NAZIM HİKMET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NAZIM HİKMET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2013 Cumartesi

TARANTA BABU


      İçimden geldi,sevdiğim şair Nazım Hikmet'in bir şiirinden kısa bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.Oldukça uzun bir şiirdir.Aşağıda sizlerle paylaştığım Taranta-Babu'ya beşinci mektuplar şiirinin çok az bir kısmıdır.Tümünü okumak isterseniz;Taranta-Babu'ya mektuplar şiir kitabını Yapı Kredi Yayınlarından bulabilirsiniz. 

 TARANTA-BABU'YA 
BEŞİNCİ MEKTUP


 


Ve dünya öyle büyük, 
öyle güzel 
              öyle sonsuz ki deniz kıyıları 
her gece hepimiz 
              yan yana uzanıp yaldızlı kumlara yıldızlı suların 
              türküsünü dinleyebiliriz... 

Yaşamak ne güzel şey 
                                      TARANTA - BABU 
                                                          yaşamak ne güzel şey... 
Anlıyarak bir usta kitap gibi 
bir sevda şarkısı gibi duyup 
bir çocuk gibi şaşarak 
                                       YAŞAMAK...
Yaşamak: 
birer birer 
                 ve hep beraber 
                                          ipekli bir kumaş dokur gibi... 
Hep bir ağızdan 
                        sevinçli bir destan 
                                                        okur gibi 
                                       YAŞAMAK..

17 Nisan 2013 Çarşamba

''NE GÜZEL ŞEY SENİ HATIRLAMAK'' OYUNUNA DAİR...

''NE GÜZEL ŞEY SENİ HATIRLAMAK'' OYUNUNA DAİR...




''Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti....
Parmakların ucunda kılan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak
koyu bir karanlık...
Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair''
(Nazım Hikmet)





Başlıkta ''... oyununa dair'' desem de bu bir gösteri;şiir gösterisi.Tek başına şiir dinletisi de diyemiyorum çünkü içerisinde görsellikte var.İki güzel sesli büyük oyuncunun seslendirdiği şiirlerden aldığınız tad doruklarda.Sanatçılar şiirin yansıttığı elemi,kederi,mutluluğu,sevinci,üzüntüyü,heyecanı,özlemi size öyle bir geçiriyor ki aynı duyguları oturduğunuz yerde hissediyorsunuz.Kimi yerde gözlerimi kapatıp şiirin akışına kendimi bıraktım.Hapishane kapılarının gıcırtısı,zincirlerin şangırtısı...İçinizde fırtınalar koparken şiirin güzelliği sizi alıp başka diyarlara götürüyor.





Bir insanın düşüncelerinden neden korkulur,anlayamıyorum.Düşünceler mahkum edilemez.Geçmişte yaşanan şeylerin farklı versiyonunu günümüzde de yaşıyoruz.Canım ülkem,düşüncelerin özgürce söylendiği günleri ne zaman yaşayabileceğiz?





Bir sohbet proğramında Zeliha Berksoy,Nazım Hikmet hapisteyken şiirlerini yazıp gönderdiği veya gizlice verdiği insanlardan bazılarının o zaman ki dönemde korkup yok ettiklerini ama bazılarının da korkmayıp çoğalmasını sağladıklarını söylemişti.O bszıları yüzünden bir kısım şiirlerinden mahrumuz demişti.İçim nasıl da sızlamıştı.





Gösteride erkek oyuncu şairi,kadın oyuncu da onun yaşamına giren kadınları ifade eder.110 yaşındaki ustanın şiirleriyle onu analım,ne dersiniz?…





NE GÜZEL ŞEY SENİ HATIRLAMAK

DELET TİYATROLARI KÜÇÜK SAHNE
(Beyoğlu/Atlas Pasajı içerisindedir)

YAZAN : Nazım HİKMET
YÖNETEN : Metin BELGİN
DEKOR TASARIMI : Ethem ÖZBORA
GİYSİ TASARIMI : Şirin DAĞTEKİN YENEN
IŞIK TASARIMI : Önder AY
YÖNETMEN YARDIMCISI: Hidayet ERDİNÇ
REJİ ASİSTANI : Nimet İYİGÜN
ASİSTANLAR : Nurten İNAN,Zehra UZUNALİ

OYUNCULAR :Metin BELGİN,Hümay GÜLDAĞ BELGİN

ÇELLİST :Jülide ALPERGİN


NOT1:Devlet Tiyatrolarının oyunlarını aşağıdaki internet sitesinden takip edebilirsiniz;http://www.istdt.gov.tr/

NOT2:Fotoğraflar Devlet Tiyatrolarının internet sitesinden alıntılanmıştır.


Soru ve sorunlarınız için adresimiz:

ADRES:İstanbul Devlet TiyatrosuMete Cad. Necip Akar İş Merkezi No: 26 Taksimİstanbul

Öneri, Dilek, Şikayet Hattı:0212 293 61 61/5

Tel:0212 292 39 00/111

Fax:0212 293 73 22

e-mail:bilet@istdt.gov.tr


NOT3:
Nazım Hikmet'in Yapı Kredi Yayınlarından ''Ne Güzel Şey Seni Hatırlamak'' şiir kitabı çıktı.İçerisinde de Genco Erkal'ın seslendirdiği şiirlerden oluşan 4 CD yer alıyor.

16 Nisan 2012 Pazartesi

BİZ DE BÜYÜKLER ARAMAZ,YA SİZ DE?

                             BİZ DE BÜYÜKLER ARAMAZ,YA SİZ DE?


                             Bilmem nedendir,biz de büyükler küçükleri aramaz.Hiç merak etmezler mi?Ne yapıyor diyerekten bir ''alo'' diyeyim diye düşünmezler mi?Onu da bilmem.Ama hep kendimin aradığını çok iyi bilirim.Her nedense aradığımda da karşımdakinin şimdi ya içinden geçmişimdir ya da aramayı düşünmüştür,v.s.Bu lafların karşıdakini ne kadar incittiğini bilmezler mi?Hal hatır sormak için aramanın bedeli bu mu olmalı?

                             İlk başlarda üzüldüm ve üzülmeme devam ettim,kendi içimde.Şimdi öyle değil..''Arayan ben,soran ben...Neden ben üzülüyorum?'' dedim ve aldığım kararı hemen uygulamaya koyuldum.Bu kararımı iki senedir de uygularım.Aldığım karar şuydu:Ailem,akrabam ve arkadaşlarım,kim olursa olsun beni aramayan insanları aramayacaktım.Çoğuna da konuşma esnasında bu düşüncemi belirttim.Belirtmemiş olayım,ne değişir?Karşında ki insan seni düşünüyor ve merak ediyorsa aramaması için bir neden mi var?YOK...

                              Bunun sonucunda ne oldu,bir kaç örnek vereyim;Ankara da oturan sevdiğim bir arkadaşım,O'na gidip bu düşüncemi söylediğimde ''ben ararım'' demişti.Bir ay geçti,iki ay geçti,üç ay geçti...Yok...Tabii ben,aramak istiyorum,elim telefona gidiyor ama vazgeçiyorum.İstiyorum ki ararım diyen kişi arasın,bekliyorum.Bu arada iki bayram geçti,yeni yıla girdik ve ben hala bekliyorum.Her bayramda,özel günlerde arayan ben,aramayınca aranmadığını görüyorsun.Kendi kendine soruyorsun bu ne...?Birbirimizi görmemiz de ben gittiğim içinmiş diye düşünmekten de kendimi alamıyorum.Artık bir seneyi devirdikten sonra aramayı hiç düşünmüyorum ve aklımdan yavaş yavaş çıkmaya başlıyor.İnsan neler neler düşünüyor.Hıı çoğunuz şöyle düşünebilir,ya bir şey olduysa,sen niye aramadın?Yok,yok bir şeycikler olmadı,bilin...Ve bir gün ev de,DVD ler arasında daha önce izlediğim ama beğendiğim bir filmi tekrar izliyorken hemen yanımda duran telefonum çaldı.Dönüp baktığımda telefonda Ankara da oturan arkadaşımın ismini gördüm.Vay be,iki sene sonra...Tam tamına iki sene geçmiş...Hay Allah...Telefonumun sesini kıstım ve filmi izlemeye devam ettim.İki sene insan hayatında büyük zaman,neler neler değişebiliyor.Hayata,yaşama bir başka bakıyorsun.İki sene hayatına neler getirmiş,neler götürmüş?Artık sen iki sene önce ki değilsin ki.Tabii karşında ki insan için de geçerli bütün bunlar.Nazım Hikmet'in şiirinde olduğu gibi;


Ama,arkadaşlık ağaca benzer
Kurudu mu
        yeşermez artık.

O duruma getirmemek lazım.Geçmiş ola...Hayatında mutluluk dilerim.

                                Abim,aranmayınca ben arayayım demeyen insan.Paylaştığımız pek fazla bir şey yoktur zaten.Ama en azından karşılıklı bir hal hatır sorulmalı...İnsan küçüğünü arayıp bir hal hatır sorma ihtiyacı duymaz mı?İhtiyacı olduğunda arayabiliyorsa,bu şekilde de aramalı.Ya da iki durumda da aramamalı...Anneme niye aramadığımı sorunca,O da böyle böyle diye düşüncemi söylemiş.Yanıt;''Ama ben O'nun büyüğüyüm.O,arayacak tabii ki''...Yokkk,artık öyle değil.Aramayanı aramayacağım kim olursa olsun...

                                Halam;halalar içinde görüştüğüm,konuştuğum tek halam.Diğerleri ile görüşmüyorum düşünülmesin...Bahsettiğim halam kendime yakın bulduğum,O'nun da aynı düşüncede olduğunu sandığım halam.Resim çalışmalarıma yeniden başlamama neden olan kişi.Sevdiğim insan...Ben aramayınca aramayan insan.Ama aramak istediklerini arayan,soran insan.İnsanlar aramak istediklerini arayacaklar ama bana gelince hep benden bekleyecekler.Yokkk.Geçmiş ola...

                                Yukarıda iki sene önce aldığım kararı yazmıştım,hala uyguluyorum.İnsan arada sırada hayatını ''reset'' etmeli.Çok iyi geliyor.Hayat devam ediyor,onlar olsa da olmasa da.Ama siz, biraz hafiflemiş oluyorsunuz.O kadar yorucu bir durumdan rahatlamış olarak çıkıyorsunuz ki sizi merak etmeyenleri gereksiz yere siz de merak etmeyerek.

                                 Geçmiş ola...

                        

23 Şubat 2012 Perşembe

ARKADAŞLIK ÜZERİNE...

                    ARKADAŞLIK ÜZERİNE...


                    Bu yazımda,arkadaşlık üzerine bir şeyler yazmayı düşünmüş olsam da yazmayacağım.Ben yazmayacağım...Nazım Hikmet ''İstanbul'dan mektup'' isimli uzun şiirinin içerisinde ne de güzel anlatmış.Çok hoşuma gitti.Sizlerle de paylaşmak istedim.Gerçi şiir,sevdiğim şiirlerden biridir.Şiirin bütününden sadece arkadaşlıkla ilgili hoşuma giden mısraları aşağıya alıntıladım;



.....
.....
Adviye'den mektup aldım,
beni çok göresi gelmiş,
beni hiç unutamıyormuş...
Şaştım da kaldım.
Yıllardır,sen memleketten kaçıp gittin gideli,
ne kapımı çaldı,
                 ne bir haber yolladı hatta,
hatta sokakta karşılaştık,
bir bayram sabahı,
başını çevirip geçti.
En yakın arkadaştık.
Ama,arkadaşlık ağaca benzer
kurudu mu
          yeşermez artık.
Ben cevap yazmadım.
Neye yarar?
Evime bile gelse şimdi,
söyleyecek lakırdım yok.
Düşmanlığım da yok elbet.
.....
.....

                 (N.Hikmet)
 

                   Sayfalar dolusu anlatılacak bir konuyu ne güzel şiire dökmüş.Ustalık bu olsa gerek.Nazım Hikmet gibi bir şairi yazmak bana düşmez.Şiirlerini severek okurum.Sevdiğim bir şairdir.Şiir okumayı da sevdiren şairlerden biridir.