Zülfü Livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zülfü Livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Kardeşimin Hikayesi-Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli kalemini en sevdiğim yazarlardan.
Haliyle tüm kitaplarını okumak istiyorum..

Kardeşimin Hikayesi'de en son okuduğum Livaneli romanı ve nedense diğerlerine göre pek sevemedim.
Mesela bir Serenad'ın etkisinden günlerce çıkamamış ben, bu kitapta hayal kırıklığı yaşadım..
Son sayfalarının hatırına kötü diyemiyorum..
Bu arada okurken gayet akıcı ve hızlı ilerliyor ama ne bileyim bir yavan bir tatsızdı benim için.


"..insanın kaderini bilmesinden daha korkunç ne olabilir?Herkes öleceği günü saati bilseydi,geriye sayım ne kadar zor olurdu,düşünsenize. Geçen her dakikayı bir tabut çivisi gibi algılamaz mıydık?" syf.31

"Eğer unutmak diye birşey olmasaydı,yaşam da olmazdı.İnsan unutmadan hayatını sürdüremez."syf.31

"Denizler ötesine gien kişi yalnızca iklimi değiştirmiş olur,aklını değil."syf.222

"Aşk, bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir." arka kapak




30 Mart 2014 Pazar

Serenad-Zülfü Livaneli


Son zamanlarda bu kadar etkilendiğim bir kitap okumamıştım..
Zülfü Livaneli kalemini beğendiğim bir yazar ama bu kitabı bambaşkaymış..
Kitap bitince kendimi tutamadım ağladım da ağladım...
Öyle ki aralıksız saatlerce okudum bitirebilmek için ki bir yanım hiç bitsin istemedi...
Hikaye öyle güzeldi ki..

Serenad,yaşanmış bir olayın ekseninde geçiyor..
Batırılmış bir Struma gemisi var ki okuduğumda nasıl daha önce hiç duymadım dediğim..
Ve kim bilir böyle nice hayatlar yok olup gitti bizim bilmediğimiz diye düşündüm.
Kitabı bitirince bir sürü şey okudum Struma ile ilgili ve onca devletin nasıl böyle bir duruma çözüm bulamamasını ve yüzlerce insanı denize terk ettiklerini aklım almadı bir türlü..

Bazı dönemlerde ne acılar yaşanmış..
Çok uzak değil yakın tarihimizde bile onlarca hikaye var ...

Neyse çok yorum yaptım sanırım ama o kadar çok şey yazasım var ki bu kitapla ilgili..
Kitap, diğer Zülfü Livaneli romanları gibi birden fazla konuya değinmiş ve yine hiç boğmamış okuyucuyu.

Yahudi soykırımından kaçan bilim adamlarının Türkiye'ye sığınması ve ülkemizin üniversitelerinde görev almalarını,
Kırımdaki Türklere yaşatılan Mavi Alay'ı,
Struma gemisi faciasını,
Dört birbirinden farklı kadının duygusal dünyada yaşadıklarını okuyoruz..
Her satırında hüzün kaplıyor içimi..

Okurken Prof.Maximilian Wagner'in yaşadıklarını hisettim,Nadia'ya üzüldüm..
Serenad'ı dinlemek istedim..

Birçok duyguyu yaşadığım bu kitabı hala okumadıysanız bence mutlaka okumalısınız..

Ve altını çizdiğim en önemli cümle:
"Coğrafya kaderdir."


10 Ocak 2013 Perşembe

Engereğin Gözü-Zülfü Livaneli


Kitap iktidarın çevresinde olanların ruh halini anlatıyor.Bunu da Topkapı Sarayını arka plan olarak alıp;Haremağasının ağzından Osmanlı Devletinin bir dönemini anlatarak yapıyor.
Kitapta hiç isim geçmiyor.Padişah,Valide sultan gibi terimler kulanılıyor lakin az çok tarih bilgisi ya da merakı olanlar padişahın kim olduğunu anlayacaklardır..

Okuduğum diğer Zülfü Livaneli romanlarından farklı bir kitap ki zaten kitabın sonundaki söyleşisinde de kendisi bu kitabını diğerlerinden ayırıyor.Ayrıca bunun bir  tarihsel roman olmadığını özellikle vurgulamış..Tarihi konu alarak iktidar olma,iktidara yakın olmaya  ve tabi ki birazda tarihe değinmiş..

Diğer kitaplarına nazaran daha ince ve de hızlı okunuyor.
*İlk zamanlardaki adı ise:"Engereğin Gözündeki  Kamaşma" imiş.

"Melek bilgisiyle,hayvanda bilgisizliğiyle kurtuldu,insanoğlu bu ikisi arasında keşmekeşte kaldı."

"Ruh dünya nimetlerinin tutsaklığından kurtuldukça özgürleşiyor,bağımsızlaşıyor ve dünya yüzünde hiçbir krala ve imparatora nasip olamayacak bir  büyük iktidara kavuşuyordu."

"Varlık yokluktur,yokluk da varlık!Hepsi  gören göze bağlı!"


Livaneli'den
Mutluluk için  Tık Tık
Leylanın evi için Tık Tık




30 Aralık 2012 Pazar

Mutluluk-Zülfü Livaneli


Leyla'nın Evinden sonra okuğum ikinci Zülfü Livaneli romanı. Leylanın Evi'ni de çok severek okumuştum,Mutluluk'u daha da çok beğendim:)

Zülfü Livaneli'nin okuduğum iki kitabına bakarak şunu diyebilirim ki birçok konuya el atıyor ama hiçbiri havada kalmıyor. Değinmek istediği gerek tarihi,gerek toplumsal konulara yerinde değiniyor ve bunu göze sokmadan yapıyor ki bir kitapta okuyucu en rahatsız eden şeylerden biridir bu durum..Birde toplumun her kesiminden kesitler sunup olayları o kişilerin yaşamına,hayata bakışına göre objektif yazmasını ise ayrı bir sevdim.

Mutlulukta da 3 farklı karakterin bir şekilde kesişen öyküsünü ele almış. Şeyh amcası tarafından tecavüze uğrayan Meryem,kendisi de doğulu olan ve yine doğuda askerliğini yapmakta olan Cemal,hayatın rutinliğinden şikayetçi Profesör İrfan.Başlarda üçünün ayrı ayrı hikayesini okuyorsunuz,sonra ise kesişmesini..Meryem karakterini okuyunca bu tip olayların çok uzağımızda değil,yakınımızda bir yerlerde yaşandığını bilmek bile o kadar üzücü ki...

Yani kitap güzel.Ayrıntı verip tadını kaçırmak istemiyorum.Zülfü Livaneli favori yazarlarımın arasında iki kitabıyla yerini almış bulunmakta.Sırada Serenad ya da Engereğin gözü var.Hadi hayırlısı...



6 Ekim 2012 Cumartesi

Leyla'nın Evi-Zülfü Livaneli



Sahip olduğum ve okuduğum ilk Zülfü Livaneli kitabı Leyla'nın Evi.
Sevgili Darlanın etkinlikte gönderdiği kitaplardan biriydi ve Darlanın en sevdiği Livaneli romanıymış.

Benimde bir çırpıda okuduğum,sonunda gözlerimin yaşarmasına neden olan bir roman.
Çok beğendim çok..

Kitapta Osmanlı paşası torunu olan Leyla,sahne adı Roxy olan hip-hopçu Rukiye ve beyefendi kimliği ile Ali Yekta Bey var.Bu birbirleriyle hiç ortak noktası olmayan üçlünün hayatlarından kesitler okuyorsunuz.Zaman zaman kesişen durumları...

Birde Yusuf var ki ben onu pek sevdim,pek bir candan buldum..

Livaneli'nin diğer romanlarını  şimdilik bilemiyorum ama bu romanında yakın tarihe güzelce değinmiş.
Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan trajik olaylara,şapka ve harf inkilabında yaşananlara da yer vermiş.  Batılılaşma sürecinde insanların o dönem yeni sürece alışmak için okuduğu adab-ı muaşeret kitaplarından bikaç örnek vermiş ki bazılarına çok güldüm..Mesela;

"Bilhassa yaz sıcaklarında gezip tozduktan sonra trende veya vapurda otururken ayağınızı sıkan veya nasırınızı acıtan iskarpininizi usulcacık çıkartıyor ve havalandırıyor musunuz? Bu adi hareketi yapmaya canınızın yanmasını tercih ediniz."(Syf:173)


Böyle bir romandı Leyla'nın Evi.Severek okudum ve mutlaka tavsiye etmekteyim.



NOT: İlk cümlemde sahip olduğum ilk Zülfü Livaneli romanıydı dedim.
Aslında hastanemize gelip,kitap satmaya çalışan abiye çok az bir kapora vererek sipariş ettiğim Serenad ve Mutluluk kitabı gelmediğindendir bu durum..Dolandırıldım demek istemiyorum,meblağ çok  çok azdı ama diyecek başka da  birşey bulamıyorum.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...