Bir süredir yazmıyorum.Yazmadığım bu süre içerisinde büyüdün, serpildin, bol bol konuşmaya, soru sormaya, dünyayla ve çevrenle daha çok ilgilenmeye başladın. Önce "bu nedir?" diye başlayan sorular son birkaç aydır "neden?" diye devam etmekte. Buna bir örnek verecek olursak:
Önüne gelen herhangi birşey olabilir, baş parmagınla işaret ederek:
Deniz: Babacım, bu nedir?
Babadan süper bir açıklama gelir.
Deniz: Onunla ne yapalız peki?
Babadan süper bir açıklama daha gelir.
Deniz:Tamam, peki babacım, NEDEN?
Babadan başka bir süper açıklama daha gelir. Deniz babanın yaptığı açıklamadan bir kelime seçer ve..
Deniz: Babacım NEDEN?
Bu böyle devam eder gider, her bir açıklamadan NEDEN? sorusu çıkar mutlaka. Babanın kulaklarından çıkan dumanları üflerim ben belli olmasın diye ve baba sabır küpü olur ama açıklamaktan yorulmaz.
2 kez Afyon'a gittik (Ocak ve Mart aylarında), askerde olan dayını görmeye. Termalde kaldık. Sen oradaki havuzlara bayıldın.Saatlerce çıkmak istemedin. Artık çıkartmak durumunda olduğumuz zamansa bastın yaygarayı. Hatta Ankara'ya dönünce her akşam "Afyon'da Nasıl Havuza Girdik" başlıklı masalı anlattırdın bize.
Afyon'daki akşamlardan birinde çocuk karnavalı vardı ve çocuklara çeşitli kostümler giydiriyorlardı. Anneannen durur mu, seni kaptığı gibi ilgilinin yanına götürdü ve sana da sarı bir tuvalet giydirdiler. Biz seni görünce yarıldık tabii gülmekten, büyük gelen tuvaleti, ayağındaki alakasız spor ayakkabıları ve dağılmış saçlarıyla bizim "little miss sunshine"ımız çocukların arasına karışmış, giydiği tuvaletin de etkisiyle böyle bir havalara girmişti. Müzikle birlikte aman bir oynamaya başladın, nasıl alakasız. Alakasız çünkü biz evde o tarz müzik (Serdar Ortaç vsvs gibi..) dinlemediğimiz için parmaklarını şıklatıp göbek atmaya çalışan çocukların yanında senin Audioslave konserindeymişcesine yaptığın figürler görülmeye değerdi. Alakasız diyorum ama olumsuz manada değil tabii ki de, çok güzeldin ve çok güzel dansediyordun.
Çocuk karnavalı sona erince bütün çocuklar üstlerini değiştirmeye gittiler. Bir tek kim kıyafetini çıkarmak istemedi ve bunun için yaygara kopardı acaba. Seni odaya götürüp ikna ettik ve üstündekini çıkarttık.Çok bombasın kızım yaaaa.
Bunun dışında Ankara'da gezdik dolaştık. Ekin teyzenin yeni doğan ikizleri diger bir deyişle senin kankaların Nazlı ve Rüzgar'ı görmeye Istanbul'a gittik. Bunun dışında fazla şehir dışına çıkmadık.
Birkaç hafta önce babaannen ve dedenle birlikte Adapazarı'na gittin. Orada bir dolu çocuk var, herkes üçer üçer doğuruyor oralarda tabii. Bir de tabii o çocuklar senin gibi apartman çocuğu değiller, toz toprakla haşır neşir olarak büyüyorlar, onlarla bol bol oynadın, sokağa çıktın. 10 gün kaldın orda.
Haziran'da Alper dayı ve Fulya teyzenin düğününe Karabük ve Safranbolu'ya gittik. Gelin ve damadın odasına çıktığımızda gelini görünce yaptıkların görülmeye değerdi, böyle bir hayran hayran bakmalar, sürekli gelinin yanında durmak istemeler, gelinin senden başka kimseyle konuşmasına izin vermemeler...ve geline söylediğin yarıldığımız cümleler:
"Asagıda müzik çalıyol, sen burda dulma, gel asağı inip oynayalımmm mı senle, ne delsin, hıı?"
Bu elbisen super değil mi? Peki altındaki spor ayakkabılar ve kolundaki pembe saat ne oluyor acaba, alakasız alakasız? Benim eserim tabii, annen de böyle şeyler yapıyor kendine canım kızım, alınma yani :)
Neyse, şaka maka günler hızla geçiyor.
Şu anda mı? Geçen hafta anneannenle birlikte Altınova'ya yazlığa gittin. Pek bir hevesle, denize giricem, arkadaşlarımla oynayacağım diye bağrınaraktan...Çok gezegensin çok....herşeye çok çabuk alışıyor, yadsımıyorsun...yerim seni..