23 Eylül 2013 Pazartesi
İlkokul Anıları...
Okulun ilk bir kaç gününden sonra aktardıkların şunlar oldu: "Dersler var, teneffüsler var. Teneffüsler çok kısa ama istediğimiz kadar koşabiliyoruz."
20 Eylül 2013 Cuma
6 yaş aktiviteleri..
Bu sene yüzme kursuna başladın. Okulun yüzme takımının antrenörü çalıştırıyor haftada bir gün. Sıcak bir iklimde gidilebilecek en uygun kurs sanırım bu oldu. Bale ve yüzme arasında bir tercih yapmanı istedik bu sene ve sen her ikisine birden gitmek istedin, bunu bir iki hafta denedik ve gerçekten de çok yorulduğunu gördük. Tercih tekrar gündeme geldi, yüzmeyi tercih ettin tahmin ettiğimiz üzere.
16 Eylül 2013 Pazartesi
İlkokul 1...
Bakalım bizi neler bekliyor, çok hevesli gittin. Yüzünde bir "büyüdüm ben artık" havası, fazlaca emin kendinden, artık anaokullu değil koskoca ilkokullu. Oysa okulun en çömezisiniz be yavrum.
30 Temmuz 2013 Salı
Bademcik ve geniz eti ameliyatın...
Bu ameliyata dair bir sürü bilgi var sanal ortamda, detayına oradan bakarsın merak edersen, bu ameliyata ilişkin bilgiç annelik bilgileri de veremeyeceğim. Sadece duygusal bir takım cümleler kurabilirim. Ben çok korktum. Baban benden daha çok korktu. Bu ameliyatı 3 yaşından beri erteliyoruz, korktuğumuz için. Ama artık her kış hastalıktan telef olmanı, rahat uyuyamamaktan kaynaklı büyüme bozukluğu ve hatta çene yapının bozulma ihtimalini göze alamadık. Ameliyatın 02.Temmuz tarihinde devlet hastanesinde, babanın da tanıdığı iyi bir doktor tarafından yapıldı. Baban ameliyatına girmedi, onun yerine bölümden arkadaşları girdiler. Ben seni odada bekledim, facebook instagram vesaire dikkatimi dağıttım. Sonra baban seni getirdi, odaya geldiğinden sonraki kırkbeş dakika sanırım hayatımın en kötü dakikalarıydı diyorum ya daha kötüsü olmasın asla. Grip, ateş vesaire hikayeymiş, insanın yavrusunun acı çekmesi ve acı içinde kıvranması nedir anladım ben o gün. Kimsenin çocuğu hasta olmasın, hastanelerde yatmasın, çok zor. İlk kırkbeş dakika sürekli kıvrandın, hem anestezinin etkisinden sıyrılmaya çalışıyor hem de boğazının acısıyla boğuşuyordun, bir an sakinleşiyor kollarımıza veya yastığa bırakıyordun kendini ama hemen ardından tekrar kasılıyor ve ağlamaya başlıyordun. Sonra derin çok güzel bir uykuya daldın. Uykudan uyanınca acın halen devam ediyordu, sana ağlamaya çalışırsan daha çok tahriş olup acıyabileceğini anlattık, bu acının geçici olduğunu ve çabucak iyileşeceğini anlattık. İlk gün birşeyler yemeyi reddetin, halbuki sınırsız dondurma yeme hakkın vardı. Sanırım dondurma yemeyi ilk reddedişindi bu. İlk gün gerçekten zordu. Ertesi gün o kadar iyiydin biz bile şaşırdık nasıl bu kadar çabuk toparladığına, ama zaten doktor söylemişti çocukların bu ameliyat sonrasında çok çabuk toparlandığını. Ertesi gün soğuk yoğurt, dondurma yedin, neyse ki anneannen ve dayın ameliyat sonrası bir hafta bizdelerdi. ikinci gün çok daha iyidin, üçüncü günde sanki ameliyat olmamış gibiydin. Uykuların çok rahatladı, deliksiz uyumaya başladın, yatakta attığın taklalar bitti, yatağa nasıl yattıysan en fazla öbür tarafına dönmüş olarak bulduk seni.
Böyle işte, en iyi anladığım şey ise şu oldu, çaresiz hastalık vermesin...
30 Mayıs 2013 Perşembe
Başka Bir Anne...
Bu kitap okulun okuma listesinde vardı ve sene başında listede olduğu için almıştık. Çok özellikli bir kitap olmasa da, nispeten değişik bir konuyu işliyor. Annesi diğer annelere göre çılgın giyinen bir çocuğun annesinden diğer anneler gibi olması talebi ile başlıyor; fakat daha sonra annesinin bu tarzından utanmaması gerektiğini anlıyor, çünkü annesinin tarzı sayesinde beraber bisiklete binebildiklerini ve annesiyle daha nice çılgınlıkları beraber yapabildiklerini görüyor. Benim çok etkilenmediğim bir kitap oldu, sanırım sen de çok etkilenmedin. Öyle defalarca okuma durumumuz olmadı.
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Soket Çoraplar...
Şu yanda görmüş olduğun tip beyaz soket çorapları giymekten nefret ediyorsun, bir şekilde ikna ediyordum seni ya da okul forması altına cart renkli alakasız çoraplar giymeyi tercih ediyordun ama bugün itibariyle de artık bu çoraplardan bir daha asla giymeyeceğini kesinkes söyledin. Bu tip katlamalı, fırfırlı, pırıltılı beyaz çorapları sevmiyorsun. Bunu da bu sabah ilan ettin. Hadi bakalım... Forma altına cart renkli çoraplar giymeye devam o zaman....
24 Mayıs 2013 Cuma
Gergedanlar Krep Yemez
Oku oku sıkılınmaz bir çocuk kitabı daha... Son bir yıldır kaç kez okuduk bilinmez. Büyükler için de çok eğlenceli ve eğitici öğretici bir kitap bu. On bin kere okusam bıkmam o derece :) Bu kitabı okuyunca insan, çocuğunu her zaman dinlemeyi öğreniyor. Olur da bir gün dalarsam da sen bana birşey anlatırken göz temasımı bırakıp boş bulunup telefonumu karıştırırsam ve/ya o an yapmakta olduğum işe devam edersem bu mor gergedanı görüyorum oralarda bir yerlerde, mutfaktaysak mesela oturmuş çekyata bir elinde krep dik dik bana bakıyor, silkinip kendime geliyor her bir işimi bırakıp seni dinliyorum. Elimden geldiğince özen göstermeye çalışıyorum seni dinlemeye. Bir yerlerde okumuştum şimdi hatırlamıyorum da çocuklar yeni yeni konuşmaya başladıklarında biz büyükler ağızlarının içine bakıyormuşuz konuşsun birşeyler söylesin diye, büyüyünce ise tam tersini yapıyormuşuz, doğru; zira 5 yaş itibariyle inanılmaz derecede konuşuluyor, bir sene önce açıkladığımız "nedenler, niçinler" yerini bir üst boyutta "nedenler ve niçinlere" bıraktı, bunun yanında bizden ayrı bir sosyal hayatın var artık oraya ait anlatacakların var, taleplerin isteklerin var, var da var, var da var. Hepsini bir bir dinlemeye çalışıyoruz bilesin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)