bundan sonra lafım yok..



24 Kasım 2012 Cumartesi

Yine bir iş görüşmesi volüm: 9

Bugün erken kalktım çok yol alayım diye..
Aldım mı peki ?
Evet..
"Kadın kısmısının hası kocasını işe yollayınca uyumayandır" 
Derler ya hani büyüklerimiz
Uyumadım bende çünki uykum dağıldı
Günlük işler, dertler, sıkıntılar mesaiye başladı kafamda
Bende kalktım oturma odama attım kendimi
Bir battaniye ve bir yastıkla
Oraya buraya baktım tv'de, nette gezindim
Bir iki twit attım falan..
Sonra sıkıldım tv'ye daldım tekrar
Bir ara zeytin ve zeytinyağıyla ilgili bir belgesel izlerken 
Dalıp gitmişim..
15 dakika uyumuşum tv'den gelen bi sesle uyandım..
Kahvaltı yapayım dedim üşendim
Çorba yaptım içtim..
İçim ısındı, beynim rahatladı hadi çıkayım dedim
Ve gidip "İmza kızın" kitabını almaya niyetlendim..



İmza kızın kitabı için ayrıntılı bilgi

İyi de tek kitapla kalmam ki ben
Cemal Süreya "Üstü kalsın"
Yusuf Atılgan'ında  "Anayurt Oteli" ni aldım.
Anayurt Oteli'nin filmini izlemiştim
Biraz ağır gelse de
Bakalım kitap nasıl olucak..

Alışveriş merkezinde dolanırken telefon geldi
Bir tanıdığım bir iş görüşmesi ayarlamış bana
Adresi aldım gittim
İş tekstilde ön muhasebe
Daha önceden tekstilde yine muhasebede çalıştığım için
Yabancı bir sektör değil..
Eski çalıştığım şirkette 
Yaptığım çoğu işin orada da yapıldığını öğrendim
Görüşme iyi gitti gibi ama sonuç salı günü belli olucak..
Bişi demiyorum,
Nasip diyorum..

Günümün şarkısı
Sabah kanepede uzanmış yarı uykulu 
 İztv'de Bülent Ortaçgil belgeselinden geldi aklıma,










15 Eylül 2012 Cumartesi

İşçi'sin sen İşçi kal...




Benim şu sonbahar mevsiminde tutan ağlamaklı hallerim yine geldiler sağolsunlar.
Aslında 2 hafta önce hissettirmişti geleceğini
Metroda giderken karşıma oturan bir çalışana takılınca gözlerim.
Orta boyda ve yaşlarda siyah pantolon mavi çizgili beyaz gömleğiyle sarışın bir bey
Siması bile hatırımda diyebilirim..
Karşıma oturdu elindeki laptop çantasını kucağına koydu
Bir elinde telefonu diğerinde bir adres yazılı kağıt
Bir dosya çıkardı sonra çantasından fiyat listesine benziyordu
Baktı, inceledi...
İçimden bir iş görüşmesine gittiğini düşündüm belkide satacak ürünleri var
Pazarlamacıydı sanırım..
İşte o listeyi incelerken eğer yaparsa o satıştan kazanacağı parayı,
Evine götüreceği ekmeği düşündüm ve bir ağlamaya başladım usulca
İşte tıpkı şu an gözüm önüne gelince olduğu gibi..
İçimden kendime ağlamamam için kendi kendime konuşmaya başladım
"şştt noluyo belkide kötü biridir, parasını içkiye yatıracak, eşini dövüyordur ne biliyorsun, niye ağlıyorsun" 
Ama olmadı dindiremedim...

Dün 1 haftadır çalıştığım işten
 "Bize tam muhasebe bilen eleman lazım" dediklerinde 
Birden bir acı düğümlendi boğazıma
O anda aklıma
Bir şekilde ev geçindiren, kira ödeyen, çoluk çocuk büyüten
Tütün ve ter kokan bir işçinin
İşten çıkartılırken yaşadığı anların böyle olabileceği geldi.
Ve o acı boğazımda büyüdü büyüdü..
Ağlamazsam biliyorum ki inmeyecekti...

Akşama kadar zor durdum tuttum kendimi..
Ve eve gelip kapıyı kapayınca koyverdim gözyaşlarımı...

Sonbaharın bir an önce geçmesini istiyorum kış gelsin
Kışın aç kalan minik kuşlara da üzülsem de 
Bir avuç buğdayı balkona koyduğumda ağlamak falan kalmıyor....


13 Eylül 2012 Perşembe

Bakmayın şarkının ağlamaklı haline iyiyim ben şu an..




Bugün gözlerim doldu diyebilirim.
Burnumun direğinin sızladığını,
Bir iki gözyaşı damlasını
Yutkunmamı dahi belli etmeden 
Tüm gün taşıyıp durdum..

Bunca iş başaran ben,
Yurt dışına mal gönderen ben,

Azıcık işin mi üstesinden gelemiycem?

Gelemiycek mişim..

Öyle dediler bu gün..
Ve 

On günlük paramı alıp
Sonbahar sıcaklığında bir ikindi vakti 
Evime döndüm...



6 Eylül 2012 Perşembe

Sürekli beraber olduğumuz zamanları düşünüyorum. "O kadar mutluyum ki ölebilirim." dediğin zamanları.




2.iş günümde böyle geçti
Öğleden sonra mutfağa gidip 
Böyle tek başıma takılmak 
Nescafemi içmek 
Güzel oluyor.

Ah bu arada odamda bu kedilerden 
Bir kaç tane daha var desem..
Bişiler yazarken daldığım anda
Kısa bir an fark ediyorum onları..


Akşam iş çıkışı evime giderken hipodromun içinden geçiyorum
Kestirme bir yol bana
Baktım
Bugün Perşembe hipodromda gece koşuları yapılıyor
18,30- koşusunu izledim.
Kalabalık vardı
Erkekler, kadınlar, çoluk çocuk toplanmışlar
Ah bu arada yarışı 
"Haymaçine" kazandı.


Günün şarkısı sabah eşlik etti bana yolda
                                                           





5 Eylül 2012 Çarşamba

Bi bap bap barap bop bap bap barap bop bi bap bap barab bop


Bugün öğleden sonra,

Yeni başladığım işin mutfağında
Dinlenirken arka bahçedeki biberlere dalıp
Düşündüm biraz,

İlk gün dedim 
Kendi kendime
Sıkılman gayet normal.
Geçsin bakalım şöyle bir hafta
Alışırsın elbette..
İşler yoluna girer
Yavaş yavaş..
Buna şükür..

Günün şarkısı da bu olsun 
Sabah sabah kendime getirdi beni..






17 Mayıs 2012 Perşembe

kısa kısa


Seviyorum oralara buralara takılıp olur olmaz şarkılar dinlerken
Birden kulağımda patlayan ezgiye sese kapılmayı.
Zeki Müren dinliyorum 
İçim yıkanıyor, arınıyorum, kulağımın pası siliniyor 
Bu dur diyorum bu onca dinlediğim arasında beni mest eden.

Bugün İzmir pek hırçın bir kadın kıvamında
Esiyor ama gürlemiyor
Zaten onca esmeye gürleyecek bulutlar da korkup kaçıveriyor bir acele
Bugün ve yarın sakın etekle çıkmayın derim dışarı
Millete göz banyosu yaptırmaya gelmez
Zaten mimli İzmirli kadınlar malum
Akşama Mehmet ali Birand'ın diline düşmeyelim

Kursa gidiyorum ben demiş miydim ?
2 hafta önce gittiğim bir iş görüşmesinde daha oturur oturmaz
Bismillah deyip netsis bilip bilmediğini sorduklarında anladım ki ben bu işi alamıycam
Çünki ben netsis kullanmayı bilmiyorum....
İşte bundan sebep kursa başladım
Muhasebe, netsis, eta öğrenmeye..
Şu an da teorik bilgiler kısmındayız
Fatura, muhasebe, çek, irsaliye nedirlerde.
Özlemişim eski işimi biliyor musunuz ?
Çalışmayı özlemişim daha doğrusu.
Bu yaştan sonra bakalım bari bu öğrendiklerimle bişi bulup
6,5 sene kalmış olan gün sayımı doldurabilirsem ne mutlu bana.


Şimdilik bunlar işte bu günlerde uğraşılarım.



2 Nisan 2012 Pazartesi

Çalışma maceralarım 2

Nerde kalmıştık dün ha yıl 1996 Kültür matbaasında çalışıyordum
Haziran ayında zam olayı geldi çattı.
9,5 milyon alıyorum o zaman yol vardı yemek yoktu sanırım.
Birde çalıştığım yerde bi arkadaş var ki aman aman
Bilgisayar bildiğimi falan gizlemiş patrondan 
Birde son zamanlarda hanfendi özel işlerini de yaptırmaya başlamıştı 
O hafta Denizkızı geldi işyerime yeni girdiği işten bahsetti içim gitti çalışma şartlarına.
Çalışma şartları şöyle aylık 20 milyon yol, yemek, 3 tane ürün hakkı aldığın maaştan sigorta.
Elbette içim gitti gitmez mi..
Neyse salıydı sanırım yine özel bi işini yaptırmak istedi benim başımdaki
Gittim yine de özel iş de kupon biriktiriyordu bişi için modaydı o zamanlar
Kuponları onaylatmak yolda vazgeçtim gitmiycem dedim kendi kendime
Denizkızının  yeni girdiği iş de Çankaya'da yanına gittim hani ziyaret edeyim falan diye 
Toplantıda dediler tamam not yazayım iletir misiniz dedim. 
Geri gidiyordum ki arkadaşım aşağıya indi toplantı bitmiş.
Ve beni görünce çok şaşırdı 
"Bende seni arıyacaktım gel bi eleman eksiğimiz varmış müdür burada akşama İstanbul'a uçucak gitmeden görüşmelisin çünki yukarıda senden bahsediyordum şu anda" demez mi..
Üzerimde de etek bluz saçlar topuz yapmışım hani bi iş görüşmesi için olabilecek olumsuzluklar var falan.
Neyse çıktım müdürün yanına durumumu izah ettim görüşmeyi yaptık.
Bende işime geri döndüm.
Ertesi gün tekrar aradılar beni işe gelmekten vazgeçen kişinin tekrar gelmek istediğini beni de uygun gördüklerini bir görüşme daha yapacaklarını ilettiler. 
O görüşmeye de gittim çünki işi istiyordum.
Şartları çok iyiydi en yakın arkadaşım orada çalışıyordu.
Sancılı bir hafta bekleme süresi başladı.
Bu arada çalıştığım yerde de bi takım sıkıntılar yaşamaya başladım.
İstediğim zammı alamadım, hak ettiğim bana verilmesi gereken işler bana verilmedi falan filan.
Bir hafta sonra görüşmeye gittiğim yerden olumlu cevap geldi ve ben
2,5 sene çalışma hayatım sürecek Oriflame Kozmetik'te bürosunda sipariş girme, müşteri hizmetleri işine başladım.
Zaten en yakın arkadaşım yanımdaydı, ortam güzeldi.
Evet yorucuydu hemde çok insanlarla uğraşmak ayrı bir zordu.
Çünki distribütörlük yapanlar her isteklerinin olmasını isterlerdi.
Ama bunun yanında aldığımız eğitimler, çalışmalar her zaman beni geliştirdiğini düşünüyorum.
Evet 2 kere hakkım yendi başka bi şehirde açılacak teslim noktasında sorumluluk pozisyonunu 
Ve eğitim verme pozisyonunu daha yakınlardaki tanıdıklara kaptırdım.
2,5 sene sonunda 1998 yılında şirketin küçülme olayına girmesiyle işten çıkartıldım.
Haklarımı aldım.


Sonra nişan, evlilik derken 1 sene ara verdim çalışmaya.
Evlenince 6 ay sonra mobilya üreten bir firmada sekreterlik işi buldum.
Evim Bostanlı'da işyerim Torbalı'daydı.
İzmir'i bilmeyenler için diyim İstanbul Beşiktaş'tan Pendiğe gitmek gibi.
Servis vardı ama yol uzundu başka şeylerde oldu hoşuma gitmeyen işten ayrıldım.
Ve 2001 yılında mayıs ayında yine bir arkadaşımın vasıtasıyla bir tekstil firmasında iş buldum.
İşim telefonlara bakmaktı.
Ama zamanla patronum kendi işlerini hafifletip üretime ağırlık vermek için bana iş göstermeye başladı. 
Hatta bu işimle ilgili yazı yazmıştım daha önce okumak isterseniz son çalıştığım iş


İşte iş maceralarım böyle.
Neredeyse 6 senedir işsizim istediğim gibi bi iş bulamadım buldum nasip olmadı falan.
Sigorta günümün dolması için 6,5 senem var..
Umarım tamamlayabilirim..





Çalışma maceralarım...

1992 yılında mezun oldum liseden ilk yıl kazanamadım üniversiteyi tabii.
Dersaneye de gönderilmedim ama gönderilmediğim o dersane hakkımı
İlerde 10 yıl oturduğumuz evde kira vermeden oturmak olarak kazandım.
Hangisi iyi oldu derseniz yok bi cevabım.
Kendime bile itiraf etmedim belki de beni üzecek cevabı yapıştırmamak için yüzüme.
2.yıl evde hazırlandım üniversite sınavına tabii sonuç hüsran
İstediğim bölüm olan Boğaziçinde  sanat tarihi okumak hayal oldu tabii..


Ve evde geçen sıkıntılı günler başladı.
Nerde şimdiki gibi teknolji o zamanlar 
Jetonlu ankesörlü telefonlar vardı düşün yani.
Bari çalış dediler çeyizini tamamlarsın, oyalanırsın
Tezgahtarlık işi buldu bi arkadaşım Kemeraltı'nda Şadırvan Camii'nin oralarda
Sanırım 6 ay çalıştım orada sigorta yok, sabahtan akşama kadar ayakta cumartesi de dahil.


Eylüldü sanırım ayrıldım işten bari bişiler öğren dediler kursa yollayalım seni dedi evdekiler
O sırada annem babamın yanına gitti Didim'e bende bari kurs param çıksın dedim
Montrö'de Fesçioğlu market vardı o zamanlar kafetaryada işe girdim ne kadar para alıcam hatırlamıyorum
Bir hafta çalıştım babam izin vermedi olmaz dedi.
Oysa çok güzeldi ortam patronlar falan iyilerdi.
Ayrıldım kursa başladım.
Kursta hayatımı değiştiren biriyle tanıştım 19 yıllık arkadaşım Denizkızı'yla.
Neden değiştirdi derseniz 2 yere işe girmemi o sağladı.
Kurs bitti Eta program satan bi firmada iş buldum.
Sekreterlik yapıyordum 1,5 ay çalıştım orada niye ayrıldım hatırlamıyorum şimdi.


Ve evde oturup sıkılma günlerim başladı tekrar.
Bu arada yıl 1994 oldu.
Haziran ayında teyzemin oğlu bir sene önce kafeteryasında çalıştığım yerde Fesçioğlu markette
Sekreterlik işi buldu bana haftanın 6 günü sabah 8'den akşam 7'ye kadar.
Ve bu işyerinde sigortalı oldum ilk kez. 
O zaman için pek önemsemiyordum ama şimdi anlıyorum tabii.
İş ortamım güzeldi orda çalışırken tanıştığım bi arkadaşım 3 yıl sonra beni eşimle tanıştıran kişi
Hayatımızda önemli yeri olan bir arkadaşımız oldu.
Çalışma saatleri artık beni yormaya başlamıştı ayrıldım işten.
Ama işe girdim diye aldığımız fırın, halı, elektrik süpürgesi, yemek takımı borçları kaldı tabii.
Yine sıkılmaya başladım bu sefer sıkıntımdan vücudumda sivilceler çıktı.


1,5 ay sonra kursta tanıştığım Denizkızı çalıştığı firmada bana iş buldu.
Carfi cıvatacılıkta santralde durucaktım.
3,5 milyon aylık o zamanlar tabii şimdi ne kadara gelir sanırım asgari ücrettir
Çalışma saatleri iyi di en azından cumartesi öğlene kadardı.
İşyerindeki arkadaşlarda iyidi ortam güzeldi.
Önce santraldeydim 1 ay sonra muhasebe bölümüne geçtim oradan da vidalarla ilgili bölüme alındım.
9 ay çalıştım hemen hemen orada beni tekrar başka bir bölüme alacaklarını söylediklerinde yeter dedim ayrıldım işten.
Yine eve tıkıldım..


2 ay sonra Teyzem eski bi arkadaşının oğlunun firmasında iş buldu bana
Matbaa ama matbaa Çiğli organizede ben Kemeraltın'daki dükkanda durucam
Evrak satışı yapılıyor hastanelere kırtasiye falan.
Patronumun babası duruyordu bizle çok şeker biriydi.
Her sabah ben açardım dükkanı temizler falan o gelince milliyet gazetesinden köşe yazarlarını okurdum ona.
Bir de yalan rüzgarı dizisinin o günkü bölüm özetini :)
Şimdi düşünüyorum da gerçekten iyi yapmış O'nun sayesinde güzel şeyler öğrendim.
Aylığım 9,5 milyon o zaman şimdiye nedir karşılığı bilemiyorum.
Ve zam zamanı geldi çattı...


Gerisi yarın artık zaten çok uzun oldu bu sıkılmayasınız...

7 Temmuz 2011 Perşembe

Başlık falan yok

Geldi mi üst üstemi gelir ki bu işler ?
Cuma günü yapılması zorunlu hale gelen bir endoskopi 
Yıllardır sabahları kendimi mahveden o sıkıntıların son bulması için.
Zaten gelen giden oluyor satışta olan evimiz için
Ne kimin geldiği belli oluyor 
Ne de alıcı olup olmadığı
Oraya kusur buraya kusur fiyat kırma pazarlıklar
Üstüne de tuz biber olan dün aldığımız bi haber
Eşimin işten çıkarılması...
Hayat durdu sanki dün alınan haberin saatinde kaldık
Ne yemek yiyesimiz var ne de başka bişi yapasımız
Öyle dolanıyoruz evin içinde.
Ağır bir sessizlik hakim şu anda evimize.





4 Aralık 2010 Cumartesi

Harç bitti yapı paydos



 ( Ödemiş efesi babacım )




Çok şükür bitti işimiz.
Son bi kırık kırsık işler kaldı bu güne
Harç bitti yapı paydos dedi Babişkom
Bahçe süpürüldü, 
Kapı önü temizlendi
Takımlar temizlendi
Kirli kıyafetler çıkarılıp makinaya atıldı
Bol köpüklü banyolar yapıldı
İki dirhem bir çekirdek giyinilip
Kokular, parfümler sürüldü
Babişkomu Kordon'a götürüyoruz birazdan
Buzzz gibi birayı hak etti di mi ama...







 (Annecim, Babacım Didim'de )
(Yandaki çanta da babacımın balık takımları)








16 Temmuz 2010 Cuma

Dayanamıyorum...

    Get this widget |     Track details  | eSnips Social DNA    

Dayanamıyorum,
Sabah ekşi bir suratla kalkıp daha yüzünü yıkamadan fırça atanlara,


Dayanamıyorum,
Sabah sabah hayattan feleğin sillesini yemiş mutlu olmayı dahi beceremeyen kadınların feryat figan söyledikleri şarkılarıyla yataktan zıplamaya,


Dayanamıyorum,
Yolda terliğini yere sürüyerek yürüyenlere,


Dayanamıyorum,
Kendisi uyanacak diye tüm sokağı acayip seslere sahip alarmla uyandıranlara,


Dayanamıyorum,
Sabah işe giderken dünden kalma tişörtle ter kokulu bir vaziyette tüm otobüse koku salan kokarcalara,


Dayanamıyorum,
Bir de otobüslerde deodorantı geçtim hadi su ve sabun görmemiş koltuk altlarıyla yukarıdaki demiri tutup beni bayılmalardan bayılma beğendirenlere,


Dayanamıyorum,
Müzik zevki bi bokmuş gibi milleti cıstak cıstak sesleriyle daha afyonları patlamadan zıvanadan çıkartanlara,


Dayanamıyorum kardeşim napayım.
Şu eli yüzü düzgün, mis gibi parfüm kokulu insanlar saat kaçta işe giderler ?





14 Haziran 2010 Pazartesi

İş görüşmesi

Bahsetmiş miydim cumartesi günü iş görüşmesine gittim ben.
Sağolsun bir arkadaşım çalıştığı mobilya firmasının sevkiyat bölümüne eleman aradıklarını söyledi.
Gittim görüştüm muhasebe müdürüyle,
İşi anlattı biraz bana 4-5 mağaza verilecek gelen siparişe göre üretim ve sevkiyatla beraber çalışıp, akşama sevkiyatı hazırlıycam.
"Yalnız dedi mesailerimiz oluyor iş yetişmediğinde"
Ne kadar oluyordur ki azdır falan dedim kendi kendime.
İndik aşağıya koskocamannn fabrika
Üretim alanı, o alan içinde de 15 m2 lik bir yer sevkiyat bölümü.
Şefim olacak bayanla tanıştırıldım.
İlk cünlesi şu oldu,
"Şimdi bizim gün içinde  iş yetişmediğinde mesailerimiz oluyor. Çıkış 18,30 ama 21,00-e kadar kaldığımız oluyor. Bir düzen kurmaya çalışıyoruz yeri geldiğinde 12 den sonra çıktığımızda oluyor. İşe başlayıp bir hafta sonra yok ben mesaiye kalamam, eşim izin vermez falan gibi mazaretler duyacaksak olmasın daha iyi"
Kaldım ne diyeceğimi bilemedim.
"Peki dedim mesai ücreti veriliyor mu?"
"Mesai kalman sen işini yetiştiremediğinden dolayı oluyor. Mesai ücreti verilmiyor."
Biz sizi ararız dediler ayrıldım fabrikadan.
Tepemde havaalanından kalkan uçaklara bakarak yola düştüm eve döndüm.
Sonra beni aradılar pazartesi gelin bi deneyelim sizi dediler.
Tamam falan dedim ama içimden o fabrikadan çıkışta kararımı vermiştim.
"Ne bu lann" diyerek.
1 saat sonra geri dönüp pazartesi işe gelmiyeceğimi haber etmek istedim ulaşamadım kimseye.
Sabah ben arama yaparken aradılar "Nerdesiniz" diye.
Ben de " Sizi aradım ama ulaşamadım, ben yüklü mesailerinizden dolayı işe gelmiyeceğimi bildirmek için" dedim.
Biraz bozuldu sanki görüştüğüm bayan "Ama biz size güvenerek başka eleman çağırmadık" dedi.
Bir iki kelam ettik iyi günler diledim kapattım.