pazar günü o güzel kahvaltıdan sonra, ramazandan dolayı 1 aydır denize girememenin verdiği heyecanla soluğu urla da aldık.
orayı seçmemizin amacı, güzelbahçe, seferihisar tarafında deniz aşırı dalga alıyor, çeşmede biraz uzak saat 2 olmuştu, ee amacımız oğlanı da eğlendirmek hava soğumadan, bir hafta boyunca buvvvaaakkk buvvaakkk diye diye bi hal oluyor yavrum... :)
gittiğimiz koy hiç dalga almıyor çarşaf gibi bir denizi var ama, bu kadar soğuk olabileceğini hiç tahmin edemedik, denizden hiç çıkmayan ben 10dk kalabildim bol bol güneşlenmeyi tercih ettim...
yol biraz uzun ama çok eğlenceliydi, eşim bir ara senin soyağacını tekrar gözden geçirelim, japonlar gibi makina elinden düşmüyor dedi, bende olabilir uzakdoğu sevdamın altında böyle bir kan bağı yatıyor olabilir dedim...
en çok görmek istediğim yerlerin en başında uzakdoğu geliyor... nasip-kısmet herşey :))
neyse burası urla demicili köyü diye bilinir...
çamların arasından geçtik, çorak tarlalara üzüldük, yol üzerinde küçük küçük organik manavlar gördükk ve bizi çarşaf gibi bir deniz karşıladı...
işteee sırasıyla görseller...
ps: eşim su ürünleri mühendisi, bu koy onun ilk dalış yaptığı koymuş, o yüzden burası onun için ayrı bir önem taşıyor...
eski urlanın içinden geçiyorsunuz...
urla merkezden 13km demircili koyu
yolculuk harikaydı, eşimle bol bol sohbet ede ede gittik :)
dağlar tepeler aşıyorsunuz veeeee....
bize uzaktan göz kırpan deniz karşımızda...
çarşafff gibi bir deniz sizi karşılıyor... harikaaa...
kenarların taş olduğuna bakmayın, daracık bir yoldan geçip çok güzel kum zemine geliyorsunuz...
1 hafta boyunca deniz sayıklayan yavrum ayağını bile sokamadı denize :((
saat 5 gibi, güneşlenen oğlum
heryerini mıncırdım merak etmeyin :)))
anne, babak cubbaaaaa :)))
ayaklarım denize gitmek istiyor ama, çok soğuk be yavrumm üşürsün bak diye telkinledim hep ayakçıklarımıı :)
işte ipek gibi kuma ulaştığınız minik geçit :)
yolların fatihiii aşkımmm, çok yoruldun ama, çok teşekkürler bu güzel gün için...
senii yiyeceğim bebeekkkkk :)))