15 Şubat 2020 Cumartesi
BİR KAÇ KONU HAKKINDA
Tamam. Şartlı bağış yapılırmış, anladım.
Anladığım, Kızılay’ a bağış yaparsın ama örneğin yürüyen aşevi ya da sabit aşevi yapacaksın dersin ya da başka şey. Yani Kızılay’ ın kendi bünyesinde bağışını harcamış olursun. Başka bir vakıfa direk yardım yapılacak durumdayken Kızılay yolu ile yapılması tuhaf. Bu konunun uzmanları buna “devletten vergi kaçırma” yolu diyor. Kızılay’ a yapılan yardım paralarının tamamı vergiden muaf oluyormuş. İşin kötüsü bu yapılanı hükümette onaylıyor. Açıklamalar bu yönde. Yardım kuruluşlarına, vakıflara yapılan yardımlar ve bunların nasıl harcandığı sıkı takip edilmel ve araştırılmalıdır. Devletten vergi kaçıranlar, devletin malını ve parasını çalanlar, yiyenler büyük ceza almalı hatta mal varlıklarına el konulmalıdır.
Kızılay demişken Elazığ’ da olan depremden bahsetmemek olmaz. Kızılay aynı gün mesajla para toplamaya başladı. O ana kadar hiç bir hazırlığı yok muydu? Daha önce toplanan paralarla ne yaptı? Hiç kimseyi, hiç bir şeyi sorgulayamıyoruz. Sorgulayınca, sorgulayan suçlu oluyor. Suçlama yapılacağı yerde daha önce toplanan paralar nasıl ve nereye harcandı açıklanamaz mı? Paralar nasıl resmi toplanıyorsa harcanırken de belgeli harcanıyordur (kafaya estiği gibi değil) değil mi? Devlet bu günler için var. İlk önce devlet daha sonra yetmediği yerde bizler vatandaş olarak her zaman varız. Bilim insanlarına kulak verilmiyor, uyarıları dikkate alınmıyor. İlk önce gerekli tedbirleri alalım ondan sonra Allah’ın takdiri diyelim. Ölenlerin ailesine başsağlığı diliyorum, depremi yaşayanlara geçmiş olsun diyorum. Daha önce üç depremi (Adana, Gölcük, Bodrum) yaşayan bir insan olarak acınızı paylaşıyorum.
19 Aralık 2016 Pazartesi
UTANIYORUM
"İSTİFA" DİYE BİR ŞEY VAR
Son çekilen fotoğraf.
Bilmeksizin hayata atılan son tebessümün kayıt altına alınması.
Sonra o gülüşün paramparça olup ülkenin her yerine dağılması.
Güle güle demeye içim elvermiyor.
Fotoğraf karesi gözümün önünde.Nasıl derim...
Bomba yüklü araçlar ülkenin her bir yerini istediği gibi geziyor.
Patladığında ülkeyi yönetenle bu ülkede yaşayan vatandaşı aynı anda duyuyor.Onlar da benim gibi üzüntülerini dile getiriyorlar.
Kalıplaşmış bildiğimiz lafları söyleyip duruyorlar.
Eee peki sorumlu kim?
Anlaşılan görevini yapmayan birileri var bir yerde.
Ama herkes bulunduğu yerde oturmaya devam ediyor.
UTANIYORUM
14 Aralık 2016 Çarşamba
LANET OLSUN TERÖRE
LANET OLSUN TERÖRE
İçim acıyor, yüreğim parça parça.
Gencecik insanların hikayelerini dinledikçe üzüntüm katlanıyor.
Dayanamıyorum.
Neyi paylaşamıyoruz?
İnsan canına kıyacak kadar kendinden vazgeçmek niye?
Acı acılarla çoğalıyor.
Çığ gibi büyüyüp ülkenin her yerinden yükselen çığlıklara dönüşüyor.
Bir daha olmasın, tekrar tekrar bu acıları yaşamayalım.
Yukarıda ki resim geçmişten bir çalışmam.
Benzer bir olay sonrası yapmıştım.
İnşallah bir daha yaşamayız.
Ölenlere rahmet ailelerine de başsağlığı diliyorum.
Lanet olsun teröre.
24 Ağustos 2015 Pazartesi
BIR SUSUN YA...
22 Haziran 2012 Cuma
ÖLÜMÜN ÇALDIĞI KAPILAR
İçimin nasıl acıdığını anlatamam?Ya içime içime dökülen gözyaşlarımı anlatabilir miyim?
Ben onların evledı,kardeşi,abisi,babası,amcası,dayısı,dedesi,v.s. Aile ocaklarına düşen kor ateşi,benim de içimi dağladıkca dağlıyor.Konuşmak istemiyorum,üzüntüm sis perdesi örüyor etrafıma,kızgınlığım ise her seferinde biraz daha artıyor.
Hele o tabutları yanyana sıralamaları yok mu,yüreğim nasıl paralanıyor...İçimden bir şeylerin kopup gittiğini hissediyorum...
Çaresizlik...Hiç bir şey yapamamak...Acizlik...Her şeyin bittiği an...
23 Ekim 2011 Pazar
ÖLENLER ÜZERİNE...
İnsanı nasıl da darman durman ediyor,çevresinde olup bitenler.Haftanın başında şehit haberleri,şimdi de Van'daki deprem haberleri.
Ölüm düştüğü evlerde acılar bırakıyor,hem de ne acılar..Bizler onların acılarını sadece paylaşmakla yetiniyoruz.Çünkü yapabileceğimiz pek bir şey yoktur.Maddi olarak yapabileceklerimiz neyse yaparız zaten...
Şehit haberleri,içimi oldukca acıtmıştı,neler neler söylüyordum baştakilere.Küfür etmeyen bir insan olarak neler çıkmadı ağzımdan.İçimin acısını,yanmasını burada kelimelerle anlatamam.Şehit olan elbette abim değildi,kardeşim değildi,babam,oğlum,bir yakınım değildi.Hangi şehirlerden olursa olsan bu topraklarda beraber büyüdüğüm yetişkin biriydi.Aynı havayı soluyoruz,aynı çeşmelerden içiyoruz.Ben burada yaşıyorken,o, başka şehirlerde yaşamış olsun.Ne farkeder.Aynı Ülkenin insanları değil miyiz?
Şimdiyse deprem;iki kere yaşamış bir insan olarak ne kadar kötü olduğunu biliyorum.Yapabilecek bir şey yok.Hayatın gözünün önünden geçtiği an.Çaresizlik,hiç birşey yapamamak,sadece seyretmek...Herşeyi oluruna bırakmak,böyle bir şey.
Yine acı,yine üzüntü...İnsan,içinin acımasının ne demek olduğunu bu zamanlarda daha iyi anlıyor.
Elimizden gelen ne varsa yapmak,en güzeli.
İnsanları sınıflandırmadan,duygusal davranmadan..
Türkiye hepimizin.
DEPREMDEN KALAN
gözler de yaşlar kurudu,
ağıtlar çıkmaz oldu.
hareketsiz kaldı tüm insanlar
bir köşede büzülmüşler.
yerlerde uzunlamasına yatan insanlar
ince bir çarşaf veya gazete örtülmüş
kimbilir nerdeler şimdi?
evler,bir yığıntı.
eşyalar taşlar arasında ezilmiş...
yıkıntılar arasında uğultular,
dışarıda bağrışmalar.
kar ise alabildiğine beyaz rengini salmış etrafa.
bir tipi,don acılarına binbir acı
evsiz,barksız kalan
ve bir depremin arkasında bıraktığı
bu aciz insanlar...
yine ağlaşıyorlar,yine ağıtlar yakıyorlar...
(M.Yumru)