mint etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mint etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2016/06/09

Eskiden...


"Eskiden"le başlayan bi yazı yazmayalı epey olmuş onu farkettim:)

Eskiden ramazanlarda eş dost akraba herkes bir evde bir araya gelir, yenilir içilir, sohbete tabi ki doyulmaz ama sahura kadar da muhabbetin dibine vurulurdu. Tabi biz o sırada küçük olduğumuz için, sohbet edenler biz değil ebeveynlerimizdi. Biz, ortamdaki tüm pastaları çörekleri hüpleten, sonra da koltukların arkasında yada bize ayrılmış olan arka odalardan birinde yere çömüp, birbirlerine kıçından uydurduğu korkunç hikayeleri anlatan topluluğun üyesiydik:)
Anlatacak hikayeler bitip, aşırı yemek yemekten üzerimize rehavet düşünce de sohbet edilen odaya geçer, annelerin muhabbetinin giderek uğultuya ve ordan da ninniye dönüştüğü noktada uyuyakalırdık ya bir koltuğun üstünde, ya birleştirilmiş tekli koltukların üstünde yada annemizin dizinde.
Evin ablası olduğum ve benden küçük iki kardeşim daha olduğu için, eve dönüş yolunda arabadan inince genelde kardeşlerim annemle babamın kucağında, ben de ayakta uyuyarak geçerdik eve. 

2013/04/15

Çoğu zarar.


2012/05/28

Bir garip kuş halleri


İş-teknik ve ev ekonomisi dersleri en sevdiğim iki dersti mesela benim ortaokuldayken. 
Bir hafta bi atölyede çalışır, kıl testeresi denen ve hakkaten kıl kadar ağzıyla kolum kalınlığında ahşapı yontmaya çalıştığımız o iğrenç edevatla hiçbir zaman kullanılmayacak olan resim çerçeveleri ve peçetelikler yapardık,
bir hafta diğer atölyede kasnağa patiskayı geçirip kaneviçe yapardık ayı figürlü olsun tavşan figürlü olsun. Ama şimdi yalan yok, o patiskayı sonradan oyun yastıklarımızdan birinde kılıf olarak kullanmıştı annem. En azından bi geri dönüşü olmuş.

Gel görki çok sevgili okur, benim en sevdiğim çalışma, iş-teknik dersinde elişi kagıtlarıyla yada kumaşlarla yaptığımız delikişi çalışmasıydı. Böyle kağıdı katlarsın abuk subuk şekillerde, sonra istersen bi şekil çizip desen çıkarırsın, yada gelişigüzel ordan burda kesersin kağıdı. Sonra kağıdın katlarını bi açarsınki elele tutuşmuş halay çeken çocuklar var. 
Ama ben herzamanki yaratıcılığımla bunu kumaşlar üstünde yapardım, kesin bişi yapılır bununla diyerekten.
Sonra da o delikişi parçasını alıp bi kıyafetimin üstünde kullanırdım.
Sizin o DIY dediğiniz şeyi ben taaa ortaokulda parmağımda oynatıyodum çok pardon ama.

Eski olan herşeyin kendini tekrar ettiği ve ıyyyk dediğimiz herşeyi üstümüze geçirip çıktığımız şu günlerde delikişi çalışmasını sadece yatak örtüsü, sehpa takımı ve perdelerde değil, artık kıyafetlerde de görmemiz mümkün cancaazlarım. Bakınız adamlar yapmış, hem de nasıl yapmış 


















Su gibi akıp geçen ve "oha yaa daha yeni başlamıştık" derken dibini gördüğümüz bir haftasonunu daha geride bırakırken hepinize bol hesap kitaplı, faturalı, ekstreli ama herşeye rağmen eğlenceli, hatta öyleki en az bir kez gülmekten yerlere yatırcak bir hadiseli hafta diliyorum bebeklerim benim.
Hadi bakalım.


Peplum, delikişi, mint hepsi biarada bluz: H&M Trend
Pantolon: Koton
Ayakkabı: Charles&Keith
Çanta: Guess
Saçlar: Dalgalı (son iki posttur saçlarını dalgalı yapsana diye başımın etini yiyen fido ve funda cücükleri için gelsin o zaman da:) beni beğeniyör müsünüz ^_^)

2012/04/02

Marttan elimizde kalanlar.










Sabah işe git akşam eve dön rutininden sıkıldım. Bişey yapmalı ama ne? Ben bilmiyorum, bildiklerimi de yapamıyorum. Alıp başımı karayiplere gitmek gibi çok ufak tefek detaylar aslında.

Püre mart ayı boyunca iki kez azdı. Sabah evden çıkarken takla atan saklambaç oynayan bi kız çocuğu bırakıp akşamına kadın olarak buldum. Tabi esas sorun bu değil, benimle normal geçinirken Erman'ı gördüğü an totosunu havaya kaldırıp sesini en yüksek desibelde tutmak suretiyle evin içinde bas bas bağırarak dolanması. Hani biri kuyruğuna basmış da "çek lan ayağını üstümdeeeen" der gibi bi haykırış yada "söndüremiyoruuuuuum" tadında bi iç geçiriş de olabilir. Nasıl derseniz.

3 günde 2 kilo verdim, sonra 2 günde 1 kilo aldım. "Tartı bi doğru tartsa bi yanlış tartardı, yani onla da anlaşamazdın" diyo ya hani kayahan abimiz bizimkisi bir aşk hikayesinde, aynı o hesap. Anlaşamıyoruz ama şiddetle geçiniyoruz.

Ütü masamda daimi olarak bekleyen 3 gömlek, 2 pantolon hala orda duruyo buruşuk bir şekilde. Her çamaşırları topladığımda üstüne yenileri yığılıyo, sonra onlar ütüleniyo ve sıra bu bizimkilere geldiğinde ben yine bezmiş oluyorum hayattan.

Samsun'a gittim ve bir güne neler sıkıştırabileceğime ben bile şaşırdım.

Spor yaptım ama hala sıkılaşmadım. Bekliyorum sabırla ve en mayalı hamur halimle.

Yıllardır giymediğim elbisemin yakasını kestim ve kendime yaka yaptım, şu an üstümde. Ama yakama bakan adamların konuyla alakalı en ufak bir fikri yok ona da eminim. Sonuçta açık bi gerdanda (bu gerdan kelimesini kullanınca aklıma halamın üç kadına gerdan çıkarılabilecek tokluktaki gerdanı geliyo) duran düdük gibi bi yaka. "E hani bunun devamı nerde, bi eksik var gibi?" dercesine bakan gözler görüyorum çifter çifter.


Kızkardeşimi görmeyeli tam 3 ay oldu bugün. Bu konuyu ucu açık bırakıyorum, dönüp dönüp bişeyler ekleyebilirim buraya.

Gardrop detoksundan hala korkuyorum. Kışlıklar bana bakıyo, ben yazlıklara. Baharlıklar desen zaten arada sıkışmış kalmış kimsenin haberi yok onlardan.

Giymediğim jeanlerimi yırtıyorum kesiyorum ve giyilebilir hale getiriyorum. Şimdi babam okusa bu yazımı kesin dalga geçerdi. Bi insan neden yırtık bişeyi özellikle alıp giyerki, hatta o da yetmez elindeki sağlamı yırtarki.

Çorapsız ayaklarda su toplama sezonunu geçen gün açtım.

Evdeki oturma grubundan soğuyalı nerdeyse 2 sene olmuş (evlendikten 1 ay sonrasına tekabül ediyo).

Toz almaktan hala nefret ediyorum. O noktada değişen bişi olmamış bu ay da.

Ayda bir diye kendimize sınır koyduğumuz İkea'da köfte yeme görevini de layıkıyla yerine getirmişiz çok şükür. Kardeşim de bayılırdı o isveç köftelerine. Bak mesela istediğim zaman konuyu hoop diye ona bağlayabiliyorum.

Yıl olmuş 2012, ben hala karanlık koridorda arkama bakmadan yürüyemiyorum. Hep o Woman in black yüzünden. Hayır işin salak yanı da gerilim filmlerini çok seviyorum.

Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye. Nerem doğruki demiş. Bunun mart ayıyla bi alakası yok, genel kültür olsun diye. Bak mesela bide şu var: kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan. Bu lafı uyduran teyzeyle "üzüm üzüme baka baka kararır" diyen teyze kesin elti. Birbirlerine kocalarından dert yanarken uydurmuşlar.
Hergün aynı suratı göre göre resmen aynısı oldum dercesine bi serzeniş var orda, siz görmüyosunuz ;)

Yedik içtik gözden düştük. Yine herzamanki saatte, herzamanki yerimizde görüşelim.


Kazak&Kemer: Bershka / Kaban: H&M / Jean: Levis