RTE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RTE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2011 Pazartesi

"KARLSRUHE'NİN TEMİZ ÇALIŞACAĞINI UMUYORUM"

recep tayyip erdoğan'ın almanya ziyaretinde yapılan protesto eyleminden...

recep tayyip erdoğan'ın almanya ziyareti sırasında bir grup alman hukukçu; erdoğan, 2003'ten günümüze görev yapan milli savunma bakanları ve genelkurmay başkanları hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç işledikleri, uluslararası anlaşmalarca yasaklanmış silahları kullandıkları iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. britta eder, heinz-jürgen schneider ve heike geiswald, basına da sundukları 108 sayfalık metinde 2003-2010 yılları arasındaki on olayı ele aldıklarını, geçtiğimiz ekim ayında öldürülen 24 gerillaya yönelik kimyasal silah kullanıldığı iddiasını da dosyaya ekleyeceklerini söylediler.

gitta düperthal'ın, suç duyurusunun arkasındaki demokrasi ve uluslararası hukuk derneği'nin başkanı ve avukat heike geiswald'la yaptığı, junge welt gazetesinde yayımlanan röportajı türkçe'ye çevirmeye karar verdim.

hafta başı hamburglu avukatlar, savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemek iddialarıyla türkiye başbakanı erdoğan hakkında karlsruhe'de suç duyurusunda bulundular. hemen ardından erdoğan, almanya ziyareti sırasında başbakan angela merkel'den kürdistan işçi partisi yanlılarıyla mücadelede destek sözü aldı. bu sizi şaşırttı mı?

türk hükümeti, yıllardır almanya'dan pkk'nin buradaki siyasi etkinliklerini kovuşturmasını talep ediyor. gerçekten de, pkk yanlılarının kovuşturulması için "terör örgütü oluşturma"yı cezalandıran 129a paragrafı kullanıldı. ayrıca, söz konusu etkinliklerin almanya'da gerçekleştiğini kanıtlama zorunluluğunu ortadan kaldıran 129b paragrafından da yararlanıldı. türk hükümeti'nin bu taleplerine hemen yanıt veren yalnızca şimdiki hükümet olmadı. kürtler'in partiye yakın örgütlenmeler kurmasını engelleyen pkk yasağını ilk uygulayan avrupa devleti 1993'te almanya'ydı. 2008'de alman içişleri bakanlığı, roj tv'nin bir prodüksiyon firmasını pkk'nin örgüt ağınının bir parçası olduğu iddiasıyla yasakladı.

sizce başbakan angela merkel'in türk başbakanına pkk'ye karşı mücadelede daha fazla destek sözü vermesinin arkasında bilgisizlik mi yatıyor; yoksa merkel yargısız infazlar, işkence ve cesetlere kötü muamele konularında erdoğan'a ve subaylarına yönelik suçlamalardan haberdar mı?

alman uluslararası ceza yasasına dayanarak yaptığımız suç duyurusundan haberi var mı bilmiyorum. ancak suçlamalar yeni değil, başbakan ve hükümetin geri kalanı haberdar olmalı. merkel, kürt direnişine baskı yapma çağrısına alışık olduğumuz üzere olumlu yanıt verdi. türk hükümeti, kürtler'in her tür siyasi etkinliğinin terör olduğunda diretiyor. onların bakış açısından kürtler'in haklarını savunan herkesle mücadele edilmeli. alman devleti, pkk'yi terör örgütleri listesi kapsamına alarak kriminalize etti. türkiye'deki sorunun, içsavaş benzeri bir durum olduğu almanya'da hiç anlaşılmıyor.

erdoğan'a karşı yaptığınız suç duyurusu bu siyasi atmosferde ne kadar başarı vaat ediyor?

karlsruhe'deki federal savcılığın temiz çalışacağını ve olayın üstünü örtmeyeceğini umuyorum. türkiye'deki sorun şiddetlendiği için şimdi suç duyurusunda bulunduk. son dönemdeki gelişmeler hakkında alman basınına yansıyan tek şey, pkk'nin 19 ekim'de ırak sınırındaki türk hedeflerine saldırısı. anlatılmayan, bunun türk ordusunun sivil halka da yönelen sayısız saldırısına yönelik bir cevap olduğu. suç duyurumuz son derece ciddi olaylara dayanıyor. bu kararı almamıza yol açan, 2010 yazında türk ordusu'nun gerillalara karşı kimyasal silah kullanması ve sivil halka yönelik dramatik insan hakları ihlalleriydi.

erdoğan almanya ziyareti sırasında, türkiyeli göçmenlere almanca sınavı zorunluluğu getirilmesini insan hakları ihlali olarak niteledi. aynı zamanda kürtçe türkiye'de eğitim dili olarak yasaklı.

erdoğan'ın "insan hakları ihlali" sözlerini ağzına alması alay eder gibi. zorunlu almanca sınavları hakkında tartışmamız gerekiyor. ama erdoğan gibi, birilerinin insan haklarına layık olduğu, başkalarınınsa olmadığını düşünen biri başlattığında değil. kısa bir zaman önce alman vakıflarını pkk'yi desteklemekle suçladı. amacı, kürtler'e yapılan her tür yardımı terör ilan etmek.

daha önce alman uluslararası ceza yasasına dayanarak bu çapta insanlar hakkında dava açıldı mı?

bu yasa 2003'te yürürlüğe girmişti. federal savcılık 2005'te, ırak'ta savaş suçu işlediği ve işkenceden sorumlu olduğu iddiasıyla hakkında suç duyurusunda bulunulan amerikan savunma bakanı donald rumsfeld'in davasını görmeyi reddetti. bu karardan önce rumsfeld, hakkında dava açılması halinde münih'te yapılan nato güvenlik konferansı'na katılmamakla tehdit etmişti. 2010 yılında federal savcılık, ruanda'da savaş suçu işlendiği iddialarıyla ilgili dava açtı.

20 Ocak 2011 Perşembe

BAŞBAKANA "BORCUMUZU" ÖDEYECEĞİZ


22 ocak cumartesi günü saat 14:00’te istiklal caddesi’nde toplanarak, galatasaray taraftarlarına desteğimizi sunacağız. başbakan'a hak ettiği ilgiyi ıslıklarımızla göstereceğiz. zorba yöneticilerin bize tanımadıkları protesto hakkımızı sonuna kadar kullanacağız.

başta tüm sporseverler ve spor emekçileri olmak üzere, tüm bir ülke halkı olarak başbakana borcumuz var. başbakan’ın “ananı da al git” hitabıyla onurlandırdığı mersinli çiftçi nezdinde tüm çiftçiler olarak borçluyuz. başbakan’ın “her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir kural yok” diyerek aydınlattığı üniversite öğrencileri olarak borçluyuz.

13 milyon işsizi, sadece işsiz olduğu için borçlarından azade tutamayız. 13 milyon işsiz olarak borçluyuz.

cumhurbaşkanı’nın seçkin (!) öğrenci temsilcileri ile yaptığı görüşme sırasında dışarıda kalan ama unutulmayan, cumhurbaşkanı'nın değerli görüşlerinden o sırada yararlanamadığı için boynu bükük kalmasınlar diye hükümet temsilcisi polislerce coplanan öğrenciler olarak borçluyuz.

son olarak başbakan’ın “bu stadı ben yaptırdım, daha parası ödenmedi. beni kızdırmayın, projeyi bozdurmayın” diyerek uyardığı galatasaray taraftarları olarak borçluyuz.

sporun ticarileştirilmesi sürecine yeni boyutlar kazandıran başbakan’a, bununla yetinmeyip kapalı-açık tüm spor sahalarını siyasi rant alanına çevirdiği için, tüm sporseverler ve spor emekçileri olarak borçluyuz.

bu borç ortada kalmamalıdır.

galatasaray taraftarları borcun ödenmesi konusunda bir adım atmışlardır.

borç hepimizin borcu olduğuna göre bizim de bu adıma katılmamız, hep beraber bir kez daha başbakan’a borcumuzu ödememiz gerekiyor.

başta tüm sporseverler ve spor emekçileri, tüm halkımızı, 22 ocak günü saat 14:00’te istiklal caddesi’nde toplanmaya ve ıslıklarımızla başbakan’a ve kendini onunla özdeşleştirmiş tüm devlet ve sivil toplum erkanına şükran duygularımızı iletmeye çağırıyoruz.

borcumuzu öderken söylenecek bir çift sözümüz de olacaktır elbet. bu da borcumuzun helal faizi olsun.

spor-emek-sen
devrimci spor emekçileri sendikası


17 Ocak 2011 Pazartesi

GALATASARAY, ONUR, ONURSUZLUK


"biz büyüdük ve kirlendi dünya..." yeni türkü aslında her şeyi anlatmış...

ben futbolu severim, hem de gerçekten severim, belki de o yüzden otuz yaşında taraftardan çok futbolseverim artık. ilkokuldan beri galatasaraylıyım, ama çok zamandır o kadar da umrumda değil galatasaray. işin ilginci, ben galatasaray'ı terketmedim, terkedildim.

birgün büyüdüm ve hiçbir şey gözüme bir daha eskisi gibi gözükmedi. her yıl birbirlerine karşı şampiyonluk mücadelesi veren - trabzonsporlular alınmasın ama - üç kulüp vardı. ve üçünü birbirinden ayıran pek az özellik, birleştirenlerin karşısında etkisiz elemandı.

şimdi insanların hezeyanlarını görüyorum da, futbolun büyüsünün benim için çoktan bozulmuş olmasına, "çıplak gösteren gözlüğümü" yıllar öncesinden takmış olmama seviniyorum.

aslantepe'nin açılışında yaşananları ateşleyen etken neydi? bilmiyorum... muhtemelen de tek bir etken yok. tayyip erdoğan'ın fenerbahçeliliğinden toki başkanının gerizekalıca konuşmasına (biraz melih efendilik yapayım: sayın toki başkanım, sizin kitle psikolojisinden iyi anlayan bir danışmana ihtiyacınız var. ben, aynı içeriği insanları kudurtan konuşmanız yerine bütün stadı alkışlarla inletecek şekilde de verebilirim.), galatasaray'ın bu sezon tamamen çuvallamasından ülkenin genel hal ve gidişatını insanların nasıl gördüğüne birçok faktör rol oynamıştır. ve saydığım etkenlerden hangisini rolü daha büyük olursa olsun, tahmin ediyorum, galatasaray tribünlerinin tarihindeki en onurlu anlardan biridir.

gelelim işin çoğu galatasaraylı'yı hayal kırıklığına uğratan, üzen kısmına: yönetimin, taraftara sahip çıkmak yerine rte'na ve akp'ye yalakalık yapması. (bir de ultraslan var tabi, onlara ağız dolusu küfürden başka diyecek bir şeyim yok...) aksinin olduğunu hiç hatırlıyor musunuz? galatasaray kulübü, on binlerce insan "kaybedilirken" başbakanlarla iyi geçinmedi mi bu ülkede? deniz, hüseyin, ulaş asılırken kulüp yönetiminin "süleyman hep başbakan"la bir alıp veremediği var mıydı? kenan evren'e karşı bir kez olsun ağzını açtı mı da tayyip'e tavır koymasını bekliyoruz? tayyip'in dünya tarihinin gördüğü en korkunç diktatörlerden olduğu rüyasındakilere: kenan evren olabilmesi için bırakın kırk fırın ekmek, yanında fırıncıyı da yese yetmez. kulüp yönetimleri, iktidar kimdeyse ona yalakalık yapar. hep yapmıştır, muhtemelen de hep yapacaktır.

bu işler böyle. düzenli olarak milyonlarca dolarlık vergi borçları affedilen, devlet tarafından dev bir stadyum yapılan, yönetiminde iş hayatları açısından hükümetle iyi geçinmesi elzem olan insanlar oturan bir kulüp; hükümetle falan kapışamaz, kapışmak da istemez zaten. galatasaray, çözümün değil, sorunun bir parçasıdır.

ha, fenerbahçeliler ve beşiktaşlılar hiç sevinmesin. hepimiz aynı bokun soyuyuz. yok, diğerleri de sevinmesin, onların da sadece çapı yetmiyor. başbakan yerine belediye başkanına yalakalık yapmakla meşguller.

6 Nisan 2010 Salı

TAYYİP THE DRUMMER

RTE'yle deniz baykal belki böyle daha çekilir hale gelebilir diye düşündüm. educatedear'ın eline sağlık...

Tayyeap The Drummer from Vulcane on Vimeo.




tayyeap vs dennice drum battle from Vulcane on Vimeo.

11 Mart 2010 Perşembe

SALLANIRIM BİR O YANA BİR BU YANA - II




bu resim tam 22 yıl önce çekilmiş; dönemin refah partisi istanbul il başkanı recep tayyip erdoğan, melih gökçek, şevki yılmaz ve kadir topbaş'la beraber darphane grevine destek verirken... kendisi bir de yaptığı konuşmada "zulme son verene kadar haklı ve kararlı mücadelelerin yanında olmayı inancımız gereği görev telakki ederiz" buyurmuş.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...