Tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2010

Andreas Möller..!!



Möller hayranligi tam hatirlayamasam da 87-88 yillarinda baslamistir.Hani o Okocha'nin Kahn'a attigi muhtesem golün oldugu dönemde.. Derken bir Dortmund bir Frankfurt sonra Juventus filan diye gitti.. Kirilgan yapisi olmasa cok daha yukarilarda olabilirdi ama yine de basardiklari yenilir yutulur degil.. Sampiyonluklardan Sampiyonlar ligi kupasina ve hatta Juventus ile 93 UEFa kupasi kaldirmasina kadar her seyi basardi. Benim an ve an seyrettigim Frankfurt döneminde kaldirdigi bir kupa olmamasina ragmen Stepanovic'in o Frankfurtu inanilmaz iyi top oynardi filan.. Gittigi her yerde -Schalke haric belki- basarili olmustur ve su fotoya gelirsek..

96' Avrupa Sampiyonasinda penaltilara kaldi Ingiltere ve Almanya.. Yari final macinin sonunda belirleyici olan penaltiyi Möller gole cevirince finale kalmanin sarhoslugundan olsa gerek Ingilizlerin oldugu tribünlere giderek Paul Gascoigne'i taklit edercesine su pozu verdi.. Sonradan ne yaptigimi ben de bilmiyordum ve hatta bakip ettigim zaman kendimden utaniyorum filan da demistir ama güzel bir pozdur kesinlikle..

7 Kasım 2009

1984: Yok böyle bir mac.!




Loddar postunda Mattheaus'un kacirdigi penaltiyi konu etmistik 1984 DFB kupasi final macinda.. Lakin bu kupanin aslen önemli ve unutulmaz maci yari finalde oynanilan Schalke-Bayern karsilasmasidir. Sanirim Almanya icerisinde oynanilmis maclar arasinda daha heyecanlisini bulmak cok zordur.. Spiker yayin esnasinda tam üc kez "tamam kupa su takima gitti" dese de ücünde de yanilmistir.. Macin yildizi tartismasiz mactan bir gün önce 18 yasina basan bidik Olaf Thon'dur.. Öyle ki teknik adam Lattek mac sonrasi yaptigi basin toplantisinda bu yeni yetme on numaraya hemen bugün 10 milyon marki sayabilecegini söylemistir.. O gün olmasa da bu mactan 4 yil sonra Thon biraz da ucuza 4 milyon mark karsiligi Bayern'e transfer olacaktir lakin onu bir kac gün sonra milli takima sectirecek ve Alman medyasiyla tanistiran hayatinin maci ise bu mevzubahis müthis mac olacaktir. Mac Schalke ve Bayern Münih arasinda oynaniyor lakin durum bugünkünden cok cok farkliydi. Her seyden önce Schalke o dönem bir ikinci lig takimidir.. Rudi Assauer'in biraz da Hoeness gibi digerlerinden farkli bir sportif direktör olarak anilmasinin nedeni takimi buradan alip UEFA kupasini alacak seviyeye getirmesidir..

Bayern ise birakin ikinci lig takimlarini birinci Bundesliganin büyükleriyle dahi arasinda kalite farki cok fazla olandir. Iki tane Rummenige, birisi teknik adamin yaninda klubede olmak üzere iki tane Hoeness.. Bir günde iki maca cikarilacak kadar önemli olan Sören Lerby.. Augenthaler, Pfaff.. Cok güclü Bayern ve deplasmanda 70 bin kisi önünde ikinci lig takimi Schalke karsisina cikiyor.. Tartismasiz macin favorisi.. Bayernin basinda da az önce mavi kazagini konu ettigimiz almanyanin en saygin futbol adamlarindan olan Udo Lattek.. Ve fakat herkesin konustugu isim mac sonrasinda 18 yasindaki genc Olaf Thon..



Mac baslar baslamaz daha henüz 3.dakikada Bayern Karl Heinz Rummenige ile öne geciyor. 12.dakika da ise Mathy durumu 2-0'e getiriyor.. Tamam bu is bitti diyemeden Krus schalke adina umutlari yeserten golü hemen ardindan atiyor.. Arkasindan Thon 19.dakika iki kisiyi yatirip golünü atiyor ve beraberligi sagliyor.. Bu sefer bu golü hic sogutmadan Bayernin diger Rummenigesi ise el atiyor ve devreye Bayern 3-2 önde giriyor..

Ikinci Devre bir süre golsüz bir sekilde ilerler iken günün adami Thon tekrardan sahneye cikip resimdeki sahneyi 1,64 lük boyuyla gerceklestiriyor ve hatta akabinde Stichler'in golüyle bir anda 4-3 öne geciyor macin bitmesine 18 dakika kala.. 80'de kardes Rummenige bir daha sahneye cikip maci uzatmalara tasiyor.. 4-4.

Uzatmalarin ilk devresinde gol sesi cikmiyor, ikinci devrenin sonlarina dogru Hoeness atiyor(112), Dietz buna karsilik veriyor (115).. Herkes bu sekilde bitecek der iken Hoeness bir daha sahneye cikiyor (118).. 6-5. Lakin son anlara gelindiginde bir frikik oluyor.. Hakem macin heyecanindan Thon'a "gel olm bak bu son sans" gibi bir yaklasim icerisinde dahi bulunuyor ve bu yüzden olmasa da bu hakemi Thon sonrasinda Jubilesine dahi cagirmis.. O Son frikikte de top bir sekilde Thon ile bulusuyor ve sonuc.. 6-6. 120 dakikanin son 8 dakikasinda mac kac kere gidip geliyor sayamiyor ama olan daha cok maci sunan spikerin bu macin belirleyici golüydü söylemlerine oluyor.. O dönem penalti uygulamasi yok ve ikinci maca tasiniyor her sey.. Ikinci maci Bayern alip ilk defa penalti atislarinin kullanilacagi Mattheaus'un takimi Gladbach ile finalde karsilasmak üzere yoluna devam ediyor..

21 Mayıs 2009

Trajediden Geriye Kalanlar..




10 yil gecti arkadas.. bu alman takimlari, milli takimlari filan ne zaferler gördü bu dünyada.. Yalniz onca senenin ardindan trajik bir maglubiyet tüm bu zaferlerden daha cok gündemde kaldi.. 1999 Sampiyonlar Ligi Finali.. 2001 yilinda ayni kupayi alsalar da daha cok konusulan hep bu kaybedilen final oldu. Bir dakika icerisinde kacan Sampiyonlar Ligi Kupasi.. Bu 99 mayis aksamindaki Barcelonada yasanilanlara dair kucuk detaylari suraya ekleyeyim dedim..

O sene Bayern her bakimdan cok güclüydü. Man U ile gruplarda karsilasmis kendi evinde 2-2, deplasmanda da 1-1 kalmistir. Ölüm grubuydu aslinda. Barcelona,Manchester ve Bayaern'in yanina Brondby.. Üstelik bu gruba Brondby yenilgisi ile baslasa da Bayern sonunda Man U'nun bir puan önünde grup lideri oluyordu.. Galatasaray da Man U'nun yari finalde eleyecegi grup lideri Juventus ile ayni puanda olsa da üclü averaja takilip 8 puana ragmen gruplardan cikamiyordu.. Toplamda Bayern finale kadar deyim yerindeyse bileginin hakkiyla gelmistir..

Ferguson'u Hitzfeld daha 97'de Dortmund ile elemisti,bu sefer gruplarda karsilasti.. grup maclarinin bir galibi olamadi ama grup lideri olmayi Barcelonayi her iki macta da yenerek sagliyordu Bayern.. Derken ezeli dost olacagi adam ile bir kez daha karsilasiyordu ve bu macin diger iki mac gibi berabere bitme ihtimali yoktu, birinden birisi kazanacakti artik..

O aci final macinin hemen basinda Bayern öne gecmesine ragmen oyunu birakmamis ve özellikle ikinci yari gerek Scholl'un gerekse de Jancker'in rövasatasinin direkte patlamasi sonrasi herkes kupayi aldigindan emindi.. Sahanin tek hakimiydi ve Man U aslinda yere serilmis bir vaziyette bekliyordu.. Ne olduysa o son bir dakika icerisinde oldu ve kupa hazirliklari, seronomi beklentisi icerisinde birden her sey tersine döndü.. Cok ama gercekten cok aci bir maglubiyet idi. Ben 2001 zaferinin dahi bu aciyi unutturamadigini görebiliyorum.. Bir kac kucuk detay var, onlari da ilistirelim istedik..

Mario Basler, takimini macin 6.dakikasinda frikikten attigi gol ile öne gecirmistir. Bu gol öncesi Stefan Effenberg gelip kalecinin korudugu köseye atmasini söylemis ve Basler gole onun tavsiyesini dinleyerek ulasmistir.. Kalede Schmeichel gibi bir dev var ve siz onun korudugu köseye topu atmasini söylüyorsunuz, digeri de bunu yapip gole ulasiyor.. inanilmaz.!



Macin en cok elestirilen hamlesi Hitzfeldin 38 yasindaki Lothar Matthausu macin bitimine on dakika kala degistirmesidir. Özellikle Loddarin basina daha oynayabilecek durumda oldugunu söylemesi elestiriler arttirdi. Hitzfeld diyor ki Lothar kendisine gelip bittigini ve daha fazla oynayamayacagini belirtip degisiklik istedigini söylüyor ve hatta onun israrina ragmen sahada onu bes dakika daha fazla tuttugunu söylüyor.. Sonrasinda yapilan görüsmede bunu kendisinin de dogruladigini ekliyor.. bu hareketinden dolayi Effenberg kitabinda loddari pislik olarak anar iken Scholl da keza pek farkli bakmiyordu Loddar abimize..

Onun yerine giren Thorsten Fink ise Loddarin bittigini ve 38 yasindaki adamin aslinda tüm sezon boyunca doksan dakikayi cikaramadigini belirtiyordu.. Fink, acinin resmini Man U kaptaninin kupayi kaldirdigi zaman olarak ciziyordu. Yenilen gollerde dahi aslinda o denli üzülmedik ama kupanin kaldirilis aninda patlayan tüm flaslar bize maglubiyeti fisildiyordu sessizce.. O zaman anladik ve biz bu aciyla güclendik, büyüdük.. inanin acisi kadar mutluluga giden yolu da acmistir bize..

Mac sonrasi her sey bittiginde takim yemegini yiyip yavas yavas icki icmeye basliyor ve arkasindan masanin üzerinde dans etmeye kadar geliyor is.. O sinirler o sekilde bosaliyor demek ki. Sampiyonlar Ligini alan takimin oyunculari farkli farkli karaktere sahiptiler.. Basler, masanin üzerine cikip dans ederken Effenberg cok baska sekilde geciriyor o geceyi..





"..doping kontrolü icin ben secilmistim ve kontrol icin gittigimde yarim saat rakip oyuncularin gelmesini bekledim.. Bugün Hoffenheimli futbolcular on dakikalik gecikme icin agir cezalara carptirilmasi gündemde, o gün insanlar beni ve kontrolcüleri yaklasik yarim saat bekletmislerdir.. Sheringham ve Solskjaer ile bu sekilde karsilastim ve onlar haliyle kupanin sarhoslugu icerisindeydiler.. Görüntü cok kötüyüdü ama daha kötüsü vardi..

..iki saat sürdü kontrol isi zira ben bitik haldeydim. Tüm takim coktan gitmis ve ben stadi arkamda birakir iken yanimda yürüyen Beckham'i gördüm elinde Sampiyonlar Ligi Kupasi ile.. Hayatim boyunca o görüntüyü unutamam.. Isiklar sönmüs, herkes gitmis ve alti-yedi metre ileride Beckham elinde kupa ile gidiyor.. Tam o anda yemin ettim bu sansi bir daha kendime yaratip o kupayi alacagima.. 99 olmasaydi 2001 asla olmazdi."


(Kahn, bu görüntü icin söyle der: "Ben ömrü hayarimda Kuffour gibi aglayan bir adam görmedim.. Ben o halde dahi onu teselli etmek durumunda kaldim..")


Effe söyle devame ediyor..

"Ben diger arkadaslar gibi eglenemezdim artik.. Müzik dinleyemez ve masalarin üzerinde dans edemezdim, odama cekildim. Carsten Jancker esi ile geldi yanima ve biz icki bile icmedik.. tüm gece bir daha bu kupayi nasil aliriz onu konustuk. Benim icin bu yenilginin inanilmaz motive edici etkisi oldu ve 2001 bu sekilde geldi.."

Effenberg böyle bir karakterdir. Siz takimda 11 tane Effenberg'in olmasini isteseniz de basari farkli karakterlerin birbirlerini oldugu gibi kabul edip kaynasmasindan ibarettir. Bunun aksine Mario Basler, masalarin üzerinde Rummenige'nin karisiyla dans eder haldeydi. Yukaridan bagiran Rummenige Basler ile ömür boyu onu Bayerne baglayacak kontrati teklif eder iken Basler dans etmeye devam ediyordu.. "bunu daha sonra konusuruz kalleee" Bugünden yaklasik iki ay sonra pizzacida karistigi bir kavga sonrasi Bayernden uzaklastirilacak iken bu anda yapilan daveti kabul etmedigi icin cok pisman olacaktir..




Hitzfeld ise..

".. sonrasinda Bremen ile kupa finalini oynadik ve kazandik. Eger bu finali de kazansaydim Triple yapmis olacaktim.. Bu finale o aciyi yasamis takimi ayni aciyi yasamis benim hazirlamam cok da kolay olmadi..

.. Basin toplantisi sonrasi yürüyerek ordan uzaklasirken arkamdan Ferguson geldi ve sadece "Sorry" dedi ve uzaklasti.. "

".. O mac sonrasi hayatimin en uzun konusmasini yaptim futbolcularimla. Kahn'in " daha iyisine dogru durmadan ileri.. " felsefesinin dogumu dahi o mayis gecesinde olmustur. Kaderbirligine giristik oyuncularimla ve 2001 Sampiyonlar Ligi sampiyolnlugunun calismasi o gece baslamistir..

"Man U sahada yoktu.. golümüzün disinda ikinci yari iki diregimiz ve pozisyonlarimiz da vardi.. Ve en sonunda gelen korner.. Sadece sans olarak gecistiremeyiz ve bizim de sucumuz vardi olanlarda.. baska acidan son saniyede her seyin degisebilecegini ve büyük puanlari yapabileceginiz gercegi bir yana bunlari antrenmanlarla saglayabilirsinz.. ben bunun üzerine 1973'de tez yazmistim. Bu mac cok aci da olsa ondan cok sey ögrendik.. 2001 finalinin bu kadar uzun sürecegini önceden hesaplayip antrenmanlarda oyunculari bu konu üzerine egittik.. Sonrasinda Anderson'un 94.dakikada attigi frikik golüyle gelen Sampiyonluk ve Sampiyolar Ligi finalinin nedeni bu mayis aksaminda yasanilanlardan ögrendiklerimizle gerceklesmistir..."



Günther Jauch Almanyanin en güvendigi ve sevdigi spikerdir. Kim 500 Milyar ister yarismasinin almanyadaki Kenan isik'idir ama ondan cok daha fazla sevilmis ve öncesinde de futbol programlarinda siklikla yer almis, yönetmis alman televizyoncu.. Maci sunan spiker arkadasi mac sonu analiz etmesi gereken yerde "benim bu mac hakkinda konusacak durumum yok artik" deyip Jauch ile ekrandakileri basbasa birakti..

" Ne diyebilirsiniz ki? Bu kadar hazirliksiz yakalandik.. meslektasima da hak veriyorum.. O günlerde ben takim elbiseyi pek tercih etmezdim, ilk defa giymistim o gece öncesi.. Üstelik bana hic de gitmeyen beyaz rengi secmistim kendime.. "

Mac sonrasi Beckenbauer ile görüsmesini anlatirken cok sakindi diyor.. Sinirlarinda geziyordu, farkediyordunuz.. Normal kosullarda tepki verecegini bildiginiz görüntüler karsisinda sessiz kaldi, soktaydi aslinda.. Kim degildi ki ?

17 Nisan 2009

Peco Bauwens'in Hikayesi.!



Arkadas burada ben cok hikaye anlattim.. Bir kismi kategorilendirildi, bir kismi da blogun derinlerinde duruyor.. Misal bir Robert Schlienz hikayesi digerlerinden daha farkliydi ve farkediyoruz ki tarih biraz daha geriye dogru gittigi vakit sasirma efekti kendisini daha güclü hissettiriyor bünyede..

Peco Bauwens, 1886 dogumlu ve Uluslararasi dönemin en ünlü Alman hakemlerinden birisidir. 1950 ile 1962 yillari arasinda Almanyada Fedarasyonu baskanligi yapmistir ve fakat bir baska ilginc noktasi da bu görevde bulumus insanlar arasinda milli formayi futbolcu olarak giyen tek adamdir, bir kez giymistir o formayi ama nasil, iste burasi süper..

Tarih 1910.. Alman milli takiminin Belcika ile tarihindeki ilk milli maci ve pek cok ólumsuzlugun yasandigi bir dönem.. Belcika ile Duisburg'da Gründwald stadinda bir mac ayarlaniyor ki o günün tarih kisminda yazan sudur: 16 Mayis 1910.. Bu tarihden bir gün öncesinde Almanyada Lig sampiyonlugu final maci oynanmis ve Karlsruher FV, Holstein Kiel'i uzatmalarda attigi tek golle gecip sampiyon olmus.. Milli takimin yükünü cekecek olan bu iki güclü takimdaki oyuncularin Milli macin oynandigi Duisburg sehrine gelmesi imkansiz bir hal almis..

Devir eski devir, organizasyon eksiklikleri söz konusu ve Belcika karsisinda oynayabilecek sadece 7 oyuncu var piyasada.. Ilkonbir cikmiyor.. Belcika diretiyor o kadar yol geldik diyor.. Mac oynamadan gitmeyiz filan.. Mac yapilacak bir sekilde, bu kesin ama diger 4 oyuncu nasil sahada yerini alacak ?

Söyle bir tribüne göz atiyorlar ve futbolcu ariyorlar.

Arkadas bize dört tane oyuncu gerek diyor..
Aranizda daha önceden topa dokunmus olan varsa daha iyi olur ?

Lothar Budzinski,Christian Schilling , Alfred Berghausen ve Peco Bauwens cikiyor
sahneye. Hepsi de cesitli kluplerde bir sekilde top oynuyor ya da oynamis. Hemen bu dört insanin üzerine milli formayi gecirip sahaya cikariyorlar.. Mac bu sekilde basliyor ve elbette bu kosullarda Almanyanin galip gelmesi pek de mümkün degil. Belcika iki tane golü atiyor ilerleyen dakikalarda.. Daha kötüsü olamaz derken resimde gördügünüz Pauwens maca biraz hazirlikliksiz yakalandigi icin sakatlaniyor.. Haliyle,

tekrardan tribüne dikiliyor gözler.. ve kalearkasindan birisini buluyorlar: Andreas Breynk..

Belcika bir gol daha atip maci 3-0 alsa da bu cocuklar islerini gayet iyi yapiyor hatta Atletizm ile ugrasip aslinda tenis oyuncusu olan
Christian Schilling özellikle dikkat cekiyor.. 16 Ekimdeki Hollanda macinin kadrosuna girip üzerine bir milli mac daha cikariyor ama digerlerinin milli mac kariyeri o macla son buluyor..

Ikinci Dünya Savasi sirasinda pek cok belge kayboldugu icin kimi ayrintilar da bilinmiyor. Misal bu oyunculari kim aradi ? Kimlik kontrol yapilip alman olduguna bakildi mi ? Bu duruma hakem ne dedi mesela ?

Bauwens ise ileride iyi bir hakem kariyerine sahip oluyor.
82 milli mac yönetip pek cok sampiyonluk maclarinda görev kendisine veriliyor basta da söyledigimiz gibi Alman Fedarasyonunun basina da geciyor uzunca bir süre.. Cok büyük bir söhrete de sahip oluyor öyle ki futbolun anavatani ingiltereye mac yönetmek icin gidiyor, özel teklifler aliyor.. Nerde bir final, tartismali mac olsa hemen onun adi geciyor..

Bir baska acidan pek cok kaynakta 1922 Yilinin Almanya Sampiyonunu göremezsiniz bunun nedeni de yine maalasef Bauwens..

1922 yilinin Sampiyonlugu belirleyecek final macina iki takim kaliyor. Hamburg ve Nürnberg. Ilk mac bir sekilde basliyor .. Derler ki bugüne kadar kiran kirana mac tanimlamasinin en iyi temsili bu mactir.. yaklasik 3 saat 9 dakika sürüyor ve durum hala 2-2. O dönemde henüz isiklandirma sistemi olan statlar olmadigindan dolayi mac hava karanlik oldu diye son buluyor. Bir mac daha oynanmasina karar veriyorlar.. Yani hava aydinlik olsa, misal sabah 8'de baslasaydi aksam 8'e kadar devam edecek idi..
7 hafta sonra Sampiyonlugu belirleyecek olan mac tekrardan start aliyor bu sefer Bauwens yönetiminde.. Ve yine normal süre 1-1 bitiyor. O dönemi biraz acmak gerek, oyuncu degisikligi yok ve bir takimin sahadaki oyuncu sayisi ne sekilde olursa olsun yedinin altina düserse mac iptal..

Nürnberg , bu ikinci macin normal süresi icerisinde üc tane oyuncusunu kaybediyor, birisini kirmizi kart diger ikisini de sakatlik nedeniyle.. Bu sekilde macin birinci uzatmasina cikiyor takim.. Bu ilk uzatmada bir de kirmizi kart daha görünce Bauwens oyunculari saymaya basliyor.. Bir, iki derken alti diyor ve maci iptal ediyor.
Ve fakat.. sahada yedi oyuncu vardi. Bu hatali sayis sonrasi yanlis karar cikiyor ve sonrasinda uzun tartismalar yasansa ve hatta o senenin Almanya Sampiyonu uzunca bir dönem Hamburg kabul edilmis olsa da bugün bu hatali karar nedeniyle dönemin Sampiyonu belirsizdir, yoktur..

Bauwens'in her bakimdan garip bir adam oldugunu söyleyebilirim. 1933 yilinda nazi isci partisine üye oluyor, bir yil sonra da yahudi bir kadinla evleniyor. Haliyle nazi partisi üyeligi de iptal ve o konumuna ragmen fasist iktidardan karisini da kurtaramayip ikinci evliligini yapmak durumunda kaliyor zira karisi öldürülüyor..

Gecmisin alman futbol adamlari icerisinde önemli bir yere sahiptir. Misal 1925 yilinda fedarasyon adina FIFA'ya gidiyor ve o dönemin en fazla üyesi olan Alman Fedarasyonunu adina her ülkenin esit hakka sahip olmasinin manasizligini dile getirip dönemin baskin Fransiz etkisini de yokedip ibreyi. Italya ve Almanya'ya dogru ceviriyor.. Haliyle bu da onu ikinci dünya savasi sonrasi Almanyanin Federasyon Baskanliginin yolunu aciyordu. 1954 Bern Mucizesi sonrasinda baskan olarak yaptigi konusma da oldukca önemlidir. Sonuc itibari ile diyordu Bauwens, sahada bu gibi basarilara genc halkin ihtiyac duydugunu ve bir tatmin yasadigini aksi takdirde kendilerini göstermek icin son yillarda oldugu gibi cok daha baska ve kötü yollara girebilecegini isaret edip sporun genc halk üzerinde bir baska etkisini de ortaya seriyordu sevgili Bauwens..

16 Nisan 2009

1974 'den Kisa Kisa.!



Gerd Müller ve Breitner.. Bir dünya kupasi kazanmanin tadini cikarir iken...




Grup maclari ezeli ve ebedi düsman Dogu Almanya karsisinda 1-0 üstelik Hamburg sehrinde yani evinde yenilgiyle basladi.. Bu fotograftaki rahatlik o dönem uzunca bir süre tartisildi, Bu rahatlik nedir gibisinden üzerine gidili ve fakat dünyanin en sallamaz adami karsilarindaydi..Sallamadi haliyle.. Breitner, 1974 Dünya Kupasinda henüz 21 yasindaydi ve finalde gollerden birisine imzasini atacakti su günlerden kisa bir süre sonrasinda..



Asil bir baska ilginc nokta Dünya Kupasi sonrasi yasanildi. Kupa sonrasi yapilan eglenceye oyuncularin kiz arkadaslari ve esleri davet edilmedigi icin pek cogu bir daha milli takim formasini giymem tarzi aciklamalar yapti ve fakat Gerd Müller bu sözünü tutan tek insandi, bir daha milli formayi giymedi Bombaci..



Uli Hoeness final macindan önce 39 derece ile yataktaydi ve aslinda oynamamasi gerekiyordu ama bu Uli Hoeness.. Kardesi Dieter Hoeness'in de kafasinin yarilip maca devam ettigi karsilasma var ki -ileride postlanacaktir- bu gibi özverinin genlerinde tasidigi hissine kapiliyor insan..

Efsane Maclar: Wildpark Mucizesi.!



1993/94 Sezonu.. Karlsruhe, ilk defa UEFA kupasinda mücadele etmeye hak kazandi. Ilk defa mücadele eden bir takimin UEFA'dan umudu ne olabilir ki ? Ilk turda rakip PSV Eindoven.. Ilk macta 2-1 yeniyorlar Hollanda takimini ve dolayisla ikinci macinda golsüz esitlik onlari bir üst tura cikariyordu.. Ikinci Turda ise Ispanyanin o dönem lig lideri Valencia cikiyordu kuradan. Kalesinde Kahn defansinda Bilic olan bu takim cok da güclü degildi ki rakip Valencia idi.. Ispanya Lig Lideri ve oldukca formda diger yanda ise hayatinda ilk defa UEFA kupasi oynamaya hak kazanmis takim Karlsruhe..

Ilk mac beklenildigi gibi gecti ve Valencia kendi evinde 3-1 ile ikinci mac icin avantajli bir skor elde ediyordu. Wildpark'daki ikinci macta kimse turdan umutlu degildi. 25 bin kisinin önünde mac bir sekilde basladi..

Tarih 2 Kasim 1993.. UEFA kupasi ikinci tur ikinci maci. Karlsruhe - Valencia.

Ilk yirmi dakika beklenildigi gibi Valencia'nin baskisi ile gecer iken bu baski karsisinda kalede gelecegin büyük kalecisi olacak olan Kahn olmasa mac belki ilk onbes dakikadan sonra sonucun önemsiz oldugu cok baska bir hal alacakti. Sonrasinda bir adam cikti ortaya.. 28 yasinda profesyonel olmustur aslinda Frankfurt'a transfer olarak.. Iki yil sonra Karlsruhe'ye transfer olur. Edgar Schmitt.. Bu mactan sonra artik "Euro Eddy" olarak anilacaktir.. Bir mucize gerceklesti ve ben sadece son golü atan adamin bugün Hirvatistan'in basinda teknik adam oldugunu, kalesindeki ismin de dünyanin en iyi kalecisi olacagini ve ayni zamanda atilan son golün hicbir sekilde önem tasimadigi bir mac oldugunu söyleyerek asagidaki maci seyretmenizi tavsiye ediyorum..





Akabinde bu takim Boavista ve Bordeaux'yu da elemis ve yari finale kadar cikmistir. Yari finalde ise Austria Salzburg takimi ile iki macta da berabere kalir iken kendi evinde 1-1 deplasmanda 0-0 oldugu icin elenmis, UEFA'ya veda etmistir..

14 Nisan 2009

Hillsborough Faciasi.!



Gündeme uygun bir facia.. Yarin 20.yilini dolduruyor.. 15 Nisan 1989'da FA CUP yari final Notthingan Forest ile Liverpool arasinda oynanilan macta yasanmistir.. Ben Derbiyi izler iken kala kaldim, kipirdayamadim yerimden.. O blocklarin cökme ihtimali ve ezilecek insanlari sürekli düsünmekten baska hicbir sey yapmadim.. O 20 saniye futbol seyreder iken yasadigim en korku dolu anlardir.. Lanet ettim ben bu ülkedeki futbol anlayisina.. Bu kadar korkusuz olan baska bir millet yoktur ama illa ki basimiza bir felaket gelmelidir ki akillanacagiz.. Gelmisi var, buyrun buraya ..




Stadin girisinde bekleyen insanlar oyuncularin saha girmesi sonucu cosan taraftarlar, kapiya hucum ederler.. Polis baski karsisinda caresiz kalip bariyerleri bir kac kisi icin kaldirir ve fakat giren insan sayisi oldukca fazladir.. Daha sonraki oynanilan maclarda tellerin kaldirilmasina yol acacak felaket bu sekilde baslamistir ve tellere yapisip ezilen onlarca insan..



Derbinin bir benzeri. Bir cok insan kalabalik karsisinda oturdugu yeri terk etme sevdasi icerisinde olsalar da..


onlarca futbolsever canindan oluyordu.. Kimse olayin farkinda degildi ve mac coktan baslamisti ki 6.dakika da hakem maci durdurmak zorunda kaldi.



Gerek polisin olayi gec farketmesi gerekse de gelen yardim ekibinin telleri kesecek aletlere sahip olmamasi, hulasa yardimin gec gelmesi nedeniyle



96 kisi hayatini kaybediyordu ve yaklasik 730 insan da yaralaniyordu. Hayatini kaybedenler arasinda Liverpool'un kaptani Steven Gerrard'in da kuzeni vardir.



Bu olayin ardindan Ingiltere Federasyonu seyircilerin yerlerini terk etmesine yasak getirmistir. Ülkede bir miktar insanin ölümü mü bazi önlemlerin alinmasi icin hareket ettirici öge olacaktir ? Ülke bana göre her seye ragmen alt tarafi bir futbol macinda onlarca insanin ölümünden sans eseri kurtulmustur ve cok az insanoglu bunun farkindadir gördügüm kadariyla..


Stadin giris cikislari ve pek cok uygulama bu mac sonrasinda hayata gecirilmistir.



Faciadan bes gün sonra Anfield Road cenazelerine cicekler.. Deger miydi ki ?



Ülke, felaket ile terbiye ediliyor.. Önce yasayip akabinde önlemler aliniyor. Bir daha tekrar etmekte fayda var, Pazar günü oynanilan derbide facianin esiginden dönülmüstür. Kimin suclu olup kimin kimi tahrik ettigi beni cok fazla ilgilendirmiyor. Oyuncu bir yerini gösterir, digeri ordan nanik yapar sonuc itibari ile oturdugunuz yerden ana-avrat düz küfür edebiliyor ve karsidaki insan gikini cikaramiyor.. Akabinde deliren oyuncu her an sacmalayabilir bu stadin icerisinde diger insanlari ölüm ile burun buruna getirecek sacmaliklar yapilmasini anlamli kilmiyor, su sucludurdan ziyade ne ile karsi karsiya oldugumuzun anlasilmasi adina. bunlari yaziyoruz. Bugün Volkan gider türk seyircisinin tepkiselligini göremeyen cok baska bir yabanci oyuncu cok baska bir yerini gösterir.. Sahadaki futbolcularin stres altinda yaptiklari seyircilerin bilincinlendirilmesinden daha önde degildir. Galatasaray seyircisi yerinden kipirdadigi anda nasil bir tehlike ile karsi karsiya oldugunun bilincinde olmalidir, örnekleri de yukaridadir..

9 Nisan 2009

4 Dakikaligina Bundesliga Sampiyonlugu.!



Daniel Simmes röportajinin sonunu söyle bitirdi: Hayat bu, verir ve alir.!Tersi de mümkün, aldigi gibi verebiliyor da. Ne verdigine ve ne aldigina bagli cok sey.. Hitzfeld, onca basariya ragmen teknik adamliga katlanamiyor artik.. O stresin tüm yila bu sekilde yayilmasina karsi ama kim ona kizabilir ki? 1999 Sampiyonlar Ligi finalinin ardindan kac kisi bu aciya dayanabilir ? O dönemin iki yil öncesi bilmem kac eksik oyuncusu ile deplasmanda dahi devirdigi Ferguson tekrar karsisindaydi.. Macin 89.dakikasina kadar 1-0 önde ve artik Sampiyonlar Ligi kupasini kaldirmak icin son saniyelerin gecmesini bekler iken olan oldu.. Bu aciyi yasamistir Hitzfeld ama Simmes dedi, Hayat bu..

Hayat gercekten buydu ama 2000/01 Bundesliga sezonu en az 1999 kadar inanilmaz bir finale sahne oldu. 1999 Sampiyonlar Ligi finali gibi mucizeler gerceklesti..

Simdi efendim hikayenin dört önemli takimi var. Bayern Münih, son haftaya 3 puan önde Lider giriyor. Schalke, 3 puan geride ama averaji daha iyi. Baska acidan düsme potasinda Stuttgart ile Unterhaching var. Bayern, bir puan dahi alsa Sampiyon oluyor ama son maci Hamburg deplasmani.. Cok zor.. Schalke ise düsmemek icin kendisini yenmek zorunda olan Unterhaching ile evinde oynuyor. Eger ki bir sira önündeki Stuttgart, Frankfurt'a deplasmanda yenilirse ve kendileri Schalke'yi maglup ederse Unterhaching ligde kalabiliyor. Yani Unterhaching kendi macini yenip rakibi Stuttgart'in da yenilmesini bekleyecek ki oldukca ihtimali olan bir durum.. Maclar söyle efendim..

Hamburg - Bayern Münih.. Bayern'in bir puana ihtiyaci var sampiyon olmasi icin.

Schalke- Unterhaching.. Bayern Hamburg'a yenilirse ve Unterhaching'i yenerse sampiyon cünkü averaji cok cok iyi.. Unterhaching Schalke'yi yenerse ligde ancak Frankfurt'un Stuttgart'i yenmesi durumunda kalabiliyor..

Maclar basladi..

Frankfurt ve Unterhaching macin hemen basinda golleri buldular.. Su durumda Bayern Sampiyon ve Unterhaching ligde kaliyor ve hatta Unterhaching, Schalke karsisinda iki farkli öne gecti. Hamburg henüz gol atmamis ve Schalke kendi evinde 2 gol yemis, seyirciler bitmis durumda ve Bayern Sampiyonluk kutlamalarina gecti artik derken..

Devrenin sonunda iki gol birden geliyor Schalke adina.. Mac berabere ve Hamburg maci da berabere.. Unterhaching ise Schalke aglarina sadece bir gol atmasi gerek ligde kalmasi icin zira Stuttgart iki farki yemis durumda.. Schalke'nin de Sampiyon olmasi icin bir gole derken devre bitti..

69.dakikada Seifert, Unterhaching'i öne geciren 3.golü atiyordu ve su durumda ligde kaliyordu, Bayern Sampiyon, Stuttgart küme düsüyor..

Üc dakika sonra Schalke adina Bohme, bir dakika icerisinde birisi frikikden olmak üzere iki gol bulup Schalke'yi 4-3 öne gecirir iken Stuttgart'i ligde birakiyordu ve fakat hala berabere giden Hamburg maci nedeniyle Sampiyonluk bir hambug golü kadar uzaktaydi..

Maclarin 89.dakikasinda iki gol haberi daha geldi.

Ebbe Sand, Schalke'nin besinci golünü atip maci 5-3 bitirir iken muhtesem bir haber de Hambug'dan geliyordu.. Barbarez 89.dakikada Hambug adina golü atip Bayern karsisinda takimini 1-0 öne geciyordu. Schalke Sampiyon.. Kendi macini bitirmis ve spikerlerden de Hamburg macinin bittigi haberini almislardi. Binlerce insan Sampiyonlugu kutluyordu ve Schalke tarihinden ilk defa Sampiyon oluyordu ve fakat Hamburg macinin uzatma dakikalari oynandigindan kimsenin haberi yoktu.. Video'da da görülebilecegi üzere Premiere spikeri de Hamburg macinin bittigini söylüyor ve fakat bu gercegi yansitmiyordu..



Hamburg- Bayern Münih macinin son uzatma dakikasinda yani 94.dakikada kale önünde cift vurus kazaniyordu.. Muhtemelen bu vurus sonrasi mac bitecekti..

Effenberg dokunuyor, Patrik Anderson vuruyor ve mucize.. 1-1. Bayern Sampiyon. Schalke ise 4 dakikaligina Bundesliga Sampiyonlugunu tadiyordu.. Bundesliganin kuruldugu günden bu yana hic ikinci Bundesligada yer almamis Stuttgart son dakikalarda bir ilk yasamayip ligde kalir iken yine tarihi boyunca hic Bundesliga Sampiyonu olmamis Schalke sadece dört dakikaligina bu keyfi yasayabiliyorlardi.. 1999 Sampiyonlar Ligi finalinde bir dakikada kupayi elinden kaciran Hitzfeld, son dakikada ve hatta son saniyede bu sefer Bundesliga Sampiyonu oluyordu..

Simmes'in dedigi gibi, Hayat bazen alir ve verir.. Aldigini geri verdi. Son saniyede yasanilan aciyi son saniyede sevince dönüstürdü.. Ve fakat Hayat ile Schalke arasindaki dengesiz iliski bugün bile sürüp gitmekte, son saniyede Sampiyon Ligi Sampiyonlugu dahi acilarinin karsiligi olamayacak seviyededir o cok baska..

Lars Ricken.!



10 Haziran 1976 dogumludur Ricken. Kariyeri 14 yasinda iken Dortmund takiminda baslamis, 32 yasinda yine ayni yerde sona ermistir. Araya hicbir takim girmemis ve sakatliklardan dolayi biraz da erken birakmak durumunda kalmistir. Nuri Sahin, 2005 yilinda yine dortmund klubünde ilk bundesliga golünü atmadan önce Bundesligada gol atan en genc oyuncu rekorunun sahibi Lars Ricken idi. Almanyada Ricken hemen herkes tarafindan gelecegi olan futbolcu olarak bilinir ve isin garibi 32 yasina futboldan emekli olasiya kadar bu beklenti ve tanimlama hic degismedi. O bir yildiz olamadi ama ondan daha iyi kimse yildiz adayi olmadi Bundesligada.. Ve fakat kariyerine söyle bir göz attiginiz vakit aslinda almanlarin neden böyle düsündügünü anlayabilirsiniz..

Henüz daha 16 yasinda iken Deportivo karsisinda UEFA kupasinda turu getiren golün sahibidir..Sene 1994. Ama asil cikisi ise Dortmund takiminin Hitzfeld ile mucizeyi gerceklestirip Sampiyonlar Ligini aldigi zaman gerceklestirir.. Dortmund, Ceyrek Finalde Auxerre'i, Yari finalde kesin favori olan Cantona'li Manchester'i elerken hep ayni sonucu ayni adamin golleriyle aliyordu. Henüz 20 yasinda olan genc yetenek Lars Ricken..

Ve fakat bugün Lars Ricken denildigi vakit akla sadece gelen tek bir gol gelir o da final macina kismet oldu. Hitzfeld her seye ragmen Boksic,Zidane,Del Piero ve Vieri'li Juventus karsisina Lars Ricken'i yedek soyundurdu..

Andreas Möller'in belki de en iyi zamanlariydi. Kafaci Riedle, önüne düseni kaleye gönderdikten kisa bir süre sonra Möller'in kornerinde en iyi yaptigi isi yapip kafayi cakiyordu ve durum ilginclesiyordu.. Favori Juventus, 2-0 yenik durumdaydi. Vieri'nin golü sayilmiyor, üst üste ataklar gelistiriliyor ve derken Del Piero golü atiyor sonucta.. Almanlarin kendisi dahi kupayi alacaklarina ihtimal vermiyorlar ve finali coktan Dortmund'a yeterli görmüslerdi bile.. Mac 2-1 oldugunda herkes Juventus'un beraberlik golünü atacagindan emin iken Hitzfeld bir degislik yapiyor.. Chapusiat cikiyor ve yerine 20 yasindaki ebedi genc yetenek olarak kalacak Lars Ricken giriyordu.. Daha on saniye gecmeden ayagina gelen ilk topu muthesem bir asirtma-sut ile kaleye gönderip Sampiyonlar Ligini ilk defa Dortmund'un kazanmasini garanti ediyordu artik..



Toplamda 301 Bundesliga macina cikip 49 gol atiyor Lars Ricken.. 16 kez de Milli olmus ve bir baska ayrintisi daha var..

"Ricken Effekti".

Bunu da Leverkusen sport direktörü sürekli yedek kalan Hanno Balitsch'in teklifler gelmesine ragmen klupten gitmeyerek oturdugu yerden parasini almaya devam etmek istemesi üzerine dillendirdi. Ricken kardesimiz de gözden düstügü dönem devre arasi Glaskow Rangers'in teklifine hayir demistir. Dortmund klubunde kesinlikle oynatilmayacaginin farkinda olmasina ragmen yeni bir maceraya atilmak istemedigini söyledi ve iyi bir sözlesmesi oldugunu, bankda da olsa parasini dortmund klubünde alacagini ve aldigini da belirtelim.

Velhasil, Doll ve yasadigi sakatliklar ikinci takima gönderip bir süre sonra futbolu birakmasini sagladi.. O aslinda cok da kötü bir kariyeri geride birakmadi ve fakat gelecegi olan futbolcu konumu onu sürekli rahatsiz etti. Ortalama bir futbolcudan Maradona beklentisinin sonucu Lars Ricken'dir.. Futbolu biraktiktan hemen sonra ne gariptir ki Dortmun takiminda genc yeteneklerin basina gecip onlari calistiriyor..

7 Nisan 2009

Marcel Raducanu'nun Kacisi.!



Raducanu, Cavusesku Romanyasinin futbolcusu ve o da herkes gibi askeri göreve tabi tutulup yurt disina gitmesi yasak olangillerden.. Ama yine de o bir sekilde transferini gerceklestiriyor Bundesligaya.. Burada Dortmund adina 1982 ile 1988 yillari arasinda 167 maca cikip 31 gol atip 200 bin mark karsiligi Zürih'e transfer oluyor.. 36 yasinda aktif futbol hayatini sonlandirip 1993 yilinda Köln'de lisansini alip Dortmund'da futbol okulu aciyor.. Ama bir kacis hikayesi var ki.. Kendi agzindan iletelim:

"Benim amcam romen milli oyuncusuydu. Bana futbolu 7 yasimda iken o ögretti. 10 yil boyunca meslek olarak futbolculugu bana gösterdi ve 17 yasimda Romen birinci liginde oynamaya basladim ve hemen akabinde Milli formayi da giydim. 1980 yilinda Avrupa Sampiyonasi eleme macinda Ingiltereye karsi Bükreste beraberligi getiren golü attigimda 110.000 kisi beni alkisliyordu. inanilmaz bir duyguydu bu..

Romanyada futbol yetmisli ve seksenli yillarda cok önemli bir rol oynuyordu. Zira futbolun disinda baska hicbir sey yoktu.. Cavusesku yönetiminde futbolun disinda yapabileceginiz cok fazla bir sey olmasi mümkün degildi. Benim oynadigim dönemde Steua Bükres takimi militarist bir yapilanma icerisindeydi. Beni asker(cavus) yaptilar ki elbette silaha hicbir zaman dokunmadim ben.. Birden misal kabine askerler gelirdi, off aman allahim inanilmaz sikici politik konusmalar yapardi ki ben her seferinde uyurdum..Elbette Cavuesko'nun takiminda oynamak oyuncular icin bir ayricalikti. Bu o zaman da böyledi Cavusesku'nun ölümünden yirmi yil gectikten sonra hala böyledir..

1981 yili benim icin dönüm noktasiydi. 27 yasindaydim. Geride inanilmaz güzel seyler yasadigim bir kariyerim vardi. Iki yil üst üste ülkenin en iyi futbolcusu secildim, iki kez sampiyon oldum ve artik disarida oynamak istiyordum.. Romanyada kötü oldugu icin degil,aksine ben iyi bir futbolcuydum ve varolan söhretten dolayi ayricalikliydim, hicbir sorun yoktu sadece kendime disarida da yapabilecegimi kanitlamak istiyordum..

Her sey ingiltere karsisinda Wembley'de oynadigimiz mac sonrasinda basladi. Orada oynamayi cok istiyordum ama antrenörümüz oynatmadi beni. Arkasindan bir sonraki Macaristan macinda da oynatilmadigim zaman takim arkadaslarimla beraber hotelden cikip gittik.. Budapeste'nin Margaret adasiydi. Orada "Moulin Rouge" adli bir gece klubune gittik.. Huh.. inanilmazdi. Danscilar, müzik.. anlarsiniz yani.. Ben yetiskin bir adamdim fakat böylesini hic görmemistim. Iste "bati" bu dedim.. Akabinde o anda teklifler geldi, macaristandan Avusturya'ya götüreceklerdi beni. "Gel Marcel, Avusturya'ya kacalim, kariyer de yaparsin orda". Hayir gelemem dedim cunku benim bir ailem var Romanyada.. Eve gidince bu teklife hayir dedigime cok kizdim ama ilk burada basladi disari gitmeyi gerceklestirme istegi..

Bir kac ay sonra Steua Bükres ile antrenman yaptigim Nordrhein-Westfalen stadinda ilk firsat cikti karsima. O zaman bunun benim kaderim oldugunu ve Almanyada kalacagimi anlamistim.. Uzun zamandir Almanyada yasayan bir arkadasim Kassel'de yapilacak olan bir arkadaslik maci icin beni aradiginda ona bir daha Romanyaya dönmek istemedigimi söyledim. O da bana "sorun degil benim yanimda Hannover'de kalabilirsin" dedi ve bir plan yaptik..

Dortmund macinin ilk yarisinda oynayabilecegim kadar iyi oynayip Alman kluplerin ilgisini cekecegim akabinde birinci yari sakatlanip oyundan cikacagim.. Devre arasi da vinnn.!

Mac basladi ve ilk yari sonuna dogru dizimi bandajlattirip aci cektigimi söyledim.. Aslinda hicbir sey yoktu ve beni degistirmek durumunda kaldilar.. Soyunma odasinda tek basima kaldim, kimse yoktu.. Kalktim, cantami hazirladim bir kac bir sey alip stadi elimi kolumu sallayarak terkettim ve stat disinda beni bekleyen arkadasimin arabasina binip cikip gittim..

Mactan sonra takim arkadaslarim benim kayboldugumu düsünmüs ve dört saat boyunca beni aramislar.. Romen konsolosluguna bildirdiler ama ben coktan Hannover'e ulasmistim bile. Iste tam bu noktada cok buyuk bir hata yapip Bükreste biraktigim karimi arayip kactigimi söyledim.. O telefonda aglayip geri gelmemi istiyordu ama artik yapamazdim, cok gecti. Maalasef telefonlar dinleniyordu ve romen gizli servisi konusmalari kaydedip akabinde benim bütün malvarligima el koydu. Evimi,arabani her seyimi aldilar.. Annemi sekiz yil sonra görebildim ve o an deli gibi gülüyordum ayni zamanda da agliyordum.. Ayni anda gülmek ve aglamak..

Baslarda hayatim adina hicbir endise tasimiyordum, güvendeydim ve rahattim ama sonra iste memleket hasreti basgösterdi. Yine de geri dönemezdim cunku araniyordum ve bulundugum takdirde 5 yil 8 ay olmak kaydiyla kucuk bir hapis hayati beni bekliyordu.. Akabinde kacistan üc ay sonra Dortmund klubü ile sözlesme imzalamistim.. ( Kendisi pek bahsetmiyor ama o dönem hem Hannover ve ayni zamanda Dortmund klubu ile sözlesme imzaladigi ve bunun mahkemesi, cezasi nedeniyle 1982 yilindan sonra ancak Dortmund klubunde oynayabilmistir, Hannover klubune de 500 bin mark ödenmistir )




Arkadaslarla ve tanidiklarla iletisime devam ediyordum ki tüm telefonlarin dinlendiginin de farkindaydim ve bir gün konusmanin ortasina Romanya gizli servisi araya girip "seni geri alacagiz adi suclu" dedi. beni sonrasinda bir telas sardi.. Bunu klube bildirdim ve koruma istedim. Iki hafta boyunca iki tane polis ile yasadim hayatimi. Öyle ki deplasman macina gider iken takim otobüsünde dahi bana eslik ediyorlardi.. Bu yüzden hala klube tesekkür ederim..

Ilk macimi dün gibi hatirlarim. Brugge'ü 2-0 yenmistik bir arkadaslik macinda ve her sey muhtesemdi. Bütün arkadaslarim beni cok cabuk kabul etmisti ve seyircinin de yaklasimi cok iyiydi..

Sportif acidan her sey iyi gidiyordu ben teknik adamimiz Branco Zebec'in güvenini kazanmistim. O beni zaten Romanya milli takimiyla oynadigim son maci seyredip mutlaka transfer etmek istemis. Borussia Dortmund'un o dönem oyun kurucuya ihtiyaci vardi ve beni transfer etmek icin her seyi yaptilar..

Almanyada yeni arkadasliklar kuruyordum ve eskiyi artik bir kenara birakiyordum. Gerci ben iliskimi devam ettirmek istedim arkadaslarimla ama her telefon edisimde artik "bizi arama artik marcel" diyorlardi. Bir sekilde problem cikabilir korkusuyla uzak duruyorlardi ve ben de artik aramayi biraktim..

Bir kac yil sonra Steue Bükres'deki arkadaslarimi 1990 Italya Dünya Kupasi öncesi gördüm. 1990 Dünya Kupasi icin o zamanki teknik adam Emerich Jenei'nin beni italyaya götürmek icin plani vardi ve ben o dönem Zürich takiminda oynuyordum. Münih'e uctum ve Bayern Münih ile oynanilan bir arkadaslik macinda oynadim.. Fakat ne yazik ki o dönemin yeni stari Georghe Hagi benim oynamama eleme maclarinda hic oynamadigim icin karsiydi. O beni veto etti ve ben italya 90'a gidemedim..

Aktif kariyerimi sonlandirdiktan sonra Dortmund'da futbol okulu actim. Yakin zamanda ayni projeyi Romanyada da yapmak istiyorum ama artik orada evimdeymisim gibi hissetmiyorum ben. En fazla bir ya da iki hafta kaliyorum misafir seklinde ve geri dönüyorum. Bükres 3 milyonluk buyuk bir sehir ve orada Kaos ve Rüsvet hüküm sürüyor. Ben 28 yildir Almanyada yasiyorum bu yasamimin yarisina tekabül ediyor ve düzene, disipline alistim artik.. Bugün biliyorum ki Almanya ve Dortmund benim evim olmus artik..

3 Nisan 2009

Daniel Simmes.!



Daniel Simmes 1966 dogumludur.

"Hayat veriyor ve aliyor" diye sonlandiriyor yillar sonra verdigi röportajin sonunda.

Dortmund-Dorsfeld'de oynar iken dikkatleri üzerine cekmeyi basariyor yetenegi ile.. Barcelona istiyor onu ama o Dortmund'u birakmayi hicbir zaman düsünmedigini dile getiriyor. 5 Ekim'de Leverkusen macinda ise inanilmaz bir patlama gerceklestiriyor.. 70 Metre maradonavari topu sürüp adamlari gecip golü atarken bu Bundesligada attigi ilk gol olmasi bir yana ayni zamanda 1984 yilinin da golü seciliyordu -videosu asagidadir-. Mac akabinde 1-1'e gelse de o tekrardan galibiyet golünün ortasini yapiyordu.. Barcenola bir kez daha teklif yapiyor ve fakat Simmes hicbir zaman Dortmund'u birakmayi düsünmedigini dile getiriyor.. Bu sekilde baslayan bir kariyer sizce nasil devam eder, iste o sekilde olmuyor..



Cok büyük yetenek olarak her yerde konusuluyor artik Simmes.. Berti Vogts, onun topla olan hizini diger oyuncularin topsuz kosusundan daha süratli oldugunu dile getiriyor o dönemin genc takim yetkilisi onu genc milli takima da davet ediyor.. Milli takimin gelecegi diye bakiliyordu diyor takim arkadasi Immel.. Herkes ondan bahseder iken birden tersine dönüyor her sey..

Simmes'e bir seyler oluyor.. Kosamiyor.. Sürekli bir yorgunluk hali söz konusu. Sahada artik kosamadigini farkediyor.. Antrenmanlara düzenli olarak istirak etse de sürekli yorgun düsüyor bedeni. Herkes ondan o müthis golün devamini bekler iken sahada beklenilmeyecek kadar kötü performans sergiliyor.. Gerci idare ediyor yine ama o 70 metre topu sürüp gol atan adam degil de Cihan Haspolatli kivamina geliyor.. Seyirciler isliklamaya basliyor, kosamadigini, sürekli yorgun düstügünü bir sorun oldugunu söylüyor ve haliyle doktor doktor geziyor. Hicbir doktor en ufak bir soruna dahi rastlamiyor yapilan onca testin sonrasinda.. Bu kez kadroya doktorlar da katiliyor.. "Hastalik hastasi" tershisi konuluyor.. Ona ne takim arkadaslari ne de doktorlar inaniyor artik.. Seyirciler de gülüyor..

4 yil sonra Karlsruhe'ye transfer oluyor ama hakkindaki söylemler artik her yerde. Stada gelen futbolseverler sürekli onunla ugrasiyor, dalga geciyor ve bir daha asla Bundesligada oynamam diyerek Belcika'nin ikinci lig takimlarindan Lierse'e gidip yavas yavas kayboluyor.. bölgeseler liglerde oynadiktan sonra 2003 yilinda futbolu "birakmak " zorunda kaliyor zira bu yorgun düsmülügün nedeni ortaya cikiyor..

Doktorlar onun kalbini dogustan hatali oldugunu kesfediyorlar. fazladan sinir barindirdigini ve yillar gectikce büyüyen sinirlerden dolayi onun sahada ölmemesinin cok büyük bir sans olarak nitelendiriyorlardi.. O muthesem golünden 9 yil sonra cok ihtiyaci oldugu gercegine kavusuyordu..

"Hayat bu diyor.. Cok güzel bir karim iki güzel cocugum var benim, mutluyum diyor.. Doktorlarin sonunda nedeni aciklamasi sonrasi sahada ölmedigim icin de sansliyim diyor.. ve Hayat bu diyor.. Verir ve Alir."

Thorsten Legat.!



Imdi bir Legat olayi cok cabuk gecistirilemez süphesiz ama bu da giris oLsun zira parkta park yüzünden tartistigi genclere Samuray kilici ceken bir abimizdir..

Foto'ya dikkatlice baktiginizda Legat'in sortunun digerlerine nazaran biraz farkli oldugunu görüyorsunuz.. Siz belki görüyorsunuz da takimin sezon öncesi kadro görünümünü yansitan bu farki yetkililer görmüyor ve her yerde bu sekilde yayimlaniyor, neden böyle bir sey yaptigi ise daha güzel..

"Ne yapabilirim ki ? iki arkadasiniz böyle bir aksiyon icin size 1000 euro verecegini söylese ? Asil bu teklifi geri cevirmek aptallik olurdu..

Ne yazik ki bunun on katini ceza olarak ödemek durumunda kaldim.."

Stuttgart takiminda iken sisenin üzerine "Neggersaft (zenci suyu)" yazdigi icin klupten uzaklastirilan Legat'in genis hikayesi bir baska zamana kalsin..

9 Mart 2009

Hoeness'in Delirdigi An.!



Almanyada bazi basin toplantilari ya da seyirci ile bire bir temas halinde olmalarin bir kismi efsane olmustur. Hoeness-Daum cekismesi ya da Trapattoni'nin basin aciklamasi ve sonunda son derece yanlis bir almanca kullanimi ya da Augenthaler'in basini sustturup sorulari ve cevaplari kendisinin vermesi gibi sayisiz anlar efsenelesmistir. Bu da onlardan birisi.. Hoeness seyirciye, kendi seyircisine, taraftarina yükleniyor burada.. ve inanin bana dünyada sadece Hoeness kariyeri olmasi gerekir ki böyle bir cikis yapabilsin bir insanoglu..




Yaklasik iki yil önce Bolton macinda stadin genel atmosferinin oldukca kötü olmasi, sessiz seyirci ya da parali seyirciye olan tepkilerini dile getiriyordu kalearkasi grubu.. hep ayni kiyas söz konusuydu: 1860 Munih cok daha iyi.! Ve fakat Hoeness deliriyordu resmen, saglam bir cikis gerceklestirdi.. Denildi ki ezeli rakibi 1860 Munih maclarinda arena daha canli, daha sesli, daha iyi bir seyirci grubuna hakim.. 1860 Munih cok daha iyi seyirciye hakim cunku onlarin parali seyircisi, localari, zenginleri degil gercek taraftari stadin icerisinde.. Ve Hoeness gercekten deliriyordu, gercekten ve tüm konunun hakli-haksiz kismini bosverin sadece böyle bir adam bu cikisi gerceklestirip hala ayakta kalabilir..

"Ah ne güzel seyirci.. ücüncü ligde olsun, chelsea'ya degil de weidenheim'a karsi oynayalim ama söyle güzel böyle güzel olsun diyorsaniz oraya gidin ama bizimle degil o zaman kendinize yeni bir yönetim bulmak durumundasiniz. Stadin genel atmosferinden biz degil siz sorumlusunuz.. Siz 340 milyon euroya mal olan bu statta kalearkasinda 7 euro'ya mac seyredebiliyorsaniz o localardaki insanlarin ceplerinden aldigimiz paralar sayesindedir.. ! ne saniyorsunuz ? Böyle bir statta bu fiyata bu sekilde mac seyredebileceginizi mi onlar olmadan ? " diye giden bir ayar sekansi söz konusu.. Unutulacak gibi degildir..

17 Aralık 2008

Daum vs Hoeness.!



Arkadaslar cok baska bir duellodur bu ikisinin arasindaki.. Tarihi vardir, öncesi ve sonrasi vardir iki aykiri kisiligin bulustugu televizyon ekranlari ve o muhtesem görüntüleri vardir.. Sonrasinda olagelen kokain davasi aslinda devam filmi niteliginde idi.. Her sey 1989 yilinda Daum'un o müthis cikisi ile basladi aslinda..

Köln inanilmazi basardi o sene.. Sampiyonluk yarisina ortak oldu ve Bayern ile Köln'ün cok önemli maci öncesi atismalar basladi.. Bayern'in antrenörü o dönem Jupp Heynckes.. Daum giydiriyor da giydiriyor.. Inter Milan zaferi sonrasi dahi Daum durmamis devam etmis.. O diyor uyku tabletlerinin reklamini yapsin.. ya da daha neler neler.. Havadurumu izlemek onunla konusmaktan daha ilginc gibi..

Uli Hoeness bu saldirilar karsisinda sessiz kalamiyor ve bu tepkiselligi belirtmek icin ZDF'in davetini kabul ediyor.. Iste bu program almanyada efsanedir.. Sampiyonlugu kaybetmesine ragmen aslinda Daum'un Hoeness karsisinda ezilmedigi icin gercek Sampiyon oldugunu iddia edenler cogunluktaydi.. Hoeness elindeki rapor ile Daum'un yanindaki teknik adam Heynckes icin söylediklerini bir bir tekrar ederken Daum araya giriyor güzel hazirlik yapmissin derken kavga tutusuyor biden.. Daum Hoeness'e yükleniyor.. "Sen kendine bunu ilke bellemissin beni gittigim yoldan alikoymaya calisiyorsun ama sana garanti veriyorum ki bunu sen de basaramayacaksin" diyor.. Hoeness cevap veriyor "Böyle bir caba sarfetmeyecegim
cunku Persembe günü senin yolun sona eriyor" diyor oynanilacak olan Sampiyonluk maci olan Bayern Munih- FC Köln maci öncesi.. Ki o mac sampiyonu belirliyor..



Hoeness yillar sonra Tutku, Hirs olarak nitelendiriyor o gün olanlari.. Ve mac sonucunda agladigini ve o golleri hicbir zaman unutamayacagini söylüyor.. Daum cok keyif aldigini söylüyor.. Littbarski Daum'in motivatör gücünün yani sira o sert antrenmanlari her gün oyuncularin keyif alacagi sekilde düzenledigini, müthis bir teknik adam oldugunu ve doksan yilinda Kölnden kovulusunu bugün dahi kimsenin anlamadigini söylüyor...

Daum yetenekli ve kendisine güvenen bir teknik adamdir. Basarilari ortadadir. Onun kariyerine sahip cok az teknik adam Alman ikinci Bundesliga gibi bir lige gidebilir.. Cok cekismeli ve denk takimlarin mücadele ettigi yerdir.. Ben sahsen böyle bi risk almazdim sonuc itibari ile ikinci Ligde bir takimi cikaramamak gibi bir basarisizlik hemen size yapisabilirdi ama o kabul etti neden kabul ettigi nasil bir yapisi olup sampiyonluklari nasil kazandigi aslinda yukaridaki videoda cok net görülebiliyor..

Hoeness ise.. Bayernin baskani Rummenige ya da teknik adamlari ya da calisanlari.. Hepsini bosverin. O Bayern efsanesini yaratan adamdir. 30 yildir teknik adamlarin yaninda ve onlardan daha cok sevinir atilan gollere.. vari yogu Bayerndir ve bu yüzden cokca zaman sevilmeyebiliyor ama Daum dahi onu takdir etmekten cekinmiyor.. Iki hirs küpü adamin muhtesem görüntüleridir yukaridaki ve o mac izleyenler icin cok daha baska oluyordu haliyle..

6 Aralık 2008

Güzel ve Cirkin.!



Futbolcu tavri bazen belirleyici olabiliyor öyle ki size gösterecegim iki video bunu cok acik bir sekilde ortaya koyuyor.. Alacagi hazdan görevleri, sorumluluk duygusu ile vazgecen insan aslinda hayvandan bu sekilde kendisini ayiriyor.. her futbolcudan her sekilde dürüst olmasini beklemiyoruz belki ama asgari bir etik beklentisi de cok fazla olmasa gerek..

Sahsen final maci dahi olsa haksiz bir penalti, haksiz bir gol ile kazanmanin bir getirisi yoktur nazarimda.. Futbolcu cokca zaman baski altindadir. Hatali verilmis bir penaltiyi hakeme gidip "hatalidir geri al" bir ihtimal diyemeyebilir, ben demesini de bekliyorum bariz bir yanlis oldugu vakit.. Amma velakin hakemin size danismak durumunda kaldigi vakit göz göre göre yalan da cok hos degildir.. Örneklere gecelim.

Cirkin.!



Tarih 29 Nisan 1998.

Oliver Held.!

Inanin bana su ana kadar en nefret ettigim futbolcu kimdir derseniz bu adamdir.. Hikaye videoda da cok net bir sekilde anlatiliyor ama ufak bir tercümesini de biz edelim. Köln icin ölüm kalim maci, Schalke icin hicbir önemi olmayan ligin son maci. Köln puan puana giriyor rakibi ile.. Macin kirilma noktasi görüldügü üzere Oliver Held denilen adamin eline carpan top.. Hakem göremiyor pozisyonu ve oyuncuya soruyor.. Oyuncu hayir diyor, göz göre göre hicbir cikari olmayan bir macta kölnü küme düsürecek cevabi veriyor.. Hayir kafama carpti diyor.. Baska acidan mac sonu spiker hakem size sordu mu diyor ? Hayir, sormadi diyor.. yalanlar bir degil iki degil.. hakem ise oyuncuya gidip sordugunu -polster ve görüntüler de teyit ediyor bunu- yemin ettigini ve kesinlikle eline carpmadigini söyledigini belirtiyor.. Iki yalan üst üste ki iyi yakalanmis.. Polster'in dedigi gibi yasami boyunca bu yüzden mutsuz olmasini diliyorum .. Oysa o sadece bu yüzden iki mac ceza aliyor.. Bu mac sonrasi Köln küme düsüyor, bir senenin emegi tek bir noktada tüketiliyor..

Güzel.!



Sene 1981.. Bayer Leverkusen -Bayern Münih maci.. Güzel adamin ismi norvecli Arne Larsen Oakland.. o'sunun üzerinde cizik var, ugrastirdi beni cok.. Videosunu cok aradim ama bulabildigim bu malasef.. Gecen Leverkusen-Munih maci öncesi ZDF kanali verdi, orda gördüm ben de..

Larsen üc gol atiyor macta, hattrick yapiyor Leverkusen adina.. Akabinde görülecegi üzere dördüncü gol geliyor.. Aslinda bariz gol degil, yan filede ama karisiklik oluyor hakem golü veriyor.. Santra'ya gidiliyor ve Santrada Larsen hakeme acik acik gol olmadigini soyluyor.. Hakemle konusmasi olsa da sonrasi bu görüntülerde yok fakat devami aynen söyle.. Larsen'in görüntülerde olan "hayir gol degil hocam" mesajindan sonra santranin göbeginden topu alan hakem kendi elleri ile aut cizgisine kosup topu oraya koyuyor ve golü iptal ediyor.. Elbette adam hattrick yapmis, rahat bir pozisyonda ve fakat bir üstteki macta da Schalke ayni sekilde cok rahat bir poziyonda.. Olan Köln'e oluyor, Schalke yense de yenilse de degisen bir sey olmayacakti, burada da o gol verilse de verilmese de degisen cok bir sey olmayacagi gibi ama yine de dürüstlük iyidir.. Klose vardi ayni sekilde kendisine sanirim Bielefeld maciydi penaltiyi soran hakeme Bremen formasiyla "hayir penalti degil" demistir filan..

Velhasil severim ben böyle futbolculari.. Bana Sampiyonlar Ligi Sampiyonlugunu kaybettirse de takdir ederim yine de, en az o kupayi almis olmak kadar gurur duyardim takimimla, oyuncusuyla..

5 Aralık 2008

Bernd Schuster.!



Schuster an itibari ile hemsehrimdir. Augsburg'da oynar iken Köln menajeri tarafindan kesfediliyor.. Bakiyor ki cok iyi bir Libero. Muhtesem paslar, her sey onda.. Onu cagiriyor, bizimle oynamak ister misin diyor.. Güzel de bir para teklif ediyor kendisine.. Schuster o zamanlar deyim yerindeyse biraz utangac bile diyebiliriz diye ekliyor Karl-Heinz Thielen.. Naif bir durusu vardi diyor ve itirazsiz geldi, etti anlasmayi imzaladik diyor..

Sezon 1977/78 .. Köln anlasmayi imzaliyor imzalamasina ama fedarasyon Schuster'in ayni zamanda Köln disinda iki takim ile daha sözlesme imzaladigini söylüyor.. Augsgburg ile sözlesmesini uzatmis akabinde Köln'ün ezeli rakibi Mönchengladbach'a ayri bir antlasma ve en sonunda Köln.. O dönemler her sey cok da net degildi. Bu gibi aksilikler cikabiliyordu..

Schuster parayi biraz arttiran her klube evet demis diyor Thielen.. Önce kendi takimi Augsburg ile sözlesmesini yenilemis, sonra gladbach derken Köln.. Ama sonunda Bizi(Köln) secti ve Gladbach solugu mahkemede aldi diyor.. takimin menajeri diyor Thielen 600 bin DM tutarinda tazminat davasi acti ve fakat kazanamadi diye ekliyor.. Akabinde Augsburg klubune 125 000 arti KDV 'yi de verip aliyoruz Schuster'i.. 1980'de ise milli olup yildizlasiyor iyice ve Köln'ü cok iyi bir sekilde temsil ediyor milli takim formasiyla..

Onu tutamayacagimizi cok iyi biliyorduk, bu sekilde aldiginiz bir adami asla tutamazsiniz elinde ve bizim iyi bir bonservis parasi almanin disinda bir amacimiz yoktu. Onun ayni zamanda yetistiren insan olan teknik direktör Hennes Weisweiler Cosmos New York takimina gidince Schuster de onun pesinden gitmek istedi. Burada bir anlasma oldu ve 3,2 milyon marka anlastik. Bu o zamanlar icin muazzam bir rakamdi bizim icin ama Schuster Amerikada calisma izni alamayinca is yatti. Akabinde Barcelona ilgi gösterdi ve Vergisi haric 3.2 milyon mark karsiligi Schuster'in dünya yildizi olacagi takima gönderdik..

28 Kasım 2008

Cruyff ve Sigara



Eski bir oyuncu Cruyff ile ilgili sirlari piyasaya döküyor.. Johann Cruyff, devre arasinda sigara icermis ve Antrenmanda da genelde masaj banklarinda vaktini gecirirmis.. Böyle böyle yüzyilin en iyi oyuncusu secilmis bir adamdir ..

18 Kasım 2008

Mehmet Scholl.!



Mehmet Scholl, buradaki Bayern'in ezeli rakibi 1860 taraftarinin da üzerinde durdugu gibi o bir fenomen ve cok ilginctir Bayerne ait ne varsa nefretle anilan yerde bir tek ona baska bakilir, bir tek o sevilir sayilir ki cok az futbolcuya nasip kismet olmustur der ve hatta ben sadece bir tanesini -Scholl- tanirim der.. Digeri de insanin yaptigi isin disinda kisiligi ile de kendisini kabul ettirmesi saygi duyulasidir der .. derler de derler..

Scholl'u sevdiren nedenlere gelirsek eger her seyden öte Kahn gibi diyemeyiz. Her ikisi de Bayern'e sadik kalmistir ama Kahn hakettigi parayi her daim almistir burada. Yani Bi Real Madrid ona daha fazlasini vermemistir ve fakat Scholl'da bu durum vardi. Avrupanin hemen hemen bütün devlerinin listesinde Hoeness gözetiminde saglam paralara "Hayir" demistir.. Karsiligini inanin bana fazlasiyla görmüstür, Bayern milliyetci bir cizgide yürür.. adamina her daim sahip cikar.. Cok fazla milliyetci taraftari da vardir ve fakat milliyetci derken Bayern milliyetciliginden söz ediyorum. Bir kisim Bayernliler bayern eyaletinin tek basina ülke olmasini dahi dile getiriyorlar, her bakimdan diger eyaletlere fark attigindan dolayi.. Bu yüzden genelde en sevilmeyen insanlar, Bayernlilerdir almanyada...

Scholl bu milliyetci taraftar profiline uygun baska bir eylem gerceklestirir.. Rudi Voller-Skibbe ikilisine hayir der.. Milli takimi reddeder.. herkes bilir ki bu daha cok Bayerne faydali olma girisiminin bir parcasidir. Bayern Munihi milli takimdan üstün görüsün eyleme dökülmüs ifadesidir. Bizzat tanidigim öyle bayernliler var ki ben Kuranyi'nin gol attigi Alman Mili takimina sevinemiyorum der.. Bayernli yöneticiler de böyle düsünmüs olacak ki kim milli takim adina gol atiyor hemen transfer ediyorlar (di). Velhasil gerek düsük paralara Bayernde kalmasi gerek Bayerni her seyden üstün tutmasi ve her daim verdigi sivri roportajlari, akilli demecleri ile Basta Hoeness ve Beckenbauer olmak üzere tüm klubun sevgisini, takdirini kazanmistir ki üzerine cikan oyuncu su an itibari ile yoktur..

Yakin zamanda herkesin bekledigi onu takimin basinda görmek.. Sadakat sözcügününün futbolcu olarak karsiligidir Bundesligada.. "Scholl gibi sadik".. "Scholl gibi Bayernli" kaliplasmistir artik..

Merakla yesil sahalara takim elbiseyle dönmesini bekliyoruz...

2001/02 Sezonu: Borussia Dortmund- Bayern Münih maci



Bayern bir puan önünde gitti Dortmund'a.. Arkada bekleyen Hertha ve Kaiserslautern'in de üc puan önünde.. 28.Hafta.. Sampiyonlugun kizistigi mac.. Sinirler gergin.. stat cehenneme cevrilmis durumda..

Efendim Toplamda 12 sari (Oliseh , Addo Salihamidzic , Jeremies , Scholl , Elber , Linke , Kahn , Sagnol , Kuffour ), 3 kirmizi kartin ciktigi mac Bobic ve Santa Cruz'un attigi gollerle berabere bitiyordu.. Henüz daha macin 35. dakikasinda iki sarida Lizarazu kirmiziyi yiyor, 56'da da Effenberg yaptigi sert faul sonrasi oyun disi kaliyordu, Dortmund ise macin sonunda resimde de görüldügü üzere Evanilson ile bir kirmizi yiyor..

Hoeness, kendisinin ve teknik direktör Hitzfeld'in de gerekirse sahaya girecegini ama dokuz degilde sekiz kisi kalsak da asla yenilemeyecegini söyler iken Kahn bu mac icin Belki Heyecan acisindan yillar boyu reklami olabilir ama futbol degildi sahada oynanilan diyordu yaklasik 70 bin fanatik Dortmundlularin cehenneme cevirdigi mac sonrasi..

Son saniyelerde Rosicky'nin frikigi cataldan Kahn'a dogru gider iken bu sansli durum icin Dortmund'un maci haketmediginin en önemli göstergesi diye kaydediyordu Kahn..

10 Kasım 2008

29 Nisan 1978



Gladbach'in efsane oldugu zaman dilimi.. Bundesligada son haftaya girilmis ve Köln ile basa bas giden mücadele söz konusu, Gladbach sampiyon olmak icin olasi bir Köln puan kaybinda Dortmundu farkli yenmesi halinde sampiyon olabiliyor.. Aslinda sansi cok az, 40'a 30 averraj farki var.. Yine de umut umuttur.. Dortmund ise bir mac öncesi kümede kalmayi garantilemis.. Burada önemli olan nokta ise dortmund kalecisi Horst Bertram'in 29.haftada sakatlanmis ve onun yerine kaleyi kahramanimiz Peter Endrulat korumustur son maca kadar.. Gladbach güclüdür ve maci farkli kazanmasi gerekiyor, dortmund takimi rehavete girmistir ama bunun bedelini cok aci öderler.. Olayi kahramanimizin agzindan dinleyelim..

"Ben cok normal isindim, taraftarlarimiz gecen hafta elde ettigimiz kümede kalma basarisini hala kutluyorlardi.. Gladbach üzerimize gelecekti, sampiyon olmak icin en ufak bir sansi dahi degerlendirmek isteyeceklerdi ama yine de böyle olmamaliydi..

Efendim mac basladi.. Jupp Heynckes hemen golünü atti baslar
Jupp Heynckes'in golü.. Alman Bundesliga Tarihinin en farkli sonucunun baslangici..

baslamaz. Inanin bana bundan sonra kim hangi golü atti bilmiyorum... ben sadece 8 metre önümden bana dogru sutlarin cekildigini görüyorum ve hemen hepsi de köseye gidiyor.. Yanlislikla bir kac tanesini tutsam da akabinde digeri gelip golü atiyor.. kötü bir mac cikarmama ragmen ilk yari baya bi top tuttum aslinda, yine de devreye 6-0 yenik girmemizi engelleyemedim.. Otto Rehagel'in devre arasi konusmasi cok uzun sürmedi, ne diyebilirdi ki ? Utanmamiz gerektigini ve daha farkli olmamasi gibi sözler söyledi.. Yine de cok kizmadi bana.. Sonra bana döndü ve devam edip etmek istemedigimi sordu.. Iste o anda devam etmemeliydim aslinda.. Bana "alti tane yedin, artik bir iki güzel top cikariver.." dedi.. Ben aslinda mümkün olan toplari tutuyordum ama nafile.. Ilk yari cikmaliydim, bu toplari asil kalecimiz yemeliydi ve belki de cok baska bir kariyere dogru adim atabilirdim.. Maci zor bitirdim. Tek tesellim 12-0'lik galibiyete ragmen Gladbach'in sampiyon olamamasidir.. Bir daha sahalarda kendimi gösterebilecek sansi bulamadim.. Sözlesmem uzatilmadi ve sene sonu Tennis Borussia Berlin'e transfer oldum.. Malasef futbolda bazen tek bir mac kaderinizi belirleyebiliyor.."