Bu hafta sonu Koç Müzesine gittik ve daha önce neden gitmedik diye kendimize bol bol kızdık. Ben gerçekten bayıldım. Zaten müze ve tarihi mekanları gezmeyi çok severim onun için ben "dadından yiyemedim" o kaaaa güsel oldu yane :)
Her şeyi anlatmak istiyorum hepsi bir bir aklımdan geçiyor ama yazmakla bitmez, anlatmakla anlatılmaz o kadar çok. Resmen bir tarih deposu. Hani tarihi eşyaların eski bir kokusu vardır, o kokuyu sever misiniz bilmem ama ben çok severim, orada bol bol içime çektim bu kokuyu.
Biz saat 11 gibi girdik müzeye ve mecburen çıkmak zorunda kaldığımızda saat 15 idi. Yemeden, içmeden, dinlenmeden zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden deli gibi gezdik. Çalışanları da oldukça kibar ve güler yüzlüydü. Öyle bazı müzelerde olduğu gibi aman ellemeyin fotoğraf çekmeyin gibi saçma sapan yasaklarda yok. Her şeye rahat rahat bakabiliyorsunuz.
Artık susuyorum ve sizi fotoğraflarla baş başa bırakıyorum.
İlk başta yelken okulu öğrencilerinin yelkenlerini suya indirişlerini seyrettik. 10 yaşında çocuklar yelkenle açılıyorlar. Bu harika bir şey, çok imrendim onlara arkalarından bize de bi tur attırın diye seslendim ama duymadılar :)
Bu da benim Paspal hafta sonu kombinim.
Gelelim Koç Müzesine,
Arabalaaarrr :)