Showing posts with label ODTÜ yeşili. Show all posts
Showing posts with label ODTÜ yeşili. Show all posts

Sunday, November 3, 2013

Battaniye


Umarım kurumuş yaprakların üzerine yatıp, gökyüzünü izleme işini gelecek sonbahara bırakmamışsınızdır. 
Çünkü bir sonbaharda yapılacak en önemli şey budur. 
Yerküre sıcak renklerde bir battaniye örtünmüştür ve bu sıcaklığı kucaklamak şarttır.

Wednesday, October 30, 2013

Sonbahar


Demir çimlere uzanıp hışırdayan yaprakların sesini büyülenmişçesine dinlediğinden mi, sonbaharın tüm renklerine çılgınca heyecanlanıp bütün tabiatı kucaklamak istediğinden mi bilmem bu sonbahar benim de gözüme bir başka güzel görünüyor.
 Benim için bir klişe daha hayat buluyor ve dünyaya minik oğlumun gözünden bakınca renklerin daha parlak, seslerin daha melodik olduğunu farkediyorum. 
Küçük sevgilimden öğrenecek daha ne çok şeyim var.

Monday, August 26, 2013

Başgan.


Çılgın empati yeteneğimle bazen seri katilleri bile anlamayı başarabiliyorum da, Ankara büyükşehir belediye başkanının kafasının yakınına bile yaklaşamıyorum. Ankara'da şehir merkezindeki tek gerçek ormanın bulunduğu ODTÜ arazisiyle sıkıntısını bir türlü halledemeyeşi benim için hala büyük bir muamma. 

ODTÜ arazisinden yol geçirmenin belediyecilikle ilgili tek bir haklı sebebi olmamalı. ODTÜ'den yol geçince kansere çare bulunuyorsa ancak ODTÜ'den yol geçmeli. Gerekiyorsa trafik rahatlamasın, daha az araba alalım, daha az arabaya binelim, dizimizi kırıp evimizde oturalım ama 8 şeritli yol yerine elimizde yolla bölünmemiş bir tek gerçek yeşil arazi kalsın. Ankara bozkırında neden yaşıyoruz diye bunalıma girdiğimizde koşup ODTÜ'ye biraz çam kokusu alıp, bir tilki görüp, bir tavşan kovalayıp, ay ne güzel kirpi, ay ne kocaman kaplumbağa nidaları eşliğinde yaşadığımıza şükredelim. 

ODTÜ olmasa Ankara'da bizi ne tutardı bilmiyorum, bebek arabalarımızı alıp belediyenin fıskiyeleri kırık bahçesinde kafamızda hunilerle kendi etrafımızda dönüp duruduk heralde. Başkan bize küserdi, biz bir tur daha dönerdik.

Bunları konuştukça, bunları yaşadıkça her şeyin ağaçtan, yeşilden daha önemli olduğu bir memlekette, Kemal Kurdaş'ın ve Ankara bozkırını kocaman bir ormana dönüştüren bütün diğer değerli insanların ne büyük bir mucize gerçekleştirdiğini daha iyi anlıyorum. 

Emeğinizde katkımız yok, umarım en azından korumayı ve kurtarmayı başarırız.