gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2015 Perşembe

BODRUM'DAN MİKANOS'A TAŞ SOKAKLAR


YARIN NE İLE KARŞILAŞACAĞIMIZI BİLMİYORUZ

      Bu taş yollar neden korunmaz ki?

    Bu güzelliği o taşları kaldırsanız bulabilir misiniz?

Eski korunsun istiyorum...
Özellikleri kaybolmasın,restore edilerek gelecek nesillere aktarılsın istiyorum.

Bu yollar da bir zamanlar taştı ve öyle daha güzeldi.

Tarihi mekanlarda dolaşırken buraların bir zamanlar yaşam dolu olduğunu düşünür hayallere dalarım.
Yıllara direnmiş o taşlara elimi sürerim.Zıplayıp,koşarak sokaklarda gezinen çocukların  elini duvara sürmesini hatırlatır.Bilmem belki ben de çocukluğuma yolculuk yapıyorumdur.Zaman yolculuğu...

           Utanmasalar asfalt dökerler

Bodrum'u yansıtan o eski taş yollarında yürümek ayrı bir keyif.
Neden değiştirirler anlamakta zorlanırım.Fotoğraflara göz gezdirin hangi durumda güzel kendiniz karar verin.Utanmasalar asfalt dökecekler.

Komşumuz taşları kaldırmayı düşünmemiş

Mikanos Adasının sokaklarında taş yollarda yürümek güzeldi.
Düzenlemişler ama taştan vazgeçmemişler.Hangi sokağa girerseniz girin taş yollar sizi karşılıyor.

Taş sokakların oluşturduğu labirentte dolanıp duruyorsunuz.

Otel yapılmasına da müsade edilmiyormuş fiyatın düşmesine sebebiyet verir diye.Bizde de Bodrum'un girişinde yeşilleri tırpanlanmış adanın üstünde yükselen o iğrenç oteli görmeniz mümkün.Kaç senedir öylece duran bina bu sene bir şeyler olacağa benziyor.

Taş sokaklarında yürüyen ben kendimi bulmuş gibiyim.

Her şeyde olduğu gibi turizmde de belli bir politika yok.Hükümetlere hatta bakanlara göre her şey değişebilir.Elimizdeki güzellikleri nasıl da yok etmeyi seviyoruz.

Her şey para.
Günümüz gerçeği;
İşin ucunda para varsa satılmayacak şey yoktur...

NOT :Fotoğraflar bana aittir.

31 Aralık 2014 Çarşamba

BODRUM MAHMUT KAPTANIN YERİ


YENİ YILI KARŞILAMAK İÇİN GÜZEL BİR MEKAN

Çarşı içerisinde gittiğim mekanlara bir tane daha ekledim;
Mahmut Kaptan'ın yeri.


Mekâna akşam erken saatlerde gittim.Amacım kimse yokken bloğumda kullanmak üzere mekânla ilgili fotoğraf çekmekti.İzin istemeye kalmadan ortalık kalabalıklaştı.Bu durumda fotoğraf çekmek hoş olmayacaktı,
ben de çekmedim.
(Mekânla ilgili fotoğrafları aşağıda ki NOT 2 de belirttiğim blogdan görebilirsiniz.) 
Ortamda ki insanların birbirlerini tanıdıkları her haliyle anlaşılıyor.Mahmut Kaptan'ın da gelen insanları tanıdığı onlarla sohbetinden belli oluyor.Yabancı gördüğü bizim masaya da gelerek samimi,sıcak bir "hoşgeldin" dedi.Yapılan kısa sohbette mekânın günün her saati açık olduğu ve bir kişinin muhakkak bulunduğunu ama servisin akşam saatlerinde başladığını söyledi.


Hafta içi gittiğim bu mekân dolu doluydu.Aslında hafta sonu da gidip bloğunu takip ettiğim insanlara bir merhaba demek ve sorularıma yanıt almak istiyordum ama ortamın güzelliği böyle bir şeyin hoş olmayacağını düşündürttü.Şahsen kendimi onların yerine koydum ve keyfini çıkarmak üzere geldiğim sevdiğim bir mekânda böyle birini çekemiyeceğimi düşündüm.Neden bir başkasına bunu yaşatayım dedim ve geldiğim günün keyfini çıkardım.


Hoş,sıcak,samimi ve içten bir ortama sahip bir meyhane.Bu meyhanenin en büyük özelliği kışın açık olması.
Kasım ayında açılıp mayıs ayı deyince kapanıyor.Benim gibi Bodrum'un kışını da seven ve Mahmut Kaptan'ın yeri ile tanışmamış insanlara tavsiye edilir.


Mekânı kolayca bulabilirsiniz.
Çarşı içerisinde TEB bankamatiğini arkanıza aldığınızda karşınızda Mahmut Kaptan'ın yerini görürsünüz.


Mutlu yıllar...

NOT 1:
Mahmut Kaptan'ın yeri ile ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıda ki linki tıklayarak edinebilirsiniz.



NOT 2:
Mahmut Kaptan'ın yeri ile ilgili güncel bilgileri aşağıda ki linki tıklayarak okuyabilirsiniz.Bodrum'u seviyorsanız ve onunla ilgili bilgiler edinmek istiyorsanız bu bloğu takip edebilirsiniz.Yazıları keyifle okuyacaksınızdır.


NOT 3:
Fotoğraflar bana aittir.

13 Temmuz 2014 Pazar

BODRUM'DA YAŞAMAK ÜZERİNE 2



BODRUM'DA YAŞAMAK ÜZERİNE 2


Bodrum'a tatile gidiyorum dediğimde
"Halikarnas Disco,hıımmmm"
diye imalarda bulunuluyor.
Bu mekâna geçmişte gitmişliğim var hatta en son 4 sene önce gitmiştim.
Benim gibi Bodrum'a sürekli gidip gelen insanlar,çoğunlukla yaz-kış açık olan hoşuna giden mekanları bulup bunları sürekli gittiği (veya gideceği) yerler arasına katıyor diye düşünüyorum.Sürekli gittiğim yerler dışında yeni yerler keşfetmeyi de seviyorum.Nedendir bilmem Bodrum'a ilk defa gelenler tarafından "Halikarnas Disco" ve "Catamaran"a gitmek bir gelenek haline getirilmiş.
Oysa benim aklıma bile gelmez.
Oralara gitmektense ara sokaklara dalıp bilmediğim mekanlarda kaybolmayı yeğlerim.



İşin içerisine burada yaşamak girince insanların tuhafına gidiyor.
"Sıkılırsın."
"Kışı,yaz gibi değildir."
"Falan filan...."
buna benzer bir çok şeyler.
Bilmiyorlar ki orada kalanların çoğu yaz kalabalığından ve gürültüsünden hoşlanmıyor.Esasında bulunduğumuz yeri yaşanılır veya yaşanmaz hale kendimiz getiriyoruz.Sanırım biz bir şeyin b.kunu çıkarmayı seviyoruz.
Yunan adalarından bir örnek vermek istiyorum.Mikanos'ta saat 24:00 e kadar iki etrafı gezerken veya bir yerlerde yemeğinizi yerken/içkinizi yudumlarken bangır bangır çalan müzikle karşılaşmazsınız.
Bulunduğunuz yerde duymanız gerektiği kadardır.O kadar güzel bir şey ki,karşınızdaki insanla bağırmadan sohbet edebiliyorsunuz.
Geceyarısından sonra da ortalık gümbür gümbür oluyor diye düşünmeyin.Her yer tıklım tıklım,insanlar sokağa taşmış ve eğlence son sürat devam.Dolayısiyle eğlence için illa gümbür gümbür bir gürültü olması gerekmiyor.Burada şaştığım bir şey de şu olmuştu;
fiyatların düşmesine neden olacağı için otel yapımına müsade edilmediği.
Bodrum'da hâlâ bina yapımı dolu dizgin devam ediyor.Güzellikleri iğrenç düz binalarla yok ediyoruz.
Ve bunu devlet eliyle yapıyoruz.
Göz yummaması gerekirken görmemezlikten gelen bir devlet.
Turist gelmesini istiyorsak bu güzellikleri neden yok ediyoruz?



Bodrum'u sevmek anlatılmaz.Ona vurulursunuz.Sizi kalbinizden tabiri caizse tam 12 den vurur.O nedenle böyle birine
"niye?","neden?","neyini?",v.s. buna benzer şeyler sorulmaz.
Tutku,aşk...Nasıl kelimelere dökülür?Bir insanın göremediği şeyleri görmesi için hangi kelimeler kullanılır?Sokağında yürürken ki (kalabalık olup olmaması önemli değildir) mutluluk nasıl kelimelere dökülür?İçindeki duygu coşması karşıdakine nasıl yansıtılır?Kısaca;
"Aşk,gelir ve çarpar sizi.
Aşkı anlatmak yerine yaşarsınız."



Ben,Bodrum'a tatil yapmaya gitmiyorum Bodrum'u yaşamaya gidiyorum.


NOT :
Fotoğraflar bana aittir.


9 Temmuz 2014 Çarşamba

BODRUM'DA YAŞAMAK ÜZERİNE 1


BODRUM'DA YAŞAMAK ÜZERİNE 1


 Tatilimde Bodrum'a gideceğimi öğrenen  bir arkadaşım,
"Hiç güzel değil,beğenmedim." 
le başlayan olumsuz söylevine başladı.Adam hayatında bir kere 4-5 günlüğüne gitmiş bana anlattıklarını duysanız.Bu durumlarda karşımdakine hiç yanıt vermiyorum ve dinlemeyide kesiyorum.Amann kafamı anlattığı boş şeylerle dolduramam.



2006 yılına kadar yıl içerisinde yaptığım tatillerden biri mutlaka Bodrum'a olurdu.Bu tarihten sonra ise yurt dışı ve haftasonu kaçamaklarım dışında tüm tatillerimi bu güzel kasabada geçirmeye başladım.İlk başlarda her şey dahil sisteminde ki otelleri seçerek her sene bir koyunu dolaştım.Bir süre sonra bu konsepteki otellerin iki etrafı gezmek için bir engel olduğuna karar verdim ve bir daha da tercih etmedim.



İlk önce bir ayımı geçirmek üzere bir ev kiraladım.Ev hayatı yaşamak istedim.Kafamda yaşamak istediklerim farklıydı.Ailenin diğer fertlerinin beklentileri farklıydı.
Ben,onlara ayak uydurmak zorunda kaldım ve istediğim gibi geçiremedim.Daha sonra senenin her ayının burada nasıl olduğunu görmek üzere farklı aylarda gelmeye başladım.Kışlarının farklı bir güzellikte olduğunu gördüm.İki etraf yaz kadar kalabalık olmasa da sanmayın ki sessiz bir şekilde yazı bekliyor.Festivaller,kültür-sanat etkinlikleri,tiyatro,konser...



Bodrum'a ilk gelişim 1990'lı yıllara rastlar.Tepeler şimdiki gibi bina kirliliği ile dolu değildi.Bodrum ve Gümbet bu derece iç içe değildi.
Hoşuma gitti.Sevdim.
Süreklilik başlamadan önce fırsat buldukça gelmeye başladım.
İlk başlarda deniz ve eğlence önemliydi.Plansız-proğramsız yaşanan ne maceralar olmuştu.
Şimdi de zaman zaman hâlâ varlığını koruyan bu mekanlara macera yaşamak üzere değil de o günleri anmak üzere uğrarım.



Gide-gele ben Bodrum'u,Bodrum'da beni kucakladı.Ben onu sevdim,o da beni sevdi.Bir de baktım kendimi evimde gibi hissediyorum.Farklı bir duygu.Burada yaşamalıyım diye düşünmeye başladım.Her geldiğimde biraz daha tanımaya çabaladım ve merkezde yaşamam gerektiğine karar verdim.Nereye gitmek istiyorsam her yer yürüme mesafesinde.Trafikle işim olmayacak.İki etraf ise keşfedilecek güzel yerlerle dolu.



İşle alakam bittiği andan itibaren bir daha çalışmayı düşünmeyenlerdenim.
Uğraşlarımdan resime ağırlık vereceğim.Bu da zamanımın büyük kısmını alacak diye düşünüyorum.
Olanaklarım ölçüsünde de diğer sanatsal faaliyetlere zamanımı ayıracağım.İş böyle olunca büyük şehirde yaşamanın benim için pek bir cazibesi olmuyor.Dolayısiyle sevdiğim bir yerde yaşamak en güzeli olacaktır:BODRUM.



NOT:
Fotoğraflar bana aittir.