Fazıl Say etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fazıl Say etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2016 Perşembe

2015 GİTTİ 2016'YA BAK


BİR ORDAN BİR BURDAN AKLIMA DÜŞENLER


2015'in bana en güzel getirisi haziran ayında emekli olmam (ki çok istediğim bir şeydi) ve kasım ayı itibariyle çok sevdiğim bir yer olan Bodrum'a yerleşmem olmuştur.
Yıllarca özlemini yaşadığım şeyi gerçekleştirmenin yaşattığı mutluluğu anlatamam.2016'ya da sevdiğim bu yerde gerçekleşmesini istediğim başka güzel düşüncelerle girdim.
Sizlerin de dilekleri gerçekleşsin emi...


2015 yılının son günlerinde Fazıl Say konseri ile kendimi ödüllendirdim.Sanatçı kendi besteleriyle başladığı konsere başka bestecilerin eserleriyle devam etti.Eserler hakkında açıklamalarda bulunması güzeldi.Konserden memnun bir şekilde ayrıldım ama konserin yapıldığı mekan için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Mekan hakkında yazdıklarımı buradan;
okuyabilirsiniz.

Cacık Meyhanede 2016'ya girerken...

"Eski dostlar" geri planda benim sesimde fena değilmiş hani hahahaha...


Cacık meyhanede Anıl'ın şarkılarıyla 2016'ya merhaba dedim.
Keyifliydi...Eğlenceliydi...Güzeldi..
.


Bu arada Bodrum'da yeni çıkan kitaplara hemen sahip olamayacağımı ama siparişini verdiğimde 2-3 gün içerisinde elimde olacağını öğrendim.
Bir deneyeyim istedim ve sipariş verdim.
Dedikleri gibi 3 gün sonra istediğim kitaplar geldi.Bu umuyorum her zaman böyledir.

"Yılgın" öykü kitabını Tülin Dursun yazmış.
Yitik Ülke yayınlamış.İyi de etmiş.


Güzel 4 öykü okudum.
1. öykü sevindirdi.Yılgın mutlu ol emi.
Mutlu olduğun yerden alan insanlar kendilerine göre mutlu olacağın yerlere vermeye çalışıyor.
Gittiğin yerde de mutlu ol.
2. öykü şaşırttı,olabilir mi diye sorgulattı.
Küçüklüğünden itibaren yaşamının mutlu,güzel her kademesine şahit ol,onunla birlikte üzül ama üniversiteye gidecek yetişkin biri olduktan sonra seni aldığım yere veriyorum de.
Açıklama yapılmasını anlayabiliyorum ama bu yapılanı anlamakta güçlük çekiyorum.
Böyle bir vicdansızlığı kalbim almıyor.
3. öykü olmaması gereken ama maalesef hala yaşanan.Hatta çevremde ki insanlardan bunu yaşayanlar var.Kişi kendine yardım etmek istemediği sürece hiç kimse bir şey yapamıyor.
Uzun bir öykü olmasına rağmen sonu nasıl bitecek diye soluksuz okudum.Söylemem...
4. öykü Soma...
Sanırım bir şey anlatmama gerek yok.
Ama onların "fıtratlarında ne var" ben de merak ediyorum."Fıtrat" kelimesini alıp gö... 

"Dünyanın İlk Sabahı" şair Ömer Turan'ın 3. şiir kitabı;


ben berkin

adım
upuzun bir uykunun içindeydi
şimdi bütün uykular benim içimde

o sabah
duygusunu yitirmiş
bir devlet mermisiyle uzandım boşluğu
gördüm,bir kuş havalandı
yeryüzünün kalbine doğru
bir kuş,kanatlarında ölüm sorusu
uzak dağlara,uzak yollara bakmak istedim
Can'ımdan bir can daha çekildi
soğudu tenimin yaz çocukluğu

yanımda yatan gelinciğe soruyorum
insan giderken ölüme
eksilir mi yüzündeki gülümseme

....
....(Seçtiğim bu şiirin devamını ve diğer şiirleri kitabı alarak okuyabilirsiniz.)


"Jazz Hikayeleri" kitabının yazarı Aslı Levent.
Ne yalan söyleyeyim kitabın ismi kitabı karıştırmaksızın ve içinden bir şeyler okumaksızın satın almamı sağladı.Jazz hikayeleri okuyacağımı sanıyordum.Yazar tarafından yazılan önsözü okuduğumda düşündüğüm gibi olmadığını anladım.
Sadece iki hikayenin jazz'la ilgili olması ben de hayal kırıklığı yaratmış olsa da diğer hikayelerinin içine girdikçe bu yavaş yavaş yok olmaya başladı.
"Hayatlar...Yaşanmış veya yaşanmamış...Bir yerlerde başlamış,sonra unutulmuş,ihmal edilmiş ve sağa sola saçılmış hayatlar!" diye başlayan "Sanal eksen" başlıklı hikayede gerçekle rüya arasında gidip sonucun ne olacağı merakı ile sayfaları yutarcasına bitirmek zevkine vardım.
"İnfaz" da içim paralandı.Nefes alma ihtiyacı hissettim.Kendimi bahçemin güzelliğini görebilecek bir köşeye fırlattım.
Daha sonra tekrar hikayelerin içine girip çıktım.

"Çiçek Açan Urgan" şair Radu Vancu'nun seçme şiirlerinden oluşan bir kitap;


Kami Kaze

Aşkımız yaşlı bir alkolik

Taşkın ve huysuz
Coşkulu ve bunalımda
Pişman ve ayyaş
iflah olmaz bir bağımlı.

Öte yandan,NATO birliklerinde
İçki düşmanı,kanaatkâr Protestan bir pilot bile olsa
çılgın bir aşk olurdu aşkımız bu çılgın dünyada

...
...(Seçtiğim bu şiirin devamını ve diğer şiirleri kitabı alarak okuyabilirsiniz.)


"Darağacından notlar" Julius Fučık tarafından yazılmış.
Hayat her yerde aynı akarken bu hayatın içinde yaşayanlar birbirinden farklı hikayeler yaşamakta.
Kimisi kendi şekillendirdiği hayatı kimisi ise kendi dışında başkalarının kendine biçtiği hayatı yaşıyor.
Bu kitapda 2.sini okuyoruz.O kadar zorlu ve kötü bir hayat sürerken bu günlükleri tutmak her insanın yapacağı bir şey değil.Tehlikeli.
Onun kadar başkalarıda bu tehlikeyi göze almış ve bizim okuduğumuz bu kitap meydana gelmiş.
Hayat bazen bazı insanlara ağır bir bedel ödetiyor.
Anılar anılar...Üzücü...

NOT1 :
Fotoğraflar bana aittir.

NOT2 :
1) "Yılgın" Tülin Dursun Yitik Ülke Yayınları
2) "Dünyanın ilk Sabahı" Ömer Turan Yitik Ülke Yayınları
3) "Jazz Hikayeleri" Aslı Levent Artshop Yayıncılık
4) "Çiçek Açan Urgan" Radu Vancu Yitik Ülke Yayınları
5) "Darağacından notlar" Julius Fučik
Türkçesi :Celal Üster Yordam Kitap Yayınları


31 Ağustos 2014 Pazar

BİR BODRUM EFSANESİ

 
HERMİAS-YUNUS SIRTINDAKİ ÇOCUK/FAZIL SAY


31/temmuz/2014-perşembe bayramın son günü gerçekleşecek Fazıl Say'ın “HERMİAS-Yunus Sırtındaki Çocuk” konseri için tatil öncesi bilet almıştım.Konser günü erken çıktığımızı düşünsek de Bodrum merkezden Turgut Reis'e gelmemiz 1,5 saati buldu.Trafik kalabalık ve berbattı.Hatta yolun sonuna doğru yetişme ümidimin kalmadığını düşündüğüm  için yeğenime acele etmemesini özellikle rica ettim.Kimbilir merkezde trafik nasıldı?Üzüldüğümü belli etmek istemedim ama bu konseri izlemeyi ve dinlemeyi çok istiyordum.Bu durumlarda elinden oyuncağı alınan çocuklara dönüyorum.Hıncımı bir şeylerden çıkarmalıyım ama arabanın içinde bulunan hiç kimsenin suçu yok ki.Nasıl durumdayım düşünün.
Merkeze girmeden yeğenler akıllı telefona başvurdu ve o da  bize hangi yolu takip etmemizi söyledi.Ordan burdan aaaa marina'nın önündeyiz.İki dakika var.Ümitsiz bir şekilde yeğenle koşturduk yetişiriz diye.İçerisi dolu ama kapıda hâlâ epey bir kalabalık var.
"Ohhh"
Bu tür şeylerin zamanında başlamasından yana olan ben bir seviniyorum bir seviniyorum.


1.Bölümde Fazıl Say'ın  "Water-Su" Piyano Konçertosu'nu dinledik.
Sevdiğim bir konçertosudur.
İçinde sizi şaşırtan bir çok unsur var.
Amatör bir dinleyiciyim.Size geçip de klasik müzik dilinde ahkam kesemem.
Alaturkadan alıp sizi bambaşka bir dünyaya götürüyor.Biraz sonra neyle karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz.İşte ben bunu seviyorum.“Mavi Su”da denizleri, “Kara Su”da gece yarısında gölleri,“Yeşil Su”daysa nehirleri anlattı.


2.Bölümde Fazıl Say "Hermias-Yunus Sırtındaki Çocuk" (Dünya Prömiyeri) dinledik.
Yunus:Fazıl Say,piyano
Selçuk Yöntem,anlatıcı
Anne:Serenad Bağcan,vokalist
Hermias:Erkek çocuk soprano
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası/Naci Özgüç,orkestra şefi
Işık:Yakup Çartık
Kostüm:Başak Özdoğan


Bu eserle birlikte insanın içindeki çocuğu her zaman her şekilde yaşatması ve yanında taşıması gerektiği inancım daha da pekişti.Ama dostluk adına 
"Ahhh yaşadığımız hayatta da böylesine dostluk olsa."
diye içimden geçirmedim değil.
Ben,böyle dost bulamadım.Dost diye düşündüklerimin ise dost olmadığını hâyâl kırıklığı ile yaşadım.


Fazıl Say ise “Bu,benim dostluğa inanan,dostluğu anlatan eserim oldu.
Hayatta artık dost olmamızın çok zor olduğu insanlar oluştu.
Kötülüklere maruz kaldığımız da oldu ama yine de dost olmaya olan inancımızı kaybetmememiz gerekiyor." diyor.


Efsaneyi D-Marin Turgutreis Uluslararası Klasik Müzik Festivali kitapçığından bir alıntıyla anlamanızı sağlayayım;
Hermias,Muğla Güllük adındaki sahil kasabasında 3 bin yıl önce geçtiği söylenenGrek kökenli bir Ege efsanesidir.Bu efsaneye göre Hermias,Ege Denizi'nin en güzel çocuğudur.Arkadaşlarıyla denizde oynadığı bir gün gözden kaybolur.Her yerde aranır ama izi bulunamaz.Bir süre sonra Hermias'ı denizde,bir yunusun sırtında gördüğünü söyleyenler çıkar.Günler sonra,Hermias ve yunusun cansız bedeni sahilde bulunur.İkisinin son görüldüğü yerde,som altından 20-30 metre yüksekliğinde,sonradan yıkılan devesa bir heykel yapıldığı bilinir.




NOT :
Fotoğraflar bana aittir.