ceket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013/03/27

Gelinim sen anla.


Elimizde hep bi hırka, bi ceket, bi bişeyler taşımak suretiyle artık kısa kollu bile giyebilecek kadar havaya meydan okumaya başladıysak, son 7 ayı sorgulamanın vakti geldi de geçti bile demektir. Elde var fazladan kilolar, dalga dalga selülitler ve bütün kış oturmaktan yumuşamış bir et yığını. Bundan sonrası hüsran, hayal kırıklığı, bundan sonrası hızlandırılmış diyet programlarıdır. 

2013/02/13

Not alalım

2012/11/11

Bizdensin.


Tek başına yemeğe gittiğinde verdiği siparişin tamamını bitirirse garsonların onun hakkında "ulan amma yedi haa, hiç de öyle camış gibi durmuyo aslında dışardan bakınca" diye dedikodusunu yapacağını düşünüp, ayıp olmasın diye tabağın dibinde bikaç lokma bırakanlardan mısın?
Ya da renkli giyince ayrı, siyah giyince ayrı bi kişiliğe bürünenlerden misin?
Hele bide deri bişey giydiysen sanki sokağa çıplak çıkmışsın gibi kem kem bakan gözlerden mütevellit kendini bir Okşan gibi mi hissediyosun yoksa? (şimdi hemen adı Okşan olanlar üstüne alıncak ve carlayacaktır "sen ne demek istiyosun" diye, take it easy bebişim, teşbihte hata olmaz neticede)
Peki burnunu sildikten sonra mendile bakıyo musun kalite kontrol babında?
Dürümün son lokmasıyla ayranın son yudumunu aynı saniyede mi bitiriyosun?
ve de yerken şahane olan o dürümün lanet kokusunu elinden çıkarana kadar en az 23 kere elini yıkıyosun diimi?
Evlendikten sonra uzun bir süre evin bütün düz zeminlerini düğün fotoğraflarıyla donatmak gibi kalıtsal bi huyun var mı? Henüz evlenmeyenler için mezuniyet ve nişan fotoğrafları da bu gruba dahildir, bilginize.
Yöresel olan herşeyin hem turşusunu hem reçelini yapabilecek kadar çılgın bi yaradılışa mı sahipsin?
...
Belliki bizim topraklardansın. Şimdi sessizce elindekileri masanın üstüne bırak, şuraya otur ve biraz soluklan. Çay koyuyorum, içeriz.











  
   



Ceket: Zara - DIY (aslında o bir blüzdü, sonra ben onu önden kestim ve böyle bişi yaptım, çok iyi de oldu, çok güzel oldu bence -.-)
Gömlek: TopShop
Tayt: H&M
Bot & Çanta: Zara
Saat: Emporio Armani (Erman kolekşın)
Bileklik: Markafoni'den
öperim gözlerinizden :)

2012/06/03

Matematik içimizde.


Cumaları neden seviyoduk? Cumartesiyi hatırlattığı için.
Peki pazarları neden sevmiyoduk? Tabiki bitmeyen pazartesilere bağlandığı için.
O zaman içler dışlar çarpımı yaptığımızda cumartesiyi de sevmememiz gerektiği sonucuna varıyoruz. Çünkü cumartesi de bize halihazırda pazartesiyi hatırlattığı için sevmediğimiz pazarı hatırlatıyo.
Bizim zamanımızda(yazar burda geçen yıllara içten içe serzenişte bulunmaktadır) ÖSS matematikte, sayılar arasına sıkıştırılmış üçgenler, kareler ve yıldızlardan oluşan "işlem" soruları vardı. Üçgenle bi araya gelen bütün işlemlerin sonucu çift sayı olduğuna göre, kare de onların hep bir eksiği olduğuna göre, sonuç yıldızdır. Yani pazartesiden ötürü pazarı sevmiyosak, cumartesiyi de sevmememiz gerekir. 
Boşuna mı öğrettiler bize o kadar denklemleri, fonksiyonları, türevleri. Alalım, günlük hayatımızda sere serpe kullanalım, "ulan boş yere ömrümüzü verdik şu havuz problemlerine" dememek için her havuza girdiğimizde bir problem yaratıp çözelim. Sonra da havuzbaşında şaşkınlık içinde bizi izleyenlere gururla "merak edilcek bişey yok, herşey kontrolüm altında. lisede sayısalcıydım ben, şimdi çözerim." diye ekleyelim. 
Markete gittiğimizde hesap 16TL ise, kasiyere gayet kendimizden emin bi şekilde "256 nın karekökü olan 16 dan bahsediyoruz değil mi? Hayır bi yanlışlık olmasın. Eğer OKEK'ini öğrenmek istiyorsanız bir sayı daha belirtmeniz gerekecek ki ben de size ikisi arasındaki ortak katların en küçüğünü söyleyeyim" diye bir açıklamada bulunup, biberi tarttırmayı unuttuğumuz için kasadan geçirmeyen ve bizi tersleyen kasiyeri dilediğimiz gibi sinir edelim. Hatta 3 parça malzeme için bizi 15 kişilik kasa kuyruğuna yeniden sokmaya kalkışırsa direk trigonometriden girelim olaya, hayata bakış açısını değiştirelim.



Bak mesela bugün, A noktasından yola çıkmış bir otomobildeki ben, benden yarım saat önce B noktasından yola çıkmış bir başka otomobildeki X, Y ve Z kişileriyle buluşup, saatte beşbin kelime hızla konuştuk. 
Kim demiş matematik problemlerini günlük hayatta kullanamayız diye. 












Yine görüşelim bak, anlatcaklarım daha bitmedi.

Ceket: Mango
T-Shirt: XSide
Pantolon: Colin's
Ayakkabı: ALDO
Çanta: Asos
Mekan: Bahçeli caddeleri

2012/04/13

Hadi geçmiş olsun















Konumuz önyargıları yenmek, ondan bundan duyduğun kulaktan dolma laflarla birine yada bişeye karşı duvar örmemeyi öğrenebilmek. Şans vermeye çalışmak. Ha bide korkuları yenmek. Şimdi ben bir güzin abla, bir yetiş ayşe gibi size burdan çözüm yollarını vermiycem. Girdi ve çıktıyı vericem, siz yorumlayıp "amaaaan yine bu kuş beyinli saçmalamaya başladı" diyceksiniz, ya da "bu kız doğru diyo da olabilir bak, onu ordan öyle yaparsam şöyle olur, o zaman da çok da güzel olur" gibi saçmalayabilirsiniz kendi kendinize:)

Müjdemi isterim, haftasonu itibariyle o iki posttan birinde bahsedip hüflendiğim pöhlendiğim "ütülenecekler" listesinden kurtulmuş bulunmaktayım. Peki böyle damdan düşer gibi neden araya bu konuyu sıkıştırdım merak ediyo olabilirsiniz. 
Benki çeyizliğimden çıkarmadığım, adeta ilk günkü kadar yumuşaklığını koruyan o asrın buluşu tanklı buharlı ütümü  iki yıl üstüne kutusundan çıkarıp "bu kez ütülemeyi başarıcam, bu kez o buhar sesinden korkmadan en az üç(!) gömlek ütüliycem" diye karar vermiş bi insanım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. 
Haftasonuna kadar napıyodun diyenler, o zamana kadar buruşuk gömlek ve pantolonlarla gidiyoduk işe:)
Ciddiyeti konumuza dahil edecek olursak, bi emektar ütüm vardı, onla yaşardım. İkinci gömlekten sonra artık triseps biseps ne varsa bütün kaslar yerlerinde belirginleşirdi. Aslında kimin kimin üstünde emeği var o tartışılabilirmiş bak.
Benim bunu yeni bi icatmış gibi anlattığıma bakma sen, yıllardır kullanılan bişey bu. Ben anca yüzleşebildim o ayrı. Tıpkı düdüklü tencere konusundaki anlık bir karar verme sürecinin akabinde yapılan kuru fasülye misali gözümü kararttım ve açtım kullanma kılavuzunu. Sonrası su gibi aktı geçti zaten. 
Nur içinde yat diycem şimdi buluşçusuna ama adamı yaşarken çürütmeyelim durduk yerde. Oldu çok sağol beyamca. Her ne kadar ben senin kadın olduğunu, kadının yaşadığı bu zorluktan ancak başka bir kadının anlayıp buna çözüm üretebileceğini düşünsem de konu elektronik olunca amca diyesim geliyo. Eşin fikir verdi kesin sana, özellikle de dikey buharlı ütüleme özelliğini çok sevdim, çok sağol, burdan eşinize de selamlarımı iletiyorum.

Ne diyodum. Önyargıyı yıkmak, şans vermek, korkuları yenmek. Dikkat ettiyseniz hepsini tek bi örnekte açıkladım. 
İsterseniz düdüklü tencere hikayemi de anlatabilirim bi ara, onun da nerden baksan bi 5-6 yılı var çünkü.

"Bir mühendisten ev hanımı nasıl olur, olursa kaç tane olur(burda ev içinde kaç ayrı rolde yer aldığını hesaplıyoruz), olmazsa neden olmaz, hadi diyelimki olamadı ama neden diye bi sor" gibi konuları içine alan bi kullanma kılavuzu yazabilirim bence.


Ceket&Gömlek: Mango / Jean: Oxxo / Ayakkabı&Kemer: Nine West / Çanta: Asos

2012/03/27

Püskülü ben olayım.





  





Soğuktan nefret ederim. Sütü hep soğuk içerim.
Rüzgarı sadece saçlarım topluyken severim. Saçlarımı toplamaktan hiç haz etmem.
Portakala bayılırım ama kabuğunu soyana kadar doyarım, yiyesim kaçar.
Araba kullanmayı çok severim ama sabah trafiğinde asla.
Beyazı çok severim ama ben beyazken patatese benzerim, bu hiç hoş değil.
Hardalı hamburger içinde hiç sevmem, salatamın içinde olmazsa eksik hissederim.
Becerikli insanları severim, ukalaları bir kaşık suda boğmak isterim.
Topuklu giymeyi severim, giydiğim her günü de kendime küfrederek bitiririm.
Saatsiz evden çıkmam. Bozuk bile olsa takarım bileğime, onun yeri orası.
Yoluk tırnaktan nefret ederim. Oje sürdüğüm an başlarım ojelerimi yolmaya, mıncıklamaya.
Bütün gün boyunca hiç su içmem, akşam yemekten sonra üst üste 5 bardak su içebilirim.
Camış gibi yerim, doyduktan sonra da tabağın dibinde kuş kadar bişey bile kalsa yemem.
Kabarık saç fobim var benim (herkes farklı şeylerden korkabiliyo işte), ama yanımdan krepe tarağımı hiç eksik etmem.
Komedi filminde ağlayıp, gerilim filminde saçma bi detaya gülebilirim.
Tatlıyı ve tuzluyu birbirinden ayrı severim. Nası olsa midemde karışıyo demem. Hepsinin bendeki yeri ayrıdır.
Güllaçtan nefret ederim! ama yufka böreğine bayılırım. Yufka dediğin ıslanmamalı arkadaş.
Yeşili severim ama yeşillikle aram hiç iyi değildir.


Konuşmayı da yazmayı da çok severim ama susmayı öğretmemişler, başlayınca susamıyorum iyi mi.

Püsküllü: Koton / Ceket: Mango / Jeans: H&M / Ayakkabı: Giovanni Giusti / 
Çanta: Guess / Kolye: Koton