behzat ç... asırlar olmuştu türk yapımı bir dizi izlemeyeli, en sonunda eşin dostun yaptığı yoğun "reklam"a dayanamayıp behzat ç izlemeye başladım. en son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: gerçekten - türkiye standartlarında - kaliteli bir dizi çekmişler, izletiyor kendini. (daha önce gand da behzat ç hakkında yazmıştı, o yazıya buradan ulaşabilirsiniz.) dizi izlemeyi severim, ama sinemayı sevdiğim gibi değil. iyi bir sinema filmi gurme işiyse, dizi olsa olsa fast food olur. ama işte insanın canı ikisini de çekiyor.
behzat ç, kaliteli polisiye izleme hakkı elinden alınmış türkiye televizyon izleyicisine, daha doğrusu kaliteyi kalitesizlikten ayırabilen kısmına ilaç gibi geldi. daha on iki bölümde "fenomen" olma yolunda ilerliyor dizi. hoş, kaliteli polisiye dizi izlemek isteyen kesimin oranı, belki de behzat ç'nin yayından kalkma ihtimalinin düzenli olarak gündemde kalmasıyla ortaya çıkıyor.
bir araba dolusu övgünün yanında yavaştan eleştiriler de duyulur olmaya başlamadı değil. örneğin deniz gedizlioğlu radikal'de behzat ç'yi bir yandan emniyeti "eğlenceli bir yer" olarak göstermekle, diğer yandan homofobik olmakla suçladı. ekşisözlüklerde oralarda buralarda da küfür yoğunluğundan rahatsız olanlar ve ne zaman bir kitap filme ya da diziye dönüşse eksik kalmayan okuduğunu izleyememekten şikayet edenler...
dizi güzel dedim diye eleştirilmeyecek kadar güzel demedim. ama türk polisine küfür ettirdi diye rahatsız olacaksan "walt disney'den şaşma" derim. polis bu! (bakın benim bile cümlenin sonunu "amına koyarak" bitirmek geldi içimden...) konuştuğu vatandaş karşısında dokunulmazlığının, otoritesinin verdiği özgüvenle karşısındakini aşağılamayacaksa, gevrek gevrek gülerek pis espiriler yapmayacaksa polis, gerçekçilikten bir kalemde vazgeçelim. anaokulu öğretmeni gibi davransın polisler, sorguya aldıkları adama "siz" diye hitap etsin, saygıda kusur etmesin. polis "siker", polis "amına koyar", polis "ibne" der. yok, "ben öyle polis istemem dizimde" dersen, dizinin en güzel sahnelerinden biri olan savcının behzat ç'ye "terbiyeni takın, karşında vatandaş yok" dediği sahneyi "polisin vatandaşa hakaret etmesini mi savunuyor bunlar" diye eleştirirsin. tek cevabım: "otur, anlamamışsın, sıfır!"
diziden tatmin ol(a)mayan emrah serbes okurlarına diyecek bir şeyim yok. hem serbes'in daha hiçbir kitabını okumuşluğum yok, hem de daha önceden okuduğum bir romanın filminden, dizisinden tatmin olduğumu hatırlamıyorum. muhtemelen tatminsizliklerinde haklıdırlar.
gelelim homofobi konusuna: nasıl olmalı sizce ekrandaki polis? cinsiyetçilik karşıtı? gay pride yürüyüşüne de katılsın mı? siz gerçek hayatta hiç cinsiyetçi olmayan polis gördünüz mü? polis televizyonda en sevebileceğimiz, en "politically correct", en polis olmayan haliyle mi karşımıza çıkmalı? ben polisten nefret ediyorum, ekranda da karşıma gerçek haliyle, o nefret ettiğim haliyle çıksın istiyorum.
sorun da burada başlıyor zaten. behzat ç, polisin gerçek yüzünü, hani o nefret ettiğim yüzünü daha önce yapılmadığı kadar ekrana yansıtıyor yansıtmasına da, "insani" özelliklerle öyle bir harmanlıyor ki, "polislerimiz"in hal ve tavrını "anlar" buluyor insan kendini. behzat ç'nin yargısız infaz soruşturmasından yırtmasını bana istetmiş bir dizi gerçekten tehlikelidir arkadaş...
"solcu dizi" öyle bir gecekondu yıkımı, bir memur eylemi, birkaç tane de karikatürize edilmiş solcu göstererek çekilmiyor. ben sonunda bütün o iğrenç özellikleriyle polisin yanında bulacaksam kendimi, olmuyor...
emrah serbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emrah serbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Aralık 2010 Çarşamba
BEHZAT Ç HAKKINDA LAF EBELİĞİ
Etiketler:
behzat ç,
emrah serbes,
polis,
televizyon
10 Ekim 2010 Pazar
UMUT VAADEDEN YENİ NESİL 1: BEHZAT Ç.
ilk bölümünde aşırı kaba geldiği için izlemekte zorlansam da erdal beşikçioğlu‘nun oyunculuğu keyif vermişti. henüz 4. bölümü yayınlandı ama daha şimdiden kendini araştırtıyor.
bu diziyi bu kadar sempatik kılan ne diye soruyorum 4 bölümdür. henüz sorular tamamıyla cevaplanmadı. ama en öne çıkan dizinin gerçekçiliği ve kurgu havasını hissettirmemesi. behzat ç. ve iş arkadaşları o kadar gerçek ki… polisle pasaport ve ehliyet bir iki de şikayet dışında işi olmamış sıradan insan için bile kavraması zor olmayan bir gerçekçilik. ankaralı ağzını ve tavrını da başarıyla aktarıyor.
behzat ç.yi özel kılan -kitabı okumadım ama- muhtemelen yazarın basit ve yalın gerçeği kendi yargılarından bağımsız, bir doğa gözlemcisi nesnelliğiyle aktarabilmiş olması. bunun yanı sıra insan ilişkilerindeki incelikler de yine aynı dozda bir gerçekçilikle yansıtılıyor. bu iki unsurun bunca güçlü olduğu türk yapımı pek de aklıma gelmiyor...
emrah serbes isimli 1981 doğumlu yazar tarafından yaratılmış bu karakter emrah serbes’i “acilen okunacaklar” listesinin ilk sırasına alıyor.
“yeni nesilden hayır gelmez” diye düşünen ve konuşanlara inat, onca bastırılmışlığa, faşizan eğitimle tektipleştirilmişliğe rağmen son dönemde müzik, edebiyat vb. çok sayıda alanda çıkan bence çok başarılı çalışmalar insanın içine bir umut tohumu serpiyor.
gand
Etiketler:
behzat ç,
emrah serbes,
gand,
polis,
televizyon,
umut vaadeden yeni nesil
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)