Lilypie Kids Birthday tickers
Lilypie Pregnancy tickers

23 Aralık 2010 Perşembe

Su Çiçeği

Anne-kız evdeyiz iki gündür.Erva suçiçeği geçiriyor.Bu durumdan hiç de hoşnut değil normal olarak. Evde durmak zorunda olmaktan da keza. Dünden beri okula gitmek için ağlıyor. Maşaallah okulunu, öğretmenini, arkadaşlarını çok seviyor, özlüyor.Üstelik bugün beraber tiyatroya gideceklerdi.Gidemeyeceği için ekstra üzüldü.Ama yapacak bir şey yok.Hastalığını arkadaşlarına bulaştırmamak için okula gidemiceğini anlatıp duruyorum sürekli...
Ateşle beraber vucudunda kabarcıklar oluşmaya başlayınca dün doktora götürmüştüm.(Doktor demişken çocuklarla konuşmayan, ilgi ve sevgi göstermeyen, en azından yüzünde en ufak bir mimiği dahi olmayan insanlar neden çocuk doktoru olurlar anlamıyorum. Erva'yı her zaman götürdüğüm doktoru çok yoğun olunca hastanedeki diğer doktora götürdüm mecburen.Ama sayesinde kızımda yine doktor fobisi baş gösterdi!)

Her neyse doktor suçiçeği teşhisi koydu, lakin kızım bir türlü kabullenemedi bu durumu!:) Su çiçeği değilim ben, sadece kırmızı benekler çıktı,ellerimde yok ayaklarımda yok okula gidebilirim diye beni ikna etmeye çalışıyor hala :)

Evde durmak neyse de arkadaşsız kalmak Erva'ya göre hiç değil.Şu durumda ne komşu arkadaşıyla ne de kuzenleriyle görüşememesi de çok canını sıkıyor.Ne zaman geçicek hastalığım diye söylenip duruyor...


Dün yine iyiydi, az da olsa keyfi yerindeydi. Bugün hepten kötü. Vucudunda da yaraları arttı.Az önce uyudu,uyurken sırtım çok acıyo yaralarımın üstüne yatamıyorum deyince içim çok acıdı:( onun acısını ben çekseydim keşke...Ama Allah beterlerinden korusun, Rabbim daha ağır hastalara acil şifalar versin inşaallah...

Yaptığı faaliyetleri, resimleri bize göstermek,hediye etmekten çok hoşlanıyor.Bir de evde sergilemek...Bu aleti ikeadan aldım, çok işimize yaradı.Her yaptığı resmi asacak yer aramaktan kurtardı beni...

21 Kasım 2010 Pazar

Bayram

Nerden başlasam nasıl yazsam diye düşünüyorum.İnsan ara verdikçe, blog yazmayı da unutuyor :) Eskiden sayfama hergün bakarken,artık günlerce blog sayfamı açmayı unuttuğumu farkettim.Artık çevrenin baskısına dayanamayarak karalayayım birşeyler buraya dedim.İnşaallah yazdıkça yazasım gelir.Bu yazının da buna bir vesile olmasını ümid ediyorum :)

Bir bayramı daha geride bıraktık.Rabbim nice bayramlara kavuşmayı nasip etsin...
Küçük hanım artık herşeyin farkında..Gerek bizden, gerekse okulundan bayramların anlamını ve önemini öğrendi.Gerçi Kurban bayramının anlamını henüz tam kavramış değil, ama neyseki bu sefer beni zor sorularıyla terletmedi :)

Hayvanlara fazlasıyla ilgisi ve sevgisi olan kızımı arefe günü bir mezbahaya götürdüm.Evimizin yakınında kurulan mezbahanın her önünden geçişimizde gidelim diye tutturuyordu.Kokulara fazlasıyla duyarlı Erva burada hiç rahatsızlık hissetmedi, şaşırdım :) Uzunca bir süre kalmak istedi hatta burada, çokça inceledi inekleri,koçları...

Bayramın ilk günü aynı zamanda yeğenim Emre'nin de doğumgünüydü.Annemlerde tüm aile kutladık Emremizin yeni yaşını.Erva kendi doğumgünüymüş gibi çok heyecanlı ve mutluydu :)Günler öncesinden Emre için kendi çapında süprizler hazırlamaya başladı...


Bayramın ilk gününü annemlerde geçirdikten sonra ikinci günü Bursa'ya akrabalarımızı ziyarete gittik.Buradaki ziyaretlerimizi de bir günde bitirdikten sonra ertesi gün Bursa'yı gezmeye çıktık.Bursa'ya çok gideriz.Ama genelde akraba ziyaretleriyle geçtiği için uzunca bir süredir bu şehri gezememiştik.

İlk durağımız Hayvanat bahçesi oldu.Daha önce Darıca'dakine gitmiştik,fakat burası daha temiz,daha bakımlı...Erva da çok memnun kaldı,ayrılmak istemedi...


Daha sonra Cumalıkızık'a gittik.Görünüş olarak daha önce gittiğimiz Beypazarı'nı biraz andırıyor.Ama sokaklar daha dar, daha küçük,tarihi şirince bir köy burası...
Müzelere meraklı olan Erva buradaki Etnoğrafya müzesini de epey inceledi "eski insanların eşyaları"nı :)Bu arada hala İstanbul'da bir müzeye götüremek de nasip olmadı... İlk fırsatta inş...

24 Ekim 2010 Pazar

İlk defa...

Dün gece ilk defa kızımdan ayrı kaldım.Akşam annemlerden dönünce gelmek istemedi benimle,"sen git,ben gelmicem burada kalcam" dedi şaşırdım :)Oysaki bırakıp kısa süreli biyere gidince bile bazen benden ayrılmak istemez,sorun çıkarır.Teyzesi ve kuzenleri de orada olunca daha cazip geldi orada kalmak...Aslında ben alışması için bazen kalmasını istiyordum,ama ne zaman bu konuyu açsam "hayır"diyerek kesin bir dille reddediyordu.Bu sefer ilk defa ben teklif etmeden o kalmak istedi.Büyüyor kızım...

Şimdiden çok özledim...Resimlerine bakıp bakıp duruyorum,dün akşam babasıyla hep Erva dan bahsettik.Onu ne kadar çok sevdiğimizi bir kez daha anladık.Evde eksikliği çok belli, ev sessiz durgun ve derli toplu :)Rabbim eksikliğini göstermesin yavrumun...

27 Eylül 2010 Pazartesi

Uzun aradan sonra yeniden...

Artık 1 ayımı doldurmadan yazmıyorum ya maşaallah bana:)Her yazışımda da aynı cümleyi kuruyorum yine uzattım arayı diye :)Aslında her gün olmasa da her hafta kısa da olsa kızımın günlüğüne birşeyler karalamak isterdim,ama artık blog yazmaktaki eski şevkim pek yok,ya da eskisi kadar boş vaktim de yok sanırım biraz da bu yüzden..Bayram geldi geçti,yazamadım,okullar açıldı yazamadım...Gerçi okulların açılması Erva'da pek bir değişiklik yaratmadı,zaten yazın yaz okuluna gitmişti.Ama değişikliğin farkında yine de.Bu sene 5 yaş grubu...Biz kocaman olduk 5 yaş grubuyuz artık diyor:)

Resimlere göz atarken bayramdan birkaç gün sonra ablamlarla gittiğimiz pikniğe ait bir resim de koyayım dedim,ilerisi için hatıra kalsın..

Erva kuzenlerine bayılıyor.Onlarla olmaktan büyük keyif alıyor,eskisi gibi artık kavga-dövüş-çekişmeleri de yok maşaallah..Beraberken çok güzel vakit geçiriyorlar...

Dün ise Beypazarı'na gitmiştik .Gerçekten de çok keyif aldığımız bir gezi oldu.Tarihi ahşap konakları,arnavut kaldırımlı şirin sokakları,müzeleri,leziz yemekleri,el sanatları ve sıcacık güleryüzlü insanlarıyla çok beğendik bu ilçeyi.Erva da pek keyifliydi bütün gün.Yolun biraz uzun olmasına rağmen çok da problem çıkarmadı şükür.



Müzeleri ilk defa gördü ve çok ilgisini çekti."Eski insanlar burda napmışlar,bunu nasıl kullanmışlar?"gibi sorular sorarak merakını gidermeye çalıştı:)Müze zengini İstanbul'da oturmamıza rağmen, henüz götürmemiştik müzelere Erva'yı.Artık ilk fırsatta bir tarihi gezi planı yapabiliriz :)

26 Ağustos 2010 Perşembe

Süslü

Bu kız annesine hiç benzememiş...Az önce ben salonda otururken, odasında oynadığını zannettiğim kızım  birden bana süpriz yapıp kokoş bir halde yanıma geldi :) Sessiz sessiz giyinip,süslenip bana süpriz yapmak istemiş.Bir de üstüne üstlük normalde resim çekilmekten pek de hoşlanmayan küçük hanım,"hadi anne resmimi çek "dedi,şaşırdım :) Bu fırsatı kaçırmadım elbette :)


Güzel giyinmeyi çok seviyor.Her sabah okula giderken ne giyeceğinin hesabını yapıyor,rengine uygun toka olmazsa takmıyor,etek giymeye bayılıyor,pantalonu hiç sevmiyor.Takmayı,takıştırmayı çok seviyor,kolye,bilezik,yüzük hastası.Ah bir de küpe istiyor ne zamandır,deldiremedik henüz kulaklarını...Kıyafetlerinde mutlaka çiçek,kelebek ya da herhangi bir yerinde bir süs bulanacak,süssüz sade kıyafetlerden pek hoşlanmıyor :)

Bir günde iki post...yazacak malzeme çıktı akşam akşam :)

"Deneme"

Yu.mur.cak tv de Arka Bahçede Bilim adlı bir porgram var.Daha çok ilköğretim çağındaki çocuklara hitap eden,çocukların zevkle deney yaptığını gösteren hoş bir program.Bir gün bu program tv de açıkken Erva'nın pür dikkat bu programı izlediği gördüm.Belli ki çok hoşuna gitmiş ve zevkle izliyordu.Daha sonra kendi kendine hem orda gördüğü deneyleri aklında kaldığı şekilde ya da kendi ürettiği adına "deneme"dediği ilginç buluş! larıyla "deneme"lerini yapmaya devam etti."Deneme"deney manasına geliyor Erva'nın söyleyişiyle,ama biz ona her ne kadar deney diye öğretsek de o "deneme"demekte ısrarlı.Sanırım henüz yaptıkları "deney"statüsünde olmadığı için "deneme"diyor olabilir :))
Bu programı hiç kaçırmıyor artık ve başlayınca dikkatle izliyor yapılanları..
Madem deneylere bu kadar merakı var,ozaman biz de yaşına uygun deney kitabı alalım da evde de zevkle öğrensin deneyleri dedik.

İyi ki de almışız.Erva kitaplarını çok seviyor.Her gün yapmak istiyor,ama bazen malzeme sıkıntısı yaşıyoruz,ama gel de bunu minik hanıma anlat!:) Yine de eğlenceli geçiyor...


Erva'nın yeni saçları :) Kendisi yeni halini pek beğenmedi ama mecbur kaldım maalesef kestirmeye.Zira artık ne fırça,ne tarak girebiliyordu düğüm saçlarına..Uzar inş.yine kökü bizde ne de olsa:) Uzunken kıvırcık kıvırcık olan saç, kestirdikten sonra dümdüz durmaya başladı :)

10 Ağustos 2010 Salı

Karadeniz

Hayat gerçekten de süprizlerle dolu...Hiç hesapta yokken keşke Karadeniz turuna çıksak diye içimden geçirdiğim bir günün akşamında birden Karadeniz'e davet edildim :)

Çok uzun zamandır Türkiye'de bir ilini dahi görmediğim tek bölge olan Karadeniz'i görmek istiyordum,ama bir türlü nasip olmamıştı.Önceki hafta yine böyle bir isteği içimden geçirmiştim.O akşam tatil için memleketi Ordu Ünye'de olan arkadaşım Esra ile messenger de konuşurken, bu dileğimi ona dile getirmeden sanki içimi okumuş gibi,evlerinin çok müsait olduğunu, gelirsem beraber Karadeniz gezisine çıkabileceğimizi beni gezdirebileceğini falan söyledi.Şaşırdım gerçekten de...İçimden geçirdiğim duamın bu kadar çabuk kabul olabileceğini düşünememiştim açıkçası :)

Bu fırsat kaçmaz deyip eşimden de onay alınca birden kendimizi Karadeniz'de bulduk :)

Gelelim yolculuğumuza...

Erva çok heyecanlıydı uçağa bineceği için.Bu sene Antalya'ya arabayla gittiğimizde epeyce söylenmişti bize niye uçakla gitmiyoruz diye,onun da bu isteği gerçekleşmiş oldu :)


Daha önce dört kere uçağa binmişti ama bu sefer ki sorularını gerçekten abarttı!!Bir insan hiç durmadan uçakla ilgili ne kadar soru türetebilir Allah aşkına!:) Kendimi düşünüyorum uçak kelimesinden sanırım sınırlı sayıda aklıma ardarda soru gelir :)

Önceki yolculuklarımızda babası da yanımızda olduğundan en azından cevapları paylaşıyorduk ve daha az ağrıyordu başım!Bu sefer bir başıma yol boyunca cevap vermekten,yeter artık demekten başıma ve çeneme ağrılar girdi!

-Uçağı kim kullanıyor(cevabını bildiği halde soruyor)
-Pilot nerede oturuyor?
-Uçağı nasıl kullanıyor?
-Uçak nasıl havalanıyor?
-Hostesler neden aynı giyinmiş?

Bunlar aklımda kalan Erva'nın soruların sadece bir kaçı...Aslında elbette ki soru soracak,öğrenecek...Ama durmadan sorması,gerekli gereksiz tüm soruları sorması,bazen benim de cevabını bilmediğim uçağın yapısıyla ilgili teknik konularda dahi soru sorması,"bilmiyorum"yanıtından hoşlanmaması,yolculuk esnasında sürekli cevap düşünmek beni biraz çileden çıkarttı!:)

Neyse sağ salim Samsun'a oradan Ordu Ünye'ye vardık.Geldiğimiz günün ertesi günü Karadeniz şehirlerini gezmeye başladık.Sırayla Ordu,Giresun,Trabzon...Gerçekten de hepsi birbirinden güzel şehirlerdi...


Tam anlamıyla bir tur olamadı aslında...Gerek hava şartlarının çok iyi gitmemesi,gerek kalacağımız günlerin sınırlı olması,gerekse üç çocukla gezinin çok da kolay olmaması nedeniyle tarihi ve turistik bir çok yeri göremedik haliyle...Yine de gezdiğim,gördüğüm her yere hayran kaldım...
Trabzondayken Sümela manastırına çıkmaya niyetlendik ama olmadı:( Gidenler bilir dağın tepesine doğru dik yamacında bir yer..Yürüme mesafesi 40 dakika..Araba yolu da var denilince arabayla çıkalım dedik.Ama yol çok dar ve dik,yerler kaygan olunca vazgeçtik arabayla çıkmaktan...Yürümeyle de dik yolu çıkmak çocuklarla zor olur diye maalesef gidemedik.Aşağıdan bakmakla yetindik :)


Erva hanım arkadaşı ve adaşı Erva ile olmaktan çok mutluydu.Beraber dolu dolu geçirdiler vakitlerini.Arabada bile yol boyunca kendi kendilerine oynadılar,hiç sıkılmadılar...

Her gittiğimiz yerde harıl harıl "ders"çalıştılar :)

13 Temmuz 2010 Salı

Turkuazoo

Geçtiğimiz pazar meşhur akvaryum Turkuazoo daydık.Bizim için çok keyifli bi gezi oldu.Tabii Erva için de.Su altı dünyasını evdeki akvaryumuzda bulunan on adet balık ve bir adet su kaplumbağasından ibaret sanan miniğim, burada binlerce çeşit canlıyı birarada görünce hayrete düştü.Dikkatlice ve merakla izledi onları...
Gerçi hakkını yemeyeyim;daha gitmeden birkaç gün önce aldığımız Meraklı Minik dergisinin bu ay ki konusu da sualtı dünyası.Dergi sayesinde yine biraz haberdar olmuştu bu çeşitlilikten :)
Turkuazoo'dan sonra İstanbul Forum'daki çocuk faaliyet alanında epey bir oyalandı.Kendine verilen tişörte kendine özgü resim çizdi ,üzerine giyip zoraki fotoğraf çekildi:)

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Tatil


Bir ayı geçmiş yazmayalı...
Önceden günü kaçırmak istemezdim,şimdi ise ayı kaçırmayayım diyorum,en azından her ay bir post yazsam yine iyi...İnşaallah blog yazmamdaki bu gevşekliğim daha fazla ilerlemez :)

Geçen hafta Antalya'da tatildeydik.Ardından sırayla Bursa ve İzmit'e uğrayıp akrabalarımızı ziyaret ettik.Erva herzamanki gibi tatil ve akraba ziyaretleriyle dolu geçen on günden pek bir memnun kaldı.Eve hiç dönmek istemedi...

Tatile gitmeden de günler öncesinden sormaya başlamıştı, diğer onu heyecanlandıran doğumgünü,gösteriler ve benzeri günler gibi...Her uyandığında kaç gün kaldı diye sormadan yataktan kalkmıyordu :)

Gelelim küçük hanımın sabırsızlıkla beklediği tatilimize...

Gerçekten de Erva'nın beklediğine değdi,herşey çok güzel geçti şükür.Dolu dolu geçirdi günlerini...

Plajda;kumların içine battı çıktı,boy boy kumdan kaleler yaptı...

Şezlongda dinlenip meyvesularını hüpletti
Hergün sahneye çıkıp dans bol bol dans etti :)


Biraz zor olsa da annesine güzel pozlar verdi :)

Deveye binip Antalya sokaklarını turladı...
Düden şelalesinin muhteşem manzarasını hayranlıkla seyretti...

3 Haziran 2010 Perşembe

Yıl sonu gösterisi

Zaman ne çabuk geçiyor!! Kızım ne çabuk büyüdü de okula başladı derken, bir de bakmışım ki yıl sonu gelmiş de benim miniğim sahneye çıkmış,bizlere gösterilerini sunuyor!

Onu izlerken sürekli bu aklımdaydı.Hatta bir ara daha da ileri gidip ben ne çabuk büyüdüm de anne oldum,kızımın gösterisine gelir oldum,daha dün gibiydi kardeşimin gösterisine gitmiştik,ama aradan 7 koca yıl geçmiş,zaman çok çok hızlı geçip gidiyor farkına varmadan diye diye düşüncelere daldım gittim !!:)

Gelelim merakla beklediğimiz,Erva'nın ser verip sır vermediği,neler yapcaksınız diye sorduğumda kısa cevaplarla geçiştirdiği, ama heyecanını gizleyemediği,sabırsızlıkla beklediği gösterisine...

Herşey çok güzeldi..Çocuklar gösterilerini hatasız bir şekilde sergilemeye çalıştılar..Ervam da büyük bir titizlikle,gösterilerindeki hareketlerinde olsun,korodaki söylediği şarkılarda olsun, hiç şaşırmamaya gayret gösterdi...

"Halka oyunu" :)

Son anda öğretmeni söyleyene kadar, Erva'nın sadece ismini söyleyerek geçiştirdiği "halka oyunu"nun bildiğimiz halkoyunu-folklör olduğu aklıma gelmemişti.Meğerse halkoyunu oynayacaklarmış :)


Minik kelebeğim...



16 Mayıs 2010 Pazar

4.doğumgünü

Erva'nın son zamanlarda istisnasız her gün yılmadan "kaç gün kaldı?"diye sorduğu,heyecanla beklediği doğumgününü nihayet dün kutlayabildik...

Çok şükür herşey çok güzel geçti.Ervam çok ama çok mutluydu.Hem arkadaşlarıyla beraber olmaktan,hem konseptin şimdilerde en sevdiği karakter olan "minnie"olmasından,hem istediği kıyafeti giyebilmesinden,hem çok beğendiği hediyelere boğulmasından,hem arkadaşlarıyla beraber oyunlar oynamasından...Kısacası gün Erva'nın ve arkadaşlarının günüydü.Biz sadece onlara hizmet edip, izledik onların mutlu hallerini...

Konsept Minnie 'di,ama kıyafeti Cindrella oldu.Arkadaşı kendi kostümünü vermeyi teklif edince -mavi olduğu halde- bizimki tabii ki hemen kabul etti "piyenses"olmak için:)normalde mavi ona göre erkek rengi ve kesinlikle mavi bir kıyafet giydiremem :) ama "piyenses"kıyafetini çok severek giydi...
Bu doğumgünü biraz daha parti havasında geçti:) Pinata'yı ilk Calliou'da görmüştüm,daha sonra kızımın adaşı arkadaşı Erva'nın doğumgününde görünce çok hoşuma gitmişti bu oyun.Biraz araştırma yapıp biz de bir deneyelim diyerek kendi ellerimle çakma bir pinata hazırladım :)Çocuklar gözleri bağlı bir şekilde pinata kutusuna vurup yırtarak, içindeki şekerlemeleri dökmeye çalıştılar.Biraz zor olsa da başardılar ve kapış kapış yere dökülen şekerlemeleri toplamaya çalıştılar..Çok eğlendiler :)

İkinci oyunumuz da Minnie'nin oyunuydu.Çocuklar,ellerine verdiğimiz çiçek sticker ları minnie nin üzerindeki çiçek resminin üzerine yapiştırmaya çalıştılar.Tabii ki yine gözleri bağlı bir şekilde...Tam isabet ettiren olmadı,ama yakınına yapıştıran kazandı.Bu oyunda da çok eğlendi yavrular,tekrar tekrar denemek istediler:)
Velhasılı eğlenceli saatler geçirdik.Erva şimdiden seneye ki doğumgünü planlarını yapmaya başladı bile :)Rabbim daha nice güzel yaşgünleri görmeyi nasip etsin...

11 Mayıs 2010 Salı

4!

Bugün tam 4 yıl oldu dünyaya geleli.İyi ki doğdun yavrum.Seni çok seviyoruz...

2 Mayıs 2010 Pazar

kısa kollu


Kış mevsiminden beri kısa kollu giymek için tutturan,son zamanlarda ise bu isteği deyim yerindeyse tavan yapan,her okula gidişinde kısa kollu giymek istiyorum diye mızmızlık eden Erva,nihayet bugün muradına erdi :) Ne zamandır sıcak,kısa kollu tişört ile dışarı çıkılabilecek bir hava bekliyorduk.Nihayet bugün güneş iyice kendini gösterip ısıttı bizleri..
Çok büyük birşeymiş gibi Erva bu duruma çok sevindi tabii,kısa kollu tişörtüyle bugünün keyfini bisiklet sürerek çıkardı :)

Normalde odanı toplamalısın dediğim zaman çoğunlukla "ama çok yorgunum"diye bahane uydurup toplamaktan kaçan kızım,bugün hiç yorulmak bilmeden saatlerce bisikletini sürdü! :)

Birşeye taktı mı takıyor gerçekten.Sürekli etek giymek de bu aralar takıntısı.Mesela bugün üzerindeki pantolonunu da çok zor giydirdim.Rahat bisiklet sürsün diye pantalon giydirmek bir eziyete dönüştü sabah sabah benim için.Bir de zaten hali hazırda temiz bir eteği yoktu.Ama gel de bunu küçük hanıma anlat!kriz...,kriz...!
Neyseki ben galip çıktım :)
Erva'nın sendromları hiç bitmiyecek galiba!:( Şimdi de dört yaş sendromu kapımızı çalıyor.!"Terrible two" gibi henüz lügata girdi mi bilmem ama girmediyese de Erva ile girecek sanırsam bu dört yaş sendromu:)

Daha iki yaşlarındayken duymuştum bir bakıcıdan.Şimdi bilerek yapmıyorlar,ama dört yaşında daha bilinçli yapıyorlar bu krizleri,o daha zor oluyor demişti o zamanlar..Teyze haklı çıktı galiba,inadım inat diye tutturması beni bazen çileden çıkartabiliyor...!

20 Nisan 2010 Salı

Sahne


Miniğim her tiyatroya gidişimizde "ama ben de saheye çıkmak istiyorum"diye tuttururdu.Özellikle gittiğimiz bir oyunda oyuncuların önde oturan birkaç çocuğu sahneye alıp,onları da oyunlarına dahil etmelerinden sonra bu isteği daha da artmıştı.O gün çok üzülmüştü keşke beni de alsalardı diye..

Nihayet bu isteği gerçekleşti..Günlerdir bu günü bekliyordu miniğim.Ve en sonunda çıkabildi çok istediği sahneye...
Kutlu doğum sebebiyle okuldaki ahlaki eğitim dersinde öğrendiklerini gösteriye sundular bizlere yavrular..Hepsi birbirinden heyecanlıydı.Hepsi de henüz ilk defa gösteriye çıktıkları için heyecanları görülmeye değerdi.Ağlayanlar,gösterisini sunmak istemeyenler,bildiğini unutanlar,sahneye çıktığı anda annesini babasını görüp şaşkınca çığlık atanlar...:)

Benim yavrum da hiç şaşırmadan bildiklerini sundu.Ama sahnede hep bizi aradı gözleri.Görür görmez de yaptığı sevinç çığlığı en arkadan bile duyulmuştur belki de:)"anneeeeeeee,babaaaa buradasınızz!!Ebru da burda, Emre de gelmişş...!":)

Uyku duası rondunda pijamalarını giyip sahneye çıktılar...

Çok güzel bir geceydi.Sırada daha yıl sonu gösterisi de var ve bunun için daha da heyecanlı :)İleride tiyatrocu mu olur bilinmez,ama sahneye çıkmayı şimdiden çok sevdi:)

4 Nisan 2010 Pazar

Bugün Mihrabat'ta

Güneşli bir pazar sabahı Mihrabat korusundaydık.Bahar artık iyice kendini göstermeye başladı..Güneşe hasret günlerin ardından,baharın gelmesiyle kendini gösteren güneş içimi kıpır kıpır ediyor,pozitif enerjiyle dolu oluyorum.Bu mevsim beni çok mutlu ediyor gerçekten de..
Ama güzel günler çok da hızlı geçiyor.Mart bitti bile,Nisana girdik hemen,bir de bakmışız ki Nisan da bitiyor.Zaman çok hızlı geçip gidiyor...!
Zaman geçiyor derken, Erva'nın bu dünyadaki dördüncü yılının bitmesine de bir ay kaldı!Baharın gelmesiyle bir yandan mutlu olurken,bir yandan da hüzünleniyorum aslında,daha yeniydi sanki bebeğimi ilk kollarıma alışım,ilk emzirişim...Ne çabuk büyüdü benim minik bebeğim,inanamamıyorum!

Baharla beraber bizim kelebeğimiz de çıktı meydanlara:)Bu kanatları ilk arkadaşında görmüştü ve çok sevmişti.Ona da aldığımızdan beri her dışarı çıkışımızda kanatlarıyla beraber çıkmak istiyor.Bir de antenleri de var tabii.Antensiz kelebek olmazmış diye,tacını da takmayı asla ihmal etmiyor!:)

Etrafta bir çiçek görsün hemen koparmaya yelteniyor.Ama genelde iki tane ile yetiniyor,fazlasında gözü yok:)Biri benim,diğeri öğretmeni içinmiş...