Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2015 Salı

OKUDUM, BİTTİ... BEN YALNIZIM KALDIRIMLAR GİBİ / YÜCEL BAYAR




YAZAR: Yücel Bayar
YAYINEVİ: Lore Kitap
SAYFA: 164


ARKA KAPAK





KİTAPTAN.....

Her çiçek, ona bakan göze göre ayrı bir şey anlatırmış sevgili.
Beşeri aşktan yananlar onlarda çektikleri ahları görürken ilahi aşkı bulanlar ise onların ibadetle meşgul olduklarını görürlermiş.

Sayfa; 26

Okuyorsam, içlerinde seni bulmak içindir şiirleri.
Ve her birinde ayrı ayrı yaşamak içindir seni.

Sayfa; 70

Merhaba bulut gözlüm.
Nasıl ki bulutlar, doğayı beslemesi için yağmura aracılık ediyorsa,
gözlerin de içindeki duygularınla benim aramda
öyle aracılık ediyor. Bu yüzden bulut özlüm diyorum sana.

Sayfa; 77

"Ellerinde uykuya dalan her mektubum senin bendeki uyanışın oluyor "

Sayfa; 164 




BENCE.....

İnce ince dokunmuş, ilmek ilmek örülmüş bir aşka yazılmış şiirler. Eski Türk Edebiyatı'ndan çok değerli şairlerin mısralarına yer verdiği mektup aralarındaki geçişler ve yer yer anlamlı hikayeler kitabı bir çırpıda okunur kılıyor. Dili akıcı ve okurken bu aşk dolu mektupların size yazılmış olmasını diliyor buluyorsunuz kendinizi.  






KEYİFLİ OKUMALAR



1 Ekim 2011 Cumartesi

AGE 1 KUTLAMASI :))))))))



29 Eylül'de tam bir yıl olmuş blogumu açalı.... Zaman ne çabuk geçiyor.. Kimi zaman sevdiğim, sevebileceğinizi düşündüğüm etkinlikleri paylaştım sizlerle kimi zaman bayramda seyranda gezebildiğim yerlerin güzel fotoğraflarını... Belki çok değildi ama yine de benden birşeylerdi... 
Paylaşmak güzel mutlulukları çoğaltır, hüzünleri ise azaltır... Bloglar sayesinde yüz yüze tanışmadığım ama zaman zaman aynı duyguları paylaştığımız çok güzel blog arkadaşlıklarım oldu Türkiye'nin her yerinden. 
Tavsiyeler aldık, tavsiyelerde bulunduk, önerilerle, eleştirilerle bir anlamda birbirimizi tamamladık ve böyle güzel paylaşımların her zaman devam etmesi dileğiyle diyelim.....
Bir sonbahar şiiri ile yazımı noktalıyorum...




ADIM SONBAHAR


Nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır
oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

Attila İlhan



18 Şubat 2011 Cuma

YAŞAMA DAİR / NAZIM HİKMET





YAŞAMA DAİR // NAZIM HİKMET


yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

1947

2

diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

1948

3

bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.

bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...


1 Ekim 2010 Cuma

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR


Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

ATAOL BEHRAMOĞLU

CANIM OĞLUM ERGİN'İM

Lilypie Fourth Birthday tickers

Special design for Hayat Her Daim Güzel by GeCe