Showing posts with label koton. Show all posts
Showing posts with label koton. Show all posts

Tuesday, October 1, 2013

Karagöl


Ankaralılar olarak mesele su olunca öyle kanaatkar bir tavır sergiliyoruz ki, görseniz gözleriniz dolar sevgili sahil şeridi insanları. 
Bir dolu küvet karşısında bile havaya girebilecek bünyelerimiz mevzu bahis bir göl olunca iyice kafaları buluyor. Bir saat yol gidip, 'kara' bir su birikintisine dünyanın en harika yerlerinden biri muamelesi yapan o iyimser yanaklarımızı şefkatle sıkar, alınlarımıza birer öpücük kondururum.

Tabi Demir'i öyle bir makas, bi minik öpücükle bırakamam. 
Önce kucağıma oturturum, gıdıya sakin bir öpücüğün ardından dişlerimi sıkarak çoraplarını çıkarırım ve akabinde olaylar gelişir^^


Monday, July 29, 2013

Geleneksel genis aile


"Nee anneyle tatil mi?Öyyyk!" ergen tribinden ne çabuk "Annemsiz tatil mi, hayıııırr!" moduna geçtim bilmiyorum. Ama iyi ki geçmişim. Çünkü henüz 3 aylık bile olmamış bebesiyle yerinde duramayan bir yay burcu anayı ancak kendi anası kontrol altında tutup dizginleyebilir. 
O sebeple ilk geleneksel geniş aile tatilimizi yaptık ve bu işten alnımızın akıyla çıktık. Yazıya anneme methiyeler düzerek devam etmek ve bundan sonraki hayatımın tamamında da annemi cebime taşımak istiyorum. Ama her istediğimizi her zaman elde edemiyorduk diye hatırlıyorum. 
Ve ben huzurlarınızdan ayrılırken, Hugh Laurie bu kez benim için söylüyor, You can't always get what you want.


Saçlarımın çirkinliğine anlam veremeyen okuyucuya özel not: Doğum sonrası kel anne sendromunun pençesindeyim. Değil saçlarımı şekillendirmek, taramak bile istemiyorum. Tutam tutam değil avuç avuç döküyorum saçlarımı. Kel kalmazsın korkma demeyin, bir çaresini biliyosanız bi elimden tutun lütfen.


Etek:Koton, Gömlek:Mango, Ayakkabı:Zara, Gözlük:Rayban, Çanta:H&M, Mekan:Balambaka Otel Alaçatı

Thursday, April 4, 2013

Sehpa


İlk fotoğrafta da gözünüze umarsızca soktuğum üzere, göbeğimi&bebeğimi artık bir sehpa olarak kolayca kullanabiliyorum. 
Ve penye maxi elbiselerle, kocamanlığımı uzaydan farkedilir boyuta getirebiliyorum.
Bu aralar çok daha acaip şeyler yapabileceğim rivayet ediliyor ama o kısımlara henüz gelemedik, yaşayınca onları da size anlatıcam, beklemede kalalım lütfen^.^


Elbise:Koton,Gömlek:Mavi

Wednesday, June 27, 2012

Hastasıyım!


Tatile ne kadar hastaysam, nasıl bütün bir yıl o bir(bilemedin iki) haftanın motivasyonuyla çalışıyorsam, tatilden önceki haftadan da o kadar hazetmiyorum. 
Ortalıkta olmadığımız günlerde kokuşmasın diye boşaltılacak bir buzdolabı(ki buzdolabını çoğu zaman erken boşaltıp bütün bir hafta ekmek-peynir yiyoruz:)), yıkanacak çamaşırlar, dolabın karşısında "yahu ben geçen yaz ne giyiyordum" bakışıyla geçen çaresiz dakikalar, çiçekleri(hatta fesleğeni,biberi,domatesi) kime bırakacağız sorunsalı, evi gitmeden mi dönüşte mi temizlesek ikilemi(aslında buna pek ikilem diyemeyiz, genelde temizlik hep dönüşe kalır:)), lens solusyonu,aseton vb akışkan taşınacakların paketlemesi, unutulmayacaklar listesi... 
Bak şimdi yazarken  hoşlanmaya başladım birden bütün bu işlerden. Hep o unutulmayacaklar listesi yüzünden. 
Böyle sevimli, renkli renkli maddeler, en son evden çıkarken hepsinin üzeri çizilmiş o listeye huzurlu ve gururlu bir bakış:)
 Bak gördün mü sevgili okur, döndük dolaştık, yine tatilin "t"sine bile aşık olduğumuzu anladığımız o noktaya vardık. 
Ana fikir herkesin beynine kazındıysa, bence artık dağılalım.


Etek:Terkos Pasajından, Gömlek:Koton, Çanta:Mango

Sunday, June 17, 2012

Sıcak


Hiçbirşey giymek istemediğimiz günlerdeyiz. Ne giysek üzerimize hep fazla hep ağır gelen günler. Sıcaktan, günün farklı saatlerinde farklı odalara taşındığımız, karpuzla akraba olduğumuz günler. 

Daha iki hafta önce "nerde bu yaz" diye söylendiğimizden, şimdi sıcaklara söylenecek yüzümüzün olmadığı günler.

 Aklımıza hep denizi hep tatili düşürdüğünden sevdiğimiz, ortalıkta denizli, havuzlu ve tabi kırmızı ojeli ayaklı fotoğraflar gördükçe açıp eski tatil fotoğraflarımıza baktığımız, umudumuzu&heyecanımızı koruduğumuz günler.

Bizim de ayağımız denize değecek, biz de mezelerle doyup balığı sahildeki kediye vericez.

Görürsünüz.


Atlet(ler)&Kolye&Yüzük&Loafer:H&M, Şort:Hakan Yıldırım for Koton, Çanta:New Look(Londra'dan)

Saturday, February 11, 2012

little dots little red














 Cumartesilere aşığım. İnsanlığın çoğundan daha çok seviyorum tek bir cumartesi gününü. Dünyanın en güzel yemeğini yapıp, ya da en şahane içkisini hazırlayıp adını cumartesi koymak istiyorum. En sevdiğim kokunun adı cumartesi olsun. En güzel filmler cumartesi günü izlensin, en muhteşem konserlere cumartesi gidilsin. 
Ve cumartesiler böyle delice sevildikçe uzasın uzasın hiç bitmesin istiyorum.


Elbise(etek olarak varolmakta):H&M
Kazak:Koton
Kemer:Mudo
Kaban:Zara
Ayakkabı:Nine West(Sezonun sonunda da olsa loaferlarıma kavuştum, sizi de overdoz oxford maduriyetinden kurtardım:))


Thursday, February 9, 2012

boyfriends for clothes








Prenses blogger Maritsa'nın erkek kıyafetleri paylaştığı bir postunda gördüğüm o ekose gömlek, beni zorla ayağa kaldırdı, içeri yürüttü, eşimin dolabını açıp zaten pek bayıldığım bu gömleğini askısı ile alıp benim tarafıma asmama neden oldu.
 Olayın aslı budur. 
 Bence pek makul bir pazar kıyafetidir.
 İtirazı olan varsa, buyursun alsın sazı eline.



Gömlek:Koton(Eşimin)
Yelek:Nike
Botlar:Rubber Duck
Çanta:New Look(Benim için taaa Londra'lardan taşıyan biricik arkadaşıma çok teşekkürler)

Monday, January 30, 2012

3N1ben


Ne düşünüyorum? Şöyle çapraz dursam biraz zayıf görünür müyüm acaba? Nereye gidiyorum? Bir arkadaşımın kına gecesine(kına gündüzü ya da). Ne giyiyorum? Onsuz kaldığım yılların acısını çıkarır ve kendisini üniformam ilan edercesine düz siyah kazak, annemin söz verip verip yapmadığı ama kotonda bir tshirte bitişik olarak bulduğum hem inci hem bebe olmak suretiyle duble şirin yakam, dolabımın demir başı yeşil eteğim.