baloncuklar

Gezilerimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezilerimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2012

   
Kırmızı gül Kar'lı soğuk bir kış gününden sevgiler Kırmızı kalpselamlar.
Havalar iyice soğudu.Kar gelecek geliyor derken önceki akşam bembeyaz güzelliğiyle bize de geldi:) Akşama doğru dolu yağışıyla başladı.Akşam üzeri camdan dışarı bakayım kar var mı derkenn dışarısının bembeyaz bir örtüyle örtüldüğünü ve lapa lapa yağan kar'ı görünce çocuklar gibi nasıl sevindim bilemezsiniz:)) Eee kolay değil 3 yıldır bekliyoruz.:))
Kar yağıyorr her yer bembeyaz olmuşş nidaları arasında ev halkına kar'ın gelişini müjdeledim:)) Öyle özlemişim ki? Dün gece saat 1,30 dışarıda ki harika doğa olayını seyrediyorum.Ya sabah erirse göremezsem diye:))
Aslında evimiz sıcak,eşim emekli kar keyfini yaşamak bizim için güzel tabii.Asıl çalışanlar bu karda buzda işe gidenlere yaşam zorlaştı.En çok düşündüğüm de odunu kömürü olmayanlar.Keşke hepsine yardım edebilecek gücümüz olsa!!! Bizler seviniyoruz asıl onların işi zor. RABBİM yardımcıları olsun.
Bir yandan üzülüyorum bu durumlara ama bir yandan da bu muhteşem doğa olayını da çokkk özlemişim.Bu güzellikleri görebildiğim için de mutluluğumu sevincimi gizleyemiyorum.Bu güzellikleri bize gösterdiğin için, görebildiğim,hissedebildiğim,üzerinde yüreyebildiğim için sana şükürler olsun ALLAHIM.
Akşam yemekten sonra sabırsız ben eşimi de ikna ederek hemen dışarı çıkmak istedim.Sabırsızlığımın nedeni ya kar yarın erirsee !!!

İlk yağdığı gün yumuşacık karların üzerinde yürümeyi.Akşam sokak lambalarının loş ışıkları altın da lapa lapa       yağan karın altın da yürüyüş yapmayı çok özlemişim çokkk...

     Lapa lapa yağan kar'ın altında sıcacık nestcafe içmenin keyfini özlemişim.

     Çocukların kardan adam yapmalarını,kartopu oyunlarını seyretmeyi özlemişim.


Elimde bazen yeşil çayım,bazen nestcafem camın önünde oturup o güzel manzarayı seyretmeyi özlemişim.


Bu akşam da komşularla kardan adam yaptık. (Yazımı gece 12 den sonra yazdığım için dün akşam oldu:)
Kar'la birlikte çocuk yanım ortaya çıktı.Sadece benim mi? Bütün komşularımın da:)) Ama don olayı başlamış,yerler kıtır kıtır buz gibiydi.Aman DİKKAT!
Kardan adam yaptık resimler çekildik ve mutlu bir şekilde evlerimize döndük.

        İçimizdeki çocuk hiç ölmesin,hep yaşasın, yaşatalım:))
       Sağlıkla,sevgiyle,dostlukla hep birlikte nice güzelliklere...

11 Ekim 2011

MİNİ SİNOP BELGESELİ


Kırmızı gülTüm ziyaretçilerim ve blokcu dostlarım,herbirinize günaydınlar.Gününüz aydın olsun.
Sizlerle ayrı kaldığımız bu süre içinde sizleri ne kadar özlemişim.
Biz aile,akraba ziyaretlerimizi tamamlayıp evimize döndük.Hasret giderdik,gezdik,gördük,yedik,içtik.Hani tadı damağımızda kaldı derler ya.İşte bizim için de öyle oldu.Her zaman derim kalabalık aile bir başka güzel oluyor.Ben kalabalık bir ailede büyümediğim için bu hasretimi de eşimin ailesiyle gideriyorum.Eşim 9 kardeş olunca (Bir ağbimiz rahmetli oldu,şu an 8 kardeş.) benim de ağbilerim,ablalarım,
yengelerim,yeğenlerim çoğalmış oldu.Maalesef eşim de ben de ailelerimizin en değerli varlıklarından Anne,Balarımızdan yoksunuz.Mekanları cennet olsun.Sinop'a gidince lk işimiz büyüklerimizin kabirlerini ziyaret etmek.Sonrasında tüm aile hasret gidermek.
İlk günler köyde, sonrasında şehir merkezinde kaldık.Köy merkeze 15 dakika uzaklıkta.Kalabalık bir aile grubuyla karşılanıp, hep birarada olmak.Hele son gün 30 kişilik aile grubuyla çay bahçesinde kahvaltı ve ardından uğurlanışımız.Harika bir duygu seli yaşattı bize.Büyük küçük herkese sonsuz teşekkürler.

                      Köyümüzden kareler.        
 Köyümüzün camisi.Cami ve ev öyle yakın ki,öndeki fırın da bizim fırınımız.
Fırınlar yakıldı.
                               
 Ailenin meşhur mısır unlu bulamaçları,pideleri yapıldı.Kızım gitmeden siparişleri vermişti yengesine :)
Oğlum tavukları elleriyle besledi.Eee sabahları taze yumurtalarını yiyip beslememek olmaz değil mi? :)
                            

  
Yeni sağılmış taze sütler içildi,mımm mis mis

Salkım salkım dalından koparılmış  üzümler,incirler yenildi.
                                              

           
        
Bir başka gün Sinop'un meşhur mantıları açıldı,kocamannn tencerede odun ateşinde pişirildi.Eee kolay değil  unuttuğum yoksa 25 kişiydik.
                                      

             

           
Kuyunun yanında kilimler serilip,bol sohbetli kahve keyfi yapılmadan olmaz dimi?
                                          

Bizler yerken onlar aç mı kalsın?
       
Ohh annecikleri doyurdu yalanırlar tabii
Eşimin okuduğu ilköğretim okulu
                                  

                              Sıra geldi SİNOP gezimize;
Türkiye'nin en kuzey noktasında bir ada şehri olan Sinop,doğal güzelliklerle donanmış.Harika  mesire yerleriyle,limanıyla,balıkçı tekneleriyle,berrak deniziyle,aşıklar caddesiyle,adasıyla,tarihi eserleriyle,adeta doğal tabiat örtüsüyle örtülmüş.Fazla çalışma alanları olmadığı için göçler yaşadığından doğal güzellikleri bozulmamış.Bundan dolayı yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olması sebebiyle yazın nüfusu 2 - 3 kat daha fazlalaşan gezilesi görülesi bir ilimiz.Değişik bir yere tatile gitmek istiyorsanız,mutlaka Sinop'a gidin görün derim ben.
                        Şimdiden iyi seyirler...  
                                

Balıkçı tekneleriyle
                       Ara sokaklarıyla
Geniş caddeleriyle

               Modern binalarıyla
            Denizle bütünleşen manzarasıyla Sinop.

 Şehrin merkezinde bulunan <<AŞIKLAR CADDESİ>>Çok önceleri,denizin kıyısında dalgalarla ıslanan,ahşap yalıların süslediği bir caddeymiş.Şimdi deniz doldurulmuş,yalıların yerini apartmanlar almış.Eskiden aşıklar mı gezmiş bilmem ama bugün bir tarafında altlarında cafeleriyle apartmanlar.diğer tarafında denizin kıyısındaki kaldırımlar.Sinopluların yürüyüş yaptıkları yer halini koruyor.Ablamın  aşıklar caddesindeki evinin balkonundan güneşin doğuşuna ve batışına şahitliğimiz olmuştur.

Ablamın oğlunun baba mesleğini devraldığı meşhur Ülgen kotra eviyle,

Yeğenimin götürdüğü, mantı eviyle,

 Köyde yapılanlar olsun,mantı evinde olsun mantıların tadına doyamadık.Sinop'a gidip de meşhur cevizli
mantısını yemeden dönmeyin derim.Vee bu mantıları yedikten sonra,ben bugüne kadar mantı yememişim :)

                                    
ŞAHİN TEPESİ;
Seyir tepesi diye de anılan Sinop'un Pierre Lotisi de denilen yer.Buradaki cafede çayınızı yudumlayarak Sinop'u kuşbakışı seyredebilirsiniz.
SİNOP KALESİ
Şehri korumak amacıyla M.Ö. 7.yüzyılda yapılan kale.Roma,Bizans ve Anadolu Selçukluları döneminde onarılarak yeni bölümlerle sağlamlaştırılıp geliştirilmiş.Kalenin duvarları 2050 m.uzunluğunda.25 m. Yüksekliği, 3 m.genişliğindeymiş.2 ana giriş kapısı bulunmaktadır.Sinop'a bakan kapının üzerindeki kitabede aynı zamanda Alanya kalesini yapan Mimar Ebu Ali-ül Halebi tarafından tersane ile birlikte kalenin yapıldığı yazılıdır.              
    
   Kaleden yukarı çıkan merdivenleri çıktığınızda kalenin cafesine ulaşıyorsunuz.
                                                 
              Kaleden şehrin o güzel manzarasını seyrediyorsunuz.

SİNOP CEZAEVİ; 
Sinop‘un son yıllarda simgesi haline gelen Tarihi Sinop Cezaevi 1999 yılında turizm amaçlı,kapılarını Turizm ve Kültür Bakanlığı izni ile açmıştır.Bir çok dizi ve filmlere konu olmuş.Enson <<Parmaklıklar Ardında>>adlı dizi filmin çekildiği.Türk edebiyatının birçok yazarının yattığı,Sebahattin Ali'nin burada yazdığı.<<Dışarıda deli dalgalar<< gelir duvarları yalar<< seni bu sesler oyalar<<aldırma gönül aldırma>>şarkısının bestelendiği.300 demir kapısı, dev gibi gardiyanlarının  olduğu.Sadece1 kişinin kaçmayı başardığı başka kimsenin kaçmayı başaramadığı  söylenen bu yerde, her koğuşunda kimbilir ne öyküler,ne hüzünler gizli.Tuvaleti içinde olan küçücük karanlık hücrelerini,taştan koğuşlarını gezmek bile insanı ürpertiyor. 
                                
                                             

 
Hapishanenin Pala bıyıklarıyla ünlü pala lakaplı eski emekli gardiyanı

MEDRESE;Önceleri medrese olan.Şimdi kültür sanat evi olarak kullanılan,tamamen mermerden yapılmış açık avlusunun ortasında şadırvanıyla otantik bir havaya bürünmüş. Her iki cephesini çevreleyen cafe,çay evi,hediyelik eşya,el işlemeleri dükkanları hatta dokuma yapan tezgahı bile bulunuyor.
                           
                            



AKLİMAN;Sinop ili sınırları içinde Şehir merkezine 9 km.Uzaklıkta muhteşem doğa manzarasına sahip küçük şirin bir köy.Sinop'tan ince buruna en kısa buradan gidildiği söyleniyor.

  
HAMSİLOS KOYU;Şehir merkezine 11 km.uzaklıkta. Ormanın yeşiliyle,denizin mavisinin iç içe geçtiği adeta bir doğa harikası.Merkeze yakınlığından dolayı milli park oluşuyla,Sinop'luların en önemli piknik alanı olmuş.Ayrıca Karadeniz de azınlıktaki koylardan biri olarak fırtınalı havalarda balıkçıların sığınağı olmuş.
İskandinav ülkelerinden Norveç'te rastlanan ve denizin karaya girintiler halinde sokulmasıyla oluşan bu manzaralar. Türkiye'de yalnızca sinop civarlarında rastlandığını biliyor muydunuz?
                               


İNCE BURUN;
Sinop'a yolunuz düşerse.Şehir merkezine 19 km. uzaklıktaki Türkiye'nin en kuzey ucu olan <<İNCE BURUN>> mevkisini mutlaka görün.Giderken üzerinize ceket,mont benzeri kalın birşeyler alın.Müthiş rüzgar var.Arabanızla çeşit çeşit ağaçlarla çevrili ormanın içinden geçerken ayrı bir huzur duyarak ince buruna ulaştığınızda,ilk gördüğünüz şey,muhteşem heybetiyle kartpostal güzelliğindeki deniz feneri oluyor.Yalnızlığı çağrıştıran sessizliği,bozan tek ses dalgaların ve rüzgarın sesi.
                                    


 KARAKUM; Şehir merkezine 2 km.uzaklıkta,Sinop yarımadasını çevreleyen yol üzerindedir.Adını ince simsiyah volkanik kumundan dolayı alan karakum pilajında cafe,restorant,bungalow tipi evler,karavan ve çadır yerleri de bulunmakta.


 

ADA;Sinop'un en yüksek tepesi olan eski Amerikan radarının olduğu bölge.Yükseklik ve daracık kıvrımlı yol gerçekten ürkütücü.Ama yine de cesaretinizi toplayıp adanın etrafında arabanızla turlayın ve o muhteşem manzarayı seyredin.
Adanın etrafını  resimde tepedeki  dar yolda ilerliyerek turluyorsunuz.Bir tarafınız uçurum,diğer tarafınız adeta yemyeşil bir vadi.

 Bizim gençler adrenalin yarışındaydılar adeta

ETNOGRAFYA MÜZESİ; 18. yüzyılın sonu 19.yüzyılın başlarında yapıldığı söylenen konak Kültür bakanlığı tarafından restore edilerek bugün Etnografya müzesi olarak hizmet veriyor.3 katlı konağın zemin katı taştan.Ahşap merdivenlerle çıkılan katlar,konağın tüm duvarları,tabanı,tavanı ahşap.Tüm ahşap duvarlar muazzam el işi motif,bordür desenleriyle süslenmiş.son kata bayıldım.
Eski zamanları anlatan gelin odası,kına gecesi,dede ve kahve pişiren nine figürleriyle bezenmiş odalar.Sizi o yıllara götürüyor adeta.Teknolojinin olmadığı o yıllarda öyle bir konakta yaşamak isterdim,hayalini  kurmamak elde değil.







Yeğenlerin ısrarına rağmen zamanımız yetmediği için gidemediğimiz 28 şelaleden oluşan meşhur Erfelek tatlıca şelalelerini gezmek nasip olmadı.Birde Seyit Bilal hz.Türbesini resimleyemedim. inşallah nasip olursa tekrar Sinop'a gidersek o zaman resimler paylaşırım.
Sizlere mini bir Sinop belgeseli sunmaya çalıştım.Daha yazıcak çok şey var ama,şimdilik bu kadar.
Sevgi ve selamlarımla sağlıcakla kalın...

           Tüm resimlerin üzerlerini tıklayarak büyültebilirsiz.

MAALESEF;
Sinop.Halkının karşı çıkmasına,mitingler düzenlemesine rağmen nükleer santral kurulması tehlikesiyle karşı karşıya.Eğer kurulursa. Bu gördüğünüz güzellikler.Nükleer santralin koruma ve girilmeye yasak alanında kalıcağı söylentisinden dolayı.Sinop bu güzellikleri kaybetme risk'i taşıyor.İnşallah bu güzellikleri kaybetmeyiz.İnşallah bu güzelliklere yazık etmezler.