Pazar günleri bi garip geçer bizim evimizde
Zaten öğlene kadar yatmaktan
Geriye alınan saatlerin de etkisiyle kalkınca 5'te kararan havanında etkisiyle
Topu topu 5 saat geçmek bilmez.
Zaten geç edilen kahvaltıdan dolayı akşam yemeği şaşar saati.
Yapıla da yemek illaki pazartesiye kalır.
Güneş vardı biraz kapı önünde oturdum rüzgar var diye arabanın arkasına geçtim.
Kucağıma da şu fotodaki bahçemizin yeni sahibesi
Boncuk Hanım'ı aldım
Mır mır sesler çıkardı uyudu, ben ısındım
Pek güzeldi.
Bu kadar yeter dedim yukarı çıktım mutfağa daldım
Hani sadece bulaşık makinasını boşaltıcaktım
Lâkin
Kendimi kaybettim
O plastik, bu tencere tava, ocak falan derken.
Kısır yapayım dedim
Yeşillikleri yıkadım süzülmeye bıraktım.
Bir tarif buldum yapayım dedim
Gerçi içine konulacak çikolatadan biraz tırtıklamıştım dün gece
Ama yinede tarifi tutturdum
Gayet de güzel oldu
Bir bardak sütle pek iyi gitti.
Sonra
Sonrası malum,
İlkokul yıllarından kalan bi alışkanlıkla
Yeşil Hamdi Dalan sabunuyla bir banyo
Sanki ertesi gün okula gidilecek miş gibi bi telaşla
Yeni bir işe başlıyacak olan eş için
Gömlek, pantolon ütüsü
Gezmeye gidecek olan evin hanımı için gömlek, pantolon ütüsü derken
Hani dedim birazda dinleneyim,
Geçtim elektrikli sobanın karşısına bir yumuk oluverdim
Açtım kitabımı okumaya daldım.
Kitap;
Jules Verne - İnatçı Keraban
Konusu Osmanlı zamanında geçen
Eskiye sıkı sıkıya bağlı, kendi bildiğinden şaşmaz
Yenilikleri kabul etmeyen bir Osmanlı beyzadesi.
Hollanda'dan gelmiş müşterisiyle
Tophane'den Üsküdar'daki evine gideceği bir akşam
Yeni konulmuş olan karşı kıyıya geliş ve gidişlerde alınacak vergiyi vermemek için
Tüm Karadeniz'i karadan geçerek evine varma ! fikrine kapılmış bir çılgın.