ama şunu biliyorum ki büyüyünce carla bruni olmaya bir itirazım olmaz. gözlerim mavi olmasa da olur. haftasonunun en güzel yanı bu filme birlikte gittiğim kişinin gelişiydi. teşekkür ederim. hoşçakalın.
19 Ekim 2011 Çarşamba
I see rhinoceros!
18 Ekim 2011 Salı
yüzüklerin hanımefendisi.
17 Ekim 2011 Pazartesi
lahana bebek.
hava soğudu. karanlık. haftasonu harikaydı aslında. hem de ne harika. şaşırma duygumu kaybettim sanmıştım. hala şaşırabiliyorumuşum. epeydir neye bu kadar sevinmiştim, ya da duygulanmıştım. bak onu bile hatırlamıyorum. o kadar güzeldi yani.
hayat bu dediğim anlar vardı haftasonunda. harika bir yemek, güzel bir kahvaltı, film, şarkılar, dans etmek,arkadaşlar, ve kocaman bir sürprizzzz.
ama bugün kafam biraz karışık. ben negatifim biri miyim? bilmiyorum. çok mu suçluyorum insanları? ben derdimi kime anlatıyım? ben keşke hiç üzülmesem, sürekli gülen, bir lahana bebek olsam mesela.insanlara verdiğim tek rahatsızlık lahana bebeğe has o sentetik koku olsa. güzel olurdu.
6 Ekim 2011 Perşembe
yok
sen her gün bir yolu yürürken,yolda yürürken öyle önüne bakarken, o anda bir şeyler düşünürken, kulağında bazen güzel bir şarkı çalarken, her sabah köşede servisini bekleyen o adamı, sonra yol kenarında mendil satan teyzeyi ve en sonda deri ceketli baba ile oğlunu ve biraz geride kalmış anneyi görürken, annenin yıllar geçtikçe biraz çöktüğünü ama babanın giderek gençleştiğini farkederken, o yolun sonunda bir şeye binip, başka bir yere gelirken, merdivenler inerken ve çıkarken, bir parkı geçerken, kimi sabahlar köpeklerden korkarken, suya bakarken, asansörün düğmesine basıp, birileriyle karşılaşınca en sevdiğin kelimeyi söylerken, günaydın derken, bir masaya oturup, bir ekrana bakarken, çay koyup, ekmek arası bir şeyler yerken, bir çantaya evraklar doldurup, gri bir binada koştururken, insanlara bakarken, hikayeler dinlerken, gülerken, güler gibi yaparken, gözlerin dolarken, koridorda sevinçle yürürken, masa toplarken, notlar alıp, yapılacakları listelerken, parmakların minik karelere çarptığında tıkır tıkır sesler çıkarırken, bazı akşamlar eve gidecek halin bile kalmazken, sokaklarda uzun uzun yürürken zaman nasıl çabuk geçer?
forno a legna!
Mekan çok sevimli.
Odun ateşinde pişen pizza enfes.
20’ye yakın pizza çeşidi var ve kahveleri de güzel.
Hatta eğer tuvalette, yerde, suyun akması için basmam gereken bir pedal da olsaydı , italyadayım beeen diye bağırabilirdim..Denenmeyi bekleyen başlangıçlar olduğunu da düşününce ben burayı geç keşfettim ama artık sık sık giderim. Gözlerinizden öperim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)