ZamaN la yok olacaklar

ZamaN la yok olacaklar

cesaret kalbim..casaret..

on 26 Şubat 2018


on 07 Temmuz 2010


Buradayım! Geldim! Huzurundayım!"

Kıyamınla kıyametini baslatıyorsun. Kalk ayaga. Kıbleye yonel. Tekbir getir. "Allahuekber. ."

Ayagina takilan, yolunu kesen, emellerini yok eden, hayallerini engelleyen ne varsa, hepsinden daha buyuktur O (c.c).
Ayagina takilani kaldiracak inceligi, emellerini gerceklestirecek sefkati, seni hayallerine eristirecek gucu O'nun buyuklugunde bulacaksin.
Bunu bilerek, teslim ol Rabbine, kaygilarini ve korkularini rahmetinin kucagina birak usulca.
Kaldir ellerini ve bir gun nasilsa huzurunda hareketsiz kalacak bu bedeni, butun hucreleriyle O'na teslim et. Ayaga kalk ve "buradayim ey Rabbim" de. "Evinden kacan kulun, yuvadan ucan kolen yine Sana geldi.
Buradayım! Geldim! Huzurundayım!
.....
Senai Demirci

Fotoğraf: By GamZeynel (Flickr)

on 01 Ocak 2010

kendiniz olun

bir kaç kişi tarafından sevilin

ve diğerleri tarafndan anlaşılın 8-)

Biliyorm sana güden yollar kapalı..

on 29 Aralık 2009

on 28 Aralık 2009

zamana meydan okur dizelerim



aşk aşk
atar yürek
"
ey zaman, geçme dur biraz! "
dercesine
"
tamam da, ne zamana kadar? "
diye sorar zaman.

o vakit
dil,
lal olur
aşk,
sırça bir hayal...




on 27 Aralık 2009


Herşey seninle güzel yolda yürümek bile

Olmayacak düşlerin peşinde koşmak bile

Herşey seninle güzel bu toprak bu taş bile
içimdeki bu korku gözümdeki bu yaş bile

Beklenmedik bir anda ayrılık gelip çatsa

Seninle paylaştığım tek bir gün yeter bana

Herşey seninle güzel duyduğum bu ses bile
Yalnız içtiğim su değil aldığım nefes bile
Herşey seninle güzel bu yağmur bu kar bile
Yüzümdeki gözyaşının izleri onlar bile

Beklenmedik bir anda ayrılık gelip çatsa

Seninle paylaştığım tek bir gün yeter bana..

Tarık Tufan “Kraliçenin Pireleri”

on 27 Ağustos 2009


" Yalnız Hüznü Vardır, Kalbi Olanın "
Sorun şu ki Tanrım, gömleğim önden yırtıldı. Gömleğim önden yırtıldı ve artık hiç kimseye masumiyetimi ispat edemiyorum. Bu bir kaza sadece ve sonucu değiştirmiyor. Kuyuda saklanıyorum uzun yıllardır. Gelip geçen kervanlardan saklıyorum kendimi. Esir olmak korkusu, pazarlarda satılmak korkusu yapışıyor boğazıma. Kendi karanlığımda boğulmayı seçiyorum. Dışarı çıktığımda gökyüzünü ciğerlerime çekip, çocukları havasız bırakmak endişesi var üzerimde. Böylesi garip ve bir o kadar saçma endişeler taşıyorum. Oysa ne Meryem’in iffetinden şüphe etmişliğim var ne de Magdalena’ya bir tek taş attım.
Gömleğim önden yırtıldı ve artık kimseye anlatamıyorum suçsuzluğumu.
Tanrım bu nasıl bir yorgunluktur?
Uhud az önce sona ermiş gibi nefes nefese yürüyorum. Sözlerin nasıl da yoruyor bedenimi.
Sarsılıyorum, titriyorum, ateş vücudumu sarıyor.
Gözleri çalınmış savaşçılar dolduruyor uykularımı. Kadınların çığlıklarıyla uyanıyorum gece yarıları. Yatağımdan ölü çocukların şarkılarını topluyorum sabahlara kadar. Şeytanın kirli tırnaklarından besleniyor kentliler.
Işık, biraz ışık lütfen!
Mabedlerin karanlığında günaha el açıyoruz.
Biraz inşirah lütfen!
İstatistik tablolarında ölümler düşüyor payımıza. Gazete manşetlerinde tüketiyoruz hayatı. Hayata gözlerimi kapıyorum. Hayata kalbimi kapıyorum. Hayata ruhumu kapıyorum. Sesler ve ışık yok artık. Aşk ve merhamet yok.
Böylesi yoksuluz işte Tanrım!
Kentin büyük ve gösterişli binalarına sıkışmış ruhlarımız.
Bir gün uzaklarda düşeceğim. Kimselerin tanımadığı yerlerde düşeceğim ve öylece kalakalacağım. Bedenimden yayılan kokular rahatsız edecek iyi giyimli insanları. Korkarım bir gün uzaklarda düşeceğim. İşte böylesi korkular düşüyor birden üzerime ve ben ne yapacağımı şaşırıyorum. Kiminle konuşacağımı ve nereden başlayacağımı sözlerime. Kelimelerin, dişlerimin arasında sıkışacağından ve hep yarım kalacağından cümlelerin. Başlayıp da yarım kalmış aşklarım gibi. Tam söyleyecekken dilimin tutulduğu aşk itirafları gibi. İtiraf edilmemiş aşkların mezarlığına dönüyor kalbim. Ya yağmur bastırıyor o sırada ya da bir yaprağın dansına takılıyor gözlerim. Sık sık uzaklara dalıyorum.
Sanırım ben uzaklarda düşeceğim.
Otobanda ölmüş kediler tırmalıyor zihnimi.
Ben en çok ateş böceklerine kanıyorum.
Sorun şu ki Tanrım; gömleğim bir kavgada önden yırtıldı ve ben kimselere anlatamıyorum. Kimseler inanmıyor gözlerimdeki yaraların gerçek olduğuna. Oysa ne Meryem’in iffetinden şüphe ettim ne de Magdalena’ya bir tek taş attım.
Kalbime sıkışmış bir hayvan içimden kemiriyor bedenimi. Sık sık uyanmam bundan gece yarıları. Çalan her telefondan ürküyorum. Yastığımla başımı kapatıp kurtulmaya çalışıyorum. Söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Artık buradan gitmelerini ve başka kâbuslara düşmelerini diliyorum.
Bu gecenin hiç bitmeyeceğinden korkuyorum. Yaşlı kadınların hayatlarını çalıyor kargalar. Her sabah evlerin önünde siper tutuyorlar. İşte böylesi endişeler çınlıyor kulaklarımda. Böylesi gereksiz, böylesi saçma.
Tanrım biliyorum senden çok şey istiyorum.
Ve biliyorsun ki artık bir başkası yok.
Ve biliyorsun ki kalbim yarılacak.
Biliyorsun ki geceler uzamaya başladı.
Biliyorsun ki,
“Yalnız hüznü vardır, kalbi olanın.”

Tarık Tufan “Kraliçenin Pireleri”

on 25 Ağustos 2009

KAHRAMANIM KÜÇÜK PRENS


kitabı okumak için resme tıklayın :)

uçurumlardan dönebilme gücü için cesaret kalbim , cesaret demeli

on 11 Temmuz 2009

kısa bir hikaye..

on 02 Temmuz 2009

Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla,

on 01 Temmuz 2009


Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla,
Yaşlanmak hoş değil, duvarlara baka baka.
Bir dost göz arayışıyla,
Saat tıkırtısıyla...
Korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla,
Ama;
''Günün aydın, akşamın iyi olsun'' diyen biri olmalı.
Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.

Yoksa zor değil, hiç zor değil,
Demli çayı bardakta karıştırıp,
Bir başına yudumlamak doyasıya.
Ama ''Çaya kaç şeker alırsın?''
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

CAN YÜCEL

Gözler arasındaki ilişkiyi biliyor musun? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna rağmen asla birbirlerini görmezler. Arkadaşlık bunun gibi olmalı. Arkadaşsız hayat cehennem gibidir.

Senin en iyi arkadaşın kim?

Altın Oran ve Kabe Mucizesi

on 03 Nisan 2009


Altın Oran ve Kabe Mucizesi from Erdem Cetinkaya on Vimeo.

on 28 Mart 2009

" İster mermi olsun, ister oy pusulası; insan iyi nişan almalı, kuklayı değil, kuklacıyı vurmalı " Malcolm X

A SHORT LOVE STORY IN STOP MOTION

on 27 Mart 2009


A SHORT LOVE STORY IN STOP MOTION from Carlos Lascano on Vimeo.

Kitap Dünyasından (MİM)(mim)

on 10 Mart 2009



9 yüz katlı insan.
Merhaba arkadaslar..
Okumak isteyipte bi türlü nasip olmayan ve merak ettiğim de bi kitap 9 yüz katlı insan .. Kitabın arkasını okuduğumda ve şöyle bir içeriğine gözgezdirdiğimde okunabilecek iyi bir kitap olduğunu düşündüm. Daha okumadan tavsiye edemem ama eğer aranızda okuyan varsa görüşlerini almak isterim..Ben de kısa zaman önce Sevgili Pervane den istediğim kitap tavsiyesi üzerine, bir cok güzel kitap yaninda, küçük prens isimli, hikaye kitabı gibi ama anyı zamanda büyüklere de çok şey anlatan bu kitabı, özellikle tavsiye ettiğini söyleyebilirim.Bende su an icin, yakın zamanda, bu kitapları bitirip sizlerle yeniden görüslerimi paylasmak istiyorum.. Aslinda bu yaziyi kitapları okuduktan sonra yazsaydim daha iyi olurdu ama sabırsızım aklıma geldi hemen yazayım dedim. Belki yarıs yaparız kim önce okuyup düsüncelerini paylasacak diye =)
Şimdi aklıma birsey daha geldi.. Acaba bununla ilgili mim yapsammı.. yapsam evet..
önce tabiki Sevgili Pervane yi mimliyorum...sonrada en yakın blog arkadası (hatta bulustular ya bu muhtesem ikili˜SananaAkİ BaNAneSaN(•̪●) ¨˜® ı evet ikisini de mimledim .. sonra Sera yı mimledim Alıntılarından cok etkilendiğim bi blog yazarıdır kendileri.. ve bir de Ruh-u Müdafaa yı mimledim eminin bize anlatacak güzel bi hikayesi vardir =) ve çilekli süt ü de unutmayayım =))

Şimdi konu nerden nereye geldi anlamadim ..aslında aklımda mimlemek yoktu ama iyi ki geldi..
Mim konusunu şöyle özetleyeyim.. okuyup etkisinde kaldığınız bir kitabı dusunun ve size neler hissettirdi ..aldığınız ders ve bize o kitapla ilgili söyleyebileceginiz bir kac cümle yazmanız =)

Bunu isinizin olmadığı bir zaman yapmanız önerilir ve yapmak istemezsenez de canınız sağolsun ben sizi yine de izlerim zevkle.. =))

duvarlar renkli olsada ...

on 03 Mart 2009




duvarlar renkli olsada karanlıkta ne görebilirsinki, bir köre rengi nasıl anlatabilirsinki....!

..merak etti bir sakat



..merak etti bir sakat nasıldı acaba
zıplamak, merak etme dünyanın ömrü bir günde bir kaç
saat.ihlal etme iclal buyur, bu icraatin sonu
huzur, hakla itilafa uy bu unutulan bir kutu mudur?

Azim-

on 24 Şubat 2009





Japonya'da bir çocuk 10 yaslarindayken bir trafik kazasi geçirmis ve sol kolunu kaybetmis.
Oysa çocugun büyük bir ideali varmis . Büyüyünce iyi bir judo ustasi olmak istiyormus.
Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yikilan çocugunun büyük bir depresyona girdigini
gören babasi, Japonya'nin ünlü bir Judoustasina gidip yapilacak bir seyin olup olmadigini
sormus..
Hoca:
-Getir çocugu ..bir bakalim, demis.
Ertesi gün baba-ogul varmislar hocanin yanina..
Hoca çocugu süzmüs ve
-Tamam demis..yarin esyalarini getir, çalismalara basliyoruz.
Ertesi gün çocuk geldiginde hocasi ona bir hareket göstermis ve bu hareketi çalis demis.
Çocuk bir hafta ayni hareketi çalismis..
Sonra hocasinin yanina gitmis. "Bu hareketi ögrendim baska hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormus.
Hocanin cevabi:
Çalismaya devam et olmus...
2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yilini doldurmus..
Çocuk bu bir yil boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamis.
Hocanin yanina tekrar gitmis:
-Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana baska hareket göstermeyecek misiniz?
-Sen ayni hareketi çalis oglum . Zamani gelince yeni harekete geçeriz..
2 yil ,3 yil, 5 yil derken çocuk judodaki 10.yilini doldurmus.
Bir gün hocasi yanina gelip. .."Hazir ol ! " demis.. "Seni büyük turnuvaya yazdirdim.
Yarin maça çikacaksin!"..Delikanli sok olmus..
Hem sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.
Ünlü judocularin katildigi turnuvada hiçbir sansinin olmayacagi düsünmüs ; ama hocasina
saygisindan ses çikarmamis...
Turnuvanin ilk günü delikanli ilk müsabakasina çikmis. Rakibine
bildigi tek hareketi yapmis ve kazanmis. Derken.. ikinci üçüncü maç....Ceyrek, yari final ve final...
Finalde delikanlinin karsisina ülkenin son on yilin yenilmeyen sampiyonu çikmis.
Tam bir üstat delikanli dayanamayip hocasinin yanina kosmus..
-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakin
hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildigim tekbir hareket var..bu kadar
bana yeter.. bari çikip ta rezil olmayayim izin verin turnuvadan çekileyim..
-Olmaz demis hocasi. Kendine güven,çik dövüs.
Yenilirsen de namusunla yenil.
Çaresiz çikmis müsabakaya. Maç baslamis.Delikanli yine bildigi o tek hareketi yapmis ve tak.!
Yenmis rakibini sampiyon olmus.
Kupayi aldiktan sonra hocasinin yanina kosmus:
-Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve bildigim tek
bir hareket var. Nasil oldu da ben kazandim.?
-Bak oglum 10 yildir o hareketi çalisiyordun. O kadar çok çalistin ki ,
Artik yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.
Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karsi hareketi vardir.
Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutmasi gerekir.!


İnsanlarin eksiklikleri bazen , ayni zamanda en güçlü

taraflari olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarinda olmasin...





Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

Yeni iPhone

on 20 Şubat 2009




Apple’ın devrim niteliğindeki akıllı telefonu iPhone’un 3G modeli eskimeden 4G modeliyle ilgili görüntüleri ortaya çıktı

Buna göre olası yeni iPhone'un özellikleri arasında OLED ekran, titanyum kasa, True GPS, çıkarılabilir pil, 3.2 Megapiksel video destekli kamera ve 32 GB kapasite bulunuyor.

iPhone'un ne kadar zayıf yönü varsa, bu konseptte durum toparlanmış. Bakalım bu kez hangi dedikodu gerçek olacak? iPhone Nano mu? iPhone 4G mi?

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey var

on 19 Şubat 2009





''Zengin eden en salak 10 fikir'' diyorlar. Sizce..?