ıslak kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ıslak kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2011 Pazartesi

Kütüphaneden alınan kitaplar 8



Pazar günleri bi garip geçer bizim evimizde
Zaten öğlene kadar yatmaktan 
Geriye alınan saatlerin de etkisiyle kalkınca 5'te kararan havanında etkisiyle
Topu topu 5 saat geçmek bilmez.
Zaten geç edilen kahvaltıdan dolayı akşam yemeği şaşar saati.
Yapıla da yemek illaki pazartesiye kalır.
Güneş vardı biraz kapı önünde oturdum rüzgar var diye arabanın arkasına geçtim.



Kucağıma da şu fotodaki bahçemizin yeni sahibesi 
Boncuk Hanım'ı aldım
Mır mır sesler çıkardı uyudu, ben ısındım 
Pek güzeldi.
Bu kadar yeter dedim yukarı çıktım mutfağa daldım
Hani sadece bulaşık makinasını boşaltıcaktım 
Lâkin 
Kendimi kaybettim 
O plastik, bu tencere tava, ocak falan derken.



Kısır yapayım dedim
Yeşillikleri yıkadım süzülmeye bıraktım.
Bir tarif buldum yapayım dedim
Gerçi içine konulacak çikolatadan biraz tırtıklamıştım dün gece
Ama yinede tarifi tutturdum
Gayet de güzel oldu
Bir bardak sütle pek iyi gitti.



Sonra
Sonrası malum, 
İlkokul yıllarından kalan bi alışkanlıkla
Yeşil Hamdi Dalan sabunuyla bir banyo
Sanki ertesi gün okula gidilecek miş gibi bi telaşla
Yeni bir işe başlıyacak olan eş için 
Gömlek, pantolon ütüsü
Gezmeye gidecek olan evin hanımı için gömlek, pantolon ütüsü derken 
Hani dedim birazda dinleneyim,
Geçtim elektrikli sobanın karşısına bir yumuk oluverdim
Açtım kitabımı okumaya daldım.

Kitap; 

Jules Verne - İnatçı Keraban
Konusu Osmanlı zamanında geçen
Eskiye sıkı sıkıya bağlı, kendi bildiğinden şaşmaz
Yenilikleri kabul etmeyen bir Osmanlı beyzadesi.
Hollanda'dan gelmiş müşterisiyle
Tophane'den Üsküdar'daki evine gideceği bir akşam
Yeni konulmuş olan karşı kıyıya geliş ve gidişlerde alınacak vergiyi vermemek için
Tüm Karadeniz'i karadan geçerek evine varma ! fikrine kapılmış bir çılgın.











15 Ağustos 2009 Cumartesi

buralardayım


Buralardayım ama var ya canım hiç bir şey yazmak istemiyor. 
Günler yine aynı akıp gidiyor. 
Evvelki hafta Didim'deydim. Kardeşim, eşi ve 5 yaşındaki yeğenim Emirhan geldiler Didim'e Annemlere. İzmir'de de su kesintisi vardı bir hafta sürecek dediler. Kap kacak ne varsa doldurdum Eşim'de Didim'e git dedi. Aklımada yattı hem Emiroşu çok ama çok özlemiştim. Çok güzel geçti günlerimiz. bol bol didiştik, birbirimizi sinir ettik hem yeğenimle hem de kardeşimle :) Emiroşumla bol bol denize girdik nerdeyse hiç çıkmadık diyebilirim. Parmaklarım buruştu çıkmak istedim Emiroş bırakmadı. Dalga geldi zıpladık, uçurtma uçurduk, küçük sandalyesini kapma yarışı yaptık, kumlara isim yazdık, cips paketlerinden çıkan dövmeleri sırtlarımıza yapıştırdık. 

Emirhan'a yaş günü hazırladım. İplere balonları bağlayıp, mikrodalgada 9 dakikada ıslak kek pişirip üstüne mum ve lolipoplar koydum. 
(http://www.devletsah.com/mikrodalgada-brownie/) Gel gör ki ben bunları hazırlarken Emirhan "Benim halamın hazırladığı yaşgününü mahvetmem lazım" dediğini duyar gibi oldum. Mumları üfleyipte söndürünce ağlamaya başlayınca nerdeyse mumlar bitene kadar tekrar tekrar yakıp söndürdük. Sonrada tüm balonları patlatmak istediğini söyledi. Eline kürdan verdik at balonlara dedik o kürdanı atarken bende gizlice iğneyi batırdım garibim kendisnin patlattığını sandı :) en güzelide sabah kalktığımda ipleri tekrar bağlatmış babasına, üstünede şortunu ve tişörtünü koymuş "Halama yaşgünü hazırlıyom" demiş canım yaaaa.
Hafta sonu İzmir'e döneceğimi söyleyince çok üzüldü "Ben kiminle oynucam şimdi yaaa" diyişi vardı ki yanağından kocaman bir ısırığa bedeldi doğrusu.