29 Ocak 2014 Çarşamba

Ave Maria




2.duraklama devri gibi tekrar evdeyim.Bu sefer biraz daha tadını çıkarıyorum işsizliğin .Bu dönemin detaylarını fırsat olursa bi başka sefer anlatırım .

Bu aralar tv'deki dizilere takılıyorum. Aşk-ı memnu'yu yayınlandığında izlememiş hatta izleyenleri de pek küçümsemiştim. (Ulen şu küçümsediklerim sonra başıma çok kötü iş açıyor)Neyse , bi kanalda tekrarını izlemeye başaldım.İzledikçe sardı , izledikçe üzüldüm , izledikçe düşündüm...

Bugün son bölümü vardı , hani şu meşhur "Behlül kaçar!" li bölüm. İşin geyiği bi yana , diziden geriye bende şu kaldı;İnsan gerçeği görürde neden aksiyon alamaz, neden bırakması gerektiği yerde bırakamaz...İnsanın kendine yaptığı en büyük acımazsızlık kendine bir yalan yaşatması değil midir...

Yukardaki parça Maria Callas'ın seslendirdiği Ave Maria parçası. Maria Callas'da ne yazık ki bir yalana kurban etmiş kendini...

13 Temmuz 2012 Cuma

Ben yaptım , BEN YAPTIM!

Tatile çıkmadan önce kendimi gün be gün yazacağım bir Bozcaada günlüğüne hazırlamıştım ancak , tatile iş bilgisayarımı götürdüğüm ve orada da blog sayfam çalışmadığı için  yazamadım.Kısaca Bozcaada tatilimi  özetlemek gerekirse:

Tek başına , uzun yol yapmak beni çok korkutsa da , boşuna korktuğumu anladım.Acaip hoşuma gitti , tek başına yol yapmak. Yolda herkes de çok yardımcı oldu.Artık, bol bol beni  İstanbul çevresinde yol yaparken duyabilirsiniz.

Bozcaadaya yazın , haftasonu gitmenin en büyük sıkıntısı Geyikli'den adaya feribot sırası.Ama tatile gidildiği düşünülürse , uzatın bacaklarınızı ve muhteşem denizin ,  manzaranın tadını çıkarın.Ha bi de efil efil esen rüzgarın:)Aşağıdaki fotoğraf limana park emiş arabanın içinde feribotu beklerken çekildi.

Bozcaada'ya vardığımda , artık yol yorgunuydum ama otel odamı görünce kocaman bir "ohh" çektim.Geçen sene Kaş'da yaşadığım hayal kırıklığından sonra oda tam istediğim gibiydi.Şu otelde kaldım:http://www.latifehanimkonagi.com/Giris_TR.aspx

Oteldekiler ve az ilerisindeki Lale kafedekiler beni hemen adalı yaptılar ve bana çay ısmarlayarak beni en hassas noktamdan vurdular.O saatten sonra neredeyse her saati onlarla geçirdim.

Adada deniz ve manzara muhteşem.O hep bahsedilen "aman çok soğuk , girilmesi zor" cümlelerine kanmayın. Gerçek deniz Bozcaada'dadır.



Bozcaada'da çok restorana girmedim ama Battı balık restoranın battı balık ahtopotunu mutlaka deneyin.Soğuk bir gün de balık çorbasını da . Ben ikisini birden denedim , iki gün acıkmadım:)



Ada küçük olmasına rağmen , görülecek çok sevimli yerleri var.Rüzgar gülleri bunlardan ilki .Gün batımında gidin tabi.17 tane rüzgar gülü var. Söylentiye göre hepsinin bir bayan ismi var. Rüzgar güllerinin sesleri beni çok etkiliyor.Güçlü, emin , sessiz bir güç.Gün batımı buradan çok güzel izleniyor.Hele uyku tulumunuzu alıp buradan yıldızları seğrederseniz , unutulmaz bir tatil olur.


Dedim ya , oteldekiler beni "adalı" yaptı diye , her akşam "adalıların " keyif yaptığı başka bir mekanı gezdim.Aşağıdaki fotoğraf , rüzgar güllerinin bekçisi Ahmet abinin terasındaki rakı sefasından.O her akşam bu masayı kuruyormuş. Haa , bi de eğer sizi severse , çok güzel balık yaptırıyor.


Adanın , belediye başkanını kutlamak lazım. Bi defa yapılaşma çok güzel ilerliyor. Evler belli kata kadar çıkıyor, hepsinin , boyası , kapısı , çiçekleri çok güzel.En önemlisi adada naylon torba kullanılmıyor. Çarşamba günleri adanın pazarı var. Aklınızda olsun  ya yanınızda torba götürün ya da benim gibi pazardan sepet alın.


İşte bahsettiğim , beni "adalı" yapan arkadaşlar. Her akşam saat 5 gibi yaptığımız çay keyfinden bir kare.Soğuk kış günlerinde bu ani düşünüp gülümseyeceğim sanırım.


Bir sürü güzel şey yaşadım adada.Bir sürü güzel şey düşündüm , kendimi bir kez daha ölçüp biçtim , cebimde biriktirdiklerime bir kez daha baktım.İşe yaramayanları suya katıp gönderdim .Bana nazikçe anlatılanları , dinledim ve çok güzel şeyler anladım.Geriye kocaman bir gülümseme kaldı:)



5 Temmuz 2012 Perşembe

Yol yapmak:)


Bu kış , başta "aaa ne güzel " kar yağıyor ile başlayıp; "yetti be , daha ne kadar kar yağacak"la bitti.Bugun temmuz'un 5'i olmasına rağmen yazın geldiğini tam anlayabilmiş değilim.

Bu soğuk kış günlerinde , serviste yorgan kılıklı paltomla otururken , birden servisin işe değilde Antalya'ya gitmesini çok hayal ettim. Hala da bu düşünce beni çok heyecanlandırır:)

Şimdi bunu yapabilmeye , bugünü de saymazsak 1 gün kaldı.

Yol yapmak güzeldir.İçinden bi sürü şey konuşur insan.Bazen kendi kendine konuştuğundan sıkılır , birden" bi sus be!" diye bağırıverir.

Yol , başka açıdan bakmaktır hayata.Görmediğin açılardan bakmaktır her gün baktığın manzaralara...

Yol , içindeki yerleşmemiş dosyaları yerleştirip , kafanın tozunu almaktır.

Yol CANDIR:)

1 Temmuz 2012 Pazar

Bozcaada Günlüğü


Uzun zamandır yazmıyorum. Yazacaklarımı kendi içimde yaşadığım için buraya yazacak bi şey kalmamıştı...

Ancak bu sefer , gün be gün hayal ettiğim , her gün tek tek liste yapıp hazırlandığım Bozcaada tatilimi "Bozcaada Günlüğü " gibi anlatmak istiyorum.

Tek başına yaşayınca , tatil zamanı geldiğinde kiminle tatile gideceğim konusu biraz karışık hal alıyor.Bir kaç yıl önce birilerini zorla bir plana dahil etmek , sonra o tatilde "ortak ritme ayak" uydurmanın zor olduğuna karar verdim ve tatil planlarımı ben ,benimle yapıyorum.Kendine has sorunları olmuyor değil ama bunu tatil sırasında da anlatırım :)

Bu sene ,önce  Marmaris Bozburun'a girmeye çalıştım ama uygun otel bulamadığım ve tek başıma daha önce gitmediğim bi yere gitmekten çekindiğim için daha kolayını seçtim. 2004 ve 2005'de ard arda gittiğim ve denizine , ortamına bayıldığım , İstanbul'a nispi daha yakın olan Bozcadaya gitmeye karar verdim.

Ancak bu sefer diğer gittiklerimden farklı olarak , tek başıma araba ile gideceğim.Ben hiç uzun yolda araba kullanmadım ve tek başıma gitmedim ama herşeyin bir ilki vardır:)(Çok heyecanlandığımı itiraf etmeliyim...)


İki haftadır , hazırlık için listeler yaptım.Çoğu şey hazır , yolda dinleyeceğim müzikleri bile seçtim. Hadi bakalım , cumartesi günü sabah yedide Yenikapı'dan feribot kalkıyoooo:)

19 Ocak 2012 Perşembe

Bir ben var benden içeri...

Yaklaşık bir yıldır , hayatımda yaşadığım pürüzleri Müzehher ile tek tek çözüyoruz .Başlarda üstten , suya sabuna dokunmadan yaparken şimdi beni en acıtan , konusunu bile etmediğim konulara girmeye başladık.

Geçen hafta , abisini , siyasi olaylarda yaşadıklarını ve intiharını anlatınca tüm duygularım ayakladı.Ben bu hayatta işkence görmedim , siyasalda okumama rağmen siyasi olaylara karışmamaya çalıştım ancak Deniz Gezmişler'i tanımamama rağmen , onun kendine has gülüşünü biliyorum, ya da Çemberimde gül oya dizisini dört  kez seğredip her seğrettiğimde sökülerek ağladım .Şimdi içimdeki "aman kavga çıkmasın" cümlesinin geldiği yeri bulmaya niyet ediyorum...

İkinci konum ise aşk...bakalım bu iki konu nasıl buluşacak...

30 Aralık 2011 Cuma


Ben 2012'de ne mi istiyorum:

-Trenle Kars'a gidip , Rize , Trabzon'a devam edip güzel bir yolculuktan sonra mutlu anılarla Istanbul'a dönmek istiyorum.
-Dubai'ye gitme cesaretimi toplamak istiyorum(gördüğümde hayal kırılıklığına uğrarım diye korkuyorum!)
-Bembeyaz , yeni , sıcacık , ışıl ışıl bir evim olsun istiyorum

Şimdilik üç dilek ama hayatın vereceği tüm güzel suprizlere de açığım.

Sizlerinde yeni yılını kutluyor ve tüm hayallerinizin gerçek olmasını diliyorum!

10 Aralık 2011 Cumartesi

Gerçekten yaşamak


Dün akşam Çağan Irmak'ın Dedemin insanları filmine gittim.Ara ara güldüm ara ara da ağlamamı engelleyemedim.

Seğredenler için , en güzel ya da en etkileyici sahneler değişecektir. Ben , yaşlıca bir bayanın , bakkaldan peynir alırcasına "vakti gelmiştir" deyip , kefen alması ve onun kesilip , paketlenmesini sabırla beklemesi sahnesinde kaldım.

Ben bu kadar doğal kabul ediyor muyum ölümü? O kefeni görsem içim titremez mi?

Belki de gerçekten yaşamak , öleceğini anladığın an başlıyor...