blog yazısı okudum bugün. hem sabahtan tüm hıdırellez adetlerine de göz attım. bir de sır: hayatımda hiç hıdırellez dileği dilemedim bugüne dek. ama twitter'dan mı ne, bana da bulaştı dilek heyecanı.
okudum dedim ya, mesela şunu buldum, kısa boylu çocukların oklavayla kafasına vurursanız bugün, boyları uzarmış sene içinde:))) tutmayın beni bugün. ayrıca en bilinen adetin de gül ağacına bağlanan dilek resimleri olduğunu öğrendim. çizerim çizmesine, bağlarım bağlamasına da (gül bahçeli bir ofisten yazıyorum zira şu an), gün doğmadan kağıdın alınması gerekiyormuş ki onu yapamam.
bir arkadaş şimdi, en iyisi bu gece ofiste kalalım dedi çare olarak.
ha bir de aslında denize atılmalıymış o kağıtlar ki onu da yapamayız, mudanya yarım saat uzaklıkta.
eh, bunlar olmadı.... bir de tüm gün açık kalan kapılar pencereler sene boyu bolluk getirirmiş. hanedeki her kişi için ekilen yedi fasulye ya da nohut da bolluk demekmiş. en güzeli şu: bugün tüm günü kırlarda koşup oynayarak geçirirseniz kışınız ferah geçermiş.
ben bugün çimenli bir yerde, sırtımı güneşe verip canım arkadaşımla leziz bir öğle yemeği yedim. bunu kırlarda koşmak olarak adlediyorum:)
ha bir de yine de çizeceğim dileklerimi. ve hatta ilk hıdırellez dileğim olacağı için daha bir neşeyle yapacağım sanırım bunu. siz neler yapacaksınız?