cinayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2012 Perşembe

17 Ocak 2012 Salı

ÖRGÜT ÜYESİ


otuz bir yaşındayım, otuz iki kapıya dayandı. hayatımın yarısından çoğu "örgüt üyesi" olarak geçti. dünyanın nasıl bir yer olduğunu fark ettiğim anda, benim gibi sıradan insanlar artık yeter, edi bese, ya basta demedikçe, milyarlarca insanın sefil yaşamlara mahkum edilmeye devam edeceğini gördüm. dolayısıyla kendim gibi düşünen insanlarla bir araya geldim, ama başarılı ama başarısız (sanırım çoğunlukla başarısız) bir şeyler yapmak için uğraştım. kısacası örgütlendim ve eylem yaptım. birlikte hareket ettiğim insanlardan biri yasadışı bir şey yaparsa, daha doğrusu yasadışı bir şey yaparken yakalanırsa, eylemle hiç alakam olmasa dahi "örgüt üyesi" olarak cezayı paylaşacağımın bilincinde yaşadım. düşünüyorum da, hayatımın yarısından fazlası, bu korkuyu - değişen şiddetlerde - hissederek geçmiş.

bir de, ortak bir amaç için örgütlenip eylem yapan ama "örgüt üyesi" olmaktan korkmayan, korkmak zorunda olmayanlar var. o "korkusuzlar"ın yaptığı eylemler, hep bizimkilerden daha sert, daha kanlı, daha büyük oldu. her açıdan "daha"ydılar işte ama daha devletten korktukları vaki değildir. onlar, beyazıt meydanı'nda öğrencilerin üstüne bomba attı, ankara-bahçelievler'deki bir apartman dairesinde yedi cana kıydı, sivas'ta, maraş'ta, çorum'da "vatandaş" oldu, "tepki gösterdi." biz "sağcılar cinayet işliyor," dedirtemedik. en hızlı onlar koştu hep, "kovalandılar" ama yakalanamadılar bir türlü. kazara biri-ikisi yakalanmak zorunda kaldığında, bir arkadaşa bakıp çıktılar. mahkeme sürerken yattıkları süre yetmediyse, çıkacakları bir arka kapı hep mevcuttu. çıkınca papayı vurdular, mesih oldular. onların korkacak bir şeyleri yoktu, devletin çocuklarıydılar.

bir gün beyaz bereli bir "çocuk", bitmeyen fatihalar, yasinler eşliğinde karadeniz'in kıyıcığında ağabeylerinden aldığı bir tabancayla konstantiniyye'ye doğru yola düştü. kararı kesindi, vuracaktı o "şerefsiz"i. vurdu da. bilmem eli titredi mi. o "şerefsiz"le, efendisizler gazetesi için yaptığımız bir röportaj nedeniyle tanışmıştım. o da, "örgüt üyesi" olmuştu hayatı boyunca, korkmak için nedeni de eksik olmamıştı hiç. cesurdu da ama. cesaretin şanındandır korkacak şeyi olmak. korkacak şeyi olmayanın, cesur olmak için bir sebebi de yoktur. ama korktuğumuz başımıza gelmeseydi, daha iyi olurdu.

hikayenin gerisinde nakarat kısmına giriyoruz. bu devletin, yasinler'i, ogünler'i "örgüt üyesi" ilan etmesi, hele de "ağabeyleri"ni de görmesi, bir hayaldi, hayal olmaya devam ediyor. hayal gücünüze yazık, daha güzel hayaller kurun.

30 Aralık 2011 Cuma

BEBEK KATİLİ

devletin katliamlarına dur demedikçe, daha bunun gibi çok listeler yapacağız.

bakar körler bir yana; uluca "olayı", açıldıkça açılan, saçıldıkça saçılan medyanın bütün o "çok renkliliği" içinde, "kuzey kore'de tek kanal varmış"tan (bir de, zaten kuzey kore'de bir kanal yokmuş) çok da farklı bir işlevi olmadığını insanın gözüne gözüne soktu. 28 kasım çarşamba günü akşam 21:00 sularında gerçekleşen katliamın, anaakım medyada "haber" olmak için sabahı beklemesinin, bir yerlerden emir mahiyetinde bir "haber yapılacak, yap!" gelmeden önce "olay" olmamış gibi yapılmış olmasından başka açıklaması yok. anaakım medyayla - görece çok daha kısıtlı imkanları olmasına karşın gece yarısı canlı yayına geçen - roj tv arasındaki fark, uludere katliamı'nın haber değerinin (ve aslında öldürülen insanların "insan" olarak değerinin) hangi perspektiften bakıldığına göre değişmesi. "icraatın içinden"li trt'den bugüne, "çok renkli, çok sesli yayıncılığa" uzanan medya yolculuğunda yaşanan en önemli dönüşüm, siyah-beyaz propaganda makinesinin, bir ahtapot gibi kollarıyla kapsamadığı alan bırakmayan bir "gerçeklik bakanlığı"na evrilmiş olması. "bebek katili", "teröristbaşı" ve bilimum "sözde"li cümle, özel harp dairesi'nin tezgahından televizyon kanallarına, gazetelere ve internet sitelerine servis ediliyor. tanımlama, adlandırma hakkının, toplumsal iktidarın hakiki sahiplerinin tekelinde olduğu gerçeği, belki de en dolaysız haliyle "terör" kavramının etrafında dönen haberlerde açığa çıkıyor.

aşağıda, 1989'dan günümüze devletin "güvenlik" güçleri tarafından öldürülen kürt çocuklarının listesi var. (listeye uludere'de ölen birkaç ismin daha eklenmesi gerek.) george orwell'in 1984'ünde gerçekleri tahrif etme görevini üstlenen "gerçeklik bakanlığı"nın "savaş, barıştır"ından daha az sürreal değil türkiye medyasının taşıyıcısı olduğu devlet propagandası. evet, listeyi baştan sona okuyun, sonra yeniden konuşalım "bebek katil(ler)i" hakkında. güvenilir bir kaynaktan pkk'nin öldürdüğü bebeklerin - benzer uzunluktaki - bir listesini paylaşan olursa, bir değil iki "bebek katili" olduğu ortaya çıkmış olur, ama devletin - doğası gereği - katil olduğu, dahası katil olmak zorunda olduğu gerçeği baki kalır. sistematik olarak bebek ve çocuk öldüren devletin ve savaş propagandasının borazanlığını yapan anaakım medyanın kimseye ama hiçkimseye "bebek katili" adını verme hakkı yoktur.


1989 (toplam: 2 çocuk)

19 temmuz: mahmut yaşar (10), şırnak
20 eylül: fahrettin ertaş (10), şırnak

1990 (toplam: 21 çocuk)

20 mart: abidin tuncer (10), cizre
1 nisan: berivan kara (1), uludere
1 nisan: behecan kara (9), uludere
31 mayıs: canan özen (8), derik
10 haziran: rahime kayran (10), basa
10 haziran: meryem kayran (10), basa
10 haziran: taibet öner (3), basa
10 haziran: vasfiye öner (10), basa
10 haziran: sait kahraman (4). basa
10 haziran: hayrettin öner (5), basa
10 haziran: fatma kayran (15), basa
10 haziran: mehmet kayran (5), basa
10 haziran: hüseyin kayran (3), basa
10 haziran: haniye özdemir (10,) basa
10 haziran: takviye öner (15), basa
10 haziran: ömer bestaş (16), basa
14 haziran: cevdet güler (14), hakkâri
14 haziran: fehime güler (9), hakkâri
6 ağustos: faruk aktuğ (13), silopi
30 ekim: ş. pınar (11)
12 aralık: hadi dalan (11), lice

1991 (toplam: 12 çocuk)

28 şubat: salih talayhan (17), şırnak
4 mayıs: murat ardıç (13), bingöl
8 haziran: emine latifeci (11), hazro
25 haziran: rinde latifeci (13), hazro
10 temmuz: behzat özkan (14), diyarbakır
3 ağustos: hediye dilçe (18), cizre
12 ağustos: ferzan ceylan (12), dargeçit
12 ağustos: abdullah ceylan (12), dargeçit
6 eylül: ömür eriş (11), kurtalan
20 ekim: nezahat kızıl (6), siirt
20 kasım: İsmet mirzaoğlu (15), ahlât
24 aralık: veysi aktaş (13), lice

1992 (toplam: 115 çocuk öldürüldü)

6 ocak: emine turan, nusaybin
14 şubat: seyfettin kapkaçin (18), mardin
14 şubat: abdülselam özbey (15), mardin
15 mart: mehmet evren (12), cizre
18 mart: vesile say (9), dargeçit
18 mart: bedia say (15), dargeçit
18 mart: yasin say (17), dargeçit
18 mart: sami say (10), dargeçit
19 mart: hıdır acet, nusaybin
21 mart: muhrise altay (18), cizre
21 mart: hüseyin altan (14), cizre
21 mart: İsmet arvas (16), van
21 mart: çetin bayram (16), van
21 mart: davut soyvural (15), gercüş
21 mart: mehmet emin acar (10), şırnak
21 mart: nebat kakuç (17), şırnak
21 mart: bülent zeyrek (16), şırnak
21 mart: emin tetik (15), şırnak
21 mart: mehdi günen (9), şırnak
21 mart: halil bebek (2), nusaybin
21 mart: ahmet kaya (1), nusaybin
21 mart: fatma kaçmaz (4), yüksekova
22 mart: hatice acar (5), şırnak
22 mart: kadriye kakın (17), şırnak
22 mart: mehmet nezir (13), şırnak
24 mart: medeni aydın (18), batman
24 mart: bahri çınar (12), ömerli
25 mart: nihat celasun (14), cizre
25 mart: fatma kaçmaz (14), yüksekova
25 mart: medeni tunç (14), siirt
25 mart: medine sevgi (18), siirt
27 mart: süleyman ayal (14), urfa
29 mart: bişeng anık (16), şırnak
29 mart: mehmet ekinci (7), mazıdağı
29 mart: şeyhmus aktürk (16), dargeçit
11 nisan: yasin çetin (16), mevzitepe
11 nisan: hasan ayar (11), mevzitepe
17 nisan: cazım kortak (17), savur
17 nisan: mustafa ok (18), savur
18 nisan: metin kıratlı (10), yüksekova
21 nisan: yusuf bodur (1), midyat
21 nisan: abdurrahman yeşilmen (12), midyat
21 nisan: hamza bulut (8), midyat
22 nisan: ayşe balım (18), silopi
4 mayıs: bişar bilen (10), uludere
4 mayıs: hanım tunç (12), uludere
9 mayıs: sıraç nergis (17), nusaybin
9 mayıs: selim ata (17), nusaybin
9 mayıs: sait sağlam (17), nusaybin
3 haziran: mehmet naif çevik (9), nusaybin
10 haziran: kemal şili (18), tatvan
10 haziran: mahmut güreş (12), tatvan
12 haziran: emir eyvani (7), muş
22 haziran: gülbahar tunç (8), gercüş
22 haziran: behçet tunç (17), gercüş
22 haziran: abdurrahman gök (14), gercüş
22 haziran: şükrü gök (10), gercüş
22 haziran: sultan gök (12), gercüş
22 haziran: emrullah gök (4), gercüş
22 haziran: haşim gök (3), gercüş
22 haziran: yeni doğmuş bir bebek, gercüş
26 haziran: medine kartal (18), İdil
27 haziran: yılmaz tatar (12), şırnak
haziran: abdülcelil toy (14), siirt
haziran: sadık turlu (15), siirt
11 temmuz: gülistan evin (6), şemdinli
11 temmuz: rehan evin (8), şemdinli
22 temmuz: abdurrahman akbalık (17), nusaybin
25 temmuz: kadir balık (13), dicle
28 temmuz: nurcan özatak (2), hakkâri
temmuz: zuhal avcı (9), kulp
temmuz: çiğdem esmer (10), kulp
6 ağustos: hüseyin bayılmaz (10), nusaybin
10 ağustos: mehmet erbek (12), mardin
22 ağustos: zeliha nasanlı (10), siverek
23 ağustos: murat dağkeser (10), siverek
23 ağustos: orhan dağkeser (4), siverek
23–24 ağustos: İbrahim artunç (7), şırnak
23–24 ağustos: remziye artunç (10), şırnak
23–24 ağustos: güler sökmen (3), şırnak
23–24 ağustos: veysi sökmen (6), şırnak
23–24 ağustos: sema sökmen (9), şırnak
23–24 ağustos: gülüm güngen (6), şırnak
23–24 ağustos: medine güngen (14),şırnak
5 eylül: fuat keskin (14), doğubeyazıt
7 eylül: mesut dündar (15), cizre
10 eylül: cumali çetrez (9), hamur
10 eylül: şefika çetrez (7), hamur
18 eylül: ahmet alan (10), solhan
1 ekim: hüseyin esrai (16), kars
3 ekim: aziz bal (17), dargeçit
20 ekim: sinan demirtaş (18), nusaybin
24 ekim: zeyni dağ (17), nusaybin
1 kasım: devrim eleftoz (1), silvan
5 kasım: şurzan demirkapı (16), kovancılar
6 kasım: milet samur (14), şemdinli
6 kasım: İkmal samur (18), şemdinli
6 kasım: gülsüme samur (4), şemdinli
6 kasım: reber samur (1), şemdinli
7 kasım: şivan çığırga (3), cizre
7 kasım: nadire çığırga (10), cizre
7 kasım: sinem çığırga (13), cizre
7 kasım: fatma çığırga (9), cizre
7 kasım: bahar çığırga (7), cizre
22 kasım: coşkun benzer (12), kilis
22 kasım: fırat geçmez (18), silvan
3 aralık: mehmet İşler (18), midyat
6 aralık: melek bora (10), dargeçit
16 aralık: garibe karasakal (18), nusaybin
17 aralık: veysi başar (8), diyarbakır
17 aralık: fatma can (17), diyarbakır
24 aralık: nafi kalemli (14), viranşehir
aralık: hüseyin ensari (16), kars
aralık: mehmet yusufi (15), başkale
aralık: kasım oval (14), yüksekova

1993 (toplam: 66 çocuk)

11 ocak: gülistan İşiyok (12), kulp
12 ocak: nezir ergün (8), cizre
12 ocak: hacer ergün (6), cizre
12 ocak: hıdır ergün (17), cizre
31 ocak: naze ekici (12), şırnak
31 ocak: şemsi ekici (4), şırnak
31 ocak: hamza ekici (6), şırnak
17 şubat: esra saçaklı (8), silvan
20 şubat: abide ekin (3), basa
7 mayıs: gürgiz bayındır (5), İdil
23 mayıs: naim aslan, yüksekova
25 mayıs: semra bayram, silvan
18 haziran: İrfan fidan (17), savur
7 temmuz: mahmut aydemir, silopi
7 temmuz: fadile aydemir (6), silopi
7 temmuz: ayşe yıldız, silopi
11 temmuz: dinçer levent (16), hamur
11 temmuz: feride levent (15), hamur
13 temmuz: canan çiftçi, diyadin
13 temmuz: dilşah çiftçi, diyadin
13 temmuz: ender çiftçi, diyadin
13 temmuz: ruken çiftçi (6), diyadin
20 temmuz: azad sabırlı (7), bahçesaray
20 temmuz: yunus sabırlı (2), bahçesaray
20 temmuz: bahar turan (3), bahçesaray
20 temmuz: sevil ağaç (7), bahçesaray
20 temmuz: suzan turan (10), bahçesaray
20 temmuz: yıldız güzel (13), bahçesaray
20 temmuz: nezahat elmalı (12), bahçesaray
20 temmuz: eylem elmalı (4), bahçesaray
20 temmuz: azime elmalı (14), bahçesaray
20 temmuz: muhammet yaşar (8), bahçesaray
20 temmuz: hanım yaşar (4), bahçesaray
20 temmuz: hürriyet sevgili (12), bahçesaray
24 temmuz: c. m. (12), silvan
30 temmuz: elif rani (7), pazarcık
30 temmuz: gözde rani (4), pazarcık
14 ağustos: zeynep çağdavul (18), digor
14 ağustos: selvi çağdavul (16), digor
14 ağustos: gülistan çağdavul (18), digor
14 ağustos: yeter keremciler (14), digor
14 ağustos: zarife boylu (16), digor
14 ağustos: necla geçener (14), digor
ağustos: seyhan doğan (12), dargeçit
ağustos: abdurrahman coşkun (18), dargeçit
ağustos: m. emin aslan (18), dargeçit
11 eylül: seyithan balçık, cizre
11 eylül: mesut balçık, cizre
13 eylül: yusuf bozkurt (14), şırnak
13 eylül: halit akıl (12), şırnak
21 eylül: ahmet arcagök (11), diyarbakır
28 eylül: İdris ülüş (12), yüksekova
30 eylül: sercan ülüş (7), yüksekova
2 ekim: şakir öğüt (7) altınova/muş
2 ekim: cihan öğüt (4) altınova/muş
2 ekim: m. şirin öğüt (1) altınova/muş
2 ekim: aycan öğüt (6) altınova/muş
2 ekim: çınar öğüt (3) altınova/muş
9 ekim: zana zoğurlu (16), lice
9 ekim: lokman zoğurlu (17), lice
10 ekim: yalçın yaşa (13) diyarbakır
22 ekim: dilbirin canpolat (3,5), lice
22 ekim: suna canpolat (2), lice
22 ekim: hüseyin canpolat (15),lice
17 aralık: halil leco (13), ovacık
aralık: mahmut erol (15), dargeçit

1994 (toplam: 84 çocuk)

3 ocak: b. a. (12), hani
5 ocak: keko gül (12), adana
6 ocak: ali katmış (1), cizre
7 ocak: a. halim rüzgâr (12), batman
10 ocak: muhammet bilgiç (5), cizre
10 ocak: ahmet bilgiç (6), cizre
14 ocak: azad önen (16), diyarbakır
18 ocak: süleyman gün (15), diyarbakır
25 ocak: ahmet efe (8), diyarbakır
13 şubat: İbrahim şeflik (5), silopi
16 şubat: hakan yalçın (14), diyarbakır
23 şubat: bilavşan asper (17), tatvan
26 şubat: sevgi asma (7), kurtalan
26 şubat: sohbet öngün (3), sason
26 şubat: hanifi yıldız (13), sason
26 şubat: hüseyin tekin (16), sason
1 mart: r. a. (3), kızıltepe
19 mart: ferman cingöz (16), lice
27 mart: mirza yıldırım (3), şırnak
27 mart: mehmet yıldırım (15), şırnak
27 mart: abdülkerim yıldırım (2), şırnak
27 mart: İrfan yıldırım (5), şırnak
27 mart: xunaf yıldırım (3), şırnak
27 mart: çiçek benzer (2), şırnak
27 mart: ali benzer (7), şırnak
27 mart: ayşe benzer (1), şırnak
27 mart: ömer benzer (12), şırnak
27 mart: abdurrahman benzer (4), şırnak
10 nisan: İlhami menteş (12), lice
10 nisan: raif menteş (13), lice
27 nisan: keziban kalkan (15), genç
28 mayıs: tuncer güler (11), ağrı
30 mayıs: şerif ekin (13), basa
2 haziran: ahmet kaya (13), yüksekova
2 haziran: hasan demir (14), yüksekova
5 haziran: didar elmas (7), ovacık
8 haziran: barzan…. (2), silvan
25 haziran: hüsnü turan (10), nusaybin
25 haziran: eylem tur (13), nusaybin
25 haziran: süleyman erik (9), nusaybin
25 haziran: emrullah zeybek (10), bitlis
25 haziran: hikmet argün (13), bitlis
27 haziran: xanime sincar (17), ömerli
28 haziran: hayri yüksel (15), ömerli
4 temmuz: atilla kılıç (14), kozluk
8 temmuz: nurullah solhan (16), kızıltepe
8 temmuz: emrullah solhan (14), kızıltepe
8 temmuz: selma solhan (7), kızıltepe
11 temmuz: a. menaf tunç (14), siirt
16 temmuz: kenan dartan (12), kozluk
31 temmuz: gültekin acet (10), bismil
5 ağustos: abdullah kamçı (16), yüksekova
8 ağustos: sedat barış (18), batman
12 ağustos: netice coşkun (14), kulp
12 ağustos: mümine zümrüt (18), kulp
15 ağustos: çelebi özgüç (15), savur
15 ağustos: İshak özgüç (13), savur
22 ağustos: savaş ateş (11), dicle
22 ağustos: halit güneş (13), dicle
22 ağustos: bayram güneş (13), dicle
22 ağustos: vedat balta (12), dicle
22 ağustos: İbrahim balta (13), dicle
22 ağustos: İsa can (15), dicle
1 eylül: nurettin doruk (18), diyarbakır
13 eylül: sadettin doğan (10), lice
15 eylül: sedat öner (7), eruh
15 eylül: mehmet sercan (9), eruh
15 eylül: cemşit adıgüzel (13), eruh
20 eylül: şükran yıldız (11), çukurca
25 eylül: dilek serin (3), dersim
25 eylül: yeter işık (16), dersim
25 eylül: elif işık (18), dersim
25 eylül: recep tartar (8), genç
25 eylül: kürdiye savaş (8), genç
25 eylül: emrah tartar (8), genç
25 eylül: faruk savaş (11), genç
2 ekim: filiz kayış, ceylanpınar
3 ekim: İlyas yiğit (6), çat
3 ekim: adil boztaş (10), kağızman
9 ekim: nurşan bulut (13), palu
10 ekim: mehmet üste (12), pazarcık
31 ekim: hamdi dündar (18), yüksekova
31 ekim: fikri yılmaz (15), yüksekova
18 kasım: cüneyt tarhan (11), tatvan
1 aralık: yunus turgut (13), silopi
aralık: hasip kaya (9), doğubayazıt
aralık: yılmaz kaya (10), doğubayazıt

1995 (toplam: 7 çocuk)

nisan: erol öztunç (2), uludere
17 mayıs: ahmet bulut (10), ömerli
17 mayıs: rahim kumru (10), ömerli
25 mayıs: dinar aras (12), iğdır 1995
25 mayıs: cüneyt aras (6), iğdır
25 mayıs: ergün aras (3), iğdır
25 mayıs: ferdi aras (2), iğdır

1996 (toplam: 6 çocuk)

2 mayıs: hazal sevim (17), baykan
8 ağustos: dilan bayram (2), adana
8 ağustos: berivan bayram (4), adana
13 kasım: hatice bozaslan (17), derik
2 aralık: oktan çaçan (14), diyarbakır
11 aralık: mehmet banan (15), midyat

1997 (toplum: 7 çocuk)

6 mart: musa adsız (12), akçakale
23 nisan: m. şerif öztürk (11), kızıltepe
25 nisan: muhammet kulçur (12), dumlu/ erzurum
25 nisan: gökhan kulçur (10), dumlu/ erzurum
8 mayıs: fedai öğürce (4), pasinler
10 kasım: m. özdemir (17), ceylanpınar
11 kasım: bilal alanca (5), nusaybin

1998 (toplam: 8 çocuk)

ocak: fatih kaya (18), batman
15 mart: engin ceylan (14), lice
1999 (toplam: 12 çocuk)
14 mart: tugay ergin (10), hani
26 mart: abdurrahman gezer (18), osmaniye
17 nisan: yılmaz elüstü (17), genç
15 mayıs: kenan oğuz, erzurum
15 mayıs: deniz oğuz, erzurum
15 mayıs: cansu oğuz, erzurum
20 haziran: mehmet algan (11), İdil
1 ağustos: fırat çiçek (9), elazığ
1 ağustos: onur şahin (11), elazığ
1 ağustos: sedat karakoç (14), elazığ,
17 ağustos: şaban çadıroğlu (15), van
25 eylül: İnan cila (11), ovacık

2000 (toplam: 3 çocuk)

serdar günerci (17), diyarbakır
welat şedal (10), yüksekova
İsmail şedal (8), yüksekova

2004 (toplam: 1 çocuk)

21 kasım: uğur kaymaz (12), mardin

2006 (toplam: 8 çocuk)

29 mart: abdullah duran (9), diyarbakır
30 mart: enes ata (8), diyarbakır
30 mart: İsmail erkek (8), diyarbakır
mart: fatih tekin (3), batman
mart: ahmet araç (17), mardin
3 nisan: mahsum mızrak (17), diyarbakır
3 nisan: emrah fidan (17), diyarbakır
5 eylül: mizgin özbek (10), batman

2008 (toplam: 1 çocuk)

15 şubat: yahya menekşe (12), şırnak

2009 (toplam: 3 çocuk)

23 nisan: abdülsamet erip (14), hakkâri
30 eylül: ceylan önkol (12), lice
9 ekim: mehmet uytun (18 aylık), cizre

2010 (toplam: 6 çocuk)

3 haziran: fırat basan (14), şırnak
21 temmuz: canan saldık (16), van
17 eylül: enver turan (15), hakkari
5 ekim: ahmet İmre (12), şırnak – güçlükonak
10 ekim: umut furkan akçil (7) – silopi
11 kasım: nûjîyan İdem (4) – İdil.

2011

17 nisan: baran özyolcu(12)- patnos.
7 haziran: umut petekkaya(15)- çermik.
26 temmuz: doğan teyboğa(13), silopi
11 eylül: osman erbaş (14)-şemdinli
26 eylül: sultan doğrul (4) -batman


PS yukarıdaki liste, çetin yılmaz'ın blogundan alınmıştır.

29 Aralık 2011 Perşembe

KATİL DEVLET

devletin hakkari'deki, şırnak'taki yüzü.

iki saat uyudum, uyandım, uyuyamadım. dün akşam insanları öldürdüler. onlarcasını hem de. mustafa muğlalı'nın kışla, sabiha gökçen'in havaalanı adı olduğu ülkede, kürt öldürmek devlet geleneğiydi. şaşırmadım ama üzüldüm. ("üzüldüm" yazınca çok hafif bir ifadeymiş gibi duruyor ya, ben daha ağırını bilmiyorum aslında.)

katiller, hem de onlarca insanın ölümüne yol açan bombayı bırakan pilottan eylemin emrini veren komutana, genelkurmay başkanından başbakana bütün katiller ellerini kollarını sallayarak devam edecek hayatlarına. devletin yalnışlıkla ya da bilerek kürt öldürmesi o kadar normal ki artık, yaşanan olayın boyutlarını kavrayabilmek için kürt yerine filistinli, ıraklı vs., türk ordusunun yerineyse abd ya da israil ordusunu koyarak düşünmek, belki de türkiye'de yaşayan insanların çoğunun  yaşananları algılayabilmek için ihtiyaç duyduğu bir şeydir. öyleyse: israil'in onlarca filistinli sivili bombalayarak öldürdüğünü hayal edin, o durumda ne düşünecekseniz, bu durumda da onu düşünün.

leyla zana'ya "bak, bedel ödersiniz," dedikten sonra, onlarca kürt'ün öldürülmesi mesaj amaçlı mı, yoksa gerçekten yanlışlıkla mı bombalandı o insanlar, bilmiyorum. bileceksem de, siyaset bilimci yanım bilecek belki, insan yanımın öfkesinde ne olursa olsun değişen hiçbir şey olmayacak. ister kürt hareketine gözdağı vermek için, sivil olduğu bilinerek katledilmiş olsun, ister gerilla sanılıp, yanlışlıkla, bir farkı yok. hangi durumda kürtler'in türkiye'deki değerinin daha düşük olduğunu söylemek güç zira. onlarcası yanlışlıkla öldürülebilen bir şeyin ne değeri olabilir ki...

dün akşam dokuzda yaşanan olayı haber yapmak için bu sabahı bekledi medya; hürriyet'te, milliyet'te haber girmeye yetkisi olan bir kişi yoktu çünkü. malum, kürdistan konusuna haber yapma yetkisi zaten medyanın kendisinde değil, yalnızca devlette var. oysa bu çapta bir katliamda gazetelerin genel yayın yönetmenleri uyanmalı, manşetler değişmeliydi. hükümet, tsk yönetimi acil toplanmalı; insanlık mahallesini uzaktan da olsa görmüş olsalar, hepsi de istifa etmeliydi. ama hiçbiri olmadı ve hiçbiri olmayacak. çünkü kürt, türkiye'de düzineyle öldürülebilecek bir şey.

resmen savaş olduğu bile kabul edilmeyen bir "şey"de, devlet vatandaşlarının onlarcasını  F-16'larla öldürdü. devletin katil olduğu, dünyanın bazı ülkelerinde kitaplardan öğreneceğiniz bir şey, türkiye'deyse hayat bilgisi...

emri veren komutanın adı kürdistan'da bir kışlaya, pilotunkisiyse ilk yapılacak havaalanına verilsin. devletin şanındandır. yalnız tek bir şartım var: okullarda "devletin temel görevi vatandaşlarını korumaktır," diye öğretmeyi bırakın, sizden beklediğim başka bir şey yok. bütün devletler katildir, kimisi biraz daha az, kimisi biraz daha çok. bizim kaderimizde seri katil varmış.

22 Temmuz 2011 Cuma

DEVLETİM BEN, ÖLDÜRÜRÜM


20-22 temmuz 2001 tarihlerinde italya'nın cenova şehri, dünya ekonomisinin yönünü belirleme görevini ve hakkını kendine vermiş sekiz büyük kapitalist devletin toplantısına sahne oluyordu. ancak, "dünyanın efendileri" yanlız değildi. cenova sosyal forumu'nun çağrısına dünyanın dört bir yanından sayısız insan kulak vermiş, g-8 devletlerinin emperyalist politikalarına ve kapitalizme "artık yeter!" demek için şehrin sokaklarını doldurmuştu. g-8 zirvesi ile eylemlerin başladığı o uğursuz 20 temmuz günü, 23 yaşındaki antikapitalist eylemci carlo giuliani, 20 yaşındaki carabiniere mario placanica'nın kafasına nişan alarak ateşlediği tüfekten çıkan bir kurşunla hayatını yitirdi.

mario placanica, daha sonra mahkemede verdiği ifadede carlo'yu öldürmek niyetinde olmadığını, korkup telaşa kapıldığını ve uyarı amaçlı havaya iki el ateş ettiğini söyleyecekti. 5 mayıs 2003 günü mahkeme, placanica'nın suçsuz olduğuna karar verdi. italyan devleti tarafından 20 yaşındaki carabiniere'yi beraat ettirmekle görevlendirilen hakim elena daloiso; placanica'nın "uyarı ateşi" açmasının meşru müdafaa olduğunu, tüfekten çıkan kurşunlardan birinin atılan bir taştan sekerek carlo giuliani'ye isabet ettiğini söyleyerek kararını açıkladı.

beraat etmesinin üstünden iki yıl geçtikten sonra placanica, sağlık sorunları nedeniyle(!) işten çıkarılacaktı. carlo'nun ailesi olayın peşini bırakmak istemiyordu. 2009 ağustos'unda, avrupa insan hakları mahkemesi, "meşru müdafaa" kararını onadığını açıkladı.

carlo'nun ölümü de, devlet terörünün öldürdüğü birçok örneğin yanında yerini alarak, hafızamıza kazındı. italyan devleti - devlet olmasının gereğini yaparak - öldürdü. ve avrupa insan hakları mahkemesi de, insan haklarının kimler ve hangi durumlar için geçerli olmadığını ortaya koydu. avrupa birliği, insan hakları ve demokrasi masalını sosyalizm adına pazarlayanların suratındaki sırıtıştaysa hala bir değişikliğe rastlanmadı...

unutmamalı ki, "fareli köyün kavalcısı"nın başrolünde asla kavalcı olmadı...

3 Şubat 2011 Perşembe

FAŞİST OLUNCA İNSAN ÖLDÜRMEK BU KADAR KOLAY İŞTE

alex'in ölümünün ardınan göttingen'de yapılan eylemden...

1990 yılını 1991'e bağlayan yılbaşı gecesi alex selchow göttingen yakınlarındaki rosdorf''ta iki nazi tarafından öldürüldü. 21 yaşındaki gencin ölüm nedeni olarak aldığı on bıçak yarası ve kafasına aldığı darbeler kayda geçecekti. olay yerinden geçen polis araçları durup araya girme gereği görmemişti. ancak ambulansın olay yerine varmasının ardından polis de belirdi. aynı gece alex'in de daha önce katıldığı yılbaşı partisi tam beş kez nazilerin saldırısına uğradı. polis, saldırganları takip etmek yerine partide bulunanların kimliklerini tespit etmeyi tercih etti.

aynı gece, alex selchow'un öldürülmesinin birkaç saat öncesinde iki genç naziler tarafından hastanelik edilmişti. alex'in öldürülmesinin ardından yine göttingen yakınlarındaki adelebsen'de iki kişi daha naziler tarafından öldüresiye dövüldü. ve yine aynı bölgede yeralan weende'de bir kişinin daha naziler tarafından karnından bıçaklanarak ağır yaralı hastaneye kaldırılması için yalnızca birkaç saat geçmesi yetecekti.

bu saldırılar, alman devleti'nin yansıtmayı sevdiği gibi münferit vakalar değildi. 1981'de göttingen yakınlarındaki mackenrode'de bir nazi örgütü olan "özgürlükçü işçi partisi"nin lideri karl polacek tarafından kurulan nazi eğitim merkezi, bölgede nazi aktivitelerinin yoğunlaşmasına ve sayılarının gittikçe artmasına yol açmıştı. kendilerini güçlü hisseden nazilerin solculara, punklara ve göçmenlere yönelik saldırıları günlük yaşamın bir parçası haline gelmişti.

80'li yılların sonunda silahlı nazi grupları sokakta terör estiriyor, spor haline getirdikleri saldırılarına sayısız kundaklama olayını da ekliyordu. işte alex selchow'un hayatını kaybettiği o yılbaşı gecesi nazi terörünün doruk noktalarından biriydi. ama bir daha artık nazilerin şansı o kadar yaver gitmeyecekti.

olayın duyulmasının ardından 200 kişi rosdorf sokaklarındaydı. bir sonraki cumartesi günüyse 5000 kişi göttingen'de sokağa çıkacaktı. artık naziler sınırı aşmıştı: göttingen ve çevresinde gençler örgütlenip nazi terörünün karşısına dikilmeye başladılar. ve bugüne değin büyük bedeller ödeyerek nazileri büyük ölçüde püskürtmeyi başardılar.

ama biz yine o yılbaşı gecesine dönelim... 21 yaşındaki alex eğlenmeye gittiği yılbaşı partisinden çıkmış, bir arkadaşıyla beraber ailesiyle birlikte yaşadığı eve doğru yürüyordu. karşılarına çıkan 17 yaşındaki iki nazi, oliver simon ve sven scharf, rosdorf'taki bir başka yılbaşı partisinden "biz solcu avlamaya gidiyoruz" diyerek ayrılmışlardı. alex'i tam on kez bıçaklayarak ve kafasını tekmeleyerek öldürdükten sonra partiye geri dönerek "birinin işini bitirdik" dediler ve uyumaya gittiler.

olayı izleyen günlerde polis çeteler arası çatışmalardan bahsedecek ve nazi saldırılarını yalanlayacaktı. göttingen emniyet müdürü lothar will: "polisin elinde sözde nazi saldırıları hakkında bir bulgu yok. olaylar otonomların iddialarından ibaret. kesinlikle söylemek istiyorum ki, göttingen'de hiçbir nazi saldırısı olmamıştır." oysa polisin kendi kayıtları dahi göttingen ve çevresinde 1990 yılında nazilerin beyzbol sopasından tabancaya kadar çok çeşitli silahlar kullandığı 105 saldırı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu söylüyordu. üstelik yargılananların arasında mackenrode'de bir kadına güpegündüz baltayla saldıran "özgürlükçü işçi partisi" başkanı polacek de vardı.

1991 yılının ağustos ayında görülen mahkemede oliver simon - dört yılını yattıktan sonra "iyi hal"den çıkacağı - bir ıslahevinde altı yıl hapis cezasına çarptırılırken, diğer saldırgan sven scharf dört hafta hapisle cezalandırılacaktı. 1 ocak 1993 yılında alex selchow'u anmak ve nazi terörünü lanetlemek için yapılan bir gösteride alex'in babası - daha sayısız defalar yinelenecek - durumu özetleyecekti: "bildiğiniz gibi katilin yardakçısı dışarıda, katilse altı yıl ceza aldı. daha doğrusu dört yıl, çünkü cezasından iki yıl düşülecek. alex'in ölümünün ardınadn şimdiden iki yıl geçti - iki yıl daha ve o da serbest kalacak. faşist olunca insan öldürmek bu kadar kolay işte."

7 Aralık 2010 Salı

HAYALETLER VE BEN - 2


ne bir şey yazmak geliyor içimden, ne de alexis'in ölümünün yavaş yavaş unutulmasına göz yummak...

28 Ekim 2010 Perşembe

KATİLLER YİNE İŞ BAŞINDA


19 yaşındaki ırak göçmeni kamal öldü. naziler bir insanı daha öldürdüler. arkadaşlarıyla leipzig tren garının önündeki parktan geçip gitmek istemişti kamal. iki nazi, 28 yaşındaki daniel k. ve 32 yaşındaki marcus e. derisinin renginden göçmenlik akan gruba küfretmeye başladılar. ve sonra kamal'a saldırdılar. kamal karnından aldığı bıçak yarasının etkisiyle yere yığıldı ve bir daha kalkmadı. aldığı yara çok derindi, kaldırıldığı hastanede can verdi.

bu leipzig'de nazilerin 1994'ten bu yana işlediği altıncı cinayet. kamal'dan önce achmad ve nino göçmen, bernd eşcinsel, klaus ve karl-heinz yoksul oldukları için nazilerin hedefi olmuşlardı. kamal'ın katilleri kısa bir süre önce ağır yaralama ve tecavüzden yattıkları hapisten çıkmışlar. ve bilinen tanınan naziler. biri olay anında üstünde "kick off antifacism" yazan bir sweat-shirt giyiyordu.

polis ve savcılık için kamal'ın ölümü yalnızca sağ gözlerini yummak için bir fırsat daha demek. leipzig savcılığı sözcüsü ricardo schulz "saldırının ırkçı nedenlerden yapıldığına dair dayanak olmadığını" açıklamakta gecikmedi. savcılığın ve polisin kamal'ın öldürülmesinin nazilerin ırkçı bir eylemi olup olduğunu açıklamalarının yolu bundan sonra - her zaman olduğu gibi - kamuoyu baskısından geçiyor.

daha önce nürnberg'de arkadaşım berzan nazilerin saldırısına uğradığında şöyle yazmışım: "berzan dün komadan uyandı, umarım bir gün tamamen iyileşecek, bu faşist saldırıdan vücudunda iz kalmayacak. ama diğer berzanlar o kadar şanslı olmayabilir. ve benim gibi, berzan gibi sıradan insanlar bu sorunun çözümünü polise, devlete bıraktığı sürece çözülen hiçbir şey olmayacak."

24 Mayıs 2010 Pazartesi

1 K'SIZ 5 N


aşağıdaki haber metni radikal gazetesinden alıntı, diğer gazeteler de haberi benzer şekilde verdiğinden hangi gazeteden olduğunun da pek bir önemi yok zaten...

"Öğrenci kavgasında yaralanan Şerzan Kurt yaşamını yitirdi

Muğla'da üniversite öğrencileri arasında çıkan kavgada silahla vurularak ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede 5 gün önce beyin ölümü gerçekleşen Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Şerzan Kurt, yaşamını yitirdi.

Tedavi altında bulunduğu Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Anestezi ve Yoğun Bakım Servisinde beyin ölümü gerçekleşen Kurt’un (21) kalbinin de durduğu ve "doğal ölümünün gerçekleştiği" bildirildi. Kurt’un cenazesinin adli işlemlerin ardından ailesine teslim edileceği öğrenildi. Beyin ölümü 19 Mayıs Çarşamba günü gerçekleşen Kurt, doğal ölümünün gerçekleşmesi için hastanede makinelere bağlı tutuluyordu."


..."şerzan'ı kim vurdu?" sorusuysa haberin bir parçası olamayacak kadar önemsiz...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...