hayırlı cumalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayırlı cumalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2012 Cuma

Hayırlı cumalar

Haftanın Hadîs-i Şerifi
عَنْ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ (رَضِيَ اللهُ عَنْهُ) قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ:
 إِنَّ الْحَلَالَ بَيِّنٌ وَإِنَّ الْحَرَامَ بَيِّنٌ وَبَيْنَهُمَا مُشْتَبِهَاتٌ لَا يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنْ النَّاسِ فَمَنْ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ وَمَنْ وَقَعَ فِي الشُّبُهَاتِ وَقَعَ فِي الْحَرَامِ كَالرَّاعِي يَرْعَى حَوْلَ الْحِمَى يُوشِكُ أَنْ يَرْتَعَ فِيهِ أَلَا وَإِنَّ لِكُلِّ مَلِكٍ حِمًى أَلَا وَإِنَّ حِمَى اللَّهِ مَحَارِمُهُ أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ
* * *
Sahabe-i güzînden Numan b. Beşîr’in (radıyallahü anh) naklettiğine göre, Allah’ın helal ve haramlarını en iyi bilen Efendiler Efendisi (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât) şöyle buyurmuşlardır:
“Şurası muhakkak ki, helaller apaçık bellidir, haramlar da apaçık bellidir. Bu ikisi arasında ise insanların çoğunun hükmünü bilmediği şüpheli şeyler vardır. Artık kim bu şüpheli alandan kaçınırsa, dinini de, ırzını da temiz tutmuş olur. Kim de şüpheli alana girerse harama girmiş olur. Tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğun sınırlarını ihlal etmesi yakındır. Şunu bilin ki, her melikin bir koruluğu vardır. Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası vardır ki, eğer o müstakim olursa cesedin tamamı müstakim olur;  eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası, kalbtir.”
(Buharî, İman 39; Müslim, Müsâkât 107; Ebu Dâvûd, Büyû 3;
Tirmizî, Büyû 1; Nesâî, Büyû 2; İbn-i Mâce, Fiten 58)   

allah bu güzel aylarda kalbimizi temizlemeyii nasib eder inşallah hayırlı cumalar...

3 Şubat 2012 Cuma

mevlid kandiliniz mübarek olsunn

Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya 21/107)
bugün peygamber efendimiz ( s.a.v) doğum günü öncelikle mevlid kandiliniz mübarek olsun...
     sabah zeynep uyandığı için erken kalktım bir ara dışardan bir ses geldii.. bende merak ettim camdan bakıyorummm..
hadisene anne   diyor arkasını dönmüş kırk yaşlarında bir adam
yerler çamur hala karın pisliği var 
annede nerden baksan yetmişinde arkasından yürümeye çalışıyor ( koluna girmiyor yardım etmiyor adam yürüyo ve konuşuyor durmadan :( camı açtımm bakıyorumm  arkalarından
adam: anne hızlı olsana senlemi  uğraşıcam :(  
allahımm kadındaki cevap ben giderdimm doktara  sen işinden olma.... dahada bişeyler söylüyor ama kapının önünden uzaklaştıkları için duyamıyorumm..
adam: işe geç kaldım zaten olan oldu hayret bişey yaa :( onun sesini duyuyorumm çok net çünkü bağrıyoo hırslı, sinirli, merhametsiz oysaki bugün rahmet peygamberinin doğum günü değil mi yaaa biz onun ümmeti değilmiyiz.
merhametlilerin en merhametlisi tarafından insanlığın son ümidi olarak gönderilen peygamberimiz birbirimizi sevmemizi, birbirimize şefkat ve merhamet göstererek bağlanmamızı istememişmiydi. neydi şimdi bu karşımdaki aralarındaki neydi nasıldı ne yaşamışlardı bilmiyorum ama böyle birgünde böyle birşeyle karşılaşmak çok yaktı canımı çok ağladımmm dayanamadımm ne zorluklarla büyümüştü o çocuk kimbilirr en kötüsüde evlattan gelen merhametsizlikk sevgisizlik herhalde off offf  allahımm bizi merhamet duygusundan uzaklaştırma, hayırlı merhametli rabbimizin isteklerinden haberdar evlatlar yetiştirmeyi nasib et.. annemize  babamıza bir off bile demeyi nasib etme.
senin yolundan ayırma (amin) hayırlı cumalarr...



27 Ocak 2012 Cuma

Hayırlı Cumalar



Allah dostu mübarek bir zatın hamama gitmesi gerekmektedir, gün boyu çalışmış ve üstü ve başı kir içinde hamamın kapısına gelir

Hamamcıya şöyle söyler



-Evladım içeriye girebilirmiyim?
Hamamcıda şöyle bir cevap verir
-Amca bugün vezirler gelecek, hamam gün boyu kapalı
Uzun bir konuşma ve tartışmadan sonra, hamamcı, amcaya şöyle der
-İçeriye gir ve şu odada banyonu yap, sakına vezirlere gözükme der

Vezirler gelir banyolarını yapmaya başlarlar,

Sarayda dördüncü Murat'ın aklına şöyle bir fikir gelirNormal vatandaş gibi giyinir ve hamama gider

Tabi hamamcı yine bunuda içeriye kabul etmez,ama en sonunda yaşlı amcanın yanına banyosunu yapması için gönderir ve şöyle der:

-Geç şu odaya orda yaşlı bir amca var onunla beraber banyonuzu yapın ama sakın ha vezirlere gözükmeyin 

-Dördüncü Murat amcanın yanına gelir ve banyosunu yapmaya başlar, Tabi dördüncü Murat tanınmadığını bildiği için gayet rahat bir şekilde amcanın yanına yaklaşır ve şöyle der:

-Amca isterseniz sırtınızı ben ovalayayım



Amca gayet sakin bir şekilde Dördüncü Murat'ın teklifini kabul eder ve sırtını ovalatmaya başlar, tabi bu arada dördüncü Murat kendi hakkında amcanın ağzından laf almaya çalışır, bakalım bizim hakkımızda ne düşünüyor diye, ve amcaya şöyle söyler



-Amca görüyormusun, vezirler orda güzel güzel hamamını yaparken biz burda hırsız gibi gizlice banyo yapıyoruz, padişahın dostu değiliz diye bize bu yapılırmı

Yaşlı amcanın söylediği söz dördüncü Murat' ın kanını donduracak türdendir, ve amcanın verdiği cevaba bakın

-Evladım sen onları bırak, sen gerçek padişaha yani ' Allah'a ' dost olmaya çalış, sen ALLAH' A dost olduktan sonra, Dördüncü Murat bile sarayından kalkıp sırtını keselemeye gelir!!!


20 Ocak 2012 Cuma

hayırlı cumalar


Hz. Fatıma, ‘ya Ali’ der.. “hasan hüseyin aç, evde yiyecek yok..
gidip yiyecek birşeyler alsana”
Hz.Ali’nin sadece altı dirhemi vardır.
yiyecek almak için evden çıkar ve giderken yolda kavga eden iki insan görür.
Hz Ali “Niçin kavga ediyorsunuz? Şu âlemde Allah’ı düşüneceğiniz yerde niçin birbirinizle mücadele ediyorsunuz?” diye sorar.
Kavga edenlerden biri, diğerinden altı dirhem alacağı olduğunu, vermediğini, söyler. Hz Ali cebindeki altı dirhemi çıkarır ve alacaklıya verir.
Evine geldiğinde eli boştur, ‘Cennet kadınlarının seyyidesi’,
“Ya Ali, hiç mi bir şey almadın?” diye sorunca,
“Ama ara düzelttim ya Fatma” der.
Hz Fatma’nın yüzünde nurlu bir gülümseme belirir.
Memnundur kocasının bu güzel hareketinden.
Daha sonra Hasan’la Hüseyin ağlamaya başlarlar, ‘açız’ diye.
bu acı manzaraya dayanamaz ve evden çıkar, Yolda bir adama rastlar.
Elinde besili bir deve..
“Ya Ali bu deveyi sana satmak isterim, ucuza satacağım.”
“Param yok” der Hz Ali.
“Olsun” der adam.
“Bu deveyi sana vermeyi çok istiyorum.150 dirhem bu deve.
Al sonra ödersin.” Alır Hz Ali o deveyi.
Yolda giderken başka adama rastlar. “Ya Ali” der, “ne güzel bir deve bu.
Ben bunu 300′e alayım ne olursun reddetme beni.”
Hz Ali “ama ben bunu 150′ye aldım” der.
“Olsun, ben çok beğendim bunu” ve deveyi satar.
Hz Ali mutlu bir şekilde gider yiyecekleri alır eve döner.
sonra Peygamber’in huzuruna çıkar.
Efendimiz(s.a.v.) güler, “gel” der, “ya Ali şu deve hikâyesini anlat”.
Anlatınca da der ki:
“Sen ki ara düzelttin. Allah Cebrail’i ile sana deveyi sattı. İsrafil’i ile de satın aldı.
Her kim ki ara yapar, birleştirir, düzeltir, ikilikten insanları kurtarırsa o bendendir ya Ali.”

13 Ocak 2012 Cuma

hayırlı cumalarrrr


İki kardeş yan yana bahçelerde birbirine tıpatıp benzeyen aynı özelliklere sahip iki ev yaparlar.
Birbirlerini çok severler ve her işlerini birlikte yapmaya gayret ederler.
Evlerin arasından bir de küçük ırmak geçmektedir.
Çoğunlukla çoluk çocuk iki aile bu ırmağın kıyısındaki ağacın altında toplanır hafta sonları piknik yaparlar ve tüm haftanın yorgunluğunu birlikte çıkarmaya çalışırlar…Bir gün, hani o günlerden bir gün…
Ne olduysa olmuş ve büyük kardeşle küçük kardeş incir çekirdeğini doldurmayacak bir mesele yüzünden tartışmışlar.Birbirlerine küsmüşler ve artık ırmağın kıyısındaki ağacın altında buluşmaz, hafta sonları da dahil olmak üzere günlerini birlikte geçirmez olmuşlar.

Irmağın üstüne birlikte yaptıkları köprüyü bir gece küçük kardeş büyük bir öfkeyle yıkıp yok etmiş ve artık aradaki mesafe böylece daha da büyümüş.
Buyurun ne istemiştiniz? Bir hafta sonu büyük kardeş öfke, üzüntü ve sıkıntı ile pencereden ırmağın kenarındaki ağacı seyrederken kapısı çalmış.
Açtığında karşısında elinde alet çantası ile bir ihtiyarın durduğunu görmüş.
“Buyurun ne istemiştiniz?” diye sormuş. İhtiyar “Efendim ben dülgerim. Yani anlayacağınız marangoz. Elimden her iş gelir. Eğer evinizde tamir edilecek, yapılacak bir yer varsa çok ucuz fiyata, hatta karın tokluğuna tamir edebilirim”demiş.
Genç adam biraz düşünmüş ve “Gel benimle” deyip ihtiyarı alıp evin arkasındaki depoya götürmüş. Depoda üst üste yığılmış keresteleri göstermiş.“Bak ihtiyar, bu keresteleri görüyorsun. Bu kerestelerle evin yan tarafındaki ırmağın kenarında, karşı evi kapatacak bir şekilde tahtadan bir perde yapmanı istiyorum. Yüksek olsun ki ben pencereden her baktığımda o evi görmeyeyim. Ben şimdi şehre iniyorum. Akşama gelince seninle hesabımızı görürüz.” demiş ve adam şehre inmiş. ihtiyar da çalışmaya başlamış…
Gözyaşları içindeki kardeş
Nihayet akşam geç vakit evin sahibi dönmüş şehirden.
İhtiyar ne yaptı diye düşünerek evin ırmağa bakan tarafına doğru yürümüş.
Birde ne görsün. Irmağın üstünde eskisinden çok daha güzel ve alımlı bir köprü.
Köprünün bir ucunda işini bitirmiş takımlarını toplayan ihtiyar, diğer tarafında ise gözyaşları içinde küçük kardeşi durmuyor mu…
Özür diliyorum abi!
Küçük kardeş ağabeyini görünce hıçkırıklar içinde kollarını açıp koşmaya ve
“Özür diliyorum abi, senden çok özür diliyorum. İnat ettim ve hakkım olmadığı halde bizi birbirimize bağlayan köprüyü yıkıp yok ettim ama sen her zaman olduğu gibi büyüklüğünü gösterdin ve yine bu köprüyü yaptırdın beni affedebilecek misin” diyerek boynuna sarılmış. Ağabey olanlardan habersiz, şaşkın ama durumdan ziyadesi ile mutlu kardeşini kucaklamış…
Lütfen burada kal!
Az sonra olayın tüm detaylarını düşününce gerçeği görüvermiş.
Hemen telaşla ihtiyar dülgere dönmüş ve
“Ey ihtiyar.. Sen erdemli ve olgun bir bilgesin. Lütfen burada kal. Ömrünün sonuna kadar misafirimiz ol ve bizimle birlikte yaşa, bilgin ve erdeminle bizim de yüreğimizi aydınlat” diye içten bir teklifte bulunmuş.
Ancak ihtiyar dülger zamanın kırıştırdığı yüzünde beliren tatlı bir tebessümle

“İsterdim evlat ama yapmam gereken daha çok köprü var”
deyip ağır adımlarla yürüyüp kaybolmuş…

10 Ocak 2012 Salı

3. hac,umre ve inanç fuarı

:) :) henüz gidemiyorummm ümreye ama  fuarına gittimm niyetimi belli ettimmmm pazargünü. çok kalabalıktı biyerin kalabalık olmasına ilkkez bu kadar sevindimmm... geçen senede hiç araba almaya niyetimiz yokken fuarına gittik 3 ay sonra araba aldıkk:)  bende dedimm fuara gidelimmm belki umreyede giderizzz :))) şaka bir yana allah hayırlısıyla en kısa zamanda gitmeyii nasibeder inşallah banada tüm isteyenlerede... ne kadar çekiliş varsa hepsine katıldımmm akşama kadarda aliye takıldımm durdummm. bana çıkıcak ben gidicemmmm sen kalcannn burda diyeeee... tabi ikimizede çıkmadı ama olsunnn.... demek ki bizden daha çok gitmek isteyenler var diyeee düşündümmm... bakalımmm bize ne zaman nasib olucakkkk... dualarınızı bekliyorummmm...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...