Anne-kız evdeyiz iki gündür.Erva suçiçeği geçiriyor.Bu durumdan hiç de hoşnut değil normal olarak. Evde durmak zorunda olmaktan da keza. Dünden beri okula gitmek için ağlıyor. Maşaallah okulunu, öğretmenini, arkadaşlarını çok seviyor, özlüyor.Üstelik bugün beraber tiyatroya gideceklerdi.Gidemeyeceği için ekstra üzüldü.Ama yapacak bir şey yok.Hastalığını arkadaşlarına bulaştırmamak için okula gidemiceğini anlatıp duruyorum sürekli...
Ateşle beraber vucudunda kabarcıklar oluşmaya başlayınca dün doktora götürmüştüm.(Doktor demişken çocuklarla konuşmayan, ilgi ve sevgi göstermeyen, en azından yüzünde en ufak bir mimiği dahi olmayan insanlar neden çocuk doktoru olurlar anlamıyorum. Erva'yı her zaman götürdüğüm doktoru çok yoğun olunca hastanedeki diğer doktora götürdüm mecburen.Ama sayesinde kızımda yine doktor fobisi baş gösterdi!)Her neyse doktor suçiçeği teşhisi koydu, lakin kızım bir türlü kabullenemedi bu durumu!:) Su çiçeği değilim ben, sadece kırmızı benekler çıktı,ellerimde yok ayaklarımda yok okula gidebilirim diye beni ikna etmeye çalışıyor hala :)
Evde durmak neyse de arkadaşsız kalmak Erva'ya göre hiç değil.Şu durumda ne komşu arkadaşıyla ne de kuzenleriyle görüşememesi de çok canını sıkıyor.Ne zaman geçicek hastalığım diye söylenip duruyor...
Dün yine iyiydi, az da olsa keyfi yerindeydi. Bugün hepten kötü. Vucudunda da yaraları arttı.Az önce uyudu,uyurken sırtım çok acıyo yaralarımın üstüne yatamıyorum deyince içim çok acıdı:( onun acısını ben çekseydim keşke...Ama Allah beterlerinden korusun, Rabbim daha ağır hastalara acil şifalar versin inşaallah...
Yaptığı faaliyetleri, resimleri bize göstermek,hediye etmekten çok hoşlanıyor.Bir de evde sergilemek...Bu aleti ikeadan aldım, çok işimize yaradı.Her yaptığı resmi asacak yer aramaktan kurtardı beni...