Guess etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Guess etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012/10/18

Eti senin kemiği benim olsun.


Leopar deseni görünce aklıma ilk gelen isim Banu Alkan. Banu Alkan diyince de aklıma gelen tek şey 90-60-90. Onun zamanında ölçü birimleri mi farklıydı, nasıl oldu bilmiyorum ama bu kadın hiçbir zaman, değil 60 santim, 90 santimlik bel kıvrımına bile sahip olmuş olamaz. Ama o dönemler niyeyse balık et makbul, ne kadar butluysan o kadar iyi, Banu da haliyle seksilik rekorları kırıyo. 
Günümüzde 90-60-90 demek incecik bi bel demek, minik bi toto demek. Burda Banu Alkan'ı üzerinde çarpı işareti olan "tehlikeli madde" olarak düşünebilirsiniz. Kim çıkardıysa bu etliden kemikliye geçiş modasını, kabak hepimize patladı!



Bu aralar kilo alma, verme, yağlarla arada duygusal bi bağ kurma, spor yapmaya üşenme ve bunun gibi daha biçok şeyden muzdaribim. Ve evet eski türkçe kullanmayı çok seviyorum.
Psikolojik midir, sosyolojik midir, psişik midir ne halttır bilmiyorum ama, bu yediğine içtiğine dikkat etme olayı hakkaten işe yarıyo yada bana öyle geliyo. Mesela günlerce tam tahıllı buğday ekmeği diye bildiğin ekşi mayalı köy ekmeği yemişim. Ama nasıl lezzetli, nasıl güzel. Pasta gibi yiyosun bikerede bikaç dilimi. Ki bu durum, benim gibi yemekten çok ekmek yiyenler için oldukça sakıncalı bi durumdur. Ben de güya sağlıklı besleniyorum diye seviniyorum filan..
Gel görki sayın seyirci, ben o ekmeği yediğim haftanın sonunda 1 kilo verdim. Tabi bunda öküz gibi yemeyi bırakıp dozunda yiyip sofradan kalkmaya özen göstermiş olmamın da etkisi olabilir.
Amaaaa, nezamanki kendimi ödüllendircem hesabı bikaç porsiyon kebap ve pideyi araya soktum, zort diye o kiloyu geri aldım. Zaten o kilolar sen verdikten sonra arafta bi yerlerde takılıyo ve her an senin onu geri çağırmanı bekliyo. Böyle bi fırsatı kaçıracak kadar aptal değil.

Demekki neymiş? Her nekadar yaşlanınca önden müzelik olacağını bilsen de, arkadan liselik görünmek istiyosan sporunu da yapcaksın, boğazını da tutcaksın, midendeki öküzü de kurban bayramını fırsat bilip keseceksin. Buda kendime ve benim gibilere öğüdümdür. Siz de şahit olunki sonra kıvırma şansım olmasın.

Bide naçizane önerim, aldığınız her bir kilonun 4 paket margarine eşit olduğunu düşünün. Mesela 3 kilo aldıysanız belinize yada totonuza 12 tane margarin sardığınızı, hatta ve hatta o 12 paket margarini ısıra ısıra yediğinizi düşünün. Böylesi çok daha tiksinç oluyo ve işe de yarıyo;) 












Sweat: Asos - Ön kısmını ben kestim :)
Etek: H&M
Ayakkabı: TopShop
Deri Ceket: Paris'te bi butikten
Çanta: Guess
Kolye&Bileklik: Koton

2012/08/22

Bir garip gözlük hikayesi


Evet evet ben de senin gibi okulda göz muayenesi yapılırken şeşi beş görüyomuş gibi yapıp, o minik beynini aklısıra doktora "A aaaa bu çocuğun gözleri resmen bozuk! Buna kesin gözlük almanız lazım. Böyle renkli çerçeveli filan olursa da tadından yenmez hani" dedirtmek için kullanan bir çocuktum.
Söz konusu sınavda kopya çekmekse taa en ön sıradakinin kağıdını bile tarayabilen, hatta çoktan seçmeli sınavlarda hangi soruyu A, hangi soruyu C yapmış görüp, kendi kağıdına aktarabilen bi nesildendim. Ama işin ucunda gözlük varsa ve halihazırda gözlükçüye gidip annemize rengarenk çerçeveli gözlükler aldırmak gibi bir ihtimal varsa bu dibine kadar kullanılır, S'ler G, H'ler itinayla A olurdu bi anda.
Görmüyorum napabilirim yani, öliyim mi?
Hadi diyelimki bunların hiçbirini ne doktor ne de annen yemedi, o zaman belli aralıklarla evde gözler ovuşturulmak suretiyle kızartılır, gözüm çok kaşınıyo ayarı verilir, "en azından bi dinlendirici gözlük filan alsak da hiç olmassa gözlerim kızarmasa, yoksa bu koşullarda ders bile çalışamam allah muhafaza" ortamı yaratılırdı.
Bunların hepsini denemiş bi insanım ben. Yapmadığım numara, uygulamadığım taktik kalmamıştır. Gel görki gözlerim o kadar iyi görüyoduki, kazara gözlük konusunu unuttuysam hemen bir kartala dönüşür, taa karşı yoldaki bakkalın camekanında ne yazdığını okurdum. Kullanışlıydım bu konuda. Tabi hal böyle olunca da benim S'lerin G olması, ancak bülent ersoyun bu bebeği ben doğurdum demesi kadar gerçekçi olabiliyodu.
Öyle yani, buda bi anıdır sonuçta. 
Baktım içimde kalmış, niye sakliyimki şimdi sizden bunu dedim, hadi dedim, yaziyim dedim.










Etek: Twist
T-shirt: TopShop
Çanta: Guess
Ayakkabı: Flo
Gözlük: RB Wayfarer

2012/06/13

Eğitim şart.


İşin aslını anlatmadan önce sizinle okurken çok eğlendiğim, hatta ciddi ciddi ofiste kahkaha patlaması yaşadığım bi fıkrayı paylaşıcam. Evet ilk kez bunu ezberledim ve okuyalı 15 gün olmasına ragmen hala unutmadım. Her önüme gelene anlatıyo olmam da bi sebep olabilir belki kimbilir.
Cem Boyner bu fıkrayı tüm çalışanlarına göndermiş. Bakalım ne demiş. Oynat uğurcum:


Doğu illerindeki bir ağanın en büyük zevki kar üzerine çişiyle imzasını atmakmış. Bu nedenle kar yağmaya başladığı zaman köyde hayvanlar dahil hiç kimse sokağa çıkamazmış. Kar biraz kalınlaşınca ağa sırtına kürkünü giyer ve köy meydanına gelirmiş. Yanında da en yakın yardımcısı Haso.
Ağa sırtını köye doğru döner ve sonra sorarmış:
- Ula Haso ahali bakıyo mu?
Haso cevap verirmiş:
- Evet agam, hepsi bir olmuş pencelerden bakıyo.
Ağa çişiyle karın üzerine imzasını atarmış "Abdullah Cizrelioğlu". Sonra da bir nokta koyarmış ve sorarmış:
- Hala bakıyolar mı?
-He agam, hem bakıyolar hem de çılgın gibi alkışlıyolar..

Her sene aynı tören sürermiş.
Aradan 7 yıl geçmiş.
Ağa yine kar tuttuktan sonra çıkmış köy meydanına, sormuş Haso'ya:
- Ahali bakıyo mu?
- He agam bakıyolar, köpekler kediler bile camdadır.
Ağa "Abdullah" diye adını, arkasından "Cizrelioğlu" diye soyadını yazmaya başlamışki kalakalmış, çünkü yaş gereği prostat! Halka rezil olmak var. Alçak sesle Haso'ya sormuş:
- Bakıyolar mı?
- He agam bakıyolar da sen niye durdun öyle?
Ağa çaresizce:
- "Ula gel yanıma, arkanı dön ahaliye, tamamla şunu" diye emretmiş.
Haso bir an durmuş, sonra çişini yapmaya hazırlanmış ve ağanın kulağına eğilip:
- "Ağam" demiş, "Kırk yıldır kafama vurdun salak dedin, sırtıma vurdun aptal dedin. Ha bu kulun okumayı yazmayı sökemediki, hele bi tut şunun ucundan da yazının devamını sen yaz."


Demekki neymiş bebeklerim benim, eğitim şartmış :)
Sen yanındakini eğitmezsen, ben bildiklerimi paylaşmazsam, öteki kendine müslüman olursa nolurmuş? Onu da ben söylemiyim, yukarda ne olduğu oldukça açık sanki:P



  




  


  

Peki bunu neden anlattım diye bi düşünce kabarcığı görüyorum orda, hadi sen patlatmadan o baloncuğu ben söyliyim. 
5 yaşımdan beri elimde hep bi makas, bi iğne iplik, her an bişeyler icat etme güdüsüyle annanemin yanında çekirgeliğe başlamış, sonrasında annemin eğitmenliği eşliğinde devam etmiş, halamın yaratıcı bünyesine de biraz sürtündükten sonra böyle garip bişey olmuşum ben.
Herşeye "bişey yapılırki bununla" gözüyle bakan ben, üzerimdeki t-shirtü tam da sıkılmışlık ve bezginliğimin etkisiyle kenara kaldıracakken "dannnkk!" diye bi şimşek çakmasın mı kafamda! Ben bunun kollarını keser, artan kumaşla da t-shirtümü arkaya dogru toplayıp fiyonk yaparım dedim.
Düşünmesi 3 saniye, yapması 2 dakika.

Öyle yani.
Olduuuuu o zaman da.

Etek: H&M
T-shirt: H&M modifiye:)
Kolye: O da H&M
H&M bana bağış yapmış gibi olmuş ahaaha:))
Ayakkabı: ALDO
Çanta: Guess

2012/05/28

Bir garip kuş halleri


İş-teknik ve ev ekonomisi dersleri en sevdiğim iki dersti mesela benim ortaokuldayken. 
Bir hafta bi atölyede çalışır, kıl testeresi denen ve hakkaten kıl kadar ağzıyla kolum kalınlığında ahşapı yontmaya çalıştığımız o iğrenç edevatla hiçbir zaman kullanılmayacak olan resim çerçeveleri ve peçetelikler yapardık,
bir hafta diğer atölyede kasnağa patiskayı geçirip kaneviçe yapardık ayı figürlü olsun tavşan figürlü olsun. Ama şimdi yalan yok, o patiskayı sonradan oyun yastıklarımızdan birinde kılıf olarak kullanmıştı annem. En azından bi geri dönüşü olmuş.

Gel görki çok sevgili okur, benim en sevdiğim çalışma, iş-teknik dersinde elişi kagıtlarıyla yada kumaşlarla yaptığımız delikişi çalışmasıydı. Böyle kağıdı katlarsın abuk subuk şekillerde, sonra istersen bi şekil çizip desen çıkarırsın, yada gelişigüzel ordan burda kesersin kağıdı. Sonra kağıdın katlarını bi açarsınki elele tutuşmuş halay çeken çocuklar var. 
Ama ben herzamanki yaratıcılığımla bunu kumaşlar üstünde yapardım, kesin bişi yapılır bununla diyerekten.
Sonra da o delikişi parçasını alıp bi kıyafetimin üstünde kullanırdım.
Sizin o DIY dediğiniz şeyi ben taaa ortaokulda parmağımda oynatıyodum çok pardon ama.

Eski olan herşeyin kendini tekrar ettiği ve ıyyyk dediğimiz herşeyi üstümüze geçirip çıktığımız şu günlerde delikişi çalışmasını sadece yatak örtüsü, sehpa takımı ve perdelerde değil, artık kıyafetlerde de görmemiz mümkün cancaazlarım. Bakınız adamlar yapmış, hem de nasıl yapmış 


















Su gibi akıp geçen ve "oha yaa daha yeni başlamıştık" derken dibini gördüğümüz bir haftasonunu daha geride bırakırken hepinize bol hesap kitaplı, faturalı, ekstreli ama herşeye rağmen eğlenceli, hatta öyleki en az bir kez gülmekten yerlere yatırcak bir hadiseli hafta diliyorum bebeklerim benim.
Hadi bakalım.


Peplum, delikişi, mint hepsi biarada bluz: H&M Trend
Pantolon: Koton
Ayakkabı: Charles&Keith
Çanta: Guess
Saçlar: Dalgalı (son iki posttur saçlarını dalgalı yapsana diye başımın etini yiyen fido ve funda cücükleri için gelsin o zaman da:) beni beğeniyör müsünüz ^_^)